Lübnanlıların yüzde 85’i yoksulluk içinde yaşıyor

Yoksullar halkın yaklaşık yüzde 55’ini oluşturuyor... Kuzey bölgeleri, ülkedeki yoksulların yüzde 73’ünü barındırıyor

Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
TT

Lübnanlıların yüzde 85’i yoksulluk içinde yaşıyor

Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)
Ocak ayında Lübnanlılar yaşam koşullarını protesto ederken (Merkez Bankası)

Hasta annesi, eşi ve 3 çocuğundan oluşan bir ailenin reisi olan Lübnanlı Rabih “Gıda sıkıntısı bizi en çok etkileyen sorun. Bana en çok acı veren, hayattaki en küçük öncelikler bir yana, çocuklarımı besleyemeyecek durumda olmam” ifadeleri ile yaşadığı durumu anlattı.  Rabih ilaçlardan bahsederken, “Bugün en büyük sıkıntılardan biridir. Artık ilaç alsak bile zor durumlara düşerek iyileşiyoruz. Maaşlarımız hastanelere gidip tedavi almaya yetmiyor” dedi.
Aynı durumu 3 çocuk annesi Mirai de dile getirdi. Mirai “Üç yıldan bu yana durum daha da kötüleşti. Özellikle yemek konusunda hayatımız tamamen değişti. Her şeyden tasarruf ediyoruz ve sadece gerekli olanları satın alıyoruz. Çocuklarımın hayatı artık okul ve evle sınırlı, eskisi gibi geziler, restoranlar, yeni giysiler yok” ifadelerini kullandı. Sonrasında heyecanla “Hayatımızdaki her şeyi iptal ettik ama benim sadece çocuklarımı düşünüyorum, çünkü onlar da kendi kuşaklarındaki çoğu çocuk gibi hayatın ne olduğunu ve onun renklerini bilmiyorlar” dedi.
Doğumu yaklaşan İlyan ise, “Bilinmeyene doğru gidiyormuşum gibi hissediyorum” dedi. Herkes gibi yaşam koşulları değişen hamile kadın, “Endişeliyim, sadece süt, ilaç, hastane fiyatları ve çocuğun ihtiyaçları için değil, ilaçların bulunup bulamayacağından bile endişeliyim” ifadelerini kullandı. Kadın büyük bir endişeyle “Benim ve kocamın gelirinin önümüzdeki ay için yeterli olacağından emin değilim. Zira döviz kuru yükselmeye devam ediyor ve maaşlarımız hala ulusal para biriminde ödeniyor” dedi. Başka bir üzücü duruma gelince, bu yıl çocuklarını okula yazdıramayan Hasan, “Artık temel gıdayı temin edemediğim ve ilaç sağlayamadığım hasta bir çocuğum olduğu için okul bir lüks haline geldi” dedi.
Bu örnekler, yoksulluğa daha yakın olan Lübnanlı ailelerin durumunu yansıtsa da herkes bilinmezlik ve çaresizlik içinde yaşıyor. Anlattıklarına göre çocuklarına düzgün bir yaşam sağlayamıyorlar. Ayrıca Sosyal İşler Bakanlığı’nın yardım programları üzerinde çalıştığı bir dönemde, yardımlardan mevcut çöküşün acısını yaşayan tüm Lübnanlılar değil, sadece en yoksul aileler yararlanıyor.
Yardım programları hakkında bilgi sahibi olan kaynaklara göre, Sosyal İşler Bakanlığı, en yoksul ailelerin Lübnan’ın geçmekte olduğu ekonomik ve yaşamsal zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için iki program ile çalışıyor. Bu iki program, 2021’den yani krizin ortasından itibaren, en fazla sayıda aileye fayda sağlamak için daha etkili hale getirildi ve daha hızlı çalıştı. Programların ilki, 11 yıldır bakanlıkta olan En Yoksul Aileler Ulusal Programı adı altında yürütülüyor. Önceden sadece 36 bin aile bu programdan yararlanıyordu ancak koronavirüse özel çalışmalar döneminin bitmesinin hemen ardından, program daha aktif hale getirildi ve bu programdan yararlanan aile sayısı 75 bine ulaştı. Bir buçuk yıl içinde, yardım alan ailelerin sayısını artırmak amacıyla yardım toplamak için çalışmalar yapıldı. Vatandaşların temel ihtiyaçlarını satın alabilecekleri şekilde tasarlan bu programda, aileler birey sayısına göre aylık olarak ABD doları cinsinden bir miktar alıyor.
Ocak 2021’de başlayan ikinci program ise, uygulamaya konulmayan finansman kartı programı ile ilişkilendirilen ‘Aman’ programına dayanıyor. Finansman kartı programı, Dünya Bankası’nın daha fazla sayıda vatandaşı, yani sadece en fakirleri değil, satın alma gücü olmayan herkesi hedef alacak olan finansman kartı için bir kredi sağlayacağı vaatlerinin ardından herhangi bir fon sağlanmaması sonucunda başlatılamadı. Dünya Bankası bu durumu gerçekleşmeyen reformlara bağladı. Şu anda 150 bin Lübnanlı aile, birey sayısına göre değişen aylık havale (her aile bireyi için 20 dolar, 6 kişi altı tüm aileler için 25 dolar) alıyor. İleride, 225 bin aileye ve ortalama 906 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor.
Kaynaklar, şu anda yardıma ihtiyaç duyanların daha fazla olduğunu ortaya koyuyor ve bakanlığa ulaşan günlük şikayetler de bunu kanıtlıyor. Yardım almayan vatandaşlar bakanlığa “Ben de yardıma ihtiyaç duyuyorum ve fakirleştim” gibi ifadelerle birçok şikayette bulunuyor.
Sosyal İşler Bakanlığı’nın yoksulluk oranıyla ilgili hassas istatistikleri bulunmuyor ve en son istatistikler 2016’ya yani krizden öncesine dayanıyor.
Mart 2022'de Lübnan hükümeti, eğitim, sağlık, finansal refah, temel altyapı ve yaşam standartları olmak üzere 5 alanda, 19 göstergeye ilişkin 2018-2019 aile yaşamı anketi verilerine istinaden ilk çok boyutlu yoksulluk endeksini yayınladı. Değerlendirme, 2019’da (yani krizden önce) nüfusun yüzde 53,1’inin çok boyutlu yoksulluk içinde yaşadığını ortaya çıkardı.
Öte yandan, Information International’da araştırmacı olan Muhammed Şemseddin, 2022'nin sonunda hesaplanan istatistiklerde, Lübnan’da varlıklı sınıfın yüzde 5 olarak kaydedildiğini, orta sınıfın ise yüzde 70’e ulaştıktan sonra yüzde 40 olarak kaydedildiğini belirtti. Araştırmacı ayrıca istatistiklere göre, yoksulluk sınırının üzerindeki sınıfın yüzde 30, yoksulluk sınırının altındaki sınıfın oranın ise yüzde 25 olduğunu da vurguladı.
Şemseddin “Buradan yola çıkarak, Lübnan’daki sosyal sınıfların bileşiminin değiştiği açıkça görülüyor. Yoksul kişi oranı yüzde 25’ten yüzde 55’e çıktı. Mevcut durumun devam etmesi durumunda, gümrük dolarındaki yükseliş ve liranın dolar karşısındaki yükselişinin devam etmesi ile bu oranın 2023 yılında önemli ölçüde artması bekleniyor” ifadelerini kullandı. Şemseddin Şarku’l Avsat’a yoksulluğun iki kavramı olduğunu, bunlardan birinin olağan yoksulluk yani bir vatandaşın temel gıda ihtiyacını karşılayamaması durumu olduğunu ve bunun Lübnan’da yüzde 55 oranında kaydedildiğini bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) ve Dünya Bankası tarafından benimsenen çok boyutlu yoksulluk kavramını olduğunu belirtti. Bu kavrama göre Lübnan’da yoksulluk oranı yüzde 85’e ulaşıyor zira çok boyutlu yoksulluğa göre hiç birikimi olmayan her vatandaş yoksul kabul ediliyor. Lübnan geleneksel anlamda sadece yüzde 55 olan yoksulluk olduğu kabul ediliyor. Bu tanım, vatandaşların gelirlerinin yeterli, sağlıklı ve sağlıklı gıda sağlamaya yetmediği durumlara dayanıyor ve ülkede 1,1 milyon insan yaklaşık 275 bin aile bu sınıfta yer alıyor.
Şemseddin, çalışmaların 6 ayda bir yapılması ve son nüfus sayımının da 2022 yılının sonunda yapılması nedeniyle yeni bir istatistik olmadığını belirtti. Ayrıca “Bugün sıkıntılar daha büyük, yoksulluk artıyor. Devlet çözüm bulamazsa 2023’te yoksulluk oranı çok artacak” ifadelerini kullandı. Araştırmacı ayrıca, yoksullar Lübnan şehirleri arasında dağılmış olsa da, çoğunluğunun (yüzde 73) kuzeyde ve kuzey Bekaa’da, yüzde 43’ünün Akkar’da, yüzde 30’unun Bekaa’da, yüzde 15’inin Lübnan Dağı’nda, yüzde 10’unun güneyde ve yüzde 2’sinin Beyrut’ta olduğunu belirtti.



Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
TT

Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)

Askerî kaynaklar, Pakistan’ın Sudan ile yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde bir silah anlaşmasını sonuçlandırmanın son aşamasına geldiğini açıkladı.  Sudan’daki kriz, askerî ve diplomatik cephelerde hızlanan gelişmelerle yeni bir aşamaya girerken, özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerinde savaşın yıkıcı biçimde sürmesi, uluslararası toplumun insani felaketin derinleştiğine yönelik uyarılarını artırdı. Çatışmaların bölgesel boyut kazanabileceğine dair endişeler de giderek güçleniyor.

Anlaşmanın, Sudan ordusuna hafif saldırı uçakları, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçları ile gelişmiş hava savunma sistemlerinin tedarikini kapsadığı belirtildi. Eski bir üst düzey hava kuvvetleri yetkilisi ile Reuters’a konuşan kaynaklara göre pakette yaklaşık 10 adet “Karakoram-8” tipi uçak, 200’den fazla insansız hava aracı ve “Super Mushshak” eğitim uçakları yer alıyor. Çin ile ortak geliştirilen “JF-17” savaş uçaklarının da anlaşmaya dahil edilmesi ihtimali bulunuyor; ancak teslimat takvimi ve kesin sayılar konusunda bilgi verilmedi.

vfedv
Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Pakistan Hava Kuvvetleri’nde daha önce üst düzey görevlerde bulunan emekli Mareşal Amir Masood, söz konusu anlaşmanın “fiilen tamamlandığını” belirterek, bu satışın, Sudan ordusunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başlamasıyla kaybettiği hava üstünlüğünü yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Buna karşın, Pakistan ve Sudan hükümetlerinden şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

Pakistan’ın savunma sanayii hamlesi

Pakistan’ın savunma alanındaki hedefleri, son yıllarda büyüme kaydeden askerî sanayisini güçlendirmeye odaklanıyor. Yetkililere göre bu sektör, özellikle geçen yıl Hindistan’la yaşanan gerilimde Pakistan uçaklarının kullanılması sonrasında artan ilgi ve yatırımlarla daha da öne çıktı. İslamabad, geçen ay Doğu Libya’daki Libya Ulusal Ordusu ile değeri 4 milyar doları aşan büyük bir silah satış anlaşması imzaladı. Anlaşma, “JF-17” savaş uçakları ile eğitim uçaklarını kapsıyor.

Pakistan ayrıca, Dakka ile ilişkilerin iyileşmesiyle birlikte Bangladeş ile de “Super Mushshak” eğitim uçakları ve “JF-17” savaş uçaklarını içerebilecek bir savunma anlaşması konusunda görüşmeler yürütüyor. Hükümet, büyüyen savunma sanayiinin uzun vadeli ekonomik istikrar için önemli bir itici güç olabileceğini değerlendiriyor.

Sahada çatışmalar sürüyor

Sahada ise Sudan ordusu, Darfur ve Kordofan eyaletlerinde, ayrıca Güney Libya’dan gelen ikmal hatlarını hedef alan yoğun hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıkladı. Ordu Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, operasyonlarda “Hızlı Destek Kuvvetleri”ne ait 240’tan fazla savaş aracının imha edildiği, yüzlerce unsurun öldürüldüğü, ayrıca Nyala Havalimanı’ndaki insansız hava araçları, askerî depolar ve operasyon merkezlerinin hedef alındığı bildirildi. Nyala, Güney Darfur’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri, Nyala üzerinde uçan bir insansız hava aracını düşürdüklerini duyurdu. Grup, Sudan ordusunu sivilleri ve altyapıyı, özellikle de sağlık tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenlemekle suçladı ve hava savunma unsurlarının olası yeni saldırılara karşı hazır olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin daha önce Sudan-Libya-Mısır sınırındaki üçgen bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Kahire’nin olası güvenlik sonuçlarına dair artan kaygılarıyla birlikte yaşanıyor. Sudan’da iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden savaş, dünyadaki en ağır insani krizlerden birine yol açarken, ülkenin stratejik konumu, Kızıldeniz kıyıları ve önemli altın üretimi nedeniyle dış aktörlerin de çatışmaya dahil olmasına neden oluyor.

İngiltere-Almanya girişimi

Siyasi cephede ise İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İngiltere’nin Almanya ile birlikte Nisan ayında Berlin’de Sudan konulu bir uluslararası konferans düzenleyeceğini açıkladı. Konferansın, savaşın üçüncü yıl dönümüne denk geleceğini belirten Cooper, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanlığını, Sudan dosyasının uluslararası gündemdeki önceliğini korumak için kullanacağını ifade etti.

sdfvgt
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper (AP)

Cooper, Şarku’l Avsat’ta yayımlanan makalesinde, Londra’nın Sudan’da işlenen ihlalleri gündemde tutmayı ve 2026’da barışa yönelik yeni bir ivme oluşturmak için uluslararası desteği seferber etmeyi sürdüreceğini kaydetti. ABD’nin, ABD-Suudi Arabistan-Mısır-BAE’den oluşan dörtlü mekanizma aracılığıyla ateşkes sağlanmasına yönelik girişimlerine de değinen Cooper, Washington’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarıyla görüşmeler yaptığını aktardı. Cooper, Sudan’daki savaşın artık yerel bir kriz olmaktan çıktığını, bölgesel ve küresel bir nitelik kazandığını ve uluslararası toplumun etkili ittifaklar kurma kapasitesi açısından ciddi bir sınav teşkil ettiğini vurguladı.


Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
TT

Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın bir güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre bugün (Cuma) Halep’in kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı 100 unsurun saf değiştirdiğini, iç güvenlik güçlerinin söz konusu kişileri koruma altına aldı.

Olay, İçişleri Bakanlığı’nın, SDG’ye bağlı silahlı grupların çekilmesinin ardından devlete devredilen mahallelerde güvenliğin yeniden sağlanması planı çerçevesinde Eşrefiye Mahallesi’nde iç güvenlik güçlerinin görevlendirildiğini duyurmasından saatler sonra gerçekleşti.

SANA’nın bir askeri kaynağa dayandırdığı habere göre SDG, Cuma günü İran yapımı insansız hava araçlarıyla Halep’in kuzeyindeki sivil ve güvenlik noktalarını hedef alarak saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı.

Ajans, kaynaklarına dayanarak, PKK mensuplarının hükümet güçlerine karşı çatışmalara katılmayı reddeden dört Kürt’ü öldürdüğünü aktardı. Aynı kaynak, PKK’nın SDG unsurlarının da yardımıyla Halep’teki Şeyh Maksud Mahallesi’nden ayrılan sivillere ait evleri ateşe verdiğini ileri sürdü.

dfvg
Halep kentindeki Şeyh Maksud Mahallesi’nden sivillerin insani bir koridor üzerinden tahliyesi (SANA)

Suriye basınında yer alan haberlerde, Şeyh Maksud Mahallesi’nde SDG’ye ait büyük bir mühimmat deposunun imha edildiği bildirildi. Suriye Savunma Bakanlığı ise SDG’nin Halep’te bir hastanenin hedef alındığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, vurulan hedefin bir mühimmat deposu olduğunu açıkladı.

Günün erken saatlerinde Suriye ordusu, ateşkes ilanından kısa süre sonra, Halep’teki Kürt mahallesinde bazı bölgelerin bombardıman öncesinde boşaltılması çağrısında bulunarak, SDG’yi bu alanları askerî amaçlarla kullanmakla suçladı. SANA, ordunun hedef alınması planlanan noktaları gösteren haritalar yayımladığını, sivillerden bu bölgeleri “derhal terk etmelerini” istediğini ve SDG’nin buraları “Halep kentinin mahallelerini ve sakinlerini hedef almak için askerî mevzi olarak kullandığını” ileri sürdüğünü aktardı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığı habere göre askeri bir kaynak yaptığı açıklamada, orduya ait insansız hava araçlarının, SDG’nin Şeyh Maksud Mahallesi’nde yolları kapattığını, halkı korkutarak mahalleden çıkmalarını engellediğini ve sivilleri, ordu ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar sırasında “canlı kalkan” olarak kullanmayı amaçladığını belirtti.

Suriye televizyonu, ordunun harekât birimine dayandırdığı haberinde, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “kapalı askerî bölge” ilan edildiğini ve saat 18.30’dan itibaren “ikinci bir duyuruya kadar” tam sokağa çıkma yasağı uygulandığını bildirdi. Harekât birimi, mahalledeki sivillere pencerelerden uzak durmaları, alt katlara inmeleri ve SDG mevzilerine yaklaşmamaları yönünde uyarıda bulundu.

Öte yandan SDG, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “Suriye hükümetine bağlı gruplar tarafından yoğun ve şiddetli bombardımana maruz kaldığını”, hükümet güçlerinin tanklarla ilerlemeye çalıştığını ve buna karşı “şiddetli ve sürekli bir direniş” gösterdiklerini savundu.

Ordu daha önce, sivillerin Şeyh Maksud’dan çıkışı için yerel saatle 16.00–18.00 (13.00–15.00 GMT) arasında bir geçiş noktası açıldığını, SDG savaşçıları ise “silah bırakma” çağrısı yapıldığını duyurmuştu. AFP muhabiri, Şeyh Maksud yakınlarında bazı sivillerin mahalleden ayrıldığını gözlemledi.

SDG güçleri, günün erken saatlerinde, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini açıklamıştı. Yetkililer, ateşkes kapsamında bu bölgelerin saatler içinde tahliye edileceğini duyurmuştu.

Suriye Savunma Bakanlığı, Cuma günü şafak vakti yaptığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini, silahlı grupların bu saatten itibaren en geç 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri gerektiğini bildirdi. Açıklamada, militanların yalnızca hafif bireysel silahlarını taşıyabilecekleri, Suriye ordusunun ise “güvenli şekilde refakat ve kuzeydoğu bölgelerine ulaşana kadar tam güvenlik sağlama” taahhüdünde bulunduğu belirtildi.

Salı günü, Halep’teki Kürt ağırlıklı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde hükümet güçleri ile Kürt güçler arasında çıkan şiddetli çatışmalarda 21 kişi hayatını kaybetmiş, taraflar olayların sorumluluğu konusunda birbirini suçlamıştı. Gelişmeler, Mart ayında imzalanan ve Kürt özerk yönetimine bağlı kurumların Suriye devleti çatısı altında birleştirilmesini öngören anlaşmaya rağmen, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerin tıkanması ortamında yaşanıyor.


SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
TT

SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bugün yaptıkları açıklamada, yetkililerin ateşkes kapsamında saatler içinde tahliye edileceklerini duyurmasına rağmen Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini bildirdi. Söz konusu ateşkes, günler süren kanlı çatışmaların ardından sağlanmıştı.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye Halk Meclisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şam hükümeti güçlerinin halkımıza ve güvenlik güçlerimize yaptığı çağrı bir teslimiyet çağrısıdır. Ancak bu mahallelerdeki halkımız, yaşadığı yerlerde kalma ve onları savunma konusunda kararlıdır” denildi. Açıklamada ayrıca, “Mahallelerimizde kalma ve onları savunma yönünde kararımızı aldık” ifadesine yer verildi.

ı8
Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde, Şeyh Maksud mahallesine girmek ve SDG milislerini iki bölgeden tahliye etmek için sıraya giren otobüsler, 9 Ocak 2026... (AFP)

Halep’teki yerel yetkililer bugün erken saatlerde yaptıkları açıklamada, kentte kuşatma altında bulunan SDG  milislerinin saatler içinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelere nakledileceğini duyurmuştu.

Halep Valiliği Basın Müdürlüğü tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Savunma Bakanlığı’nın günler süren kanlı çatışmaların ardından ateşkes ilan etmesinin akabinde, önümüzdeki saatlerde SDG unsurlarının hafif bireysel silahlarıyla birlikte Fırat’ın doğusuna nakledileceği’ belirtildi. Açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt güçleri ile hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmaların binlerce sivili yerinden ettiği kaydedildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise bugün şafak vakti yayımladığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini bildirdi. Açıklamada, mahallelerdeki silahlı gruplardan ateşkesin başlamasından itibaren cuma sabahı saat 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri istendi. Bakanlık, silahlı unsurların yalnızca hafif bireysel silahlarını yanlarına alarak ayrılabileceklerini belirterek, Suriye ordusunun ‘kendilerine eşlik etmeyi ve ülkenin kuzeydoğusundaki bölgelere güvenli şekilde ulaşmalarını sağlamayı taahhüt ettiğini’ duyurdu.

dfrgthy
Suriye iç güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile şiddetli çatışmaların ardından 8 Ocak 2026 günü geç saatlerde Halep'in Eşrefiye mahallesine girerken sokakları güven altına alıyor. (AFP)

Yetkililer, söz konusu adımın ‘bu mahallelerdeki askerî durumu sona erdirmeyi, hukukun ve resmî kurumların yeniden tesis edilmesini sağlamayı, ayrıca evlerinden zorla ayrılmak zorunda kalan sivillerin geri dönerek güven ve istikrar ortamında normal hayatlarına dönmelerine imkân tanımayı’ amaçladığını açıkladı.

Açıklamada, herkesin güvenliğinin sağlanması ve sahada herhangi bir sürtüşmenin önlenmesi için belirlenen süreye titizlikle uyulması çağrısında bulunulurken, silahlı grupların mahallelerden Suriye’nin kuzeydoğusuna çıkışının, iç güvenlik güçleri ile Suriye ordusundaki operasyonlar biriminin koordinasyonunda düzenleneceği bildirildi.

Öte yandan Suriye ordusuna bağlı birliklerin, açıklamadan saatler önce Halep’te SDG’nin kontrolünde bulunan mahallelerden biri olan Eşrefiye’nin büyük bölümünde kontrolü sağladığı belirtildi. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, Eşrefiye mahallesinin “güvenli hale geldiğini, diğer eksenlerde de ilerlemenin sürdüğünü” söyledi. Sözcü ayrıca, SDG güçlerinin evleri ve iş yerlerini mayınladığını belirterek, bakanlık birliklerinin Eşrefiye mahallesini mayınlardan arındırmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.