Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Taahhüt adımlarını görmeden İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "NATO üyeliği konusunda taahhütler var. Bizim bu adımları görmeden İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil." dedi.

Finlandiya, Türkiye ve İsveç bayrakları ile arka planda NATO bayrağı (Reuters)
Finlandiya, Türkiye ve İsveç bayrakları ile arka planda NATO bayrağı (Reuters)
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Taahhüt adımlarını görmeden İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Finlandiya, Türkiye ve İsveç bayrakları ile arka planda NATO bayrağı (Reuters)
Finlandiya, Türkiye ve İsveç bayrakları ile arka planda NATO bayrağı (Reuters)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "NATO üyeliği konusunda taahhütler var. Bizim bu adımları görmeden İsveç’in NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Çavuşoğlu, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Bakanlık'taki görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
NATO için iki tehditten birisinin terörizm olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bunun Madrid belgelerinde ve NATO'nun tüm belgelerinde yer aldığını belirtti.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin terörle ilgili endişelerinin İsveç ve Finlandiya tarafından karşılanması gerektiğini, bu nedenle diğer müttefiklerin katkılarıyla Madrid'de üçlü mutabakat muhtırasının imzalandığını hatırlattı.
Üçlü muhtıranın uygulanması açısından İsveç'ten tatmin edici adımlar gelmediğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Bazı açıklamalar, kararlılık ve yeni hükümet var. Bunları görüyoruz. Diğer taraftan anayasa ve bazı kanunlarda, özellikle terörle mücadele kanunlarında değişiklikler yaptılar. Bu değişikliğin amacı mutabakat muhtırasında açıkça yer aldığı gibi terörizmin finansmanı, terör örgütüne insan devşirme ve terör propagandası gibi hukuka aykırı eylemlerin durdurulması." diye konuştu.
Çavuşoğlu, İsveç'te tüm bu faaliyetlere devam edildiğini kaydederek, Türkiye'nin bunu yalnızca Kur'an-ı Kerim'e yönelik kabul edilemez hakaret ve Kur'an-ı Kerim'i yakma eylemine bağlamadığına dikkati çekti.
Bu eylemin nefret ve insanlık suçu olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, "Hangi dine, hangi kutsal kitaba yönelik olursa olsun, bu tür eylemler kabul edilemez ve insanlık suçudur. Bununla uluslararası toplum olarak mücadele etmeliyiz." şeklinde konuştu.
Çavuşoğlu, İsveç'in NATO üyeliğine ilişkin ise "NATO üyeliği konusunda taahhütler var. Bizim bu adımları görmeden İsveç’in NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." ifadelerini kullandı.
Muhtıra kapsamında bir daimi mekanizma ve komitenin kurulduğunu anımsatan Çavuşoğlu, bunun İsveç ve Finlandiya'nın teklifi olduğunu ve faydalı gördüklerini aktardı.
Çavuşoğlu, bu mekanizmanın üç ülkenin bir araya gelerek muhtıranın unsurlarının uygulanıp uygulanmadığını gözden geçirmek için olduğuna işaret ederek, iki toplantı yapıldığını ve 3. toplantının Kur'an-ı Kerim'e yönelik kabul edilemez eylemden ve ortamın uygun olmamasından dolayı ertelendiğini söyledi.

Üçüncü toplantı 9 Mart'ta olacak
Üçüncü toplantının Brüksel'de olmasında fayda bulunduğunun altını çizen Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve diğer müttefiklerin "İsveç'te kanun değişti, İsveç açıklama yaptı, dolayısıyla üye olsunlar." diye söylemlerde bulunduklarını belirtti.
Çavuşoğlu, üçüncü toplantıya ilişkin, "(3. Daimi Ortak Mekanizma Toplantısı) 9 Mart'ta düzenlenecek. Açıkça herkes, İsveç'in özellikle yükümlülüklerini yerine getirmediğini görsün. O nedenle Brüksel'de yapılmasına biz 'evet' dedik." şeklinde konuştu.
Bu mekanizmanın bir müzakere olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, bunun iki ülkenin üyeliği için müzakere amacıyla kurulmadığını, mekanizmanın bu muhtıranın uygulanıp uygulanmadığını görmek ve anlamak için kurulduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, iki toplantıda da Türkiye'nin açıkça bunu ortaya koyduğuna dikkati çekerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan da açıkça söyledi. Peter'a (Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto), Blinken'a (ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken) ve NATO Genel Sekreteri'ne (Jens Stoltenberg) söyledik. 'İsveç ve Finlandiya'nın üyelik sürecini ayırabiliriz.' dedik. Finlandiya'nın üyeliğine İsveç'e göre daha olumlu baktığımızı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan da söyledi." ifadelerini kullandı.
Sorunlu ve az sorunlu olanı ayırdıklarını vurgulayan Çavuşoğlu, objektif değerlendirdiklerini, iki ülkeye yönelik ikili ilişkilerde bunun dışında bir problem olmadığını dile getirdi.
Çavuşoğlu, bu ülkelerle ilişkilerin kötü olmadığını, düşman olmadıklarını kaydederek, "Ama bu ciddi bir problem. NATO için bir problem. İsveç, bu yükümlülükleri yerine getirmeden İsveç'in üyeliğine onay vermemiz mümkün değil." şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Macaristan arasındaki ilişkileri de geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkarmak için gerekli belge üzerindeki çalışmaların sürdüğünü ve en kısa zamanda hazırlanan bir belgeyi imzalayarak iki ülke arasındaki ilişkileri daha üst seviyeye çıkaracaklarını söyledi.
Macaristan'ın her zaman olduğu gibi bu zor günlerinde de Türkiye'ye destek verdiğini belirten Çavuşoğlu, mevkidaşı Szijjarto'un da depremin ardından kendisini arayarak neye ihtiyaç varsa gerekli desteği vereceklerini söylediğini dile getirdi.
Çavuşoğlu, Macaristan'ın 167 personelden oluşan arama kurtarma ekiplerini Türkiye'ye gönderdiğini, ilk ekibin 22 saatte bölgeye ulaştığını ve Kahramanmaraş ve Hatay'da 35 kişiyi enkazdan sağ çıkardıklarını ifade etti.
Macaristan arama kurtarma ekiplerinin 1999'daki depremde de Türkiye'nin yanında olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, Macaristan Hükümet Sözcüsü Zoltan Kovacs'ın kızı Ilka Kovacs'ın da köpeğiyle Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye'ye gelen Macar arama kurtarma ekiplerinin arasında yer aldığını kaydetti.
Bakan Çavuşoğlu, Macar hükümetinin depremin ardından acil barınma ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılması için Türkiye'ye askeri çadır ulaştırdığını, bunun yanı sıra ayni yardımların da gönderildiğini söyledi.
Macaristan'ın tıbbi malzeme, yatak, battaniye ve uyku tulumundan oluşan yeni ayni yardımının bugün Türkiye'ye getirildiğini aktaran Çavuşoğlu, basın toplantısı öncesi yaptıkları görüşmede de Szijjarto'nun ülkesinin elindeki yardım malzemelerinin listesini kendisiyle paylaştığını ve bu listede yer alan tıbbi malzeme, ilaç, vesaire neye ihtiyaç duyulursa göndermeye hazır olduklarını söylediğini anlattı.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Budapeşte Büyükelçiliği'nin başlattığı kampanyaya çok sayıda Macar dostunun güçlü destek verdiğini dile getirerek, verdikleri destek ve gösterdikleri dayanışma için Macar hükümetine ve halkına teşekkür etti.

"İlişkilerimizi daha üst seviyeye çıkaracağız"
Türkiye ile Macaristan arasında tarihi güçlü bağlar olduğunu, iki ülke arasında özel ilişkiler bulunduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Dostum Peter'in daveti üzerinde deprem felaketinden hemen önce Macaristan'ı ziyaret etmiştim. Burada (Budapeşte) ilişkilerimizi geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkaracağımızı duyurmuştuk. Arkadaşlarımız metin üzerinde çalışıyorlar. En kısa sürede hazırladığımız bir belgeyi imzalayarak inşallah ilişkilerimizi daha üst seviyeye çıkaracağız." dedi.
Bakan Çavuşoğlu, basın toplantısında Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri'nin Türkiye'ye yapacağı ziyarete de değindi.
Depremin ilk gününden itibaren tüm uluslararası toplumun Türkiye'ye yardım etmek için seferber olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bu süreçte başbakan, cumhurbaşkanı, devlet başkanı ve dışişleri bakanı seviyelerinde olmak üzere çok sayıda ülkeden yetkilinin de dayanışma göstermek amacıyla Türkiye'ye geldiğini kaydetti.
Çavuşoğlu, Mısır'ın da ilk günden itibaren Türkiye'ye destek gönderen ülkeler arasında yer aldığını, daha önce insani yardım taşıyan ilk geminin geldiğini, ikincisinin de bugün Mersin'e ulaşacağını dile getirdi.
Mısırlı Bakan'ın da depremin ardından bölgeyi ziyaret etmek için geldiğini belirten Çavuşoğlu, Adana'da mevkidaşı Şukri'yi karşılayacağını ve deprem bölgesini ziyaret edeceklerini sözlerine ekledi.



İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.


İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul, cuma günü Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin girişimiyle düzenlenen toplantı, bu formatta ilk kez gerçekleştirilecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları perşembe günü yaptıkları açıklamada, “E3” grubunu oluşturan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un, “R4” grubundaki mevkidaşları Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve toplantıya ev sahipliği yapacak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geleceğini bildirdi.

Toplantıda önemli bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı belirtildi.

Görüşmelerin gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Hürmüz Boğazı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve iki grup arasında önümüzdeki dönemde iş birliği ile eş güdüm imkânları yer alacak.

İsrail’in ihlalleri ve İran savaşı

Kaynaklara göre toplantıya başkanlık edecek Hakan Fidan, tüm ülkelerin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü zedeleyecek ve iki devletli çözüm çabalarına zarar verecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurgulayacak.

Fidan’ın ayrıca uluslararası toplumun, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri genişletme ve yasa dışı yerleşimcilerin terör eylemlerini teşvik etme girişimlerine karşı kararlı bir tutum sergilemesi ve İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

cdvfgthy
İsrail’in bombardımanı sonucu Gazze’de meydana gelen yıkım (Reuters)

Fidan’ın, “İsrail’in Filistin’i işgalinin sürmesi, uluslararası barış çabalarını engelleyen katı tutumu ve bölgenin dört bir yanına yayılan saldırganlığı, Ortadoğu’daki gerilimlerin temel nedenleridir” mesajını vermesi öngörülüyor.

Bu çerçevede Fidan’ın, iki grubun da Suriye’de istikrarın ve refahın güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatarak İsrail’in “Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya” yönelik adımlarını sürdürmesine de değinmesi bekleniyor.

İran savaşına ilişkin olarak ise Fidan’ın, Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın “ancak diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğini” vurgulayacağı kaydedildi. Kaynaklar, askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmadığını, aksine bölgedeki kırılganlıkları artırarak çatışmanın yayılması riskini beraberinde getirdiğini belirtti.

Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ifade etmesi bekleniyor.

tyuö
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı güvenliğinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekecek olan Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün sürekli olarak güvence altına alınması çağrısını yineleyeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Fidan, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğine verdiği desteği de yeniden vurgulayacak. Bu kapsamda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ile ortaya konulan dayanışma ve güvenlik anlayışının önemine işaret edecek.

Rusya-Ukrayna savaşı

Görüşmelerde Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da ele alınması bekleniyor. Fidan’ın, savaşın Karadeniz bölgesine yayılmasını önlemek ve sivil can kayıplarını durdurmak amacıyla Türkiye’nin sürekli dile getirdiği “uyarı ve önerileri” yeniden gündeme getireceği öngörülüyor.

scdfgthyju
29 Kasım 2025’te Türkiye kıyıları açıklarında, Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir gemiye yönelik Ukrayna saldırısı (AFP)

Türk Dışişleri Bakanı’nın, Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için Türkiye’nin mümkün olan her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanmasının bölgesel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekeceği belirtildi.

“E3” grubu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kuruldu. Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye arasında bir eş güdüm mekanizması olarak oluşturulan “R4” grubu ise geçen mart ayında teşkil edildi. Dört ülke, 8 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamıştı.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.