Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve özel pasaport sahiplerine vize muafiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve özel pasaport sahiplerine vize muafiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)

Suudi Arabistan ile Türkiye, diplomatik ve özel pasaport hamilleri için karşılıklı vize muafiyeti anlaşması imzaladı.

İmza töreninin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ı çarşamba günü Ankara’da kabul etti.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan Haber Ajansı SPA’dan aktardığı habere göre görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ele alındı; ortak çıkarları gözeten iş birliğinin geliştirilmesi ile bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik adımlar değerlendirildi.

Anlaşma, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından, Ankara’da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’nin üçüncü toplantısının ardından imzalandı.

İkili temaslar

Fidan ve Bin Ferhan, konsey toplantısı öncesinde gerçekleştirdikleri ikili görüşmede, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tüm alanlarda geliştirilmesi imkânlarını ele aldı. Görüşmede ayrıca uluslararası meseleler ve bölgedeki gelişmeler masaya yatırıldı. Özellikle Gazze’deki durum, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve Suriye topraklarında genişleme girişimleri ile İran’daki savaş ve bunun bölgeye etkileri ve savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalar değerlendirildi.

dsedfvfd
Ankara'da bugün (Çarşamba) düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısı öncesinde Fidan ve Bin Ferhan arasında gerçekleşen görüşmelerden bir sahne (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Diplomatik kaynaklara göre iki bakan, Gazze’de barış anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasının sürdürülmesi ve yeniden imar çalışmalarının başlatılmasının önemini vurguladı. Ayrıca İsrail’in bölgedeki genişlemeci uygulamalarının durdurulması, İran’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaların desteklenmesi ve Tahran ile Washington arasında nihai bir anlaşmaya varılması gerektiği ifade edildi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yeni gerilim ve provokasyonlara yol açmaması gerektiği de dile getirildi.

Bakanlar ayrıca bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini, “bölgesel sahiplenme” ilkesi çerçevesinde dış müdahalelere izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Her iki taraf, Ortadoğu’daki sorunların çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesi ve meselelerin diyalog yoluyla çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

cdvvf
Ankara'da bugün (Çarşamba) düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısından bir kare (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Üçüncü Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi toplantısına eş başkanlık eden bakanlar, savunma, enerji ve turizm başta olmak üzere ekonomik, ticari ve yatırım alanlarındaki ilişkileri gözden geçirdi. Ayrıca bölgesel ve uluslararası meselelerde siyasi koordinasyonun sürdürülmesinin önemine dikkat çekildi.

İş birliği mekanizması

2016 yılında kurulan Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi, iki ülke arasında kurumsal çerçevede iş birliği ve istişareyi geliştirmeyi amaçlayan bir mekanizma olarak faaliyet gösteriyor.

Konseyin ilk toplantısı 7-8 Şubat 2017’de Ankara’da, ikinci toplantısı ise 18 Mayıs 2025’te Riyad’da düzenlendi.

Konsey bünyesinde beş alt komite bulunuyor: Siyasi ve diplomatik komite, askeri ve güvenlik komitesi, kültür-spor-medya ve turizm komitesi, sosyal kalkınma-sağlık-eğitim komitesi ile ticaret-sanayi-yatırım-altyapı ve enerji komitesi.

Alt komiteler düzenli aralıklarla toplanırken, son olarak siyasi ve diplomatik komite 28 Nisan’da çevrim içi olarak bir araya gelerek üçüncü konsey toplantısının hazırlıklarını gerçekleştirdi.


Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu: Nomu üzerinden sağlanan finansman 2,1 milyar dolara ulaştı

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu: Nomu üzerinden sağlanan finansman 2,1 milyar dolara ulaştı

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, “Finansman Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir oturuma katıldı (SPA)

Suudi Arabistan Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed el-Kuveyz, paralel piyasa “Nomu” üzerinden sağlanan finansman hacminin 2017’deki lansmanından bu yana yaklaşık 8 milyar riyale (yaklaşık 2,1 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Bu durumun, finansal piyasaların küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) çeşitli finansman araçlarına erişimini güçlendiren rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Kuveyz’in açıklamaları, Finansman Haftası kapsamında düzenlenen bir panel oturumunda yapıldı. Etkinlik, Genel Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Otoritesi (Monsha’at) tarafından KOBİ Bankası iş birliğiyle 3–7 Mayıs tarihleri arasında Riyad, Cidde, Huber ve Medine’deki işletme destek merkezlerinde gerçekleştiriliyor. Söz konusu etkinlik, işletmelerin finansman çözümlerine erişimini artırmayı ve bu çözümlerden yararlanma hazırlıklarını güçlendirmeyi amaçlayan “iş haftaları” serisinin bir parçası.

Finansman ekosisteminde gelişim

Kuveyz, son 10 yılda Suudi Arabistan’daki finansman kanallarının niteliksel bir dönüşüm geçirdiğini ve artık yalnızca geleneksel kaynaklarla sınırlı olmayan, çok kanallı ve entegre bir finansman ekosisteminin oluştuğunu vurguladı. Finansal piyasaların, finansman seçeneklerinin çeşitlendirilmesi ve verimliliğinin artırılmasında temel kolaylaştırıcı unsurlardan biri hâline geldiğini ifade etti.

Ayrıca finansman fonlarının, finansman kaynaklarını çeşitlendiren ve piyasa etkinliğini artıran modern araçlar arasında yer aldığını, bu sayede işletmelerin büyüme evrelerine en uygun çözümleri seçebildiğini belirtti.

Borç piyasasında büyüme

Kuveyz, ülkedeki borç piyasasının son yıllarda hızlı bir büyüme kaydettiğine de dikkat çekerek bunun finansal piyasaların derinliğini ve gelişmişliğini yansıttığını, aynı zamanda işletmelerin sürdürülebilirliği ve genişlemesini destekleyen ek finansman kanalları sunduğunu söyledi.

Finansal farkındalık

Finansal farkındalığın işletmelerin sürdürülebilirliği ve istikrarı açısından kritik bir unsur olduğunu vurgulayan Kuveyz, girişimcilerin daha bilinçli ve verimli finansman kararları almasının önemine işaret etti. KOBİ sektörünün artan ulusal destekten faydalandığını ve bunun finansmana erişim fırsatlarını güçlendirerek piyasa içindeki konumunu sağlamlaştırdığını ifade etti. Bu gelişmelerin, Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu olduğunu belirtti.

Halka arz fırsatları

“Finansman Haftası”nın ikinci gününde, girişim sermayesi fonlarına yatırım kararları ve KOBİ’lerin finansal piyasalarda kote olabilmesi için gerekli hazırlık fırsatları ele alındı. Bu oturumların, finansman kaynaklarını çeşitlendirmeye ve işletmelerin büyüme için hazırlık düzeyini artırmaya katkı sağlaması hedefleniyor.

Finansal bilincin güçlendirilmesi

Etkinlikler, “Monsha’at” ile Finans Akademisi arasında imzalanan çerçeve anlaşmasıyla sona erdi. Anlaşma, girişimciler ve KOBİ’ler arasında finansal farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda finans alanında eğitim kampları, ortak eğitim ve bilinçlendirme programları ile finansal kaynak yönetimi becerilerini geliştirmeye yönelik içerikler hazırlanacak. Tüm çalışmaların, Suudi Arabistan’daki yürürlükteki mevzuat ve düzenlemelere uygun şekilde gerçekleştirileceği belirtildi.


İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
TT

İsviçre Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan’la dayanışma içindeyiz… ABD-İran müzakereleri istikrar için gerekli

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin arasında 23 Nisan’da Cidde’de gerçekleşen ikili görüşme (Riyad’daki İsviçre Büyükelçiliği)

İsviçre Cumhurbaşkanı Guy Parmelin, ülkesinin zor bir dönemden geçen Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu belirterek, Washington ile Tahran arasında yürütülecek müzakerelerin sürdürülmesinin bölgesel barış ve istikrar açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.

Şarku’l Avsat gazetesine konuşan Parmelin, ABD-İran-İsrail hattındaki gerilimin etkilerine değinerek, “Bölgedeki mevcut güvenlik durumu gündemin ilk sırasında yer aldı. Bu zor dönemde İsviçre’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğunu ifade ettim. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sergilediği bilgelik ve itidali takdir ettim. Aynı zamanda barış ve istikrar için müzakere yoluyla diplomatik çözüm çabalarının desteklenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık” dedi.

Parmelin, 22-23 Nisan tarihlerinde Cidde’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 70. yılı vesilesiyle yapıldığını belirterek, ziyaretin siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Ziyarete Ekonomik İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Helene Budliger Artieda ile birlikte İsviçre’nin önde gelen sektörlerini temsil eden üst düzey bir ticari heyetin eşlik ettiğini ifade etti.

Stratejik iş birliğini derinleştirme

Parmelin, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerde, belirsizliklerin arttığı küresel ortamda ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine odaklandıklarını belirtti. Lojistik, temel emtialar, finansal hizmetler ve sigorta gibi stratejik alanlarda iş birliğini derinleştirme fırsatlarının ele alındığını kaydetti.

Ziyaret kapsamında düzenlenen ekonomik yuvarlak masa toplantısına da değinen Parmelin, toplantıya Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Fahd bin Abdulcelil Al Seyf ile birlikte başkanlık ettiğini ve her iki ülkeden kamu ve özel sektör temsilcilerinin katıldığını söyledi. Bu toplantının somut iş birliği alanlarını belirlemek ve şirketler arasındaki bağları güçlendirmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Parmelin ayrıca, Suudi Arabistan ile yeni ikili yatırım koruma anlaşmasının imzalanmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, anlaşmanın yatırımcılar için hukuki güveni artırmayı ve ekonomik iş birliği koşullarını güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı. İmza törenine Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan’ın da katıldığını kaydetti.

İkili ilişkiler ve ekonomik iş birliği

İsviçre ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin 70 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu belirten Parmelin, bu ilişkilerin karşılıklı saygı, düzenli diyalog ve artan ekonomik bağlar temelinde geliştiğini söyledi. Ortaklığın, istikrar, açık piyasalar ve kurallara dayalı uluslararası iş birliği gibi ortak çıkarlar üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Ekonomik iş birliğinin ilişkilerin merkezinde yer aldığını vurgulayan Parmelin, yaklaşık 200 İsviçreli şirketin Suudi Arabistan’da ilaç, makine, mühendislik, teknoloji, lojistik ve finans gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’daki fırsatlara da değinen Parmelin, Suudi Arabistan Vizyon 2030 kapsamında özellikle turizm, araştırma, inovasyon, sürdürülebilir altyapı, ileri üretim ve mesleki eğitim alanlarında İsviçre’nin önemli katkılar sunabileceğini ifade etti.

Parmelin, iki ülkenin ortak ekonomik komite toplantıları, mali diyalog ve siyasi istişareler yoluyla iş birliğini kurumsal düzeyde geliştirdiğini belirterek, çok taraflı platformlarda da yakın iş birliği yürütüldüğünü söyledi.

İsviçre-Suudi Arabistan ilişkilerinin geniş kapsamlı ve ileriye dönük olduğunu vurgulayan Parmelin, mevcut ve yeni sektörlerde iş birliğini artırmak için önemli fırsatlar bulunduğunu sözlerine ekledi.