Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan’da sanayi ve madencilik sektörlerinde insan yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik bir strateji başlatıldı

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı, Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı, Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’da sanayi ve madencilik sektörlerinde insan yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik bir strateji başlatıldı

Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı, Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı, Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’nda konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf, bugün başkent Riyad’da düzenlenen İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı sırasında, sanayi ve madencilik sektörlerinde insan yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik bir strateji başlattı.

Bakan ayrıca, Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile işbirliği içinde Ulusal Sanayi Akademisi’nin açılışını yaptı.

Konferans bugün, Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz’in himayesinde, 200’den fazla uluslararası konuşmacının katılımıyla başladı.

İnsan Kapasitesi Girişimi Konferansı’na, politika yapıcılar, uluslararası kuruluşlar, şirket başkanları, yatırımcılar, girişimciler, akademik ve sosyal kurumların başkanları, kar amacı gütmeyen sektör ile araştırma ve düşünce merkezlerinin liderleri başta olmak üzere 13 binden fazla kişinin katılması bekleniyor.

Bakan konferansta, özel sektörle koordineli olarak sistemdeki 50 binden fazla çalışanın geçen yıl eğitildiğini ve işgücünde yüzde 40’lık bir büyüme oranı elde edildiğini açıkladı.

Hureyf, Suudi Arabistan’ın araştırma, geliştirme ve inovasyonda yenilikçi bir ülke haline gelmesinin, araştırma ve inovasyon önceliklerinin farklı sektörlerin birçok alanda sürdürülebilirliği sağlamasına yol açtığını bildirdi.

Bugün başlatılan sanayi ve madencilik sektörlerinde insan yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik strateji, yeni model ve teknolojilerin benimsenmesi ve vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için işlerin geleceğinin şekillendirilmesini hedefliyor.

Bakanın açıklamasına göre strateji, büyümeyi sağlamak ve sektörün hedeflerine ulaşmak için doğru yetenekleri çekmek, yetenek ve liderliği güçlendirmek, insan sermayesi için rekabetçi bir ortam yaratmak, yenilikçiliği ve üretkenliği teşvik etmek ve işbirlikçi bir ekosistem yaratmak gibi dört ana hedefi içeriyor.

2030 Vizyonu ve Ulusal Sanayi Stratejisi’nin vizyonuyla tutarlı olan strateji, 40’tan fazla girişimin oluşturulmasıyla, sanayi ve madencilik sektörlerinde gerekli becerilerin belirlenmesine, en iyi yeteneklerin çekilmesine, iş gücü verimliliğinin geliştirilmesine, artırılmasına ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunur.

PIF ile işbirliği içinde açılışı yapılan Ulusal Sanayi Akademisi ise, deneyimli ve yeni mezunlar için doğrudan eğitim programları sağlamayı, mevcut eğitim enstitülerini desteklemeyi, teşvikler sağlamayı, ortaklıkları kolaylaştırmayı ve sanayi sektöründeki en son teknolojileri hedefleyen dünya standartlarında programlar sunmayı amaçlıyor.

Akademi, yerel ve uluslararası eğitim kurumlarını destekleyip güçlendirip, hedef gruplara doğrudan eğitim programları sunarak, insan kapasitesi geliştirme stratejisinin hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacak.


Muhammed bin Selman ve Zelenskiy Ukrayna-Rusya krizindeki gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy görüşmede (SPA)
TT

Muhammed bin Selman ve Zelenskiy Ukrayna-Rusya krizindeki gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, başkent Riyad’da ülkeyi ziyaret eden Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir araya geldi.

Veliaht Prens görüşmede, ülkesinin Ukrayna-Rusya krizinin çözülmesi, barışa ulaşılması ve ortaya çıkan insani etkilerin hafifletilmesine katkıda bulunmaya yönelik tüm uluslararası çabaları desteklediğini söyledi.

Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerinin boyutları gözden geçirildi ve Ukrayna-Rusya krizindeki son gelişmeler ele alındı.

csdvef
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy (SPA)

Suudi Arabistan’ın krize ilişkin gösterdiği çabaları takdirle karşılayan Zelenskiy ise, geniş çaplı işgali sona erdirmek için ‘Barış Formülü’ olarak tanımlanan adımı ilerletme konusunda, Suudi Arabistan’ın devam eden aktif desteğine güvenmeye devam ettiğini söyledi. 

Ukrayna Devlet Başkanı, Riyad’a gelişinde Veliaht Prensi ile yapacağı görüşmelerin barış formülü ve bunun nasıl uygulanacağı üzerinde yoğunlaşacağını açıklamıştı.

Zelenskiy sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile anlamlı ve samimi bir görüşme gerçekleştirdim. Barış Formülü’nün maddelerini ve bunların uygulanmasında kaydedilebilecek ilerlemeleri tartıştık. Suudi Arabistan'ın liderliği adil çözümler bulunmasına yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.

bvfrgbf
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Riyad’a gelişinde (SPA)

Zelenskiy ayrıca, İsviçre’deki Küresel Barış Zirvesi hazırlıkları kapsamındaki çabalar hakkında görüştüklerini bildirerek, “Ukrayna ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ve teknolojik işbirliğine yönelik belirli fırsatlara da baktık. Ekiplerimiz bugün görüştüğümüz alanlarda çalışacak” diye ekledi.

dfvfde
Zelenskiy’in Riyad ziyaretinde Ukrayna ile Rusya arasındaki esir takas konusu görüşüldü (SPA)

Savaşın başlamasından iki yıl sonra Rusya, uluslararası alanda tanınan Ukrayna topraklarının beşte birinden azını kontrol ediyor.

Moskova defalarca müzakerelere açık olduğunu ancak ‘sahadaki yeni gerçeklerin’ kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kiev ise, toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasını ve Rus kuvvetlerinin ülkeden tamamen geri çekilmesini talep ediyor.

Cidde, 5 ve 6 Ağustos tarihlerinde, yaklaşık 40 ülkenin ulusal güvenlik danışmanları düzeyinde bir toplantıya ev sahipliği yaptı.

Bu, Haziran 2023’te Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen Ukrayna barış zirvesindeki tartışmaların devamı niteliğindeydi.

rgbnty
Ukrayna krizine ilişkin Cidde istişare toplantısına 40’tan fazla ülke ve kuruluş katıldı (SPA)

Veliaht Prens ile savaş esirleri ve sınır dışı edilenlerin geri dönüşünü konusunu da görüşeceğini belirten Zelenskiy, Suudi liderliğinin Ukraynalıların serbest bırakılmasına katkıda bulunduğunu dile getirerek, “Bu toplantının da sonuç vereceğine inanıyorum” dedi.

Ayrıca ümit verici ekonomik işbirliği alanlarını ve Suudi Arabistan’ın Ukrayna’nın yeniden inşasına katılımını da tartışacaklarını ekledi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, geçtiğimiz Mayıs ayında Cidde’deki Arap Zirvesi’nin oturum aralarında Zelenskiy ile görüştü.

Görüşmede, Riyad’ın, Ukrayna-Rusya krizini siyasi olarak çözmeyi amaçlayan tüm uluslararası çabalara olan desteğini vurguladı ve ülkesinin ortaya çıkan insani etkilerin hafifletilmesine katkıda bulunma çabalarını sürdürdüğünü ekledi.

vb df b
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Mayıs 2023’te Cidde’de Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile (SPA)

Suudi Arabistan, Ukrayna halkına çok sayıda insani yardım sağladı.

Riyad, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) aracılığıyla, dün Ukrayna halkına yönelik 80 tonluk malzeme taşıyan 10. yardım uçağını gönderdi.

Polonya’nın Ukrayna sınırına yakın Zoszow Havalimanı'na giden bu yardımlar, Polonya sınırından Ukrayna’ya teslim ediliyor.

Suudi Arabistan, Şubat 2023’te Ukrayna’ya 410 milyon dolar değerinde iki yardım paketi sağladı.

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Suudi hükümetinin sağladığı hibe kapsamında, Ukrayna’ya 300 milyon dolar tutarında sıvılaştırılmış gaz ve petrol türevleri desteği verdi.

KSRelief de, 100 milyon dolar değerinde insani yardım sağladı.

g ngtn
Ukrayna halkına yardım taşıyan 10. Suudi yardım uçağı (SPA)

Zelenskiy o dönemde, Suudi liderliğinin Ukrayna’ya 400 milyon dolar tutarında ek insani yardım paketi sağlama kararından dolayı Veliaht Prens’e teşekkür etti.

Söz konusu yardımların, ülkenin içinden geçtiği kriz ışığında Ukrayna vatandaşlarının acılarının hafifletilmesine katkıda bulunacağına dikkat çekti.

Ukrayna halkının, Suudi Arabistan’ın Ukrayna ile dostluğunu kanıtlayan bu asil insani duruşları unutmayacağını da vurguladı.

KSRelief ayrıca, Ukrayna’dan başta Polonya olmak üzere komşu ülkelere giden mültecilere tıbbi ve barınma yardımı sağlamak amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile 10 milyon ABD doları değerinde iki ortak işbirliği anlaşması imzaladı.

Tüm bu destekler, Suudi hükümetinin, ülkenin içinden geçtiği sosyal ve ekonomik zorluklarla yüzleşmede Ukrayna ve halkını destekleme ve insani etkilerin hafifletilmesine katkıda bulunma konusundaki istekliliğini yansıtıyor.


Muhammed bin Selman Zelenskiy’e: Ukrayna-Rusya krizinin çözülmesine yönelik tüm uluslararası çabaları destekliyoruz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy (SPA)
TT

Muhammed bin Selman Zelenskiy’e: Ukrayna-Rusya krizinin çözülmesine yönelik tüm uluslararası çabaları destekliyoruz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, başkent Riyad’da ülkeyi ziyaret eden Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile bir araya geldi.

Veliaht Prens görüşmede, ülkesinin Ukrayna-Rusya krizinin çözülmesi, barışa ulaşılması ve ortaya çıkan insani etkilerin hafifletilmesine katkıda bulunmaya yönelik tüm uluslararası çabaları desteklediğini söyledi.

Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerinin boyutları gözden geçirildi ve Ukrayna-Rusya krizindeki son gelişmeler ele alındı.

Suudi Arabistan’ın krize ilişkin gösterdiği çabaları takdirle karşılayan Zelenskiy, geniş çaplı işgali sona erdirmek için ‘Barış Formülü’ olarak tanımlanan adımı ilerletme konusunda, Suudi Arabistan’ın devam eden aktif desteğine güvenmeye devam ettiğini söyledi. 

Ukrayna Devlet Başkanı, Riyad’a gelişinde Veliaht Prensi ile yapacağı görüşmelerin barış formülü ve bunun nasıl uygulanacağı üzerinde yoğunlaşacağını açıklamıştı.

Zelenskiy sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile anlamlı ve samimi bir görüşme gerçekleştirdim. Barış Formülü’nün maddelerini ve bunların uygulanmasında kaydedilebilecek ilerlemeleri tartıştık. Suudi Arabistan'ın liderliği adil çözümler bulunmasına yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy ayrıca, İsviçre’deki Küresel Barış Zirvesi hazırlıkları kapsamındaki çabalar hakkında görüştüklerini bildirerek, “Ukrayna ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ve teknolojik işbirliğine yönelik belirli fırsatlara da baktık. Ekiplerimiz bugün görüştüğümüz alanlarda çalışacak” diye ekledi.


Suudi Arabistan Krallığı: Küresel dinamiklerde yükselen orta güç

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Krallığı: Küresel dinamiklerde yükselen orta güç

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad (Reuters)

Dr. Abdulaziz Sager 

Suudi Arabistan'ın Dış Politikası için Stratejik Öncelikler

Suudi Arabistan, ittifakları genişletmeyi ve daha fazla bağımsızlığı benimsemesiyle nitelenen, giderek daha güçlü hale gelen dış politikasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Suudi Arabistan politikasında son dönemde görülen yeniliklerin çoğunu anlamanın bir yolu da Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu'nun penceresinden bakmak. Krallık, yenilik için daha elverişli bir ortamı teşvik etmek ve çeşitlendirme gündemini tamamlayan işgücü becerilerine yatırım yapmak için devam eden çabalarını sürdürüyor. Krallık, ekonomisini küresel enerji dönüşümüne ayak uydurabilecek şekilde yönlendiriyor ve Riyad'ı bölgesel ve küresel etkisini arttırarak ve dış bağlarını genişleterek çıkarlarını gözeten önemli bir orta güce dönüştürürken daha bağımsız bir dış politika izliyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ın küresel düzene ilişkin yapıcı ve gelişen bir bakış açısına sahip olduğu söylenebilir.

Krallığın dış politika öncelikleri arasında ekonomik etki alanını büyütmek, ilişkilerini genişletmek ve hızla çok kutuplu hale gelen dünyada gücünü yansıtmak yer alıyor. Bu hedeflere ulaşmak için çabalayan Riyad, son derece önemli diplomasi ve arabuluculuk girişimlerinde kendisini daha fazla ön plana çıkarıyor. Krallık, hem Suudi Arabistan'ın komşularıyla ilişkilerini geliştirmek hem de Ortadoğu içinde ve ötesinde uzun süredir devam eden çatışmaları çözmek için diplomatik girişimlere ağırlık veren bir dış politika izliyor. Riyad, geleneksel petrol işbirliğinin ötesine geçerek enerji, altyapı, finans ve teknolojiyi de kapsayan kapsamlı stratejik ortaklıklar kurarak küresel diplomasiye aktif bir şekilde katılıyor. Bu, geçmişteki ittifaklardan sapışa işaret ediyor ve Suudi Arabistan'ın dış politikasında daha pragmatik ve uyumlu bir duruşu ortaya koyuyor.

Değişen ittifaklar ve ortaya çıkan zorluklarla dolu bir ortamda Suudi Arabistan'ın stratejik yaklaşımı, küresel sahnede arabulucu ve "tarafsız" bir etki sahibi olarak oynadığı rolde kendini gösteriyor. Bu, Krallığın barış görüşmelerine ev sahipliği yapmasında ve bölgedeki çatışmalara diplomatik çözümler getirmedeki kararlılığında görülebilir. 2023'te Krallık, stratejik hizalanmalar ve küresel sahnede önemli bir diplomatik oyuncu olarak ortaya çıkma yılının bir parçası olarak bir dizi önemli küresel zirveye ev sahipliği yaptı.

Krallığın Bölgesel ve Uluslararası Sahnelerdeki Rolü

Küreselleşme ve birbirine bağlılıkla nitelenen bir çağda, bölgesel ortaklıklar ekonomik büyüme, siyasi istikrar ve kültürel alışverişin önemli itici güçleri olarak ortaya çıkıyor. Güvenliğini korumak ve bölgesel nüfuzunu kullanmak için hareket eden Krallık; Mısır, İran, İsrail ve Türkiye'yi dengeleyerek bölgede hayati bir rol oynuyor. Suudi Arabistan'ın bölgedeki çeşitli uzlaşma çabalarındaki rolü, Arap halkları için ilişkilerin güçlendirilmesi kampanyalarında itici güç görevi görüyor.

Farklılaşan çıkarlar ve çeşitli silahlı çatışmalarla boğuşan bölgede Krallık, yeni bir rota çizmek için yenilenmiş diplomatik beceriler ve incelikler gösterme çabalarını sürdürüyor. Krallık son olarak 9 Şubat 2024'te Mısır, Ürdün, BAE ve Katar dışişleri bakanlarının katılımıyla Arapların Gazze krizine ilişkin tutumunu geliştirmek üzere Riyad'da Bakanlar Toplantısı Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Krallık için öncelik, Gazze'deki mevcut krizi sona erdirmek, ateşkese odaklanmak, İsrail'in Gazze'den çekilmesi ve Gazze'ye insani erişim. Riyad, İsrail de dahil, bölgede güvenlik ve istikrara giden tek yolun bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiğine inanıyor.

Gazze'deki çabalarına ek olarak Suudi Dışişleri Bakanlığı, Kasım 2023'te Gazze'de bir ateşkesi desteklemek üzere uluslararası pozisyonları harekete geçirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerine tur düzenleyen bakanlar komitesine liderlik etti. Krallık ayrıca durumu yatıştırmak ve uluslararası insani yardım çabalarına destek sağlamak amacıyla ileriye dönük yolları tartışmak üzere Arap ve İslam ülkelerindeki ortakları harekete geçirmek için Arap-İslam Olağanüstü Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Zirve kapsamında Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ilk kez bir araya geldi.

Krallık diğer birçok bölgesel meselede de rolünü genişletti. Bu, Cidde'de Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Güçleri temsilcilerini bir araya getirerek Sudan'daki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan birkaç Sudan Barış Görüşmesi'ne ev sahipliği yapan Suudi Arabistan'ın, yabancı uyrukluların tahliyesini ve Sudan'da ateşkes sağlanması için arabuluculuk çabalarına öncülük etmesini de içeriyor. Ayrıca Eylül 2023'te Suudi Arabistan Riyad'da Husilerin liderliğindeki heyetlerle ateşkes görüşmeleri gerçekleştirdi ve Krallık, Yemen'de uzun zamandır süregelen savaşı sona erdirmek için kalıcı bir ateşkes müzakere etme çabalarını sürdürdü. En önemlisi, Krallık 19 Mayıs 2023'te 32. Arap Birliği Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı ve 10 yıldan uzun süredir ilk kez 22 Arap ülkesinin tamamından temsilciler katıldı. Zirve iki açıdan dikkat çekiciydi: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın katılımı ve Suriye'nin Arap dünyasına yeniden entegrasyonu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ziyareti ve onur konuğu olarak katılımı.

Uluslararası düzeyde Suudi Arabistan, birkaç zirveye ve çeşitli uluslararası bloklarla bakanlar toplantısına ev sahipliği yaptı. Buna, iki bölge arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve derinleştirilmesini ele alan 50 Afrikalı liderin katıldığı Suudi-Afrika Zirvesi de dahil. Genel olarak Krallık, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeyi, daha geniş ufuklara yaymayı ve çeşitli siyasi, ekonomik ve kalkınma alanlarında verimli ortaklıklar kurmayı amaçlıyor. Krallık ayrıca, Suudi Arabistan'ın 2030'a kadar sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için Karayip bölgesindeki ülkeler gibi uluslararası ortaklarla birlikte çalışma kararlılığını vurguladığı 2030 Vizyonu'na uygun olarak gelir kaynaklarını çeşitlendirme çabası bağlamında ilk Suudi-Karayip (CARICOM) Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı.

Suudi-Rus Ortak Komitesi, Ekim 2023'te Moskova'da düzenlenen 8. oturumunu gerçekleştirdi. Toplantı sırasında komite, iki ülke arasında enerji, ticaret, ekonomi ve yatırım dahil çeşitli kritik alanlarda işbirliğini geliştirme yolları üzerinde anlaştı. Riyad, Ekim 2023'te Körfez İşbirliği Konseyi (KİK)-Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak iki dinamik bölgeyi birbirine bağlama ve bloklar arası bağlantıyı genişletme yönündeki ortak hedefi vurguladı. Dikkat çekecek şekilde Krallık, 7 Ekim'de Gazze'de meydana gelen ve bölgenin değişken güvenlik ortamının bir kez daha altını çizen saldırıların hemen ardından gelmesine rağmen toplantıdan vazgeçmedi. Suudi Arabistan ayrıca Ağustos 2023'te yaklaşık 30 ülkeden ulusal güvenlik danışmanlarının katıldığı Ukrayna Krizi konulu Cidde Toplantısı'na ev sahipliği yaptı. Stratejik ve siyasi diyalogların devamı olarak Cidde, Temmuz 2023'te KİK-Orta Asya (C5) Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Körfez ülkeleri, Orta Asya'da toplu ve bireysel olarak yeni diplomatik ve ekonomik bağlar kurarken, her iki bölge de enerjiyi, özellikle de yenilenebilir enerji kaynaklarını artan ilişkilerinin merkezine yerleştirdi.

Suudi-İran Yakınlaşması

Hiçbir şey Suudi Arabistan'ın bölgede gerilimi azaltmadaki kararlılığını İran'la yakınlaşması kadar net bir şekilde ortaya koyamaz. Süregelen gerginlikler ve bölgesel rekabet, ilişkilerin ilerletilmesinde dikkatli bir gözetim gerektiriyor ve bu nedenle Krallık ihtiyatla ilerliyor. İran'ın taahhütlerini yerine getirmemesi ve bölgede şiddet içeren davranış ve faaliyetlerde bulunmasına dair geçmişten gelen bir endişe var. Bu endişe, özellikle 7 Ekim'deki gibi son olaylar ve İran'ın Gazze Savaşı'ndaki tutumu ışığında, İran destekli Husi örgütünün Kızıldeniz'deki saldırıları ve gerginliği tırmandırması nedeniyle daha da arttı. Gazze'deki kriz, İran'ın Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler ve Irak'ta İran yanlısı Şii milisler aracılığıyla bölgesel istikrar ve güvenliğe zarar verecek şekilde "direniş eksenini" sürdürme niyetinde olduğu gerçeğinin altını daha da çizdi.

Krallık aynı zamanda Tahran'la diyalog kanalını açık tutma ve gerilimin azalmasına önayak olabilecek iletişimi sürdürmekte de kararlı. Zaman içinde Suudi Arabistan, İran'ın Suudi Arabistan'ın bölgedeki güvenlik çıkarlarını güvence altına alan ve bunlarla çelişmeyen istikrarı bozucu çabalardan uzak durma kararlılığını göstermesini isteyecektir. Sürecin gerilimin azaltılmasından normalleşmeye doğru ilerlediğini görmek için Tahran'dan gelen stratejik düşüncede köklü bir değişikliğe ihtiyaç var.

Riyad'ın Pekin ve Washington'la İttifakları

Krallık, güvenlik ortağı olarak ABD'nin yerini hiçbir şeyin tutamayacağının farkında. Buna ek olarak Riyad, diğer güçlerle kurabileceği ittifakların sınırlarının da farkında. Suudi Arabistan'ın ulusal ve bölgesel çıkarlarını politikalarında ön planda tutma ve uluslararası düzeyde herhangi bir kampla özdeşleştirilmeme kararlılığı son yıllarda daha belirgin hale geliyor. Krallık, güvenlik ortağı olarak ABD'yi değiştirmenin bedelinin yüksek olduğunu biliyor ancak aynı zamanda fırsatların ve diğer ortaklarla ilişki kurmamanın, onlarla bağ kurmamanın veya stratejik ilişkileri güçlendirmemenin riskinin daha yüksek olduğunu da biliyor.

Krallık ayrıca ABD ve Çin arasında bir çekişme noktası haline gelmek istemiyor ve bunun kendileri için bir ya o, ya da öteki seçimi olmadığını açıkça belirtti. Pekin ya da Washington'dan biriyle ilişki kurmak bir kazan-kaybet durumu olarak görülmemeli. Krallığın kendi bakış açısından bölgesel güvenliği sağlamak için en iyi olanı yapmak öncelikli olacak. Bu durum İran-Suudi yakınlaşmasında kolaylaştırıcı olarak Çin'in seçilmesinde açıkça ortaya çıkmıştır. İran söz konusu olduğunda ABD'nin gerilimi azaltma cephesinde sonuç alamayacağını bilen Riyad, Suudi ulusal çıkarlarının merkezinde yer alan bir anlaşmayı sağlamak için Pekin'e başvurdu.

Suudi Arabistan'ın diğer güçlerle yakınlaşması, Körfez'de ABD'nin Körfez'e olan bağlılığına dair artan ve süregelen endişelerle de bağlantılı ki bu da Amerika'nın güvenlik rolüne olan güvenin azalmasına ve ABD-Körfez İşbirliği Konseyi ilişkilerinin gücünde giderek büyüyen bir uçuruma yol açıyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan, örneğin Rusya ve Çin'le daha iyi bir anlayış geliştirme yönünde adımlar atıyor.

Krallığın ABD'yle ilişkilerine gelince, her iki ülke de 70 yılı aşkın süredir devam eden yakın işbirliğine dayanan köklü güvenlik ilişkilerine sahip. Ancak ABD'nin Krallığın ve Körfez ülkelerinin endişelerini dinlemeyi reddetmeyi sürdürmesi nedeniyle ABD-Suudi ilişkileri zaman zaman gergin bir hal alıyor. Körfez bölgesinde ve tüm Ortadoğu'da yükselen tansiyon göz önüne alındığında, tüm bunlar Krallığın son yıllarda bölgesel gerilimleri azaltma ve ilişkileri daha işbirlikçi bir zemine oturtma çabalarını baltalıyor. Dolayısıyla gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için ABD'yle Riyad arasında net bir uyum sağlanması acil bir ihtiyaç. ABD, geniş Ortadoğu'da orta ve uzun vadeli güvenlik ortamı söz konusu olduğunda hâlâ en önemli aktör. Ancak son birkaç on yıldır izlediği tutarsız, dağınık ve kararlı olmayan politikalar bölgenin uzun vadeli istikrarını tehlikeye atıyor. Dahası, şu anda ABD bir kez daha Körfez'deki müttefiklerinin tavsiyelerini dikkate almıyor. Bu durumun değiştirilmesi gerekiyor, aksi takdirde iki taraf arasındaki görüş ayrılığı artmaya devam edecek. Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinin çoğunluğu ABD'nin mevcut bölgesel stratejisinin öngörüsüz olduğuna ve istikrarını uzun vadede sürdüremeyeceğine inanıyor.

Çin söz konusu olduğunda, ekonomik işbirliği ve stratejik ortaklıklarda atılan olumlu adımları kabul etmekle birlikte, başta Suudi Arabistan olmak üzere KİK ülkeleri arasında Çin'in bölgesel istikrarda daha da etkili bir rol oynayabileceğine dair ortak bir inanç var. Büyük resme bakıldığında Çin, geleneksel politikasını yeniden şekillendirerek sadece kendi bölgesinde istikrar ve güvenliği dengelemekten çıkıp istikrarlı enerji akışını sağlamaya ve KİK'le yakınlaşma alanlarını genişletmeye çalışıyor. Krallık, Çin'i çatışmaların çözümüne ve bölgesel barışa önemli ölçüde katkıda bulunma potansiyeline sahip önemli bir küresel oyuncu olarak görüyor.

Aralık 2023'te gerçekleşen Çin-Suudi Arabistan-İran üçlü ortak komitesinin ilk toplantısında Çin, Riyad ve Tahran arasındaki ilişkileri geliştirme sürecini ilerletmek için üç öneri sundu. İlk öneri, Suudi-İran uzlaşma stratejisi kararının sürdürülmesinin ve iletişim ve işbirliği yoluyla karşılıklı güvenin geliştirilmesinin önemini vurguladı. İkinci olarak Pekin, halklar arası etkileşimin aktif bir şekilde araştırılmasında daha fazla ilerleme kaydedilmesini önerdi. Üçüncü olarak Çin, Ortadoğu'da dış müdahalenin reddedilmesi çağrısında bulundu. KİK ülkeleri Çin'in bölgedeki diplomatik rolünü yakından takip ediyor.

Çin'in diplomatik nüfuzuyla olumlu diyaloğun teşvik edilmesi ve istikrarın desteklenmesinde yapıcı bir rol oynayabileceği beklentisi var. Ancak Krallık, Çin'in bölgedeki diplomatik rolünü fazla abartmamalı. Bu aşamada Çin'in "bölgesel istikrar sağlayıcı" olarak hareket etmeye ve bölgede ve daha geniş anlamda Ortadoğu'da daha geniş bir diplomatik rol üstlenmeye gerçekten hazır olup olmadığı henüz belli değil.

BRICS Üyeliği

BRICS'e dahil olma yönündeki adım aynı zamanda Suudi Arabistan'ın bölgenin küresel kalkınmasını ve ekonomik işbirliğini desteklemek üzere güçlü ekonomik ortaklıklar geliştirmek ve inşa etmek için diplomatik çaba sarf etmedeki tutumunu da vurguluyor. Krallık'tan gruba üyeliğinin statüsü konusunda resmi bir teyit gelmemiş olsa da bu genişleme BRICS içinde jeopolitik ve ekonomik gündemlerin giderek daha fazla örtüştüğüne işaret ediyor. Bu, Suudi Arabistan'ın istikrarlı enerji piyasalarını korumak için güvenilir bir enerji ortağı olarak sağlamlaştırılmasını da içeriyor. BRICS'in genişlemesi aynı zamanda dünyayı yönlendirme kuvvetini güçlendirmek için Güney-Güney işbirliğini geliştirmeyi amaçlıyor. Krallık için BRICS üyeliği yeni işbirliği mekanizmaları getirecek, kalkınma amaçlı rolünü daha da güçlendirecek ve Küresel Güney ülkeleriyle siyasi ve ekonomik işbirliğini genişletmek için ek bir platform sağlayacak.

Suudi Arabistan için BRICS üyeliği başka ittifak seçenekleri sunacak olsa da bu, ittifaklarını daha da doğuya kaydırdığını göstermeyecek. BRICS'in BRICS+ formatına genişlemesi, BRICS'i gelişmekte olan dünyada uzlaşma ve diyalog için potansiyel olarak daha cazip bir kurum haline getiriyor. Suudi Arabistan gibi ülkelerin de dahil olmasıyla, küresel düzenin Batı'nın gözünde geleneksel olarak "kabul edilebilir" ortakların ötesine geçmesi mümkün. Jeopolitik fırsatını değerlendiren Suudi Arabistan, BRICS+ ülkeleri gibi, bu ivmeyi yükselen ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç ve gereksinimlerini daha iyi temsil edebilecek mekanizmalar yaratma potansiyelini keşfetmek için kullanıyor.

Bu nedenle BRICS'in genişlemesi, son 70 yıldır var olan küresel düzenin çok taraflı sistemini yıkmaya yönelik kasıtlı bir girişimden ziyade daha sembolik görülmeli. Krallık için özellikle ABD'yle güçlü bir ittifakı sürdürmek hâlâ temel dış politika gündem maddesi. Buna ek olarak Krallık, G20 gibi gruplardaki hayati konumunun da farkında ve bunun herhangi bir şekilde etkilenmesini engelleyecek. Küresel Güney'in yeni bir tür şeffaf ve kapsayıcı çok taraflı işbirliği talep ettiğine dair işaretler var. BRICS böyle bir işbirliğinin test edilebileceği bir mekanizma.

Sonuç

21'inci yüzyılın jeopolitik manzarası, geleneksel küresel güçlerin hakimiyetine meydan okuyan yükselen güçlerle birlikte potansiyel bir dönüşümsel değişime tanıklık ediyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan Krallığı, yeni bir dünya düzeninin hatlarının şekillenmesine katkı sağlayan ve önemi giderek artan bir oyuncu olarak ortaya çıkıyor. Krallığın daha geniş bölgesel ve uluslararası angajmanının merkezinde ekonomik devletçiliğin önceliği göz ardı edilemeyecek bir husus. Suudi Arabistan geçmişin jeopolitik stratejilerini tekrarlamak yerine, bağlanabilirlik ve daha geniş pazarlara ve ağlara erişim üzerine kurulu yeni jeoekonomik stratejiler geliştiriyor. Genel olarak, Suudi Arabistan kendisini küresel ilişkilere esnek ve pragmatik bir yaklaşımla yaklaşan etkili bir oyuncu olarak görüyor. Krallık, önemli diplomatik ağlarda söz sahibi olma ve gelişen küresel düzende etkili olma arzusunda.

Independent Türkçe


Milli Savunma Bakanı Güler, Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Abu Al-Nasr'ı kabul etti

(AA)
(AA)
TT

Milli Savunma Bakanı Güler, Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Abu Al-Nasr'ı kabul etti

(AA)
(AA)

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Fahad bin Assaad Abu Al-Nasr'ı kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Bakan Güler'in, Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Abu Al-Nasr ile görüştüğü belirtildi.


Suudi Arabistan, Ticaret Bakanı ile İsrailli yetkili arasında görüşme iddialarını yalanladı

Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
TT

Suudi Arabistan, Ticaret Bakanı ile İsrailli yetkili arasında görüşme iddialarını yalanladı

Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)
Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki Bakanlar Toplantısı’na katılımı sırasında (X platformundaki hesabı)

Resmi bir Suudi kaynak, Ticaret Bakanı Dr. Macid Kasabi ile İsrailli bir yetkili arasında görüşme yapıldığı yönünde sosyal medyada yer alan iddiaları yalanladı.

Suudi kaynak, iddialara kaynak olan videonun, Dünya Ticaret Örgütü’nün Abu Dabi’deki 13. Bakanlar Konferansı’nın başlamasından hemen önce, Kasabi Nijerya Ticaret Bakanı ile birlikteyken çekildiğini açıkladı.

Söz konusu kaynak, “Bu süre zarfında bir kişi Kasabi’yi selamlamak için yaklaştı ve İsrail hükümetinin Ekonomi Bakanı olarak kimliğini ancak olaydan sonra açıkladı. Kasabi’nin bu kişinin kim olduğuna dair önceden hiçbir bilgisi yoktu” dedi.

Suudi Arabistan’ın Filistin meselesindeki sarsılmaz duruşunu yineleyen kaynak, Filistin halkının İsrail’in saldırıları karşısındaki kararlılığına verdiği desteği vurguladı.

 


Suudi Arabistan'dan ülkede mahsur kalan Gazzeli umre ziyaretçilerine 6 ay oturum

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan'dan ülkede mahsur kalan Gazzeli umre ziyaretçilerine 6 ay oturum

(AA)
(AA)

Filistin Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Suudi Arabistan, İsrail'in saldırıları nedeniyle ülkede mahsur kalan Gazzeli umre ziyaretçilerine 6 aylık oturma izni verdi.

Açıklamada, Suudi Arabistan makamlarının aldığı bu karar takdir edilerek, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'a teşekkür edildi.


Adalet Bakanı Tunç, Suudi Arabistan heyetini kabul etti

(@yilmaztunc)
(@yilmaztunc)
TT

Adalet Bakanı Tunç, Suudi Arabistan heyetini kabul etti

(@yilmaztunc)
(@yilmaztunc)

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Suudi Arabistan Ankara Büyükelçisi Fahad bin Assaad Abu Al-Nasr ve Suudi Arabistan Başsavcısı Suud Bin Abdullah Almujib ile görüştü.

Adalet Bakanlığında gerçekleşen görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Tunç, "Adli işbirliğimiz başta olmak üzere ülkelerimiz arasındaki ilişkiler hakkında değerlendirmelerde bulunduk. Suudi Arabistan ile her alandaki ilişkilerimizi ve birlikteliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.


2034 Dünya Kupası'nda kullanılacak Prens Selman Stadı için sıradışı tasarım

Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
TT

2034 Dünya Kupası'nda kullanılacak Prens Selman Stadı için sıradışı tasarım

Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)
Yeni stadyum 45 bin kişilik kapasiteye sahip olacak (SPA)

Suudi Arabistan'da, 2034 Dünya Kupası için de kullanılması beklenen yeni Prens Muhammed bin Selman Stadyumu tanıtıldı.

Riyad'a 40 dakika uzaklıktaki Qiddiya'da inşa edilecek stadyum, birçok ileri teknolojiyle donatılacak ve spor, eğlence ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapacak.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin ismi verilen stadyum, 200 metre yükseklikteki Tuwaiq Dağları'nın üstüne inşa edilecek.

Stadyumun çevresinin toplam uzunluğu 1,5 kilometreye kadar ulaşan dev ekranlarla kaplanacağı duyuruldu.

Bunun yanı sıra, stadyumun zemininin sökülüp birleştirilebilir şekilde yapılacağı ve futbol karşılaşmalarına ek olarak ragbi, boks, karma dövüş sanatları ve e-spor etkinliklerine de ev sahipliği yapabileceği kaydedildi.

Stadyumun yılın tüm aylarında kullanılabilmesi için çevre dostu bir klima sisteminin de bulunacağı belirtildi.

Yüksek miktarda enerji tüketimi yapılmaması için stadyumun altında yapay bir göl oluşturulacağı, bu gölde biriken yağmur sularının bir buz duvarının içine pompalanmasıyla elde edilen soğuk havanın stadyumu soğutmak için kullanılacağı ifade edildi.

Prens Muhammed bin Selman Stadyumu'na ilişkin planlar, veliaht prensin Qiddiya şehir planını duyurmasından birkaç hafta sonra geldi.

Suudi yönetimin açıkladığı en büyük mega projelerden biri olan Qiddiya şehri 360 kilometrekarelik alan üzerinde 60 bin binadan oluşacak ve 600 binden fazla kişiye ev sahipliği yapacak.

Qiddiya şehrinin 325 binden fazla istihdam yaratması, gayri safi yurt içi hasılada yaklaşık 135 milyar riyal artış elde etmeye yardımcı olması ve yılda 48 milyon ziyaretçi çekmesi bekleniyor.

Şehirde ilk tesislerin iki yıl içinde açılması bekleniyor.

Independent Türkçe


Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)
TT

Suudi Arabistan, Türk müteahhitler için yıllık 10 milyar dolarlık iş potansiyeli taşıyor

(AA)
(AA)

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, farklı pazarlardaki zengin deneyimi, uluslararası standartlarda uygun maliyetli hizmeti, inisiyatif alma yeteneği, risk alma isteği ve kapsamlı ortaklık deneyimi ile "Türk Müteahhitliği"nin dünyanın her köşesinde aranılan bir marka haline geldiğini söyledi.

Eren, geleneksel pazarlardan olan Suudi Arabistan'ın ise yurt dışı müteahhitlik hizmetleri içinde Türk müteahhitlik firmaları tarafından gerçekleştirilen 27,8 milyar dolar tutarındaki 402 proje ile en çok proje üstlenilen 6'ncı ülke konumunda olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl boyunca başta Suudi Arabistan olmak üzere siyasi ilişkilerde son derece olumlu gelişmelerin yaşanan Körfez ülkelerine ve Irak’a yönelik faaliyetlere odaklanıldığını aktaran Eren, "Yürütülen faaliyetlerin etkisiyle 2023 yılında Suudi Arabistan’da firmalarımızca 2,7 milyar dolar tutarında 16 proje üstlenilmiştir. Bu gerçekleşme ile 2018 yılı düzeyinin yeniden yakalanmış olması da sevindiricidir." diye konuştu.

Erdal Eren, mevcut ilişkilerin daha da geliştirilmesi amacıyla Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın başkanlığında Suudi Arabistan’a bu yıl da bir müteahhitlik heyeti ziyareti düzenlemeyi programlarına aldıklarını ifade etti.

Türk müteahhitlerin Suudi Arabistan’ın "Vizyon 2030" projesinde kilit rol oynayacağını ve büyük işlere imza atacağını belirten Eren, "Ülkemizin Suudi Arabistan ile mevcut ilişkilerinin gelişimi çerçevesinde, ülkenin Türk inşaat sektörü için yıllık 10 milyar dolarlık yeni iş potansiyeli taşıyan bir pazar konumuna geldiği görülmektedir." diye konuştu.

Eren, ilgili kuruluşların açıkladıkları çalışmalara göre gelecek dönemde Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yüzde 52’si üstyapı olmak üzere 3,9 trilyon dolar tutarında projenin hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü ve en büyük yatırımı ise Suudi Arabistan’ın yapmasının beklendiğini ifade etti.

Geçen yıl gerçekleştirdikleri müteahhitlik heyeti ziyaretleri ve üst düzey temaslarla da ilk elden bilgi alma fırsatlarının olduğunu anımsatan Eren, "Bu vesileyle edindiğimiz bilgilerden Suudi Arabistan’da önümüzdeki 15 yılda 1,4 trilyon dolar tutarında alt ve üstyapı projesi gerçekleştirilmesinin planlanmakta olduğunu anlamış bulunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Neom, Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerden en büyüğü olarak dikkati çekiyor"

TMB Başkanı Eren, Türk müteahhitler olarak Suudi 2030 vizyonu ve Giga projeleri programı kapsamındaki Neom, Diriyah Gate, Qiddiya, Red Sea Global, Al’Ula projeleri ile ülkedeki diğer enerji, su, konut ve altyapı projelerinde yer almak istediklerini ve bu yönde çalışmaları ve girişimleri sürdürdüklerini ifade etti.

Eren, Neom'un Suudi Arabistan’ın gündemindeki projelerinden en büyüğü olarak dikkati çektiğini kaydederek, "Üye firmalarımız sadece bu projede değil ülkedeki tüm alt ve üst yapı projelerinde yer almak hususunda isteklidir. Bu amaçla firmalarımız Suudi Arabistan mevzuatının gerektirdiği kayıt ve sertifikasyon prosedürlerini tamamlamak amacıyla faaliyetlerini ve girişimlerini sürdürmektedir." dedi.

"Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz"

Yurt içinde mevcut verileri göz önünde bulundurarak 2024 yılında sektörün rotasının ağırlıklı biçimde yurt dışı projeler olacağına işaret eden Erdal Eren, en büyük potansiyeli taşıyan hedef ülke olarak da Suudi Arabistan'ın öne çıktığını belirtti.

Eren, Irak'ın da Kalkınma Yolu projesi ile ülkede gerçekleştirilmesi planlanan enerji, sağlık, konut, okul, hastane gibi projelerle diğer hedef ülke olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Türk müteahhitler olarak Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çalışmakta ve Sahra Altı Afrika bölgesindeki faaliyetleri artırmakta olduklarına dikkati çeken Eren, "Bunun yanı sıra Uzak Doğu ve Latin Amerika ülkeleri gibi yeni pazarları da yakından izliyoruz. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde yurt dışında her yıl üstleneceğimiz yeni proje tutarı hedefimizi, kısa vadede 20 milyar dolar, orta vadede ise 50 milyar dolar olarak korumaktayız." ifadelerini kullandı.