Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a: İran ile yapılan anlaşma, meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesidir... Anlaşma tüm meselelerin çözüldüğü anlamına gelmiyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (AFP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan ve İran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasının, iki tarafın meseleleri diyalog ve diplomasi yoluyla çözme yönündeki ortak arzunun göstergesi olduğunu söyledi.
Suudi Bakan aynı zamanda söz konusu anlaşmanın ‘iki ülke arasındaki öne çıkan tüm ihtilafların çözüme kavuşturulması anlamına gelmediğini’ vurguladı.
Riyad ve Tahran, geçtiğimiz Cuma günü Pekin’de, 2016’dan bu yana kopan ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri iki ay içinde yeniden açma konusunda anlaştı.
Suudi bakan, anlaşma duyurusundan bu yana ilk röportajını ​​Şarku’l Avsat’a verdi.
Üzerinde anlaşmaya varılan hususlara dayanarak, İranlı mevkidaşı ile yakında görüşmeyi dört gözle beklediğini söyleyen Prens Faysal, “Önümüzdeki iki ay içinde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanıyoruz ve gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız normal” dedi.
Son zamanlarda Kiev ve Moskova’ya yaptığı ziyaretler ve Ukrayna-Rusya savaşını durdurmak için Suudi Arabistan’ın arabuluculuğundan bahseden Prens Faysal, “Suudi Arabistan, krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi işler yapmaya ve birlikte çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni şöyle;

-Suudi Arabistan ve İran’ın en fazla iki ay içinde diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve büyükelçilikleri yeniden açmayı içeren bir anlaşmaya vardıklarını açıkladıktan sonra, böyle bir anlaşmada Suudi Arabistan’ın doğrudan çıkarı nedir? Anlaşma, bölgede siyasi ve ekonomik düzeyler ve bölgedeki sorunlu konularda yeni bir sayfanın açılışı anlamına mı geliyor?
Uluslararası ilişkilerde ilke, devletler arasında diplomatik ilişkilerin varlığıdır. Bu, ortak dini, kültürel, tarihi ve medeniyet bağını paylaşan Suudi Arabistan ve İran büyüklüğündeki iki komşu ülke örneğinde pekişmektedir. Bu anlaşma, Çin’in himayesi ve arabuluculuğu altında, son iki yılda hem Irak, hem de Umman’da yapılan birkaç tur görüşmeden sonra yapıldı. Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarın geliştirilmesindeki rolü ve sorumluluğunun bilincinde olarak, sükunet ve gerilimi azaltma yolunda ilerlemeye devam ediyor.
Siyasi ilişkilerin yeniden başlamasına vesile olacak bu anlaşmaya varmamız, iki ülke arasındaki tüm önemli ihtilafların çözüme kavuşturulduğu anlamına gelmiyor. Daha ziyade, barışçıl yollarla ve diplomatik araçlarla iletişim ve diyalog yoluyla çözme konusundaki ortak arzumuzun kanıtıdır.
Suudi Arabistan olarak, İran ile yeni bir sayfa açmayı, sadece ülkemizde değil, tüm bölgede güvenlik ve istikrarın sağlamlaştırılmasına, kalkınma ve refahın ilerlemesine olumlu yansıyacak işbirliği ufkunu genişletmeyi umuyoruz.

-Anlaşmayı etkinleştirmek ve büyükelçi atamalarını ayarlamak için İran dışişleri bakanıyla bir sonraki görüşmenizi ne zaman yapacaksınız? Sizi yakında Tahran’da görebilir miyiz?
Üzerinde mutabık kalınan hususlar temelinde yakında İran dışişleri bakanıyla görüşmeyi dört gözle bekliyorum. Önümüzdeki iki ay boyunca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden başlatmaya hazırlanacağız. Gelecekte karşılıklı ziyaretlerde bulunmamız da normaldir.

-Pekin ile imzalanan üçlü bildiride, Riyad ve Tahran’ın ‘devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine karışmama’ konusunu onaylamasına rağmen, ABD İran’ın bu konudaki kararlılığını sorguladı. Anlaşma birbirinin içişlerine karışmama şartlarını içeriyor mu ve İran’ın bu maddeye saygı duyacağını düşünüyor musunuz?
İran ile yeni bir sayfa açmanın en önemli şartlarından biri, iki taraf arasında varılan anlaşmaya ve Suudi Arabistan-İran-Çin ortak açıklamasının içeriğine bağlı kalmaktır. Kuşkusuz iki ülke ve bölgemizin çıkarı, halkımız ve bölgemizin genç kuşaklarının güvenlik, istikrar ve refahın hakim olduğu daha iyi bir gelecek umutlarına ulaşılmasına yol açacak şekilde ortak iş birliği ve koordinasyon yollarını harekete geçirmek ve hegemonik kaygılar yerine kalkınma önceliklerine odaklanmaktır. İran’ın da bizimle aynı hedefleri ve özlemleri paylaşacağını umuyor ve bunu başarmak için birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.

-İran, nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan ve birbiri ardına krizlere yol açan iç koşulların yanı sıra bir takım acil ekonomik ve sosyal kaygılarla biten uzun bir süreçte birden fazla krizle karşı karşıya kaldı. Ancak bazıları, özellikle Batı’da, bu yeni anlaşmanın kritik bir zamanda İran rejimi için bir can simidi olabileceğine inanıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İran’ın iç meselesi olduğu için soruda ortaya atılanların çoğundan bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, İran istikrarı ve gelişimi, bölgenin istikrarı ve kalkınmasının çıkarına olan bir komşu ülkedir. Biz Suudi Arabistan’da ona iyilikten başka bir şey dilemiyoruz.
İran’ın nükleer yeteneklerini geliştirmeye devam etmesine gelince, bu şüphesiz bizi endişelendiriyor ve Körfez bölgesi ile Ortadoğu’nun kitle imha silahlarından arındırılmasına yönelik çağrımızı yineliyoruz.
İran’ı nükleer yükümlülüklerine uymaya ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yoğunlaştırmaya çağırıyoruz ve bunu sağlamak için müttefiklerimiz ve dostlarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

-Çin, bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlere diplomatik ağırlığını koymaya alışkın değil. Buradaki soru şu; Neden başka bir ülke değil de özellikle Çin arabuluculuk yaptı?
Ortak açıklamada belirtildiği üzere Suudi Arabistan, dost Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ortaya koyduğu girişimi memnuniyetle karşıladı. Ben de İran tarafıyla iki yıldır devam eden müzakerelerin bir uzantısı ve devamı olarak etkileşime geçtim. Çin’in her iki tarafla da olumlu ilişkilere sahip olduğu bir sır değil, bu da bakış açılarını yakınlaştırmaya ve Suudi Arabistan’ın meşru kaygılarını vurgulamaya katkıda bulundu.
Çin’in anlaşmaya sponsorluğunun bölgemizde bir arada yaşama, ortak güvenlik ve ülkeler arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. Üç ülkenin barış, güvenlik ve istikrarın hakim olduğu bir bölgesel ortamın yaratılmasında ortak çıkarları var.

-Ukrayna ihtilafını sona erdirmek için Moskova’da bir girişimde bulundunuz. Oradaki diplomatik çabalarınıza, özellikle ilgili tarafların Suudi Arabistan’ın herhangi bir rolünü ne ölçüde kabul ettiğine ve bu alanda ilerleme kaydedip kaydetmediğinize daha fazla ışık tutabilir misiniz? Bu konuda başarıya ulaşma anlamında iyimser misiniz?
Krizi sona erdiren, savaşı durduran ve hayat kurtaran siyasi bir çözüme ulaşmak için iki ülke ile iyi ilişkiler kurmaya ve çalışmaya hazırdık ve hala hazırız. Başbakan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın çabalarıyla, iki taraf arasında bir esir takası anlaşması başarıyla tamamlandı ve bu on ülke vatandaşlarının ülkelerine geri dönmesiyle sonuçlandı.
Suudi Arabistan, savaşın devam etmesi nedeniyle gerekli acil insani ihtiyaçları karşılamanın önemini vurgulamaya odaklandı ve Ukrayna’ya insani yardımımız oldu. Mevcut durum, her iki taraf ve uluslararası toplumun geri kalanının, her iki ülkeye ve Avrupa’nın güvenliğine zarar veren ve uluslararası işbirliği seviyesini zayıflatan bu tehlikeli gerginliği durdurmasını gerektiriyor.



Suudi Arabistan ve Fransa, geleceğin teknolojilerinde savunma ortaklığını derinleştiriyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının güçlendirilmesine ilişkin niyet mektubu imza törenine nezaret ediyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının güçlendirilmesine ilişkin niyet mektubu imza törenine nezaret ediyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa, geleceğin teknolojilerinde savunma ortaklığını derinleştiriyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının güçlendirilmesine ilişkin niyet mektubu imza törenine nezaret ediyor (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının güçlendirilmesine ilişkin niyet mektubu imza törenine nezaret ediyor (SPA)

Suudi Arabistan ile Fransa'nın savunma ortaklığını güçlendirmek amacıyla imzaladığı niyet mektubu, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinliğini, bölgesel güvenlik ve istikrarı pekiştirecek ve savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesini destekleyecek şekilde savunma iş birliğini sürdürme konusundaki karşılıklı kararlılığı yansıttı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün, Elysee Sarayı'nda, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Fransa Silahlı Kuvvetler ve Gaziler Bakanlığı arasında imzalanan niyet mektubunu da içeren çeşitli anlaşma ve mutabakat zaptının teati törenine nezaret etti.

Niyet mektubuna Suudi Arabistan tarafı adına Savunma Bakanlığı İcra İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Halid el-Biyari, Fransa tarafı adına ise Silahlı Kuvvetler ve Gaziler Bakanı Catherine Vautrin imza attı.

Söz konusu niyet mektubu siber güvenlik, yapay zekâ, askeri eğitim ve öğretim alanlarında tecrübe paylaşımıyla birlikte modern teknolojilerle bağlantılı savunma kabiliyetleri ve ilgili savunma sanayilerinde iş birliğini geliştirmeyi hedefliyor.

Bu adım, iki ülke arasında süregelen iş birliğinin bir devamı niteliğini taşırken, ulusal kapasiteleri güçlendirecek ve ortak çıkarları destekleyecek biçimde öncelikli savunma alanlarında ortak çalışma ve tecrübe paylaşımı için daha geniş alanlar açıyor.


Suudi Arabistan ve Fransa arasında bölgesel meselelerde mutabakat ve ortaklık stratejisini hayata geçirme kararları

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa arasında bölgesel meselelerde mutabakat ve ortaklık stratejisini hayata geçirme kararları

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris’teki Elysee Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı gezide (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasındaki özel ilişkiyi vurgulamaya ihtiyaç varsa, Macron’un konuğuna hazırladığı sıcak karşılama, 2017’de Fransa Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaretle başlayan ilişkilerin güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor. O tarihten bu yana iki lider arasındaki görüşmeler düzenli şekilde devam etti.

Macron dün Paris’teki Elysee Sarayı’nda, Fransa’ya devlet ziyareti gerçekleştiren Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı kabul etti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman dün Paris’teki Les Invalides’i de ziyaret etti. Muhammed bin Selman’ın konvoyunun Onur Avlusu’na ulaşmasının ardından resmi karşılama töreni düzenlenirken, Veliaht Prens’i Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu karşıladı.

axs
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Les Invalides’i ziyarete giderken konvoyuna motosikletler eşlik etti. (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti dolayısıyla Fransız Cumhuriyet Muhafızları’na bağlı süvari birlikleri ile gösteri motosikletlerinden oluşan ekip kendisine eşlik ederek karşılama törenine katıldı. Törende daha sonra Suudi Arabistan’ın kraliyet marşı ile Fransa’nın ulusal marşı çalındı.

Muhammed bin Selman dün akşam Elysee Sarayı’nda düzenlenen devlet yemeğine katıldı. Veliaht Prens’i saraya gelişinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron karşıladı.

Bölgesel dosyalar konusunda anlaşma

Ziyaret, gerek İran dosyası gerekse Gazze, Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Kızıldeniz ve Yemen’deki gelişmeler açısından bölgedeki gerilimin son derece yüksek olduğu bir döneme denk geliyor. Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları, İran konusunda ‘hiç kimsenin bu durumdan nasıl çıkılacağına ilişkin bir öngörüsünün bulunmadığını’ belirtiyor. Söz konusu başlıkların tamamı yalnızca bölge açısından değil, dünya genelinde de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin büyük ölçüde aksaması ile Babu’l Mendeb ve Kızıldeniz’e yönelik tehditler, küresel deniz taşımacılığı açısından önemli endişelere yol açıyor.

csdfvghyj
 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Elysee Sarayı’nda (SPA)

Fransız kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Paris’in ‘bölgesel meselelerle başa çıkabilmek için Riyad’la iş birliğine büyük önem verdiğini’ belirtti. Bunun en belirgin göstergelerinden biri, Fransa ve Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde, İsrail’in yerleşim politikalarının neredeyse ortadan kaldırma noktasına getirdiği ‘iki devletli çözümü’ yeniden canlandırmak amacıyla ortaklaşa yürüttüğü girişim oldu.

Körfez’den Akdeniz kıyılarına uzanan Ortadoğu tablosu, yakın geleceğe ilişkin beklentiler açısından dahi belirsizliğin hâkim olduğunu gösterirken, Suudi Arabistan’ın başlattığı iki temel girişim öne çıkıyor. Bunların ilki, Pakistan ve Türkiye ile ortak savunma anlaşmasının imzalanması, ikincisi ise Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı’nda güvenli seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almak amacıyla deniz ittifakı kurulması.

Fransız değerlendirmesine göre bu iki girişim, bölgede ‘yeni dengelerin oluşturulması’ çerçevesinde değerlendiriliyor. Enerji krizinin derinleşmesi de şüphesiz Paris başta olmak üzere uluslararası başkentleri güvenilir enerji kaynakları arayışına itiyor. Suudi Arabistan ise petrol piyasasındaki konumu sayesinde bu arayışta güvenli bir liman olarak öne çıkıyor.

scdfvg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisi için düzenlediği akşam yemeğine katılmak üzere Elysee Sarayı’na vardığında (AFP)

Bu, Elysee Sarayı tarafından ziyaretle ilgili olarak İngilizce yayımlanan 12 maddelik ortak bildiride yer aldı. Bildirinin ilk maddesinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Macron, iki ülke arasında artık ‘stratejik ortaklık’ düzeyine ulaşan ilişkileri geliştirme konusundaki ‘kararlılıklarını’ teyit etti. Liderler ayrıca, 1926’da başlayan siyasi ilişkilerin tesis edilmesinin 100. yıl dönümü vesilesiyle iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘tarihsel derinliğine’ dikkat çekti.

sdvfbrt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Les Invalides’e varışının ardından Suudi Arabistan kraliyet marşı ve Fransa ulusal marşının çalındığı an (SPA)

Aynı çerçevede taraflar, ortaklık anlaşmasının ‘iki ülke arasındaki dostluk, güven ve karşılıklı saygıya yeni bir ivme kazandırmasını, ortak çıkarlarına ve dünyanın yanı sıra Ortadoğu’nun karşı karşıya bulunduğu sorunlara yanıt vermesini’ sağlayacağı yönündeki ‘ortak hedeflerini’ dile getirdi. Bu nedenle ziyaretin Riyad ile Paris arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açtığı söylenebilir.

Bu yaklaşımın bir yansıması olarak iki taraf, Ortaklık Konseyi toplantısı vesilesiyle ‘tüm alanlarda iş birliği bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan’ yeni girişimler başlattı.

Bölgesel krizler

Bölgedeki krizler konusunda ise taraflar, ‘devletlerin egemenliği, uluslararası hukuka saygı, çatışmalar ve güvenlik tehditlerine siyasi ve diplomatik çözümler bulunması’ temelinde Ortadoğu’da istikrarın sağlanmasına yönelik ‘ortak vizyonlarını’ yineledi.

Bu ilke İran konusunda da geçerliliğini koruyor. Taraflar, ‘daha fazla tırmanmanın önüne geçmek ve bölgesel güvenliği sağlamak için müzakere edilmiş bir çözüme ulaşılması gerektiğini’ vurgularken, İran’ın nükleer programının barışçıl niteliğini güvence altına alacak diplomatik çözüme yönelik uzun süredir devam eden güçlü bağlılıklarını da yineledi. Ayrıca İran’a, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam iş birliğine yeniden başlaması çağrısında bulundu.

Buna karşılık ortak bildiride, Hürmüz Boğazı’ndaki saldırılar ile su yollarının bombalanmasına yönelik tehditler kınandı. Bildiride ayrıca, deniz ulaşımının herhangi bir ücret veya kısıtlama olmaksızın serbestçe yapılmasının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Bu tutumun uluslararası toplumun ortak görüşünü yansıttığı belirtildi.

Filistin meselesinde ise bildiri, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, anlaşmanın uygulanması ve kalıcı bir ateşkes için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini vurguladı. Taraflar ayrıca İsrail’in planları karşısında ‘Filistin topraklarının bütünlüğünün korunmasının’ önemine dikkat çekti; yerleşim politikasına ve yerleşimci şiddetine son verilmesi gerektiğini belirtti ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik New York gündemine bağlılıklarını yineledi.

fvgthyj
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Les Invalides’de Fransız hükümetinin bakanları ve üst düzey yetkilileriyle el sıkıştı. (SPA)

Lübnan dosyasına ilişkin olarak ise bildiride, Paris ve Riyad’ın ‘Lübnan’daki anlaşmazlığa nihai bir çözüm bulunması yönündeki çabalarını yoğunlaştırma’ konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çözümün Lübnan devletinin ve kurumlarının güçlendirilmesini, ülkenin egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunmasını ve cumhurbaşkanı ile hükümetin attığı adımların desteklenmesini kapsaması gerektiği vurgulandı.

Paris’in 17 Eylül’de askeri bir toplantı düzenlenmesi çağrısında bulunduğu bir dönemde yayımlanan bildiride, ‘iki tarafın Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ni destekleme taahhüdü’ ifade edildi. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının tamamen uygulanması ve ‘devlet dışı tüm silahlı grupların silahsızlandırılması sürecinin başarıyla tamamlanması’ gerektiği belirtildi. Taraflar ayrıca İsrail’in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

XS
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki ülke arasındaki Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına eş başkanlık etti. (SPA)

Yemen konusunda ise ‘Fransız tarafı, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve Krallığa yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini’ belirtti. Ayrıca Yemen Başkanlık Konseyi’ne ve BM’nin çabalarına verilen destek yeniden teyit edildi.

Sudan konusunda bildiride krizin sona erdirilmesi ve dış müdahalenin durdurulması çağrısı yapıldı. Taraflar ayrıca ‘Suriye’nin birliği, istikrarı ve yeniden toparlanmasına bağlılıklarını’ teyit ederken, Suudi Arabistan-Suriye-Fransa İş Konseyi’nin kurulmasını memnuniyetle karşıladı.

Savunma iş birliğinin güçlendirilmesi

Beklendiği üzere taraflar, savunma alanındaki iş birliğini sürdürme ve eğitim ile silahlanma alanlarında bu iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldı. İki ülke ayrıca ekonomik ve ticari ilişkilerinin güçlü niteliğine dikkat çekti.

Dünya genelinde endişe yaratan enerji dosyasına ilişkin olarak ise ‘küresel enerji piyasalarının istikrarının, arz güvenliğinin ve deniz ulaşım yollarının korunmasının önemini’ vurgulayan taraflar, Suudi Arabistan’ın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini güçlendirme yönündeki rolü ve çabalarını takdir etti. Taraflar ayrıca petrol, petrokimya ve sürdürülebilir elektrik üretimi gibi alanlarda stratejik iş birliğini geliştirme konusunda anlaşmaya vardı.

Beklendiği üzere bildiride, ‘iki ülkenin finans, sigorta ve finansman kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin ve ekonomik ilişkiler ile karşılıklı yatırımların artırılmasının önemine’ de vurgu yapıldı.

Fransa’nın özellikle enerji, su yönetimi, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde Suudi Arabistan’da önemli bir yatırımcı konumuna gelmesi nedeniyle iki ülke, ekonomik ilişkilerini ve karşılıklı yatırımlarını daha da geliştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu kapsamda, Qiddiya Yatırım Şirketi’nin Fransa’daki Ile-de-France bölgesinin Cergy-Pontoise kentinde üç eğlence tesisi kurulmasını öngören projesine özellikle dikkat çekildi. Projenin toplam yatırım tutarının 6 milyar euroya ulaşması bekleniyor.

hyt6ku
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, anlaşmaların imzalanması töreninde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile el sıkışırken (SPA)

Bildiride, el-Ula konusunda Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ortaklığın 2035 yılına kadar uzatılmasına karar verildiği belirtildi. Ayrıca iki ülke arasındaki iş birliğinin ulaştığı olgunluğu yansıtacak ve el-Ula’nın 21. yüzyılın önde gelen kültürel ve tarihi miras destinasyonlarından biri olarak sunduğu fırsatlara dayanan gelişmiş bir çerçeve oluşturulması konusunda çalışma yürütüleceği kaydedildi.

Taraflar ayrıca ‘kültür, gençlik ve spor alanlarında iş birliği ve ortaklıklarını sürdürme taahhütlerini’ yineledi ve iki ülke arasında ortak program ve faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda mutabık kaldı. Fransa’nın Riyad’da düzenlenecek uluslararası sergiye katılımını da memnuniyetle karşılayan taraflar, Suudi Arabistan açısından ‘tarihi bir etkinlik’ niteliğindeki bu organizasyonun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası haline getirilmesi ve her iki taraftan ilgili kurumların sürece dahil edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.


19 milyar dolarlık başlangıç noktası: Paris-Riyad masasında geleceğin sektörlerine yatırımların genişletilmesi

Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
TT

19 milyar dolarlık başlangıç noktası: Paris-Riyad masasında geleceğin sektörlerine yatırımların genişletilmesi

Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)
Geçen yıl Riyad'da düzenlenen Suudi-Fransız İş Forumu'ndan bir kare (SPA)

16,3 milyar avroluk, yaklaşık 19 milyar dolara (71,5 milyar riyal) karşılık gelen yatırım tabanı, bugün (Pazartesi) düzenlenecek Fransız-Suudi Yuvarlak Masa Toplantısı'nda ekonomik ortaklığın geleceğin sektörlerine doğru genişletilmesinin ele alınacağı yeni bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Bu yatırım tabanı, Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin geleneksel yatırımlardan ekonomik dönüşüm hedefleriyle daha yakından bağlantılı alanlara doğru genişletildiği bir döneme denk geliyor. Teknoloji, yapay zekâ, enerji, ileri sanayiler ve altyapı bu alanların başında geliyor.

Bu kapsamda iki ülkenin önünde, mevcut yatırım hacmini yeni anlaşma ve projeler için bir platforma dönüştürme fırsatı bulunuyor. Bu durum, Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan pazarındaki varlığını güçlendirirken, Suudi sermayesinin de Fransa ve Avrupa'daki gelecek vadeden sektörlerde genişlemesinin önünü açabilir.

Fransız yatırımları Suudi Arabistan'da giderek daha fazla stratejik yeni sektörlere yöneliyor. Yeni Fransız şirketleri yapay zekâ, dijital altyapı, kültür ve yaratıcı endüstriler ile madencilik gibi alanlara giriyor.

Bu gelişme, Fransız şirketlerinin enerji ve sanayi sektörlerinde onlarca yıldır oluşturduğu güçlü varlığın devamı niteliğinde. İmalat sanayii, Fransız doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor.

Gayrisafi yurt içi hasıla

Suudi Arabistan, politikaların öngörülebilirliği ve ekonomik ortamın istikrarının yanı sıra güçlü ekonomik temelleri, büyük ve hızla büyüyen pazarıyla öne çıkıyor. Bölgenin en büyük ekonomisi olan ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 1,1 trilyon avroya ulaşıyor. Riyad, Vizyon 2030 kapsamında yürüttüğü ulusal ekonomik çeşitlendirme programı çerçevesinde yeni sanayiler geliştirmeye çalışıyor.

xsdcfvgh
Suudi Veliaht Prensi, Fransa Cumhurbaşkanı ile Paris'te düzenlenen E-Spor Dünya Kupası'nın kapanış töreninde (SPA

Genişleyen sanayi tabanı ve artan iç talep, Fransız yatırımcılara hem güçlü bir geçmişe sahip oldukları sektörlerde varlıklarını büyütme hem de yeni ve hızlı büyüyen alanlara girme fırsatı sunuyor.

Fransız şirketleri, Suudi ekonomisinin büyüme hızının artmasıyla birlikte enerji ve sanayinin yanı sıra ulaştırma, inşaat ve yapı sektörlerindeki faaliyetlerini yoğunlaştırmayı sürdürüyor. Bunun yanında yapay zekâ, dijital altyapı, kültür ve madencilik gibi yeni sektörlere de giriyor.

İkili ilişkilerde öne çıkan göstergelere bakıldığında, iki ülke 2024 yılı sonunda kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma, yeni sektörlerde daha geniş iş birliği alanlarının önünü açtı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ise 2025'te yaklaşık 10,1 milyar avroya ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 7,2 arttı.

Doğrudan yabancı yatırım

Fransa, doğrudan yabancı yatırım stoku bakımından Suudi Arabistan'a yatırım yapan ülkeler arasında dördüncü sırada yer alıyor. Fransız yatırımlarının toplam stoku 2024'te yaklaşık 16,3 milyar avroya ulaştı. Suudi Arabistan'da 18 sektörde toplam 651 Fransız yatırım lisansı bulunuyor.

Aynı zamanda imalat sanayii, Fransız doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin güçlü sanayi temelini ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren Fransız şirketleri arasında TotalEnergies, Sanofi, Veolia, Suez, Accor ve Schneider Electric gibi büyük yatırımcılar bulunuyor.

Suudi varlığı

Suudi Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2017-2024 yılları arasında Fransa'ya yaklaşık 7,36 milyar avro yatırım yaptı ve bu yatırımlar yaklaşık 29 bin istihdamı destekledi. Suudi egemen varlık fonu ile Bpifrance arasında yaklaşık 8,56 milyar avro değerindeki finansman mutabakatı da daha fazla yatırım iş birliği için bir çerçeve oluşturuyor.

Ortaklıkta yeni bir boyut da ortaya çıkıyor. Qiddiya Investment Company ile Fransız hükümeti, Fransa'da eğlence, spor ve kültürü bir araya getiren küresel bir destinasyon geliştirmek üzere bir iş birliği çerçevesini değerlendiriyor. Bu girişim, Suudi Arabistan'ın destinasyon geliştirme alanındaki deneyiminin uluslararası düzeyde yaygınlaştırılması için yeni bir boyut oluştururken, ortaklığın karşılıklı ve giderek büyüyen niteliğini de ortaya koyuyor.

Fransız şirketleri enerji, sanayi, ulaştırma ve konaklama sektörlerinde güçlü bir varlığa sahipken, Suudi ekonomisinin hızlanan büyümesiyle birlikte yeni sektörlere de yöneliyor.

Yeni anlaşmalar

Yeni anlaşma ve mutabakatların, Fransız şirketlerinin güçlü olduğu sektörlerdeki varlığını daha da artırması bekleniyor. Enerji alanında TotalEnergies ve EDF'nin Suudi Arabistan'da güçlü bir varlığı bulunurken, SLB, Schneider Electric ve diğer şirketler de petrol ve gaz ile elektrik enerjisi faaliyetlerinde yer alıyor.

Benzer şekilde su ve çevre, ulaştırma ve mobilite, lojistik hizmetleri, inşaat ve danışmanlık, konaklama ve sağlık sektörlerinde de çok sayıda büyük Fransız şirketi Suudi pazarında faaliyet gösteriyor.

Suudi Arabistan, büyük ölçekli sermaye yatırımlarını destekleyen istikrarlı bir düzenleyici, ekonomik ve finansal ortam sunuyor. Açık kalkınma planları, yatırımcılara ekonominin izleyeceği yol ve gelecekteki beklentiler konusunda daha fazla öngörü sağlarken, güçlü ekonomik temeller uygulamaların sürdürülebilirliğini destekliyor.

Buna karşılık Vizyon 2030, ekonomik çeşitlendirmeyi uzun vadeli ulusal öncelik olarak pekiştiriyor. Ulusal Yatırım Stratejisi yatırımları teşvik etmeyi hedeflerken, sektörel stratejiler değer zincirlerinin tamamında yeni fırsatlar yaratıyor.

Düzenleyici reformlar yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratmaya ve yatırım ortamını güçlendirmeye devam ediyor. Güncellenen yatırım sistemi ise eşit muameleyi güvence altına alıyor ve yatırımcıların korunmasını güçlendiriyor. Bu kapsamda kamulaştırmaya karşı hukuki koruma ve sermayenin yurt dışına transferine yönelik mekanizmalar da bulunuyor.

Kredi notu

Riyad'ın, Standard & Poor's tarafından geçen mart ayında teyit edilen ve görünümü durağan olan A+ seviyesinde ülke kredi notu bulunuyor. Suudi Arabistan'ın toplam rezerv varlıkları ise Haziran 2026'da yaklaşık 421,5 milyar avroya ulaştı.

Suudi Arabistan, ekonomik ve ticari faaliyetlerin sürekliliğini destekleyen altyapı ve operasyonel kapasitelere onlarca yıldır yatırım yapıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), düşük kamu borcu, yüksek rezervler ve büyük ölçekli egemen varlık fonunu destekleyici unsurlar olarak gösterirken, sabit döviz kuru sistemini de parasal istikrarın güvenilir bir dayanağı olarak değerlendiriyor.

Fırsatlar yalnızca tekil projelerle sınırlı değil. Suudi Arabistan, birbirini tamamlayan ekonomik sektörleri genişletmeye, değer zincirleri boyunca artan talep oluşturmaya ve şirketlerin büyümesi için gerekli altyapı, finansman ve operasyonel ortamı geliştirmeye çalışıyor.

15'ten fazla sektörde belirli yatırım fırsatları bulunurken, Fransız şirketleri bu büyümeyi yönlendiren sektörlerin birçoğunda halihazırda güçlü bir varlığa sahip.

Suudi Sanayi Geliştirme Fonu, uygun projelerin maliyetlerinin yüzde 75'ine kadar finansman sağlarken, sanayi teşvikleri yüzde 35'e kadar çıkıyor. Özel ekonomik bölgeler stratejik sektörlere yönelik hedefli teşvikler sunuyor. Bölgesel merkez programı ise şirketlere bölgesel büyüme için bir üs sağlıyor.

Yapay zekâ

Suudi Arabistan, dijital altyapıya yaptığı büyük ölçekli yatırımlarla desteklenen bölgesel bir yapay zekâ ve teknoloji merkezi olma konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Ülke, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin 2025 Bilgi ve İletişim Teknolojileri Gelişim Endeksi'nde dünyada ilk sırada yer aldı.

Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının büyüklüğü, geçen yıl 2017'ye kıyasla yüzde 89 artarken, dijital ekonomi 2024'te gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 16'sını oluşturdu.

Suudi Arabistan, 2030'a kadar yapay zekâ altyapısında 3 gigavat'a varan kapasiteye ulaşmayı hedefliyor. Veri merkezi kapasitesi ise 440 megavata ulaştı. Bu kapasite, 2017'deki başlangıç seviyesine kıyasla yaklaşık altı kat artarken yatırımlar 3,85 milyar avroyu aştı.

Açıklanan yapay zekâ ortaklıklarının toplam değeri 19,7 milyar avroyu aşarken Oracle ve Google Cloud'un bulut bilişim bölgeleri faaliyete geçti. AWS ve Microsoft'un bulut bilişim bölgelerinin ise 2026 içinde faaliyete geçmesi bekleniyor.

Enerji

Enerji sektörü, Suudi Arabistan'daki Fransız varlığının en önemli dayanaklarından biri olmayı sürdürüyor ve daha geniş büyüme fırsatları sunuyor. Fransız şirketlerinin ülkedeki enerji projelerinin toplam değeri 16,3 milyar avroyu aşarken, Fransız şirketlerinin öncülük ettiği konsorsiyumlar toplam 11 gigavat kapasiteye sahip güneş enerjisi projelerinde yer alıyor.

Fırsatlar yenilenebilir enerji, enerji depolama, hidrojen ve elektrik şebekesi altyapısını kapsıyor.

Turizm sektöründe de Fransız şirketleri Suudi Arabistan'da güçlü bir varlığa sahip. Sektör hızlı bir büyüme kaydederken, ülke 2025'te yaklaşık 123 milyon ziyaretçi ağırladı ve turizm harcamaları yaklaşık 69,3 milyar avroya ulaştı. Riyad, 2030'a kadar yıllık 150 milyon ziyaretçi hedefliyor.

Bölgesel büyüme üssü

Bölgesel Merkezler Programı kapsamında 750'den fazla şirket Riyad'da bölgesel merkez kurdu. Bunların arasında sekiz sektörde faaliyet gösteren 39 Fransız şirketi de bulunuyor.

Program, uygun şirketlere 30 yıl boyunca kurumlar vergisi ve stopaj vergisinden muafiyet sağlıyor. Bu uygulama, Suudi Arabistan'da geniş operasyonel faaliyetleri bulunan Fransız şirketlerine bölgedeki faaliyetlerini yönetebilecekleri güçlü bir merkez sunuyor.