Mısır’da yaygınlaşan sözlü boşanmaya karşı yasal önlemler alınıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kadınlar Günü’nde boşanmanın belgelenmesi çağrısında bulundu (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kadınlar Günü’nde boşanmanın belgelenmesi çağrısında bulundu (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır’da yaygınlaşan sözlü boşanmaya karşı yasal önlemler alınıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kadınlar Günü’nde boşanmanın belgelenmesi çağrısında bulundu (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kadınlar Günü’nde boşanmanın belgelenmesi çağrısında bulundu (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin sözlü boşanmanın belgelenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması, dini görüşlerin toplumsal boyutlar ve gereksinimlerle çakışmasına dair tartışmayı yeniden gündeme getirdi.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır ailesine dair etkinlikte yaptığı açıklamada, “Hükümet şu an sözlü boşanmayı ortadan kaldırmak için bir aile yasası taslağı üzerinde çalışıyor. Aileyi ve çocukları korumayı amaçlayan yeni kanun, 140'tan fazla madde içeriyor. Objektif bir şekilde çıkarılması nedeniyle hakkında kapsamlı bir toplumsal tartışma yapılacak.
Zirâ herhangi bir yasanın uygulanması için toplumun vicdanına uyumu, özümsenmesi ve kabulü için zaman gerekir. Evliliğin mahkemeler nezdinde güvenilir olması ve kadın haklarının korunması için başlangıçta belge gerektirmesi gibi” açıklamalarında bulundu.
Sisi, 2017’de Polis Günü kutlamalarındaki açıklamalarında ise son dönemde yaşanan yüksek boşanma oranları ardından sözlü boşanma davalarını düzenleyen bir yasa çıkarılması çağrısında bulunmuştu. O dönemde yaptığı açıklamada, “Kamusal Mobilizasyon ve İstatistik Merkezi Ajansı (CAPMAS) verilerine bakıldığında, evli çiftlerin yüzde 40'ı evliliğin ilk beş yılında boşanıyor” ifadelerini kullanmıştı. Bu hususta kaydedilen tartışmalara Aralık 2022’de Ezher eş-Şerif kurumu son vermiş, “Boşanan kişi, boşanma gerçekleşir gerçekleşmez eşi ve çocuklarının haklarının korunması için boşanmayı belgelendirme girişiminde bulunmalıdır. Yöneticilerin de belgelemeyi reddeden veya geciktiren herkes için caydırıcı bir cezayı garanti eden bir yasa çıkarma yönünde gerekli önlemleri alma hususunda yasal hakkı vardır” ifadelerine başvurmuştu.
Mısır Cumhurbaşkanı, yeni yasanın çıkarılmasıyla sözlü boşanmanın dikkate alınmayacağını belirtti. Sosyal medyada boşanmanın belgelenmesini reddeden erkeklerin buna sevk edilmesi yönünde bir mekanizmanın olup olmadığını sorgulayan Mısırlılar ise kadının yasal ve dini statüsü hakkındaki soruları gündeme getirdi. 
Boşanma konusu, fıkıh açısından alimler arasında farklılıkların ön plana çıktığı toplumsal meselelerden biri sayılıyor. Felsefe Bölümü’nden Prof. Dr. Amine Nasir, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Hukuki uyuşmazlık, sözlü boşanmanın yasallığı ile bunu belgeleme zorunluluğu arasındaki ayrımdan kaynaklanmakta. Evlilik yasal bir antlaşmadır. Kutsallığı ve statüsü vardır. Bu nedenle boşanmanın belgelenmesi, evlilik kurumunun kutsallığının ihlalinin önlenmesi gerekir. Boşanmanın belgelenmesi hususu, bazı erkeklerin öfke anlarında sözlü boşanmaya sebebiyet vermelerini önleyecek, ailenin istikrarını sağlayacaktır” açıklamalarında bulundu.
CAPMAS verilerine bakıldığında, 2020'de yaklaşık 222 bin, 2021'de ise yaklaşık 245 bin 777 boşanma vakası görüldü. Ağustos ayında yayınlanan rapora göre 2020’de yaklaşık 876 bin, 2021’de ise 880 bin resmi nikah akdi kaydedildi. Rapora göre Mısır'da her iki dakikada 1, saatte 25 boşanma vakası yaşanıyor.
Ayn Şems Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Samia Hadar, boşanmanın belgelenmesinin toplumsal bir gereklilik olduğunu söylüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Hadar, “Sözlü boşanma aileyi parçalıyor. Birçok kadın sözlü olarak boşanıyor ve bunu kanıtlayamıyor. Boşanmanın belgelenmesi aile varlığını ve kadın haklarını koruyacak toplumsal bir gerekliliktir” vurgusunda bulundu.



Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı

ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
TT

Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı

ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)

ABD, Irak'taki İran etkisini sınırlama çabalarını yoğunlaştırırken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dün yayınladığı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak Başbakanı Muhammed Şita el-Sudani ile telefon görüşmesi yaparak "Irak'ın yeni bir hükümet kurma konusundaki görüşmelerini" ele aldı.

Görüşme sırasında Rubio, “İran kontrolündeki bir hükümet, Irak'ın kendi çıkarlarını önceliklendiremez, onu bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinin Nuri el-Maliki'yi yeni hükümette Başbakanlık pozisyonuna aday göstermesinden iki gün sonra geldi.


Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
TT

Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)

Syria Today TV dün, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın yarın Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini bildirdi.


İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
TT

İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Haseke’nin kuzeyine, ardından Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırına yakın konumdaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesine doğru çekilmesiyle birlikte gözler bu bölgeye çevrildi. Kürt güçlerinin diğer bölgelerinden fiilen izole kalan Ayn el-Arab çevresinde, Suriye ordusunun kentin eteklerine kadar ilerlemesi ve ateşkesin ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar gündemde. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “Kürt bölgeleri kırmızı çizgidir” açıklaması da bu gerilimi daha görünür kıldı.

Kaynaklara göre Ayn el-Arab (Kobani), görece yeni bir yerleşim olup kuruluşu 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarında Alman bir şirket tarafından yürütülen Bağdat Demiryolu Projesi ile bağlantılıdır. Proje, Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan ve İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak üzerinden uzanan bir demiryolu hattını öngörüyordu.

İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 20. yüzyılın başlarında bugünkü Ayn el-Arab ve çevresini ziyaret etmiş; bölgeyi, yarı göçebe yarı yerleşik yaşam süren Kürt aşiretlerinin yaşadığı, vadiler arasında dağılmış küçük köylerin bulunduğu bir alan olarak tanımlamıştı. Woolley ayrıca, Fırat Nehri’ne doğru batı kesimlerde bazı Arap aşiretlerinin de yaşadığını aktarmıştı.

Ayn el-Arab (Kobani), Kürtler açısından özel bir öneme sahip. Kent, PKK’nın önemli merkezlerinden biri olarak da görülüyor. PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’ın 1979’da kenti ziyareti, özellikle 1925’te siyasi nedenlerle Türkiye’den göç etmiş Kürtlerin oluşturduğu aşiret yapısında ciddi toplumsal dönüşümlere yol açtı.

zscdfgrt
SDG destekçilerine ait; SDG bayrağı ile Türkiye’de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

Kent, Suriye’de 2011’de başlayan protestoların ardından, 19 Temmuz 2012’de Esad yönetiminin çekildiği ilk bölgelerden biri oldu. Daha sonra PKK’nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolü ele geçirdi. 2014 başında, DEAŞ’ın  kente bağlı onlarca köyü ele geçirmesi ve binlerce Kürdün Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmasına yol açan saldırıların ardından, bölge “özerk yönetim” ilan edildi. Bu süreçte Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG), DEAŞ’e  karşı direnişiyle öne çıktı.

Ayn el-Arab’ın kuruluşu, Osmanlı döneminde 1912 yılında Bağdat Demiryolu’nun inşasıyla doğrudan ilişkilidir. Demiryolu hattı üzerindeki bir istasyon etrafında gelişen kent, Kürt çoğunluğun yanı sıra Arap, Ermeni ve Türkmen azınlıklara da ev sahipliği yaptı.

Suriye-Türkiye sınırlarının çizilmesiyle bölge ikiye ayrıldı. Suriye tarafındaki kesime, Osmanlı dönemindeki adından esinle “Arap Pınarı” (Ayn el-Arab) adı verildi. Türkiye tarafındaki yerleşim ise idari binaların bulunması nedeniyle “Mürşitpınar” olarak adlandırıldı. Suriye tarafındaki Arap Pınarı, 1915 olayları sırasında Ermeniler için de bir sığınak oldu.

Kentin eski adı olan “Ayn el-Arab”, Osmanlıca “Arab Pınar” ifadesinden geliyor ve bölgeden geçen Arap bedevi çobanların hayvanlarını suladığı su kaynağına atıfta bulunuyor.

“Kobani” adı ise Alman şirketinin adı olan Company/Kompanie kelimesinin yerel telaffuzundan türedi; demiryolu istasyonu ve şirketin geçici merkezinin bulunduğu alan bu adla anılmaya başlandı.

Kent adı, Kürt nüfus ile Suriye devleti arasında uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Baas yönetiminin onlarca yıl süren Kürt karşıtı politikaları; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel unsurlarının yasaklanması ve yüz binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılması bu gerilimi daha da derinleştirdi.

fvghyj
SDG mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Ayn el-Arab (Kobani), uzun yıllar boyunca ihmal ve hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen bölgede Kürt haklarını savunan siyasi partiler ve hareketler ortaya çıktı. SDG’nin  verilerine göre yaklaşık 440 köyü kapsayan Ayn el-Arab bölgesinde 300 bini aşkın kişi yaşıyor; nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Kürtler oluşturuyor. Bölge, Haseke ve Kamışlı ile birlikte Suriye’nin başlıca Kürt yerleşim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.