Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan Milli Günü'nü dijital ekonominin yükselişiyle kutluyor

Suudi Arabistan Kralı Selman (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Milli Günü'nü dijital ekonominin yükselişiyle kutluyor

Suudi Arabistan Kralı Selman (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman (SPA)

Ülkenin farklı bölgeleri birleştiğinde mesafeler günlerle ölçülüyor, telgraf ise devletin ülkenin uzak noktaları arasındaki iletişimi sağlayan araçlarından biri olarak kullanılıyordu. Bugün Suudi Arabistan Milli Günü'nü kutlarken bilgiler saniyenin çok küçük bir bölümünde aktarılıyor, vatandaşlar geçmişte yolculuk, evrak ve bekleme gerektiren işlemleri telefonları üzerinden gerçekleştirebiliyor. Günlük hayatın arka planında ise dijital ekonominin ağırlığı giderek artıyor. Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı verilerine göre dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2025'te yüzde 16'ya ulaştı. Bu oran, Suudi ekonomisinin yaklaşık altıda birine denk geliyor.

Milli Gün kutlamaları, Suudi Arabistan'ın 2026'yı Yapay Zeka Yılı ilan ettiği bir döneme denk geliyor. Bu durum, ülkenin birleşme sürecini hatırlamakla gelecekteki ekonomik güç kaynaklarına odaklanmayı aynı çatı altında buluşturuyor. Mevcut dönüşüm, Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği kalkınma sürecine dayanıyor. Bu süreçte teknoloji; yönetişimde verimlilik, iş dünyasının büyümesi ve insan kaynağının geliştirilmesinin yanı sıra Suudi Arabistan'ın bilgi ekonomisinden daha büyük pay alma hedefinin de merkezinde yer alıyor.

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Nisan 2016'da Kral Selman'ın başkanlığında Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nu onayladı. Vizyonun hazırlanmasını ve uygulanmasının takibini Veliaht Prens Muhammed bin Selman yürüttü. Vizyon, dijital dönüşümü ekonomiyi çeşitlendirme, harcamaların ve hizmetlerin verimliliğini artırma hedeflerini içeren daha geniş kapsamlı bir projenin parçası haline getirdi. Böylece ağ altyapısına yapılan yatırımların yanı sıra prosedürlerin reformu, sistemlerin geliştirilmesi ve özel sektöre alan açılması da gündeme geldi. Bu süreçlerin birikmesiyle kurumlar birbirine bağlı hizmetler oluşturabilir hale gelirken kullanıcılara sağlanan zaman ve emek tasarrufu da ölçülebilir hale geldi.

sadcfgth
Riyad'da planlanan kapasitesi 480 megavat olan Hexagon veri merkezinin temel atma töreninden bir kare (SPA)

Kovid-19 salgını ise bu yatırımları pratik bir sınavdan geçirdi. 26 Mart 2020'de Kral Selman, Riyad'dan G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık etti. Dünyanın dört bir yanında seyahat kısıtlamaları havalimanlarını ve toplantı salonlarını kapatırken ekrandaki bu sıra dışı diplomatik buluşma, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı bir dönemde dijital altyapının çalışmanın ve iletişimin sürdürülmesine destek olabileceğini gösterdi.

Aynı yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi'ni Suudi Arabistan'ın bu alanda küresel bir model olma hedefiyle ilişkilendirdi. Ardından çeşitli girişimler, kurumlar ve şirketler hayata geçirildi. Son olarak Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, geçen mart ayında 2026'nın Yapay Zeka Yılı olarak adlandırılmasını onayladı. Bu süreklilik, büyük ölçekli hedeflerin hükümet, yatırım ve eğitim alanlarına yayılan programlara dönüştüğünü ve ülkenin teknoloji üretme ve kullanma kapasitesini artırma hedefinde buluştuğunu ortaya koyuyor.

Vatandaşlar bu dönüşümü Absher platformu üzerinden belge yenilerken, Najiz aracılığıyla adli işlemlerini takip ederken ve Nafath üzerinden farklı kurumların hizmetlerine erişirken doğrudan deneyimleyebiliyor. Bu hizmetler, kullanıcının kamu hizmetleriyle ilişkisini değiştirdi. Çok sayıda işlem artık kamu ve özel sektörün çalışma saatleri dışında da gerçekleştirilebiliyor, belgeleri bir ofisten diğerine taşıma ihtiyacı azalıyor ve kurum merkezlerinden uzakta yaşayanların işlemlere erişimi kolaylaşıyor.

Dijitalleşme sağlık alanına da Sehhaty hizmetleriyle, belgeler ve çeşitli hizmetlere ise Tawakkalna platformuyla yayıldı. Kullanıcının ekranda gördüğü her işlemin arkasında kayıtların birbirine bağlanması, kimlik doğrulama, bilgilerin korunması ve sistemlerin kesintisiz çalışmasının sağlanması gibi daha az görünür çalışmalar bulunuyor. Dijital devlet bu nedenle ekonomik bir etki de yaratıyor. İşlem maliyetlerini bireyler ve işletmeler açısından azaltırken yazılım, siber güvenlik, işletme ve Suudi uzmanlığına yönelik talep oluşturuyor.

Mağazalarda elektronik ödemeler de satış faaliyetlerinin bir bölümünü değiştirdi. Ödeme, teslimat ve platformların entegrasyonu elektronik ticaretin büyümesine katkı sağladı. Artık küçük bir işletme ürünlerini mahallesinin ve şehrinin dışındaki müşterilere sunabiliyor, stok ve ödemelerini dijital araçlarla yönetebiliyor. Bu uygulamalar, dijital ekonominin ticaret, taşımacılık, finans ve sağlık gibi alanlara nasıl yayıldığını ve etkisinin yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor.

Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, ülkedeki iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğünü 2025'te yaklaşık 53 milyar dolar (199 milyar riyal) olarak tahmin ediyor. İletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğü ile dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı birbirinden farklı. Zira dijital ekonomi, farklı ekonomik sektörlere yayılan çok sayıda dijital faaliyeti kapsıyor. Bu etki, şirketlerin ağları, yazılımları ve dijital hizmetleri daha fazla kullanmasında görülüyor. Bu araçlar şirketlerin üretimlerini artırmasına ve müşterilere ulaşmasına yardımcı oluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler ise daha önce daha büyük yatırımlar ve uzmanlık gerektiren araç ve teknolojilere erişebildikleri için bu dönüşümden özellikle faydalanıyor.

Güveni koruyan ve hizmetleri birbirine bağlayan kurumlar

Bu faaliyetlerin genişlemesi, ilişkileri düzenleyen ve sektörü koruyan kurumsal yapıların oluşturulmasını gerektirdi. Ulusal Siber Güvenlik Kurumu, siber güvenlik alanında ulusal referans makam olarak görev üstlendi. Suudi Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SDAIA) veri ve yapay zeka alanlarını yönetirken Dijital Hükümet Kurumu da kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesini ve entegrasyonunu düzenliyor. Bu rollerin birbirini tamamlaması sayesinde hizmetler kimlik, veri ve güvenlik sistemleriyle bağlantılı hale geliyor ve kurumların kullanıcılara güvenilir hizmet deneyimleri sunma kapasitesi artıyor.

sxdfrgt
Riyad'da düzenlenen LEAP 2026 konferansından bir görünüm (SPA)

Bu dönüşümün mekansal bir karşılığı da bulunuyor. Başkent Riyad'ın kuzeyindeki «Dijital Şehir», aralarında Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'nın da bulunduğu çeşitli kurum ve şirketlerin ofislerini ve kulelerini bir araya getiriyor. Bu kentsel yapı, çok sayıda işlemin kağıda ihtiyaç duyulmadan yürütüldüğü ekonominin somut bir görüntüsünü sunuyor. Dijital hizmetlerin arkasında çalışan ekipler, bir arada faaliyet gösteren şirketler ve bilgi paylaşımıyla uzmanlıkların entegrasyonuna dayanan bir sektörün ihtiyaç duyduğu ekosistem bulunuyor.

Üretim kapasitesini geliştiren Suudi şirketleri

Pazarın olgunlaşmasıyla yatırımlar dijital sektörün farklı aşamalarında ulusal kapasite oluşturmaya yöneldi. Bu noktada Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlığındaki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'nun ekonomiyi çeşitlendirmeyle bağlantılı fırsatları hedefleyen şirketlerin kurulmasındaki rolü öne çıkıyor.

Suudi Bilgi Teknolojileri Şirketi (SITE), güvenli teknoloji çözümleri, siber güvenlik ve bulut hizmetleri alanlarındaki faaliyetleriyle bu sürecin bir bölümünü ortaya koyuyor. Sistemleri koruma ve işletme konusundaki uzmanlık böylece iş, eğitim ve ürün geliştirme alanlarına dönüşüyor.

Mayıs 2025'te kurulan ve yönetim kuruluna Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlık ettiği Humain şirketi ise veri merkezleri ve bulut bilişimi modeller ve uygulamalarla buluşturuyor. Bu kapsamda Allam gibi dil modelleri ve Humain Chat gibi sohbet uygulamalarının yanı sıra küresel teknoloji şirketleriyle ortaklıklar bulunuyor. Arapça burada ekonomik bir boyut da kazanıyor. Arapçayı anlama ve içeriklerini işleme kapasitesi, kurumların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlarken Arapça bilginin yapay zeka ürünlerindeki varlığını da genişletiyor.

Bu ürünlerin geliştirilmesi veri kalitesi, yanıtların doğruluğu ve yerel bağlamların anlaşılması üzerine araştırmaların yanı sıra kurumlarda kullanım testlerini de gerektiriyor. Bu durum araştırmacılar, üniversiteler ve özel sektör arasında işbirliği için alan açıyor. Sağlık, sanayi ve hizmetler alanındaki uzmanlığın yararlı uygulamalara dönüştürülmesine imkan sağlarken Arapçaya yapılan yatırımlar da daha geniş Arap pazarlarına hizmet verebilecek Suudi uzmanlığının geliştirilmesine katkıda bulunuyor.

Hızlı yanıtın arkasında büyük bir sektör var

Telefon ekranında kolay görünen yapay zeka hizmetlerinin arkasında geniş bir altyapı ve uzmanlık bulunuyor. Saniyeler içinde ekrana gelen bir yanıt; işlemciler, ağlar, depolama sistemleri, elektrik ve soğutma altyapısına dayanıyor. Bu nedenle veri merkezleri yapay zeka ekonomisinin temel altyapılarından biri olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan bu merkezleri çekmek için enerji kaynaklarının yanı sıra sermaye, konum ve giderek büyüyen iç talebe güveniyor ve gelişmiş teknolojilere erişim sağlayan ortaklıklar kuruyor.

Riyad'da bu yılın başında SDAIA'ya ait Hexagon veri merkezinin temeli atıldı. Merkezin planlanan kapasitesi 480 megavat. Uygulama aşamasına geçen proje, sistemlerin ve bilgi işlem kapasitesinin barındırılmasında hedeflenen büyümenin boyutunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda dijital devlet ve yapay zekanın geliştirilmesinin inşaat, enerji, iletişim ve uzmanlaşmış işletme faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü büyük ölçekli maddi yatırımlar gerektirdiğini gösteriyor.

Önümüzdeki aylarda yerel bulut bilişim seçeneklerinin genişlemesi bekleniyor. Microsoft, Doğu Suudi Arabistan veri merkezi bölgesini gelecek kasım ayından itibaren kullanıma açacağını duyurdu. Amazon Web Services (AWS) ise ülkedeki ilk bulut bölgesini bu yıl aralık ayında hizmete sunacağını açıkladı. Bu bölgeler kurumlara verilerini yerel olarak barındırma ve uygulamalarını çalıştırma konusunda daha geniş seçenekler sunarken dünya genelinde işletmeler tarafından kullanılan platform ve araçlardan yararlanma imkanı sağlayacak.

Bu yatırımların yerli üretimle bağlantısı, Amazon ile Humain arasındaki işbirliğinin genişlemesinde de görülüyor. İşbirliği, Allam modelinin Bedrock platformu üzerinden kullanıma sunulmasını da kapsıyor. Bu ortaklık, yerel geliştiriciyi küresel dağıtım platformlarına bağlıyor. Bu bağlantının değeri ise müşterilerin belirgin ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerle birleştiğinde daha da artıyor.

LEAP... yatırımlar pazara yöneliyor

Riyad'da bu ayın başında sona eren beşinci LEAP konferansı, bu hareketliliğin yoğunlaştığı bir tablo sundu. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın nihai bilançosuna göre yatırımlar ve yeni projelerin toplamı yaklaşık 15 milyar dolara ulaştı. Bu toplam, farklı vadelere ve niteliklere sahip duyuruları bir araya getiriyor. Bunların ekonomik etkisi ise uygulamaya geçmeleri ve ürün ve projelerin pazara girmesiyle ortaya çıkacak.

Örneğin Al Moammar Information Systems, konferansın ikinci gününde yaptığı açıklamada veri merkezlerindeki kapasitesini 192 megavata çıkarmak için 1,2 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. Hesaplama kapasitesini içerikle buluşturan bir başka adımda ise Adobe, Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile Humain arasındaki ortaklığını yapay zeka destekli yaratıcılığı desteklemek amacıyla genişletti.

Bu örnekler, dijital alandaki fırsatların altyapı inşasından tasarımcıların, içerik üreticilerinin ve işletmelerin kullandığı araçların geliştirilmesine kadar genişlediğini gösteriyor. Konferansın önemi aynı zamanda yatırımcıyı, geliştiriciyi, tedarikçiyi ve müşteriyi aynı yerde buluşturmasından kaynaklanıyor. Zira bir girişimin pazara ulaşmak için fırsata, üreticinin ortaklara ve alıcılara, bilgi işlem projesinin ise kapasitesini kullanacak uygulamalara ihtiyacı var. Bu ilişkiler sözleşmelere ve sürdürülebilir işlere dönüştüğünde konferansın etkisi etkinlik günlerinin ötesine taşınıyor ve şirketlerde, yerel uzmanlığın geliştirilmesinde kendini gösteriyor.

İnsan, ekonominin merkezinde

Merkezler ve projeler ilgi çekse de insan kaynağı bunların başarısında belirleyici unsur olmayı sürdürüyor. Dijital ekonomi; modeli geliştiren araştırmacıya, sistemi işleten mühendise, verileri koruyan uzmana, öğrenciyi hazırlayan öğretmene ve fikri bir hizmete dönüştüren girişimciye ihtiyaç duyuyor.

Bu açıdan eğitim ve öğretim programları ile üniversite ortaklıkları teknoloji yatırımlarıyla bağlantılı hale geliyor. Gençlerin dijital alanlara katılımı, beklenen kalkınma getirisinin bir parçasını oluşturuyor. Bu süreç mevcut meslek gruplarını da kapsıyor. Doktor, avukat, muhasebeci ve mağaza sahibi yeni araçlardan yararlanabilmelerini ve bunların ürettiği sonuçları değerlendirebilmelerini sağlayacak becerilere ihtiyaç duyuyor.

Bu bilgi birikimi genişledikçe teknolojinin günlük hayatta üretken biçimde kullanılma ihtimali de artıyor. Aynı zamanda Arapça içerik, araştırma-geliştirme ve Suudi şirketlerinin yerel pazarın ihtiyaçlarından hareketle çözümler geliştirerek bunları ülke dışına taşıma imkanları genişliyor.

2030'daki 100. Milli Gün'e doğru

Suudi Arabistan 2030'da 100. Milli Günü'nü kutlarken bu dönemin bilançosunu geliştirdiği ürünlerin niteliği, oluşturduğu istihdam, ülkeye kazandırdığı bilgi ve bunun insanların yaşamı ile şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisi üzerinden değerlendirmek mümkün olacak.

Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğündeki Vizyon 2030 ile hız kazanan süreç, Suudi ekonomisinin teknoloji üretimi ve kullanımında daha geniş bir rol üstlenmesinin önünü açıyor. Ülkenin uzak bölgelerine haber ulaştıran telgraftan bilgiyi işleyip ağlar üzerinden erişilebilir kılan Arapça modele uzanan süreçte iletişimin insanları bir araya getirme ve işlerini kolaylaştırma işlevi yeniden şekilleniyor.

Yapay Zeka Yılı'nda Suudi Arabistan Milli Günü'nü vatandaşların ve ülkede yaşayanların telefonlarında doğrudan hissettiği bir dönüşümün sonuçlarıyla karşılıyor. Bu dönüşümün daha da ilerlemesi için veri merkezlerinde çalışan mühendisler, laboratuvarlarda araştırma yapan bilim insanları ve yeni projeler kuran gençler çalışmalarını sürdürüyor. Kalkınmanın bir sonraki aşaması da bu ayrıntıların bir araya gelmesiyle şekilleniyor.


Suudi Arabistan Dışişleri Faysal bin Ferhan New York'ta Gazze'deki gelişmeleri ve bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, New York'ta 8 Arap ve İslam ülkesinden oluşan grubun dışişleri bakanları koordinasyon toplantısına katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, New York'ta 8 Arap ve İslam ülkesinden oluşan grubun dışişleri bakanları koordinasyon toplantısına katıldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Faysal bin Ferhan New York'ta Gazze'deki gelişmeleri ve bölgesel gerilimi azaltma çabalarını görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, New York'ta 8 Arap ve İslam ülkesinden oluşan grubun dışişleri bakanları koordinasyon toplantısına katıldı (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, New York'ta 8 Arap ve İslam ülkesinden oluşan grubun dışişleri bakanları koordinasyon toplantısına katıldı (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunun üst düzey haftası kapsamında bulunduğu New York'taki toplantı ve görüşmelerini yoğunlaştırdı. Görüşmelerinin gündeminde Gazze Şeridi'ndeki gelişmeler ile bölgesel gerilimler öne çıkarken çeşitli ülkeler ve uluslararası ortaklarla iş birliğinin güçlendirilmesi de ele alındı.

Faysal bin Ferhan, 8 Arap ve İslam ülkesinden oluşan grubun dışişleri bakanları koordinasyon toplantısına katıldı. Toplantıda Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddi biçimde kötüleşmesi ve Batı Şeria'da ihlallerin artması ele alındı.

Bakanlar, Filistin halkının korunması için uluslararası desteğin harekete geçirilmesine ve uluslararası platformlarda Filistin davasının desteklenmesine katkı sağlayacak şekilde çabaların ve tutumların ortaklaştırılması yollarını görüştü.

Bölgedeki krizleri kontrol altına almaya yönelik diplomatik girişimler kapsamında Suudi Bakan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da katıldığı bölgesel dörtlü grubun dışişleri bakanları toplantısının altıncısına iştirak etti.

76uk
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, BM Genel Kurulu çalışmaları kapsamında bölgesel dörtlü grubun dışişleri bakanları toplantısına katıldı (SPA)

Toplantıda bölgesel gelişmeler ve dört ülke arasındaki koordinasyonun gerilimleri azaltacak şekilde güçlendirilmesi yolları ele alındı. Ayrıca bölgedeki krizlerin etkilerini sınırlandırmak, güvenlik ve istikrarı korumak amacıyla istişarelerin yoğunlaştırılması ve diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemi vurgulandı.

Suudi Arabistan-Pakistan ilişkileri

İkili ilişkiler kapsamında Faysal bin Ferhan, Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar ile bir araya geldi. Görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ile bölgesel gelişmelerin son durumu ve gerilimlerin diplomatik çözümler yoluyla kontrol altına alınmasına yönelik çabalar ele alındı.

cdfgthyj
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Fransa arasındaki bakanlar toplantısına katıldı (SPA)

Görüşmenin sonunda iki bakan, diplomatik ve özel pasaport sahiplerinin kısa süreli ikamet vizelerinden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşmayı imzaladı. Anlaşmayla işlemlerin kolaylaştırılması, koordinasyonun artırılması ve Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki iş birliği alanlarının genişletilmesi hedefleniyor.

Suudi Dışişleri Bakanı ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Fransa arasındaki bakanlar toplantısına katıldı. Toplantıda bölgesel gelişmeler ve bunların güvenlik ile istikrar üzerindeki etkileri ele alınırken mevcut sınamalar karşısında ortak iş birliği ve koordinasyonun geliştirilmesi ile Genel Kurul çalışmaları kapsamında gündeme gelen başlıca dosyalar görüşüldü.

Körfez İşbirliği Konseyi ile İsviçre arasındaki bir başka bakanlar toplantısında da Faysal bin Ferhan, katılımcılarla ortak çıkarları ilgilendiren çeşitli konuları, iki taraf arasındaki iş birliği ve koordinasyon alanlarını ve bunların ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde geliştirilmesi yollarını görüştü.

Faysal bin Ferhan'ın New York'taki temasları kapsamında ayrıca Gates Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bill Gates ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki taraf arasındaki iş birliği alanları ele alınırken inovasyon ve modern teknolojiler alanlarında iş birliğinin genişletilmesine yönelik fırsatlar değerlendirildi.


Analistler: Riyad-Tahran anlaşmasının sınırları Babül Mendeb'de test ediliyor

Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
TT

Analistler: Riyad-Tahran anlaşmasının sınırları Babül Mendeb'de test ediliyor

Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)

Çin'in himayesinde Suudi Arabistan ile İran arasında anlaşmanın imzalanmasının üzerinden üç yılı aşkın süre geçerken Riyad ile Tahran arasındaki uzlaşma en zorlu sınavlarından biriyle karşı karşıya. İran'ın Yemen ve Irak'ta Suudi Arabistan'ı hedef alan silahlı grupları desteklediğine yönelik suçlamaların artması ve Husilerin Babül Mendeb  Boğazı'na doğru hareketlenmesi, Krallığın güvenliği ile Kızıldeniz'deki deniz ulaşımı açısından yeni tehditler doğuruyor.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı analize göre  Husilere bağlı askeri kaynaklar İran Devrim Muhafızları'ndan uzmanlar Babül Mendeb  bölgesinin yanı sıra Hudeyde'nin güneyindeki El-Muha limanı ve havaalanı ile kentin doğusundaki Cebel el-Nar kampını ziyaret etti. Uzmanların El-Muha ve Babül Mendeb Boğazı'na hakim dağlık tepelerde tünel kazma çalışmalarını denetlediği, ayrıca El-Muha yakınları ile Kızıldeniz'in güneyindeki Zukar Adası'na radar kurulmasını görüştüğü belirtildi.

Şarku’l Avsat'a konuşan analistler, son gelişmelerin yalnızca Tahran'ın taahhütlerine bağlılığını değil, aynı zamanda Çin'in arabulucu rolünün güvenilirliğini de sınadığını belirtiyor. Mesele artık Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin sürüp sürmeyeceğiyle sınırlı değil. Asıl soru, anlaşmanın dolaylı tehdit kaynaklarını kontrol altına alıp alamayacağı ve silahlı grupların bölge ülkelerine baskı yapmak amacıyla kullanılmasının önüne geçip geçemeyeceği.

bghj
Analistlere göre İran'ın Husiler üzerinden Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki faaliyetleri, Suudi Arabistan-İran anlaşması için ciddi bir sınama oluşturuyor (SPA)

Riyad ve Tahran, yaklaşık yedi yıllık diplomatik kopukluğun ardından ilişkileri yeniden başlatmak amacıyla Mart 2023'te Pekin'de Çin'in himayesinde bir anlaşma imzalamıştı.

Babül Mendeb... Anlaşma için ciddi bir sınav

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdülaziz bin Sakr, Mart 2023'te imzalanan Pekin Anlaşması'nın üç temel unsura dayandığını belirtiyor. Bunların ilki, yedi yıllık kopukluğun ardından diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi. İkincisi, ikili iş birliği anlaşmalarının yeniden hayata geçirilmesi. Üçüncüsü ise devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi. Bin Sakr'a göre son unsur “en önemli ve en hassas” başlığı oluşturuyor.

Bin Sakr, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada İran'ın Husiler üzerinden Babül Mendeb Boğazı yakınlarında yürüttüğü faaliyetlerin “Suudi Arabistan-İran anlaşması için ciddi bir sınav” olduğunu söyledi. Bunun anlaşmanın güven inşa etmeye dayanan ruhuna ve hükümlerine aykırı olduğunu belirten Bin Sakr, İran'ın taahhütlerinin yalnızca doğrudan yürüttüğü faaliyetleri değil, Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların davranışlarını da kapsaması gerektiğini ifade etti.

cdfvgh
Yemen açıklarındaki stratejik Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen ticari tankerlerden biri (AFP)

Bin Sakr, “İran'la bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit eden vekil güçlerinin faaliyetlerini kapsamayan herhangi bir anlaşmanın anlamı yok” dedi. Husilere verilen desteğin veya Husilerin Suudi Arabistan'ın güvenliğini tehdit etmeye teşvik edilmesinin egemenliğe saygı gösterme ve içişlerine müdahale etmeme taahhüdünün “açık bir ihlali” olduğunu savundu.

Çin ve Asya meseleleri araştırmacısı ve danışmanı Abdülaziz eş-Şabani ise İran'ın Babül Mendeb Boğazı yakınlarındaki faaliyetlerinin Pekin Anlaşması'nı sınadığını ancak bunun anlaşmanın çöktüğü anlamına gelmediğini belirtti. Eş-Şabani, anlaşmanın temel olarak Riyad ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek ve diyalog kanallarını açmak amacıyla tasarlandığını, iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmek veya stratejik ortaklık kurmak için yapılmadığını kaydetti.

Vekil güçler politikası

Suudi siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise milis politikasının Tahran'ın bölgesel nüfuzunu genişletmek için kullandığı en önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Habbas, Devrim Muhafızları'nın bu grupları desteklediğini, eğittiğini ve organize ettiğini, böylece gerektiğinde İran'ın hedeflerine hizmet eden roller üstlenmelerini sağladığını söyledi.

Habbas, son dönemdeki Husi hareketliliğini ve daha önce Irak'taki İran yanlısı grupların faaliyetlerini Tahran üzerindeki artan askeri ve ekonomik baskının yanı sıra İran'ın alternatif baskı alanları oluşturma girişiminin bir parçası olarak değerlendiriyor. Babül Mendeb'e doğru gerçekleştirilen hareketliliğin deniz ulaşımını tehdit etme, enerji fiyatlarını yükseltme ve tedarik zincirlerini aksatma imkânı sağlayabileceğini belirtiyor.

Dr. Habbas, Husilerin gemileri hedef almayacaklarına ilişkin taahhütlerine güvenilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Kızıldeniz'de 2023'ün sonlarından bu yana yaşanan gelişmelerin bunun aksini gösterdiğini belirten Habbas, deniz ulaşımının korunmasının “yalnızca Krallığın değil, uluslararası toplumun sorumluluğu” olduğunu vurguladı.

vfghyju
Milisler, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu genişletmek için kullandığı en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor (EPA)

Habbas'a göre Suudi Arabistan, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinde ve diplomasi kapısının açık tutulmasında ısrar etse de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendisini savunma hakkına sahip. Riyad ayrıca İran'dan anlaşmanın maddelerine uymasını talep edebilir ve taahhütlerine ne ölçüde bağlı kaldığı ışığında anlaşmayı gözden geçirebilir.

Sınama dönemi sona erdi mi?

Profesör Dr. Samir Salha ise daha sert bir değerlendirmede bulunuyor. Salha, “Artık mutabakatların sınanması aşamasını geride bıraktık. İran tarafının anlaşmanın ruhundan uzaklaştığı ve verdiği taahhütlerden farklı bir bölgesel politika izlemeye başladığı açık” dedi.

Salha, temel sorunun artık yalnızca Tahran'ın anlaşmaya uyup uymadığı olmadığını, Husileri kimin silahlandırdığı, eğittiği ve operasyonlarını yönlendirdiğinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

“Tehditler kamuoyu önünde Husilerden geliyor gibi görünse de meselenin özünde İran var” diyen Salha, Yemen, Irak ve Lübnan'daki vekil güçlerin harekete geçirilmesinin Riyad ile ilişkilerin yeniden kurulmasına rağmen İran'ın değişmeyen önceliklerine işaret ettiğini savundu.

Salha'nın değerlendirmesine göre Suudi Arabistan seçeneklerini yalnızca Çin'in harekete geçmesini bekleyerek şekillendirmeyecek. Riyad, diplomatik kanalı açık tutarken güvenliğini garanti altına alacak stratejik alternatifler aramayı sürdürecek. Salha, bunun son aylarda zaten atılmaya başlanan adımlardan biri olduğunu belirtti.

Pekin... Yolu açmak yetmez!

Analistler, Çin'in İran üzerindeki ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilerinden kaynaklanan geniş etki araçlarına sahip olduğu konusunda hemfikir. Ancak Pekin'in anlaşmanın sembolik hamisi konumundan çıkarak uygulanmasını daha etkin biçimde denetleyen bir role geçmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Bin Sakr, Pekin'in “anlaşmaya aykırı İran davranışlarını tespit edebilecek kapasiteye sahip olduğunu” söyledi. Ancak Çin'in, krizlerin kendi ulusal güvenliğini doğrudan etkilemediği durumlarda belirsiz ve kararsız bir tutum sergilemeye eğilimli olduğunu belirten Bin Sakr, bugün ihtiyaç duyulanın Tahran'ın taahhütlerine uyup uymadığını doğrulayacak ve vekil güçlerini sınırlandıracak açık bir mekanizma olduğunu ifade etti.

Salha ise Çin'in İran'la ilişkilerini korumakla Körfez ülkeleriyle daha geniş çıkarlarını ve Kızıldeniz üzerinden geçen ticaret yollarını savunmak arasında hassas bir tercih yapmak durumunda olduğunu belirtti.

“Bu öncelikle İran için bir sınav, ikinci derecede ise Pekin için bir sınav” diyen Salha, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pekin zor, hassas ve kritik bir durumla karşı karşıya. Son dönemde Çin'in tutumlarında ve İran'a yönelik siyasi mesajlarında olumlu göstergeler var. Ancak Tahran'ın Pekin'in söylediklerini kabul edeceğine ve bunlara kulak vereceğine güvenmek zor.”

Dr. Salha, “Pekin, Suudi Arabistan ile İran ilişkilerinde yeni bir sınamanın önünü açmayı başardı. Ancak Çin çıkarlarını ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini korumak istiyorsa bugün bunun ötesine geçmek zorunda” dedi.

Eş-Şabani ise Pekin'in diplomasiye ve doğrudan müdahaleden kaçınmaya daha fazla ağırlık verdiğini ve herhangi bir tarafa kesin biçimde destek vermesinin beklenmediğini belirtti.

Eş-Şabani, anlaşmanın geleceğinin Çin'in diyaloğu açık tutma ve krizleri kontrol altına alma kapasitesine bağlı olduğunu, Suudi Arabistan'ın ise kendi güvenliğini ve çıkarlarını korumak için sahip olduğu imkânları ve bölgesel ortaklıklarını kullanma hakkını elinde tuttuğunu ifade etti.