Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Güçleri arasında ‘söz savaşı’ hız kazandı

Hamideti, iki taraf arasındaki anlaşmazlığın silahlı çatışmaya dönüştüğü iddialarını yalanladı.

Hızlı Destek Güçleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti). (Reuters)
Hızlı Destek Güçleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti). (Reuters)
TT

Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Güçleri arasında ‘söz savaşı’ hız kazandı

Hızlı Destek Güçleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti). (Reuters)
Hızlı Destek Güçleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti). (Reuters)

Sudan'da askeri yapının iki kanadı, yani Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki ordu ve Orgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Güçleri arasındaki söz savaşında gerilim giderek artıyor.
Kaynaklara göre bu çekişme, iki tarafın liderlerinin iktidarı sivillere devretmek amacıyla siyasi güçlerle imzaladığı ‘Çerçeve Anlaşma’ etrafında dönüyor. Ordu iktidarı bırakıp kışlalara geri çekiliyor.
Çerçeve Anlaşma’nın maddelerinden biri Hızlı Destek Güçleri’nin orduya entegrasyonunu sağlıyor. Ancak son dönemde taraflar arasında hız kazanan söz savaşı -her iki taraf da bunun mümkün olmadığını iddia etse de- ülkede pek çok kişinin bu durumun silahlı çatışmaya dönüşeceği endişesine kapılmasına neden oldu.
Söz savaşı, Hamideti'nin 5 Aralık 2022'de sivillerle yapılan Çerçeve Anlaşma’nın imza töreninde gerçekleştirdiği konuşmada, 25 Ekim 2021 tarihinde Burhan liderliğinde düzenlenen ve Hamideti'nin de katıldığı darbenin ‘başarısız olduğunu’ açıklamasıyla başladı. Hamideti, sivil geçiş sürecinde üzerinde anlaşmaya varılacak bir takvime göre Hızlı Destek Güçleri’nin orduya entegrasyonunu vurgulayarak, sivil geçişi desteklediği konuşmasında coşkusunu da dile getirdi.
Bununla birlikte Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, halka hitap ettiği bir konuşmada Hızlı Destek Güçleri’nin orduya entegrasyonunu, Çerçeve Anlaşma’nın kabulünün devam etmesinin ve hedefe ulaşma yolunda ilerlemenin bir koşulu olarak sunarak herkesi şaşırttı.
Burhan konuşmasında “Ordu olarak Hızlı Destek Güçleri’nin entegre edilmesiyle ilgileniyoruz. Aksi takdirde kimse ilerleyemeyecek” dedi. Kaynaklar Burhan'ın sözlerinin, çerçeve anlaşmanın geri kalanını uygulamaya devam etmeden önce, Hızlı Destek Güçleri’nin orduya entegrasyonunu gerektirdiğinin anlaşıldığını belirtti. Birleşmenin iki taraf arasında kararlaştırılacak bir takvime göre yapılacağı göz önüne alındığında, birçok kişi Burhan'ın açıklamasına şaşırdığını dile getirdi.
Burhan, 18 Şubat'ta memleketi yakınlarındaki el-Katyab’da yaptığı bir diğer konuşmada, Hızlı Destek Güçleri’nin orduya entegre edilmesi talebini yineleyerek, “En son insanların farklı yorumladığı şeyler söyledim. Aynı şeyi şimdi de onaylıyorum. Ordu için avlanmaya ve pozisyon almaya çalışan gruplar var” ifadelerini kullandı.
Hamideti, 19 Şubat tarihinde medyada yer alan bir konuşmasında “Hızlı Destek Güçleri silahlı kuvvetleri desteklemek için ortaya çıktı ve kanunlar onun ordunun bir parçası olduğunu şart koşuyor” ifadesini kullandı. Hamideti, eski rejimin unsurlarının silahlı kuvvetler ile Hızlı Destek Güçleri arasına girmesine izin vermeyeceğini açıkça belirtti. Bu, ordu içinde devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in destekçilerinin varlığının bir göstergesi.
Sudan Egemenlik Konseyi Üyesi Orgeneral Yasir el-Ata, halka açık yaptığı bir konuşmada ordunun Hızlı Destek Güçleri’ni silahlı kuvvetlere entegre etme taleplerini yenilediğinde söz savaşı devam etti. Ata açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Hızlı Destek Güçleri doğdukları yere entegre edilmelidir. İki ordusu olan çağdaş demokratik bir devlet yoktur. Böyle bir ordu sahibi olmanın siyasi ve ekonomik tehdit ve kazanımına gelince; bu Sudan devlet varlığının çökmesine yol açacaktır. Ordumuz her türlü tehdide karşı koyabilecek güçtedir.”
Sudan'da birçok kişi, iki liderin düşmanca açıklamalarının iki güç arasında bir ‘savaşa’ dönüşmesinden korkuyordu.
Siyasi aktivist Muntasır İbrahim, ordunun ve feshedilmiş rejimin kalıntılarının, Hamideti'nin güçlerinin önemli rol oynadığı söylenen Ömer el-Beşir'in iktidarını devirmedeki rolleri nedeniyle Hızlı Destek Güçleri’ne karşı ‘durumu püskürtmeye’ çalıştığını söyledi. İbrahim, “25 Ekim darbesinin kendisi, Hızlı Destek Güçleri'nin yayılmasını düzeltmeyi ve ülkede otoritesini empoze etmeyi amaçlıyordu” dedi.
Bu arada Hızlı Destek Güçleri komutan yardımcısı Abdurrahim Daklu (Hamideti'nin kardeşi), kendi güçleri ile Sudan ordusu arasında askeri çatışmaların imkansızlığını yineledi.
 Hartum'da kuvvetlerine hitaben dün yaptığı konuşmada, konuşmasının iki taraf arasında arayı bozmaya çalışanlara bir yanıt olarak geldiğini söyledi. Abdurrahim, bazı tarafları Hızlı Destek Güçleri'ni kışkırtmak ve imajını lekelemek için sistematik medya kampanyaları başlatmakla suçladı. “Hızlı Destek Güçleri, tek ordu ve askeri kurumun reformu ilkesinden yanadır” ifadesini kullandı.
Abdurrahim, ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasında herhangi bir çatışma olmadığını teyit ederek askerlerine hitaben “Ordudaki kardeşlerinizin size, bizim de onlara silah doğrultmamız mümkün değil” dedi.
Hızlı Destek Güçleri’nin maaşlarının düşürüldüğüne dair yaygın söylentilerin güçlerini zayıflatmayı amaçladığına dikkat çeken Abdurrahim, Sudan Maliye Bakanlığı'nın, düzenli kuvvetler de dahil olmak üzere tüm devlet kurumlarını içeren kamu parası üzerindeki yetkisini yönetmek için önlemler aldığını açıkladı.
Abdurrahim, tek ordu ilkesinden ve askeri kurum reformundan yana olduklarını, Sudan halkına verdikleri sözden geri adım atmayacaklarını net bir şekilde ifade ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ordu personeli ve Hızlı Destek Güçleri’ndeki kardeşleri ile şanlı Aralık Devrimi’nin genç erkekleri ve kadınları vatan uğruna şehitler verdiler. Ordu ile Hızlı Destek Güçleri'nin arasını bozmaya çalışanlar bilsinler ki iki taraf arasında herhangi bir çatışma olmayacak. Hepimiz tek vücut olarak aziz vatanımızı bölünmeden ve dağılmadan yeniden inşa ediyoruz.”



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.