Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan Veliaht Prensi, ulusal şirket Ceer’in ilk otomobillerini tanıttı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, ulusal şirket Ceer’in ilk otomobillerini tanıttı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bugün Suudi Arabistan’ın ulusal otomobil şirketi Ceer’in ilk modellerini tanıttı. Lansman, Krallığın Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda ileri bir sanayi sektörünün geliştirilmesine yönelik stratejik yaklaşımının bir yansıması olurken, Suudi Arabistan’ın küresel otomotiv endüstrisindeki konumunun güçlendirilmesini de amaçlıyor.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, lansman dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Ceer’in ilk otomobillerinin piyasaya sürülmesi, Suudi Arabistan’ın sürdürülebilir ve gelişen bir sanayi ekosistemi oluşturma yolculuğunda attığı yeni bir adımdır. Otomotiv sektörünün yatırımları çekerek, ulusal yetkinlikleri destekleyerek ve özel sektörün rolünü güçlendirerek ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline getirilmesini amaçlıyoruz. Böylece Krallığın bu alanda bölgesel ve küresel ölçekte öncü bir merkez olmasını hedefliyoruz” dedi.

Sedan ve SUV olmak üzere iki farklı versiyona sahip Exobot, Ceer’in önümüzdeki beş yıl içinde aşamalı olarak piyasaya süreceği 7 modelden oluşan ürün paketinin ilk araçlarını oluşturuyor. Orta ve küçük boyutlu modellerin yanı sıra farklı çekiş sistemlerine sahip araçların da yer alacağı seri, müşterilerin çeşitli ihtiyaçlarına hitap edecek. Tüm modeller, Kral Selman Otomotiv Sanayi Kompleksi bünyesinde, Kral Abdullah Ekonomik Şehri’ndeki Ceer Sanayi Kompleksi’nde üretilecek. Tesisin Ortadoğu’daki türünün en büyük kompleksi olduğu ve dünya genelindeki en gelişmiş otomotiv üretim tesislerinden biri olduğu belirtiliyor.

Exobot, Suudi Arabistan topraklarından ilham alan, ülkenin kültürüne dayanan ve vizyonunu yansıtan özgün bir tasarıma sahip. Araçların tasarım ve mühendislik çalışmaları, en yüksek uluslararası standartlar doğrultusunda Suudi Arabistan’da gerçekleştirildi. Projenin, Krallığın otomotiv sektöründe yükselen bölgesel bir güç olarak konumunu pekiştirmesi bekleniyor.

THYJ
Suudi Arabistan’ın ulusal otomobil şirketi Ceer’in ilk modeli Exobot (SPA)

Ceer’in 2034 yılına kadar Suudi Arabistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasına (GSYİH) 30 milyar riyalden (8 milyar dolar) fazla katkı sağlaması, dış ticaret dengesini yaklaşık 80 milyar riyal (21 milyar dolar) iyileştirmesi ve doğrudan ve dolaylı nitelikli istihdam olanakları oluşturması bekleniyor.

Ceer’in ilk otomobillerinin tanıtılması, Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) Suudi Arabistan’da entegre ve rekabetçi bir yerli otomotiv sanayi ekosistemi oluşturma çabalarıyla örtüşüyor. PIF, ülke ekonomisinin çeşitlendirilmesinde temel itici güç olarak üstlendiği rol çerçevesinde 2022 yılında Ceer’i, Suudi Arabistan’ın ilk yerli otomobil markası olarak kurmuştu. Şirketin kuruluşuyla ulusal sanayi ekosisteminin geliştirilmesi, yatırımların çekilmesi, özel sektör için yeni fırsatlar oluşturulması ve GSYİH’nin artırılması hedefleniyor.


El-Ula’nın ban ağaçları... Tarlalardan dünya pazarlarına

Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Ula’nın ban ağaçları... Tarlalardan dünya pazarlarına

Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)

El-Ula’da nesillerdir yerel çevreyle özdeşleşen ban ağacı, tarlalardan laboratuvarlara ve küresel pazarlara uzanan yeni bir süreçten geçiyor. Ban Al-Ula şirketi, yalnızca ham madde pazarlamak yerine, güzellik ve kişisel bakım alanlarında kullanılabilecek doğal yağlar, özler ve bileşenler geliştirerek yerel kaynağa dış pazarlara ulaşmadan önce ülke içinde katma değer kazandırmayı hedefliyor.

Al-Ula Kraliyet Komisyonu tarafından ağacın ve özlerinin ekonomik kullanım alanlarını geliştirmek amacıyla 2021 yılında kurulan Ban Al-Ula, halen cilt ve saç bakımı ile spa ürünlerindeki uygulamalarını genişletmeye ve dış pazarlardaki varlığını artırmaya odaklanıyor.

Bu hamle, yerel kaynakların katma değerini artırmanın ve petrol dışı ihracat tabanını genişletmenin önem kazandığı bir dönemde geliyor. Şirket, bileşenlerin Suudi Arabistan içinde geliştirilip işlenmesinin, ham madde ihraç etmeye kıyasla daha yüksek ekonomik getiri sağlayacağını ve Suudi bilgi birikimi ile teknolojisini taşıyan ürünlerin uluslararası pazarlara sunulmasına imkân tanıyacağını öngörüyor.

Ban Al-Ula CEO’su Mühendis Ebu Bekir el-Enezi, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte, şirketin hedefini el-Ula’dan bölgesel ve küresel pazarlara açılan, yüksek kaliteli ve etkili doğal bileşenler alanında öncü bir Suudi platformu haline gelmek ve özellikle cilt, saç ve kişisel bakım sektörlerindeki büyümeye odaklanmak olarak açıkladı.

Katma değer

El-Enezi’ye göre şirket; bilinen kaynaklara dayanan, bilimsel verilerle desteklenen doğal bileşenlere yönelik artan talebin yanı sıra sorumlu tedarik zincirlerine olan ilgiden de yararlanarak uluslararası pazarlarda kademeli bir varlık göstermeyi hedefliyor.

Sadece bir Suudi ürününü ihraç etmekle sınırlı kalmadıklarını belirten el-Enezi; amacın, yerel doğal kaynaklara dayanan, araştırma-geliştirme ve üretimi ülke içinde bir araya getiren bileşen ile ürünler geliştirmek ve böylece dış pazarlara sunulmadan önce ürünün katma değerini yükseltmek olduğunu ifade etti.

dvbt
Suudi Arabistan’ın batısında yer alan el-Ula vilayetindeki ban ağaçları (Şarku’l Avsat)

Geliştirme süreçlerinin Arap ban ağacı ve bünyesindeki seramidler, bitkisel eksozomlar, biyoaktif peptitler ile antioksidanlar gibi doğal bileşiklere odaklandığını açıklayan el-Enezi, şirketin cilt bakımında çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek bir dizi yağ ve öz geliştirdiğini belirtti.

Bu ürünlerin geliştirilmesi, ticari uygulamalara geçilmeden önce etkinliklerinin doğrulanması amacıyla bilimsel araştırmalara, laboratuvar testlerine ve klinik değerlendirmelere dayanıyor. El-Enezi, bu çalışmalar sonucunda dört patent tescillendiğini ve bunun da şirketin ürünlerinin arkasındaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

Konaklama sektörü

Konaklama sektörüne de değinen el-Enezi; şirketin, Arap bakım geleneklerinden esinlenen ancak modern formüllerle geliştirilen, oteller ve spa merkezlerine özel ürün ve çözümler tasarladığını ifade etti. Tek tip bir ürün sunmak yerine her tesisin kimliğini yansıtacak biçimde özel formüller ve kokular hazırlandığını belirten el-Enezi, ürün geliştirme sürecinin pazarın ve iş ortaklarının ihtiyaçlarının belirlenmesiyle başladığını, nihai formüle ulaşılmadan önce bilimsel ve teknik değerlendirmelerden geçtiğini aktardı.

rnbgtynb
El-Ula’da ban ağacı ürünlerini ayıran ve temizleyen bir işçi (Şarku’l Avsat)

Sürdürülebilirlik konusuna ilişkin olarak el-Enezi; yerel çiftçilerle iş birliği içinde gerçekleştirilen tarım ve hasat süreçlerinden, bileşenlerin el-Ula’da işlenmesi ve geliştirilmesine kadar sorumlu uygulamaların, iş modelinin ve tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Şirket bu doğrultuda, sorumlu tedarik uygulamalarının yanı sıra ham maddelerin izlenebilirliğine, kaynaklarının ve üretim aşamalarındaki süreçlerinin takibine odaklanıyor.

El-Enezi, tedarik zincirinin sorumlu tedarik kapsamında Ahlaki Biyoçeşitlilik Ticareti Birliği (UEBT) tarafından uluslararası standartlara uygunluğunun doğrulandığına dikkat çekti. Ülke içindeki işleme ve üretim süreçlerinin geliştirilmesinin yerel katma değeri artırdığını belirten el-Enezi, bu durumun bölgede söz konusu faaliyet etrafında entegre bir ekonomik zincirin oluşmasını desteklediğini kaydetti.

Ayrıca şirketin, yerel çiftçilerin ve tedarikçilerin katılımını güçlendirmek, bilgi transferi sağlamak ve Suudi Arabistan'da doğal bileşenler sektörünün büyümesi için gerekli kapasiteyi geliştirmek adına çalışmalar yürüttüğünü sözlerine ekledi.

Ekonominin çeşitlendirilmesi

El-Enezi, Ban Al-Ula’nın iş modelinin; ekonominin çeşitlendirilmesi, yerel içeriğin artırılması, katma değere dayalı sanayilerin geliştirilmesi ve turizm ile konaklama sektörlerindeki büyümeden faydalanılması başta olmak üzere Vizyon 2030 hedefleriyle örtüştüğünü belirtti.

El-Enezi, “El-Ula’ya özgü doğal bir kaynağı, ülke içinde geliştirilip üretilen bileşenlere ve ürünlere dönüştürerek ham madde satışının ötesinde bir ekonomik değer yaratıyoruz” dedi. Suudi Arabistan’daki turizm ve konaklama sektörlerindeki büyümenin; oteller, spa merkezleri ve sağlık-yaşam sektörü için bölgenin kimliğiyle ve ziyaretçi deneyimiyle bağ kuran Suudi çözümleri geliştirilmesine imkân tanıdığını ekledi.

csdfvghyj
El-Ula vilayetindeki ban ağaçları (Şarku’l Avsat)

Doğal bileşenler ile bunların kişisel bakım ve güzellik alanındaki uygulamalarında uzmanlaşmış, iç pazarın ötesine geçebilecek bir sektörün geliştirilmesi için fırsat bulunduğuna dikkat çeken el-Enezi, bu yaklaşımın doğal kaynakları, bilimsel araştırmayı, üretimi ve turizm ile konaklama sektörlerine bağlı hizmetleri bir araya getirdiğini ifade etti.

Dışa doğru genişleme

El-Enezi, bilimsel verilerle desteklenen ve kaynağı izlenebilir doğal bileşenlere yönelik küresel talebin arttığı bir ortamda, ihracatın şirketin büyüme stratejisindeki temel unsurlardan birini oluşturduğunu ifade etti.

Sözlerini sürdüren el-Enezi, “Modelimizi ayrıcalıklı kılan husus; doğal ham maddeden araştırma-geliştirmeye, işleme ve üretimden dış pazarlara yönelik nihai ürün veya bileşenlerin hazırlanmasına kadar tüm katma değerin Suudi Arabistan içinde yaratılmasıdır” dedi. Şirketin yalnızca ham madde ihraç etmeyi değil, daha yüksek değere sahip uzmanlaşmış ürün ve bileşenler geliştirmeyi hedeflediğini vurguladı.

Fuar ve ihtisas platformları aracılığıyla ticari ilişkileri ve uluslararası pazarlardaki varlığı genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini, aynı zamanda küresel şirketler ve markalarla ortaklıklar kurduklarını açıklayan el-Enezi; yurt dışına açılmanın Suudi Arabistan’ın petrol dışı ihracatındaki büyümeyi destekleyebileceğini ve yerel olarak geliştirilen ürün ile bileşenlere yeni pazarlar kazandıracağını kaydetti.

El-Enezi, uzun vadeli hedeflerinin ise el-Ula’da geliştirilen ürünlerin ‘Suudi Arabistan’da üretilmiştir’ etiketiyle küresel pazarlara ulaşması olduğunu; bu etiketin menşe ülkenin yanı sıra ürüne yerel düzeyde kazandırılan geliştirme, bilgi birikimi ve üretim değerini de yansıtacağını sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), Çin öncülüğünde geliştirilen ve uluslararası ödemelerde dolara alternatif ödeme sistemi oluşturulmasını hedefleyen dijital platformdan çekildiğini bildirdi.

SAMA'dan, İngiliz Financial Times gazetesine konuyla ilgili açıklama yapıldı.

Suudi Arabistan'ın, Çin öncülüğünde geliştirilen ve merkez bankalarının dijital para birimleriyle doğrudan sınır ötesi işlem yapmasına imkan tanıyan mBridge platformuna katılımını sonlandırdığı belirtilen açıklamada, "Planlandığı üzere SAMA, mBridge (kavram kanıtlama) çalışmasını 13 Mayıs 2025'te başarıyla tamamladı. Çalışmanın tamamlanmasının ardından SAMA artık mBridge'in katılımcı üyesi değildir." ifadeleri kullanıldı.

Konuya yakın bir kaynak ise SAMA'nın ABD'nin baskısıyla platformdan çekilip çekilmediği konusunda, Suudi Arabistan'ın projedeki rolünün başından itibaren sınırlı olduğunu kaydederek, söz konusu karardan "daha geniş bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını" belirtti.

Blokzincir teknolojisini kullanan platform, merkez bankalarının kendi dijital para birimleri üzerinden doğrudan işlem yapabilmesini sağlayarak döviz işlemlerinin süresini ve maliyetini azaltmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan Merkez Bankası, 2023'te Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) çatısı altında mBridge'e "gözlemci üye" olarak katılmış, 2024’te ise Çin, Hong Kong, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu aktif katılımcılar arasına girmişti.

Ticari kullanıma açılması planlanan platformun uluslararası para transferi sağlayan SWIFT gibi ödeme sistemlerine bağımlılığı ve doların işlemlerde aracı para birimi olarak rolünü azaltma potansiyeli taşıması, ABD'de tartışmalara yol açmıştı.

Independent Türkçe, Financial Times