Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Muheyni: Sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor.

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
TT

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ukrayna savaşı, olayların merkezinde olduğumuzu gösteriyor

Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.
Al-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni.

El-Arabiya kanalının Genel Yayın Yönetmeni Memduh Muheyni’ye göre önümüzdeki mart ayında 20’inci yılını doldurmaya hazırlanan kanal, ‘yenilenen ekip ruhuyla sürdürülebilir bir model oluşturmayı’ başardı. Muheyni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda bu ruhun, kanalın son 20 yılda siyasi habercilik sahnesine liderlik edebilmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Muheyni bu özelliğin kanalın hem karar vericilerin hem de Arap izleyicinin beklentilerine ayak uyduracak şekilde değişim ve gelişim yeteneğine sahip olmasını sağladığına dikkat çekti.
El-Arabiya Genel Yayın Yönetmeni, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda başta sosyal medya platformlarının medya sahnesindeki etkisi ve kanalın Suriye ve Türkiye'deki depremlere ilişkin haberleri olmak üzere Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınması da dahil olmak üzere birçok başlıkta açıklamalarda bulundu:

- El-Arabiya’yı şu an, özellikle 20’inci yılını doldurmaya yaklaşmışken nasıl görüyorsunuz?
El-Arabiya önümüzdeki ay 20’inci yılını dolduracak. Geriye dönüp baktığımızda, El-Arabiya’nın son 20 yıldan bugüne kadar siyasi haber medya sahnesine liderlik ettiğini görüyoruz. El-Arabiya, kuruluşundan bu yana sağlam temellere ve büyük ölçüde profesyonellik, bağlılık ve sadakat sahibi bir ekibe sahiptir. Onlarla birlikte her gün çalışmaktan mutluyum. Bu ekip, El-Arabiya ağı içinde yenilenmiş bir ruh yarattı. Bu, kanalı dönüşebilen, gelişebilen, ayak uydurabilen ve Arap izleyicisi nezdinde büyük bir yeri olan bir kanal haline getirdi. En önemli karar vericiler, mesajlarını iletmek için El-Arabiya ve El-Hades (ağın bir parçası) kanallarını seçiyorlar. Çünkü bunları en önemli istasyonlar olarak görüyorlar. Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştük. Geçtiğimiz günlerde ekranlarımıza Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy çıktı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de bizimle görüştü. Yakında Malezya lideri Mahathir Muhammed ile yapılan bir röportaj yayınlanacak. Liste böyle uzayıp gidiyor.

-Medya ortamı, sosyal medyanın sahneye önemli bir oyuncu olarak girmesiyle son yıllarda çok değişti. Bu durum El-Arabiya Ağı’nı da etkiledi mi?
Evet. Sosyal medyanın rolünü ve medya sahnesindeki büyük etkisini görmezden gelmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bugün sosyal medya hayatımızda ve özellikle medya alanında önemli bir rol oynuyor. Ancak sosyal medya, doğru ve yanlış haberlerin ve bilgilerin büyük bir karışımıdır. Kasıtlı ve kasıtsız dezenformasyon olgusu için geniş bir alanda yaygın haline gelmiştir. Bu nedenle El-Arabiya kanalında sürekli vurguladığımız nokta, haber içeriğine odaklanmak ve bunu izleyicilere en iyi şekilde sunmaktır. Örneğin, Ukrayna krizi patlak verdiğinde El-Arabiya'nın izleyicilere bilgi aktaran ve canlı olarak fotoğraf ve doğru bilgileri iletmek için cephelere giden birçok muhabiri vardı. Rus tankları sınırı geçtiğinde oradaydık. Muhabirlerimizden biri Ruslar ile Ukraynalılar arasındaki çatışmanın sona ermesinden dakikalar sonra bölgeye vardığında cesetleri ve kesilmiş uzuvları fotoğraflayarak korkunç sahneleri bizlere aktardı. Bunların gösterilmesini durdurmak zorunda kaldık. Ayrıca dünyanın kapalı olduğu yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde El-Arabiya ve El-Hades muhabirleri gelişmeleri takip etmek ve hastalarla dolu hastanelere girmek için insanların kaçtığı pandemi bölgelerine girdi. Bunun yanı sıra İran'daki gösteriler sırasında El-Arabiya gelişmelerin ve yapılan gözaltıların takipçisi oldu. Diğer haber merkezleri ise bunu yapmaktan geri durdu. Taliban'ın hikayesini başından beri takip ettik. Kabil'in düşüşü öncesinde de sonrasında da oradaydık. Taliban yetkilileriyle görüştük. Ardından kadınların okumasını ve çalışmasını engelleyen krizi ele aldık. Bu, kimsenin yakından takip etmediği büyük bir krizdir. Orada Taliban'a kendilerini savunma şansı verdik. Kendilerine doğrudan zor sorular yönelttik ve Afgan kadınının çektiği sıkıntıyı aktardık. Son olarak, Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketini geniş bir şekilde aktardık. Oradaki insanların çektikleri ve çekmekte oldukları acıları aktarmak için gece gündüz çalıştık. Bu bahsettiklerim, her şeyden önce ve son derece profesyonel bir şekilde haber içeriği sağlamaya dikkat ettiğimizi kanıtlayan bazı örneklerdir. Sorunuza cevap olarak; sosyal medya platformlarının getirdiği değişimlerden olumsuz etkilenmediğimizi, aksine faydasını gördüğümüzü söylemek isterim. Influencerları ve içerik oluşturucuları medya ortamının önemli oyuncuları ve tamamlayıcıları olarak görüyorum. Ancak gazetecilik rolüne odaklanmaları ve güçlü konumları nedeniyle El-Arabiye gibi büyük medya kuruluşları en büyük ve en önemli rolü oynayanlardır.


El-Arabiya’nın Riyad’daki yeni stüdyoları. (Şarku’l Avsat)

- Biraz önce sosyal medyanın faydasını gördüğünüzü söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız?
Ekrana ne kadar önem versek de sosyal medyadaki nüfuzumuzu güçlendirdik. Üç yıl önce El-Arabiya Ağı’nın takipçi sayısı 98 milyon iken bugün bu sayı 180 milyona çıktı. Bugün istisnasız tüm platformlarda her kesime ulaşabilmek için siyasi içerikleri yeni biçimlerde sunuyoruz. Tecrübeler, halkın ciddi olmayan içeriklerle ilgilendiğine dair yaygın inanışın aksine, siyasi konulara ve ciddi mevzulara ilgi duyduğunu gösteriyor. Sosyal medya alanının önemli olduğuna ve rekabetin var olduğuna inandığımız için kapsamımız artmayı sürdürüyor. Ekranda işlerini gösterecek kadar yer bulamayan birçok ülkeye şimdiden ulaşabildik. Ayrıca kapsamımız gençlik gruplarına odaklanan sosyal medya platformlarını da içeriyor. Politikamızı veya içerik çizgimizi değiştirmeden özel olarak bu gruplarla iletişim kuruyoruz. Amaç, yeni nesli gelecekte kanalın çekirdek kitlesine katılmaya hazırlamak.

-Haber dünyasında, özellikle El-Arabiya kanalında teknolojiyi ne derece önemli bir unsur olarak görüyorsunuz?
Siyasi içerik ve mükemmel haberciliğe gösterdiğimiz ilginin yanı sıra, teknoloji ve artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanımına da ilgi duyuyoruz. İzleyiciler son ABD seçimleriyle ilgili haberleri, ne kadar hazırlık yapıldığını ve başka hiçbir haber istasyonunun erişemeyeceği şekilde ne kadar haber değeri olduğunu halen hatırlıyor. Ayrıca izleyicilere dikkat çekici yollarla iletmek istediğimiz hikayeleri göstermek için halen artırılmış gerçeklik kullanıyoruz. Teknolojiye olan ilgimiz bununla da sınırlı kalmıyor ve yapay zeka teknolojisinden faydalanıyoruz. El-Arabiya uygulaması artık Amazon Alexa' ve Apple CarPlay cihazlarında yer alıyor.

- Türkiye ve Suriye'deki deprem felaketi yayını öncekilerden hangi açılardan farklı?
Felaket her düzeyde büyük ve korkunç. Beklentiler ölü sayısının 50 bini aşacağı yönünde. Bu büyük bir sayı. Yaralılar ve evsiz kalanlar da var. Depremleri ve sarsıntıları meydana gelir gelmez yayınladık. Yolların ve altyapının büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle ulaşımın zorluğuna rağmen, muhabirlerimiz depremden etkilenen bölgelere ulaşarak yaşananları yakından izleyicilere aktarmayı başardı. Burada acı verici sahneler nedeniyle haber merkezinde muhabirlerle birlikte zor bir deneyim yaşadığımızı belirtmek isterim. Enkaz altında kalan çocuklar da dahil olmak üzere binlerce masum insanın yaşamını yitirdiği bir felaketi. İki dakikadan kısa bir sürede haber yapmak kolay değil.

- Arap haber kanalları arasındaki rekabeti ve performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Televizyon performansından bahsedecek olursak; El-Arabiya ve El-Hades kanallarının temsil ettiği El-Arabiya Ağı çoğu Arap ülkesinde halen ön safta yer alıyor. Örneğin El-Hades kanalı, Irak, Libya ve Yemen'deki bölgesel haber kanalları arasında ilk sırada bulunuyor. Ancak sosyal medya platformlarından bahsedersek; ağın çabaları ve hedefleri, küresel haber ağları düzeyinde liderlik pozisyonları için rekabet etmektir. Rekabet her zaman yaratıcılık için önemli bir katalizör olmuştur. El-Arabiya Ağı’na gelince; bizim birçok güçlü noktamız var. Bunlar arasında, çatışma ve savaş alanlarında sahadaki muhabirlerimizin yanı sıra haber merkezindeki erkek ve kadın meslektaşlarımızın tecrübesi, El-Arabiya’da görünen yüzler ve ağdaki herkesin sunduğu profesyonel çalışma yer alıyor.

- Kanalın genişlemesi ve merkezinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a taşınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Riyad, dünyanın en önemli başkentleri arasında yer alıyor. Hiç şüphesiz bunun El-Arabiye Ağı’nın büyümesinde etkisi olacaktır. Oradaki merkezimizden haber bültenleri ve programlar sunmaya başladık. Şu an yeni genel merkezde tamamlanacak olan tam bir geçiş sürecindeyiz.

- Sizce El-Arabiya kanalının editoryal çizgisinin en belirgin özellikleri neler?
El-Arabiya’nın medya alanında uzun bir tecrübesi bulunuyor. Ancak aynı zamanda haberlere ayak uydurma yeteneğimize olan inancımız da var. El-Arabiya’nın kuruluşundan sonra doğan ve kanalı takip etmeye başlayan bir neslin olması bunun kanıtıdır. El-Arabiya, dünyanın en önemli yüzlerini konuk etti ve en önemli çatışmaları, krizleri ve doğal afetleri haber yaptı. Medyadaki profesyonelliğimize ve gelişme gücümüze mutlak inancımız var. El-Arabiya ayrıca medya ortamındaki değişime rağmen haberlerin takibi noktasında halen güvenilir bir kaynak olmaya devam ediyor. Bunun yanı ıra Irak ofisinin yıkılması, Sudan ofisinin kimliği meçhul kişilerce sabote edilmesi, Türkiye'deki meslektaşımızın tutuklanması, Lübnan'daki meslektaşlarımızın Hizbullah üyeleri tarafından darp edilmesi ve Yemen'deki meslektaşımız Mahmud El-Atmi’nin aracına karısının ve çocuğunun ölümüne yol açan bombalı bir saldırı düzenlenmesi gibi karşılaştığımız zorluklara rağmen değerli bir medya içeriği sağladık ve sağlamaya da devam ediyoruz. Bu, gazetecilik işini mümkün olan en iyi şekilde yapmaya yönelik tam bağlılığımıza bir delilidir ve bununla gurur duyuyoruz.

- El-Arabiya’nın güncel haberler dışında, Arap izleyicisinden talep gören belgeseller konusunda planları neler?
Dengeli gazetecilik içeriği sağlamanın yanı sıra uzun süre radikal ve kriz içerikli söylemlerin kurbanı olarak yaşayan Arap dünyasında ılımlılık ideolojisini yaymaya kararlıyız. El-Arabiya’nın bu bağlamdaki planları arasında, Ferec Fuda, Necip Mahfuz ve son olarak Nasr Hamid Ebu Zeyd gibi en önemli Müslüman ve Arap düşünürler hakkında kendi yapımımız olan belgeseller sunmak bulunuyor. Bütün bunların amacı, ılımlı ve hümanist vizyonları desteklemektir. Çünkü nefret söylemi ve şiddeti teşvik edenlerin aksine bunun Arap gençliğine büyük bir fayda getireceğini düşünüyoruz.

- El-Arabiya’daki sorumluluklarınızın dışında Şarku’l Avsat gazetesinde de yazarsınız. Bu iki rolü nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Benim için yazmak büyük bir zevk ve saatlerce okumayı gerektiren zihinsel bir egzersizdir. Şarku’l Avsat gibi köklü bir gazetede yazmak farklı ve güzel bir deneyim. Bana yazma fırsatı verdikleri için gazetenin sorumlularına teşekkür ediyorum. Televizyonculuk veya gazetecilik alanında çalışmak farklı şekil ve kalıplar olmakla birlikte neredeyse aynıdır. Ancak derinlerde, bireysellik arayışı, özel bilgiler edinme ve özel röportajlar tarafından yönlendirilir. Tüm bunlardan önce de mesleğe duyulan tutku gelir. Zor ve ilginç çalışmalarımızdaki en önemli şey budur.



Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), Çin öncülüğünde geliştirilen ve uluslararası ödemelerde dolara alternatif ödeme sistemi oluşturulmasını hedefleyen dijital platformdan çekildiğini bildirdi.

SAMA'dan, İngiliz Financial Times gazetesine konuyla ilgili açıklama yapıldı.

Suudi Arabistan'ın, Çin öncülüğünde geliştirilen ve merkez bankalarının dijital para birimleriyle doğrudan sınır ötesi işlem yapmasına imkan tanıyan mBridge platformuna katılımını sonlandırdığı belirtilen açıklamada, "Planlandığı üzere SAMA, mBridge (kavram kanıtlama) çalışmasını 13 Mayıs 2025'te başarıyla tamamladı. Çalışmanın tamamlanmasının ardından SAMA artık mBridge'in katılımcı üyesi değildir." ifadeleri kullanıldı.

Konuya yakın bir kaynak ise SAMA'nın ABD'nin baskısıyla platformdan çekilip çekilmediği konusunda, Suudi Arabistan'ın projedeki rolünün başından itibaren sınırlı olduğunu kaydederek, söz konusu karardan "daha geniş bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını" belirtti.

Blokzincir teknolojisini kullanan platform, merkez bankalarının kendi dijital para birimleri üzerinden doğrudan işlem yapabilmesini sağlayarak döviz işlemlerinin süresini ve maliyetini azaltmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan Merkez Bankası, 2023'te Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) çatısı altında mBridge'e "gözlemci üye" olarak katılmış, 2024’te ise Çin, Hong Kong, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu aktif katılımcılar arasına girmişti.

Ticari kullanıma açılması planlanan platformun uluslararası para transferi sağlayan SWIFT gibi ödeme sistemlerine bağımlılığı ve doların işlemlerde aracı para birimi olarak rolünü azaltma potansiyeli taşıması, ABD'de tartışmalara yol açmıştı.

Independent Türkçe, Financial Times


PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
TT

PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Suudi Arabistan Merkez Bankası’ndan mevzuat deney ortamı kapsamında faaliyetlerine başlama izni almasının ardından, Suudi Arabistan pazarındaki şirketlere yenilikçi bir dijital platform üzerinden tedarik zinciri finansmanına yönelik özel ürünler sunmak amacıyla Tawrid Finansman Çözümleri Şirketi’ni kurdu.

PIF tarafından yapılan açıklamaya göre Tawrid, yerel tedarik zincirlerinin verimliliğini artırmayı ve ulusal ekonominin çeşitlendirilmesini desteklemeyi hedefliyor. Şirket, PIF’ın 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında kısa süre önce açıklanan altı ekonomik ekosisteme yönelik finansal hizmetleri stratejik bir kolaylaştırıcı olarak konumlandırma yaklaşımıyla uyumlu faaliyet gösterecek.

Şirketin dijital platformu, alıcıları, tedarikçileri ve finansman kuruluşlarını birbirine bağlarken, onaylanmış faturalar kapsamındaki alacakların erken ödenmesi de dahil olmak üzere çeşitli finansman seçenekleri sunacak. Bu sayede başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere şirketlerin faaliyetlerini genişletmeleri, nakit akışlarını ve işletme sermayelerini daha etkin yönetmeleri mümkün olacak. Platform ayrıca Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren yerel bankaların tedarikçilere doğrudan erişmesine olanak tanıyarak ticaretin dijitalleşmesine ve piyasanın dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacak.

Bu kapsamda, PIF’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yatırımları bünyesindeki Finansal Kuruluşlar Sektörü Direktörü Sultan Al eş-Şeyh, Tawrid’in finansmana erişim imkanlarını ve nakit yönetimini iyileştirerek yerel tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağını belirtti. Eş-Şeyh, bunun yerel özel sektörün büyüme ve verimli çalışma kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.

Faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Tawrid, Suudi Arabistan’ın önde gelen banka ve şirketlerinden bazılarıyla bağlayıcı anlaşmalar imzaladı. Bu kapsamda Suudi Ulusal Bankası (SNB), Banque Saudi Fransi (BSF), Gulf International Bank-Suudi Arabistan’ın yanı sıra ROSHN Grubu ve Nesma & Partners yer aldı.

Şirketin kuruluşu, PIF’ın Suudi özel sektörünü güçlendirme ve özel sektörün fonun projeleri ile portföy şirketlerindeki katkısını artırma yönündeki çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bu adım, PIF’ın küresel ölçekte önde gelen yatırım aktörlerinden biri ve Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünün temel itici güçlerinden biri olma rolünü pekiştiriyor.


IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
TT

IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)

Göçmenlerin ailelerine gönderdiği paralar artık yalnızca geçim masraflarını karşılamaya yönelik havaleler olmaktan çıktı. Düşük ve orta gelirli birçok ülkede bu para akışları, krizler karşısında haneler için bir finansal güvenlik ağına, tasarruf ve yatırım kaynağına ve etkileri kırsal ekonomilere ve yerel piyasalara kadar uzanan bir kanala dönüştü.

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu’nun (IFAD) yayımladığı son rapora göre, düşük ve orta gelirli ülkelere gönderilen işçi dövizleri 2025 yılında 728,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2016 yılına göre yüzde 94’lük artışa işaret ederken, söz konusu ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları geride bıraktı ve aynı yıl küresel ölçekte sağlanan resmi kalkınma yardımlarının dört katından fazlasına ulaştı.

Ancak bu para akışlarının büyüklüğü, ailelerin söz konusu kaynaklara erişiminin zorunlu olarak kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Bazı piyasalarda yaptırımların ve finansal uyum gerekliliklerinin sıkılaştırılması, para transferi kanallarını çifte bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Bir yandan finansal sistemin güvenliğini korumak, diğer yandan meşru para akışlarının ailelere mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlamak.

IFAD Başkanı Alvaro Lario, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının para transferleri ve finansal kapsayıcılık açısından yarattığı en önemli zorluğun, yaptırımlara ve kara para aklama ile terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin gerekliliklere uyarken, ‘yasal aile havaleleri için güvenli, düşük maliyetli ve şeffaf kanalları korumak’ olduğunu söyledi.

Lario, özellikle kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde denetlenen finansal kanallara erişimin öneminin arttığını belirterek, çok sayıda ailenin yurt dışında yaşayan yakınlarının gönderdiği paralara bağlı olduğunu ifade etti.

Yaptırımlar ve ‘risk azaltma’

Lario, yaptırımların para transferleri üzerindeki etkisinin ülkeye, yaptırımların niteliğine ve kullanılan finansal kanallara göre değiştiğini belirtti. Lario, endişenin yalnızca yaptırımlarla sınırlı olmadığını, finans kuruluşlarının düzenleyici, uyum ve itibar risklerine karşı verdikleri tepkilerin de etkili olduğunu ifade etti.

Kişisel para transferlerine izin verilen durumlarda dahi finans kuruluşlarının belirli ülkelerle bağlantılı işlemlerin gerçekleştirilmesi konusunda daha sıkı tutum sergileyebildiğini söyleyen Lario, muhabir bankacılık ilişkilerine yönelik kısıtlamaların ise para transferi şirketlerinin bankacılık hizmetlerini sürdürmesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

fhyjukı
Çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede, yurtdışından gelen para transferleri ailelerin ayakta kalabilmesi için hayati bir kaynak haline geldi. (IFAD)

Daha geniş kapsamlı bu olgu ‘riskten arındırma’ (de-risking) olarak adlandırılıyor. Bu durum, mevcut resmi para transferi kanallarının sayısının azalmasına, transfer maliyetlerinin ve bekleme sürelerinin artmasına ve dolayısıyla ailelerin paraya erişiminin zorlaşmasına yol açabiliyor.

Lario, bir başka olası sonuca da dikkat çekerek resmi kanalların aşırı derecede zor, pahalı veya erişilemez hale getirilmesinin bazı işlemleri gayriresmi kanallara yöneltebileceğini ve bunun da şeffaflık ile tüketicinin korunması düzeyini artırmak yerine azaltabileceğini belirtti.

Çatışma dönemlerinde bir güvenlik ağı

Bu kanalların önemi, bazı ülkelerin uzun süreli çatışmalar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğu Ortadoğu’da daha da öne çıkıyor.

Lario, çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede para transferlerinin ‘hanelerin dayanıklılığı açısından temel bir kaynak’ haline geldiğini belirtti. İş olanaklarının, kamu hizmetlerinin, sosyal koruma ağlarının ve yerel ekonomilerin sekteye uğradığı dönemlerde, yurt dışında yaşayan aile üyeleri genellikle ilk destek sağlayanlar arasında yer alıyor.

Para transferlerinin önemi yalnızca düzenli şekilde gerçekleşmelerinden kaynaklanmıyor. Bu kaynakların koşullara hızla uyum sağlayabilmesi de önem taşıyor. Göçmenler, ailelerinin ihtiyaçlarına göre para gönderme sıklığını veya miktarını artırabiliyor ya da değiştirebiliyor. Lario’ya göre bu durum, söz konusu paraları krizlere karşı ilk savunma hatlarından biri haline getiriyor.

Gönderilen paralar öncelikle gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Bununla birlikte ailelere tasarruf oluşturma, sigorta ve kredi hizmetlerine erişme ve yatırım yapma imkânı da sağlayabiliyor.

xs

Lario’nun aktardığına göre, Dünya Bankası’nın Suriye’ye ilişkin bir analizinde uluslararası para transferlerinin alınmasının aşırı yoksulluk oranında 12 puanlık, genel yoksulluk oranında ise 8 puanlık düşüşle bağlantılı olduğu ortaya konuldu. Lübnan’da ise devam eden kriz nedeniyle para transferleri aileler açısından giderek daha önemli bir ekonomik güvenlik mekanizmasına dönüştü.

Ancak para gönderme imkânının bulunması tek başına yeterli değil. Ailelerin bu paraları alıp kullanabilmesini sağlayacak bir finansal altyapıya da ihtiyacı var. Bu durum, finansal altyapının zarar gördüğü, likidite ve nakit kaynaklarının azaldığı, yerinden edilmenin arttığı, insanların hareket kabiliyetinin gerilediği veya ödeme sistemlerinin aksadığı ve finansal hizmet sağlayıcılarının piyasadan çekildiği çatışma dönemlerinde daha da karmaşık hale geliyor.

1,1 milyar kişi para transferlerinden yararlanıyor

IFAD’ın verileri, bu para akışlarının arkasındaki sosyal ekonominin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre 220 milyon göçmen ve diaspora üyesi, yaklaşık 1,1 milyar yakınına maddi destek sağlıyor. Bu da dünyada yaklaşık her altı kişiden birinin para transferleriyle bağlantılı olduğu anlamına geliyor.

2016’dan bu yana para transferleri yüzde 94 artarken, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfus ve göç artışını geride bıraktı.

Bu kaynaklar yalnızca kentlere ulaşmıyor. Göçmenlerin ülkelerine gönderdiği her üç dolardan yaklaşık biri, yani yaklaşık 233 milyar dolar, resmi istihdam olanaklarının, finansal hizmetlerin ve altyapının çoğu zaman yetersiz olduğu kırsal bölgelere ulaşıyor.

IFAD, para transferlerinden yararlanan ailelerin her yıl yaklaşık 22 milyar doları kırsal tarım-gıda sistemlerine yatırdığını ve bunun tarımsal üretimi, kırsal işletmeleri ve istihdam olanaklarını desteklediğini tahmin ediyor.

Lario, bu kaynakların etkisinin ‘yararlanan ailelerin ötesine geçip’ yerel işletmelere, istihdama ve gıda sistemlerine uzandığını belirterek, para transferlerinin milyonlarca kırsal aile için tasarruf yapma, sigorta hizmetlerine erişme ve uygun koşullarda kredi kullanma yolunda başlangıç noktası oluşturabileceğini ifade etti.

Para transferleri dijitalleşiyor

Para transferlerinin hacmindeki artışla birlikte bu piyasanın yapısı da değişiyor. IFAD, günümüzde para transferlerinin yarısından fazlasının dijital bir kanal üzerinden başlatıldığını tahmin ediyor. Bu dönüşüm, gönderim maliyetlerinin düşürülmesine ve işlemlerin daha hızlı ve kolay hale gelmesine katkı sağladı.

Ancak dijital dönüşüm henüz tamamlanmış değil. 2025 yılında ölçüme dahil edilen hizmetlerin yalnızca yüzde 35’i hem gönderim hem de alım tarafında tamamen dijitaldi. Nakit ise birçok para transferi güzergâhında hâlâ yaygın bir yöntem olarak kullanılıyor.

sxdcfvghy
Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı’nda Göçmenlik ve Pasaport Dairesi’nde bekleyen insanlar (Reuters)

Rapora göre bir sonraki aşama yalnızca dijitalleşmeyle sınırlı değil; ailelerin finansal sistemi daha geniş kapsamda kullanabilme kapasitesinin artırılması da önem taşıyor. Bu nedenle hükümetlere, düzenleyici kurumlara, finans kuruluşlarına ve kalkınma ortaklarına; para transferi maliyetlerini düşürme, şeffaflığı artırma, kırsal bölgelerdeki hizmetleri geliştirme, finansal ve dijital kapasiteyi güçlendirme ve tasarruf, sigorta, kredi ile yatırım olanaklarına erişimi genişletme çağrısı yapılıyor.

Asya başı çekiyor, Afrika ise hızla ilerliyor

Asya-Pasifik bölgesi, küresel para transferleri ekonomisinin merkezi olmayı sürdürüyor. Bölge, 384,9 milyar dolar para transferi alırken, bu rakam raporun son 10 yıllık dönemde ele aldığı toplam akışların yüzde 53’üne karşılık geliyor.

Latin Amerika ve Karayipler, son 10 yılda en hızlı büyümeyi kaydeden bölge oldu. Bölgeye gönderilen para transferleri yüzde 132 artarak 168,6 milyar dolara ulaşırken, Afrika’ya yönelik akışlar yüzde 86 artışla 124,2 milyar dolara yükseldi.

Bu rakamlar, ekonomilerin yurt dışında yaşayan vatandaşlarından gelen paralara bağımlılık düzeylerindeki büyük farklılıkları da ortaya koyuyor. 23 ülkede para transferleri gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10’undan fazlasını oluştururken, 9 ülkede bu transferlerin toplam değeri mal ve hizmet ihracatını aşıyor.

IFAD’a göre bu para akışlarının etkisini en üst düzeye çıkarmak, onları kamu yatırımlarının, sosyal korumanın veya iklim finansmanının alternatifi haline getirmek anlamına gelmiyor. Bunun yerine amaç, ailelerin kendilerine ulaşan paraları daha güvenli ve verimli şekilde kullanabilmelerini sağlayacak bir finansal ortam oluşturmak ve bu kaynakların bir bölümünü acil ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir araç olmaktan çıkararak tasarruf, yatırım ve dayanıklılık oluşturma aracı haline getirmek.