Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Muheyni: Sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor.

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
TT

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.

El-Arabiya kanalının Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni’ye göre önümüzdeki mart ayında 20’inci yılını doldurmaya hazırlanan kanal, ‘yenilenen ekip ruhuyla sürdürülebilir bir model oluşturmayı’ başardı. Muheyni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda bu ruhun, kanalın son 20 yılda siyasi habercilik sahnesine liderlik edebilmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Muheyni bu özelliğin kanalın hem karar vericilerin hem de Arap izleyicinin beklentilerine ayak uyduracak şekilde değişim ve gelişim yeteneğine sahip olmasını sağladığına dikkat çekti.
El-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda başta sosyal medya platformlarının medya sahnesindeki etkisi ve kanalın Suriye ve Türkiye'deki depremlere ilişkin haberleri olmak üzere Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınması da dahil olmak üzere birçok başlıkta açıklamalarda bulundu:

- El-Arabiya’yı şu an, özellikle 20’inci yılını doldurmaya yaklaşmışken nasıl görüyorsunuz?
El-Arabiya önümüzdeki ay 20’inci yılını dolduracak. Geriye dönüp baktığımızda, El-Arabiya’nın son 20 yıldan bugüne kadar siyasi haber medya sahnesine liderlik ettiğini görüyoruz. El-Arabiya, kuruluşundan bu yana sağlam temellere ve büyük ölçüde profesyonellik, bağlılık ve sadakat sahibi bir ekibe sahiptir. Onlarla birlikte her gün çalışmaktan mutluyum. Bu ekip, El-Arabiya ağı içinde yenilenmiş bir ruh yarattı. Bu, kanalı dönüşebilen, gelişebilen, ayak uydurabilen ve Arap izleyicisi nezdinde büyük bir yeri olan bir kanal haline getirdi. En önemli karar vericiler, mesajlarını iletmek için El-Arabiya ve El-Hades (ağın bir parçası) kanallarını seçiyorlar. Çünkü bunları en önemli istasyonlar olarak görüyorlar. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştük. Geçtiğimiz günlerde ekranlarımıza Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy çıktı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de bizimle görüştü. Yakında Malezya lideri Mahathir Muhammed ile yapılan bir röportaj yayınlanacak. Liste böyle uzayıp gidiyor.

-Medya ortamı, sosyal medyanın sahneye önemli bir oyuncu olarak girmesiyle son yıllarda çok değişti. Bu durum El-Arabiya Ağı’nı da etkiledi mi?
Evet. Sosyal medyanın rolünü ve medya sahnesindeki büyük etkisini görmezden gelmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bugün sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor. Ancak sosyal medya, doğru ve yanlış haberlerin ve bilgilerin büyük bir karışımıdır. Kasıtlı ve kasıtsız dezenformasyon olgusu için geniş bir alanda yaygın haline gelmiştir. Bu nedenle El-Arabiya kanalında sürekli vurguladığımız nokta, haber içeriğine odaklanmak ve bunu izleyicilere en iyi şekilde sunmaktır. Örneğin, Ukrayna krizi patlak verdiğinde El-Arabiya'nın izleyicilere bilgi aktaran ve canlı olarak fotoğraf ve doğru bilgileri iletmek için cephelere giden birçok muhabiri vardı. Rus tankları sınırı geçtiğinde oradaydık. Muhabirlerimizden biri Ruslar ile Ukraynalılar arasındaki çatışmanın sona ermesinden dakikalar sonra bölgeye vardığında cesetleri ve kesilmiş uzuvları fotoğraflayarak korkunç sahneleri bizlere aktardı. Bunların gösterilmesini durdurmak zorunda kaldık. Ayrıca dünyanın kapalı olduğu yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde El-Arabiya ve El-Hades muhabirleri gelişmeleri takip etmek ve hastalarla dolu hastanelere girmek için insanların kaçtığı pandemi bölgelerine girdi. Bunun yanı sıra İran'daki gösteriler sırasında El-Arabiya gelişmelerin ve yapılan gözaltıların takipçisi oldu. Diğer haber merkezleri ise bunu yapmaktan geri durdu. Taliban'ın hikayesini başından beri takip ettik. Kabil'in düşüşü öncesinde de sonrasında da oradaydık. Taliban yetkilileriyle görüştük. Ardından kadınların okumasını ve çalışmasını engelleyen krizi ele aldık. Bu, kimsenin yakından takip etmediği büyük bir krizdir. Orada Taliban'a kendilerini savunma şansı verdik. Kendilerine doğrudan zor sorular yönelttik ve Afgan kadınının çektiği sıkıntıyı aktardık. Son olarak, Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketini geniş bir şekilde aktardık. Oradaki insanların çektikleri ve çekmekte oldukları acıları aktarmak için gece gündüz çalıştık. Bu bahsettiklerim, her şeyden önce ve son derece profesyonel bir şekilde haber içeriği sağlamaya dikkat ettiğimizi kanıtlayan bazı örneklerdir. Sorunuza cevap olarak; sosyal medya platformlarının getirdiği değişimlerden olumsuz etkilenmediğimizi, aksine faydasını gördüğümüzü söylemek isterim. Influencerları ve içerik oluşturucuları medya ortamının önemli oyuncuları ve tamamlayıcıları olarak görüyorum. Ancak gazetecilik rolüne odaklanmaları ve güçlü konumları nedeniyle El-Arabiye gibi büyük medya kuruluşları en büyük ve en önemli rolü oynayanlardır.


El-Arabiya’nın Riyad’daki yeni stüdyoları. (Şarku’l Avsat)

- Biraz önce sosyal medyanın faydasını gördüğünüzü söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?
Ekrana ne kadar önem versek de sosyal medyadaki nüfuzumuzu güçlendirdik. Üç yıl önce El-Arabiya Ağı’nın takipçi sayısı 98 milyon iken bugün bu sayı 180 milyona çıktı. Bugün istisnasız tüm platformlarda her kesime ulaşabilmek için siyasi içerikleri yeni biçimlerde sunuyoruz. Tecrübeler, halkın ciddi olmayan içeriklerle ilgilendiğine dair yaygın inanışın aksine, siyasi konulara ve ciddi mevzulara ilgi duyduğunu gösteriyor. Sosyal medya alanının önemli olduğuna ve rekabetin var olduğuna inandığımız için kapsamımız artmayı sürdürüyor. Ekranda işlerini gösterecek kadar yer bulamayan birçok ülkeye şimdiden ulaşabildik. Ayrıca kapsamımız gençlik gruplarına odaklanan sosyal medya platformlarını da içeriyor. Politikamızı veya içerik çizgimizi değiştirmeden özel olarak bu gruplarla iletişim kuruyoruz. Amaç, yeni nesli gelecekte kanalın çekirdek kitlesine katılmaya hazırlamak.

-Haber dünyasında, özellikle El-Arabiya kanalında teknolojiyi ne derece önemli bir unsur olarak görüyorsunuz?
Siyasi içerik ve mükemmel haberciliğe gösterdiğimiz ilginin yanı sıra, teknoloji ve artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanımına da ilgi duyuyoruz. İzleyiciler son ABD seçimleriyle ilgili haberleri, ne kadar hazırlık yapıldığını ve başka hiçbir haber istasyonunun erişemeyeceği şekilde ne kadar haber değeri olduğunu halen hatırlıyor. Ayrıca izleyicilere dikkat çekici yollarla iletmek istediğimiz hikayeleri göstermek için halen artırılmış gerçeklik kullanıyoruz. Teknolojiye olan ilgimiz bununla da sınırlı kalmıyor ve yapay zeka teknolojisinden faydalanıyoruz. El-Arabiya uygulaması artık Amazon Alexa' ve Apple CarPlay cihazlarında yer alıyor.

- Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketi yayını öncekilerden hangi açılardan farklı?
Felaket her düzeyde büyük ve korkunç. Beklentiler ölü sayısının 50 bini aşacağı yönünde. Bu büyük bir sayı. Yaralılar ve evsiz kalanlar da var. Depremleri ve sarsıntıları meydana gelir gelmez yayınladık. Yolların ve altyapının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle ulaşımın zorluğuna rağmen, muhabirlerimiz depremden etkilenen bölgelere ulaşarak yaşananları yakından izleyicilere aktarmayı başardı. Burada acı verici sahneler nedeniyle haber merkezinde muhabirlerle birlikte zor bir deneyim yaşadığımızı belirtmek isterim. Enkaz altında kalan çocuklar da dahil olmak üzere binlerce masum insanın yaşamını yitirdiği bir felaketi. İki dakikadan kısa bir sürede haber yapmak kolay değil.

- Arap haber kanalları arasındaki rekabeti ve performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Televizyon performansından bahsedecek olursak; El-Arabiya ve El-Hades kanallarının temsil ettiği El-Arabiya Ağı çoğu Arap ülkesinde halen ön safta yer alıyor. Örneğin El-Hades kanalı, Irak, Libya ve Yemen'deki bölgesel haber kanalları arasında ilk sırada bulunuyor. Ancak sosyal medya platformlarından bahsedersek; ağın çabaları ve hedefleri, küresel haber ağları düzeyinde liderlik pozisyonları için rekabet etmektir. Rekabet her zaman yaratıcılık için önemli bir katalizör olmuştur. El-Arabiya Ağı’na gelince; bizim birçok güçlü noktamız var. Bunlar arasında, çatışma ve savaş alanlarında sahadaki muhabirlerimizin yanı sıra haber merkezindeki erkek ve kadın meslektaşlarımızın tecrübesi, El-Arabiya’da görünen yüzler ve ağdaki herkesin sunduğu profesyonel çalışma yer alıyor.

- Kanalın genişlemesi ve merkezinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Riyad, dünyanın en önemli başkentleri arasında yer alıyor. Hiç şüphesiz bunun El-Arabiye Ağı’nın büyümesinde etkisi olacaktır. Oradaki merkezimizden haber bültenleri ve programlar sunmaya başladık. Şu an yeni genel merkezde tamamlanacak olan tam bir geçiş sürecindeyiz.

- Sizce El-Arabiya kanalının editoryal çizgisinin en belirgin özellikleri neler?
El-Arabiya’nın medya alanında uzun bir tecrübesi bulunuyor. Ancak aynı zamanda haberlere ayak uydurma yeteneğimize olan inancımız da var. El-Arabiya’nın kuruluşundan sonra doğan ve kanalı takip etmeye başlayan bir neslin olması bunun kanıtıdır. El-Arabiya, dünyanın en önemli yüzlerini konuk etti ve en önemli çatışmaları, krizleri ve doğal afetleri haber yaptı. Medyadaki profesyonelliğimize ve gelişme gücümüze mutlak inancımız var. El-Arabiya ayrıca medya ortamındaki değişime rağmen haberlerin takibi noktasında halen güvenilir bir kaynak olmaya devam ediyor. Bunun yanı ıra Irak ofisinin yıkılması, Sudan ofisinin kimliği meçhul kişilerce sabote edilmesi, Türkiye'deki meslektaşımızın tutuklanması, Lübnan'daki meslektaşlarımızın Hizbullah üyeleri tarafından darp edilmesi ve Yemen'deki meslektaşımız Mahmud El-Atmi’nin aracına karısının ve çocuğunun ölümüne yol açan bombalı bir saldırı düzenlenmesi gibi karşılaştığımız zorluklara rağmen değerli bir medya içeriği sağladık ve sağlamaya da devam ediyoruz. Bu, gazetecilik işini mümkün olan en iyi şekilde yapmaya yönelik tam bağlılığımıza bir delilidir ve bununla gurur duyuyoruz.

- El-Arabiya’nın güncel haberler dışında, Arap izleyicisinden talep gören belgeseller konusunda planları neler?
Dengeli gazetecilik içeriği sağlamanın yanı sıra uzun süre radikal ve kriz içerikli söylemlerin kurbanı olarak yaşayan Arap dünyasında ılımlılık ideolojisini yaymaya kararlıyız. El-Arabiya’nın bu bağlamdaki planları arasında, Ferec Fuda, Necip Mahfuz ve son olarak Nasr Hamid Ebu Zeyd gibi en önemli Müslüman ve Arap düşünürler hakkında kendi yapımımız olan belgeseller sunmak bulunuyor. Bütün bunların amacı, ılımlı ve hümanist vizyonları desteklemektir. Çünkü nefret söylemi ve şiddeti teşvik edenlerin aksine bunun Arap gençliğine büyük bir fayda getireceğini düşünüyoruz.

- El-Arabiya’daki sorumluluklarınızın dışında Şarku’l Avsat gazetesinde de yazarsınız. Bu iki rolü nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Benim için yazmak büyük bir zevk ve saatlerce okumayı gerektiren zihinsel bir egzersizdir. Şarku’l Avsat gibi köklü bir gazetede yazmak farklı ve güzel bir deneyim. Bana yazma fırsatı verdikleri için gazetenin sorumlularına teşekkür ediyorum. Televizyonculuk veya gazetecilik alanında çalışmak farklı şekil ve kalıplar olmakla birlikte neredeyse aynıdır. Ancak derinlerde, bireysellik arayışı, özel bilgiler edinme ve özel röportajlar tarafından yönlendirilir. Tüm bunlardan önce de mesleğe duyulan tutku gelir. Zor ve ilginç çalışmalarımızdaki en önemli şey budur.



Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü yeni bir yabancı yatırım dalgasına hazırlanıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü yeni bir yabancı yatırım dalgasına hazırlanıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Suudi Arabistan Dijital Hükümet Otoritesi)

Suudi Arabistan gayrimenkul piyasası, yabancıların mülk edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğinin onaylanmasının ardından yeni bir yatırım dönemine girmeye hazırlanıyor. Sektörün yabancı sermaye açısından cazibesini artırması beklenen bu adımın; konut, ticaret ve konaklama projelerinde daha geniş fırsatların önünü açacağı öngörülüyor. Sektör temsilcileri, söz konusu hamlenin yatırımcı tabanını genişletmesini ve gayrimenkul sektörünü büyüyen Suudi ekonomisinin temel itici güçlerinden biri haline getirmesini bekliyor.

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığında dün toplanan Bakanlar Kurulu, yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğini onayladı. Kabine toplantısında ayrıca, Suudi vatandaşı olmayanların mülk edinebileceği coğrafi sınır ve bölgeler de belirlenerek kabul edildi.

Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskan Bakanı Macid el-Hukayl, Bakanlar Kurulu’nun uygulama yönetmeliği ile mülk edinme bölgelerini onaylamasının, Suudi gayrimenkul piyasasında yeni bir dönemin başlatılması adına önemli bir adım olduğunu ifade etti.

Yabancıların mülk edinimine yönelik düzenlemenin piyasa hareketliliğine yansımaya başlamasıyla sektör yeni bir faza geçiyor. Uzmanlar, yeni yatırım akışının geliştiricileri arzı artırmaya teşvik edeceğini ve gayrimenkul projelerinin kalitesini yükselteceğini öngörüyor.

Önümüzdeki dönemin sadece talep artışıyla sınırlı kalmayacağını belirten uzmanlar, projeler arasında daha büyük bir rekabetin tetikleneceğini, bunun da piyasa verimliliğini artırarak arz, talep ve fiyatlar arasında daha güçlü bir denge kurulmasına katkı sağlayacağını değerlendiriyor.

Piyasayı canlandırmak

Gayrimenkul uzmanı Halid el-Caser Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu adımın Suudi Arabistan’daki gayrimenkul sistemine önemli bir ivme kazandıracağını belirtti. El-Caser, düzenlemenin katılımcı tabanını genişleterek ve mevcut fırsatları artırarak yatırım faaliyetlerini güçlendireceğini ve piyasa hareketliliğini canlandıracağını ifade etti.

Düzenlemenin ayrıca piyasaya daha fazla gayrimenkul arzı sağlanmasına katkıda bulunmasının beklendiğini aktaran el-Caser, bu durumun rekabetçiliği artıracağını, piyasa verimliliğini yükselteceğini, alıcılara daha geniş seçenekler ve daha dengeli fiyatlar sunacağını kaydetti.

El-Caser, bu girişimin özellikle Suudi Arabistan’ın tanıklık ettiği gelişmiş yasama ortamı ve reformlar ışığında Suudi gayrimenkul piyasasının yabancı yatırımcılar için cazibesini artıracağını vurguladı. El-Caser, bunun yabancı sermaye akışını destekleyeceğini ve gayrimenkul sektörünün Vizyon 2030 hedefleri kapsamındaki en vaat edici sektörlerden biri olarak konumunu güçlendireceğini sözlerine ekledi.

Sermayeyi çekmek

Ekonomist Ahmed eş-Şehri Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yabancıların mülk edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğinin onaylanmasının piyasada bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Eş-Şehri, bu adımın gayrimenkulü sınırlı dolaşıma sahip yerel bir varlık olmaktan çıkarıp, daha açık ve sermaye çekme kapasitesi yüksek bir yatırım sektörüne dönüştürerek önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade etti.

cxvfvbf
Suudi Arabistan’daki konut birimleri (Suudi Arabistan Ulusal Konut Şirketi)

Adımın öneminin sadece mülk edinimine izin verilmesinde yatmadığını, aynı zamanda şu anda genişleme kaydeden Suudi ekonomisindeki uzun vadeli fırsatlara geliştirici ve yatırımcı çekmek için daha rekabetçi bir piyasa oluşturulmasında saklı olduğunu belirten eş-Şehri, düzenlemenin sektöre etkilerini değerlendirdi.

Eş-Şehri, bu durumun nitelikli gayrimenkul ürünlerine olan talebi artırarak konut, ticaret ve konaklama projelerinin cazibesini yükselteceğini, ayrıca krallıktaki yeni yatırımcı ve yerleşik grupların ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştiricileri daha fazla arz sağlamaya teşvik edeceğini öngördü. Eş-Şehri, bu doğrultuda en büyük etkinin doğrudan fiyat artışından ziyade, piyasa hacminin büyümesinde görülebileceğini ifade etti.

Fiyat dengesi

Sözlerine devam eden eş-Şehri, fiyatlar konusunda ilk aşamada yeni talebin oluşmasıyla en cazip lokasyonlarda fiyatların desteklenebileceğini, ancak orta vadede arz artışı ve geliştiriciler arasındaki yüksek rekabetin önemli bir denge unsuru olacağını belirtti. Eş-Şehri, sağlıklı bir gayrimenkul sektörünün sürekli fiyat artışıyla değil, piyasanın arz ve talep dengesini kurabilme yeteneğiyle inşa edildiğini ifade etti.

Eş-Şehri, bu adımın sektörü ‘ürün kıtlığı ve yüksek değer’ evresinden ‘ürün kalitesi ve piyasa rekabetçiliği’ evresine taşıyabileceğini aktardı. Bu süreçte konum, hizmet ve tasarım açısından en seçkin projelerin yatırım çekmede en yüksek kapasiteye sahip olacağını, daha düşük kalitedeki ürünlerin ise değerlerini korumakta daha büyük baskılarla karşılaşabileceğini dile getirdi.

Yabancıların mülk edinimine ilişkin düzenleme 22 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girmişti. Söz konusu proje; yabancı bireyler, şirketler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların mülk edinme prosedürlerini ele alan 15 maddeden oluşuyor.


Riyad’da Yaşam Kalitesi'ne uyum sağlayan akıllı uygulamalar ve akıllı daireler

Riyad'ın merkezindeki yerel pazarda alışveriş yapan iki kadın (AFP)
Riyad'ın merkezindeki yerel pazarda alışveriş yapan iki kadın (AFP)
TT

Riyad’da Yaşam Kalitesi'ne uyum sağlayan akıllı uygulamalar ve akıllı daireler

Riyad'ın merkezindeki yerel pazarda alışveriş yapan iki kadın (AFP)
Riyad'ın merkezindeki yerel pazarda alışveriş yapan iki kadın (AFP)

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da ev aramak, uzun süre boyunca adeta bir mayın tarlasında yürümeye benziyor; verimsiz kullanılan alanlara sahip villalar için astronomik fiyatlar, yüksek bakım masrafları, "ilişkiler ve tahminler" üzerine kurulu bir piyasa ve net bir denetim mekanizmasının eksikliği dikkat çekiyordu.

Bugün ise ev arayan bir kişinin, akıllı telefonundan özel platform ve uygulamalara girerek kriterlerine uygun konutu bulması ve tüm işlemleri tek bir tıkla tamamlaması yeterli oluyor. Yeni nesil konut siteleri ve akıllı daireler artık sadece "dört duvar ve bir çatı" sunmuyor; kendi kendine yeten, yaşam kalitesini yukarı taşıyan birer "mikro şehre" dönüşüyor.

Bu yeni konut anlayışı, yerli halk ile farklı kültürlerden gelen yabancıların ortaklaşa kullandığı parklar, spor sahaları ve sosyal alanlar etrafında şekillenen yeni bir toplumsal model inşa ediyor. Bu yapısal ve yasal dönüşümden, bağımsız olarak çalışıp kendi ayakları üzerinde durma imkânına kavuşan genç ve bekar kadınlar da en güvenli şekilde faydalanıyor.

Suudi Arabistan emlak piyasasının henüz tam bir denge noktasına ulaşmadığı ve talebin arzdan daha güçlü kalmaya devam ettiği bir gerçek. Ancak devreye giren yeni yasal düzenlemeler, organize konut arzındaki artış ve destekli finansman (kredi) araçlarının çeşitlenmesi, çok daha sürdürülebilir ve dengeli bir geleceğe işaret ediyor.


Suudi Arabistan Maliye Bakanı Cedan: Küresel kalkınma zorluklarıyla mücadelede dayanıklılık ve ortaklıklar kilit önemde

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu (OFID) Forumu'nda konuşma yapıyor. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu (OFID) Forumu'nda konuşma yapıyor. (X)
TT

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Cedan: Küresel kalkınma zorluklarıyla mücadelede dayanıklılık ve ortaklıklar kilit önemde

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu (OFID) Forumu'nda konuşma yapıyor. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu (OFID) Forumu'nda konuşma yapıyor. (X)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, dünyanın bugün belirsizlik, parçalanma, jeopolitik çatışmalar, ticari gerilimler, borç riskleri ile enerji ve genel güvenlik sorunlarının etkisi altında zorlu ekonomik koşullarla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu unsurların kalkınma hedeflerini tehdit ettiğini söyledi.

El-Cedan, Avusturya'nın başkenti Viyana'da, OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu'nun (OFID) kuruluşunun 50. yılı dolayısıyla düzenlenen forumda yaptığı konuşmada, bu yıldönümünün hem son 50 yıldan çıkarılan dersleri değerlendirmek hem de gelecek 50 yılın nasıl şekillenmesi gerektiğini tartışmak için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Son beş on yılda OPEC Fonu'nun dünyanın en zorlu kalkınma sorunlarının çözümüne önemli katkılar sağladığını belirten El-Cedan, fonun sürdürülebilir kalkınmayı, ekonomik büyümeyi ve refahı desteklediğini, düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşam koşullarının iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu söyledi.

Fonun milyonlarca insanın elektriğe, kaliteli eğitime ve temiz enerji çözümlerine erişimini sağladığını vurgulayan El-Cedan, ekonomik fırsatların genişletilmesi ve temel hizmetlerin geliştirilmesine de önemli katkılar sunduğunu kaydetti.

Üç temel öncelik

Suudi Maliye Bakanı, kalkınma sürecinin geriye gitmesini önlemek için üç temel alana odaklanılması gerektiğini belirtti.

Bunlardan ilki olarak dayanıklılığın kalkınma politikalarının merkezine yerleştirilmesini gösteren El-Cedan, bunun yalnızca krizlere verilen geçici bir tepki değil, uzun vadeli ve proaktif bir strateji olması gerektiğini ifade etti.

Şoklara dayanıklı sistemlerin oluşturulmasının altyapı, enerji, gıda güvenliği, sağlık, eğitim ve kurumsal kapasiteye yatırım yapılmasını gerektirdiğini söyleyen El-Cedan, ayrıca yerel ihtiyaçlara dayanan kapsayıcı politikaların benimsenmesinin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesine, yaşam koşullarının iyileştirilmesine ve kırılgan piyasalarda istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

İkinci önceliğin ortaklıkların güçlendirilmesi olduğunu belirten El-Cedan, hiçbir ülkenin kalkınma alanındaki zorluklarla tek başına mücadele edemeyeceğini vurguladı.

Kalkınma finansmanı kuruluşlarının kaynakların harekete geçirilmesi, bilgi paylaşımı ve yenilikçiliğin desteklenmesinde kilit rol oynadığını ifade eden El-Cedan, özel sektörün ise yatırımların teşvik edilmesi, istihdam oluşturulması ve pratik çözümler geliştirilmesinde temel unsur olduğunu söyledi.

Ortak kalkınma çabalarının uyumun artırılmasına, daha fazla sermaye çekilmesine ve kalkınma etkisinin en üst düzeye çıkarılmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Ulusal önceliklere uyum vurgusu

Üçüncü önceliğin ise güven ve ülkelerin kendi kalkınma programlarına sahip çıkması olduğunu ifade eden El-Cedan, kalkınma finansmanının ulusal önceliklerle uyumlu olduğunda, yerel ihtiyaçlara cevap verdiğinde ve gerçek ortaklıklara dayandığında çok daha etkili sonuçlar verdiğini söyledi.

OPEC Fonu'nun faaliyet alanını genişletmesi ve ortak ülkelerle iş birliğini artırmasının, finansman stratejilerinin ülkelerin kalkınma planları ve öncelikleriyle daha uyumlu hale gelmesini sağlayacağını belirten El-Cedan, bunun kaynakların daha verimli kullanılmasına, uygulama kapasitesinin güçlenmesine ve somut sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunacağını ifade etti.

El-Cedan ayrıca, kalkınma ortaklarından gelecek açık ve yapıcı geri bildirimlerin önemine dikkat çekerek, dayanıklılığı, büyümeyi ve refahı güçlendirecek cesur ve uzun vadeli yapısal reformların desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda El-Cedan, "50 yılı geride bırakmış olmak ulaşabileceklerimizin sınırı değil, üzerine inşa edeceğimiz sağlam bir temeldir." ifadelerini kullandı.

Gelecek dönemde daha güçlü ortaklıklar ve ortak taahhütlerle son elli yılda elde edilen kazanımların korunabileceğini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin daha ileriye taşınabileceğini vurguladı.