Bakan Nebati: Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, "Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız. Kiralık konutlar, kentsel dönüşümde riskli yapı malik ve kiracılarına sunulacak." dedi.

AA
AA
TT

Bakan Nebati: Ülkeye 'kiralık konut üreticisi' kavramını getirerek, kiralık konut arzını artıracağız

AA
AA

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, kentsel dönüşüme yönelik yeni finansman modeliyle ilgili, "Konut üreticisi ile anlaşan bağımsız bölüm sahiplerine piyasaya göre çok uygun koşullarda kredi kullandırarak kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Bu modelle, konut sahipleri hak kaybına uğramadan ve emsaller korunarak kentsel dönüşümü güçlü bir şekilde destekleyeceğiz." dedi.
Nebati, Şanlıurfa'da, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile kentsel dönüşümü desteklemek amacıyla hayata geçirilecek yeni finansman modellerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Afet bölgesinin yeniden imar ve ihyasını sağlamak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile çalışmaları hızla sürdürdüklerini bildiren Nebati, bu kapsamda gereken her türlü finansmanı Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak sağlayacaklarını söyledi.
Nebati, kentsel dönüşüm probleminin çözümünde 3 ayrı yaklaşım üzerinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile eşgüdüm içinde çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Birinci modelde konut üreticisi ile anlaşan bağımsız bölüm sahiplerine piyasaya göre çok uygun koşullarda kredi kullandırarak kentsel dönüşümü teşvik edeceğiz. Bu modelle, konut sahipleri hak kaybına uğramadan ve emsaller korunarak kentsel dönüşümü güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. İkinci modelimizdeyse ada bazlı kentsel dönüşüm kapsamında konut üreticilerini teşvik edeceğiz. Bu kapsamda konut üreticilerine düşük maliyetli finansman desteği sağlayarak depreme dayanıklı konut arzını hızla artıracağız. Bu iki durumda da KGF desteklerini devreye alarak hem konut üreticisinin hem de bağımsız bölüm maliklerinin krediye erişimlerini kolaylaştıracağız."

"Kira enflasyonunu dizginleyeceğiz"
Çalışmalarına Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşandığı 6 Şubat'tan önce başlanan ve dünyada farklı örnekleri olan üçüncü modelin de özellikle kiralık konut arzını artırmaya yönelik olduğuna işaret eden Nebati, şu ifadeleri kullandı:
"Bu modelle ülkemize 'kiralık konut üreticisi' kavramını kazandırmayı ve kiralık konut arzını kısa sürede artırmayı hedefliyoruz. Model kapsamında üretilen kiralık konutlar, öncelikle kentsel dönüşümde riskli yapı malik ve kiracılarına hizmet sağlayacaktır. Kiralama tutarları ve kira artışları kamu otoritesi tarafından belirlenecek ve kira tavanı uygulaması yapılacaktır. Böylece, özellikle salgın sonrasından bu yana makul seviyelerin çok ötesinde artış gösteren kira enflasyonunu dizginleyeceğiz."
Nebati, depremler sonrası TOKİ projelerinde görev alan yüklenicilerin ilk etapta sözleşmelerini bağlamaları için ihtiyaç duydukları finansmana erişimi kolaylaştırabilmek adına yürürlükte olan Kredi Garanti Fonu (KGF) paketini revize edeceklerini dile getirerek, tüm modellerle ilgili diğer detayları gelecek günlerde kamuoyuyla paylaşacaklarını bildirdi.

"TOKİ'ye damga vergisi istisnası getirdik"
İçinde bulunulan zorlu dönemde vatandaşların konut ve barınma ihtiyaçlarına çözüm olmak ve finansmana erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla konut kredilerinde uygulanan kredi değer oranlarını güncellediklerini anlatan Nebati, şunları kaydetti:
"Ayrıca, deprem nedeniyle özellikle orta ve alt gelir grubuna yönelik konutların daha uygun şartlarla üretilmesine imkan sağlamak amacıyla TOKİ tarafından konut ve konut ile ihale edilen yapım işlerine ilişkin olarak 2023 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere damga vergisi istisnası getirdik. Bu süreçte, bir yandan da yıkılan veya kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler de üretiyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik, 3 bin konteynerden oluşan çarşıları da kuruyoruz. Diğer taraftan, kurumlarımızla koordineli şekilde ilerleyerek OSB'lere yönelik de üzerimize düşen ne varsa hızlıca yerine getireceğiz."
Dünyada bugüne kadar gerçekleşen en büyük felaketlerden birinin yaşandığı süreçte devletin tüm kurumları ve imkanlarını seferber ettiğini anlatan Nebati, kendisinin de depremin ilk gününden bu yana bölgede vatandaşlarla dayanışma içinde çalıştığını söyledi.
Nebati, depremzede vatandaşlara seslenerek, "Yüreğinizi ferah tutun. Devletimiz tüm şefkatiyle, tüm imkanlarıyla sizlerin yanındadır. Sorunların her biri çözüme kavuşana kadar, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde sizlerle birlikte olmaya, beraberce yol almaya kesin kararlıyız. Altını çizmek isterim ki Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Tüm maddi kayıplarınızı inşallah çok daha iyileriyle ve en güzel şekilde, yine birlik içinde telafi edeceğiz." dedi.

"AFAD'a 27 milyar lira aktardık"
Deprem sonrası Bakanlığının sağladığı desteklere ilişkin bilgi veren Nebati, "Deprem felaketinin ilk anından itibaren tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın acil nakit taleplerini hızla karşılıyoruz. Bunun için ilk etapta 100 milyar liralık kaynak ayırdık ve bu kapsamda, şimdiye kadar, AFAD'a 27 milyar lira aktardık. Depremden etkilenen vatandaşlarımıza ve hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarına nakdi yardımlarda bulunuyoruz." diye konuştu.
Nebati, depremin bütçeye ilave maliyet getirmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kimsenin içinde en ufak bir kaygı dahi olmasın. Yüksek büyüme performansımız ve taviz vermediğimiz mali disiplinle elde ettiğimiz güçlü mali alan sayesinde, bu büyük felaketin açtığı tüm yaraları hep birlikte saracağız. Hükümet olarak bugüne kadar verdiğimiz sözlerin nasıl ki hep arkasında durduysak, yine sözlerimizin arkasında dimdik durmaya devam edeceğiz. Bütçe imkanlarımıza ilave olarak, şehirlerimizi hızla ayağa kaldırmak amacıyla Afet Yeniden İmar Fonu'nu da kuruyoruz. Şeffaf bir şekilde yönetilecek olan bu Fon ile afetler için uzun vadeli kaynak sağlayarak bütçe üzerindeki yükü azaltacağız. Afet sonrasında, bu yılın ilk çeyreğinde büyümenin sınırlı olarak olumsuz etkilenme ihtimali olsa da yılın geri kalanında kademeli şekilde toparlanmasını bekliyoruz. Alacağımız ilave önlemlerle, depremin 2023 yılı büyümesindeki olumsuz etkisi de haliyle sınırlı kalacaktır."
Bu zorlu dönemde çiftçilerin yanında olmayı kesintisiz şekilde sürdürdüklerine dikkati çeken Nebati, "Deprem nedeniyle ürünleri, işleri veya işletmesi zarar gören 115 bin tarımsal üreticimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullandığı Hazine faiz destekli 39 milyar lira tutarındaki kredi ödemesini 1 yıl süreyle vade farksız şekilde erteledik. Bu kapsamda, Şanlıurfa'daki 17 bin tarımsal üreticimizin Hazine faiz destekli kredi ödemelerini de erteledik." dedi.

"Kamu bankalarının destek tutarı 80 milyar lirayı buldu"
Nebati, esnafa sağlanan desteklere de değinerek, şunları kaydetti:
"Daha önce açıkladığımız 250 milyar liralık kredi hacmine sahip KGF paketlerine 100 milyar lira daha ekledik. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerimiz için 2 yeni KGF paketini uygulamaya aldık. Bu kapsamda, onar milyar lira tutarında toplam 20 milyar lira kefalet limitini haiz Deprem Bölgesi İşletme Giderleri Destek Paketi ve Deprem Bölgesi Yatırım Destek Paketi ile işletmelerimize ek destekler de sunuyoruz. İş yerleri veya işletmeleri zarar gören 156 bin esnaf ve sanatkarımızın Halk Bankası tarafından kullandırılan 23,5 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi ödemelerini 6 ay süreyle faizsiz şekilde erteledik. Bu kapsamda Şanlıurfa'da yaklaşık 23 bin esnaf ve sanatkarımızın 4,1 milyar lira tutarındaki Hazine faiz destekli kredi ödemesini ertelemiş durumdayız."
Nebati, sadece kamu bankalarının bölgeye sağladığı destek tutarının 80 milyar lirayı bulduğuna dikkati çekti.

"3 milyar liralık sigorta ödemesi gerçekleşti"
Afetin hemen ardından deprem sigortası kapsamındaki faaliyetleri hızlandırdıklarını bildiren Nebati, "Hasar tespitlerinin yapılmasıyla ödemelere ivedilikle başladık. Bugüne kadar 3 milyar liralık ödeme gerçekleştirdik ve ödemelerimiz hızla devam ediyor. İlk kez hasar ihbarından hasar inceleme sürecinin tamamlanmasına kadar olan süreçte, sigortalılara avans ödemesi alma imkanı da tanımaya başladık." dedi.
Nebati, bu süreçte birçok vergi düzenlemesini de hayata geçirdiklerini anlatarak, "Ayrıca, sahadan gelen talepleri dikkate alarak bugüne kadar yapılmış en kapsamlı matrah ve vergi artırımı ile borç yapılandırmasını içeren kanun teklifimiz Meclis Genel Kurulunda kabul edilmiş ve yakın zamanda uygulamaya geçecektir. Deprem tarihine kadar tahakkuk etmiş elektrik ve doğal gaz faturalarının silinmesi ile elektrik ve doğal gaz faturalarının ertelenmesi konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadesini kullandı.
Konuşmasında sadece Bakanlığının bugüne kadar yaptıklarının özetini anlattığını belirten Nebati, diğer tüm bakan ve bakanlıkların da günün 24 saatinde çalışarak, daha sahada talep oluşmadan, gerekeni hızlı şekilde uygulamaya koyduklarını dile getirdi.
​​​​​​​AK Parti iktidarı olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, aşamayacakları hiçbir sorun olmadığını belirten Nebati, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bırakın birileri masaların etrafında ikbal hesapları yapıp dursunlar, birileri çadırların önünde fotoğraf versinler, birileri sosyal medya üzerinden söylemler geliştirsin. Onlar söylemeye, biz yapmaya devam edeceğiz. Biz uyumuyoruz, çalışmaya devam ediyoruz. Bizim bakanlarımız çadırlarda da yattılar, konteynerlerde de yattılar. Bürokrasimiz, belediye başkanlarımız, askerimiz, polisimiz aynı şekilde... Bizler, tüm enerjimizle, tüm inancımızla vatandaşlarımıza hızlı ve kalıcı çözümler üretmek için gece gündüz demeden mücadeleyi sürdüreceğiz. Şanlıurfa'mızın ve diğer tüm illerimizin bir an evvel yeniden imar ve ihya edilmesinde tüm gücümüzle çalışacak, milletimizle birlik içinde, yan yana, omuz omuza yol almaya devam edeceğiz. Geçmiş başarılarımız, yarınlarda elde edeceğimiz yeni zaferlerin en sağlam teminatıdır.​​​​"



FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
TT

FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)

Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu, faiz oranlarını yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, Ortadoğu’da artan askeri gerilimlerin yarattığı jeopolitik şokları dengelemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl dikkat çeken, kararın kendisinden çok, geleceğe dair artan belirsizlik oldu; merkez bankası, yüksek enflasyonu kontrol etme isteği ile enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve uluslararası deniz taşımacılığındaki aksaklıkların beslediği stagflasyon endişeleri arasında sıkışmış durumda.

Bu sabitleme kararı, yıl içinde ikinci kez alındı ve geçici bir istikrar izlenimi verse de, aslında Fed’in maksimum hedge yaklaşımına doğru bir kayışı yansıtıyor. Yani kararlar artık ekonomik verilere olduğu kadar, sahadaki askeri gelişmelere de bağlı hale gelmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki toplantılarda faizlerin tekrar artırılmasını da içeren tüm senaryoların masada olduğunu gösteriyor.

Karar, geniş ölçüde beklendiği şekilde geldi; Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 12 üyeden 11’inin oyuyla faizleri sabit tutma yönünde karar aldı. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, ekonomiye ilişkin öngörülerde önemli bir değişiklik yapılmadığı, 2026 yılı için biraz daha hızlı büyüme ve daha yüksek enflasyon beklentisinin korunduğu ifade edildi.

Belirsizlik artarken, yetkililer gelecekte bazı faiz indirimlerinin olacağını öngörmeye devam ettiklerini yineledi. Üyelerin faiz beklentilerini yansıtan ve yakından takip edilen “dot plot” gösterimi, bu yıl bir, 2027’de ise bir faiz indirimi olacağını öngörüyor; ancak zamanlaması hâlâ net değil.

19 FOMC üyesinin öngörülerinde bu yıl için 7 kişi faizlerin değişmeyeceğini tahmin ediyor; bu, Aralık ayına göre bir artış anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler farklılık gösterse de, uzun vadede federal fon oranının yaklaşık yüzde 3,1 civarında sabitlenmesi öngörülüyor.

Açıklamada, yaklaşık üç hafta önce başlayan İran ile savaşın yol açtığı belirsizliklere de dikkat çekildi. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki etkileri, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalma riskini artırıyor. Açıklamada, “Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri belirsiz” denildi.

Yönetim kurulu üyesi Steven Miran, artan işgücü piyasası kaygıları nedeniyle tekrar 0,25 puanlık faiz indirimi çağrısında bulundu. Daha önce Ocak ayında Miran’a katılan Christopher Waller ise bu toplantıda faizlerin sabit tutulmasını destekledi.

Savaş öncesinde piyasalar, bu yıl iki faiz indirimi beklerken, üçüncü indirimin olasılığı düşüktü. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ve güçlü enflasyon göstergeleri, 2026 için beklenen indirimin sadece bir kez olacağı yönünde revize edildi.

Ekonomik beklentilerdeki güncellemelerde, Fed yetkilileri bu yıl ABD GSYH’sının yüzde 2,4 büyümesini öngörüyor; bu, Aralık ayı tahminlerinin biraz üzerinde. 2027’de ise yüzde 2,3 büyüme bekleniyor; bu, önceki tahmine göre 0,3 puanlık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer, bu yıl kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) bazında enflasyonun yüzde 2,7 olmasını bekliyor; hem genel hem de temel enflasyon için. Ancak, gümrük tarifleri ve savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte, enflasyonun önümüzdeki yıllarda tekrar yüzde 2 hedefine yaklaşacağı öngörülüyor. İşsizlik oranının ise yıl sonunda yüzde 4,4 civarında kalması bekleniyor.

Fed’in faizleri sabit tutma kararı, karmaşık bir siyasi ortamda alındı. Başkan Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell ve ekibine faizleri düşürme yönünde baskı yapmayı sürdürüyor. Bu hafta başında Trump, enflasyon yükselmesine ve savaşın belirsiz etkilerine rağmen Powell’ın acil bir toplantı çağrısı yapmamasını eleştirdi.


Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
TT

Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)

Asya piyasaları bugün işlemlerinde karışık bir görünüm sergiledi. Bu sırada, geçici olarak düşen petrol fiyatlarının etkisiyle Amerikan vadeli hisse senetleri geriledi.

Ancak ham petrol fiyatlarındaki düşüş uzun sürmedi. Brent petrol, erken işlemlerde yaklaşık yüzde 4 artışla varil başına 104,21 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol 97,61 dolara çıktı. AP’nin verilerine göre dün fiyatlar yaklaşık 93 dolara kadar düşmüştü.

ABD vadeli piyasalarında ise Standard & Poor’s 500 ve Dow Jones Endüstri Endeksi’nin her biri yüzde 0,5 değer kaybetti.

Asya tarafında, Tokyo’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle 53.630,16 puana gerileyerek sabah kazançlarını koruyamadı. Güney Kore’de KOSPI endeksi ise dikkat çekici şekilde yüzde 1,6 artışla 5.639,77 puana ulaştı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 artışla 25.892,88 puana çıkarken, Şanghay Kompozit Endeksi yüzde 0,6 düşüşle 4.058,31 puan seviyesinde işlem gördü.

Avustralya’da S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,4 yükselerek 8.614,30 puana çıktı. Endeksin yükselişi, ülke merkez bankasının temel faiz oranını yüzde 4,1’e çıkarma kararıyla desteklendi. Bu adım, özellikle artan yakıt maliyetleriyle birlikte yükselen enflasyon baskılarını sınırlamayı hedefliyor. Banka, Kasım 2023’ten bu yana ilk kez faizi artırmış, 3 Şubat toplantısında sabit tuttuğu yüzde 3,85 seviyesini yükseltmişti.

Diğer piyasalarda ise Tayvan’da TAIEX endeksi yüzde 1,5 artarken, Hindistan’da BSE SENSEX endeksi yüzde 0,1 değer kaybetti.

Wall Street, pazartesi seansını güçlü kazançlarla kapatmıştı. Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 1 yükselerek 6.698,38 puana ulaşarak beş haftanın en büyük kazancını kaydetti. Dow Jones Endüstri Endeksi yüzde 0,8 artışla 46.946,41 puan seviyesine gelirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,2 yükselerek 22.374,18 puana çıktı.

Piyasaları yönlendirmede petrol fiyatları halen en belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde varil fiyatı yaklaşık 70 dolarken hızla yükseldi. İran, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen kısıtladı ve bu durum petrol akışında ciddi aksamalara yol açtı.

Bu gelişmeler, bazı üreticilerde üretim kesintilerine neden olurken, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde büyük miktarda arzın engellenebileceği ve küresel enflasyonun ekonomiyi zorlayacak seviyelere yükselebileceği endişelerini artırdı.

SPI Asset Management’tan Stephen Innes, “Piyasalar hâlâ tedirginlik içinde, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte kaygı bir miktar azaldı. Brent petrolün 100 dolar seviyelerine gerilemesi, yatırımcı davranışını, korumaya yönelik birikimden riskli varlıklarda fırsat arayışına kaydırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Donald Trump hafta sonu yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen ülkeleri krizi çözmek için adım atmaya çağırdı ve ABD’nin bu kapsamda ‘büyük destek sağlayacağını’ duyurdu.

Savaşın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizlik, iki haftadan uzun süredir devam eden çatışmaların ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yine de piyasalar, genellikle askerî krizlerden hızla toparlanma eğilimi gösteriyor ve birçok yatırımcı, petrol fiyatlarında ani ve kalıcı artışlar yaşanmadığı sürece bunun tekrarlanmasını bekliyor.

Yüksek enerji fiyatları, Fed’in büyümeyi destekleme ile enflasyonu kontrol altında tutma dengesini sağlamasını zorlaştırıyor. Buna karşın piyasa katılımcıları, Fed’in bu hafta yapılacak toplantısında faiz indirimi yapmasını beklemiyor.

Teknoloji sektöründe ise Nvidia hisseleri güçlü performansını sürdürdü. Dün hisseler yüzde 1,6 artarken, CEO Jensen Huang, yapay zekâ çiplerine olan talebin 2027 yılına kadar trilyon dolara ulaşabileceğini açıkladı; bu durum, Amerikan piyasalarındaki kazançları önemli ölçüde destekledi.

Döviz piyasalarında ise ABD doları 159,43 Japon yeni seviyesine yükseldi; önceki seansta 159,05 yen seviyesindeydi. Euro ise 1,1478 dolara gerileyerek, bir önceki değer olan 1,1507 doların altına indi.


Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
TT

Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)

ABD’nin en büyük petrol şirketlerinin yöneticileri, Beyaz Saray’da düzenlenen bir dizi toplantıda Başkan Donald Trump yönetimi yetkililerine karamsar bir tablo sundu. Kaynakların The Wall Street Journal gazetesine verdiği bilgilere göre, Exxon Mobil, Chevron ve ConocoPhillips şirketlerinin üst yöneticileri, İran’la savaşın tetiklediği enerji krizinin daha da derinleşebileceğini belirtti. Yöneticiler, enerji akışının büyük ölçüde geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açmayı sürdüreceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin sorularını yanıtlayan Exxon Mobil CEO’su Darren Woods, spekülatörlerin fiyatları beklenmedik biçimde yükseltmesi durumunda petrol fiyatlarının mevcut yüksek seviyelerin de üzerine çıkabileceğini söyledi. Woods ayrıca, piyasaların rafine petrol ürünlerinde arz sıkıntısıyla karşılaşabileceğini ifade etti.

efrghy
Washington’daki bir Exxon benzin istasyonunun dışındaki tabelada gösterilen akaryakıt fiyatları (AFP)

Chevron CEO’su Mike Wirth ile ConocoPhillips CEO’su Ryan Lance ise yaşanan dalgalanmanın boyutuna ilişkin endişelerini dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü yapılan toplantılara katılmazken, ABD petrol fiyatları aynı gün varil başına 87 dolardan cuma günü 99 dolara yükseldi.

Beyaz Saray’ın seçenekleri

Beyaz Saray, petrol fiyatlarını düşürmeye katkı sağlayabileceğini umduğu bir dizi önlemi hayata geçirdi ya da değerlendirmeye aldı. Bu adımlar arasında Rus petrolüne uygulanan yaptırımların hafifletilmesi, acil enerji rezervlerinden büyük miktarlarda petrol piyasaya sürülmesi ve ABD limanları arasında ham petrol akışını kısıtlayan bir yasanın kaldırılması ihtimali yer alıyor. Bir Beyaz Saray yetkilisine göre, yönetim ayrıca petrol şirketlerinin yöneticilerine Venezuela ile ABD arasındaki petrol akışının artırılmasını umduklarını da iletti.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, yönetimin küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak için enerji şirketleriyle günün her saati çalıştığını söyledi. ABD Enerji Bakanlığı Sözcüsü Ben Dietderich ise Enerji Bakanı Chris Wright ve Trump yönetiminin enerji arzındaki aksaklıkları azaltmak için gerekli adımları atmayı sürdüreceğini belirtti.

Verimli toplantılar

Toplantıların verimli geçtiği ifade edilirken, şirket yöneticilerinin hiçbiri Başkan Donald Trump yönetimini krizin sorumlusu olarak göstermedi. Ancak petrol sektöründe birçok kişi, mevcut seçeneklerin krizi sınırlamada fazla etkili olmayacağından endişe ediyor. Uzmanlara göre tek gerçek çözüm, dünya günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Aksi takdirde uzun süreli yüksek fiyat baskısının küresel ekonomi üzerinde ağır bir yük oluşturabileceği ve yakıt talebini azaltabileceği belirtiliyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, hükümetin fiyatların yükselmeye devam edeceğinin farkında olduğunu, ancak şu aşamada yapılabileceklerin sınırlı olduğunu söyledi. Kaynağa göre Pentagon, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik seçeneklerin bulunduğunu yönetime iletti ve yönetim bunun aylar değil haftalar içinde gerçekleşmesini istiyor.

Petrol sektöründeki bazı üst düzey yöneticiler ise petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalacağı bir döneme hazırlık yaptıklarını belirtiyor. Bu durum kısa vadede şirket kârlarını artırabilecek olsa da, uzun vadede sektör ve küresel ekonomi için olumsuz sonuçlar doğuracak.

ergre
Washington eyaletinin Bellevue kentindeki Chevron benzin istasyonunda aracına yakıt dolduran bir müşteri (AP)

Başkan Donald Trump geçtiğimiz perşembe günü Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, yükselen enerji fiyatlarına ilişkin endişeleri küçümsedi. Trump, ABD’nin dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğunu belirterek “Petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazanıyoruz” ifadesini kullandı.

Son on yılda ABD petrol sektörü, tarihinin büyük bölümünde yaşadığı ‘patlama ve durgunluk’ döngüsünü kırmaya çalıştı. Varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması kısa vadede üreticilere fayda sağlasa da, uzun vadede tüketicilere zarar vererek yakıt tüketiminin azalmasına yol açabiliyor. Bu durum ise petrol fiyatlarında keskin düşüşleri tetikleyebiliyor. Böyle dönemlerde üreticiler üretimi kısmak, maliyetleri azaltmak ve çalışan sayısını düşürmek zorunda kalıyor. Yatırımcılar da şirketlere harcamaları kontrol altında tutmaları ve sadece yüksek fiyatların peşinden gitmemeleri yönünde baskı yapıyor.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, CNBC kanalına verdiği son röportajda kısa süre önce Amerikan enerji şirketleriyle görüştüğünü ve artan fiyatlara yanıt olarak üretim artışı açıklamalarını beklediğini söyledi. Ancak sektör yetkilileri, yerel üretimde gerçekleşecek olası artışların büyük ihtimalle sınırlı olacağını ve mevcut üretimin yerini alacak ölçekte olmayacağını belirtiyor.