Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Riyad, piyasaların ve arzın geleceğini tartışmak üzere dünya enerji liderlerini ağırlıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanı, 2023 yılında Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 24. Dünya Petrol Kongresi’nin açılış töreninde (Reuters)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı, 2023 yılında Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 24. Dünya Petrol Kongresi’nin açılış töreninde (Reuters)
TT

Riyad, piyasaların ve arzın geleceğini tartışmak üzere dünya enerji liderlerini ağırlıyor

Suudi Arabistan Enerji Bakanı, 2023 yılında Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 24. Dünya Petrol Kongresi’nin açılış töreninde (Reuters)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı, 2023 yılında Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 24. Dünya Petrol Kongresi’nin açılış töreninde (Reuters)

Suudi Arabistan, 11-15 Ekim tarihleri arasında bakanlar, yetkililer, enerji şirketi liderleri, yatırımcılar ve uzmanları bir araya getirecek uluslararası bir organizasyon olan Riyad Enerji Haftası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Etkinlik kapsamında arz güvenliği, petrol ve doğalgaz piyasalarındaki gelişmeler, yatırımlar, yeni teknolojiler ve küresel enerji sisteminin geleceği ele alınacak.

Yaklaşık 90 yıllık tarihinde ilk kez Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde ‘Herkes İçin Enerjinin Geleceğine Giden Yollar’ temasıyla düzenlenecek 25. Dünya Petrol Kongresi, haftanın en önemli odak noktalarından birini oluşturuyor. Kongrenin icra programı; enerji güvenliği, küresel petrol ve doğalgaz piyasaları, yatırım ve finansman, yapay zekâ ve dijital dönüşüm, kritik mineraller, karbon yönetimi ile doğalgaz ve enerji karmasının geleceğini kapsayan 30’dan fazla bakanlık, strateji ve liderlik oturumunu içeriyor.

Riyad Fuar ve Kongre Merkezi’nde 11-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek kongrenin resmi açılış töreni 12 Ekim’de yapılacak.

Organizatörler, 50 bin metrekarelik sergi alanında düzenlenecek kongreye 100 bakan, 500 CEO ve yaklaşık 800 konuşmacının yanı sıra yaklaşık bin şirketin temsilcileri de dahil olmak üzere 25 binden fazla katılımcının ilgi göstermesini bekliyor.

dcfgthyj
Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen 24. Dünya Petrol Kongresi’nde bir panel

Riyad Enerji Haftası, ana kongrenin ötesine geçen geniş kapsamlı programıyla ayrı bir önem taşıyor. Etkinlik; Uluslararası Enerji Forumu Bakanlar Toplantısı, Temiz Enerji Forumu ve Temiz Enerji Girişimi etkinliklerinin yanı sıra hükümetleri, uluslararası kuruluşları ve enerji zincirinin farklı alanlarında faaliyet gösteren şirketleri bir araya getiren diğer oturum ve organizasyonlara da ev sahipliği yapacak.

Uluslararası hükümet ve endüstri temsilcileri

Kongrenin açılışı, 12 Ekim’de Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile Dünya Petrol Konseyi Başkanı Pedro Miras tarafından resmi olarak gerçekleştirilecek. İcra programına Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, Yatırım Bakanı Fahd Abdulcelil es-Seyf’in yanı sıra Mısır Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Kerim Bedevi, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Genel Sekreteri Heysem el-Gays, Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri ve CEO’su Angela Wilkinson ile Uluslararası Enerji Forumu Genel Sekreteri Casım eş-Şiravi katılıyor.

Küresel enerji şirketleri düzeyinde ana konuşmacılar arasında ExxonMobil Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Darren Woods, TotalEnergies Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Patrick Pouyanne, Shell CEO’su Wael Sawan, BP CEO’su Meg O’Neill, Baker Hughes Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Lorenzo Simonelli, Siemens Energy CEO’su Christian Bruch, SLB CEO’su Olivier Le Peuch ve ConocoPhillips Başkanı ve CEO’su Andy O’Brien yer alıyor.

Ayrıca tartışmalarda S&P Global Başkan Yardımcısı Daniel Yergin, RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi ve Ortadoğu Araştırmaları Başkanı Helima Croft, Carlyle Kıdemli Danışmanı Jeffrey Currie, Energy Aspects Kurucusu ve Pazar İstihbarat Direktörü Amrita Sen ile Rapidan Energy Group Kurucusu ve Başkanı Bob McNally gibi enerji piyasalarının önde gelen analistleri de hazır bulunacak.

Enerji güvenliği ve piyasalar tartışmanın odak noktasında

Kongrenin odağında, üretici ve tüketici ülkelerin temsilcilerini bir araya getirerek piyasa gelişmelerini ve arzın geleceğini ele alacak bakanlık düzeyindeki oturumlarla birlikte enerji güvenliği ile küresel petrol ve doğalgaz piyasaları yer alıyor. Yergin ve Croft’un da bazı panel oturumlarının moderatörlüğünü üstlenecek olması, programın piyasalar, enerji ve jeopolitik arasındaki etkileşime verdiği önemi yansıtıyor.

Öte yandan program yalnızca petrol ve doğalgaz piyasalarıyla sınırlı kalmıyor; yapay zekâ ve dijitalleşmeden kritik minerallere, enerji projelerinin finansmanından karbon yönetimi ve yenilenebilir enerjiye kadar sektörü yeniden şekillendiren dönüşümlere de geniş bir alan ayırıyor.

Enerji sektörünün merkezinde yapay zekâ

Kongre programında yapay zekâ ve dijital dönüşüm üst sıralarda yer alırken; Aramco, Siemens Energy, SLB, Hitachi Energy, Microsoft ve Samsung E&A gibi şirketler dijital teknolojilerin enerji operasyonları, verimlilik ve performans üzerindeki etkilerini tartışacak.

scdfrgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı, 2023 yılında Kanada’nın Calgary kentinde düzenlenen Dünya Petrol Konferansı’na katılmak üzere alana geldiğinde (Reuters)

Bu tartışmalar, yapay zekânın deneysel kullanımlardan işletim, bakım, veri analitiği ve süreç optimizasyonuna bağlı uygulamalara geçmesiyle birlikte, veri merkezlerinin genişlemesi için gerekli olan elektrik ve altyapı talebindeki artışa paralel olarak özel bir önem taşıyor.

Suudi Arabistan, ekonomi ve enerji dönüşümünün merkezinde

Kongrede, Suudi Arabistan’daki ekonomik dönüşümün ve ülkenin küresel enerji sistemindeki büyüyen rolünün ele alınacağı ‘Vizyon 2030: Ekonomik Dönüşüm ve Küresel Rekabetçilik’ başlıklı bakanlık düzeyinde bir oturum düzenlenecek.

Suudi katılımcı listesinde Aramco’dan Teknoloji ve İnovasyondan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Ahmed Al-Khowaiter, Arama ve Üretim Başkanı Nasir Al-Naimi, Mali İşler Direktörü Ziad Al-Murshed ve Strateji ve Kurumsal Gelişimden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Ashraf Al-Ghazzawi’nin yanı sıra SABIC, ACWA Power, Kamu Yatırım Fonu (PIF) ve KAPSARC ile enerji, teknoloji ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren diğer kurumlardan yöneticiler yer alıyor.

Program ayrıca kritik mineraller, tedarik zincirleri, karbon yakalama, kullanımı ve depolanması, karbon piyasaları, yenilenebilir enerji ve hidrojen konularını da kapsıyor. Bu durum, tartışma alanının geleneksel yakıt arz güvenliğinden enerjinin geleceği için gerekli teknoloji, altyapı ve hammadde güvenliğine doğru genişlediğini gösteriyor.

Sanatsal program ve eşlik eden etkinlikler

Dünya Petrol Kongresi, 5 ana başlık altında toplanan 30’dan fazla araştırma ve teknik sunum forumunu içeren geniş kapsamlı bir teknik programa ev sahipliği yapıyor. Bu ana başlıklar; birincil enerji arzı, altyapı, yakıtlar ve moleküller, enerji teknolojileri ile sektörde liderlik konularından oluşuyor.

Riyad Enerji Haftası bünyesinde ayrıca döngüsel karbon ekonomisi, enerjide kadın, gençlik ve profesyoneller, sosyal sorumluluk, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında özel programların yanı sıra bir ‘enerji hackathonu’ ile katılımcılar arasında bilgi paylaşımı ve ağ kurmaya yönelik etkinlikler de düzenlenecek.


Suudi Arabistan, BM önünde seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının güvence altına alınmasının önemini vurguladı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (Reuters)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, BM önünde seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının güvence altına alınmasının önemini vurguladı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (Reuters)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (Reuters)

Suudi Arabistan yaptığı açıklamada, başta Hürmüz Boğazı, Babülmendeb, Kızıldeniz ve Aden Körfezi olmak üzere bütün uluslararası su yollarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının güvence altına alınmasının önemini vurguladı. Riyad ayrıca durumun 28 Şubat’tan önceki haline dönmesi, herhangi bir ücret veya kısıtlama uygulanmaması gerektiğini belirterek, herhangi bir tarafın bu hayati geçiş yollarını devletlere baskı yapmak, tehditte bulunmak veya çıkarlarına zarar vermek amacıyla araç olarak kullanmasını reddettiğini bildirdi.

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken, 81. Genel Kurul oturumunun dünyanın birçok bölgesinde kriz ve çatışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleştiğini söyledi. Bunun, Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerine bağlı kalınması, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve uluslararası kurumların etkinliğinin artırılması ihtiyacını daha da güçlendirdiğini belirten Bin Ferhan, bu adımların uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ve kalkınma ile barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını ifade etti.

Prens Faysal bin Ferhan, mevcut krizlerin kaynak veya fırsat eksikliğinden ziyade uluslararası toplumun üzerinde uzlaştığı ilkelere bağlılığın yetersizliğinden kaynaklandığını söyledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Bin Ferhan, Suudi Arabistan ve bölge ülkelerinin güvenliğini, kapasitesini ve sivil ve ekonomik tesislerini hedef alan doğrudan İran saldırılarına da dikkat çekti.

Suudi Arabistan, güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarını, topraklarında yaşayanları ve ulusal varlıklarını koruma konusundaki tam hakkını yeniden vurgularken, uluslararası topluma uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden her türlü gelişmeye karşı sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

fghtyju
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (EPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Körfez güvenliğinin bölge ve dünya güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Körfez’in güvenliğinin küresel enerji güvenliği, uluslararası ticaretin devamlılığı, küresel tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve seyrüsefer güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bin Ferhan, tüm bunların küresel ekonominin bütün dünyayı etkileyebilecek risklerle karşı karşıya kalmasını önleyecek ciddi bir uluslararası iş birliğini gerektiren ortak bir sorumluluk olduğunu söyledi.

Bin Ferhan, bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesi ve bölge ülkeleri arasında kalıcı ilişkiler kurulmasına yönelik çabaların hegemonya, nüfuz dayatma veya krizlerin istismarına dayandırılamayacağını belirtti. Bunun yerine karşılıklı saygı, ortak çıkarlar, iyi komşuluk ilişkileri, devletlerin egemenliğine saygı ve uluslararası hukuk ile insancıl hukuka tam bağlılık temelinde ilerlenmesi gerektiğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın gerilimin azaltılmasına katkı sağlayan çabaları ve girişimleri desteklediğini yineleyen Bin Ferhan, başta Katar, Pakistan ile kardeş ve dost ülkelerin bölgeye istikrarı geri getirmeyi ve diyalog ile diplomasi için uygun koşulları oluşturmayı amaçlayan çabalarına destek verdiğini belirtti.

Suudi Arabistan ayrıca bölgenin güvenliğine ilişkin her türlü düzenlemenin kapsamlı, adil ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı. Bu düzenlemelerin tehdit ve istikrarsızlık kaynaklarını açık biçimde ele alması, Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından tamamen arındırılması ve barışçıl nükleer programların uluslararası denetim, doğrulama ve güvence mekanizmalarına tabi tutulması gerektiğini belirten Riyad, bunun bölgesel ve uluslararası güvenliği koruyarak güvenin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

cdsfgth
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin konuşmasını yaparken (EPA)

Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Filistin halkının çektiği sıkıntıların devam etmesinin, İsrail işgalinin sivilleri hedef almasının, insani yardımların ulaştırılmasının engellenmesinin, zorla yerinden etme girişimlerinin ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin sürdürülmesinin uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlalleri olduğunu söyledi.

Bin Ferhan, Filistin topraklarının mevcut durumunu değiştirmeye yönelik tüm girişimleri Suudi Arabistan’ın reddettiğini vurguladı. Adil ve kalıcı barışın ancak iki devletli çözümün hayata geçirilmesi, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Yemen’in istikrarını güvence altına alacak, ekonomisini destekleyecek ve halkının insani sıkıntılarını hafifletecek kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma çabalarının desteklenmesinin önemini vurguladı. Suudi Arabistan’ın Yemen’e 29 milyar doları aşan insani ve kalkınma yardımı sağladığını belirten Bin Ferhan, ülkesinin 2025 yılında Yemen’e insani yardım sağlayan kuruluşlar arasında ilk sırada yer aldığını söyledi.

Bin Ferhan, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yayımlanan ve Husi milislerinin Suudi Arabistan ile ticari gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını kınayan açıklamayı memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Suudi Arabistan ayrıca uluslararası topluma, söz konusu milislerin gerçekleştirdiği saldırıları reddetme ve kınama çağrısında bulundu. Riyad, Husilerin Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini tehdit etme girişimlerinin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrar açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Sudan konusunda ise Suudi Arabistan, Sudan’ın istikrarının, birliğinin, toprak bütünlüğünün, kaynaklarının ve ulusal kurumlarının korunmasının önemini vurguladı. Riyad, krizin çözümünün Sudanlı taraflar arasında yürütülecek, ülkenin egemenliğine ve birliğine saygı gösteren, Sudan devlet kurumlarını destekleyen siyasi bir çözüm olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın Sudan halkının beklentilerini karşılaması, insani sıkıntılarını hafifletmesi ve güvenlik ile istikrarı güçlendirmesi gerektiği ifade edildi.

Suudi Arabistan ayrıca Suriye’nin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü güçlendirecek her türlü girişimi desteklediğini yineledi. Riyad, ABD’nin Suriye’yi “teröre destek veren devlet” olarak sınıflandırmasını kaldırmasını memnuniyetle karşıladığını belirterek bunun Suriye’nin yeniden yapılanma ve kalkınma çabalarını destekleyeceğini ifade etti. Suudi Arabistan, Suriye’nin istikrarını zedeleyen veya egemenliği ile toprak bütünlüğüne zarar veren her türlü ihlali reddettiğini de vurguladı.

Riyad, Lübnan devletine ve meşru kurumlarına Taif Anlaşması’nın uygulanması, silahların devletin kontrolünde toplanması ve Lübnan’ın egemenliği, güvenliği ile istikrarının korunması konularında destek verdiğini belirtti. Ayrıca Irak ve halkının güvenlik, istikrar ve refahını güçlendirecek tüm girişimleri desteklediğini ifade eden Riyad, Irak hükümetinin güvenliğin pekiştirilmesi, karar alma mekanizmasının bağımsızlığının güçlendirilmesi ve silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki yapıcı adımlarını desteklediğini kaydetti.


Yemen cephelerini düzenlemek üzere Selman ile Tarık Salih’i bir araya getiriyor

Korgeneral Fahd es-Salman, cumartesi günü Riyad’da Orgeneral Tarık Salih ile görüşmesi sırasında (Koalisyon)
Korgeneral Fahd es-Salman, cumartesi günü Riyad’da Orgeneral Tarık Salih ile görüşmesi sırasında (Koalisyon)
TT

Yemen cephelerini düzenlemek üzere Selman ile Tarık Salih’i bir araya getiriyor

Korgeneral Fahd es-Salman, cumartesi günü Riyad’da Orgeneral Tarık Salih ile görüşmesi sırasında (Koalisyon)
Korgeneral Fahd es-Salman, cumartesi günü Riyad’da Orgeneral Tarık Salih ile görüşmesi sırasında (Koalisyon)

Suudi Arabistan Müşterek Kuvvetler Komutanı Korgeneral Fahd es-Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi ve Ulusal Direniş güçleri komutanı Orgeneral Tarık Salih ile Yemen’deki gelişmeleri ele aldı.

Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, iki tarafın dün Riyad’da gerçekleştirdiği görüşmede, Yemen silahlı kuvvetlerinin devletin ve ulusal kurumlarının yeniden tesis edilmesi amacıyla bütün cephe ve eksenlerdeki hazırlık seviyesini destekleyecek ortak çabaların güçlendirilmesi ve koordinasyonu yollarını görüştüğü belirtildi.

Görüşmede ayrıca safların birliğinin sağlanmasının, çabaların birleştirilmesinin, görev ve rollerin bütünleştirilmesinin yanı sıra koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemine vurgu yapıldı. Bu adımların, moral seviyesinin yükseltilmesine, birliklerin yeniden yapılandırılmasına ve devlet ile kurumlarının yeniden tesis edilmesi mücadelesinde muharebe hazırlığının artırılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Ayrıca bu çabaların Yemen halkının güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesi ve geleceğin inşa edilmesine yönelik beklentilerinin karşılanmasına katkıda bulunacağı kaydedildi.

Es-Selman, Yemen Başkanlık Konseyi’ndeki liderlik rolü ve Ulusal Direniş güçlerinin komutasının yanı sıra, devletin yeniden tesis edilmesi ve darbenin sona erdirilmesi mücadelesinde Ulusal Direniş güçleri ve mensuplarının verdiği büyük fedakârlıklar dolayısıyla Tarık Salih’e teşekkür etti.