Lübnanlıların yüzde 85’i yoksulluk içinde yaşıyor

Yoksullar halkın yaklaşık yüzde 55’ini oluşturuyor... Kuzey bölgeleri, ülkedeki yoksulların yüzde 73’ünü barındırıyor

Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
TT

Lübnanlıların yüzde 85’i yoksulluk içinde yaşıyor

Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)

Hasta annesi, eşi ve 3 çocuğundan oluşan bir ailenin reisi olan Lübnanlı Rabih “Gıda sıkıntısı bizi en çok etkileyen sorun. Bana en çok acı veren, hayattaki en küçük öncelikler bir yana, çocuklarımı besleyemeyecek durumda olmam” ifadeleri ile yaşadığı durumu anlattı.  Rabih ilaçlardan bahsederken, “Bugün en büyük sıkıntılardan biridir. Artık ilaç alsak bile zor durumlara düşerek iyileşiyoruz. Maaşlarımız hastanelere gidip tedavi almaya yetmiyor” dedi.
Aynı durumu 3 çocuk annesi Mirai de dile getirdi. Mirai “Üç yıldan bu yana durum daha da kötüleşti. Özellikle yemek konusunda hayatımız tamamen değişti. Her şeyden tasarruf ediyoruz ve sadece gerekli olanları satın alıyoruz. Çocuklarımın hayatı artık okul ve evle sınırlı, eskisi gibi geziler, restoranlar, yeni giysiler yok” ifadelerini kullandı. Sonrasında heyecanla “Hayatımızdaki her şeyi iptal ettik ama benim sadece çocuklarımı düşünüyorum, çünkü onlar da kendi kuşaklarındaki çoğu çocuk gibi hayatın ne olduğunu ve onun renklerini bilmiyorlar” dedi.
Doğumu yaklaşan İlyan ise, “Bilinmeyene doğru gidiyormuşum gibi hissediyorum” dedi. Herkes gibi yaşam koşulları değişen hamile kadın, “Endişeliyim, sadece süt, ilaç, hastane fiyatları ve çocuğun ihtiyaçları için değil, ilaçların bulunup bulamayacağından bile endişeliyim” ifadelerini kullandı. Kadın büyük bir endişeyle “Benim ve kocamın gelirinin önümüzdeki ay için yeterli olacağından emin değilim. Zira döviz kuru yükselmeye devam ediyor ve maaşlarımız hala ulusal para biriminde ödeniyor” dedi. Başka bir üzücü duruma gelince, bu yıl çocuklarını okula yazdıramayan Hasan, “Artık temel gıdayı temin edemediğim ve ilaç sağlayamadığım hasta bir çocuğum olduğu için okul bir lüks haline geldi” dedi.
Bu örnekler, yoksulluğa daha yakın olan Lübnanlı ailelerin durumunu yansıtsa da herkes bilinmezlik ve çaresizlik içinde yaşıyor. Anlattıklarına göre çocuklarına düzgün bir yaşam sağlayamıyorlar. Ayrıca Sosyal İşler Bakanlığı’nın yardım programları üzerinde çalıştığı bir dönemde, yardımlardan mevcut çöküşün acısını yaşayan tüm Lübnanlılar değil, sadece en yoksul aileler yararlanıyor.
Yardım programları hakkında bilgi sahibi olan kaynaklara göre, Sosyal İşler Bakanlığı, en yoksul ailelerin Lübnan’ın geçmekte olduğu ekonomik ve yaşamsal zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için iki program ile çalışıyor. Bu iki program, 2021’den yani krizin ortasından itibaren, en fazla sayıda aileye fayda sağlamak için daha etkili hale getirildi ve daha hızlı çalıştı. Programların ilki, 11 yıldır bakanlıkta olan En Yoksul Aileler Ulusal Programı adı altında yürütülüyor. Önceden sadece 36 bin aile bu programdan yararlanıyordu ancak koronavirüse özel çalışmalar döneminin bitmesinin hemen ardından, program daha aktif hale getirildi ve bu programdan yararlanan aile sayısı 75 bine ulaştı. Bir buçuk yıl içinde, yardım alan ailelerin sayısını artırmak amacıyla yardım toplamak için çalışmalar yapıldı. Vatandaşların temel ihtiyaçlarını satın alabilecekleri şekilde tasarlan bu programda, aileler birey sayısına göre aylık olarak ABD doları cinsinden bir miktar alıyor.
Ocak 2021’de başlayan ikinci program ise, uygulamaya konulmayan finansman kartı programı ile ilişkilendirilen ‘Aman’ programına dayanıyor. Finansman kartı programı, Dünya Bankası’nın daha fazla sayıda vatandaşı, yani sadece en fakirleri değil, satın alma gücü olmayan herkesi hedef alacak olan finansman kartı için bir kredi sağlayacağı vaatlerinin ardından herhangi bir fon sağlanmaması sonucunda başlatılamadı. Dünya Bankası bu durumu gerçekleşmeyen reformlara bağladı. Şu anda 150 bin Lübnanlı aile, birey sayısına göre değişen aylık havale (her aile bireyi için 20 dolar, 6 kişi altı tüm aileler için 25 dolar) alıyor. İleride, 225 bin aileye ve ortalama 906 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor.
Kaynaklar, şu anda yardıma ihtiyaç duyanların daha fazla olduğunu ortaya koyuyor ve bakanlığa ulaşan günlük şikayetler de bunu kanıtlıyor. Yardım almayan vatandaşlar bakanlığa “Ben de yardıma ihtiyaç duyuyorum ve fakirleştim” gibi ifadelerle birçok şikayette bulunuyor.
Sosyal İşler Bakanlığı’nın yoksulluk oranıyla ilgili hassas istatistikleri bulunmuyor ve en son istatistikler 2016’ya yani krizden öncesine dayanıyor.
Mart 2022'de Lübnan hükümeti, eğitim, sağlık, finansal refah, temel altyapı ve yaşam standartları olmak üzere 5 alanda, 19 göstergeye ilişkin 2018-2019 aile yaşamı anketi verilerine istinaden ilk çok boyutlu yoksulluk endeksini yayınladı. Değerlendirme, 2019’da (yani krizden önce) nüfusun yüzde 53,1’inin çok boyutlu yoksulluk içinde yaşadığını ortaya çıkardı.
Öte yandan, Information International’da araştırmacı olan Muhammed Şemseddin, 2022'nin sonunda hesaplanan istatistiklerde, Lübnan’da varlıklı sınıfın yüzde 5 olarak kaydedildiğini, orta sınıfın ise yüzde 70’e ulaştıktan sonra yüzde 40 olarak kaydedildiğini belirtti. Araştırmacı ayrıca istatistiklere göre, yoksulluk sınırının üzerindeki sınıfın yüzde 30, yoksulluk sınırının altındaki sınıfın oranın ise yüzde 25 olduğunu da vurguladı.
Şemseddin “Buradan yola çıkarak, Lübnan’daki sosyal sınıfların bileşiminin değiştiği açıkça görülüyor. Yoksul kişi oranı yüzde 25’ten yüzde 55’e çıktı. Mevcut durumun devam etmesi durumunda, gümrük dolarındaki yükseliş ve liranın dolar karşısındaki yükselişinin devam etmesi ile bu oranın 2023 yılında önemli ölçüde artması bekleniyor” ifadelerini kullandı. Şemseddin Şarku’l Avsat’a yoksulluğun iki kavramı olduğunu, bunlardan birinin olağan yoksulluk yani bir vatandaşın temel gıda ihtiyacını karşılayamaması durumu olduğunu ve bunun Lübnan’da yüzde 55 oranında kaydedildiğini bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) ve Dünya Bankası tarafından benimsenen çok boyutlu yoksulluk kavramını olduğunu belirtti. Bu kavrama göre Lübnan’da yoksulluk oranı yüzde 85’e ulaşıyor zira çok boyutlu yoksulluğa göre hiç birikimi olmayan her vatandaş yoksul kabul ediliyor. Lübnan geleneksel anlamda sadece yüzde 55 olan yoksulluk olduğu kabul ediliyor. Bu tanım, vatandaşların gelirlerinin yeterli, sağlıklı ve sağlıklı gıda sağlamaya yetmediği durumlara dayanıyor ve ülkede 1,1 milyon insan yaklaşık 275 bin aile bu sınıfta yer alıyor.
Şemseddin, çalışmaların 6 ayda bir yapılması ve son nüfus sayımının da 2022 yılının sonunda yapılması nedeniyle yeni bir istatistik olmadığını belirtti. Ayrıca “Bugün sıkıntılar daha büyük, yoksulluk artıyor. Devlet çözüm bulamazsa 2023’te yoksulluk oranı çok artacak” ifadelerini kullandı. Araştırmacı ayrıca, yoksullar Lübnan şehirleri arasında dağılmış olsa da, çoğunluğunun (yüzde 73) kuzeyde ve kuzey Bekaa’da, yüzde 43’ünün Akkar’da, yüzde 30’unun Bekaa’da, yüzde 15’inin Lübnan Dağı’nda, yüzde 10’unun güneyde ve yüzde 2’sinin Beyrut’ta olduğunu belirtti.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.