Moritanya’da el-Kaide üyesi mahkumların kaçması halkı paniğe sürükledi

Ülkenin 2011'den bu yana tanık oldu ilk terör eylemi

El Kaideli mahkumların kaçmasından bir saat sonra bir hükümet binasının önünde araçlarda arama yapan Moritanyalı bir güvenlik görevlisi (Şarku’l Avsat)
El Kaideli mahkumların kaçmasından bir saat sonra bir hükümet binasının önünde araçlarda arama yapan Moritanyalı bir güvenlik görevlisi (Şarku’l Avsat)
TT

Moritanya’da el-Kaide üyesi mahkumların kaçması halkı paniğe sürükledi

El Kaideli mahkumların kaçmasından bir saat sonra bir hükümet binasının önünde araçlarda arama yapan Moritanyalı bir güvenlik görevlisi (Şarku’l Avsat)
El Kaideli mahkumların kaçmasından bir saat sonra bir hükümet binasının önünde araçlarda arama yapan Moritanyalı bir güvenlik görevlisi (Şarku’l Avsat)

Moritanya'nın başkenti Nuakşot'taki bir hapishanede tutuklu bulunan, terör örgütü El-Kaide'nin Kuzey Afrika yapılanması Mağrip El-Kaidesi’nin dört üyesi pazarı pazartesiye bağlayan gece hapishaneden firar ettiler. Mahkumlar kaçarken çıkan çatışmada Ulusal Muhafızları üyesi iki gardiyan öldü, üç gardiyan yaralandı. Firari mahkumlar, Moritanya'da 2011'den bu yana düzenlenen ilk terör saldırısında ülkenin en korunaklı hapishanelerinden birinden kaçmayı başardılar.
Moritanya güvenlik güçleri, en üst düzeyde alarm durumuna geçti. Hapishanenin yakınlarındaki başkanlık sarayı da dahil olmak üzere başkentteki kritik bölgelerde güvenlik önlemleri alındı. Bunun üzerine, firari mahkumların yakalanması için bir güvenlik operasyonu başlatıldı. Operasyon çerçevesinde başkentin ana caddelerinde alınan güvenlik önlemleri güçlendirildi ve yaklaşık bir buçuk milyon insanın yaşadığı şehirdeki güvenlik kontrolleri sıkılaştırıldı. Cep telefonlarının hücresel veri hizmetinde de aksama yaşandı.
Dosyanın takibi için Moritanya Savunma Bakanı Henena Ould Sidi başkanlığında İçişleri Bakanı, Kara Kuvvetleri, Jandarma ve Ulusal Güvenlik komutanlarının yer aldığı üst düzey bir hükümet ve güvenlik komitesi kuruldu. Komite, mahkûmların kaçışını engellemeye çalışırken yaralanan gardiyanları tedavi gördükleri hastanede ziyaret etti.
Son derece tehlikeli olarak sınıflandırılan firari mahkumların silahlı oldukları bildirildi. Daha önce on yılı aşkın bir süre önce Mali'nin kuzeyinde El Kaide kamplarında askeri eğitim alan firari mahkumlardan ikisi 2011 yılından önce Moritanya ordusuna yönelik terör eylemlerinde rol oynadılar.
Firari mahkumlardan biri, Moritanya devletine karşı saldırıda bulunmaktan hüküm giydikten sonra Moritanya yargısı tarafından ölüm cezasına çarptırılan İşbih Muhammed er-Resul’dü. Resul, Mağrip El Kaidesi olarak bilinen Vaaz ve Savaş için Selefi Grubu (GSPC) tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında Cezayir sınırı yakınlarında yer alan Lemugiti bölgesindeki Moritanya ordusuna ait bir garnizonda onlarca Moritanyalı askerin ölümüne neden olan bir saldırıya katıldı.
Firari mahkumlardan ikincisi ise Şeyh Vild es-Salik’ti. Vild es-Salik, Moritanya'nın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Vild Abdulaziz'e suikast düzenlemek amacıyla, El Kaide tarafından 2011 yılında İslami Mağrip El-Kaidesi Nuakşot’taki başkanlık sarayını bomba yüklü iki araçla havaya uçurmayı amaçlayan, ancak ordu tarafından engellenen bir saldırı planının ardından tutuklanarak vatana ihanet ve silah taşıma gibi birçok suçlamadan hüküm giyip, ölüm cezasına çarptırıldı.
Vild es-Salik, Hapishanede kaldığı süre boyunca, radikal fikirlerine bağlı kalarak yetkililerle diyalog kurmayı reddetmeye devam etti. Aralık 2015'te yaptığı gibi, her zaman kaçmayı planladığını söyledi. Hapisten kaçmayı başaran Vild es-Salik, günler sonra Gine'de tutuklandı.
Ancak cezaevinden firar eden mahkumlar, 2020-2021 yıllarında terör suçundan hüküm giymiş iki kişi daha bulunuyor. Bu olay, 2011 yılından bu yana terör eylemlerine tanık olmayan Moritanya’da halk arasında paniğe yol açtı. Edinilen bazı bilgilere göre firar eden mahkumlardan biri de Muhammed Mahmud Muhammed Yeslem adlı bir kişi daha vardı. Terör suçları işlemek amacıyla bir terör örgütüne katılmaya teşebbüs de dahil olmak üzere çeşitli suçlamalardan hüküm giyerek on yıl hapis cezasına çarptırılan Yeslem, 2020 yılında cezaevine nakledildi.
Firari mahkumların sonuncusu Ebu Bekir es-Sıddık Abdulkerim adlı mahkumdu. Abdulkerim, 2021 yılında terör suçları işlemek amacıyla terör örgütü kurmaya teşebbüs ve yurt dışında terör eylemleri için eğitim alma gibi suçlardan hüküm giyerek 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, mahkumların kaçışı sırasında çıkan çatışmada, Ulusal Muhafız üyesi iki gardiyanın öldüğü, ikisinin de hafif şekilde yaralandığı belirtildi. Açıklamada, Ulusal Muhafız üyelerinin hapishanedeki güvenlik önlemlerini sıkılaştırdıkları ve firari mahkumları mümkün olan en kısa sürede yakalamak üzere harekete geçtikleri kaydedildi.
Moritanya basınında yer alan haberler, firari mahkumların silahlı olduklarını ortaya koydu. Bu da, firari mahkumların kaçmak için hapishanenin içinden ya da dışından yardım almış olabilecekleri düşüncesini akıllara getirdi. Ancak yetkililer, mahkumların hangi koşullarda kaçtıklarının anlaşılması için açılan soruşturma tamamlanana kadar bu teoriyle ilgili yorum yapmaktan kaçındılar.
Moritanyalı güvenlik uzmanı ve eski bir subay El-Buhari Muhammed Me’mul el-Yakubi, yaptığı değerlendirmede, tehlikeli olarak nitelendirilen mahkumların firarının kaçınılmaz olarak, ayrıntıları tam olarak açıklanamayacak olan önemli güvenlik değişikliklerini beraberinde getireceğini ve cezaevlerinin güvenlik ve operasyon planlarını etkileyeceğini söyledi. Ayrıca bu gelişmenin daha genel ve daha derin başka yönleri de olacağına inandıklarını belirten Yakubi, gerek askeri yönlerle, gerek medya ve bilinçlendirme yönleriyle ilgili olsun, radikalizm ve terörizmle mücadeleye yönelik genel ulusal stratejinin güncellenmesini beklediklerini kaydetti.
Mahkumların kaçışının Moritanya'nın ‘ne içeride ne de dışarıda hafife alınmaması gereken’ büyük bir imaj bozukluğuna yol açtığını söyleyen güvenlik uzmanı, yaşananların, Moritanya'nın Avustralya merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü (IEP) tarafından yayımlanan yıllık Küresel Terörizm Endeksi'ndeki (Global Terrorism Index-GTI) sıralamasına zarar vermesini bekliyor.
Moritanyalı uzman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Komşu ülke Mali ile olan batı sınırlarımızda ve genel olarak Sahel bölgesinde güvenlik durumunun kötüleşmesinin durumu daha da karmaşık hale ortada. Bunun sebepleri yerine şunu sorabiliriz: Dün gece Nuakşot'taki merkez hapishanede olanlarla bölgede terör ve suç örgütlerinin gücünün tehlikeli bir şekilde artmasının doğrudan ya da dolaylı olarak bir ilgisi var mı?”



Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
TT

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları”na karşı mücadele başlattı

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyösünde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar. Bölgede Hizbullah bayrağı dalgalanıyor. (AP)

Hizbullah, “Lübnan’ın Dostları” ile siyasi bir mücadele başlattı. Bu gelişme, ABD, Birleşik Krallık, Japonya, Kanada ve Avustralya büyükelçiliklerinin ortak bir bildiri yayımlamasının ardından yaşandı. Söz konusu bildiride, silahların devletin tekelinde toplanması ve Hizbullah’a ait patlayıcı sevkiyatında rol alan kişileri konu alan adli sürece siyasi müdahalede bulunulmaması gerektiği vurgulandı.

Hizbullah Milletvekili Ali Ammar, söz konusu bildirinin “Lübnan’ın iç işlerinin en hassas ayrıntılarına pervasızca müdahale etme cüretini gösterdiğini, ülkenin egemenliğini, yargısının bağımsızlığını ve diplomatik teamülleri hiçe sayan son derece seviyesiz ve küstahça bir yaklaşım sergilediğini” söyledi. Ammar, “Lübnan’ın Dostları”nı bölünmeleri körüklemek ve fitne çıkarmakla suçladı.

Öte yandan İsrail, Lübnan’ın güneyinde dikkat çekici bir askerî hareketliliğe yeniden başladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  bu kapsamda “Sarı Hat”ın çevresinde sınırlı kara harekâtları düzenleyen İsrail güçleri, yıkıma uğramış bölgelerde ve bu bölgelerin çevresinde patlatmalar gerçekleştirdi, hava saldırıları düzenledi ve yoğun topçu ateşi açtı.


Irak, İran'a yönelik olası saldırılara karşı önlem olarak olağanüstü hâl tedbirlerini devreye soktu

Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
TT

Irak, İran'a yönelik olası saldırılara karşı önlem olarak olağanüstü hâl tedbirlerini devreye soktu

Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)
Irak polisi tarafından paylaşılan fotoğrafta, dün Kerkük sokaklarında devriye gezen askerî birlik (Reuters)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, İran'a yönelik olası ABD saldırılarının yakın olduğuna dair işaretler üzerine hedef listelerini güncelleyen silahlı grupların gerçekleştirebileceği ihlallere karşı ordu komutanlarına derhal müdahale etme yetkisi verdi.

Yetkililer, Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Silahlı Kuvvetler Başkomutanı, sınır kentlerinde sıkı denetim uygulanması ve sahadaki takibin yoğunlaştırılması talimatını verdi. Bu kapsamda, olağan dışı bütün hareketlilikler 24 saat esasına göre güncellenen değerlendirmelerle izlenecek” ifadelerini kullandı.

Alınan önlemler kapsamında, kuzeyde Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki Süleymaniye kentinden güneyde Kuveyt ve İran sınırlarına yakın Basra'ya kadar İran sınırının gözetim altına alınması ve Suriye sınırına da asker konuşlandırılması yer alıyor.


Husilerin Taiz'e gerçekleştirdiği balistik füze saldırısında çok sayıda sivil öldü ve yaraladı

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
TT

Husilerin Taiz'e gerçekleştirdiği balistik füze saldırısında çok sayıda sivil öldü ve yaraladı

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)
Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun bütün hedeflerine ulaşma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurguladı (SABA)

"Yemen Şafağı” operasyonu ikinci ayına girerken, Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi operasyonların devlet kurumları yeniden tesis edilene kadar devam edeceğini açıkladı. Bu açıklamayla eş zamanlı olarak Birleşmiş Milletler Yemen Uzmanlar Paneli'nin raporu, Husilerin karmaşık dış tedarik ağlarından yararlanarak askerî kapasitelerini geliştirmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu. Öte yandan Husilerin balistik füze saldırısı sonucu sivillerin hayatını kaybetmesi ve yaralanması, Yemen hükümeti tarafından “savaş suçu” olarak nitelendirildi.

Yemen'deki askerî çatışmalar yeni bir tırmanma aşamasına girdi. Hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar Taiz, Lahic, Marib ve Cevf vilayetlerinde genişlerken, sivillerin güvenliği ve Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımına yönelik endişeler de arttı.

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, konsey tarafından perşembe günü yayımlanan açıklamada, askerî operasyonların ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini belirtti. Bu hedeflerin başında Husilerin darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin Yemen topraklarının tamamında sağlanması geliyor.

Konsey, silahlı kuvvetlerin geçen 5 Ekim'den bu yana farklı cephelerde 40 binden fazla askerî hedefe yönelik operasyon gerçekleştirdiğini bildirdi. Konseyin açıkladığı bilançoya göre operasyonlarda Husilerin yaklaşık 20 bin komutanı ve mensubu etkisiz hâle getirildi, 5 binden fazla askerî araç ve teçhizat imha edildi veya kullanılamaz duruma getirildi.

Yemen askerleri, Cevf vilayetindeki bir mevzide (AFP)
Yemen askerleri, Cevf vilayetindeki bir mevzide (AFP)

Konseyin açıklamasına göre bu rakamlar, operasyonların ilk ayındaki askerî faaliyetlerin boyutunu yansıtıyor. Birden fazla cephede çatışmalar sürerken hükümet, bazı askerî ve güvenlik birimlerinin komuta kademelerini yeniden düzenlemeye yönelik adımlar da atıyor.

Husiler, ülke içinde ve dışında sivilleri ve sivil nitelikteki kritik tesisleri hedef alan saldırılarını sürdürürken, BM'ye ait bazı merkezleri askerî operasyonlarda kullanmakla da suçlanıyor. BM raporu ise grubun karmaşık dış tedarik ağlarından yararlanarak askerî kapasitesini geliştirmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Yemen hükümetinin, Husilerin batı kıyısındaki Muha ilçesinde Birleşmiş Milletlere ait bir binayı askerî operasyon merkezi ve füze fırlatma platformu olarak kullandığı yönündeki açıklaması, insani yardım tesislerinin ve BM personelinin güvenliğine ilişkin yeni endişelere yol açtı.

Çok sayıda cephede çatışmalar

Yemen hükümet güçleri, ülkenin güneybatısındaki Taiz vilayetinde, Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Sarari ve Misrah ilçesindeki Sanemat bölgelerinde askerî mevzileri yeniden ele geçirdiklerini duyurdu. Halk direniş güçlerinin desteğiyle gerçekleştirilen saldırılara, Husilerin mevzilerini, toplanma noktalarını ve askerî araçlarını hedef alan hava saldırıları ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) operasyonları eşlik etti.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre, dün şafak vakti savaş uçakları Hayfan ilçesi ve Turbet kentinin çevresindeki Husilere ait mevzileri, tahkimatları ve askerî araçları hedef alan bir dizi saldırı düzenledi. Kayıplara ilişkin resmî bir bilanço açıklanmadı.

Lahic vilayetinin çeşitli bölgelerinde de şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalar özellikle Mukatara ilçesine bağlı Zureyka cephesinde yoğunlaştı. Askerî kaynaklar, Husilerin beş mevziye yönelik kuşatıcı bir saldırı gerçekleştirdiğini, ancak direniş güçlerinin desteğini alan savunma birliklerinin bu mevzilerden ikisini yeniden ele geçirdiğini belirtti. Mudarebe ilçesi ve Babülmendeb'e hâkim Kahbub Dağları'nda ise çatışmaların sürdüğü bildirildi.

Askerî kaynaklardan aktarılan ilk saha verilerine göre Zureyka'daki çatışmalarda ortak güçlerden 11 kişi hayatını kaybetti, 23 kişi yaralandı. Husiler arasındaki kayıpların sayısı ise henüz belirlenemedi. Her iki tarafın bölgeye askerî takviye göndermesiyle çatışmalar devam etti.

Gerilim, Marib ve Cevf vilayetlerine de yayıldı. Hükümet güçleri, Cevf'in doğusundaki Duhayda yükseltileri ve Huveyşan Dağları'nda ilerleme kaydettiklerini, bazı mevzileri, tahkimatları ve silahları ele geçirdiklerini açıkladı. Operasyonların, Hazm kentine doğru ilerleyecek yolun açılmasını hedeflediği belirtildi.

Yemen ordusu ve direniş güçleri, Taiz'de Husilerin kontrolündeki bazı önemli mevzileri yeniden ele geçirdi (Getty Images).
Yemen ordusu ve direniş güçleri, Taiz'de Husilerin kontrolündeki bazı önemli mevzileri yeniden ele geçirdi (Getty Images).

Marib'de ise Rığvan ilçesine bağlı Halhalan Vadisi'nde çatışmalar sürdü. Hükümet güçleri, karşılıklı saldırıların ardından Husilerin kontrolündeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve Mesam bölgesine doğru ilerlediklerini duyurdu. Çatışmalarda her iki taraftan ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

Husilerin füze ve hava saldırısı kapasitesindeki artışın bölge güvenliği ve deniz ulaşım güzergâhları üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeler de giderek büyüyor. Özellikle Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik tehditler yakından takip ediliyor.

BM raporu Husilerin dış tedarik ağlarını ortaya koydu

Birleşmiş Milletler Yemen Uzmanlar Paneli'nin raporu, Husilerin karmaşık dış tedarik ağlarından ve çift kullanımlı ticari ve sivil bileşenlerden yararlanarak askerî kapasitelerini geliştirmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu.

Raporda, insansız hava araçları (İHA) ve füzelerin üretiminde ve geliştirilmesinde kullanılan navigasyon sistemleri, bataryalar, motorlar ve elektronik kontrol cihazları gibi bileşenlerin bu tedarik ağları üzerinden temin edildiği belirtildi.

Rapora göre 2025 yılında askerî malzeme ve bileşenlerden oluşan bazı sevkiyatlara el konuldu. Ayrıca füze yakıtı ve patlayıcı üretiminde kullanılan amonyum perklorat ve sodyum nitrat gibi kimyasal maddelerin temin edilmesine yönelik girişimler tespit edildi.

BM uzmanları, bu tedarik faaliyetlerinin sürmesinin Husilerin uzun menzilli saldırı kapasitesini güçlendirdiği ve uluslararası deniz ulaşımı ile ticaret açısından tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu.

Vaziye'de bir başka katliam

Batı kıyısında Yemen hükümetinin, Husilerin Muha ilçesinde Birleşmiş Milletlere ait bir binayı askerî operasyon merkezi ve füze fırlatma platformu olarak kullandığı yönündeki açıklaması, insani yardım tesislerinin ve BM personelinin güvenliğine ilişkin yeni endişelere neden oldu.

Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP).
BM raporu, Husilerin karmaşık tedarik ağları üzerinden askerî kapasite edinmeyi sürdürdüğünü ortaya koydu (AFP).

Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, Husilerin askerî faaliyetlerini örtbas etmek amacıyla BM merkezlerinin hukuki dokunulmazlığından yararlandığını öne sürdü. Bakanlık, Birleşmiş Milletlerden iddiaları soruşturmasını ve silahlı unsurlar ile silahların söz konusu binadan çıkarılması için çalışma yürütmesini istedi. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanamadı.

Sahadaki bir başka gelişmede ise dün Taiz vilayetinin batısındaki Vaziye ilçesinde bulunan El-Hadara halk pazarının hedef alınması sonucu ölü ve yaralılar olduğu bildirildi.

Tanınmayan Husi yönetiminin Sağlık Bakanlığı, saldırıda 20 kişinin hayatını kaybettiğini, en az 15 kişinin yaralandığını açıkladı. Taiz'deki yerel yönetim ise saldırıdan Husileri sorumlu tuttu ve olayın koalisyon güçlerinin hava saldırılarından kaynaklandığı iddiasını reddetti. Yerel yönetim, operasyon merkezinden alınan bilgilere dayanarak o gün Vaziye ilçesinde savaş uçaklarının herhangi bir operasyon gerçekleştirmediğini bildirdi.

Yemen ordu sözcüsü Macid en-Nuzeyli, Husilerin pazarı balistik füzeyle hedef aldığını ve saldırıda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi. En-Nuzeyli, saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendirerek, Husilerin sahada kayıp verdikleri veya füze saldırılarında başarısız oldukları her seferinde sivilleri hedef aldığını öne sürdü.

Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine karşı koydu (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Husilere karşı Taiz, Cevf ve Lahic cephelerinde ilerleme kaydetti (AFP).

En-Nuzeyli, Husileri bölge güvenliğini, seyrüsefer özgürlüğünü ve uluslararası ticaret yollarını tehlikeye atmakla suçladı. Uluslararası topluma grubu terör örgütü olarak sınıflandırma, finansman kaynaklarını kurutma ve silah tedarikini kesme çağrısında bulunan sözcü, hükümet güçlerinin “Yemen Şafağı” operasyonunu sürdüreceğini vurguladı.

Yerel yönetim de Husilerin balistik füzeler dahil gelişigüzel füze saldırılarının sivillerin hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Açıklamada, pazar yerlerinin ve yerleşim alanlarının uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma altında olduğu hatırlatıldı.

Yetkililer, olayın bütün yönleriyle belgelenmesi, fiziksel delillerin korunması ve bağımsız teknik incelemeye tabi tutulması çağrısı yaptı. Ayrıca bölge sakinlerinden mühimmat parçalarının düştüğü alanlardan uzak durmaları, kalıntılara dokunmamaları veya bunları taşımamaları ve ilgili makamlara haber vermeleri istendi.

Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine direndi (AFP)
Yemen ordu askerleri, Taiz'de Husilerin kenti kuşatma ve ele geçirme girişimlerine direndi (AFP)

Yemen yönetimi, Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşlarına sivillerin hedef alınmasını kınama, soruşturma ve hesap verebilirlik çabalarını destekleme çağrısında bulundu.

Artan askerî operasyonlarla eş zamanlı olarak, bazı askerî ve güvenlik makamlarında da değişikliklere gidildi. Cumhurbaşkanı Reşad el-Alimi, Abin askerî bölgesine yeni bir komutan atanmasına ilişkin kararname yayımladı. İçişleri Bakanlığı da vilayetteki polis teşkilatının komuta kademesi ve birimlerinde 11 atama gerçekleştirdi.

Bu adımlar, cephelerdeki operasyonların genişlediği bir dönemde hükümetin askerî ve güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırma girişimlerinin devamı olarak değerlendiriliyor.