İran ABD Başkanı’na suikast planlıyor

DMO: Süleymani’nin intikamı birincil hedefimiz

2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
TT

İran ABD Başkanı’na suikast planlıyor

2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)
2018 yılında Hacızade, Süleymani’yi dinlerken (Mehr Haber Ajansı)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızâde, Eski ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo için yapılan suikast planlarının Kasım Süleymani'nin öldürülmesine misilleme olduğunu ve bunun hala kuvvetleri için ‘birincil hedef olduğunu’ söyledi.
Hacızade bir televizyon röportajında “Allah'ın izniyle Trump'ı, Pompeo'yu ve ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie'yi öldürmeyi başaracağız” ifadelerini kullandı.
Joe Biden yönetimi, geçen ay Eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Eski İran Özel Temsilcisi Brian Hook’a verilen devlet korumasının süresini uzattığına dair Kongre'ye ayrı ayrı bildiriler göndermişti. Bildirilerde Pompeo ve Hook'a yönelik tehditlerin hala ‘ciddi ve inandırıcı olduğu’ belirtilmişti. Bu kararla ABD Dışişleri Bakanlığı, Ocak 2021'de görevden ayrılmasından bu yana Hook’un korunma süresini onuncu kez, Pompeo’nunkini ise yedinci kez uzatmış olmuştu.

Sert bir intikam
DMO komutanları da dahil olmak üzere üst düzey İranlı yetkililer, pek çok defa Süleymani’nin intikamının sert bir şekilde alınacağına dair söz verdiler. DMO’nun istihbarat ve askeri operasyonlarının dış kolu Kudüs Gücü’nü yıllarca yöneten Süleymani, Ocak 2020'de Bağdat'a gelişinden birkaç dakika sonra eski ABD Başkanı Donald Trump'ın emrettiği bir ABD hava saldırısıyla öldürülmüştü.
İran günler sonra, Irak'ta ABD kuvvetlerinin bulunduğu Aynu’l Esed Askeri Hava Üssü’ne füze ateşleyerek misilleme yapmıştı. Olay sonucu kimse hayatını kaybetmese de Washington, onlarca askerinin beyin sarsıntısı geçirdiğini söylemişti. Aynu’l Esed Askeri Hava Üssü’ne füze fırlatıldığı gece, DMO hava savunma sistemleri, güney Tahran'da bir Ukrayna yolcu uçağını havalandıktan birkaç dakika sonra düşürmüş, çoğunun İranlı olduğu 176 yolcunun tamamı hayatını kaybetmişti. Üç günlük inkarın ardından Hacızade, uçağın düşmesinden kuvvetlerinin sorumlu olduğunu itiraf etmişti. O dönem İranlı yetkililer, uçağın düşürülmesiyle ilgili farklı açıklamalar yapmıştı. Örneğin bunun ‘insani bir hata’ olduğu ve DMO güçlerinin uçağı seyir füzesi sandıkları öne sürülmüştü. Kurbanların aileleri bağımsız bir uluslararası soruşturma yürütülmesini istiyor. Aktivistler ve kurbanların yakınları hala, Tahran'daki hükümeti askeri bir operasyon yaptığını gizlemekle suçluyorlar.
Ekim 2009'dan bu yana Hava-Uzay Kuvvetleri’ne komutanlık eden Hacızade (60), kurban ailelerinin düşürülen uçağın sır perdesinin aralanması için kovuşturulması çağrısında bulunduğu en önemli isimlerden biri.

Gerilimin düşürülmesi reddediliyor
ABD, Nisan 2019'dan bu yana DMO’yu terör listesinde tutuyor. Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya yönelik tıkanan müzakerelerde DMO’nun terör örgütleri listesinden çıkarılması konusu İran'ın talepleri arasında yer almasına rağmen Biden yönetimi, eski Başkan Donald Trump'ın hamlesini geri çekmeyi reddetmişti.
Pek çok kaynağın belirttiği üzere ABD ve İran, mart ayında bir çıkmaza girmeden önce nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik müzakereler kapsamında Süleymani’nin intikamı meselesini tartışmışlardı. Washington’un DMO’nun yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılmasının temel şartlarından biri olarak bölgesel gerilimin düşürülmesi ve Süleymani’nin intikamına yönelik gelecek tüm girişimlerden vazgeçilmesini öne sürdüğüne dair ABD basınında haberlerin çıkmasının ardından İran DMO’nun listeden çıkarılması talebinden vazgeçtiğini duyurmuştu.
Geçen nisan ayında, DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri, İran'ın Süleymani'nin intikamı ile ilgili planlarından vazgeçmesi karşılığında ayrıcalık kazanma tekliflerini reddettiğini söylemişti. Bundan birkaç gün önce ise DMO Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur “Tüm ABD liderlerinin öldürülmesi, Süleymani'nin kanının intikamını almak için yeterli olmaz. Süleymani'nin izinden gitmeli ve ölümünün intikamını başka yollarla almalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
İran’ın aşırı muhafazakar Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin hükümeti, Süleymani davasının ‘sorumlulardan hesap sormak için dış politikalarının ana ilkesi’ olduğunu söylüyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan Bağdat’a yaptığı ziyaret sırasında, İran’ın Irak’ın Süleymani’nin ölümünden sorumlu olanlar hakkında şikayette bulunmasına yönelik talebini gündeme getirdi. Tahran Süleymani’nin öldürüldüğü sırada ‘resmi bir misafir’ olduğuna dair Irak’tan resmi bir itiraf almaya çalışıyor.

DMO’nun terör örgütü olarak sınıflandırılması
Hacızade’nin tehdidi, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price'nin İngiliz The Telegraph gazetesinin haberini yalanlamasının ardından geldi. Söz konusu haber Joe Biden yönetimindeki diplomatların, İngiltere'nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma planlarını engellemek için baskı uyguladığını öne sürmüştü.
Geçtiğimiz çarşamba günü The Daily Telegraph, sallantıda olan nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, İngiltere'nin ‘müzakere taraflarından biri olarak önemli bir rol oynayabileceğine inandığını ve DMO’nun terör örgütleri listesine alınmasıyla bu rolün baltalanacağından endişe ettiğini’ belirtmişti.

Bu habere yanıt olarak Price, Amerika’nın Sesi Radyosu’nun (VOA News) Farsça yayınına verdiği röportajda “Biden yönetiminin DMO konusundaki tavrı net. Bu kurum, dünyadaki diğer tüm kurumların maruz kalmadığı kadar ABD yaptırımına maruz kalmıştır. Ayrıca, DMO komutanlarına terörizm ve insan hakları ihlalleriyle ilgili olarak düzenli yaptırımlar uyguladık” ifadelerini kullandı.
Price, İran’da başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından gözaltına alındığı sırada hayatını kaybeden Mahsa Amini adlı genç kızın ölümünün ardından patlak veren protestoları bastırmadaki rollerinden ötürü bir dizi DMO liderine İngiltere tarafından uygulanan son yaptırımlardan Washington’un memnun olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Bazı kişilerin ve medya kuruluşlarının tamamen asılsız hikayeler yayarak ABD yetkililerini küçük düşürme girişimi utanç verici” dedi.
Aynı zamanda Price “DMO’ya bakış açımız hiç değişmedi. Müttefiklerimizi ve ortaklarımızı DMO’ya baskı yapmak için tüm uygun araçları kullanmaya teşvik ediyoruz. Şimdi karar vermek her ülkenin veya ülkeler bloğunun kendisine kalmış” dedi.

Uzun menzilli seyir füzesi
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre Hacızade, bin 650 kilometre menzilli bir seyir füzesi geliştirdiklerini duyurdu. Bu adımın, Rusya'nın Ukrayna savaşında İran yapımı insansız hava araçlarını (İHA) kullanmasının ardından Batı'yı daha da endişelendirmesi muhtemel.
Hacızade konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bin 650 kilometre menzilli seyir füzemiz İran İslam Cumhuriyeti'nin füze cephaneliğine eklenmiştir” dedi.
Devlet televizyonu IRIB, Paveh adlı yeni seyir füzesinin ilk görüntülerini verdi. İran en son Şubat 2019’da bin 350 kilometre azami menzile sahip Huveyze adlı seyir füzesini tanıtmıştı.
Fransız haber Ajansı’na AFP göre Hacızâde açıklamasının devamında İran’ın ‘artık 2 bin kilometre uzaktan ABD gemilerini vurabileceğini’ belirterek “Avrupalılara saygımızdan bu sınırı 2 bin kilometre olarak belirledik. Umarız Avrupalılar bu saygıya layık oldukları gösterirler” dedi.
İran, ABD'nin itirazlarına ve Avrupa ülkelerinin endişe ifadelerine rağmen özellikle balistik füze programını genişletti. Tahran, programının tamamen savunmacı ve caydırıcı olduğunu söylüyor.
İran, İHA’larını Ukrayna'daki savaş başlamadan önce Moskova'ya tedarik ettiğini söylüyor. Rusya, Ukrayna’nın elektrik santrallerini ve sivil altyapısını hedef almak için İran İHA’larını kullanmıştı.
Kasım ayında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Washington’un, Hacızade’nin İran'ın hipersonik bir balistik füze geliştirdiğini söylediğini aktaran haberler hakkında şüpheleri olduğunu söylemişti.

Tahran’a Rus savaş uçakları
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby cuma günü yaptığı açıklamada, Beyaz Saray'ın İran'ın Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına verdiği geniş destek karşılığında Moskova'nın İran'a savaş uçakları ve diğer askeri teçhizatlar sağlayabileceğine inandığını söyledi.
Reuters Haber Ajansı’na göre Kirby basın mensuplarına verdiği demeçte, ABD’nin elinde, İran'ın Kasım ayında Rusya'ya top ve tank sevk ettiğine ve bunun karşılığında Rusya'nın füzeler, elektronik cihazlar ve savaş uçakları da dahil olmak üzere ‘benzeri görülmemiş bir savunma iş birliği’ gösterdiğine dair bilgiler olduğunu söyledi. İran'ın ayrıca hücum helikopterleri, radarlar ve savaş eğitim uçakları satın almaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
Kirby, Rusya ile İran arasında bir savaş uçağı anlaşması olasılığından ilk kez bahsetmiyor. Kasım ayında Kirby, Rusya'da İranlı pilotların eğitildiğine dair istihbarat değerlendirmelerinden bahsetmişti.
Daha önce İran’ın Suhoy Su-35 uçakları satın almaya çalıştığı basına yansımıştı. Geçen ocak ayında İran parlamentosundaki Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Şehriyar Haydari, İran'ın yeni yıl başında yani 21 Mart'a denk gelen Nevruz bayramından sonra Rusya'dan Suhoy Su-35 savaş uçakları alacağını duyurmuştu.
Bu ayın başlarında İran Hava Kuvvetleri, dağların altında bilinmeyen bir yerde 'Ukab 44' (Kartal 44) adlı bir yer altı hava üssü olduğunu kamuoyuna açıklamıştı.
İran ordusu tarafından yapılan açıklamada, yeni üssün ‘İran Hava Kuvvetleri'nin yeni savaşçı uçaklarını barındırma ve operasyonel hale getirme gücüne sahip olduğu’ belirtilmiş, ancak daha fazla ayrıntı verilmemişti.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe