Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan’dan iş birliği ve ortaklığı güçlendirme hamlesi

Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan’dan iş birliği ve ortaklığı güçlendirme hamlesi

Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Katar dışişleri bakanları, 20 Mart'ta Riyad'da düzenlenen dörtlü toplantıda bir arada. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire, Washington ile Tahran arasında şubat sonu başlayan savaşı durdurmaya yönelik mutabakat zaptının şekillenmesinden birkaç gün sonra; Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılacağı dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapıyor.

Mısır resmi haber ajansı MENA’nın Perşembe akşamı aktardığı bilgilere göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, Pazar günü Kahire’de Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek. Toplantının ardından ortak bir basın toplantısı düzenlenecek.

Şarku'l Avsat’a konuşan eski bir Mısırlı diplomat, zirvenin "bölgesel iş birliğini pekiştirme, ortaklığı derinleştirme ve bölgesel konularda koordinasyonu sağlama" amacını taşıdığını belirtti. Diplomata göre görüşmelerde, bölgede sükuneti kalıcı hale getirme çabalarının sürdürülmesi ve Washington ile Tahran arasında önümüzdeki 60 gün boyunca yürütülecek müzakerelerde ortak bir zemin oluşturulması hedefleniyor.

İran savaşını durduran dörtlü mekanizma

"Dörtlü mekanizma", birkaç gün önce Washington ile Tahran arasında varılan anlaşmada kritik bir rol oynadı. Grubun çalışmaları resmi olarak ilk kez geçtiğimiz Mart ayında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki toplantıyla başlamış, ardından İran’daki savaşı durdurma çabaları kapsamında İslamabad ve Antalya’da iki toplantı daha gerçekleştirilmişti.

Bu kritik zirve, İsviçre hükümetinin Cuma günü yapılması planlanan ABD-İran müzakerelerini, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in ziyaretinin iptal edilmesinin ardından süresiz olarak ertelediğini duyurmasından iki gün sonra gerçekleşiyor.

xvfbghy
Mısır Dışişleri Bakanı, Eylül 2025'te Kahire'de İranlı mevkidaşını ağırlarken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, Perşembe günü yaptığı açıklamada, bazı çekinceleri olmasına rağmen Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptını onayladığını duyurdu. ABD güçleri de Çarşamba günü iki ülke başkanlarının mutabakatı imzalamasının ardından İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı.

Stratejik dönüşüm ve bölgesel güvenlik arayışı

Mısır Dışişleri Konseyi Üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Muhammed Hicazi, Şarku'l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu dörtlü toplantının Orta Doğu’da derin stratejik dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde bölgesel istişareler açısından oldukça önemli bir adım olduğunu vurguladı. Hicazi, özellikle ABD ile İran arasındaki askeri çatışmanın durdurulması, ateşkesin sağlanması, Gazze’deki savaşın sürmesi ve bunun bölgesel güvenlik üzerindeki yansımalarının masada olduğunu ifade etti.

Büyükelçi Hicazi, bölgenin etkin aktörlerinden oluşan bu "İstişari Dörtlü"nün, krizlerin çözümünde, bölge ülkeleri ve küresel güçlerle koordinasyon içinde gerilimi düşürmede etkili bir bölgesel ve uluslararası mekanizma olduğunu kanıtladığını belirtti.

Hicazi’ye göre zirvede; Washington-Tahran anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi, müzakerelerin tamamlanması, Gazze ve Lübnan dosyalarının ele alınarak bölgede sürdürülebilir bir barışın desteklenmesi planlanıyor.

Ortadoğu için yeni bir güvenlik mimarisi

Toplantının, Dörtlü arasındaki ortaklığı derinleştireceğini belirten Hicazi, gelecekte Ortadoğu’da Güvenlik ve İş Birliği başlığı altında bölgesel veya uluslararası bir konferans düzenlenmesinin önünün açılabileceğini ifade etti. Diğer bölgelerdeki başarılı örneklerden yola çıkılarak;

Bölgesel ilişkileri düzenleyecek bir ilkeler bildgesinin kaleme alınması,

Diyalog ve kurumsal uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının kurulması,

Ekonomik, güvenlik ve insani iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Yoğun diplomasi trafiği

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan Cuma günü yapılan açıklamada, Bakan Bedir Abdülati’nin, ABD-İran mutabakatının ardından bölgesel gelişmeleri ele almak üzere Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği bildirildi.

Resmi açıklamaya göre, Mısırlı ve Pakistanlı bakanlar, mutabakat zaptının uygulanmasını sağlamak ve tüm tarafların çıkarlarını gözeten, diplomatik çözümleri teşvik eden kalıcı bir nihai anlaşmaya varmak için önümüzdeki süreçte koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Bakan Abdülati, İranlı mevkidaşı Arakçi ile yaptığı görüşmede ise bu mutabakatın bölge güvenliği ve istikrarı için önemli bir dönüm noktası olmasını, tüm sorunların diyalog yoluyla çözülmesine katkı sağlamasını temenni ettiğini dile getirdi.

Kriz yönetiminden istikrarlı kalkınmaya

Büyükelçi Hicazi, bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri gelecekte yönetecek bölgesel sistemin şekli konusunda, ana bölgesel güçler arasında ciddi bir diyaloğun sürdürülmesinin şart olduğunu vurguladı. Hicazi, bölgenin sürekli tekrarlanan krizleri yönetme mantığından sıyrılarak; güvenlik, iş birliği ve kalkınmaya dayalı istikrarlı bir sisteme geçmesi gerektiğini belirtti.

Mevcut sürecin, Basra Körfezi’nin güvenliği konusunda İran ile karşılıklı anlayış birliğine varılmasını zorunlu kıldığını ifade eden Hicazi; bunun tüm taraflara güvence vereceğini, iyi komşuluk ilişkileri, ortak çıkarlar ve güç kullanmama ilkelerine dayalı normal ilişkilerin temelini atacağını sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan'dan bölgesel istikrar için kalıcı barış vurgusu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan'dan bölgesel istikrar için kalıcı barış vurgusu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Pakistan'ın arabuluculuk girişimleriyle ABD ile İran arasında askerî operasyonların sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bölgenin güvenlik ve istikrarını güçlendirecek kalıcı bir anlaşmaya ulaşılması yönündeki temennisini dile getirdi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise Suudi Veliaht Prensi'ne, ABD ile İran arasında mutabakat zaptına ulaşılmasını desteklemek amacıyla Krallığın gösterdiği çabalardan dolayı teşekkür etti.

Görüşmede ayrıca Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ikili ilişkiler ve ortak iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Öte yandan Şahbaz Şerif, sosyal medya platformu X'teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, telefon görüşmesinin "samimi ve takdir dolu bir atmosferde" gerçekleştiğini belirterek, Prens Muhammed bin Selman'ı "İslamabad'ın tarihi barış anlaşmasının imzalanması" dolayısıyla tebrik ettiğini söyledi.

dfrg
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen nisan ayında Cidde'de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i karşılarken (SPA)

Pakistan Başbakanı, Suudi Veliaht Prensi'nin liderliği ile Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'da güvenlik, istikrar ve barışı destekleme konusundaki kararlı tutumunun, bölgesel krizin aşılmasına yönelik çabalara önemli katkı sağladığını vurguladı.

Şahbaz Şerif açıklamasında, "Önümüzdeki dönemde diyalog ve diplomasinin temel yaklaşım olarak sürdürülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık. Aynı zamanda barış sürecini baltalamayı veya varılan uzlaşmayı engellemeyi amaçlayan girişimlere karşı en üst düzeyde teyakkuzun korunmasının önemini de değerlendirdik. Pakistan-Suudi Arabistan ilişkilerinin ulaştığı seçkin düzeyden duyduğum memnuniyeti dile getirdim. Prens Muhammed bin Selman'ın vizyonu ve liderliği doğrultusunda iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın daha da güçlendirilmesi için birlikte çalışmayı sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyorum" ifadelerini kullandı.


Suudi Arabistan, savunma sanayisinde nitelikli yatırım fırsatlarının önünü açtı

Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, savunma sanayisinde nitelikli yatırım fırsatlarının önünü açtı

Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan'ın fuardaki pavilyonu, ülkenin savunma sanayisi alanında önde gelen yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Paris'te düzenlenen Eurosatory 2026 Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda sunduğu yatırım fırsatları ve yatırımcı dostu düzenleyici ortam sayesinde savunma sanayisinde nitelikli yatırım alanlarının önünü açmayı başardı. Bu kapsamda ülkenin savunma sanayisi daha cazip hale gelirken, yerelleştirme hedeflerini destekleyecek stratejik ortaklıklar kurmak isteyen dünyanın önde gelen şirketlerinin ilgisi de arttı.

15-19 Haziran tarihleri arasında Paris'te gerçekleştirilen fuarda yer alan Suudi Arabistan pavilyonu, ülkenin savunma sanayisinde öncü yatırım merkezi konumunu pekiştirdi. Organizasyonu gerçekleştiren Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI) ile birlikte fuarda 10 kamu ve özel sektör kuruluşu yer aldı.

Katılım, savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılara Suudi Arabistan'ın kapılarının açık olduğu mesajını verirken, 2030 yılına kadar askeri harcamaların yüzde 50'den fazlasının yerelleştirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar da tanıtıldı.

sdvdfev
Suudi Arabistan'ın fuara katılımı, savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılara ülkenin kapılarının açık olduğu mesajını verdi. (Şarku'l Avsat)

Fuar kapsamında GAMI Başkanı Mühendis Ahmed el-Ohali, Fransa Silahlanma Genel Müdürlüğü Genel Komiseri Patrick Baboulex ile dünyanın önde gelen savunma şirketlerinin temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde savunma sanayisinde ortak iş birliğinin geliştirilmesi ve bilgi birikiminin paylaşılması ele alındı. Taraflar, sürdürülebilir bir savunma sanayisi oluşturulması, askeri teçhizatın hazırlık seviyesinin yükseltilmesi, kendine yeterliliğin artırılması ve ulusal ekonomiye daha etkin katkı sağlanması konularını değerlendirdi.

Suudi Arabistan'ın fuara katılımı sırasında, savunma sanayisinin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve stratejik ortaklıkların desteklenmesi amacıyla çeşitli anlaşmalar ve mutabakat zabıtları imzalandı. Ayrıca "Savunma Sanayisinde Tedarik Zincirlerinin Geliştirilmesi" başlıklı bir çalıştay düzenlendi. Çalıştayda, yerli ve yabancı yatırımcılar için cazip bir yatırım ortamı oluşturmanın sektörde çeşitlendirilmiş ve güçlü bir ekonomi inşa edilmesine sağlayacağı katkılar ele alındı.

Suudi Arabistan pavilyonunda kamu kurumları arasındaki koordinasyon çalışmaları, ülkenin sanayi ve hizmet alanındaki kabiliyetleri ile katılımcı Suudi şirketlerin geliştirdiği yenilikçi teknolojiler tanıtıldı. Ayrıca ülkedeki yatırım ortamının sunduğu avantajlar ve savunma sanayisinin kaydettiği hızlı gelişim vurgulandı.

rgthyu76j
Suudi Arabistan pavilyonu, yerelleştirme hedeflerini destekleyecek stratejik ortaklıklara yönelmeleri için dünyanın önde gelen şirketlerinin ilgisini çekmeyi başardı. (Şarku'l Avsat)

Savunma sanayisinin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2021 yılında 2,2 milyar riyalden (yaklaşık 587 milyon dolar) 2024 yılında 6,6 milyar riyale (yaklaşık 1 milyar 760 milyon dolar) yükseldi. Aynı dönemde askeri harcamalarda yerlilik oranı da yaklaşık yüzde 25'e ulaşırken, 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 50'nin üzerine çıkarılması hedefleniyor.

Askeri Sanayiler Genel Otoritesi, Suudi Arabistan pavilyonunun fuardaki katılımının, ülkenin uluslararası alandaki güvenilir ortak konumunu güçlendirdiğini, küresel savunma şirketleriyle ilişkilerini genişlettiğini ve Suudi şirketlerine yeteneklerini sergileme, küresel pazarlarda büyüme ve yeni fırsatlar keşfetme imkânı sunduğunu belirtti.