Bathiliy, seçimler hazırlanan Libya’da silahlı oluşumları kontrol altına almayı başarabilecek mi?

Politikacılar, güvenlik ve ordu toplantısını ‘çıkmazdan kurtulmak’ için bir adım olarak nitelendirdi.

BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (BM misyonu)
BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (BM misyonu)
TT

Bathiliy, seçimler hazırlanan Libya’da silahlı oluşumları kontrol altına almayı başarabilecek mi?

BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (BM misyonu)
BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy. (BM misyonu)

Libya’da geçen pazar günü başkent Trablus’ta gerçekleşen ve ordu komutanlığı ve ülkenin batısı ve doğusundaki askeri ve güvenlik birimlerinin komutanları da dahil geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin temsilcilerini içeren güvenlik toplantısının ardından bir iyimserlik hâkim. Toplantıda, seçimler için güvenli ortam oluşturma konusunda ‘muhalifleri’ bir diyalog masasında bir araya getirme çabalarının başarısından dolayı övgüde bulunulan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy de yer aldı.
Ancak Bathiliy, bu övgülere rağmen iki konseye yönelik ‘seçim sürecini düzenleyen anayasal çerçevenin oluşturulmasında yavaşlık’ suçlamasını yinelediği son açıklamaları nedeniyle Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi üyelerinden halen eleştiri alıyor. Bu durum, Bathiliy’nin Libya seçimlerine hazırlanırken silahlı oluşumları kontrol altına alma becerisi hakkında soru işaretlerine yol açtı. Politikacılar ise Trablus’taki güvenlik ve ordu toplantısını ‘çıkmazdan çıkmak için gerçekçi bir adım’ olarak değerlendirdi.
Libya Temsilciler Meclisi üyesi Salih Afhimah, Bathiliy’nin açıklamalarını ‘2021’in sonunda yapılması planlanan seçimlerde olduğu gibi, yalnızca silah taşıyan güçlerin seçimleri kolaylaştırabileceğini veya engelleyebileceğini ilan etmekten kaçınma girişimi’ olarak nitelendirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Afhimah şunları söyledi:
“Bathiliy, parlamentoyu iktidara tutunmuş gibi göstermekle yetiniyor ve gerçek şu ki, parlamento denklemin taraflarından biri. Ayrıca herkes gibi içinde bulunulan tablonun sorumluluğunu taşıyor.”  
Bathiliy, geçen hafta kendisiyle yapılan birçok röportajda Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi’nin tam bir yıl boyunca seçim yasaları üzerinde anlaşma sağlayamadığını hatırlattı. BM Temsilcisi ayrıca, “Yasalar üzerinde anlaşmaya varamazlarsa, alternatif bir prosedür değerlendirilecektir” ifadelerini kullandı.
Afhimah’in duruma dair değerlendirmesi ise şöyle oldu:
“Bathiliy, ülkenin silahlı kuvvetlerinin desteğini seferber etmeyi ve seçimlerin yapılması ve güvence altına alınması konusunda konumlarını birleştirmeyi başarırsa doğru yolda olacaktır. Seçim yarışının başladığını duyurmaya çok yaklaştı. Bu başarı, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Konsey üyelerinin defalarca sorunun siyasi değil güvenlik olduğunu söylediklerini ispatlayacak olan bir şeydir.”
Seçim hakkını güvence altına almak için güvenlik ve askeri yolları hazırlamaya odaklanırken Bathiliy’nin karşılaşabileceği engellere, özellikle de ülkede silahlı kuvvetlerin başta cumhurbaşkanlığı seçimleri olmak üzere seçim sonuçlarının kabulü için yeterli güvence bulma ikilemine dikkat çekerek, “Çünkü mesele sadece kampanya döneminde veya seçim gününde güvenli bir ortam sağlamak değil” dedi.
Afhimah sözlerini şöyle sürdürdü:
“Parlamento, Bathiliy ile sakince ilgileniyor. Geçen yıl meclis, seçim kanunu hazırlama görevini üstlenmişti ve şu an bu kanunlar hususunda uzlaşı sağlamak için Yüksek Konsey ile 6+6 ortak komitesi var. Ancak bu komite çalışmalarında başarısız olursa, o zaman parlamentonun seçenekleri olacaktır ki bu herkesi şaşırtabilir.”
Devlet Yüksek Konseyi üyesi Muhammed Muazzib ise Bathiliy’nin ‘Temsilciler Meclisi ve Yüksek Konsey tarafından onaylanıp üzerinde anlaşmaya varılsa bile silahlı kuvvetlerin, artık herhangi bir yasayı engelleyebilecekleri’ şeklindeki söylemleri görmezden geldiğini dile getirdi. Muazzib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Bathiliy’nin son konuşmalarının çoğunun, ‘herkesin bir günah keçisi olarak sorumluluğu meclis ve Yüksek Konsey’e yüklemesi için’ girişiminin başarısız olduğunu erkenden ilan etme tavrına daha yakın göründüğünü söyledi. Muazzib konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Seçimlerin yapılmasını destekleyen uluslararası bir ivme var. Ancak Bathiliy, seçimlerin yapılması girişimi konusunda Batı ülkelerinden güçlü bir destek görmedi. Bu ülkeler arasındaki anlaşmazlık, bunu yapıp yapmamakla ilgili değil, daha çok bunu başarmanın yolları ve araçları etrafında dönüyor.”
Muhammed Muazzib, Bathiliy’nin silahlı kuvvetlerle düzenlediği güvenlik toplantılarının ‘savaşlar ve bölünmelerin bıraktığı yaygın kutuplaşma durumunu ele alma’ yeteneğini küçümsediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu toplantılar, yakın zamanda ilan edilen ve Libya'nın güneyini koruyacak ve güvenliğini sağlayacak ortak kuvvetlerin oluşumuna kıyasla seçim sürecine odaklanmıyordu. Asıl sorun, yasaların uygulanmasında, özellikle de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herhangi bir adayın dışlanmasına ilişkin hükümler içeriyorsa ortaya çıkacaktır.”
Siyasi Diyalog Forumu üyelerinden Ahmed eş-Şarkasi’nin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklama da şöyle oldu:
“Trablus toplantısı, çıkmaza son vermek ve dünkü muhalifler arasında güven inşa etmek için bir adımdır. Özellikle ayrıntılara kademeli olarak dahil olan bu sürecin patlama olasılığı hakkındaki şüpheler ortasında, bunun inşa edilip edilemeyeceğine dair yargılarda bulunmak için henüz çok erken.”



Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.


ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.