Myanmar'da askeri cunta devrik lider Su Çi'nin partisini kapattı

Ülkede seçim yapmak isteyen askeri cunta toplam 40 partiyle ilgili kapatma kararı verdi

Darbe sonrası tutuklanan eski Myanmar lideri Su Çi, 33 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı (Reuters)
Darbe sonrası tutuklanan eski Myanmar lideri Su Çi, 33 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı (Reuters)
TT

Myanmar'da askeri cunta devrik lider Su Çi'nin partisini kapattı

Darbe sonrası tutuklanan eski Myanmar lideri Su Çi, 33 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı (Reuters)
Darbe sonrası tutuklanan eski Myanmar lideri Su Çi, 33 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı (Reuters)

Myanmar'da 2021'de yönetime el koyan askeri cunta, devrik lider Ang San Su Çi’nin üyesi olduğu Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) partisini kapattı.
Cunta yönetimi, NLD'nin yanı sıra 39 partinin daha kapatılmasına karar verdi. 
Kamu yayımcısı Myawaddy TV'de yapılan duyuruda, kapatma kararı verilen partilerin yaklaşan seçimlere katılmak adına kayıt yaptıramadıkları için kapatıldıkları ifade edildi.
NLD yönetimi cunta yönetiminin görevlendirdiği Ulusal Seçim Komisyonu'na gelecek seçimler için kayıt yaptırmayı reddetmişti.
NLD'nin üst düzey yöneticisi Tun Myint, birçok üyesi cezaevinde ya da "devrim hazırlıklarında" olan partinin seçimler için asla kayıt yaptırmayacağını söyledi.
Myint, "Partimizin kapatılıp kapatılmadığını söylemeleri önemli değil. Biz halkın desteğiyle ayakta duruyoruz" ifadelerini kullandı.
Cunta yönetininin "terörist" ilan ettiği gölge Ulusal Birlik Hükümeti, ordunun sahte bir seçim yapmaya yetkisi olmadığını söyledi. Gölge hükkümet sözcüsü Kyaw Zaw, "Halkın isteklerine saygı duyan siyasi partiler seçim için kayıt yaptırmadı" dedi.
Myanmar'da 77 yaşındaki devrik lider Ang San Su Çi, 2021'de gerçekleşen askeri darbenin ardından tutuklanmış ve 33 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Myanmar'da tartışmalı seçimler
Cunta yönetimin başındaki Min Aung Hlaing, pazartesi günü uluslararası topluma bir çağrı yaparak demokrasiyi yeniden kurma çabalarının arkasında durulmasını istemişti.
Ancak uzmanlar, seçimlerin Myanmar'ı yarı sivil bir demokrasiye götüreceğini ve cuntanın NLD'yi siyasi fotoğraf dışında bırakmasını sağlayacağını düşünüyor.
Myanmar anayasasındaki güç paylaşım düzenlemelerine göre, üç bakanlık ve meclisteki sandalyelerin yüzde 25'i orduya ait oluyor. Ordunun ayrıca kimin başkan adayı olacağını belirleme yetkisi bulunuyor.
Seçimlerin, 2015 ve 2020 seçimlerinde NLD'ye kaybeden, cuntanın desteklediği USDP tarafından süpürülmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Ülkede bir yandan seçim hazırlığı yapılırken, bir yandan da ordu silahlı etnik azınlık grupları ve darbe karşıtı direniş hareketiyle birden fazla cephede savaşıyor.
15 yıldır Myanmar'da yaşayan Uluslararası Kriz Grubu'ndan Richard Horsey, ülkede seçim yapmanın tehlikeli olduğunu belirtirken, "Toplumun çoğunluğu ordunun siyasi kontrolünü meşrulaştırmamak için sandığa gitmeye şiddetle karşı çıkıyor. Rejimin seçim yapmakta ısrar etmesi ve direniş gruplarının buna karşı çıkması durumunda şiddetin yoğunlaştığını göreceğiz" dedi.

BM'den "demokrasiye dönme" çağrısı
Birleşmiş Milletler (BM) Myanmar'da devrik lider Ang San Su Çi'nin partisi Ulusal Demokrasi Birliği'nin (NLD), askeri yönetim tarafından ilan edilen yeni seçim yasalarına uymayı reddettiği için kapatılmasının ardından ülkede "demokrasiye dönme" çağrısında bulundu.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında konuya ilişkin bir soruyu yanıtladı.
Dujarric, Su Çi'nin partisinin kapatılmasının "yanlış yönde bir adım" olduğunu belirterek, "Myanmar'da demokrasiye dönüş görmek istiyoruz." diye konuştu.
Devrik lider Su Çi ve tutuklu diğer kişilerin de serbest bırakılması gerektiğini aktaran Dujarric, BM'nin bu yönde çalışmalarını yürütmeye devam edeceğini kaydetti.
Ordu, 27 Ocak’ta ilan ettiği yeni "Siyasi Partiler Kayıt Yasası" ile seçimlerde kendisine alternatif oluşturabilecek siyasi partileri hedef almıştı.
Yeni yasal düzenleme ile ülkedeki partilerin 2 ay içinde yeniden kayıt yaptırmaları istenmiş, seçimlerde yarışacak partiler için gerekli fon miktarı, 100 kat artırılarak 100 milyon kyata (yaklaşık 45 bin 500 dolara) çıkarılmıştı.
Ayrıca, seçim komisyonunun parti kayıtlarına ilişkin kararlarına itiraz yolu kapatılmıştı.
Karara uymayan partilerin üç yıl süreyle faaliyetlerinin askıya alınabileceği veya kapatılabileceği kaydedilmişti.
 
Independent Türkçe, Reuters, CNN, AA



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.