Neden ABD zenginleşirken Birleşik Krallık daha da fakirleşiyor?

Brexit, fiyatlar, üretkenlik ve vergiler ABD ve Birleşik Krallık arasındaki yaşam koşulları uçurumunu genişletti

Britanyalılar, kendilerine benzer ülkelere kıyasla yüksek fiyatlardan, düşük ücretlerden ve yaşam standartlarındaki düşüşten mustarip / Fotoğraf: AFP
Britanyalılar, kendilerine benzer ülkelere kıyasla yüksek fiyatlardan, düşük ücretlerden ve yaşam standartlarındaki düşüşten mustarip / Fotoğraf: AFP
TT

Neden ABD zenginleşirken Birleşik Krallık daha da fakirleşiyor?

Britanyalılar, kendilerine benzer ülkelere kıyasla yüksek fiyatlardan, düşük ücretlerden ve yaşam standartlarındaki düşüşten mustarip / Fotoğraf: AFP
Britanyalılar, kendilerine benzer ülkelere kıyasla yüksek fiyatlardan, düşük ücretlerden ve yaşam standartlarındaki düşüşten mustarip / Fotoğraf: AFP

Ahmed Mustafa 
İngiliz The Telegraph gazetesi için özel olarak yürütülen bir YouGov anketi, Amerikalıların ekonomik durumları konusunda Britanyalılardan daha iyimser olduğunu gösterdi.
Ankete göre her 10 Amerikalıdan neredeyse üçü bir yıl içinde daha iyi durumda olmayı bekliyor. Bu oran Britanyalılar arasındaki oranın iki katına tekabül ediyor.
Bundan beş yıl sonra, beş Amerikalıdan ikisi ile karşılaştırıldığında, Britanyalıların yalnızca dörtte biri ekonomik durumlarının iyileşmesini bekliyor.
Anket iki ülkede kişi başına düşen gelire odaklandı. Anket sonuçları, geçen yıl Birleşik Krallık ekonomisinin en kötü performansını gösterdiğine dair tekrarlanan tahminlerin ardından açıklandı.
Sonuçlar, benzer ülkelere kıyasla Birleşik Krallık'taki yüksek fiyat ve düşük ücretten mustarip vatandaşların kötüleşen hayat standartlarını yansıttı.
The Sunday Telegraph gazetesi, anketin sonuçlarına dayanarak, özellikle 2008'deki küresel mali krizden bu yana ABD ile Birleşik Krallık arasında derinleşen ekonomik uçurumun arkasındaki nedenlere ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımladı.
2008 yılının başında, yani kriz patlak vermeden önce, Oxford Economics'ten bir ekonomist "Britanyalıların Amerikalılardan daha zengin olacağı" sonucuna varmıştı ve dönemin İngiliz medyası, araştırmanın sonuçlarını aynı başlıkla yayımlamıştı.
15 yıl önceki iyimserlik haklıydı. O zamanki OECD verilerine göre, Birleşik Krallık'taki reel ücret değeri 1990'lardan bu yana yüzde 43 artmıştı. Bu da maaşların 15.000 dolar arttığı anlamına geliyordu.
O dönemde ABD'de reel ücretlerdeki artış yüzde 28 olurken, yıllık ortalama maaş artışı 13,5 bin doların altında kalmıştı.

Büyüme ve üretkenlik
Ancak küresel mali krizden bu yana yaşananlar beklentilerin tam tersini gösterdi.
Britanyalılar Amerikalılardan daha zengin olmadı. Aksine hem ücretler hem yaşam standardı hem de genel olarak ekonominin durumu açısından Britanyalılar daha kötü bir konuma geldi.
2021'de ABD'de kişi başına düşen GSYİH yüzde 15 artarken, Birleşik Krallık'ta yüzde üçten fazla artmadı.
Elbette korona salgını ve ardından Ukrayna'daki savaş dünyanın çoğu ekonomisini olumsuz etkiledi.
Ancak bu krizlere Birleşik Krallık'ta AB'den çıkış krizi (Brexit) eklendi ve 2022 yılının son çeyreğinde, ABD ekonomisi yüzde 5 büyürken, Birleşik Krallık ekonomisi yüzde -0,6 küçüldü.
Bazı şirketlerin Brexit'ten sonra Birleşik Krallık'ı terk etmesi, ABD'nin baştan çıkarmaları, özellikle Başkan Joe Biden yönetiminin ortaya koyduğu enflasyonu yaklaşık 369 milyar dolar düşürme yasası, tüm Avrupa'dan ve Birleşik Krallık'tan daha fazla şirket ve işletmeyi ABD'ye çekti.
Bu nedenle şirketler Londra Menkul Kıymetler Borsası'na kote olmaktan kaçındı ve New York'taki Wall Street borsalarını tercih etti.
İki ekonomi arasındaki uçurumun genişlemesini artıran şey, Birleşik Krallık'taki ekonominin katılığına karşılık ABD ekonomisinin aşırı dayanıklılığı ve esnekliğiydi.
Bu da ABD'deki iyi üretkenlik oranları ile Britanya'daki ekonomik kötüleşme oranları arasındaki büyük farkı açıklıyor.
Britanya ekonomisi, ABD, Fransa veya Kanada ekonomisinden daha az çalışma saatine sahip.
Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi'nin rakamlarına göre, Birleşik Krallık'daki üretkenlik, 2021 yılı için G7 ülkelerinin ekonomilerindeki ortalama verimlilikten yüzde 10 daha düşük.

Gelir ve işletme vergileri
ABD ve Birleşik Krallık ekonomileri arasındaki uçurumu artıran bir diğer faktör vergiler.
Birleşik Krallık'ta vergi yükü şu anda ekonominin büyüklüğüne göre yüzde 37,7'yi oluşturuyor.
Birleşik Krallık Maliye Bakanı, kurumlar ve işletme vergilerini yüzde 19'dan yüzde 25'e çıkarırken ABD, kurumlar ve işletme vergisi oranını yüzde 21'de sabitledi.
Analistler, ABD'deki her eyaletin kendi vergi sistemine sahip olması nedeniyle Birleşik Krallık ile ABD arasındaki vergi durumunun karşılaştırılmasının karmaşık bir konu olmasına rağmen, Birleşik Krallık'taki vergi oranlarının ABD ile olan uçurumu daha da açacağı sonucuna varıyor.
Ancak Sunday Telegraph'ın araştırması, Amerikalıların genellikle Britanyalılardan daha az vergi ödediğini ortaya koydu.
Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü'nün 2021 yılı rakamlarına göre ABD'de bir işçi yıllık ortalama yüzde 22,6 vergi öderken, Birleşik Krallık'ta ortalama yüzde 23,7 vergi ödüyor.
Örneğin, Birleşik Krallık'taki en yüksek vergi dilimi, yıllık geliri 155 bin 611 doları geçenler için yüzde 45 iken, ABD'de bu geliri elde edenler yüzde 24'ün üzerindeki vergi dilimini (alt vergi dilimi) ödemiyor.
Veraset vergisi konusunda da iki ülke arasında çok büyük fark var. ABD'de mirasçılar, vefat eden kişinin serveti 12,9 milyon doları geçmedikçe veraset vergisi ödemezler.
Birleşik Krallık'ta devlet, vefat edenin 404 bin doları aşan serveti üzerinden veraset vergisi alır.
Birleşik Krallık'ın sadece ABD ile değil, Avrupa ülkeleriyle de karşılaştırıldığında en kötü enflasyon oranlarıyla mücadele sorunu da var.
Bu nedenle, ABD'deki enflasyon oranlarının geçen haziran ayında yüzde 9,1 ile en yüksek oranlarına ulaştığını ve mart ayında yüzde 5'e düştüğünü görüyoruz.
Ancak Birleşik Krallık'ta geçen ağustos ayında enflasyon oranları yüzde 11,4'e ulaştı ve son aylarda kaydedilen rakamlar enflasyonun yüzde 9,5'e düştüğünü gösteriyor.

Independent Arabia



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.