Suudi Arabistan ve Tuvalu enerji alanında iş birliğini geliştirmek istiyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4211041/suudi-arabistan-ve-tuvalu-enerji-alan%C4%B1nda-i%C5%9F-birli%C4%9Fini-geli%C5%9Ftirmek-istiyor
Suudi Arabistan ve Tuvalu enerji alanında iş birliğini geliştirmek istiyor
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Tuvalu Başbakanı Kausea Natano'yu kabul eti (SPA)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Tuvalu Başbakanı Kausea Natano ile iki ülke arasındaki enerji alanında işbirliğinin yanı sıra ikili ilişkileri geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.
Prens Abdulaziz hali hazırda Suudi Arabistan ziyareti yapan Tuvalu Başbakanı’nı dün başkent Riyad’da kabul etti. Görüşmede, Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimleriyle, Suudi Arabistan’ın çevreyi koruma ve iklim değişikliğinin etkilerini sınırlama çabaları masaya yatırıldı.
PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattıhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/suudi-arabistan/5320478-pif-tedarik-zincirlerini-finanse-etmek-%C3%BCzere-tawrid-program%C4%B1n%C4%B1
PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Suudi Arabistan Merkez Bankası’ndan mevzuat deney ortamı kapsamında faaliyetlerine başlama izni almasının ardından, Suudi Arabistan pazarındaki şirketlere yenilikçi bir dijital platform üzerinden tedarik zinciri finansmanına yönelik özel ürünler sunmak amacıyla Tawrid Finansman Çözümleri Şirketi’ni kurdu.
PIF tarafından yapılan açıklamaya göre Tawrid, yerel tedarik zincirlerinin verimliliğini artırmayı ve ulusal ekonominin çeşitlendirilmesini desteklemeyi hedefliyor. Şirket, PIF’ın 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında kısa süre önce açıklanan altı ekonomik ekosisteme yönelik finansal hizmetleri stratejik bir kolaylaştırıcı olarak konumlandırma yaklaşımıyla uyumlu faaliyet gösterecek.
Şirketin dijital platformu, alıcıları, tedarikçileri ve finansman kuruluşlarını birbirine bağlarken, onaylanmış faturalar kapsamındaki alacakların erken ödenmesi de dahil olmak üzere çeşitli finansman seçenekleri sunacak. Bu sayede başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere şirketlerin faaliyetlerini genişletmeleri, nakit akışlarını ve işletme sermayelerini daha etkin yönetmeleri mümkün olacak. Platform ayrıca Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren yerel bankaların tedarikçilere doğrudan erişmesine olanak tanıyarak ticaretin dijitalleşmesine ve piyasanın dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacak.
Bu kapsamda, PIF’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yatırımları bünyesindeki Finansal Kuruluşlar Sektörü Direktörü Sultan Al eş-Şeyh, Tawrid’in finansmana erişim imkanlarını ve nakit yönetimini iyileştirerek yerel tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağını belirtti. Eş-Şeyh, bunun yerel özel sektörün büyüme ve verimli çalışma kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.
Faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Tawrid, Suudi Arabistan’ın önde gelen banka ve şirketlerinden bazılarıyla bağlayıcı anlaşmalar imzaladı. Bu kapsamda Suudi Ulusal Bankası (SNB), Banque Saudi Fransi (BSF), Gulf International Bank-Suudi Arabistan’ın yanı sıra ROSHN Grubu ve Nesma & Partners yer aldı.
Şirketin kuruluşu, PIF’ın Suudi özel sektörünü güçlendirme ve özel sektörün fonun projeleri ile portföy şirketlerindeki katkısını artırma yönündeki çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bu adım, PIF’ın küresel ölçekte önde gelen yatırım aktörlerinden biri ve Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünün temel itici güçlerinden biri olma rolünü pekiştiriyor.
IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorlukhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/suudi-arabistan/5320476-ifad-ba%C5%9Fkan%C4%B1-%C5%9Farku%E2%80%99l-avsat%E2%80%99-konu%C5%9Ftu-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar-para-transferi
IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Göçmenlerin ailelerine gönderdiği paralar artık yalnızca geçim masraflarını karşılamaya yönelik havaleler olmaktan çıktı. Düşük ve orta gelirli birçok ülkede bu para akışları, krizler karşısında haneler için bir finansal güvenlik ağına, tasarruf ve yatırım kaynağına ve etkileri kırsal ekonomilere ve yerel piyasalara kadar uzanan bir kanala dönüştü.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu’nun (IFAD) yayımladığı son rapora göre, düşük ve orta gelirli ülkelere gönderilen işçi dövizleri 2025 yılında 728,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2016 yılına göre yüzde 94’lük artışa işaret ederken, söz konusu ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları geride bıraktı ve aynı yıl küresel ölçekte sağlanan resmi kalkınma yardımlarının dört katından fazlasına ulaştı.
Ancak bu para akışlarının büyüklüğü, ailelerin söz konusu kaynaklara erişiminin zorunlu olarak kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Bazı piyasalarda yaptırımların ve finansal uyum gerekliliklerinin sıkılaştırılması, para transferi kanallarını çifte bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Bir yandan finansal sistemin güvenliğini korumak, diğer yandan meşru para akışlarının ailelere mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlamak.
IFAD Başkanı Alvaro Lario, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının para transferleri ve finansal kapsayıcılık açısından yarattığı en önemli zorluğun, yaptırımlara ve kara para aklama ile terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin gerekliliklere uyarken, ‘yasal aile havaleleri için güvenli, düşük maliyetli ve şeffaf kanalları korumak’ olduğunu söyledi.
Lario, özellikle kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde denetlenen finansal kanallara erişimin öneminin arttığını belirterek, çok sayıda ailenin yurt dışında yaşayan yakınlarının gönderdiği paralara bağlı olduğunu ifade etti.
Yaptırımlar ve ‘risk azaltma’
Lario, yaptırımların para transferleri üzerindeki etkisinin ülkeye, yaptırımların niteliğine ve kullanılan finansal kanallara göre değiştiğini belirtti. Lario, endişenin yalnızca yaptırımlarla sınırlı olmadığını, finans kuruluşlarının düzenleyici, uyum ve itibar risklerine karşı verdikleri tepkilerin de etkili olduğunu ifade etti.
Kişisel para transferlerine izin verilen durumlarda dahi finans kuruluşlarının belirli ülkelerle bağlantılı işlemlerin gerçekleştirilmesi konusunda daha sıkı tutum sergileyebildiğini söyleyen Lario, muhabir bankacılık ilişkilerine yönelik kısıtlamaların ise para transferi şirketlerinin bankacılık hizmetlerini sürdürmesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.
Çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede, yurtdışından gelen para transferleri ailelerin ayakta kalabilmesi için hayati bir kaynak haline geldi. (IFAD)
Daha geniş kapsamlı bu olgu ‘riskten arındırma’ (de-risking) olarak adlandırılıyor. Bu durum, mevcut resmi para transferi kanallarının sayısının azalmasına, transfer maliyetlerinin ve bekleme sürelerinin artmasına ve dolayısıyla ailelerin paraya erişiminin zorlaşmasına yol açabiliyor.
Lario, bir başka olası sonuca da dikkat çekerek resmi kanalların aşırı derecede zor, pahalı veya erişilemez hale getirilmesinin bazı işlemleri gayriresmi kanallara yöneltebileceğini ve bunun da şeffaflık ile tüketicinin korunması düzeyini artırmak yerine azaltabileceğini belirtti.
Çatışma dönemlerinde bir güvenlik ağı
Bu kanalların önemi, bazı ülkelerin uzun süreli çatışmalar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğu Ortadoğu’da daha da öne çıkıyor.
Lario, çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede para transferlerinin ‘hanelerin dayanıklılığı açısından temel bir kaynak’ haline geldiğini belirtti. İş olanaklarının, kamu hizmetlerinin, sosyal koruma ağlarının ve yerel ekonomilerin sekteye uğradığı dönemlerde, yurt dışında yaşayan aile üyeleri genellikle ilk destek sağlayanlar arasında yer alıyor.
Para transferlerinin önemi yalnızca düzenli şekilde gerçekleşmelerinden kaynaklanmıyor. Bu kaynakların koşullara hızla uyum sağlayabilmesi de önem taşıyor. Göçmenler, ailelerinin ihtiyaçlarına göre para gönderme sıklığını veya miktarını artırabiliyor ya da değiştirebiliyor. Lario’ya göre bu durum, söz konusu paraları krizlere karşı ilk savunma hatlarından biri haline getiriyor.
Gönderilen paralar öncelikle gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Bununla birlikte ailelere tasarruf oluşturma, sigorta ve kredi hizmetlerine erişme ve yatırım yapma imkânı da sağlayabiliyor.
Lario’nun aktardığına göre, Dünya Bankası’nın Suriye’ye ilişkin bir analizinde uluslararası para transferlerinin alınmasının aşırı yoksulluk oranında 12 puanlık, genel yoksulluk oranında ise 8 puanlık düşüşle bağlantılı olduğu ortaya konuldu. Lübnan’da ise devam eden kriz nedeniyle para transferleri aileler açısından giderek daha önemli bir ekonomik güvenlik mekanizmasına dönüştü.
Ancak para gönderme imkânının bulunması tek başına yeterli değil. Ailelerin bu paraları alıp kullanabilmesini sağlayacak bir finansal altyapıya da ihtiyacı var. Bu durum, finansal altyapının zarar gördüğü, likidite ve nakit kaynaklarının azaldığı, yerinden edilmenin arttığı, insanların hareket kabiliyetinin gerilediği veya ödeme sistemlerinin aksadığı ve finansal hizmet sağlayıcılarının piyasadan çekildiği çatışma dönemlerinde daha da karmaşık hale geliyor.
1,1 milyar kişi para transferlerinden yararlanıyor
IFAD’ın verileri, bu para akışlarının arkasındaki sosyal ekonominin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre 220 milyon göçmen ve diaspora üyesi, yaklaşık 1,1 milyar yakınına maddi destek sağlıyor. Bu da dünyada yaklaşık her altı kişiden birinin para transferleriyle bağlantılı olduğu anlamına geliyor.
2016’dan bu yana para transferleri yüzde 94 artarken, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfus ve göç artışını geride bıraktı.
Bu kaynaklar yalnızca kentlere ulaşmıyor. Göçmenlerin ülkelerine gönderdiği her üç dolardan yaklaşık biri, yani yaklaşık 233 milyar dolar, resmi istihdam olanaklarının, finansal hizmetlerin ve altyapının çoğu zaman yetersiz olduğu kırsal bölgelere ulaşıyor.
IFAD, para transferlerinden yararlanan ailelerin her yıl yaklaşık 22 milyar doları kırsal tarım-gıda sistemlerine yatırdığını ve bunun tarımsal üretimi, kırsal işletmeleri ve istihdam olanaklarını desteklediğini tahmin ediyor.
Lario, bu kaynakların etkisinin ‘yararlanan ailelerin ötesine geçip’ yerel işletmelere, istihdama ve gıda sistemlerine uzandığını belirterek, para transferlerinin milyonlarca kırsal aile için tasarruf yapma, sigorta hizmetlerine erişme ve uygun koşullarda kredi kullanma yolunda başlangıç noktası oluşturabileceğini ifade etti.
Para transferleri dijitalleşiyor
Para transferlerinin hacmindeki artışla birlikte bu piyasanın yapısı da değişiyor. IFAD, günümüzde para transferlerinin yarısından fazlasının dijital bir kanal üzerinden başlatıldığını tahmin ediyor. Bu dönüşüm, gönderim maliyetlerinin düşürülmesine ve işlemlerin daha hızlı ve kolay hale gelmesine katkı sağladı.
Ancak dijital dönüşüm henüz tamamlanmış değil. 2025 yılında ölçüme dahil edilen hizmetlerin yalnızca yüzde 35’i hem gönderim hem de alım tarafında tamamen dijitaldi. Nakit ise birçok para transferi güzergâhında hâlâ yaygın bir yöntem olarak kullanılıyor.
Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı’nda Göçmenlik ve Pasaport Dairesi’nde bekleyen insanlar (Reuters)
Rapora göre bir sonraki aşama yalnızca dijitalleşmeyle sınırlı değil; ailelerin finansal sistemi daha geniş kapsamda kullanabilme kapasitesinin artırılması da önem taşıyor. Bu nedenle hükümetlere, düzenleyici kurumlara, finans kuruluşlarına ve kalkınma ortaklarına; para transferi maliyetlerini düşürme, şeffaflığı artırma, kırsal bölgelerdeki hizmetleri geliştirme, finansal ve dijital kapasiteyi güçlendirme ve tasarruf, sigorta, kredi ile yatırım olanaklarına erişimi genişletme çağrısı yapılıyor.
Asya başı çekiyor, Afrika ise hızla ilerliyor
Asya-Pasifik bölgesi, küresel para transferleri ekonomisinin merkezi olmayı sürdürüyor. Bölge, 384,9 milyar dolar para transferi alırken, bu rakam raporun son 10 yıllık dönemde ele aldığı toplam akışların yüzde 53’üne karşılık geliyor.
Latin Amerika ve Karayipler, son 10 yılda en hızlı büyümeyi kaydeden bölge oldu. Bölgeye gönderilen para transferleri yüzde 132 artarak 168,6 milyar dolara ulaşırken, Afrika’ya yönelik akışlar yüzde 86 artışla 124,2 milyar dolara yükseldi.
Bu rakamlar, ekonomilerin yurt dışında yaşayan vatandaşlarından gelen paralara bağımlılık düzeylerindeki büyük farklılıkları da ortaya koyuyor. 23 ülkede para transferleri gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10’undan fazlasını oluştururken, 9 ülkede bu transferlerin toplam değeri mal ve hizmet ihracatını aşıyor.
IFAD’a göre bu para akışlarının etkisini en üst düzeye çıkarmak, onları kamu yatırımlarının, sosyal korumanın veya iklim finansmanının alternatifi haline getirmek anlamına gelmiyor. Bunun yerine amaç, ailelerin kendilerine ulaşan paraları daha güvenli ve verimli şekilde kullanabilmelerini sağlayacak bir finansal ortam oluşturmak ve bu kaynakların bir bölümünü acil ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir araç olmaktan çıkararak tasarruf, yatırım ve dayanıklılık oluşturma aracı haline getirmek.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan: Suudi Arabistan uluslararası barış ve güvenliğin desteklenmesindeki rolünü sürdürüyorhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/suudi-arabistan/5320459-suudi-arabistan-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-faysal-bin-ferhan-suudi-arabistan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan: Suudi Arabistan uluslararası barış ve güvenliğin desteklenmesindeki rolünü sürdürüyor
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. dönemindeki üst düzey haftaya katılımının, uluslararası toplumla etkileşime girme yaklaşımının bir devamı olduğunu belirtti. Bakan Faysal bin Ferhan, Riyad'ın uluslararası barış ve güvenliğin desteklenmesindeki rolünü sürdürdüğünü, diyalog ve arabuluculuğu etkinleştirmeye ve ortak sorunlarla mücadeleye katkıda bulunmaya devam ettiğini söyledi.
Faysal bin Ferhan, “Güveni yeniden tesis etmek ve dönüşümü yönetmek... Herkesin beklentilerini karşılayan Birleşmiş Milletler” temasıyla düzenlenen Genel Kurul oturumlarını, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumların kuruluş amaçları doğrultusundaki ilkeleri yeniden teyit etmek için bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti.
Suudi Bakan, bu ilkelerin başında uluslararası kurumların güvenlik ve barışın tesis edilmesindeki rollerini yerine getirmesi, uluslararası hukuk ve teamüllerin güçlendirilmesi ve krizlerle mücadelede uluslararası işbirliğinin geliştirilmesinin geldiğini belirtti.
Bölgedeki mevcut gelişmeler ışığında Suudi Arabistan'ın uluslararası hukukun ilkelerine bağlı kalınması, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladığını kaydeden Faysal bin Ferhan, uluslararası su yollarında seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün güvence altına alınmasının da tüm ülkelerin güvenliğini korumak ve halkların beklentilerini karşılamak açısından önem taşıdığını söyledi.
Dışişleri Bakanı, Suudi Arabistan'ın bu yılki katılımında sürdürülebilir kalkınmaya da özel önem verdiğini belirtti. Bu kapsamda özellikle yapay zekâ teknolojilerine ve bunlardan sorumlu bir şekilde yararlanarak sektörlerin geliştirilmesi, verimliliklerinin artırılması ve inovasyonun desteklenmesi konularına odaklandıklarını ifade etti.
Faysal bin Ferhan, bunun halklara somut faydalar sağlayacak şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini belirterek, Suudi Arabistan'ın 2026'yı Yapay Zeka Yılı ilan ettiğine de dikkat çekti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة