Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Husiler, kaldıramayacakları bir kapı açtılar

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerin ‘kaldıramayacakları bir kapı açtığını’ belirterek, ülkesinin herhangi bir saldırıya karşı kendisini savunmaktan çekinmeyeceğini ve çıkarlarını korumak için mevcut tüm imkanları kullanacağını vurguladı.

Prens Faysal bin Ferhan, bu açıklamayı dün Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptı. Açıklama, Husilerin bir gün önce Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedefleri vurmasının ardından geldi. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivil yaralanmıştı.

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon ise Husileri caydırmak ve düşmanca tutumlarıyla kararlılıkla mücadele etmek amacıyla ‘gerekli tüm operasyonel tedbirlerin alınacağını’ bildirdi. Koalisyon, söz konusu adımların Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını korumak ve ülkede yaşayan vatandaşlar ile yabancıların güvenliğini sağlamak amacı taşıdığını belirtti. Açıklamada ayrıca, tehdit kaynaklarına karşılık vermek ve tehlikeyi bertaraf etmek için tedbirler alınacağı kaydedildi.

Düşmanca yaklaşımı reddetmek

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin saldırılarını ve Kızıldeniz’de ticari gemilere yönelik eylemlerini sürdürerek uluslararası deniz ulaşımının serbestisini tehdit etmesini ‘en sert şekilde’ kınadı. Bakanlık, milislerin Yemen’in ve Arap ve İslam dünyasının güvenlik ve istikrarını tehdit eden düşmanca yaklaşımını ve suç teşkil eden eylemlerini kesinlikle reddettiğini belirterek, Husilerin tüm barış girişimlerini reddetmeyi sürdürdüğünü vurguladı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını ve vatandaşlarıyla ülke topraklarında yaşayanların güvenliğini korumak amacıyla uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkının bulunduğunu belirtti. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın kendisini hedef alan hiçbir saldırıya müsamaha göstermeyeceği vurgulandı.

Suudi Arabistan, Husilerin sivilleri ve sivil tesisleri hedef almaya devam etmesinin doğuracağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunarak, tüm tırmanış girişimlerinin ve deniz ulaşımının güvenliğine yönelik devam eden tehditlerin derhal sonlandırılmasını istedi. Riyad ayrıca, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve başta 2216 ve 2722 sayılı kararlar olmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarını uygulama çağrısında bulundu.

Aşırı suçlu davranış

Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husilerin ‘sorumsuzca gerçekleştirdiği saldırıların’, örgütün düşmanca ve sorumsuz yaklaşımını ortaya koyan tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirtti. Maliki, saldırıların Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açıkça ihlal edilmesi, vatandaşları ile ülke topraklarında yaşayanların güvenlik ve emniyetine doğrudan tehdit oluşturulması ve ülkenin ulusal kaynakları ile sivil tesis ve hedeflerine kasıtlı olarak zarar verilmesi anlamına geldiğini söyledi. Saldırıların ayrıca, Yemen ve Arap ve İslam dünyasının çevresinde barış ve istikrarın sağlanmasını reddeden, aşırılık yanlısı ve suç niteliğindeki milis tutumunu yansıttığını ifade etti.

Prens Faysal bin Ferhan ise basın toplantısında, Suudi Arabistan’ın “Yemen ve bölgenin çıkarlarına hizmet eden her türlü girişimi desteklemekten çekinmeyeceğini” söyledi. Husilerle temas konusunda diplomasi kapısının hâlâ açık olduğunu belirten Faysal bin Ferhan, Yemen’in meşru hükümetinin de Husilere sorumlu bir şekilde müzakere etme fırsatı sunduğunu kaydetti.

Faysal bin Ferhan, Husilerin Yemen ve halkının çıkarları yerine kendi dar ve kişisel çıkarlarını tercih ettiğini, ülkedeki iç sorunlarını Suudi Arabistan’a taşımaya çalıştığını ve kendisini zor durumda bulduğu her seferinde şiddete başvurduğunu söyledi. Husilerin krizi sona erdirecek siyasi sürece sorumlu bir şekilde katılmak yerine Yemen halkının daha fazla acı çekmesine neden olmakta ısrar ettiğini belirtti.

Kabul edilemez saldırılar

Lavrov, Suudi mevkidaşıyla düzenlediği basın toplantısında, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını ‘kabul edilemez ve ters sonuçlar doğuran’ eylemler olarak nitelendirdi. Bu saldırıların sivillerin hayatını ve sivil tesisleri tehlikeye attığını, küresel ekonomiye zarar verdiğini belirten Lavrov, Moskova’nın Riyad’ın Yemen’de barışçıl çözüm için yol haritasını hayata geçirme yönündeki çabalarına tam destek verdiğini vurguladı.

Lavrov, sorunların askeri yöntemlerle çözülmesi girişimlerini reddettiklerini belirterek, Yemen kıyılarına bitişik bölgeler de dahil olmak üzere uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekti. Lavrov, Suudi Arabistan’ın girişimiyle hazırlanan yol haritası temelinde Yemen’de etkili aktörler arasında doğrudan diyaloğun bir an önce başlatılması çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise dün gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Husilerin ‘İran’ın vekil gücü’ olduğunu söyledi. Rubio, “Yaşananların bazılarının arkasında İran’ın elinin açıkça bulunduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı. ABD’nin Suudi Arabistan ile çok güçlü bir savunma ve askeri ilişkisi bulunduğunu vurguladı.

Rubio, “Bu gelişmeleri yakından izliyoruz. (...) Ayrıca bazı kara operasyonlarının da gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Yemen güçleri Husilere karşı koyuyor ve onların sahada elde etmeye çalıştığı bazı ilerlemeleri geri püskürtüyor” dedi.

Husilerin saldırıları, Körfez ülkeleri ile Arap ve İslam dünyasından art arda gelen açıklamalarla kınandı. Açıklamalarda, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik açık ihlaller karşısında Riyad’la tam dayanışma içinde olunduğu belirtilirken, sivillerin, tesislerin ve sivil hedeflerin vurulması reddedildi. Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini ve ulusal kaynaklarını korumaya yönelik attığı adımlara destek yinelenirken, söz konusu uygulamalara karşı ‘kararlı ve caydırıcı’ bir tutum alınması, saldırıları gerçekleştirenler ile bunlara destek verenlerin hesap vermesi ve ilgili uluslararası kararların uygulanması çağrısında bulunuldu.

Uluslararası dayanışma

Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu hain saldırılar yalnızca masum insanların hayatlarını değil, bölgenin güvenlik ve barışını da tehdit ediyor” ifadesini kullandı. Şerif, ülkesinin Suudi Arabistan’ın egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik sarsılmaz desteğini yineleyerek, Pakistan’ın yönetimi ve halkıyla birlikte Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu ve tam dayanışma içinde bulunduğunu vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ise Husilerin saldırılarının uluslararası hukuk ve teamüllerin ihlali olduğunu belirtti. Budeyvi, saldırıların bölgenin güvenliğini ve bölgesel ve uluslararası barışı tehdit eden ‘aşırılıkçı ve suç niteliğinde bir yaklaşımı’ yansıttığını ifade ederek, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın yanında ‘tek saf halinde’ durduğunu yineledi.

Diplomatik sürecin desteklenmesi

Moskova’daki görüşmeye dönersek, Suudi Arabistan ve Rusya, iki ülkenin dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği resmi görüşmede, Filistin meselesi ve Yemen’deki durum da dahil olmak üzere mevcut bölgesel ve uluslararası sorunların çözümünde diplomatik sürecin desteklenmesinin önemini vurguladı. Taraflar ayrıca, başta Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb olmak üzere uluslararası su yollarında seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan ile Lavrov, gerilimi düşürmek ve tansiyonu yatıştırmak amacıyla yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmede ayrıca, uluslararası platformlarda koordinasyon ve istişarenin güçlendirilmesinin, çok taraflı iş birliğini sağlamlaştırmaya yönelik girişimlerin desteklenmesinin ve küresel gelişmeler karşısında daha etkin bir uluslararası sistem oluşturulması amacıyla mevcut mekanizmaların reforme edilmesinin önemi üzerinde duruldu. Bu adımların uluslararası güvenlik ve barışın güçlendirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

İki ülke arasında çeşitli alanlardaki iş birliği ve koordinasyonun geliştirilmesi yollarının da ele alındığı görüşmede, taraflar ilişkileri daha geniş ufuklara taşımayı hedeflediklerini belirtti. Suudi Arabistan ve Rusya, 100 yıllık diplomatik ilişkiler ve kesintisiz iş birliği mirasına dayanan ilişkileri, daha iddialı ve kapsamlı bir ikinci yüzyıla taşımayı hedeflediklerini vurguladı. Bunun, ortaklığın derinliğini yansıtacağı, ortak çıkarlara hizmet edeceği ve güvenlik, istikrar, kalkınma ve refahı destekleyeceği kaydedildi.

Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki iş birliğinin bugün geniş bir siyasi ve ekonomik konu yelpazesini kapsadığını belirtti. Bu iş birliğinin küresel enerji piyasalarının istikrarının desteklenmesi ve üreticiler ile tüketicilerin çıkarlarını gözeten bir dengenin sağlanması açısından önemini kanıtladığını ifade eden Faysal bin Ferhan, söz konusu ortaklığın küresel ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğunu ve ekonomik, ticari ve yatırım alanlarındaki iş birliğini güçlendirdiğini söyledi.


Suudi Arabistan ve Bangladeş, deniz güvenliği ile askeri iş birliğini görüştü

Suudi Arabistan ve Bangladeş deniz kuvvetleri komutanlarının başkent Riyad’daki görüşmesinden, (SPA)
Suudi Arabistan ve Bangladeş deniz kuvvetleri komutanlarının başkent Riyad’daki görüşmesinden, (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Bangladeş, deniz güvenliği ile askeri iş birliğini görüştü

Suudi Arabistan ve Bangladeş deniz kuvvetleri komutanlarının başkent Riyad’daki görüşmesinden, (SPA)
Suudi Arabistan ve Bangladeş deniz kuvvetleri komutanlarının başkent Riyad’daki görüşmesinden, (SPA)

Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Muhammed el-Gureybi ile Bangladeşli mevkidaşı Oramiral Khandakar Misbah Azim, dün deniz ulaşımının güvenliği ve deniz iletişim hatlarıyla ilgili tehdit ve riskleri ele aldı.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Deniz Kuvvetleri Komutanlığında gerçekleştirilen görüşmede iki taraf, iki ülke arasındaki deniz kuvvetleri alanındaki askeri iş birliğinin yanı sıra çok uluslu “Savunma Denizcilik İttifakı” çerçevesindeki iş birliğini görüştü.


Faysal bin Ferhan: Suudi Arabistan kendini savunmaktan çekinmeyecek

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (AP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (AP)
TT

Faysal bin Ferhan: Suudi Arabistan kendini savunmaktan çekinmeyecek

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (AP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin terörist Husilerin saldırıları karşısında kendisini savunmaktan çekinmeyeceğini ve çıkarlarını korumak için mevcut tüm imkânları kullanacağını söyledi.

Prens Faysal bin Ferhan, Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile düzenlediği basın toplantısında, Yemen ve halkının yaşadığı sıkıntıların önüne geçmek amacıyla diplomatik çözümler sunduklarını belirterek, Yemen’in ve bölgenin çıkarlarına hizmet edecek adımları desteklemekten çekinmeyeceklerini ifade etti. Faysal bin Ferhan, Husilerle sorunların çözümünde diplomasi yolunun açık olduğunu vurguladı.

Prens Faysal bin Ferhan, Husilerin Yemen’in çıkarları yerine kendi dar ve kişisel çıkarlarını öne çıkarmayı tercih ettiğini belirterek, Yemen’deki meşru hükümetin Husilere sorumlu bir şekilde müzakere etme fırsatı sunduğunu söyledi. Faysal bin Ferhan, Husilerin son dönemdeki tırmanışının izledikleri provokasyon politikasının bir parçası olduğunu kaydetti.

Faysal bin Ferhan, Husilerin Yemen halkına yönelik sıkıntıları dayatmakta ısrar ettiğini ve ülke içindeki sorunlarını Suudi Arabistan’a taşımaya çalıştığını belirtti. Husilerin zor durumda kaldıklarında şiddete başvurduğunu ifade eden Faysal bin Ferhan, milislerin kendileri açısından taşıyamayacakları bir kapı açtığını ve bunun kapatılamayacağını söyledi.

Prens Faysal bin Ferhan, bugün resmi ziyaret kapsamında Moskova’ya ulaşmıştı. Ziyaret kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya gelen Faysal bin Ferhan, görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldı.