Burkina Faso ordusu terör örgütlerine baskısını arttırıyor

Burkina Faso, 44 sivil hayatını kaybettikten sonra çok sayıda teröristi etkisiz hale getirdi

Özel bir tatbikat sırasında bir Burkina Faso ordusu askeri (Reuters)
Özel bir tatbikat sırasında bir Burkina Faso ordusu askeri (Reuters)
TT

Burkina Faso ordusu terör örgütlerine baskısını arttırıyor

Özel bir tatbikat sırasında bir Burkina Faso ordusu askeri (Reuters)
Özel bir tatbikat sırasında bir Burkina Faso ordusu askeri (Reuters)

Burkina Faso ordusu, terör örgütleri üzerinde baskı uyguladığını ve ülkenin kuzeydoğusuna yayılmış olan ormanlık alanlardaki kamplarına yönelik düzenlediği askeri operasyon sırasında çok sayıda unsuru tutuklandığını duyurdu. Söz konusu operasyon, 44 sivilin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan iki köye düzenlenen saldırı da dahil olmak üzere ülkede artan terör saldırılarının ardından gerçekleştirildi.
Şarku’l Avsat’ın Burkina Faso Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, bir güvenlik kaynağı, ordunun geçtiğimiz günlerde teröristlerin ülkenin kuzeydoğusundaki ormanlık alanlardaki kamplarına yönelik operasyonu sırasında çok sayıda unsurunu tutukladığını söyledi. Kaynak, unsurların ordunun bombardımanından kaçmaya çalışırken tutuklandığını belirtti. Aynı kaynağa göre, ormanlık alanlardaki terör kamplarına yönelik yoğun bombardımanla kuşatma altına alınan terör örgütlerinin üzerindeki baskı arttırıldı. Terör unsurlarının ‘ormanlardaki sığınaklarından teker teker sızarak çevre şehirlere girmeye çalıştıklarına’ dikkat çekildi. Ancak güvenlik kaynağı, ‘gelişmiş izleme yöntemleri sayesinde bu teröristlerin kimliklerinin tespit edildiğini, tutuklandığını ve soruşturmaya tabi tutulduğunu’ belirtti. Bununla birlikte, içlerinde çocuk savaşçılarında bulunduğuna ve yaşları 15 ile 17 arasında olduğuna da dikkat çekti.
Güvenlik kaynağı, yerel halktan ‘pazarlarda veya yerleşim yerlerinde gördükleri her türlü garip veya şüpheli kişiyi yetkili makamlara bildirmelerini’ talep etti.
Bu gelişmeler, cuma gecesi ülkenin kuzeydoğusundaki iki köyü hedef alan ve 44 sivilin ölümü ile sonuçlanan bir terör saldırısı düzenlendiğine ilişkin ordu tarafından yapılan resmi bir açıklamanın ardından geldi. Açıklama, Burkina Faso’nun 2015’ten bu yana artan terör saldırılarından en çok etkilenen eyaletlerinden biri olan Sahel bölgesinin Valisi Rudolph Surgo tarafından imzalanmıştı.  
Vali, Kurako ve Tondobe köylerini hedef alan ‘bu alçakça ve barbarca saldırının ilk sonuçlarının, 44 sivilin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını gösterdiğini söyledi. Can kaybı sayısının hala geçici olduğuna ve artabileceğine işaret edilirken, Kurako köyünde 31, Tondobe köyünde 13 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Öte yandan AFP’ye göre Kurako köyü sakinleri perşembe öğleden sonra geç saatlerde köye çok sayıda teröristin saldırdığını belirtti. Ayrıca “Bütün gece silah sesleri duyduk. Cuma sabahı onlarca ölü insan bulduk” dediler. Yerel halk, terörist grupların birkaç gün önce büyükbaş hayvan çalmaya çalışırken unsurlarından iki kişinin öldürülmesinin intikamı olarak köye saldırdığına inanıyor. Bu saldırının, İbrahim Traore’nin Eylül sonunda askeri darbeyle iktidara gelmesinden bu yana en kanlı saldırı. Zira bu darbe, Traore’nin selefinin terörle mücadeledeki başarısızlığını daha da arttırdığı bir adım oldu. Bu bağlamda, ülkenin en kuzeyindeki Diu’da düzenlenen saldırının ardından 51 asker hayatını kaybetti.
Burkina Faso’daki yetkililer, son saldırının ardından yerel halka güvence mesajları vermeye çalıştı. Bölge valisi, kasabada istikrarı sağlamak için tedbirler alındığını bildirdi. Savunma ve güvenlik güçlerinin söz konusu saldırıyı gerçekleştiren silahlı terörist grupların etkisiz hale getirilmesiyle sonuçlanan bir saldırı başlattığına dikkat çekti.
Bununla birlikte Vali açıklamasını, yerel halka ‘savunma ve güvenlik güçleriyle iş birliği yapma ve kasabalarının savunmasına katılmak üzere vatanı savunmak için gönüllü olarak saflarına katılma’ çağrısında bulunarak sonlandırdı. Vali, yıllar önce Burkina Faso’daki yetkililer tarafından terör tehdidine karşı koymak ve yerel halkın bölgelerini güvence altına alınmasını sağlamak için oluşturduğu korucu milisleri öne çıkarmayı amaçladı. Burkina Faso, 2015’ten bu yana artan bir terörizm tehdidiyle yüzleşiyor. El-Kaide ve DEAŞ örgütleriyle bağlantılı gruplar, ülkenin topraklarının yaklaşık yüzde 40’ını kontrol altına alırken, ülke boğucu bir siyasi ve toplumsal krizden geçiyor. Bu şartlar altında ülke 2022 yılında iki askeri darbeye tanık oldu.



Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları, deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik'in anıtlarına yalnızca denizaltıyla ulaşılabileceğini öngörüyor.

İtalyan şehri Venedik, kıvrımlı kanalları ve adalar ağıyla ünlü. Ancak şehir, yükselen deniz seviyesi ve aşırı turizmin yarattığı baskı nedeniyle sular altında kalma riskiyle karşı karşıya; son yıllarda hem turistlerin hem de suların sokakları doldurmasıyla bu risk daha da görünür hale geldi.

Salento Üniversitesi'nin 16 Nisan Perşembe günü yayımlanan raporu, öngörülen deniz seviyesi yükselmesinin, mirasın korunması, sosyal refah ve bakımın maliyeti arasında denge kurarak "benzeri görülmemiş" uzun vadeli uyarlamalar gerektireceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, Venedik'in şehri lagünden izole etmek için büyük sel bariyerleri kullanmayı veya lagünü kalıcı kıyı barajlarıyla çevrelemeyi düşünmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Şehrin tamamen sular altında kaldığı en kötü senaryoda, tarihi yerlerin sökülüp yeniden birleştirilerek daha iç kesimlere taşınması gerekecektir.

Bu tehlike kapıda olmasa da mevcut iklim politikaları ve Antarktika buz tabakasında beklenen çöküş gerçekleşirse 22. yüzyılda aşırı deniz seviyesi yükselmesi kaçınılmaz olabilir.

Venedik, Bizans tarzı Aziz Mark Bazilikası ve Gotik Palazzo Ducale gibi birçok tarihi anıta ev sahipliği yapıyor.

Makalede, bazı anıtların yerlerinin değiştirilmesi durumunda kurtarılabileceği belirtilse de, "Tarihi kentsel doku, lagün temelli kültür, geleneksel yaşam tarzları ve çoğu ekonomik faaliyet geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybolacaktır" deniyor.

Araştırmacılar, böyle bir projenin maliyetinin 100 milyar euroyu bulabileceğini tahmin ediyor. Anıtların yanı sıra konutların da terk edilmesi gerekecek ve özel mülklerin kaybının maliyeti 6,5 milyar euroyu bulabilir.

Sular altında kalan kalıntıları ziyaret etmek isteyen herkes, bunu ancak sınırlı bir süre için tekne ve denizaltıyla yapabilecektir.

Salento Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten Piero Lionello, The Times'a, "Bu senaryoyu geciktirmek için yapabileceğimiz şeyler var ancak bunlar sonsuza dek işe yaramayacak; gelecek kaçınılmaz görünüyor" diye konuştu.

Venedik, 2020'de, şehri ve adalarını yüksek gelgitlerden ve büyük sel baskınlarından korumak için lagünün çeşitli girişlerine yerleştirilen bir sel bariyer sistemi olan Mose'yi uygulamaya sokmuştu.

Şehrin yarısından fazlası ortalama deniz seviyesinin yalnızca 80 ila 120 santimetre üzerinde bulunuyor, bu da kenti sel baskınlarına karşı çok hassas hale getiriyor. Lionello, 2100'e kadar Venedik'teki ortalama deniz seviyesinin 42 ila 81 cm yükselebileceğini söyledi.

Mose ve diğer bariyer sistemleri Venedik'e uzun vadede yardımcı olabilirken, araştırmacılar en kötü uzun vadeli sonuçlardan kaçınmak için hızlı hareket etmenin hâlâ çok önemli olduğunu belirtti.

Independent Türkçe


Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
TT

Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)

Çinli bilim insanları, drone'ları havada mikrodalgayla şarj etmek için özel bir enerji iletim platformu geliştirdi. Bu, bir gün insansız hava araçlarının süresiz uçmasına yol açabilecek bir prototip tasarım.

Çin'in Xidian Üniversitesi'nden araştırmacılar, platformun drone'ları fırlatabilen ve onların operasyonel menzilini uzatabilen kara tabanlı bir araca dönüştürülmesini öngörüyor.

Bilim insanlarının yürüttüğü testler, otomobile monte edilen sistemin sabit kanatlı drone'ları 15 metre yükseklikte 3 saatten biraz fazla havada tutabildiğini gösterdi.

Araca monte edilen enerji iletim sistemi, hem drone hem de şarj platformu hareket halindeyken, enerjiyi hava aracının altındaki anten dizisine iletmek için mikrodalga yayıcı kullandı.

Ancak araştırmacılar, Aeronautical Science & Technology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, mikrodalga yayıcıyla drone arasındaki hizalamayı korumanın zor olduğunu belirtti.

Bu, GPS konumlandırma ve drone içi uçuş kontrol sistemleri arasında yakın bir koordinasyon gerektiriyordu.

Bilim insanları, ışınlanan enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 3 ila 5'inin drone'a ulaştığını ve mikrodalga enerjisinin büyük çoğunluğunun boşa gittiğini belirterek, sistemin hâlâ başlangıç ​​aşamasında olduğunu kaydetti.

Sonuç olarak drone tarafından alınan enerji, rüzgar ve konumlandırma hataları nedeniyle de dalgalanma gösterdi.

Ekibe, anten yapıları ve mikrodalga tabanlı kablosuz enerji iletimi araştırmalarında uzman olan Xidian Üniversitesi profesörü Song Liwei liderlik etti.

Son yıllarda ortamdaki ve yönlendirilmiş elektromanyetik enerjiyi kullanılabilir doğrudan elektrik enerjisine dönüştürme kavramı, araştırma prototip aşamasından standartlaştırılmaya hazır bir teknolojiye dönüşüyor.

Geçen yıl ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), lazer ışınıyla 8,6 km'lik bir mesafeye 30 saniyeden fazla süre boyunca 800 vat güç ileterek enerji aktarımında yeni bir rekor kırmıştı.

Sistemin verimliliği yalnızca yaklaşık yüzde 20 olsa da DARPA, teknoloji daha düşük maliyetli hale geldikçe iyileştirmelerin mümkün olduğunu belirtti.

Devam eden bir ABD savunma projesi, neredeyse anlık enerji iletimi için bir "kablosuz enerji ağı" geliştirmeyi hedefliyor.

Son Çin çalışmasından farklı olarak DARPA tasarımı, yerdeki bir lazerin havadaki birden fazla düğümden geçerek tekrar yerdeki bir alıcıya inmesini sağlayarak uzun mesafeli güç iletimi gerçekleştirmeyi umuyor.

ABD ajansı, bu ağın drone filoları için sınırsız menzil veya dayanıklılık sağlamasını umuyor.

Independent Türkçe


Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Obama çiftinin prodüksiyon şirketinin akıbeti belli oldu

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Barack Obama, kendisi ve eşi Michelle'in yapım şirketi Higher Ground'un Netflix'le 8 yıllık işbirliğinin ardından geleceğini dair konuştu.

Eski ABD Başkanı ve First Lady, şirketi 2018'de kurmuş ve yayın platformuyla anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşma daha sonra 2024'te tüm film ve televizyon projelerini kapsayan çok yıllık bir ilk bakış anlaşmasına dönüştürülmüştü. Bu süre zarfında Higher Ground, Julia Roberts ve Ethan Hawke'ın başrollerini paylaştığı 2023 yapımı kıyamet temalı gerilim filmi Dünyayı Ardında Bırak (Leave the World Behind) da dahil birçok filme imza attı.

Ancak Netflix'le olan anlaşmanın sona ermesiyle birlikte 64 yaşındaki Barack, daha bağımsız bir yapıya geçmeyi planladıklarını söyledi.

The Hollywood Reporter'a göre, cumartesi günü Philadelphia'da düzenlenen bir medya, spor ve eğlence etkinliğinde konuşan siyasetçi, kendisi ve Michelle'in Netflix'le yaptıkları başlangıç için "çok minnettar" olduklarını belirterek, artık "çeşitli stüdyolarla çalışabilecekleri daha bağımsız bir [şirkete] geçiş sürecinde olduklarını" ekledi.

Higher Ground, Oscar'a aday gösterilen Rustin, American Symphony ve Crip Camp filmlerinin yanı sıra Oscar ve Emmy ödüllü belgesel American Factory'nin de yapımcılığını üstlendi. Diğer önemli yapımları arasında mini dizi Bodkin, NBA belgesel dizisi Starting Five ve Kevin Hart'ın başrolünde yer aldığı 2021 yapımı aile komedisi Bir Eksik (Fatherhood) var.

Son zamanlarda Higher Ground, film ve televizyonun ötesine geçerek faaliyet alanını genişletti. Geçen ay Obama çifti, Pulitzer ödüllü oyun Proof'un Broadway'deki yeni sahnelenişine ortak yapımcı olarak dahil oldu. 16 Nisan'da sahnelenmeye başlayan oyunda Ayo Edebiri, Don Cheadle, Pachinko'dan Jin Ha ve Orange Is the New Black yıldızı Samira Wiley rol alıyor. 16 haftalık gösterim, Tony ödüllü Thomas Kail tarafından yönetiliyor ve Kail, Mike Bosner ve Obamalarla birlikte yapımcılığı da üstleniyor.

Obama çifti daha önceki bir açıklamalarında "Bu dönüm noktası niteliğindeki oyunu Ayo, Don ve Tommy'yle ve Mike'ın öncülüğünde Broadway'e geri getirmek olağanüstü bir ayrıcalık ve bu yapımın bir parçası olmaktan daha fazla gurur duyamazdık" demişti.

Proof, Higher Ground'un desteklemek için kurulduğu türden bir hikaye; deha, şüphe ve en çok sevdiklerimizden bize kalanlar hakkında derin sorular soran bir oyun.

Higher Ground ayrıca podcast alanına da açılarak IMO with Michelle Obama and Craig Robinson, Talk Easy with Sam Fragoso ve Audible Originals yapımları olan The Wonder of Stevie ve Fela Kuti: Fear No Man gibi programların yapımını üstlendi.

Toplamda şirket, üç Akademi Ödülü adaylığı, 12 adaylıktan 6 Emmy ve üç adaylıktan iki Grammy kazandı.

Independent Türkçe