Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz
TT

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan: Güvenliğimizi korumaktan taviz vermeyeceğiz, her tehdide kararlılıkla karşılık vereceğiz

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ülkesinin gerilimi düşürmek ve diplomatik çözümleri desteklemek için mümkün olan tüm çabayı gösterdiğini ancak güvenliğini koruma konusunda en küçük bir taviz vermeyeceğini söyledi. Veliaht Prens, ülkesini hedef alan herhangi bir tehdit veya saldırıya kararlılıkla karşılık vermekten çekinmeyeceklerini vurguladı.

Veliaht Prens bu açıklamaları, Kral Selman bin Abdülaziz adına Şura Meclisi’nin 9. döneminin 3. yasama yılının açılışını gerçekleştirerek yıllık Kraliyet konuşmasını yaptığı sırada dile getirdi. Suudi Veliaht Prensi, ülkesinin yüksek nitelikli insan kaynağı ve askeri kapasitelere sahip olduğunu ve Allah’ın izniyle kaynağı ne olursa olsun tehditlerle tamamen mücadele edebilecek ve onları caydırabilecek güçte bulunduğunu söyledi.

Veliaht Prens, ülkenin güvenliğinin korunması için tüm tehditlere karşı koyan ve sürekli teyakkuz halinde bulunan güvenlik ve savunma personeliyle gurur duyduğunu belirterek güvenliğin ülkenin çatısı, istikrarın kalkanı ve refahın da yol haritası olarak kalacağını ifade etti.

Veliaht Prens, “Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki tüm ülkelere yönelik saldırılar, Körfez güvenliği ve istikrarının bölünmez bir bütün olduğunu teyit ediyor” dedi.

Güvenliğin korunması

Veliaht Prens, “Kardeşlerimizle birlikte Körfez güvenliğini korumak, stratejik iş birliği ve ekonomik entegrasyonu geliştirmek ve Kral’ın ortak çalışmayı güçlendirme vizyonunu uygulamaya devam etmek için çalışıyoruz. Böylece Konsey’in hedeflerine ulaşmasını ve vatandaşlarının beklentilerini karşılamasını sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi

Veliaht Prens konuşmasında, “Bölgenin istikrarını güçlendirme, gerilim ve çatışmaların sonuçlarından uzak tutma ve çabaları koordine etme yönündeki katkılarımız kapsamında Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke Savunma İttifakı’nı oluşturduk. Bu girişim, bölgenin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesinde üzerimize düşen rolü yerine getirme yönündeki ortak çabalarımızdan kaynaklanıyor” dedi.

Veliaht Prens, kardeş ve dost ülkelerin Suudi Arabistan’ın yanında durmasını ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yaptıkları katkıları takdir etti.

Veliaht Prens, dünyanın bugün öngörüleri aşan bir enerji kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek Suudi Arabistan’ın gerilime rağmen uluslararası piyasalara petrol tedarikini sürdürebilme kapasitesi sayesinde küresel enerji güvenliğinin “sigortası” konumunda olduğunu söyledi.

Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın uluslararası deniz geçişlerinde güvenliği ve ortak çıkarları korumak, deniz yollarının siyasi veya ekonomik baskı aracı olarak kullanılmasını reddetmek amacıyla “Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı”nı kurma girişiminde bulunduğunu belirtti.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ortaklarıyla birlikte güvenliğin korunması, gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların önlenmesi amacıyla uluslararası iş birliğini güçlendirmek için tüm çabayı gösterdiğini söyledi.

Veliaht Prens, temel ürünler ile insani yardımların güvenli biçimde ulaştırılmasını güvence altına almak için uluslararası toplumun sorumluluklarını hızla yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.

Gazze ve Yemen

Muhammed bin Selman, İsrail yönetiminin Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere yönelik saldırılarının ve Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerinin devam etmesini şiddetle kınadı.

Uluslararası topluma ve özellikle Barış Konseyi’ne çağrıda bulunan Veliaht Prens, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılması için beklenen rolün üstlenilmesini istedi.

Suudi Arabistan’ın Filistin halkının haklarına ilişkin tutumunun değişmez olduğunu vurgulayan Veliaht Prens, Filistinlilerin uluslararası referanslar doğrultusunda bağımsız bir devlet kurma hakkı da dahil olmak üzere meşru haklarına kavuşana kadar Riyad’ın çabalarının süreceğini söyledi.

Veliaht Prens ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu aracılığıyla ülkenin tamamında otoritesini tesis etmesi ve istikrarı yeniden sağlaması için kapsamlı destek verdiğini belirtti.

ghyj
Riyad’da çarşamba günü Şura Meclisi’nin 9. döneminin üçüncü çalışma yılının açılışında (SPA)

Veliaht Prens, Yemen’de kaos ve yıkımı, Yemen halkı ile bölgeyi tehdit etmeyi yöntem olarak benimsemekle suçladığı Husilerin saldırılarına karşı koyacaklarını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın Sudan’ın birliği ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını destekleyen değişmez tutumunu da yineleyen Veliaht Prens Sudan halkının savaş ve yıkımın acılarından korunması gerektiğini söyledi.

Tevhid ve adalet vurgusu

Muhammed bin Selman, “Mübarek devletimiz kuruluşunun gelecek yıl 300. yılını tamamlayacak. Devletimiz tüm aşamalarında Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünneti üzerine yükseldi. Tevhid ve adalete bağlı kaldı ve bu, vazgeçmeyeceğimiz bir yol” dedi.

Suudi Arabistan’ın mirasına ve köklü değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Veliaht Prens, bu değerlerin zamanla daha da kökleştiğini ve güçlendiğini söyledi. Bunun vatandaşların inançlarına ve sağlam ulusal kimliklerine bağlılığını artırdığını ifade etti.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın İki Kutsal Cami’ye hizmet etme, onları imar etme ve ziyaretçilerine sahip çıkma şerefine nail olduğunu belirterek bunun ülkenin nesillerden devraldığı bir sorumluluğun devamı olduğunu söyledi.

Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” kapsamında geçirdiği 10 yılın sonuçlarına da değindi. Vizyon kapsamındaki program ve stratejilerin performans göstergelerinin hedeflerin yüzde 93’üne ulaştığını belirten Veliaht Prens, bunda Suudi erkek ve kadın vatandaşların performansı ve yetkinliğinin belirleyici olduğunu ifade etti.

Petrol dışı ihracatın 2016’ya kıyasla yüzde 155 arttığını belirten Veliaht Prens, bunun sektör ürünlerinin uluslararası pazarlardaki varlığının güçlendiğini gösterdiğini söyledi.

Özel sektörün ekonomideki payının yüzde 51’e yükseldiğini belirten Veliaht Prens, ulaştırma ve lojistik hizmetleri sisteminin tedarik zincirlerindeki değişimlere uyum sağlama ve mal ve hizmet akışını sürdürme kapasitesini kanıtladığını ifade etti.

Rekabetçi ekonomik yapılar

Bin Selman, Kamu Yatırım Fonu’nun önümüzdeki beş yıla yönelik stratejisini uygulamaya başladığını belirterek fonun yüksek rekabet gücüne sahip yerel ekonomik yapılar oluşturulmasına odaklandığını söyledi.

Veliaht Prens, özel sektörle stratejik ortaklığın güçlendirilmesi, ekonomik dönüşümün sağlanması amacıyla yerel içeriğin artırılması ve aynı zamanda sürdürülebilir finansal getirilerin elde edilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Ulusal Kalkınma Fonu’nun da çok sayıda sektörün geliştirilmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Veliaht Prens, fonun hedeflerine ulaşmasını sağlayacak yıllık finansmanla desteklendiğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın birçok küresel göstergede ilerleme kaydettiğini belirten Veliaht Prens, ülkenin dijital hazırlık, telekomünikasyon ve teknoloji gelişimi ile siber güvenlik göstergelerinde dünyada birinci sırada yer aldığını söyledi.

Suudi Arabistan’ın dijital hükümet olgunluğu endeksinde ikinci sırada bulunduğunu belirten Veliaht Prens, ülkenin madencilik yatırımları açısından en cazip 10 ülke arasına girdiğini ifade etti.

“2026 yılını Yapay Zekâ Yılı olarak adlandırdık” diyen Veliaht Prens, bunun Suudi Arabistan’ın yapay zekâ uygulamaları ve çözümlerinin geliştirilmesinde küresel ölçekte öncü olma, verimliliği artırma, hizmetlerin kalitesini yükseltme ve Suudi yetenekleri eğitme konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.

Veliaht Prens, bölgede yaşanan gelişmelerin uzun vadeli planlamanın değişmezlik ve durağanlık anlamına gelmediğini, aksine değişimlere uyum sağlama kapasitesini ifade ettiğini söyledi.

Dünyanın art arda yaşanan dönüşümlerden geçtiğini belirten Bin Selman, ekonominin çeşitlendirilmesini güçlendiren reformların öneminin mevcut koşullarda daha fazla ortaya çıktığını ifade etti.

Bu reformların Suudi Arabistan’ın krizlerle başa çıkma kapasitesini artırdığını ve tehditleri ülkenin konumunu güçlendirecek fırsatlara dönüştürmesine katkı sağladığını ifade eden Veliaht, kalkınma önceliklerini etkin ve sürdürülebilir biçimde sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

Ulusal ekonominin dayanıklılığı

Muhammed bin Selman, “Mevcut koşullar, belki de ulusal ekonominin dayanıklılığının, işletmelerinin kapasitesindeki olgunluğun, devlet kurumlarının gücünün ve mali sürdürülebilirliğin bir göstergesidir” dedi.

Suudi Arabistan’ın ekonomik politikalarının temelinde ulusal kapasite ve imkânların geliştirilmesinin bulunduğunu belirten Bin Selman, gelecek vadeden sektörlerin güçlendirilmesi, yerli ve uluslararası yatırımların çekilmesi ve kaynakların ekonomik ve toplumsal etkisi en yüksek alanlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşımın kalkınma önceliklerinin finanse edilme kapasitesini korumayı ve gelecek nesiller için kazanımların sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçladığını belirtti.

Veliaht Prens, “Devletin attığı tüm adımların temel amacı ülkenin yükselmesi ve refaha kavuşması, yaşam kalitesinin artırılmasıdır” dedi.

Eğitim ve sağlık sektörlerinin sürekli öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Bin Selman, bu iki alanın devlet bütçesinde öncelikli konumda olduğunu söyledi.

Eğitim sistemine ilişkin düzenlemenin eğitim kalitesini küresel ölçekte üst sıralara taşımayı amaçladığını belirten Bin Selman, sağlık dönüşümünün de hızla ilerlediğini ve sağlık hizmetlerinin en yüksek standartlara ulaştırılarak vatandaşlara kapsamlı biçimde sunulmasının hedeflendiğini ifade etti.

İstihdam ve konut

Bin Selman, işsizlik oranının düşürülmesinde sağlanan başarıya dikkat çekerek insan sermayesine yatırım yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Bu yatırımların vatandaşların iş gücü piyasasına giriş fırsatlarını artıracağını ve onların tüm alanlarda rekabet edebilmesini ve öne çıkmasını sağlayacağını belirten Veliaht Prens, vatandaşların kalkınmanın itici gücü olacağını ifade etti.

Gayrimenkul sektöründeki reformlara da değinen Veliaht Prens, bu adımların vatandaşlara çeşitli seçenekler sunulmasını, gayrimenkul piyasasının verimliliğinin artırılmasını ve konut sahipliği oranının yükseltilmesini sağladığını söyledi.

Sektörün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için çalışmaların sürdüğünü belirterek vatandaşların hayatının her alanında fayda sağlayacak adımların atılmaya devam edeceğini vurgulayan Veliaht Prens, bu adımların kalkınmayı ve gelecek nesillerin kaynaklarını olumsuz etkilememesi, aynı zamanda devletin mali ve ekonomik istikrarını güvence altına alması gerektiğini belirtti.


Suudi Arabistan'dan Filistin topraklarının coğrafi yapısını değiştirme girişimlerine kesin ret

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan'dan Filistin topraklarının coğrafi yapısını değiştirme girişimlerine kesin ret

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Filistin halkının zorla yerinden edilmesini amaçlayan her türlü tedbiri veya işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ya da demografik yapısını değiştirmeye yönelik girişimleri kesin bir şekilde reddettiğini yineledi. Riyad ayrıca yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesini ve yerleşimci şiddetini sert biçimde kınadı.

Suudi Arabistan adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme konusundaki vazgeçilmez hakkının desteklenmesi ve 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulması olduğunu yeniden vurguladı.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler ve Cenevre'deki uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimî Temsilciliği tarafından İnsan Hakları Konseyi'nin 63. oturumu kapsamında gerçekleştirilen genel görüşmelere katılımı sırasında yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre görüşmeler, Filistin ve işgal altında bulunan diğer Arap topraklarındaki insan haklarının durumunu ele alan yedinci gündem maddesi çerçevesinde gerçekleştirildi.

Suudi Arabistan, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının devam etmesini en sert ifadelerle kınadı. Riyad, ateşkese uyulması ve sivillerin tam anlamıyla korunmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Açıklama, Dışişleri Bakanlığı Genel İnsani İşler ve Uluslararası Görevler ve Adaylıklar Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Dr. Salim el-Kahtani tarafından okundu.

Kahtani, Suudi Arabistan'ın bazı ülkelerin Filistin Devleti'ni tanıma yönünde attığı önemli adımları ve bunun ardından son dönemde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi kapsamında İsrail yerleşimleriyle ticarete yönelik kısıtlamalar getirilmesi gibi uygulamaları takdir ettiğini belirtti.

Riyad ayrıca, “New York Bildirisi”nin kabul edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesi vesilesiyle, İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi Küresel İttifakı eş başkanlarının açıklamasında yer alan şu hususu yineledi: Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria, tek bir Filistin toprak bütünlüğünü oluşturuyor ve işgale son verilmesi gerekiyor.


Suudi Arabistan ve Bulgaristan askeri ve savunma alanındaki iş birliğini geliştirmeyi görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Bulgaristan askeri ve savunma alanındaki iş birliğini geliştirmeyi görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Bulgaristan Savunma Bakanı Dimitar Stoyanov ile iki ülke arasındaki askeri ve savunma alanlarındaki iş birliğini ve ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde bu iş birliğini geliştirme fırsatlarını ele aldı.

İki bakan, dün gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde bölgede güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi yollarının yanı sıra bir dizi bölgesel ve uluslararası konuyu görüştü.