Çin’in barış planı sadece Ukrayna ile mi ilgili?

Çin’in barış planı sadece Ukrayna ile mi ilgili?
TT

Çin’in barış planı sadece Ukrayna ile mi ilgili?

Çin’in barış planı sadece Ukrayna ile mi ilgili?

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Rusya-Ukrayna savaşının patlak vermesinin birinci yıldönümünde savaşı sona erdirmek için bir barış planı önermesi birçok gözlemciyi şaşırttı.
Çin, Rusya’ya verdiği destekten ‘geri adım atıyor’ gibi göründüğü 12 maddelik teklifinde düşmanlıkların durdurulması, tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve insani krizin çözülmesi çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın National Interest dergisinden aktardığı Kevin Brown imzalı analize göre, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Çin destekli herhangi bir acil barış anlaşmasının ‘rasyonel olmadığını’ belirterek, teklifi hızla reddetti.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise alaycı bir şekilde, Çin’in Ukrayna’daki yasadışı işgali kınayamaması nedeniyle çok az güvenilirliği olduğunu vurguladı.
Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Pekin’in tespitlerine ilgi duyduğunu belirterek , “Şi Cinping ile görüşmeyi planlıyorum ve bunun ülkelerimiz ve küresel güvenlik için faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.
Bu nedenle Şi, Pekin’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e verdiği desteğe rağmen, 12 maddelik barış önerisiyle Beyaz Saray’ın ‘mutlak zafer’ duruşunu alt etmeyi başardı.
Analize göre Pekin, Washington’u ‘büyük ülkeler arasındaki gerilimleri pervasızca tırmandırıyormuş’ gibi göstermek için, ABD’nin Ukrayna politikasından duyduğu hoşnutsuzluğu kullanmaya çalışıyor.
Çin’in barış planı, Rus işgalinin neden olduğu çeşitli küresel sorunlar göz önüne alındığında, gelişmekte olan Üçüncü Dünya Ülkeleri ve Avrupa Birliği (AB) tarafından da kabul görüyor.
Washington’un ‘liberal enternasyonal’ yaklaşımının reddi, Putin’in Ukrayna’ya yönelik saldırılarına karşı çekingen bir tavır sergileyen Afrika ve Latin Amerika ülkeleri gibi gelişmekte olan ülkelerdeki rejimlerle Çin’in ideolojik ilişkilerine yardımcı oluyor.
Çin’in barış planı, Pekin’in Soğuk Savaş sırasında bu ülkelerin liderleriyle olan ilişkileri nedeniyle Meksika, Brezilya ve Güney Afrika gibi popülist hükümetler tarafından da kabul görüyor.
Mao Zedong’un ölümünden sonra Pekin, ‘Üçüncü Dünya Ülkeleri’ ile ilişkilerinde ekonomik kalkınmaya öncelik vererek pragmatik hale geldi.
Putin’in savaşının korkunç küresel etkileri, Güney Afrika gibi ülkelerin Çin’in barış önerilerini desteklemesi için ekonomik teşvikler yarattı. 
Çatışmanın uluslararası emtia ticareti üzerindeki etkisi, gıda ve enerji fiyatlarının fırlamasına yol açarak Güney Afrika’nın hali hazırda durgun olan ekonomisi için riskler yarattı.
Çin’in Ukrayna önerisi, yaptırımları sona erdirme, tahıl ihracatını yeniden etkinleştirme ve güvenli tedarik zincirleri vaat ederek gelişmekte olan dünyanın ekonomik kaygılarına hitap ediyor. 
Hindistan ve Vietnam gibi Pekin ile gergin ilişkileri olan gelişmekte olan ekonomiler bile, Rusya ile sınırsız ticari ilişkilerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşılayacaktır.
AB’ye üye Fransa, Almanya ve İtalya gibi önemli devletler de, savaşa karşı Çin’in müzakere ettiği bir çözümü memnuniyetle karşılayabilir.
Emtia tedarik zincirlerindeki kesinti, gelişmekte olan ülkeler gibi, Moskova’nın işgalinden önce Rus petrolüne ve Ukrayna tarımına güvenen Avrupalı ​​tüketicilere de fazlasıyla zarar verdi.
Zelenskiy, Washington’un Ukrayna’ya verdiği uzun vadeli vaatlere şüpheyle bakıyor. 
Biden, düşük destek oranlarıyla çekişmeli 2024 başkanlık seçimlerine yönelik kampanyaya giriyor ve Ukrayna’ya yönelik sürekli yardıma şüpheyle bakan Cumhuriyetçi muhalefetle karşı karşıya.
Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi, Kiev’e giden dolarların daha fazla denetlenmesini istiyor. 
Seçmenler 2024’te bir Cumhuriyetçi başkan seçerse, Ukrayna’ya devam eden askeri yardım programları, Moskova ile gerilimi azaltmak için tarafsız bir tutum takınmak adına askıya alınabilir. 
Başlangıçta Rusya’nın işgaline karşı çıkan Çin, şu anda Putin rejimine yardım sözü verse bile kendisini Ukrayna krizinde aracı olarak konumlandırabilir.
Çin’in iki savaşan tarafla yakın ilişkileri olduğu düşünülürse, Şi bir barış anlaşmasına arabuluculuk yapabilir ve bu, Pekin’in yeni tip koronavirüs salgınının itibarına verdiği zararı telafi etmesine büyük ölçüde yardımcı olabilir.
Bu, Pekin’in uzun süredir devam eden ‘stratejik belirsizlik’ politikasının bir başka örneği olacak ve Çin Komünist Partisi liderliğinin uygun gördüğü şekilde küresel koşullara uyum sağlayacaktır. 
Çin’in Ukrayna için barış önerisi, Pekin’in Washington’ın ‘güvenilmezliğini’ vurgulama çabasıdır, çünkü ABD politikası, başkanın hangi partiye bağlı olduğuna bağlı olarak bir yönetimden diğerine farklılık gösterebilir.
Aynı zamanda Pekin, gelişmekte olan ve diğer devletler arasında çok kutuplu bir dünyaya yönelik ortak arzuyu tatmin edebilir.
Analize göre, Çin nihayetinde uluslararası zorluklara çözümler önererek sorumlu davranabileceğini göstermek istiyor. 
Pekin, Ukrayna’daki savaşı diplomasi yoluyla sona erdirmek için bir ‘ülkeler koalisyonu’ kurmaya çalıştığı izlenimi verirken, Washington’u ‘pervasız’ olarak resmetmeyi umuyor.
Buna karşılık, Biden yönetiminin Ukrayna’nın ‘koşulsuz zaferine’ verdiği destek, Şi’ye ABD’yi saldırgan olarak gösterme ve onu dünya sahnesinde tecrit etme fırsatı veriyor.



Avrupa Parlamentosu Ukrayna’ya silah yardımını arttırıyor

Ukrayna ordusu, 5 Şubat 2023’te Bahmut yakınlarında bir Alman ‘Howitzer 2000’den atış yaparken (Reuters)
Ukrayna ordusu, 5 Şubat 2023’te Bahmut yakınlarında bir Alman ‘Howitzer 2000’den atış yaparken (Reuters)
TT

Avrupa Parlamentosu Ukrayna’ya silah yardımını arttırıyor

Ukrayna ordusu, 5 Şubat 2023’te Bahmut yakınlarında bir Alman ‘Howitzer 2000’den atış yaparken (Reuters)
Ukrayna ordusu, 5 Şubat 2023’te Bahmut yakınlarında bir Alman ‘Howitzer 2000’den atış yaparken (Reuters)

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri dün (Perşembe), rezervleri yenilemek ve Ukrayna’ya teslimatı hızlandırmak amacıyla Avrupa Birliği’nde (AB) mühimmat üretimini artırmayı amaçlayan bir yasa tasarısını onayladı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız haber ajansı AFP’den aktardığı habere göre, söz konusu ‘mühimmat üretimini artırma yasası’ Brüksel’deki küçük genel kurul toplantısında büyük bir çoğunlukla (446’ya karşı 67 red ve 112 çekimser oyla) kabul edildi.

Avrupa Komisyonu, Mayıs ayı başlarında AB’de mühimmat üretim kapasitesini artırmak ve bunu yılda bir milyon füzeye yükseltmek için 500 milyon avro değerindeki bu planı sunmuştu. Bu bağlamda, sanayi yatırımlarının ortak finansmanının AB’deki fabrikalarının üretimini artırmalarına olanak sağlayacağı varsayılıyordu.  

AB Komisyonu İç Pazar ve Sanayiden Sorumlu Üyesi Thierry Breton, üye devletlerden sağlanan fonlarla, yatırım kapasitesinin bir milyar euroya çıkacağını söyledi.

Bu yasayı onaylamak için acil durum prosedürünü kullanmaya karar veren Avrupalı ​​milletvekillerinin şimdi üye devletler ile Temmuz ayındaki genel kurulda nihai oylama yapmak üzere bir anlaşmaya varmak üzere müzakerelere başlamaları bekleniyor.

Rumen Milletvekili Cristi Puiu “Bugünkü karar, birliğimizin güvenliği ve savunmasının yanı sıra Rusya’nın devam eden saldırganlığı karşısında, Ukrayna’ya verdiğimiz sarsılmaz destek kapsamında ileriye doğru atılmış önemli bir adımı temsil ediyor. Bu adım güvenlik sorunlarına yanıt verme yeteneğimizi geliştirecek” ifadelerini kullandı.


Macron ve Scholz, Kosova'daki seçimlerin tekrarlanmasını istedi

NATO öncülüğündeki uluslararası barış gücü KFOR (Kosova Force) 1999'dan bu yana ülkede görev yapıyor (Reuters)
NATO öncülüğündeki uluslararası barış gücü KFOR (Kosova Force) 1999'dan bu yana ülkede görev yapıyor (Reuters)
TT

Macron ve Scholz, Kosova'daki seçimlerin tekrarlanmasını istedi

NATO öncülüğündeki uluslararası barış gücü KFOR (Kosova Force) 1999'dan bu yana ülkede görev yapıyor (Reuters)
NATO öncülüğündeki uluslararası barış gücü KFOR (Kosova Force) 1999'dan bu yana ülkede görev yapıyor (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Kosova'nın kuzeyinde tansiyonun artmasına neden olan yerel seçimlerin tekrarlanmasını istedi.

Avrupalı liderler dün Moldova'da yapılan Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) zirvesinde, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'le bir araya geldi.

Zirve sonrası bir açıklama yapan Macron, "Taraflardan olabilecek en kısa süre içinde tartışmalı dört bölgede yeni seçim yapılmasını istedik" diye konuştu.

Macron, her iki liderin de gelecek hafta konuyla ilgili net bir yanıt vereceğini söyledi.

Nüfusunun büyük çoğunluğu etnik Arnavut olan Kosova'nın kuzey bölgelerinde yaşayan Sırplar büyük oranda Belgrad yönetiminin politikalarına sadakat gösteriyor.

Bu bağlamda, etnik Sırplar ülkenin kuzeyinde nisanda yapılan yerel seçimleri boykot etmiş ve bu bölgelerde seçime katılım oranı yüzde 3,5'a kadar düşmüştü. Ancak buna rağmen seçimi kazanan Arnavut adayların belediyelerdeki görevlerine başlama çabası, bölgede tansiyonun artmasına neden olmuş ve Sırp göstericilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar çıkmıştı.

Bölgede yaşayan Sırpların önemli bölümü hem belediye başkanlarının hem de Kosova polisinin bölgeden çıkmasını istiyor.

Kosova yasaları yeniden seçime olanak tanıyor

Yaşanan gelişmelerin ardından ABD ve AB taraflara tansiyonu düşürme çağrısı yaparken, Fransa ve Almanya liderleriyse AST zirvesinde Osmani ve Vucic'i aynı masaya oturtmayı başardı.

Zirvenin ardından konuyla ilgili bir açıklama yapan Kosova lideri Osmani, bölgedeki seçmenlerin yüzde 20'sinin yasal süreç başlatması halinde seçimlerin tekrarlanabileceğini söyledi.

Osmani, "Bu çok demokratik bir süreç. Yurttaşlarımıza yeni seçim isteyip istemediklerine karar vermeleri için izin veriyoruz. Bu şekilde problemsiz ilerleyebileceğimize inanıyorum ancak onların tarafından da katılım olmalı" ifadelerini kullandı.

Kosova lideri, "Vucic'ten müdahale etmemesini ve yurttaşlarını üzerinde seçime katılmamaları için baskı kurmamasını istedik ancak bir yanıt alamadık. Yurttaşların Kosova'da anayasayla garanti altına alınan haklarını kullanacaklarını umuyorum" diye konuştu.

Independent Türkçe, AFP, Reuters


Macron: Bu aşamada Putin ile anlamlı bir görüşme yapmanın imkanı yok

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda), Kremlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kabul ederken (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda), Kremlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kabul ederken (AP)
TT

Macron: Bu aşamada Putin ile anlamlı bir görüşme yapmanın imkanı yok

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda), Kremlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kabul ederken (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda), Kremlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kabul ederken (AP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile bu aşamada ‘anlamlı bir görüşme yapmanın imkanı olmadığını’ söyledi. Macron, gelecekte bir görüşme yapmanın imkansız olmadığını da belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupa Siyasi Topluluğu’nun ikinci toplantısının düzenlediği Moldova’nın Bulboaca kentindeki zirvenin ardından yapılan basın toplantısında, “Bugün, anlamlı bir görüşme yapmanın imkanı yok” dedi.

Rusya’nın Ukrayna işgal denemesine başladığı ilk aşamalarda Putin ile teması sürdüren birkaç Batılı liderden biri olan Fransa Cumhurbaşkanı, “Bir fırsat ortaya çıkarsa, içeriğe de bağlı olarak, görüşme ihtimalini göz ardı etmiyorum” dedi.

Macron “Sivil nükleer meseleler ve Zaporijya tesisi güvenliği ya da ilerleme kaydedilir, atılımlar buna imkan oluşturur ve görüşme yapmak gerekirse, tereddüt etmeden yaparım” ifadelerini sözlerine ekledi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz geçen hafta cuma günü, ‘uygun bir zamanda’ Putin ile Ukrayna konusunda yeniden temas kurma isteğini dile getirdi.

Macron, Temmuz ayında yapılacak NATO zirvesinde Ukrayna’ya ‘daha güçlü, somut ve çok daha net’ güvenlik garantileri verilmesi gerektiğini vurguladı. Bunun ‘mevcut bağlamda Rusya’ya açık bir mesaj’ göndereceğini belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı, Ukrayna’nın NATO üyeliği talebiyle ilgili ‘olasılıkların’ tanımlanması gerektiğini vurgularken, Rusya’nın başlattığı savaş nedeniyle ‘Tam üyeliğin hemen mümkün olmadığını’ da dile getirdi.


İsviçreli milletvekilleri, İsviçre silahlarının Ukrayna’ya gönderilmesine izin vermeyi reddetti

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset, Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile Moldova’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde bir araya geldi (EPA)
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset, Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile Moldova’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde bir araya geldi (EPA)
TT

İsviçreli milletvekilleri, İsviçre silahlarının Ukrayna’ya gönderilmesine izin vermeyi reddetti

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset, Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile Moldova’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde bir araya geldi (EPA)
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset, Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile Moldova’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde bir araya geldi (EPA)

İsviçre’nin alt meclisi, İsviçre yapımı silahların Ukrayna’ya gönderilmesine izin verecek bir yasa tasarısına karşı oy kullandı.

Parlamentodaki oylama, İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset’in, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Moldova’daki Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nde bir araya gelmesi ve iki liderin askeri teçhizat ihracatı konusunu ele almasının ardından gerçekleşti.

Bern’deki Ulusal Konsey, bir komite tarafından sunulan yasa tasarısına karşı 98’e karşı 75 oy kullandı.

Ulusal Konsey’deki en büyük blok olan sağcı popülist İsviçre Halk Partisi’nden milletvekili Jean-Luc Addor, “Bu girişimi kabul etmek, tarafsızlığı ihlal etmek anlamına gelir” dedi.

8,8 milyonluk nüfusu ve denize çıkışı olmayan İsviçre, uzun süredir askeri çatışmalarda tarafsızlık ilkesini benimsiyor ve halen erkekler için zorunlu askerlik hizmetini benimsiyor.

İsviçre’nin tarafsızlık geleneği, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinden bu yana hararetle tartışılıyor.

Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan varlıklı ülke, Moskova’ya yönelik yaptırımlarda AB liderliğini takip ederken, askeri tarafsızlık konusunda henüz bir esneklik göstermiş değil.

Kiev ve müttefiklerinden gelen baskıya rağmen, İsviçre şimdiye kadar İsviçre yapımı silahlara sahip ülkelerin, bunları Ukrayna’ya yeniden ihraç etmesine izin vermeyi reddetti.

Bugüne kadar, Almanya, İspanya ve Danimarka gibi ülkelerden gelen açık talepleri, alıcı ülkenin uluslararası bir silahlı çatışmada olması durumunda tüm yeniden ihracatı yasaklayan Savaş Malzemesi Yasası’na işaret ederek reddetti.

Moldova’daki zirvede Kiev ve Kişinev, Rus saldırganlığına karşı daha fazla destek için Avrupalı ​​liderlere baskı yaptı.

İsviçre Konfederasyonu Başkanı Alain Berset, Zelenskiy ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Zelensky ile sahadaki durum, İsviçre’nin insani yardımı ve yeniden yapılanma hakkında verimli bir görüşme gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

İsviçre devlet televizyonu görüşmenin 25 dakika sürdüğünü bildirdi.

Berset, İsviçre televizyonuna yaptığı açıklamada, Zelenskiy ile varlıkların dondurulması, İsviçre’nin mayın temizleme konusundaki rolü ve ülkenin yeniden silah ihracatı konusundaki konumunu görüştüğünü söyledi.

İsviçre Konfederasyonu Başkanı ayrıca, “İsviçre’nin pozisyonu ve rolünün Ukraynalılar tarafından çok iyi anlaşıldığına inanıyorum. Yasalarımızı uyguluyoruz. Başından beri yaşananlara kayıtsız kalmadığımızı ve Ukrayna’nın yanında olmakta kararlıyız. Bugün en önemli şey birlik olmamız ve Ukrayna’nın doğusunda olanlara müsamaha göstermememizdir” ifadelerini kullandı.


Avrupalı liderler Moldova'da toplandı

Avrupalı ​​liderlerin buluştuğu Bulboaca'daki Mimi Kalesi (EPA)
Avrupalı ​​liderlerin buluştuğu Bulboaca'daki Mimi Kalesi (EPA)
TT

Avrupalı liderler Moldova'da toplandı

Avrupalı ​​liderlerin buluştuğu Bulboaca'daki Mimi Kalesi (EPA)
Avrupalı ​​liderlerin buluştuğu Bulboaca'daki Mimi Kalesi (EPA)

Avrupa'dan 50'ye yakın lider, Avrupa Siyasi Topluluğu'nun (AST) ikinci toplantısı için Moldova'da bir araya geldi.

Başkent Kişinev'e yaklaşık 40 kilometre mesafedeki tarihi Mimi Kalesi'ndeki AST Zirvesi'ne Rusya ve Belarus dışında Avrupa kıtasında bulunan 47 ülke ve Avrupa Birliği (AB) kurumlarının liderleri davet edildi.

AST Zirvesi'ne Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de geldi. Daha önce katılımı resmen duyurulmayan Ukrayna liderini, komşu ve ev sahibi ülke Moldova'nın Cumhurbaşkanı Maia Sandu karşıladı.

Rusya'nın Ukrayna'ya Şubat 2022'de başlayan saldırısından sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un önerisiyle hayata geçirilen AST'nin ilk toplantısı, geçen yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını yürüten Çekya'nın başkenti Prag'da 6 Ekim 2022'de yapılmıştı. O zirvede ikinci toplantının Moldova'da yapılması kararlaştırıldı.

Rusya'ya "kuvvetli mesaj"

AST'nin ikinci toplantısının 2,6 milyon nüfuslu Moldova yapılması, AB ve Batılı ülkelerden Moskova'ya verilen "kuvvetli bir birliktelik mesajı" olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna'dan sonra Rusya'nın sıradaki hedefinin Moldova olacağı yorumlarını hatırlatan AB yetkilileri, Avrupa'nın AB yanlısı Moldova hükümetinin arkasında durduğunu göstermek istediğini vurguluyor.

Moldova, AB sürecini hızlandırmak istiyor

AB, geçen yıl, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının başlamasından yaklaşık 3 ay sonra Ukrayna ve Moldova'ya aynı anda "aday ülke" statüsü verdi. Zirve sırasında da AB'nin Moldova'ya güçlü desteğini vurgulaması bekleniyor.

Zirveden bir gün önce Moldova'ya gelen ve AB'nin bu ülkedeki ortaklık misyonunun açılışını yapan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 50'ye yakın devlet ve hükümet başkanının Kişinev'e gelmesinin Kremlin'e yönelik "çok güçlü bir mesaj" olduğunu vurguladı.

Von der Leyen, "Moldova, Avrupa'nın kalbindedir. Moldova, Avrupa'dır." dedi.

Zirve sırasında Moldova hükümeti de AB üyelik sürecinin hızlandırılması, normalde uzun yıllar alacak üyeliğin bir an önce verilmesi için başta Almanya ve Fransa olmak üzere üye ülkelerin ve AB yönetiminin liderlerini iknaya çalışacak.

Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, toplantı öncesinde, ikili görüşmelerinde ülkesinin AB üyeliğini gündeme getireceğini, 2030'a kadar üye olmak istediklerini açıkladı.

Azerbaycan-Ermenistan ve Kosova da gündemde

AST, liderlerin fikir alışverişi yapmaları, çözüm bekleyen konuları değerlendirmeleri beklenen bir platform olarak düşünülüyor.

Liderler, bu çerçevede Moldova'daki zirvede, çok sayıda ikili ve çoklu görüşme yapacak. Bunlardan biri de Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışa varılması amacıyla yürütülen çabalar kapsamında gerçekleşecek.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, AB Konseyi Başkanı Charles Michel'in girişimiyle yürüttükleri müzakerelere Moldova'da devam edecek.

Üç liderin görüşmesine bu kez Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da katılacak.

Zirve sırasında son günlerde gerginliğin yeniden yükseldiği Kosova'daki durum da gündemde. Kosova Başbakanı Albin Kurti ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, AST toplantısına katılan liderler arasında yer alıyor. İki liderin katılımı, konuyu görüşmek için liderler açısından fırsat olarak görülüyor.

Ayrıca zirve sırasında liderler arasında yuvarlak masa toplantıları yapılacak. Liderlerin 4 grup halinde katılacağı toplantılar, güvenlik, enerji ve ulaştırma ana başlıklarında düzenlendi.

Güvenlik için NATO uçakları havada

Zirve nedeniyle Kişinev'de geniş güvenlik önlemleri de alındı. Hava sahası uçuşa kapatılırken, AWACS olarak bilinen NATO'ya bağlı havadan erken ihbar uçakları, güvenliğe katkı sağlamak üzere müttefik hava sahasında görev yapıyor.

Ayrıca güvenlik güçleri, şehrin ana caddelerini tutarken, bazı yollar trafiğe kapatıldı. Gazeteciler, şehrin 40 kilometre dışındaki zirvenin yapıldığı Mimi Kalesi'nin bulunduğu Bulboaca bölgesine trenlerle taşındı. Güvenlik nedeniyle bölgeye alternatif ulaşım imkanı sağlanmadı. Yaklaşık 50 ülkeden gelen gazeteciler, 1 saat süren tren yolculuğunun ardından bölgeye ulaştı.


Macron, Putin'in NATO'yu 'elektroşokla' uyandırdığını söyledi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Bratislava'da düzenlenen bir forumda (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Bratislava'da düzenlenen bir forumda (AFP)
TT

Macron, Putin'in NATO'yu 'elektroşokla' uyandırdığını söyledi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Bratislava'da düzenlenen bir forumda (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Bratislava'da düzenlenen bir forumda (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, daha önce "beyin ölümünün gerçekleştiğini" söylediği NATO'yu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in uyandırdığını savundu.

Macron, Slovakya'nın başkenti Bratislava'da gerçekleştirilen Globsec Güvenlik Konferansı'nda yaptığı açıklamada, bir yanda Batı Avrupa ve diğer yanda Doğu Avrupa'nın olmadığı, tek bir Avrupa'nın olduğu değerlendirmesini yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı, Avrupa'nın Rusya'ya karşı özellikle enerji alanındaki bağımlılığının devam ettiğini kaydetti.

"NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiği" yönünde 2019'daki açıklamasını anımsatan Macron, Putin'in NATO'yu "elektroşokla" uyandırdığını ifade etti.

Macron, Rusya'ya karşı savaşında etkili karşı saldırı yürütebilmesi için Ukrayna'ya yardım edilmesi gerektiğini belirtti.

Emmanuel Macron, "Rusya, Avrupa'yı istikrarsızlaştırmayı istemekte ısrar ederse, bunun jeopolitik bedelini ödemeye hazır olmalı." dedi.

Macron, Ukrayna'ya güvenilir ve somut güvenlik garantileri sunulmasından yana olduğunu vurguladı.

Avrupa'nın güvenliği ve istikrarının Amerikalı seçmenlerin tercihlerine bırakılamayacağını kaydeden Macron, NATO bünyesinde bir Avrupa savunma kolunun kurulması gerektiğini savundu.

Macron, Avrupa'nın askeri alanda daha fazla egemen olmasını istediğini dile getirerek, Avrupa'nın kendi güvenliğini ve komşuluk meselelerini kendi başına halletmesi gereğine işaret etti.

Fransa Cumhurbaşkanı, Batı Balkanlar, Moldova ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne dahil olması gerektiğini söyledi.


AB'nin en yüksek tütün vergisini uygulayan Fransa, kaçak sigaraya savaş açtı

Fransa'daki kanunlara göre kaçak tütün mamulü satın aldığı tespit edilenlere 135 euro ceza uygulanıyor (Unsplash)
Fransa'daki kanunlara göre kaçak tütün mamulü satın aldığı tespit edilenlere 135 euro ceza uygulanıyor (Unsplash)
TT

AB'nin en yüksek tütün vergisini uygulayan Fransa, kaçak sigaraya savaş açtı

Fransa'daki kanunlara göre kaçak tütün mamulü satın aldığı tespit edilenlere 135 euro ceza uygulanıyor (Unsplash)
Fransa'daki kanunlara göre kaçak tütün mamulü satın aldığı tespit edilenlere 135 euro ceza uygulanıyor (Unsplash)

Avrupa Birliği'nde (AB) tütün mamullerine en yüksek vergiyi uygulayan Fransa, son dönemde artan kaçak sigara üretiminin önüne geçmeye çalışıyor.

Fransa'da pandemiden beri artan kaçak sigara üretimi ve satışı, hükümet yetkililerini harekete geçirdi. 

Mali denetim ve vergi alanlarında danışmanlık hizmeti sağlayan KPMG'nin haziranda yayımladığı araştırmada, 2021'de Fransa'da satılan sigaraların üçte birinin kaçak olduğu tespit edildi.

Fransız güvenlik güçleri, geçen yılın ilk 10 ayında 600 ton kaçak sigaraya el koydu. Bu rakam, 2020'ye kıyasla iki kattan daha fazla bir artışa tekabül ediyor. 

Özellikle başkent Paris'in kuzeydoğusunda yer alan Pantin komününde kaçak sigara çatışı dikkat çekici. 

Banliyö sakinleri martta 1500 kişinin imza attığı bir dilekçeyle kaçak sigaraya karşı protesto düzenlemiş ve yönetimden satışları engellemesini istemişti. 

Komündeki polis sayısı bu tarihten beri artırılırken, güvenlik güçleri banliyöde 2021-2022'de 495 kaçak sigara satıcısını yakaladı. 

Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'a konuşan Pantin'in sosyalist belediye başkanı Bertrand Kern, kaçak sigaraların sağlığa çok daha zararlı olduğuna işaret ederken, "Normalde paketi neredeyse 11 euroya satılan sigaraları 5-6 euroya bulunca insanlar işin sağlık kısmına pek dikkat etmiyor" dedi.

Europol, Normandiya bölgesindeki Rouen'de terk edilmiş bir binaya ocakta düzenlediği baskında, dakikada 250 kaçak sigara üreten bir makinaya el koymuştu. Binada, 21 ila 55 yaşlarında Moldova ve Yunan uyruklu 9 kişi de yakalanmıştı.

Baskında, yaklaşık 19,4 milyon adet sigara, 15 ton kesilmiş tütün ve 50 tonluk paketleme malzemesi ele geçirilmişti. El konan ürünlerinin değerinin 17 milyon euro olduğu bildirilmişti. 

Europol'ün Avrupa Mali ve Ekonomik Suçlar Merkezi biriminden Sebastian Bley, kaçak sigara üretim fabrikası kurmanın bir suç çetesine yaklaşık 1 milyon euroya mal olabileceğini belirtti. 

Bley, özellikle sigara fiyatlarının yüksek olduğu ülkelerde kaçak sigara üretiminin son yıllarda arttığına dikkat çekerek, 2021'de Europol'ün AB'de kaçak sigara üreten 74 fabrika tespit ettiğini, bu rakamın 2018'de 47 olduğunu söyledi. 

Tütüncüler Federasyonu'nun Île-de-France, Oise ve Seine-Maritime bölgelerinde başkanlığını yapan Philippe Alauze, suç örgütlerinin mafyalaşarak kendilerine ait bölgeler belirleyip, buralarda kaçak satışlar yaptığını ifade etti.

Ülkede bir paket sigaranın yüzde 84,2'si vergiden oluşuyor.

Independent Türkçe, Guardian, Europol


Kosova’nın kuzeyinde gerginlik devam ediyor

Zveçan’daki Sırp protestocular (AFP)
Zveçan’daki Sırp protestocular (AFP)
TT

Kosova’nın kuzeyinde gerginlik devam ediyor

Zveçan’daki Sırp protestocular (AFP)
Zveçan’daki Sırp protestocular (AFP)

Yüzlerce Sırp’ın bu hafta başlarında NATO liderliğindeki barış güçleri (KFOR) ile çatıştıktan sonra bugün belediye binasının önünde yeniden toplanmasıyla, Kosova’nın kuzeyinde tansiyon yine yükseldi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, KFOR askerleri Zveçan’daki belediye binasının etrafında çember oluşturdu ve ek olarak çevreyi metal bir çit ve dikenli tel ile güvenlik altına aldı.

Kosova’nın Sırp azınlığı, Nisan ayında kuzeydeki yerel seçimleri boykot ederek, yüzde 3,5’in altındaki küçük bir katılım oranına rağmen, Arnavutların yerel meclislerin kontrolünü ele geçirmesine izin verdi.

Pek çok Sırp, kendilerini gerçekten temsil etmediğine inandıkları Kosova Özel Polisi ve Arnavut belediye başkanlarının çekilmesi çağrısında bulunuyor.

Bugün toplanan göstericiler, belediye binasından Zveçan merkezine kadar uzanan iki yüz metrelik dev bir Sırp bayrağını dalgalandırdı.

NATO tarafından dün yapılan açıklamada, Sırp protestocularla çıkan çatışmalarda 30 barış gücü askerinin yaralanmasının ardından, Kosova’nın kuzeyinde daha fazla kuvvet konuşlandırılacağı bilgisi verildi.

FOTO: Sırplar Zveçan’da dev bir Sırp bayrağı taşıyor (AFP)
Sırplar Zveçan’da dev bir Sırp bayrağı taşıyor (AFP)

NATO liderliğindeki barış güçleri, Pazartesi günü kalabalığı dağıtmak amacıyla kalkanlar ve coplar kullandı, ancak taş, şişe ve molotof kokteyli yağmuru ile karşılaştılar.

KFOR’a göre Pazartesi günkü çatışmalarda 11’i İtalyan ve 19’u Macar olmak üzere toplam 30 barış gücü askeri yaralandı.

3’ü ağır olmak üzere 52 protestocu yaralandı, 5 Sırp da çatışmalara katıldıkları için gözaltına alındı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ülkesinin müttefiki olan Kosova’yı eleştirerek, Başbakan Albin Kurti hükümetini, Arnavut belediye başkanlarını atayarak, ‘gerginliği gereksiz yere tırmandırmakla’ suçladı.

ABD, Kosova’nın devam eden askeri tatbikatlara katılımını da askıya aldı.

Kosova, 1999’da ABD önderliğindeki NATO askeri müdahalesinin Sırp güçleri ile Arnavut gerillaları arasındaki şiddetli savaşı etkili bir şekilde sona erdirmesinin ardından Belgrad’dan bağımsızlığını ilan etti.

Sırbistan -kilit müttefikleri Çin ve Rusya ile birlikte- bu adımı hala tanımayarak Priştine’nin Birleşmiş Milletler’de (BM) sandalye sahibi olmasını engelliyor.

Kosova’da ağırlıklı olarak Arnavutlar yaşıyor, ancak nüfusun yaklaşık yüzde 60’sını oluşturan Sırplar büyük ölçüde Belgrad’a sadık kalıyor.


Kosova Başbakan Yardımcısı Bislimi: Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor

Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
TT

Kosova Başbakan Yardımcısı Bislimi: Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor

Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)
Sert çatışmaların yaşandığı protestolarda henüz can kaybı yok (Reuters)

Kosova'da Sırp protestocuların, polis ve NATO birlikleriyle çatıştığı gösterilerin yankıları sürüyor.

Kosova'nın kuzeyinde yer alan ve Sırpların çoğunlukta olduğu İzveçan'da pazartesi günü yaşanan eylemlerde, polis ve NATO barış gücü birlikleri (KFOR) Sırp göstericilere karşı biber gazı ve ses bombası kullandı. 

KFOR ise eylemlere müdahale sırasında aralarında İtalyan ve Macar askerlerin yer aldığı 30 kişinin yaralandığını açıkladı. 

Belediye seçimlerine tepki

Protestolar, geçen ay Kosova'nın kuzeyindeki 4 belediyede yapılan tartışmalı yerel seçimlerin ardından patlak verdi. Bölgenin ağırlıklı nüfusunu oluşturan Sırpların boykot kararına rağmen düzenlenen seçimlerde katılım yüzde 4'ün altına kadar düşmüş, belediyeleri Arnavutlar kazanmıştı.

Geçen cuma günüyse yeni seçilen Arnavut belediye başkanları, Kosova polisinin de yardımıyla görevi devralmak üzere belediye binalarına girdi. Sırplar, yeni belediye başkanlarının görevi devralmalarına engel olmaya çalışsalar da Kosova polisinin müdahalesiyle karşı karşıya kaldı.

Bunun üzerine Sırplar, pazartesi günü bölgedeki belediye binalarının önünde toplanarak yeni gösteriler düzenledi. Şiddetli gösterilerde Sırp eylemciler, KFOR ve Kosova polisiyle çatıştı. 

"Protestolar Belgrad'dan yönetiliyor"

Kosova'nın Avrupa Entegrasyonu, Kalkınma ve Diyalogdan Sorumlu Birinci Başbakan Yardımcısı Besnik Bislimi, Independent Türkçe'ye yolladığı açıklamasında gösterilerin belediye seçimleriyle ilgisi olmadığını savunarak, eylemlerin Sırbistan'ın talimatıyla ve Kosova'daki Sırp Listesi partisi tarafından organize edildiğini ileri sürdü.

Bilsimi, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 

KFOR'a, Kosova polisine ve gazetecilere karşı kullanılan şiddet, bunun bir yurttaş protestosu olmadığını kanıtlamıştır. Sırp Listesi aracılığıyla Belgrad'dan yönlendirilen bu saldırı, holiganlardan ve çeşitli suç unsurlarından gelen bir saldırıdır. Protesto onlar tarafından, tam da kendi kötücül hedefleri ve amaçları doğrultusunda suiistimal edilmiştir.

 "Yurttaşlar kendilerine hizmet eden, talep ve ihtiyaçlarına cevap veren belediye başkanları istiyor. Huzur ve sükunet, istikrar ve daha iyi bir yaşam istiyorlar" diyen Bilsimi, bölgedeki durumun normale dönmesi gerektiğini söyledi.

Kosova Başbakanı Albin Kurti liderliğindeki Kendin Karar Al Hareketi'nden Arnavut milletvekili Armend Muja da gösterilerin belediye seçimleriyle ilgili olmadığını savunarak, Sırpların çoğunlukta olduğu kuzey bölgelerinde "yasadışı yapılanmaların" oluşturulduğunu öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamadaysa Batı'nın eylemlerden Sırpları sorumlu tutarak bir propaganda yürüttüğü savunuldu. 

Düzenlenen belediye seçimlerinin meşru sayılamayacağının öne sürüldüğü açıklamada, protestoya katılan Sırpların "meşru hak ve özgürlüklerini barışçıl şekilde savunmaya çalıştığı" iddia edildi. 

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic de çatışmalardan Arnavut yönetimini sorumlu tutarak, "Kurti bölgeyi kan gölüne çevirmeye çalışıyor" dedi.

Vucic, Kurti yönetiminin Sırplarla NATO arasında çatışma çıkarmaya çalıştığını savunarak, 50'den fazla Sırp'ın gösterilerde yaralandığını söyledi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek, KFOR'a takviye için 700 askerin daha bölgeye gönderileceğini duyurdu. 

Sırbistan - Kosova sorunu

Kosova, 2008'de tek taraflı olarak Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan etmişti. Sırbistan ise ülkenin bağımsızlığını tanımayarak Kosova'nın kendi topraklarına ait olduğunu savunuyor.

Sırbistan - Kosova gerginliğinde NATO da kilit bir rol oynamıştı. Sırp güçleriyle bağımsızlık yanlısı Kosova Kurtuluş Ordusu arasında 1998'de başlayan çatışmalar, 1999'da NATO'nun 78 gün süren operasyonuyla son bulmuştu.

Şubatta bağımsızlığının 14. yılını kutlayan Kosova, şu ana dek Türkiye, ABD, İsrail ve birçok Avrupa Birliği ülkesi tarafından tanınırken, Rusya, Çin, Yunanistan, Ermenistan ve Bosna Hersek gibi ülkelerse bunu reddediyor.  

Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda 2011'de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci, ilişkilerin normalleşmesini ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanımasını amaçlıyor.

Independent Türkçe, CNN, Moscow Times, BBC


Belçika Savcılığı, Brüksel intihar saldırılarındaki ‘şapkalı adamın’ suçlu bulunmasını talep ediyor

Muhammed Abrini ve diğerlerinin 2016 Brüksel saldırılarıyla ilgili yargılanma anlarını gösteren bir çizim (AP)
Muhammed Abrini ve diğerlerinin 2016 Brüksel saldırılarıyla ilgili yargılanma anlarını gösteren bir çizim (AP)
TT

Belçika Savcılığı, Brüksel intihar saldırılarındaki ‘şapkalı adamın’ suçlu bulunmasını talep ediyor

Muhammed Abrini ve diğerlerinin 2016 Brüksel saldırılarıyla ilgili yargılanma anlarını gösteren bir çizim (AP)
Muhammed Abrini ve diğerlerinin 2016 Brüksel saldırılarıyla ilgili yargılanma anlarını gösteren bir çizim (AP)

Belçika Savcılığı, Muhammed Abrini’nin Mart 2016’da Brüksel’de 32 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan ‘intihar saldırılarının’ suç ortağı olarak suçlu bulunmasını talep etti.

Aralık ayından bu yana Muhammed Abrini ve çocukluk arkadaşı Salah Abdusselam da dahil olmak üzere dokuz zanlı yargılanıyor. Şüphelilerden Usame Attar’ın Suriye’de öldürüldüğü varsayıldığı için gıyabında yargılanıyor.

Attar ve Abrini davaları üzerinden yürüyen duruşmalara başlayan federal savcılar, Brüksel Ceza Mahkemesi’nden Fas asıllı iki Belçikalının 22 Mart 2016’daki saldırıların ‘suç ortağı’ olarak cezalandırılmasını talep ettiler.

13 Kasım 2016’da Fransa’da aynı hücre tarafından gerçekleştirilen saldırılarda olduğu gibi Atar’ın Suriye’den grubu yöneten ‘lider’ olduğunu ve Abrini’nin ‘ilk andan itibaren aktif bir üye olduğunu’ söylediler.

Savcı Bernard Michel, Abrini’nin ‘patlayıcıların hazırlanması ve hedeflerle ilgili tartışmalarla yakından ilişkili olduğunu ve yardımı olmadan bu suçun işlenemeyeceğini’ söyledi.

38 yaşındaki genç ‘radikal’ olarak tanımlandı ve saldırıları uluslararası koalisyonun Irak ve Suriye’yi bombalamasının ardından ‘Allah’ın verdiği bir ceza’ olarak nitelendirdiği yazıların arkasındaki kişi olduğu ifade edildi.

22 Mart 2016 sabahı Brüksel’deki Zaventem Havalimanı’nda iki kişi, bir saat sonra da Belçika’nın başkentindeki bir metro istasyonunda bir kişi kendini havaya uçurmuştu. Bunun sonucunda 32 kişi yaşamını yitirirken yüzlerce kişi yaralanmıştı. Saldırıları DEAŞ üstlenmişti.

Brüksel bombalamalarıyla ilgili davada Abrini, diğer intihar bombacılarıyla birlikte bir bagaj arabasını iterken havalimanı kameralarına takılan ‘şapkalı adam’ olarak biliniyor.

Savcı Bernard Michel, “Ya korkaklıktan ya da hayatta kalma içgüdüsünden kendisini havaya uçurmaktan vazgeçti, ancak saldırılardan da vazgeçmedi” ifadelerini kullandı. Savcı “Diğerleriyle birlikte (o sabah) taksiye bindiğinde, eylemin ancak ölümlerle sonuçlanabileceğini biliyordu” diye ekledi.

Muhammed Abrini ve diğer sekiz sanık müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya.

Suçlu bulunması halinde cezası, Haziran 2022’de Paris’te verilen cezasına eklenecek. Söz konusu tarihte 13 Kasım saldırılarındaki rolü sebebiyle müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.