Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
TT

Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Suudi Arabistan’da enerji haritasını yeniden şekillendiren güneş ve rüzgâr projelerinin arkasında, elektrik depolama odaklı yeni bir pazar oluşuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan bağımlılığın artmasıyla birlikte bataryalar, elektriği bol olduğu anlarda muhafaza eden ve ihtiyaç duyulduğunda sisteme geri veren temel bir unsur olarak sistemde öne çıkıyor.

Söz konusu dönüşüm, elektrik sektörüne yalnızca yeni bir teknolojinin eklenmesinden ibaret kalmayıp bataryaların yenilenebilir enerji projelerine destekleyici bir çözüm olmaktan çıkıp elektrik yönetimi ile şebeke esnekliği ve güvenilirliğini artırmak için gerekli altyapının bir parçasına dönüştüğü bağımsız bir yatırım faaliyetinin kademeli olarak temelini atıyor.

Suudi Arabistan, Suudi Enerji Tedarik Şirketi’nin (SPPC), Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman’ın katılımıyla, bağımsız batarya enerji depolama projelerine yönelik 4 anlaşma imzalamasıyla bu yolda yeni bir adım atıyor. Toplam 4 saat süreyle 2000 megavat kapasiteye sahip projelerin yatırım tutarının 4,35 milyar riyali (1,16 milyar dolar) aştığı bildirildi.

Depolama pazarını şekillendiren 4 proje

İlk grup; Mekke bölgesinde yer alan Al-Muwayh ve Haden ile Ha'il bölgesindeki Al-Kahfah projelerini kapsıyor. Her biri 4 saat süreyle 500 megavat kapasiteye sahip bu üç projenin anlaşmaları, Saudi Energy Company, ACWA Power ve Al Sharif Group for Contracting & Trading ortak girişim grubuyla imzalandı.

Aynı kapasiteye sahip Al-Khushaybi projesini içeren ikinci grup ise el-Kasım bölgesinde yer alıyor. Bu projenin anlaşması ENGIE ve Haji Abdullah Alireza & Co. Ltd. ortak girişimi ile yapıldı.

Söz konusu projeler, Suudi Arabistan’daki elektrik üretiminin güvenilirliğini ve verimliliğini artırmayı hedefleyen enerji sektörü çalışmaları kapsamında; Yap-Sahip Ol-İşlet (BOO) modeliyle hayata geçirilen ilk enerji depolama projeleri grubunu oluşturuyor.

sgrftg
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, anlaşmaların imzalanması sırasında (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

‘Depolama’ yenilenebilir enerjiyi geliştiriyor

Projenin analitik bir değerlendirmesini yapan Suudi Arabistan Petrol Bakanı Eski Kıdemli Danışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, bu yönelimin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki hızlı genişleme ışığında enerji sektörünün önümüzdeki döneme ilişkin ihtiyaçlarının merkezinde yer aldığını belirtti.

Es-Sabban, batarya enerji depolama projesinin, Suudi Arabistan’daki elektrik üretim sistemi içinde başta güneş ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının konumunu güçlendirmek için temel bir kaldıraç sunduğunu açıkladı.

Depolamanın öneminin yenilenebilir enerji kaynaklarının doğasından kaynaklandığını vurgulayan es-Sabban, bu kaynaklardan üretilen enerjiden yararlanmanın genellikle 4 saati aşmayan sınırlı bir zaman aralığında yoğunlaştığını; bu nedenle enerjinin bataryalarda depolanmasının, kullanım süresini uzatmak ve ilerleyen saatlerde elektrik sektörünün ihtiyaçlarını karşılamak adına kritik bir unsur olduğunu ifade etti.

Es-Sabban; mevcut kapasitenin, önemine rağmen hava koşullarındaki dalgalanmalar ve özellikle gün batımından sonra güneş enerjisinden yararlanılabilecek sürenin kısalığı göz önüne alındığında tek başına henüz yeterli olmadığını belirterek, bu durumun yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma verimliliğini artırmak adına önümüzdeki dönemde bu tür projelerin önemini daha da pekiştirdiğini kaydetti.

‘Depolama’, elektrik sistemini yeniden şekillendiriyor

Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu anlaşmaların eş zamanlı olarak imzalanmasının önemli bir gösterge taşıdığına dikkat çekti. El-Attas, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerjiyi artık yalnızca yeni üretim kapasiteleri eklemek olarak görmediğini, aksine üretim, depolama, yük yönetimi ve şebeke güvenilirliğini artırmayı içeren entegre bir elektrik sistemi kurma aşamasına geçtiğini vurguladı.

Depolamanın, güneş ve rüzgâr enerjisini kesintili kaynaklar olmaktan çıkarıp yönetilebilir ve ihtiyaç anında yararlanılabilir kaynaklara dönüştüren kilit unsur olduğunu belirten el-Attas, bu durumun, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarında hedeflenen büyük genişleme göz önüne alındığında, elektrik sektöründe daha olgun bir aşamayı yansıttığını ifade etti.

Söz konusu projelerin ekonomik açıdan elektrik varlıklarının kullanım verimliliğini artırmaya ve yalnızca puant (zirve) saatlerde çalışan geleneksel kapasitelerin inşasına duyulan ihtiyacı azaltmaya katkı sağladığını ekleyen el-Attas, şebeke istikrarının da güçlendirildiğini belirtti. Katma değerin yalnızca bataryalarda değil, bunların tüm elektrik sistemine kazandırdığı esneklikte yattığının altını çizdi.

Milyarlar... Yerel içerik için bir fırsat

El-Attas, ‘sözleşme değerlerinin yerli katkı (yerli içerik) adına iyi bir fırsat sunduğunu, ancak bataryaların üretimi ile değer zincirinin diğer bileşenleri arasında ayrım yapılması gerektiğini’ ifade etti. Bu fırsatların ilk aşamada; sivil ve elektrik işleri, inşaat, kurulum, işletme ve bakımın yanı sıra bazı montaj işleri ile destekleyici sistemlerde yoğunlaşmasını beklediğini kaydetti. Buna karşın, gelişmiş batarya teknolojileri ve hücrelerin başlangıçta daha çok ithalata bağımlı kalacağını belirtti.

Ekonomik açıdan en önemli unsurun gelecekteki pazarın büyüklüğü olduğunu vurgulayan el-Attas, Suudi Arabistan’ın depolama projeleri için büyük ve istikrarlı bir pazara dönüşmesinin, montaj fabrikalarının, ardından bazı bileşenlerin ve ilerleyen süreçte belki de daha geniş kapsamlı bir üretimin yerlileştirilmesi adına gerçek bir teşvik oluşturabileceğine dikkat çekti. Sanayinin yalnızca bir veya iki projenin varlığıyla bir pazara taşınmayacağını, ancak sürdürülebilir bir talep ve net bir ekonomik ölçek gördüğünde bunun gerçekleşeceğini belirterek, Suudi Arabistan’daki depolama programının kesintisiz devam etmesinin önemini vurguladı.

Bağımsız bir yatırım kaynağı

El-Attas, bu projelerin enerji depolamayı yalnızca bir güneş veya rüzgâr santraline bağlı bir bileşen olarak değil, bağımsız bir yatırım varlık sınıfı olarak ele alma yolunda önemli bir adım oluşturduğunu düşünüyor. 15 yıllık uzun vadeli sözleşmelerin, net bir sözleşme yapısının ve öngörülebilir nakit akışlarının mevcudiyetinin, bu tür varlıkları yatırımcılar ve proje finansörleri için daha cazip hâle getirdiğini açıklıyor.

sxdcvdfd
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Geleneksel üretim santrallerine kıyasla depolamanın cazibesinin esneklik sunması ve ihtiyaç anında enerji sağlaması gibi farklı bir hizmetten kaynaklandığına dikkat çeken el-Attas, yenilenebilir enerji projeleriyle karşılaştırıldığında ise bunların en büyük sorunlarından biri olan üretim zamanı ile talep zamanının uyuşmaması durumunu çözüme kavuşturduğunu belirtti.

ACWA Power, enerji altyapısındaki varlığını genişletiyor

Mekke ve Ha'il’deki üç projede yaklaşık yüzde 35’lik payıyla ana aktörlerden biri olarak öne çıkan ACWA Power’ın bu konumunu değerlendiren el-Attas, bunun yalnızca elektrik üretim projeleriyle sınırlı kalmayıp daha geniş bir enerji altyapısı varlıkları portföyü oluşturmaya yönelik bir eğilimi yansıttığını belirtti.

Suudi Arabistan bu projelerle, artan elektrik talebine paralel olarak enerji karması içindeki yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin payını 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 50’ye çıkarmayı; böylelikle sistemin güvenilirliğini, verimliliğini ve operasyonel esnekliğini artırmayı hedefliyor.

‘Ana alıcı’ sıfatıyla SPPC, ön çalışmaları yürütme, elektrik üretimi ve enerji depolama projelerini ihaleye çıkarma görevlerinin yanı sıra geliştirici konsorsiyumlarla elektrik alım anlaşmaları ve enerji depolama hizmet anlaşmaları imzalanmasını üstleniyor.

Elektrik sisteminin yeniden şekillendirilmesi yalnızca depolama kapasitelerinin eklenmesiyle sınırlı kalmayıp yeni üretim kaynaklarında beklenen genişlemeye ayak uydurmak adına şebeke altyapısının güçlendirilmesine yönelik eş zamanlı bir adımla da destekleniyor. Nitekim Saudi Energy Company, elektrik şebekesini geliştirme ve genişletme projelerini finanse etmenin yanı sıra şirketin yürüttüğü satın alma ve projeler için finansman çözümleri sağlamak amacıyla Bpifrance ile bir iş birliği anlaşması imzaladı.

Söz konusu anlaşma, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya resmi ziyaretiyle eş zamanlı olarak Paris’te düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı sırasında imzalandı.

Anlaşma, şebeke istikrarıyla ilgili ekipmanlar da dâhil olmak üzere satın alma programını ve elektrik altyapı projelerini desteklemek amacıyla değeri 3 milyar dolara ulaşan bir finansman kolaylığı tesis edilmesine yönelik daha önceki bir mutabakat zaptına dayanıyor.

Sonuç olarak, bugün şekillenen tablo yalnızca bataryalarla ilgili olmayıp Suudi elektrik sisteminin önümüzdeki yıllarda gelebileceği noktayı gözler önüne seriyor: Elektrik üreten güneş ve rüzgâr, bunu muhafaza eden bataryalar ve ihtiyaç anında bu enerjiyi iletme ve yönetme kapasitesi daha yüksek bir şebeke. Bu halkalar arasında, önümüzdeki dönemde enerji sektöründeki en öne çıkan yatırım hikâyelerinden biri olabilecek yeni bir pazar oluşuyor.


Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü
TT

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Dışişleri Bakanı, Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanlarıyla bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Katar ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerde, bölgesel gerilimin azaltılması için yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmelerde, bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesi amacıyla sürdürülen koordinasyon ve ortak çabaların birleştirilmesi değerlendirildi.

Görüşmeler, Suudi Dışişleri Bakanı'nın Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan ayrı ayrı aldığı telefon görüşmeleri sırasında gerçekleştirildi.


Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
TT

Suudi Arabistan, SDG’nin Suriye askeri kurumlarına entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Başkanlık Sarayı'nda Mazlum Abdi ile görüşmesi sırasında (AP).

Suudi Arabistan, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye Arap Cumhuriyeti'nin askeri kurumlarına entegre edilmesini memnuniyetle karşıladığını ve bu adımın Suriye'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bügün(Çarşamba) yapılan açıklamada, Krallığın, "Suriye hükümetinin Suriye halkının birlik ve kalkınma yolculuğunu sürdürme yönündeki beklentilerini gerçekleştirmek amacıyla attığı adımlara desteğini yinelediği" belirtildi. Açıklamada ayrıca Suriye ve halkı için güvenlik, barış ve refah temennisinde bulunuldu.

SDG lideri Mazlum Abdi, salı günü yaptığı açıklamada, SDG ile Kürtlerin öncülüğündeki Özerk Yönetim ve buna bağlı askeri ve sivil oluşumların feshedildiğini ve Suriye devletinin kurumlarına entegre edileceğini duyurmuştu. Abdi'nin açıklaması, Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından gelmişti.

Söz konusu açıklama, Suriye makamları ile Kürtler arasında aylar süren müzakerelerin ardından geldi. Müzakerelerin yanı sıra taraflar arasında askeri çatışmalar da yaşanmıştı. Daha sonra varılan anlaşmayla, Özerk Yönetim'in kurumları ile SDG güçlerinin kademeli olarak Suriye devletinin kurumlarına entegre edilmesi kararlaştırılmıştı.