Birleşik Krallık’taki terörizmle mücadelenin başarıları başarısızlıkları

Selman el-Ubeydi’nin gerçekleştirdiği katliam öncesi alınan görüntüsü. (AFP)
Selman el-Ubeydi’nin gerçekleştirdiği katliam öncesi alınan görüntüsü. (AFP)
TT

Birleşik Krallık’taki terörizmle mücadelenin başarıları başarısızlıkları

Selman el-Ubeydi’nin gerçekleştirdiği katliam öncesi alınan görüntüsü. (AFP)
Selman el-Ubeydi’nin gerçekleştirdiği katliam öncesi alınan görüntüsü. (AFP)

İngiltere iç istihbarat teşkilatı MI5 perşembe günü, İngiltere'de Manchester Arena’da gerçekleşen patlamanın kurbanlarının ailelerinden özür diledi. Nitekim soruşturma kapsamında MI5’in eline geçen fırsatı değerlendirmediği, Mayıs 2017'de Libya asıllı genç Selman el-Ubeydi tarafından gerçekleştirilen, 22 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan intihar saldırısını aslında önleyebileceği sonucuna varıldı.
MI5 Başkanı Ken McCallum, arenada konsere katılan çocukların hedef alındığı katliam gerçekleştirilmeden önce, Ubeydi’yi durdurmak için ellerine geçen ‘küçük fırsatı’ yakalayamamalarından duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. Zira Ubeydi intihar saldırısı gerçekleştirmeden dört gün önce, Libya'dan döndüğü sırada Manchester Havalimanı’nda durdurulmuş olsaydı yahut patlayıcı depoladığı arabasına kadar takip edilseydi güvenlik aygıtının bombalamayı önleyebileceği ortaya çıktı. Nitekim güvenlik servisleri, Ubeydi’nin aşırılık yanlısı bir aileden olduğunu, aşırılık yanlılarıyla temas halinde bulunduğunu, hatta 2011'de Muammer Kaddafi iktidarını deviren devrimde mücadele ettiği bilgisine ulaşmıştı. Arena saldırısını gerçekleştirirken de DEAŞ’tan etkilendiğine inanılıyor.
Manchester intihar bombacısını durdurmadaki başarısızlığın İngiliz güvenlik aygıtının El Kaide ve DEAŞ karşısında kaydettiği tek başarısızlık olmadığı biliniyor. Terörist olduğu bilinen Osman Han (28) hapishanede güvenlik görevlilerini pişman olduğuna inandırıp serbest bırakıldıktan sonra Kasım 2019'da Londra Köprüsü'nde bıçaklı saldırı düzenlemişti. Mahkumların rehabilitasyonu alanında çalışan görevliler Jack Merritt (25) ve Saskia Jones'u (23) bıçaklayarak öldürmüştü. Daha sonra yapılan soruşturmada ortaya çıktığı üzere Han, kendisine yaklaşılmasını önlemek için patlayıcı kemerlere benzer bir kemer takıyordu. Kendisine yaklaşmaya korkan polis, Han’a 20 el ateş etmiş, kurşunlardan sekizi isabet etmemişti.

2017 tarihli Manchester Arena saldırısında yaşamını yitirenler için konan çiçek buketleri. (AFP)
İki yıl önce Londra'da aslında önlenebilecek başka bir terör saldırısı gerçekleşti. 3 Haziran 2017'de Londra Köprüsü'nde ve yakınlarındaki Borough Market'te bir minibüsteki dört teröristin yayalara çarpma ve bıçaklama saldırısında sekiz kişi yaşamını yitirmiş, 48 kişi yaralanmıştı. Ardından ise terör saldırısının ana beyni Huram Şazad’ın (27) 2015'ten beri MI5 ve polis tarafından tanındığı ortaya çıkmıştı. Şazad, saldırıyı gerçekleştirdiği dönemde güvenlik yetkilileri tarafından soruşturmaya tabi tutulmuş ancak acil tehlike teşkil etmediği gerekçesiyle öncelik sırası seviye düşürülmüştü. Saldırıya Şazad’ın yanı sıra aşırılık yanlıları Raşid Rıdvan (30) ve Yusuf Zagba (22) da dahil olmuştu.
Geçtiğimiz yıllarda, failleri cezaevinde kaldıkları yahut aşırılık yanlıları ile bağlantılı oldukları için güvenlik servislerinin ‘radarına’ girenlerin işlediği birçok saldırı kaydedildi. Ancak güvenlik aygıtı, 2005’te İngiltere'de kaydedilen en büyük terör saldırısını engelleyemedi. 7 Temmuz 2005 sabahı dört intihar bombacısı; Muhammed Sıddık Han, Şehzad Tanvir, Cemal Germaine Lindsay ve Hasib Mir Hüseyin, Londra'da üç metro ve bir toplu taşıma otobüsünü hedef aldıkları ölümcül bombalı saldırılar düzenleyerek yüzlerce insanın ölümüne neden oldu. Soruşturmalarda, güvenlik servislerinin ve polisin Muhammed Sıddık Han’ı yıllardır tanıdığı ortaya çıktı. 1993'te West Yorkshire Polisi, Muhammed Sıddık Han’ı bir saldırı düzenlemek suçundan tutuklamış, fotoğrafını çekerek hakkında bir dosya açmıştı. Ancak şahıs herhangi bir suçlama olmaksızın serbest bırakılmış, dosyası MI5 ile paylaşılmamıştı. 2001'de West Yorkshire Polisi, bilinen iki militan tarafından yönetilen bir kampta eğitim gören 40 kişilik bir grubu gözlemlemiş, ilgili video görüntülerinden kampa katılanların tek tek fotoğrafları alınmıştı. Ancak bu kişilerden yalnızca dokuzu teşhis edilebilmişti. Müfettişler, 7 Temmuz saldırılarının ardından bu dosyaya geri dönmüş, Sıddık Han’ın söz konusu kamptaki kursiyerlerden biri olduğu ortaya çıkmıştı. Sıddık Han, 14 Nisan 2003'te güvenlik servislerinin iyi değerlendirmediği bir fırsatı yeniden yakalamıştı. İstihbarat ajanları, aşırılık yanlısı olarak tanımlanan bir kişinin Sıddık Han’ın adına kayıtlı bir arabaya bindiğini gözlemledi. İki adam arasındaki iletişim sadece birkaç dakika sürdü. Güvenlik servisleri ise Han’ın bir komploya karışmış olabileceğini tahmin etmedi.
Güvenlik servisleri, Şehzad Tanvir’in 1995 yılında hırsızlık suçundan tutuklandığı bilgisine vâkıftı. 2004 yılında kendisini yeniden tutuklayan polis, yalnızca uyarıda bulunmakla yetinmişti. Cemal Germaine Lindsay ise kendi adına kayıtlı bir araba ile bir soygun mahallinden kaçtıktan sonra polis tarafından şüpheli olarak sınıflandırılmıştı. 7 Temmuz saldırıları ardından müfettişler, MI5'in geçmiş kayıtlarındaki bir cep telefonu numarasının aslında Lindsey'e ait olduğunu keşfetti. Dolayısıyla numara aslında istihbaratın izleme kapsamına giriyordu. Hasib Mir Hüseyin de Ekim 2004’te yankesicilik suçundan tutuklanmış, polis tarafından yalnızca uyarı almıştı.
Güvenlik servisleri, 7 Temmuz 2005 saldırısının yalnızca iki hafta ardından kaydedilen başka bir saldırıyı da önleyemedi. 21 Temmuz sabahı dört kişi, Londra'daki üç tren istasyonunda ve bir otobüste içinde patlayıcı bulunan torbaları patlattı. Ancak patlayıcı maddelerin bileşimindeki bir hata dolayısıyla patlama gerçekleşmedi. Eş zamanlı olarak beşinci bir bombalamanın da gerçekleşmesi planlanıyordu. Ancak bombacının çantasından kurtulduğu, onu patlatmaya çalışmadığı kaydedildi. Bir metroda patlayıcı kemerini patlatmak üzere olduğu düşünülerek Brezilyalı bir gencin güvenlik güçleri tarafından yanlışlıkla öldürüldüğü bir kovalamaca sonrasında söz konusu olaylarla ilişkili beş kişi tutuklandı.
Güvenlik Servisi tarafından 1998-1999 yılı için yayınlanan yıllık rapora göre MI5, ABD'nin Tiran'daki (Arnavutluk) büyükelçiliğini bombalama planını bozdu. Aksi takdirde Nairobi ve Darüsselam’daki büyükelçiliklerde düzenlenen bombalamalara benzer olaylar kaydedilecekti. Temmuz 2000'de güvenlik servisinin büyük operasyonu kapsamında İngiltere'de İslamcı militanların ilk bomba atölyesi ortaya çıkarıldı. 11 Eylül 2001'de ABD’deki saldırılardan üç ay önce MI5, El Kaide'nin biyolojik silah yapımında kullanmak üzere İngiltere'den patojenler elde etme girişimini engelledi. Ancak güvenlik aygıtı, yaptıklarının önemini bir sonraki aşamaya kadar kavrayamadı.
11 Eylül Saldırıları’nın ardından, güvenlik servisinin 2003 baharında başlattığı Crevice Operasyonu, İslamcı militanlar tarafından İngiliz topraklarında düzenlenen ilk bomba planını ortaya çıkardı. Operasyonda Londra'da ve Luton şehrinde faaliyet gösteren bir grup aşırılık yanlısına odaklanıldı. Bu kapsamda gece kulüpleri, barlar ve marketlere ağır kayıplar vermek amacıyla düzenlenmesi planlanan geniş çaplı bir saldırı planı engellendi. Komploya karışanların tümü, olası bir saldırı öncesinde, Mart 2004'te tutuklandı.
2004’te başlatılan Ryhme Operasyonu’nda ise daha büyük bir saldırı olacağı öngörüldü. Operasyon kapsamında, 11 Eylül Saldırıları’nın mimarı olarak adlandırılan Halid Şeyh Muhammed tarafından İngiltere'deki saldırılara liderlik etmesi için kişisel olarak seçilen, İslam'a geçen bir Hindu olan Dhiren Barot liderliğindeki bir komplo başarıyla engellendi. Güvenlik servisinin aktardığına göre, otoparklara ve tren istasyonlarına saldırmayı planlayan Barot, planladığı gibi bombayı patlatamadı.
2006’da o güne kadar düzenlenmiş en kapsamlı operasyon sayılan Overt Operasyonu kapsamında güvenlik aygıtı ve polis, failler başarılı olsaydı felaketin meydana geleceği gerçek bir felaketi önledi. El Kaide'nin arkasında olduğu plan kapsamında, Londra'daki Heathrow Havalimanı'ndan Kuzey Amerika'ya giden yedi uçuşa intihar bombacılarının yerleştirilmesi öngörülmüştü.



Washington, Hürmüz’de gemi geçişlerine yeni zaman aralıkları getirdi

CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
TT

Washington, Hürmüz’de gemi geçişlerine yeni zaman aralıkları getirdi

CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)
CENTCOM’un bölgede “Rafael Peralta” uçak gemisinden havalanan ABD helikopterine ait paylaştığı fotoğraf. (CENTCOM)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı deniz ablukası kapsamında son 60 gün içinde yaklaşık 100 ticari geminin rotasını değiştirdiğini açıkladı. Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin düzenlenmesine yönelik tedbirleri sıkılaştırırken, petrol tankerlerinin ABD hava savunmasının koruması altında geçiş yapabileceği yeni zaman aralıkları belirledi.

CENTCOM, hiçbir geminin ABD güçlerinden izin almadan abluka bölgesini geçmediğini bildirdi. Komutanlık, bölgede görevin yürütülmesine ve ticari deniz trafiğinin izlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Bu tedbirler, küresel enerji ticaretinin en önemli su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin, Washington ile Tahran arasındaki savaş ve karşılıklı tehditler nedeniyle ciddi biçimde etkilenmeye devam ettiği bir dönemde alındı.

Hava koruması altında geçiş için yeni zaman aralıkları

ABD, ticari gemilerin sınırlı şekilde geçişini güvence altına alma çerçevesinde, özellikle gece saatlerinde İran’ın ticari gemilere yönelik saldırılarının artmasının ardından, petrol tankerlerinin ABD hava koruması altında Hürmüz Boğazı’ndan geçebileceği yeni zaman aralıkları belirledi.

Gemilere, seyirlerine sabah 09.00 gibi belirli saatlerde başlamaları gerektiği bildirildi. Bu uygulama, daha önce gece saatlerinde daha geniş geçiş aralıklarına izin veren düzenlemelerin yerini aldı.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığına göre ABD tarafının bir gemiye gönderdiği mesajda, ticari gemilerin karşı karşıya olduğu tehditler nedeniyle karanlık saatlerde geçişin “en güvenli zaman olduğunun kanıtlanmadığı” belirtildi.

Denizcilik uzmanları, ABD’nin korumayı belirli zaman aralıklarıyla sınırlandırmasının, uzun saatler boyunca kesintisiz hava koruması sağlamak yerine askeri kaynakların daha verimli kullanılmasına olanak tanıdığı görüşünde.

Denizcilik uzmanı Joshua Tallis, gemilerin belirli zaman aralıklarında geçiş yapmasının, boğazın güneyinde sürekli ABD savunması sağlamanın yüksek maliyetini düşürmek için etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tallis, gelişmiş bir ABD askeri uçağının operasyon maliyetinin saatte 25 bin ila 75 bin dolar arasında olabileceğine dikkat çekti.

ABD’nin hava koruması mayısta başladı

7 Eylül 2026'da Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında, motorlu bir tekne sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçiyor (AP)
7 Eylül 2026'da Hürmüz Boğazı'nda, Bender Abbas açıklarında, motorlu bir tekne sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçiyor (AP)

ABD, mayıs ayından bu yana Hürmüz Boğazı’nın güney kesiminde, Umman kıyılarına paralel seyir rotasını kullanan gemilere hava savunma koruması sağlıyor. Washington bu uygulamayla stratejik geçiş güzergâhından petrol ihracatının bir bölümünün devam etmesini sağlamayı amaçlıyor.

Geçiş yapmak isteyen gemi sahiplerinin, ABD Donanması bünyesindeki Deniz Ticaret Koordinasyon Merkezi’ne (NCAGS) başvurması gerekiyor. Merkez, gemilerin seyir rotalarını belirliyor ve geçiş izinlerini belirlenen zaman aralıkları için verirken bu süre boyunca ABD hava koruması sağlıyor.

Bu tedbirler, İran’a yönelik ablukanın sıkılaştırılması ile ticari gemilerin, özellikle petrol tankerlerinin, sınırlı ve güvenli şekilde geçişine izin verilmesi arasında denge kurma çabasını yansıtıyor.

İran'dan “kısıtlı bölge” hamlesi

Buna karşılık İran, bu hafta Hürmüz Boğazı’nda “kısıtlı bölge” olarak tanımladığı bir alan oluşturacağını açıkladı. Bu adımın, stratejik su yolundaki deniz trafiğine yönelik kısıtlamaları daha da artırması bekleniyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Muhsin Rızai, söz konusu bölgenin ABD’nin deniz ablukası hattından başlayarak Hürmüz Boğazı’na ve ardından Basra Körfezi’nin içine doğru uzanacağını söyledi. Rızai, bölgeye girecek herhangi bir geminin “yaptırımlara” maruz kalacağı uyarısında bulundu, ancak söz konusu tedbirlerin niteliği konusunda ayrıntı vermedi.

İran’ın bu hamlesi, Tahran’ın ABD ablukasına karşı Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanmaya çalıştığı dönemde geldi. Washington ise deniz trafiğini kontrol altında tutmaya ve İran’la bağlantılı gemilerin stratejik geçiş güzergâhından yararlanmasını engellemeye çalışıyor.

Hürmüz... Baskı altındaki enerji damarı

İran ile ABD arasında 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana, İran’ın ticari gemilere yönelik tehditleri nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği ciddi ölçüde geriledi.

Savaş öncesinde boğazdan petrol ve doğal gaz tankerlerinin yanı sıra dökme yük ve konteyner gemilerinden oluşan yaklaşık 125 büyük ticari gemi her gün geçerken, bu sayı yalnızca birkaç düzine gemiye düştü.

Dünya genelindeki günlük ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu nedenle boğazdaki deniz trafiğinin uzun süreli aksaması, küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkiler yaratabilir.

İran’la bağlantılı deniz taşımacılığına yönelik ABD ablukası da temmuz ortasında yaptırımların yeniden uygulanmasının ardından İran’ın ham petrol ihracatının durmasına yol açtı.

Washington, denizcilik alanındaki tedbirlerini ablukanın uygulanması ve gemilerin karşı karşıya olduğu risklerin azaltılması kapsamında değerlendirirken, Tahran da boğazdaki deniz trafiği üzerindeki baskısını sürdürüyor. Böylece küresel enerji ticaretinin en önemli damarlarından biri, iki ülke arasındaki gerilimin merkezinde kalmaya devam ediyor.


İran’da silahlı kişilerle çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi öldü

Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
TT

İran’da silahlı kişilerle çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi öldü

Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)
Belucistan eyaletindeki bir askerî geçit töreni sırasında İran sınır muhafız birlikleri (IRNA)

İran resmi medyasının bildirdiğine göre, dün Sistan-Belucistan eyaletinde güvenlik güçleri ile silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalarda 3 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Silahlı gruplar ve kaçakçıların karıştığı şiddet olaylarının sıkça yaşandığı bölgedeki operasyonda 5 saldırgan öldürüldü.

Devlet televizyonu ilk olarak "teröristleri" hedef alan operasyonda 4 saldırganın öldürüldüğünü duyurdu. Ancak daha sonra Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamaya dayandırılan haberde; istihbarat ve polis ekipleriyle ortaklaşa yürütülen operasyonda öldürülen silahlı kişilerin sayısının 5 olduğu belirtildi.

Herhangi bir örgüte mensup olup olmadıkları açıklanmayan silahlı grubun Saravan kentinde bir "terör eylemi" planladığı ifade edilen açıklamada, operasyon sırasında çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcı maddenin de ele geçirildiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran'ın en yoksul bölgelerinden biri olan ve nüfusunun çoğunluğunu Sünni Beluç azınlığın oluşturduğu Sistan-Belucistan eyaleti, Pakistan ve Afganistan sınırında yer alıyor.

Öte yandan salı günü yine aynı eyalette düzenlenen bir başka saldırıda Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Besic güçlerinin komutanlarından biri yaşamını yitirmişti.


Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek
TT

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, İran’la savaşın kasım ayında gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerinin ardından sona ereceğine inandığını yineledi. Trump ayrıca, savaşın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarının sert biçimde düşeceğini belirtti.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunan Trump, “Bunun çok yakında gerçekleşeceğini düşünüyorum. Büyük olasılıkla Kongre ara seçimlerinin hemen ardından olacağını düşünüyorum. Onlar seçimleri zorlaştırmak amacıyla mümkün olduğunca uzun süre direnmeye çalışıyor. Ancak insanların bunun farkında olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, Suudi Arabistan’da Doğu-Batı petrol boru hattını hedef alan hava saldırısından İran’ın sorumlu olabileceğini öne sürdü. ABD Başkanı ayrıca, “Husiler bizimle savaşmak istemiyor” dedi.

İran tarafında ise Şarku’l Avsat’ın ISNA’dan aktardığına göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine işaret etti. Pezeşkiyan, bunun gerçekleşmesini Washington’un deniz ablukasına son vermesi ve İran limanlarına yönelik saldırılarını durdurması şartına bağladı.

BRICS ülkeleri zirvesine katılmak üzere Yeni Delhi’de bulunan Pezeşkiyan’ın açıklamsına göre Umman ve İran, pazartesi günü Umman’ın başkenti Maskat’ta, iki ülkenin kıyısında bulunan ve küresel petrol ve doğal gaz ticareti açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerinden yeni deniz ulaşım güzergâhlarının oluşturulmasına ilişkin bir anlaşmayı imzalayacak.