Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi: Riyad Havalimanı’na yönelik iki saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi: Riyad Havalimanı’na yönelik iki saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi, perşembe günü Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen iki saldırıda 3 Suudi vatandaşının hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını açıkladı. Otorite, saldırılardan ilkinin havalimanı tesislerini, ikincisinin ise Suudi Arabistan Havayolları’na ait bir uçağı hedef aldığını ve her iki saldırıda da maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.

Otoritenin cuma günü yayımladığı açıklamada, acil durum ekipleri ve ilgili birimlerin saldırıların hemen ardından onaylı prosedür ve planlar doğrultusunda müdahalede bulunduğu belirtildi. Farklı ülke vatandaşları arasında yer alan yaralıların durumlarının hafiften ağıra değiştiği, yaralıların gerekli tıbbi müdahalenin yapılması için derhal hastaneye sevk edildiği kaydedildi.

Açıklamada, ilgili güvenlik birimleriyle koordinasyon içinde hasar tespit çalışmalarının sürdürüldüğü, yolcuların ve çalışanların güvenliğini sağlamak ve Suudi Arabistan sivil havacılık sisteminin emniyetini korumak amacıyla gerekli tüm önlemlerin alındığı vurgulandı. Havalimanındaki operasyonların yeniden başladığı ve hava trafiğinin normale döndüğü bildirildi.

Öte yandan Suudi Arabistan Havayolları, havalimanındaki olayda hayatını kaybeden uçağın kaptan pilotu Hamud el-Kelsami için taziye mesajı yayımladı. Şirket, Kelsami’nin ulusal hava yolu şirketine hizmet ettiği meslek hayatı boyunca ortaya koyduğu çalışmaları ve meslektaşları arasında bıraktığı olumlu izlenimi andı.

Şirket, kaptan pilotun ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarına başsağlığı dileklerini ileterek Allah’tan kendisine rahmet ve mağfiret etmesini, cennetiyle mükâfatlandırmasını, ailesine ve sevenlerine sabır vermesini diledi.

Suudi Arabistan Havayolları, yaptığı ayrı açıklamada olay sırasında havalimanında bulunan uçaklarından birinin hasar gördüğünü, ancak olay anında uçakta yolcu bulunmadığını belirtti. Şirket, olayın ardından ilgili makamlarla koordinasyon içinde acil durum müdahale prosedürlerini derhal devreye soktuğunu, yaralıların durumunu takip ettiğini ve kendilerine ve ailelerine gerekli bakım ile desteğin sağlanması için harekete geçtiğini bildirdi.

Şirket ayrıca Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndaki uçuşların ve operasyonel faaliyetlerin perşembe günü saat 18.00 itibarıyla normale döndüğünü duyurdu. Uçuş programlarının takip edilmeye devam edileceği ve yolcularla resmî iletişim kanalları üzerinden irtibat kurulacağı kaydedildi.

BM’den kınama

Birleşmiş Milletler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini şiddetle kınayarak sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.

BM Sözcüsü Stéphane Dujarric, perşembe günü düzenlenen günlük basın toplantısında, azami itidal gösterilmesi ve sivillerin yanı sıra sivil altyapının korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti. Dujarric, sivillerin askerî operasyonların yol açabileceği tehlikelerden korunmasının önemine dikkat çekti.

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil altyapıya ve enerji sektörüne yönelik saldırılarını kınayarak gruba saldırıları durdurma çağrısını yineledi.

Grundberg, cuma günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu brifingde, Husilerin Kızıldeniz’de Suudi ticaret gemilerine yönelik tehditlerinin tüm ülkelerin seyrüsefer özgürlüğünü baltaladığını söyledi.

Tam dayanışma

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, yayımladığı açıklamada Husilerin havalimanını hedef alan saldırısını sert ifadelerle kınadı.

El-Budeyvi, Husilerin sivil havalimanlarını ve sivilleri kasıtlı olarak hedef almasının uluslararası toplumun ciddi biçimde harekete geçmesini ve bu saldırıları caydıracak, benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek kararlı önlemler alınmasını gerektirdiğini belirtti. Bu tür saldırıların en temel insani ilkelerle ve uluslararası anlaşmalarla bağdaşmadığını vurguladı.

KİK Genel Sekreteri, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez ülkelerinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini yineleyerek üye ülkelerin Riyad’la tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin güvenliğini korumaya, kaynaklarını ve toprak bütünlüğünü savunmaya yönelik tüm adımlarını desteklediğini ifade etti.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini şiddetle kınadı. Birliğin Genel Sekreteri ve Dünya Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Muhammed el-İsa, söz konusu hain terör saldırılarının bütün dinî değerleri, uluslararası ve insani hukuk kurallarını ve teamüllerini ihlal ettiğini belirtti. El-İsa, sivillerin ve sivil yerleşimlerin kasıtlı olarak hedef alınmasının Husilerin suç teşkil eden yaklaşımını ortaya koyduğunu kaydetti.

El-İsa, birliğin bünyesindeki uluslararası kurumlar, heyetler, meclisler ve çatısı altındaki Müslüman halklar adına Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını yineledi. Riyad’ın saldırganları caydırmaya, ülkenin güvenliğini sağlamaya ve vatandaşlarla ülkede yaşayanların emniyetini korumaya yönelik tedbirlerini desteklediklerini belirten El-İsa, Suudi Arabistan’ın topraklarının, yönetiminin ve halkının her türlü kötülükten korunması, hayatını kaybedenlere rahmet ve yaralılara acil şifa verilmesi için dua etti.

Tehlikeli tırmanış

Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Sudan ve Yemen, saldırıları Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açık ihlali, uluslararası hukuk ile insancıl hukukun ağır biçimde çiğnenmesi ve bölgesel güvenlik ile istikrarı tehdit eden tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Ülkeler, saldırıların sivillerin, sivil altyapının ve sivil hava ulaşımının güvenliğini tehlikeye attığını belirterek Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmesi’ne atıfta bulundu.

Söz konusu ülkeler, düşmanca eylemleri kesin bir dille reddederek saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulundu. Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını yineleyen ülkeler, Riyad’ın egemenliğini, güvenliğini, topraklarını, çıkarlarını ve vatandaşlarıyla ülkede yaşayanları korumaya yönelik adımlarını desteklediklerini bildirdi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı bulunduğunu vurguladılar.

Bahreyn ise BM Güvenlik Konseyi’ne, Husilerin sivil yerleşimlere, tesislere ve havalimanlarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurmak ve sorumluları hesap vermeye zorlamak için kararlı bir tutum sergileme çağrısını yineledi. Manama yönetimi, sivillerin korunması ve bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğin muhafaza edilmesi amacıyla başta 2216 ve 2817 sayılı kararlar olmak üzere ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtti.

Savunma taahhüdü

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik tekrarlanan saldırılarını şiddetle kınadı. Şerif, Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin teyakkuzunu ve profesyonelliğini överek çok sayıda balistik füzenin önlenmesi ile sivillerin korunması ve ülkenin güvenliğinin sağlanması için yürütülen çalışmalara dikkat çekti.

Pakistan’ın Suudi Arabistan yönetimi ve halkıyla sarsılmaz dayanışma içinde olduğunu belirten Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nda yer alan yükümlülüklere ve anlaşma kapsamında oluşturulan Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin son kararlarına bağlılıklarını teyit etti.

Şerif, ülkesinin Suudi Arabistan’ın halkını savunma, kentlerini ve kritik tesislerini koruma yönündeki meşru hakkını bütünüyle desteklediğini vurgulayarak Husilerden saldırılarını derhal durdurmalarını istedi.

İngiltere, Fransa ve Romanya da sivilleri ve kritik altyapıyı hedef alan pervasız Husi saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını açıkladı.

Romanya’nın başkenti Bükreş yönetimi, yayımladığı açıklamada saldırıların “kesinlikle kabul edilemez” olduğunu belirtti ve bölgede mevcut gerilimin düşürülmesine yönelik tüm çabaları güçlü biçimde desteklediğini bildirdi.


Kral Selman, BAE Devlet Başkanı'nı Körfez-Avrupa Zirvesi'ne davet etti

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
TT

Kral Selman, BAE Devlet Başkanı'nı Körfez-Avrupa Zirvesi'ne davet etti

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan'a bir mektup göndererek, Suudi Arabistan'ın bu ay ev sahipliği yapacağı ikinci Körfez-Avrupa Zirvesi'ne katılması için davette bulundu.

Mektup, Suudi Arabistan'ın BAE Büyükelçisi Sultan bin Abdullah el-Lüveyhan el-Ankari tarafından, Abu Dabi'deki Dışişleri Bakanlığı binasında kendisini kabul eden BAE Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Halife bin Şahin el-Merrar'a teslim edildi.

Görüşmede, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği olanakları ele alınırken ikinci zirvenin başarılı geçmesine yönelik beklentiler dile getirildi.


Riyad’da kira artışlarının durdurulmasının üzerinden bir yıl geçti… Piyasa yeni bir dengeyi test ediyor

Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
TT

Riyad’da kira artışlarının durdurulmasının üzerinden bir yıl geçti… Piyasa yeni bir dengeyi test ediyor

Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Riyad’da kira artışlarını sınırlandıran düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra, başkentteki kiralık konut piyasasında fiyat artış hızının net bir şekilde yavaşladığı görüldü. Konut kiralarındaki artış oranı Ağustos 2026’da yüzde 4,5’e gerileyerek son üç yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indi. Aynı dönemde, kiraların hane halkı gelirindeki payı da bir yıl önceki yüzde 17,5’in üzerindeki seviyelerden yaklaşık yüzde 15’e düştü.

Söz konusu gelişmeler, son yıllarda kiraları yüksek seviyelere taşıyan fiyat baskılarının kademeli olarak azaldığına işaret ediyor. Ancak kiralama hareketliliğinin devam etmesi, piyasanın yeni arzı özümseme ihtiyacı ve düzenlemelerin yatırımcı, geliştirici, kiracı kararları üzerindeki etkisinin netleşmesi gerektiği göz önüne alındığında, bu durum tek başına piyasanın sürdürülebilir bir denge evresine girdiğini söylemek için yeterli görülmüyor.

Riyad şehrinde ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkileri düzenleyen yasal hükümler, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın başkentteki gayrimenkul sektöründe denge sağlanmasına yönelik adımlar atılması talimatı doğrultusunda, Bakanlar Kurulu onayı ve Kraliyet Kararnamesi ile 25 Eylül 2025 tarihinde yayımlanmıştı. Resmî gazetede yayımlanan düzenlemeler aynı yılın 7 Kasım tarihinde yürürlüğe girdi. Beş yıl süreyle geçerli olacak bu hükümler, Riyad imar sınırı içindeki konut ve ticari gayrimenkullerin yıllık kira artışlarının durdurulmasını, daha önce kiraya verilmiş boş gayrimenkullerin kira bedellerinin düzenlenmesini ve sözleşme yenileme ile tahliye şartlarını kapsıyor.

Bu düzenlemeler; konut arsası arzının artırılması, boş arsa ve boş gayrimenkul vergisi sisteminin geliştirilmesi, kiralama ilişkilerinin düzenlenerek şeffaflık ve kayıt altına alma düzeyinin yükseltilmesi gibi başkent gayrimenkul piyasasında yeniden denge kurmayı hedefleyen daha geniş bir tedbir paketinin parçası olarak hayata geçirildi.

Bu hükümlerin yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesinin ardından, başkentin kiralık konut piyasasında kira artış hızının yavaşlaması ve kiraların hane halkı geliri üzerindeki yükünün hafiflemesiyle birlikte kademeli bir yeniden fiyatlandırma süreci göze çarpmaya başladı. Bununla birlikte, piyasanın daha sürdürülebilir bir dengeye ulaşması; yeni arzın seyri, geliştirme ve finansman maliyetleri ile hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesine bağlı kalmaya devam edecek.

vfgbhjuk
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) verilerine dayanan analize göre, Riyad’da konut kiralarındaki yıllık artış oranı Ağustos 2026’da yüzde 4,5’e gerileyerek üst üste 12’nci ayında da yavaşlama kaydetti ve son üç yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indi.

Kiralar yıllık bazda yükselmeye devam etse de artış hızındaki bu yavaşlama, başkentte son yıllarda yaşanan fiyat baskılarının, gayrimenkul piyasasında yeniden denge sağlamayı amaçlayan bir dizi hükümet tedbiriyle eş zamanlı olarak kademeli biçimde azaldığını gösteriyor.

Kiralık konut piyasasının düzenlenmesi; konut arsası arzının artırılması, boş arsa ve boş gayrimenkul vergisi sisteminin geliştirilmesi, kiralama ilişkilerinin düzenlenmesi ve piyasadaki şeffaflık ile kayıt altına alma düzeyinin yükseltilmesini içeren bu paket kapsamında yer aldı.

Hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesini doğrudan ilgilendiren bir diğer göstergede ise Riyad’da kiranın hane halkı gelirine oranı Eylül 2025’teki yüzde 17,5’in üzerindeki seviyelerden yaklaşık yüzde 15’e geriledi.

Suudi Arabistan Gayrimenkul Genel Kurumu (REGA) CEO’su Abdullah el-Hammad geçtiğimiz eylül ayında yaptığı açıklamada, söz konusu düşüşün başkentteki gayrimenkul dengesi kararlarının ölçümlenen ilk etkilerinden biri olduğunu ifade etmişti.

Bu gösterge, kiranın hane halkı gelirindeki payını ölçmesi bakımından, konut maliyetlerinin karşılanabilirliğindeki gelişimi ve piyasadaki hareketlerin kiracılara yansımasını daha net bir şekilde ortaya koyması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Söz konusu tablo, krallık genelinde konutla bağlantılı enflasyonun yavaşlamaya devam etmesiyle de paralellik gösteriyor. Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıt türleri grubundaki fiyat artış oranı ağustos ayında yıllık bazda, temmuz ayındaki yüzde 4,2 seviyesinden yüzde 3,9’a geriledi.

Buna karşın, fiyat artış hızındaki yavaşlamaya ülke genelindeki kiralama faaliyetlerinde benzer bir daralma eşlik etmedi. Ağustos ayındaki kiralama işlem sayısı, 2025 yılının aynı ayındaki 325 bin 200 seviyesine kıyasla yıllık yüzde 37 artarak yaklaşık 446 bin 300’e yükseldi.

Kiralama işlemlerinin toplam değeri de bir yıl önceki 8,03 milyar riyal seviyesinden yüzde 32 artışla 10,62 milyar riyale (2,83 milyar dolar) ulaştı. Konut sektörü yüzde 36 artışla yaklaşık 343 bin 700 işlem oluştururken, bu işlemlerin değeri yüzde 28 yükselerek 5,59 milyar riyal olarak gerçekleşti.

Bu veriler Suudi Arabistan kiralık konut piyasasının genel performansını yansıtması ve yalnızca Riyad’da uygulanan tedbirlerin etkisini münferit olarak ölçmemesiyle birlikte, kira artışındaki yavaşlamaya şu ana kadar kiralama faaliyetlerinde genel bir daralmanın eşlik etmediğine işaret ediyor.

Denge aşaması mı yoksa geçiş aşaması mı?

Düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra mevcut tablo, bu göstergelerin Riyad kiralık konut piyasasında sürdürülebilir bir dengenin başlangıcı mı olduğunu, yoksa piyasanın fiyat, getiri, kiracı ve yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirdiği geçiş evresini mi yansıttığı sorusunu gündeme getiriyor. Gayrimenkul uzmanlarına göre bu sürecin netleşmesi; yeni arzın gelişimine, geliştirme ve finansman maliyetlerine ve önümüzdeki dönemde hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesine bağlı bulunuyor.

Gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, mevcut göstergelerin başta yıllık artışların durdurulması olmak üzere Riyad kiralık konut piyasasındaki son düzenleyici tedbirlerin somut etkisini yansıttığını belirterek, kira artışındaki yavaşlama ile kiranın hane halkı geliri üzerindeki yükünün hafiflemesinin, başkentte son yıllarda yaşanan fiyat baskılarının bir nebze azaldığına işaret ettiğini vurguladı.

El-Musa, bu iyileşmenin yalnızca artışların durdurulmasına bağlanamayacağını; ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkinin düzenlenmesi, kiranın belirli şartlara göre sabitlenmesi, arsa arzının artırılması, boş arsa vergisi sisteminin geliştirilmesi ile piyasada kayıt altına alma ve şeffaflığın artırılmasını içeren bütüncül bir tedbir paketi çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladı.

Kiralık konut piyasasının ‘tam bir dengeye’ ulaştığını söylemek için henüz erken olduğunu değerlendiren el-Musa, şu an yaşanan durumun hızlı artış döneminden istikrar, yeniden fiyatlandırma ve yeni denge seviyelerinin test edildiği bir evreye geçişe daha yakın olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir dengenin yalnızca fiyatlardaki yavaşlamayla ölçülemeyeceğini ekleyen el-Musa; piyasanın yeterli arz sağlama kapasitesi, hane halkı gelirine oranla makul bir konut maliyetinin korunması, doluluk oranlarının istikrara kavuşması ve kiralık konut sektöründeki yatırımların cazibesini sürdürmesi gibi unsurların da belirleyici olduğunu kaydetti.

Düzenlemelerin ev sahibi ve kiracı davranışlarına yansımasıyla ilgili olarak el-Musa, etkilerin fiyat boyutunda olduğu kadar davranışsal ve sözleşmesel düzeyde de görülebileceğine dikkati çekti. Bu durumun, kiracıya gelecekteki yükümlülüklerini öngörme imkânı tanıdığını, ani fiyat artışlarını sınırlandırdığını ve böylece konutta daha uzun süre kalmayı teşvik edebileceğini belirtti.

Buna karşılık düzenlemelerin ev sahiplerini, her sözleşme yenilemesinde kira bedelini artırmaya odaklanmak yerine, kiracının istikrarına ve ödemelerin düzenliliğine daha fazla öncelik vermeye yöneltebileceğini ifade etti.

El-Musa, düzenlemelerin özellikle piyasaya ilk kez giren mülkler için birimlerin fiyatlandırılması ve müzakere mekanizmasını da yeniden şekillendirdiğine işaret etti. İlk kiralama bedelinin sözleşmenin sonraki seyrini belirlemede daha büyük önem kazanmasının, mülk sahipleri ile geliştiricileri fiyatlandırmayı daha hassas bir şekilde incelemeye ve bunu mülkün konumuna, kalitesine, hizmet seviyesine ve kiracıya sunduğu değere bağlamaya sevk ettiğini kaydetti.

El-Musa, bu dönüşümün uzun vadede kiralık konut piyasasındaki rekabeti fiyat artışından ziyade gayrimenkul ürününün kalitesini artırmaya ve kiracıyı daha uzun süre elde tutmaya kaydırabileceğini, bunun da piyasanın yalnızca fiyat üzerinden değil, değer ve istikrar odaklı bir rekabete doğru ilerlediğini gösterdiğini değerlendirdi.

Yatırım ekonomisini yeniden şekillendirmek

Diğer yandan, gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Sakr ez-Zehrani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kira düzenlemelerinin konut sektöründeki yatırım ekonomisini sınırlamaktan ziyade yeniden şekillendireceğini ifade etti. Ez-Zehrani; arsa, finansman ve inşaat maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde kira gelirlerindeki artışın sınırlı kalmasının, yatırımcıları hedeflenen getirileri daha titiz bir şekilde incelemeye, istikrarlı nakit akışı sağlama kapasitesine ve daha yüksek operasyonel verimliliğe sahip varlıklara odaklanmaya yönelteceğini belirtti.

Önümüzdeki dönemde kurumsal yatırımların; ölçek ekonomisinden yararlanarak işletme maliyetlerini düşüren, doluluk verimliliğini artıran, ürün ve hizmet çeşitliliği sunan gökdelenler ile profesyonelce yönetilen entegre konut sitelerine daha fazla kayabileceğini ekledi. Buna karşılık, müstakil konut birimlerinin kiralama amaçlı varlık olarak cazibesinin azalabileceğini ve bu birimlerin daha büyük bir kısmının nihai kullanıcılar tarafından satın almaya yönlendirilebileceğini kaydetti.

cvfgbhyju
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Ez-Zehrani’ye göre Riyad’da konut talebi mutlaka düşmeyecek ancak kiracıların fiyat, konum, alan, ürün kalitesi ve hizmetler arasındaki dengeyi gözetmeye daha fazla önem vermesiyle talep daha seçici hale gelebilecek. Mülk sahipleri ise yalnızca kira artışına güvenmek yerine, daha çok varlığın kalitesine ve doluluğun sürdürülebilirliğine dayanacak.

Önümüzdeki iki yıl boyunca izlenmesi gereken en önemli göstergeler arasında kira artış oranları, yeni arz hacmi, doluluk ve boşluk oranları, net yatırım getirisi ile hane halkının kiradan ev sahipliğine geçişi, pazardaki ilanların kalma süresi ve konut maliyetinin hane halkı gelirine oranının yer aldığını belirtti.

Ez-Zehrani, olası en belirgin dönüşümlerden birinin, özellikle gerçek yerel talebe dayanan ve istikrarlı nakit akışı yaratabilen projelerin öneminin artmasıyla birlikte, yatırımların bir kısmının tekil konut birimlerinden entegre konut varlıklarına kayması olacağını değerlendirdi.

Aynı zamanda, sınırlı kira artışına karşın geliştirme maliyetlerindeki artışın sürmesinin, bazı yatırımcıları kiralamaya ayrılan arzı kısmaya veya sermayeyi satılık konut projelerine yönlendirmeye itebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Buna karşılık, ev sahibi olmanın cazibesindeki artışın, kiracıların bir kısmını kademeli olarak kira ödemekten konut sahipliğine geçmeye teşvik edebileceğini ve bunun da başkentin konut piyasasındaki talep haritasını yeniden şekillendirebileceğini ifade etti.