Oval Ofis'in gizli hayatları: 'Başkanın kadınları'

ABD liderlerinin üçte biri cinsel skandallarla lekelendi. Bazılarının hükümet koltuğunda uzun romantik ilişkileri oldu

Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
TT

Oval Ofis'in gizli hayatları: 'Başkanın kadınları'

Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP
Ülkenin ilk başkanının, Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu söyleniyor / Fotoğraf: AFP

Tarık eş-Şami 
Pornografik film oyuncusu Stormy Daniels ve eski 'Playboy' yıldızı Karen McDougal ile yaşadığı iddia edilen cinsel ilişkiyle ve 2016 seçimleri öncesinde sus payı olarak para ödendiğiyle bağlantılı olarak eski Başkan Donald Trump'a yönelik suçlamalar yenilendi.
Trump'a yöneltilen suçlamalar, Oval Ofis'teki bir başkana yönelik tek suçlama değil.
Beyaz Saray'da ikamet eden adamların üçte birinin adı (46 tanesi), çeşitli cinsel skandallara karıştı.
Öyle ki cinsel tacizle, ilişki iddiasıyla ya da cinsel maceralardan sonra evlilik dışı çocuk sahibi olmakla suçlandılar.
Peki, bu suçlamaların niteliği nedir? 
Mevcut Başkan Joe Biden, ABD başkanları listesindeki 46'ncı başkanken, ondan önceki 17 başkan iktidara gelmeden önce veya iktidara gelmeleri sırasında farklı cinsel ve romantik hikayeler ve ilişkilerin peşinden koştu.
Bazılarının yıllarca süren uzun ilişkileri vardı. Diğerleri ise durumları açığa çıkarsa maruz kalabilecekleri tüm tehlikelere ve potansiyel yansımalara rağmen, bu ilişkileri Beyaz Saray içinde kurma cüretine sahipti.
Aşağıda, bu başkanların karşılaştığı en önemli hikayeler ve suçlamalara, en yeniden en eskiye doğru kronolojik sırayla yer verildi.

Donald Trump
45. Başkan Donald Trump, tümü 2017'den 2021'e kadarki başkanlık döneminden önce, görevi kötüye kullanma ve iddia edilen ilişki veya cinsel skandallarla ilgili söylentiler hakkında medya tarafından en çok takip edilen kişi olabilir.
Bazı ilişkileri, Ivana Trump ile ilk evliliğinin daha sonra evleneceği model Marla Maples ile başladığı ilişkiyle sona ermesinden bu yana uzun yıllara dayanıyor.
Trump ve Maples'in 1997'de boşandıklarını açıklamasından kısa bir süre sonra, şu an Melania Trump olarak bilinen Melania Knauss ile ilişkisinin haberi geldi. İkili, 2005 yılında evlendi. 
Ancak porno yıldızı Stormy Daniels'in 2006'da Melania hamileyken Trump'la cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmesi, 2018'de ülke ve dünya çapındaki haber kanallarında geniş yer buldu.
Trump, bu ilişkiyi reddetti ve avukatı, Daniels'a yapılan 130 bin dolarlık ödemelerin "Trump'ın ailesini meydana gelmeyen bir suçlamadan korumak" için yapıldığını iddia etti.
Daniels ve eski 'Playboy' dergisi yıldızı Karen McDougal'ın kendilerine sus payı olarak ödeme yapıldığı yönündeki iddiasının yanı sıra yazar Jean Carroll, Trump'a 1990'ların ortasında "lüks bir mağazanın deneme kabininde cinsel saldırıda bulunduğu" iddiasıyla ilgili iki ayrı dava açtı. Ancak Trump iddiaları yalanladı.
2016 başkanlık kampanyası sırasında 26 kadın daha, Trump'ı cinsel tacizle suçlayan ayrıntılı davalar açtı. Eski Başkan bu iddiaları reddediyor.

George W. Bush
2001'den 2009'a kadar görev yapan George W. Bush'un başkanlığının başlamasından bir yıl sonra 2002 yılında, BuzzFeed'e göre Margie Schoedinger adlı Teksaslı bir kadın, 2000 yılında kendisine tecavüzde bulunduğu iddiasıyla bir dava açtı.
Ancak hukuk davasıyla ilgili çok az ayrıntı, medyanın ilgisini çekti. Schoedinger, 2003 yılında intihar ederek öldü. 
Aynı dönemlerde Tammy Phillips adlı bir kadın, 1977'de Laura ile evlenen Bush ile daha önce bir ilişkisi olduğunu söyledi. Ancak 'Texas Monthly' dergisi, bu hikâyenin güvenilir olmadığını savundu.

Bill Clinton
Bill Clinton'ın seks skandalı, doksanların sonunda, Beyaz Saray'daki heyecan verici hikayesinin patlak vermesine tanık olan Amerikalıların ve dünyanın dört bir yanındaki birçok kişinin zihninde hâlâ taze.
Öyle ki Başkan Clinton'un Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile ilişkisi, başkanlığını tehdit eden ulusal ve uluslararası haberlere dönüşmüştü.
The New York Times'a göre, daha sonra davayla ilgili kanıtlar ortaya çıkmadan önce Clinton, başlangıçta iddiaları reddetti. Ancak iddialar, Clinton'ın olayı kabul etmesine yol açtı.
Ancak 1993'ten 2001'e kadar başkanlığı elinde tutan Clinton, kariyeri boyunca Juanita Broaddrick, Paula Jones, Kathleen Wylie ve Leslie Meloy'un da aralarında bulunduğu çok sayıda kadın tarafından cinsel saldırı ve tecavüzle suçlandı.
Diğer dört kadın da Başkan Clinton ile daha önce ilişkileri olduğunu söyledi.
Tüm bunlar, o zamanlar 21 yaşında olan Monica Lewinsky skandalı patlak verdikten sonra bile kararsızlığına rağmen Bill ile evliliğini sürdüren Hillary Clinton'ın 1975'te kendisiyle evlendikten sonra gündeme geldi. 
Clinton, evlilik dışı rızaya dayalı ilişkileri olduğunu söyleyen dört kadının yaptığı iddialar da dahil olmak üzere, kendisine yöneltilen tüm görevi kötüye kullanma iddialarını reddetmesine rağmen, suçlamalar ve skandallardan kurtulamadı.
1994 yılında Clinton, eyalet valisiyken Arkansas eyaletinde bu ilişkileri düzenlemesine yardımcı olan iki yardımcısı, onu onlarca farklı kadınla hassas pozisyonlarda gördüklerini söyledi.
Söz konusu yardımcılar, ilişkilerin çoğunun uzun vadeli, bazılarının yedi yıl kadar sürdüğünü belirtti.
Bu dönemde bu ilişkiler, Clinton'un ofisindeki bir çalışanı, Clinton tarafından bir eyalet yargıcı pozisyonuna atanan bir avukatı, önde gelen bir yargıcın karısını, bir muhabiri, Arkansas Enerji Şirketi'nin bir çalışanını ve Little Rock mağazasında bir satış görevlisini kapsadı. 
Daha sonra, 1983'te Clinton'la valiyken ilişki yaşayan Sally Perdue'nin hikayesi gündeme geldi.
Hikayesinin basında yer almasının hemen ardından, eyaletteki Demokrat Parti'yi temsil ettiğini iddia eden bir adam, sessiz kalması halinde ona ömür boyu federal bir iş teklif etti.
Ayrıca, iş birliği yapmayı reddetmesi halinde de onu fiziksel olarak zarar vermekle tehdit etti.

George H. W. Bush
1989'dan 1993'e kadar sadece bir dönem başkanlık yapan George H. Bush, 1945'ten 2018'deki ölümüne kadar Barbara ile evli kaldı ve çiftin, 73 yıllık evlilikleriyle süren bir aşk hikayesi yaşadığı söylendi.
Ancak hikâyenin acı veren bölümleri bulunuyor. Öyle ki Barbara Bush'un ve nasıl bir Amerikan hanedanı kurduğunun biyografisini yazan Susan Page, Barbara'nın 1970'lerde kocasını asistanı Jennifer Fitzgerald ile ilişkisi olmakla suçladıktan sonra intihara meylettiğini söyledi.
Tüm taraflarca yalanlanan bu olayla ilgili yıllardır söylentiler dolaşıyor.
Ancak Barbara, yazar Susan Page'e kocası Bush'a ilişkisi yüzünden ne kadar boş hissettiğini açıklarken kocasının önünde gözyaşı döktüğünü söyledi.
Başka bir biyografi yazarı olan Randy Taraborrelli'ye göre Bush'un Fitzgerald ile ilişkisi 18 yıl sürdü.

Gerald Ford
Gerald Ford, 1974'ten 1977'ye kadar başkan olarak görev yaptı ve onlarca yıl Betty Ford ile evli kaldı.
Ancak Ellen Rometsch adlı bir Doğu Alman casusuyla cinsel ilişkiye girmekle suçlanan iki başkandan biri (diğeri John F. Kennedy) olduğu iddialarıyla karşılaştı.
The Washington Post'a göre suçlamalar, eski bir Senato çalışanı olan Bobby Baker'dan geldi.
Politico'ya bir röportaj veren Baker, Rometsch'i Kennedy ile tanıştırdığını söyledi. Ayrıca, Rometsch'in kongre üyesiyken Ford ile cinsel ilişkiye girdiğini iddia etti.
New York Daily News gazetesine göre Baker, FBI'ın elinde, Gerald Ford'un daha sonra Doğu Almanya'ya sınır dışı edilen Ellen Rometsch ile seks yaptığına dair bir kaset olduğunu açıkladı. 
Ancak 'Gerald Ford Başkanlık Kütüphanesi ve Müzesi' baş arşivcisi David Horrocks, Politico'ya suçlamalara inanmanın zor olduğunu ve iddialardaki ismin tanıdığı Ford karakterinden çok uzak olduğunu söyledi.

Lyndon B. Johnson
1963'ten 1969'a kadar Beyaz Saray'da iktidarda bulunan Johnson, 1934'ten itibaren Lady Bird Johnson ile evli kaldı.
Ancak Lady Bird'in eşinin bu yanını hiç görmediğini söylediğini iddia eden Texas Monthly'e göre birkaç yıl sonra Johnson, Alice Glass adında bir kadınla ilişkiye başladı.
Ancak gazete, Lady Bird Johnson'ın kocasından daha uzun süre ayrı kaldığına dikkat çekti.
Gazeteye göre kilo vermek ve kendini güzelleştirmek için çaba sarf etti ve Johnson'ın sevdiği daha iyi kıyafetleri tercih etti.
Ancak 'Oklahoma' gazetesine göre Johnson, Beyaz Saray çalışanı Helen Gahagan Douglas ile ilişkisi de dahil olmak üzere maceralarına devam etti.
Başkan ayrıca çocuğunun babası olduğunu söyleyen başka bir kadına birkaç yıl nafaka ödedi.

John F. Kennedy
Çoğu zaman en çekici kişiliklerden biri olarak görülen ABD'nin 35. Başkanı Kennedy, 1953 yılında Jacqueline Onassis ile evlendi.
Ancak 'People' dergisine göre, 1963'teki trajik suikastından önce evlilik dışı ilişkileri olduğuna dair pek çok söylenti yayıldı.
Ölümünden sonra, üniversite öğrencilerinden Beyaz Saray çalışanlarına kadar birçok kadın, Başkan Kennedy ile bir ilişkisi olduğunu iddia etti.
John F. Kennedy'nin Beyaz Saray'daki kadın çalışanlar, arkadaşlar, muhabirler ve film yıldızlarıyla ilişkileri olduğunu ve bir grup genç kızın Kennedy'nin arzuları için Beyaz Saray'a gizlice kabul edildiğini anlatan pek çok hikâye mevcut.
First Lady Jacqueline, bu söylentilerden uzak değildi. The Atlantic gazetesinde 2012'de yayınlanan bir haber, Başkan Kennedy'nin Beyaz Saray havuzuna birlikte yüzmeye gittiği iki sekreter, Priscilla Weir ve Jill Quinn ile temas halinde olduğunu belirtti.
First Lady'nin bir Fransız muhabirle cumhurbaşkanlığı evini gezerken bir sekreterlik ofisinin önünden geçtiği ve Fransızca "Kocamla yatması gereken kız bu" dediği yaygın olarak biliniyor. 
45. doğum gününde Kennedy'nin ünlü yıldız Marilyn Monroe ile romantik bir ilişki içinde olduğu biliniyor.
Gilmore gazetesine göre doğum günü, ikisinin derin bir ilişki yaşadığına dair yaygın söylentileri ateşledi.
Ama Kennedy ve Monroe'nun ilişkisi hakkında kamuoyunda çılgın spekülasyonlar olsa da hikâye asla doğrulanmadı.
Monroe'nun biyografisini yazan Donald Spoto, Başkan Kennedy'nin Marilyn Monroe ile yalnızca dört kez görüştüğünü belirtiyor.

Dwight D. Eisenhower
1953'ten 1961'e kadar ülkeyi yöneten ABD'nin 34. Başkanı Dwight Eisenhower, 1916'dan 1969'daki ölümüne kadar Mamie ile evli kaldı.
Ancak İkinci Dünya Savaşı'nda henüz Tümgeneral iken kadın şoförü ve aynı zamanda eski bir İngiliz modeli olan Yüzbaşı Kay Summersby ile ilişkisi olduğuna dair yıllarca fısıltılar dolaştı.
The New York Times tarafından 1991'de aktarılana göre Başkan Harry S. Truman'ın, Eisenhower'ın General George Marshall'dan Summersby ile evlenebilmek amacıyla eşinden boşanmak üzere izin istediğini söylemesi üzerine iddialar tırmandı. 

Franklin D. Roosevelt
Franklin Roosevelt, 1933 Büyük Buhranı'ndan İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında 1945'teki ölümüne kadar uzanan uzun ve belirleyici bir dönemde Beyaz Saray'da iktidarda kaldı.
Ancak beşinci kuzeni Eleanor Roosevelt ile evlenen Roosevelt, evliliğinden kısa bir süre sonra, kalın sarı saçlı, uzun boylu, güzel bir genç kadın olan Lucy Mercer Rutherfurd ile bir ilişkiye başladı.
ABD Ulusal Parklar Dairesi tarafından tutulan tarihsel kayıtlara göre Lucy, 1914'te Eleanor'un sekreteriydi.
Eleanor, 1918'de kocasının eşyaları arasında Lucy Rutherfurd'dan gelen aşk mektuplarını bularak meseleyi öğrendiğinde kocasına boşanmayı teklif etti.
BBC'ye göre ancak Başkan'ın annesi, buna izin vermedi. Aynı şekilde Roosevelt, siyasi duruşunu veya kariyerini boşanarak feda etmek de istemedi. Bu yüzden Eleanor'a Lucy'i bir daha asla görmeyeceğine dair söz verdi. 
Çift, resmi nikahlarını sürdürdü. Ancak The New York Times'a göre Roosevelt'in Lucy Rutherfurd ile ilişkisinin başkanlığı sırasında da devam ettiğine dair bazı kanıtlar var.
Öyle ki Roosevelt, Lucy'i gizlice görmeye devam ederken, ilişki başladıktan yaklaşık 30 yıl sonra öldüğünde onunla birlikte olduğu söyleniyor.

Warren G. Harding
1921'den 1923'e kadar görevde kalan Warren Harding, ABD tarihinin en beceriksiz başkanlarından biriydi.
Evlilik dışı ilişkileri konusunda o kadar dikkatsizdi ki, resmi kayıtlar kalp krizinden öldüğünü göstermesine rağmen bazı taraflar, karısının onu görevdeyken zehirlediğine inanıyor.
Harding, 1927'de yayınlanan bir kitapta biri kızı Elizabeth Ann'i doğurduğu iddia edilen Nan Britton olmak üzere iki farklı kadınla uzun süreli ilişkiler yaşadı.
Uzun süredir devam eden başka bir ilişkisi de Ohio'lu bir mağaza sahibinin karısı olan Carrie Fulton Phillips ile oldu.
Harding, Cumhuriyetçi Parti tarafından başkanlığa aday gösterildiğinde Phillips, sus payı olarak kendisine ödeme yapılmazsa ilişkiyi ifşa etmekle tehdit etti.
Seçimden önce büyük bir skandal çıkmasından korkan Cumhuriyetçi Ulusal Komite, kendisine o zamanlar çok büyük bir meblağ sayılan 50 bin dolar ödeme yaptı.
Kadın, ailesiyle birlikte Japonya'ya gönderildi ve ardından kendisine aylık ödemeler yapıldı. Bu durum, onu Cumhuriyetçi Parti'den başarılı bir şekilde zorla para alan ilk kişi yapıyor.

Grover Cleveland
1884'teki başkanlık kampanyası sırasında Buffalo Evening Telegraph, Cleveland'ın Maria Halpin adlı bir pazarlamacıyla iddia edilen ilişkisi hakkında sansasyonel bir hikaye yayımladı.
Gazeteye göre Cleveland'ın kadına tecavüz etmesi üzerine Halpin hamile kaldı.
Söylentiye göre Cleveland, daha sonra bebeğini bir yetimhaneye ve Halpin'i de bir psikiyatri merkezine yerleştirdi.
Tarihçiler, bu ayrıntılar hakkında şüphe duymasına rağmen Cleveland ise daha sonra Halpin'e nafaka ödediğini itiraf etti.

James A. Garfield
Bazı yazar ve tarihçiler, kısa bir süre görevde kalan Garfield'ın 1862'de İç Savaş'ta generalken evlilik dışı bir ilişki yaşadığını iddia ediyor.

John Tyler
Washington Post'a göre, Harrison'ın ölümünden sonra yerine geçen Tyler, Virginia'daki kölelerinden birinin babası olmakla suçlandı.

William Henry Harrison
Harrison, tarihin en kısa başkanlık dönemini geçirerek, sadece 32 gün görevde kaldı.
Bazı tarihçiler Harrison'un kölelerinden biri olan Dilsia ile ilişkisi olduğuna inanıyor. 
Eski başkanın, Dilsia'dan altı çocuğu olduğu iddia edildi.

Andrew Jackson
Jackson, önceki evliliğinden yasal olarak boşanmadan önce evlendiği için, Rachel Donelson Robards ile evliliği nedeniyle eleştirildi.

Thomas Jefferson
Pek çok kişi, ABD'nin 3. Başkanı Thomas Jefferson'ı görevdeki ilk döneminde bir köle olan Sally Hemings'ten çocuk sahibi olmakla suçladı.
Hemings, Jefferson başkan yardımcısıyken eşi öldüğü sırada köleleri arasındaydı. Jefferson, Virginia'da büyük bir çiftliğe sahipti.
1998'de yapılan bir DNA testi, Hemings'in iki torununu Jefferson ile ilişkilendirdi.

George Washington
Ülkenin ilk başkanı olan Washington'un, Virginia'da ailesi için çalışan Venüs adında bir köleden çocuk sahibi olduğu iddia edildi.
The New York Times gazetesinde 1999'da yer alan habere göre Venüs'ün torunları, Washington'ın soyundan geldiklerini kanıtlamak için DNA testi yaptırmak istedi.



ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
TT

ABD Dışişleri: İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes 45 gün uzatıldı

Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Sur kentinden bombardıman sonrası yükselen dumanlar (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, Washington’da görüşmeler gerçekleştiren Lübnan ve İsrail heyetlerinin, “daha fazla ilerleme sağlanabilmesi amacıyla İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin 45 gün süreyle uzatılması” konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Tarafların siyasi müzakere sürecine 2-3 Haziran’da yeniden başlaması bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, “16 Nisan’da ilan edilen ateşkes, daha fazla ilerleme kaydedilmesi amacıyla 45 gün daha uzatılacak” dedi.

Bakanlık, perşembe ve cuma günleri Washington’da gerçekleştirilen görüşmeleri “son derece verimli” olarak nitelendirirken, iki ülkenin 2 ve 3 Haziran’da yeni müzakereler yapacağını bildirdi.

Washington’daki Lübnan heyeti ise ateşkesin uzatılmasının “kalıcı istikrara yönelik siyasi bir sürecin önünü açtığını” ifade etti.

Bu haftaki görüşmeler, İsrail ile Lübnan tarafları arasında gerçekleştirilen üçüncü temas oldu. İsrail, Hizbullah’ın 2 Mart’ta İsrail’e roket fırlatmasının ardından Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Söz konusu saldırılar, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlamasından üç gün sonra gerçekleşmişti. İsrail ayrıca geçen ay Güney Lübnan’daki kara operasyonlarının kapsamını genişletmişti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 16 Nisan’da ateşkes ilan ettiğini duyurmasına rağmen İsrail’in Lübnan’daki operasyonları devam etti. Ancak o tarihten bu yana çatışmalar büyük ölçüde Güney Lübnan ile sınırlı kaldı.


Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
TT

Trump, Irak’taki İran etkisini sınırlamak için Zeydi’yi sınıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Ortak Üssü’ne vardıktan sonra Air Force One uçağının merdivenlerinden el sallıyor. (AP)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’nin, artan bölgesel gerilimler ortamında iç ve dış baskılar arasında denge kurabilecek bir kabine oluşturmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya olduğunun farkında. Washington yönetimi, Irak’ı enerji arz güvenliğinin korunmasında önemli bir ortak olarak görürken, İran’a yakın silahlı grupların ülkedeki etkisinden duyduğu endişeyi de sürdürüyor.

ABD’de, Zeydi’nin görevlendirilmesi bir ‘test süreci’ olarak değerlendiriliyor. Washington’ın öncelikleri arasında Irak topraklarının saldırılar için kullanılmasının engellenmesi, bankacılık sistemi üzerinden kara para aklama ve terör finansmanıyla mücadele, güvenlik reformu, yabancı askerlerin kademeli çekilmesi ve buna karşın istihbarat ile hava desteğinin sürdürülmesi yer alıyor.

Körfez Araştırmaları Merkezi tarafından Washington’da düzenlenen ve Şarku’l Avsat’ın da katıldığı panelde uzmanlar, hükümeti kurmakla görevlendirilen ismin karşı karşıya olduğu güvenlik, ekonomi ve demokrasi alanındaki sorunları ele aldı. Panelde ayrıca ABD’nin, istikrarı destekleme ile güvenlik sektörü ve devlet yönetiminde köklü reform talepleri arasında denge kurmaya çalışan yaklaşımı da değerlendirildi.

Körfez Ülkeleri Enstitüsü Irak Programı Direktörü Abbas Kazım yaptığı değerlendirmede, Irak’ın mevcut süreçte son derece karmaşık bir bölgesel ortamda daha geniş çaplı bir geçiş döneminden geçtiğini söyledi. Kazım, ülkenin güvenlik, ekonomi ve siyaset alanlarında birbirine bağlı sorunlarla karşı karşıya olduğunu, bunun yanı sıra devam eden terör tehditleri ve devlet kontrolü dışındaki silahlı grupların varlığıyla mücadele ettiğini ifade etti.

Kazım, Zeydi’nin şimdiye kadar sessiz kalmasını ve kamuoyuna açıklama yapmamasını ise hiçbir tarafı karşısına almama isteğine bağladı. Hükümetinin parlamentodan güvenoyu almasına kadar tartışma yaratabilecek açıklamalardan kaçınmayı tercih ettiğini belirten Kazım, bunun demokratik ilkelerle çeliştiğini savundu. Kazım’a göre hükümet kurmakla görevlendirilen isimlerin, seçim sürecinde politikalarını kamuoyu tartışmasına açmaları gerekiyor.

Ortak çıkarlar

Irak Ulusal Güvenlik Danışmanlığı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Seyfeddin ed-Derraci ise Irak’ın karmaşık bir bölgesel ortamda stratejik bir geçiş sürecinden geçtiğini belirterek, Bağdat yönetiminin Arap ülkeleri, Körfez bölgesi ve ABD’yi hedef alan saldırıları kesin şekilde reddettiğini söyledi.

Derraci, güvenlik sektörü reformunun geleneksel ‘DDR’ modeliyle (silahsızlandırma, terhis ve yeniden entegrasyon) yürütülmediğini, bunun yerine ‘DDIR’ adı verilen bir çerçevenin benimsendiğini ifade etti. Söz konusu modelin; silahsızlandırma, terhis, belirli unsurların tek komuta altında devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil yaşama yeniden kazandırılmasını içerdiğini belirten Derraci, sürecin özellikle ABD’den gelecek sürekli uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

dffdvfd
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, 27 Nisan 2026’da Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısına katıldı. (AP)

Derraci, Irak’a Suriye’deki hapishanelerden nakledilen 5 bin 407 DEAŞ mensubunun oluşturduğu güvenlik tehdidine ilişkin değerlendirmesinde ise bu kişilerin aynı zamanda önemli bir istihbarat kaynağı olduğunu söyledi. Tutuklular sayesinde DEAŞ’ın yapısı, lider kadrosu, finans kaynakları ve lojistik ağları hakkında bilgi toplanabildiğini belirten Derraci, bu durumun söz konusu mahkûmları ‘aynı anda hem tehdit hem fırsat’ haline getirdiğini ifade etti.

Toplumsal düzeyde ise Irak’ın mevcut durumuna ilişkin karamsar değerlendirmeler öne çıkıyor. Bağdat merkezli Beyan Merkezi Direktörü ve siyasal sosyoloji araştırmacısı Ali Tahir el-Hammud, mevcut ekonomik ve sosyal koşulların, Ekim 2019 protestolarına yol açan ortamla benzerlik taşıdığı uyarısında bulundu. Her yıl 750 binden fazla Iraklı gencin iş gücü piyasasına katıldığını hatırlatan Hammud, hükümeti reform sürecine zorlamak için iç ve dış baskının sürmesi gerektiğini söyledi. Hammud ayrıca ABD tarafına, Irak’ın sosyal ve kültürel yapılarının daha iyi anlaşılması gerektiği tavsiyesinde bulundu.

Irak’taki kontrol dışı silahlı gruplar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hammud, ‘Başkomutanın emirlerine bağlı olmayan silahlı yapılar bulunduğunu, bunun da kaotik bir ortam yaratarak ülkeyi ciddi bölgesel sonuçlarla karşı karşıya bıraktığını’ kabul etti. Ancak Hammud, ‘Irak Şiileri ile devlet dışındaki silahlı grupların birbirinden ayrılması gerektiğini’ vurguladı.

Hammud ayrıca, siyasi çevrelerde silahlı grupların oluşturduğu risklerin farkına varıldığına dair işaretler bulunduğunu, bu sorunların siyasi diyalog ve dini otoritelerin baskısıyla çözülmesine yönelik adımların atılmaya başlandığını söyledi.

Tehdit altındaki demokrasi

Irak’taki demokratik kurumların genel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Marsin Alshamary, hükümet kurma sürecini eleştirerek bunun siyasi elitlerin anayasaya yönelik ‘saygısızlığını’ ortaya koyduğunu söyledi. Boston Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi olan Alshamary, anayasal sürelerin aşılması ve daha önce ABD yaptırımlarına konu olan bankacılık sektörüyle bağlantıları bulunan, siyasi deneyimi sınırlı bir isim olarak gördüğü Zeydi’nin tercih edilmesinin bu yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.

Alshamary, 2019 protestolarının halkın yürütme organı liderlerini doğrudan seçme isteğini açık şekilde ortaya koyduğunu, ancak siyasi elitlerin kapalı kapılar ardında seçilmemiş isimleri görevlendirmeyi sürdürdüğünü belirtti.

fvfr
Bağdat'ta, Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Öte yandan CNAS (Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi) Ortadoğu Güvenliği Programı’nda araştırmacı olarak görev yapan Hamza Haddad yaptığı değerlendirmede, Zeydi’nin programının güvenlik ve dış politikayı yeniden öncelik haline getirdiğini söyledi. Haddad, bunun, 2019 protestolarının ardından hizmet odaklı politikalar izleyen Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinden farklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Haddad genel olarak ise hükümet programında ‘uygulamaya dönük net planların bulunmamasını’ eleştirdi. Irak hükümetlerinin geçmişte benimsediği ‘tarafsızlık iddiası’ politikasının saldırıların yeniden başlamasına katkıda bulunduğunu savunan Haddad, “Siyasi taraflar çatışmaya sürüklenmemek için durağanlık taktiğine bel bağladı. Bu yaklaşım Ekim 2023 ile Şubat 2026 arasında kısmen başarılı oldu ancak savaş ihtimalinin yaklaşmasıyla Irak yeniden şiddet sarmalının içine çekildi” dedi.

Haddad ayrıca, “Resmî tarafsızlık pasif kalmak anlamına gelmez. 28 Şubat’tan bu yana yaşananlar, bu pasif yaklaşımın başarısız olduğunu ortaya koydu. Iraklıların hayatını kaybetmesi, insansız hava araçları ve roket saldırılarının tekrarlanması bunun sonucu oldu” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık iddiası

Dış politika bağlamında değerlendirmelerde bulunan Haddad, ‘tarafsızlık’ ilkesinin farklı taraflarla iyi ilişkiler kurulmasına imkân verebileceğini ancak bunun her zaman Irak’ın çıkarlarını maksimize eden en doğru seçenek olmayabileceğini söyledi. Haddad, demokrasi ve federal yapının geçmişte ABD tarafından dayatılan projeler olarak sunulduğunu, ancak gerçekte Şii ve Kürt siyasi liderlerin bunları muhalefet dönemlerinde kendi siyasi çıkarları doğrultusunda benimsediklerini ifade etti. Son dönemde ABD dış politikasındaki değişimlere, özellikle Suriye örneğine atıf yapan Haddad, bu gelişmeler ışığında söz konusu siyasi aktörlerin sorumluluk üstlenmesi ve inisiyatifi yeniden ele alması gerektiğini belirtti. Haddad ayrıca, demokrasinin azınlık hakları güvence altına alınmadan başarılı olamayacağını ve bu konuda tüm kesimlerin sorumluluk taşıdığını vurguladı.

vbfrbv
 Washington’daki Körfez Araştırma Merkezi tarafından Irak’taki durum hakkında düzenlenen panelden (Şarku’l Avsat)

Panel sırasında, Trump yönetiminin Zeydi’ye verdiği ‘olağanüstü’ destek de tartışma konusu oldu. Zeydi’nin siyasi olarak görece yeni bir figür olmasına rağmen bu desteğin, siyasi bir mutabakatın mı yoksa Irak ordusuna yönelik askeri destek yöneliminin mi göstergesi olduğu soruları gündeme geldi. Derraci ise ABD desteğinin Washington’ın önceliklerinde yaşanan değişimi yansıttığını belirterek, “Irak, ulusal çıkarları ile ABD’nin politika gerekliliklerini birbirine karıştırmamalıdır” dedi.


Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
TT

Umman Denizi'nde düzenlenen silahlı saldırıda 3 Pakistan Sahil Güvenlik görevlisi öldürüldü

Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)
Umman Denizi'nde seyreden bir petrol tankeri (Arşiv - Reuters)

Reuters’ın dün aktardığı bir haberde güvenlik yetkililerinin ayrılıkçı isyancılar tarafından Umman (Arap) Denizi'nde devriye görevini yerine getiren bir sahil güvenlik botuna düzenlenen ve bu türdeki bir ilk olan saldırıda üç Pakistanlı sahil güvenlik görevlisinin öldüğünü açıkladıkları bildirildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, teknenin Pakistan'ın İran sınırına yakın bir kıyı bölgesinde rutin devriye görevini yerine getirirken silahlı kişilerin ateş açarak teknedeki üç kişiyi öldürdüğünü belirtti. Bu olay, silahlı isyanın yaşandığı bir isyan merkezi olan Belucistan bölgesindeki güvenlik sorunlarını daha da artırdı. Bölgedeki silahlı gruplar, güvenlik güçlerini ve altyapıyı hedef almaya devam ediyor.

Saldırının sorumluluğunu yasaklı ayrılıkçı grup ‘Belucistan Kurtuluş Ordusu’ üstlendi. Grup tarafından yapılan açıklamada, “Kara operasyonlarının ardından, deniz sınırlarında gerçekleştirilen bu eylem, Belucistan Kurtuluş Ordusu'nun askeri stratejisinde yeni bir gelişme teşkil ediyor” denildi.

İstihbarat ve emniyet yetkilileri, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve bölgede güvenlik önlemlerinin artırıldığını açıkladı.