Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Aramco’nun kârlarından bütçe gelirlerine... Petrol gelirleri nasıl aktarılıyor?

(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
TT

Aramco’nun kârlarından bütçe gelirlerine... Petrol gelirleri nasıl aktarılıyor?

(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)

Saudi Aramco’nın finansal sonuçları ile üçüncü çeyrek bütçe performans raporunun aynı gün yayımlanması, şirketin kârlarındaki artış ile bütçeye kaydedilen devlet petrol gelirlerindeki düşüş arasındaki zıtlığı gözler önüne serdi. Yılın ilk dokuz ayında Aramco’nun net kârı yüzde 34,2 artarak 380,6 milyar riyale (101,5 milyar dolar) yükselirken, aynı dönemde devletin petrol gelirleri yüzde 1,3 geriledi; sadece üçüncü çeyrekte ise yaklaşık yüzde 23’lük bir düşüş kaydetti.

Öte yandan, iki gösterge arasındaki bu kıyaslama, şirket kârları ile devlet hazinesine giren gelirler arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu göstermez. Zira kârların kayda geçirilme esasları ile devlet gelirlerinin hesaplanma ve tahsilat zamanlaması birbirinden farklı. Ayrıca vergiler, telif hakları, temettüler ve mahsuplaşma mutabakatları dahil olmak üzere, taraflar arasındaki mali ilişkinin birden fazla kanalı bulunmakta.

Aramco’nun kârı ve nakit akışları

Aramco, 2026 yılının ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemindeki 283,6 milyar riyale (75,6 milyar dolar) kıyasla yüzde 34,2 artışla 380,6 milyar riyal (101,5 milyar dolar) net kâr açıkladı. Şirketin düzeltilmiş net kârı ise bir önceki yılki 302,3 milyar riyalden (80,6 milyar dolar) 368,9 milyar riyale (98,4 milyar dolar) yükseldi.

Ancak şirketin raporuna göre kârlılıktaki bu artış, faaliyetlerden elde edilen nakit akışına aynı ölçüde yansımadı. Faaliyet faaliyetlerinden elde edilen nakit akışı, bir önceki yılın aynı dönemindeki 357,6 milyar riyale (95,4 milyar dolar) yakın bir seyir izleyerek 355,8 milyar riyal (94,9 milyar dolar) seviyesinde neredeyse yatay kaldı.

ascdfvgthy
Riyad’daki menkul kıymetler borsasında, Aramco hisselerinin işlem gördüğü işlem panosuna bakan bir adam (Arşiv – AFP)

Aramco bu durumu, henüz tahsil edilmemiş satışlar, stoklar ve alacak-borç kalemleri gibi günlük operasyonların yürütülmesinde kullanılan fonlarla ilişkili işletme sermayesi değişiklikleriyle açıkladı. Bu değişimler, artan kârın faaliyet nakit akışı üzerindeki etkisini sınırladı.

Buna karşılık, serbest nakit akışı bir önceki yılki 217,3 milyar riyalden (57,9 milyar dolar) 221,6 milyar riyale (59,1 milyar dolar) yükseldi. Şirketin faaliyet nakit akışından sermaye harcamaları düşüldükten sonra kalan nakit miktarını ölçen bu gösterge, sermaye harcamalarının karşılaştırma dönemindeki 140,3 milyar riyalden (37,4 milyar dolar) 134,2 milyar riyale (35,8 milyar dolar) gerilemesinden olumlu etkilendi.

Bütçedeki petrol gelirleri

Tablonun diğer tarafında ise Aramco’nun kârındaki artış, devletin petrol gelirlerine aynı oranda yansımadı. Maliye Bakanlığı verileri, petrol gelirlerinin üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 23 azalarak, geçen yılın aynı dönemindeki 150,8 milyar riyalden (40,2 milyar dolar) 116,5 milyar riyale (31,1 milyar dolar) gerilediğini gösterdi.

Yılın ilk dokuz ayı genelinde ise petrol gelirleri, 2025’in aynı dönemindeki 452,4 milyar riyale (120,6 milyar dolar) kıyasla yüzde 1,3 oranında sınırlı bir düşüşle 446,3 milyar riyal (119 milyar dolar) olarak gerçekleşti.

Buna karşılık, petrol dışı gelirler ilk dokuz ayda yüzde 8 artarak 412,5 milyar riyale (110 milyar dolar) yükseldi ve bütçenin toplam gelirlerinin yüzde 3 artışla 858,9 milyar riyale (229 milyar dolar) ulaşmasına katkı sağladı. Sadece üçüncü çeyrekte ise petrol dışı gelirler yüzde 20 artışla 142,6 milyar riyale (38 milyar dolar) tırmandı.

Böylece petrol dışı gelirlerdeki büyüme, petrol gelirlerindeki düşüşün toplam bütçe gelirleri üzerindeki etkisini sınırlamaya yardımcı oldu. Üçüncü çeyrekte harcamalar 343,4 milyar riyal (91,6 milyar dolar), gelirler ise 259,1 milyar riyal (69,1 milyar dolar) olarak gerçekleşirken, çeyreklik bütçe açığı yaklaşık 84,3 milyar riyal (22,5 milyar dolar) oldu.

Neden rakamlar aynı yönde hareket etmiyor?

Aramco’nun sonuçları ile bütçe gelirleri arasındaki farkın bir nedeni, her iki tarafın yansıttığı verilerin niteliğindeki farklılıktan kaynaklanıyor. Şirketin kârı muhasebe standartlarına göre kayda geçirilirken, bütçe verileri ilgili dönemde tahsil edilen devlet gelirlerini yansıtıyor. Ayrıca devletin Aramco’nun faaliyetlerinden sağladığı fayda; vergiler, telif hakları ve temettüler dahil olmak üzere birden fazla kanal üzerinden gerçekleşiyor ve bu tutarların tahakkuk ile ödeme tarihleri değişkenlik gösteriyor.

Muhasebeleştirilen kârlar, alacakların tahsilat zamanlaması, stok değişimleri ve operasyonel ödemelerden etkilenen likidite nedeniyle aynı dönemde zorunlu olarak nakit akışına dönüşmeyebiliyor. Bu durumun etkisi, Aramco ile hükümet arasındaki doğrudan nakit ödemelerle sınırlı kalmayan ve karşılıklı bazı yükümlülüklerin takas (mahsup) yoluyla kapatılmasını da içeren mali işlemlerde net biçimde görülüyor. Örneğin, şirketin nakit olarak ödediği gelir vergisi, hükümetten olan alacaklarının vergi yükümlülüklerinden düşülmesiyle ikinci çeyrekteki yaklaşık 51 milyar riyalden (13,6 milyar dolar) üçüncü çeyrekte 2,8 milyar riyale (yaklaşık 747 milyon dolar) geriledi. Karşılıklı borç ve alacakların nakit transferi yerine birbiriyle mahsuplaşılması esasına dayanan bu mekanizma, taraflar arasındaki nakit akışının büyüklüğünü ve zamanlamasını doğrudan etkiliyor.

cdghyj
Riyad’daki gökdelenlerin önünden geçen arabalar (AFP)

Dolayısıyla, devlet petrol gelirlerinin Aramco’nun sonuçlarıyla aynı doğrultuda hareket etmesi bir zorunluluk teşkil etmiyor; nitekim her iki unsur da farklı faktörlerden ve hesaplama mekanizmalarından etkileniyor. Şirketin kârı ilgili dönemdeki finansal performansını yansıtırken, bütçeye kaydedilen devlet gelirleri; kamunun hak ettiği vergi, telif hakkı ve temettüler ile bunların tahsilat ve mahsuplaşma takvimine dayanıyor. Bu nedenle, devlet petrol gelirlerinin gerilediği bir dönemde şirketin kârı artış gösterebiliyor.

Sonuç olarak veriler, Aramco’nun güçlü kârlılığını sürdürdüğünü ve yüksek nakit akışı seviyelerini koruduğunu gösteriyor. Bu durum, şirketin yatırımlarına ve başta devlet olmak üzere hissedarlarına temettü dağıtmaya devam etme kapasitesini destekliyor. Öte yandan, petrol dışı gelirlerdeki büyüme, petrol gelirlerindeki dalgalanmaların etkisini sınırlamada bütçe kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koyarken, kamu maliyesini destekleyen kanalları güçlendiriyor ve Krallık’taki ekonomik dönüşüm sürecine katkı sağlıyor.


Halid bin Selman, ABD, Fransa ve Yunanistan ile savunma iş birliğini ele aldı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Halid bin Selman, ABD, Fransa ve Yunanistan ile savunma iş birliğini ele aldı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri, başta gerilimi düşürme ve bölgedeki tansiyonu kontrol altına alma çabaları olmak üzere çeşitli konuları görüştü.

Prens Halid bin Selman, dün Hegseth ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki savunma alanındaki stratejik iş birliğinin geleceğini ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  görüşmede ayrıca Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının devam etmesi konusu da gündeme geldi.

Öte yandan Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ile de bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu gelişmeler karşısında yürütülecek koordineli çalışmaları görüştü. Görüşmede, bölge ve dünya genelinde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi konusu ele alındı.

Prens Halid bin Selman ile Bakan Vautrin, telefon görüşmesinde Suudi Arabistan ile Fransa arasında savunma alanındaki stratejik ilişkileri ve bu ilişkileri geliştirme yollarını da değerlendirdi.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ise iki ülke arasında savunma alanında mevcut ve gelecekteki iş birliği kanallarının geliştirilmesi ve sürdürülmesi yollarını ele aldı.

Prens Halid bin Selman ve Bakan Dendias, bölgede yaşanan gelişmeler ışığında bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik ortak çabaları da görüştü.


Suudi Arabistan ve Ürdün’den iş birliğini geliştirme kararlılığı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Ürdün’den iş birliğini geliştirme kararlılığı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah, iki ülke ve halkları arasındaki tarihî ilişkileri ele alarak, bütün alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi konusunda kararlılıklarını vurguladı.

Görüşme, Muhammed bin Selman'ın Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etmesiyle gerçekleşti.

Görüşmede Ürdün Veliaht Prensi, ülkesinin Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik terör saldırılarını kınadığını ifade etti.

Hüseyin bin Abdullah, Ürdün'ün Suudi Arabistan'ın güvenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini tehdit eden her türlü girişim karşısında Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu belirtti. Ayrıca ülkenin kazanımlarını ve imkânlarını korumak amacıyla aldığı bütün önlemleri desteklediklerini vurguladı.

xcv
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah'ı dün Riyad'da kabul etti (SPA)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmeye Suudi Arabistan tarafından Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi Halid el-İsa katıldı.

Ürdün heyetinde ise Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Eymen es-Safedi, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Mecdi el-Harasis yer aldı.