ABD Afgan Kadın Taktik Birimi’ni koruyacak mı?

ABD Ordusu ile birlikte savaşan Afgan kadınların ABD’de ikamet sürelerini uzatmak için Kongre’de çaba gösteriliyor

Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
TT

ABD Afgan Kadın Taktik Birimi’ni koruyacak mı?

Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)

2021'de ülkesi ve hayatı aniden değişmeden önce Mahnaz Ekberi, Afgan Ulusal Ordusu'nun "Kadın Taktik Birimi"nde kıdemli bir komutandı. Bu, seçkin ABD Özel Harekat Kuvvetlerine, cesur dağ görevleri gerçekleştirirken, DEAŞ savaşçılarını avlarken ve mahkumları Taliban hapishanelerinden kurtarırken eşlik eden tamamı kadınlardan oluşan bir ekip.
37 yaşındaki Ekberi ve askerleri, bu görevleri büyük bir kişisel risk alarak gerçekleştirdi. Bir kadın boynundan vuruldu ve kafatası kırıldı. Bir diğeri Kabil'in düşüşünden kısa bir süre önce öldürüldü. Taliban ülkeyi ele geçirdikten sonra, savaş biriminin birçok üyesi Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmek zorunda kaldı.
Bugün, Ekberi ve kadın taktik birliğinin diğer üyelerinin başka bir görevi daha var: Kongreyi, birimin Afganistan'daki hizmetinin kendilerine ABD'de kalıcı olarak kalma hakkını kazandığına ikna etmek.
Ekberi, yakın zamanda Maryland, Silver Spring'deki dairesinde yaptığı bir röportajda şunları söyledi: "Görevlerimiz büyük hedefleri avlamaktı: Taliban lideri veya DAEŞ örgütünün lideri gibi."
Ekberi ve taktik muharebe biriminden bir grup başka kadın, perşembe günü, kendilerinin ve diğer Afgan göçmenlerin durumlarını ele almak için durmuş yasayı yeniden canlandırmaya çalışmak üzere Kongre'de milletvekilleriyle bir araya geldi. Kadın askerler şu anda Amerika Birleşik Devletleri'nde önümüzdeki ağustos ayında sona erecek olan iki yıllık bir insani yardım taahhüdü kapsamında ikamet ediyorlar. Bu taahhüdün bitmesi, kadınların çalışma izinlerini sona erdirecek, yeni işverenleri işlerini sonlandırmaya zorlayacak ve onları yasal bir belirsizlik içinde bırakacak.
Perşembe günkü toplantılara çok sayıda liberal ve muhafazakar milletvekili katıldı. Daha katı göçmenlik politikalarını destekleyen Cumhuriyetçi Teksas Senatörü Ted Cruz, Afgan kadınlarla yaptığı görüşmeyle kadınların durumlarına tamamen sempati duyduğunu belirterek görüşmeden sonra şunları söyledi: “Cesur Afgan kadınları, Amerikan askerlerini güvende tutmak için hayatlarını riske attılar ve biz onlara karşı büyük bir sorumluluk taşıyoruz.”
Benzer duygular, eski Başkan Donald Trump'ın yeniden seçilmesini henüz onaylamış olan Florida’dan Cumhuriyetçi Temsilcisi Michael Waltz tarafından da ifade edildi. Birçok kişi, Waltz'ı, Afganistan'da on yıllardır süren savaş sırasında ABD güçlerini destekleyen Afgan mültecilere yardım etmede bir kahraman olarak görüyor. Eski bir Özel Harekat Kuvvetleri gazisi olan Waltz, aynı zamanda ABD Deniz Piyadeleri Kolordusu’nda görev yapan Temsilci Seth Moulton'un (Demokrat, Massachusetts’dan) ev sahipliğinde düzenlenen bir toplantıda kadınlara şunları söyledi: “Hepiniz silah arkadaşısınız, hep birlikte savaştık. Bizim ve her askerin doğasında olan şey, asker arkadaşımızı asla geride bırakmamamız. Bu nedenle geride bıraktıklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Minnesota’dan Demokrat Senatör Amy Klobuchar, Cumhuriyetçilerin muhalefeti nedeniyle Kongre'den geçemeyen ‘Afganistan Tadil Yasası’nın gözden geçirilmesine öncülük ettiğini söyledi.
Tasarı, Afganistan'daki çatışma sırasında çevirmen, şoför ve arabulucu olarak Amerikalılara yardım etmek için hayatlarını riske atan Afgan vatandaşlar için daimi ikamete giden yasal bir yol yaratmayı amaçlıyordu. Kabil'in düşmesinden sonra yaklaşık 82 bin Afgan ABD'ye tahliye edildi. O zamandan beri çoğu, ülkede uzun süreli kalma izni olmaksızın yasal bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ek güvenlik kontrolleri gerektiren bu uygulama, Vietnam Savaşı gibi diğer insani krizlerin ardından çıkarılan yasalara göre modellendi. Küba, Nikaragua ve Irak'taki krizlerden sonra benzer yasalar çıkarılmıştı. Tasarı ayrıca şu dört grup için kalıcı izinlerin önünü açacaktı: Afgan Ulusal Ordusu Özel Harekat Komutanlığı, Afgan Hava Kuvvetleri, Afganistan Özel Görev Kanadı ve Afganistan'daki Kadın Taktik Timleri.
Klobuchar, yasayı geçirmek için yeterli müttefik kazanmayı umarak tasarıyı tamamlamak için çalışıyor. Eski Başkan George W. ile birkaç kez konuştuğunu doğruladı. Bush bu çabalara verdiği destekle ilgili şunları vurguladı: “Senato'da artan sayıda Cumhuriyetçi desteğimiz var. Bu kadınlar, ülkemizin yanında yer alan on binlerce Afgan'ın bir parçası. Uzun süre unutulamazlar. Çabalar başarısız olursa, bazı destekçiler Kongre'nin yalnızca Özel Kuvvetler ekibinden onlarca kadının ABD'de kalmasına yardımcı olacak daha dar bir yasa tasarısını değerlendirebileceğini söylediler.
Klobuchar'ın Başdanışmanı Erin Chapman, kadınlarla yaptığı bir toplantıda, mevzuatın, son Kongre'de Cumhuriyetçi senatörlerin Savunma Bakanlığı tarafından Afganların "ilave incelemesi" için talep ettiği değişiklikleri zaten içerdiğini söyledi.
Afganistan'daki kültürel destek ekibine liderlik eden ve Afgan kadınlarla yakın çalışan ABD Ordusu yüzbaşısı Mary Collarz, çoğu Afganistan'da geride bırakılan muharebe birliğinin aile üyelerinin güvenlik endişelerini sordu. Soruya şu şekilde cevap verildi: "Bu kadınlar ve aileleri yani onların erkek kardeşleri ve babaları hedef alınıyor."
Arizona'dan, Demokrat Temsilci Greg Stanton perşembe günü askerlerle görüşmesine başlarken başka bir taktik deniyordu. Stanton, ABD İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas'a bir mektup göndererek, kadın taktik birimi üyelerinin iltica vakalarının ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri aracılığıyla hızla çözülmesini sağlamak için kişisel olarak müdahale etmesini istedi. Stanton, askere alınan yaklaşık 45 kadından şimdiye kadar yalnızca üçüne sığınma hakkı verildiğini söyledi ve cinsiyetleri nedeniyle farklı muamele göreceklerinden endişe duyduklarını dile getirdi. Stanton, Mayorkas’a yazdığı mektupta şunları söyledi: "Endişeliyim. Çünkü bu cesur kadın grubu, bakanlığınızdan karışık muamele görüyor. Pilotlar da dahil olmak üzere birçok erkek Afgan askerine öngörülen 180 günlük süre içinde sığınma hakkı verildi.
Doğrudan ABD hükümetiyle çalışan tercümanlar ve aracılar gibi sözleşmeye taraf olanlar özel göçmen vizelerine hak kazanırken, doğrudan Afgan hükümetinden maaş alan askerlere bu hak verilmedi.
Kadın taktik birimi Afganistan'da özel bir durum ve ortaya çıkış hikayesi on yıldan daha eskilere dayanıyor. ABD ordusu, Afganistan'da yaklaşık 10 yıl süren savaştan sonra, kırsal Afgan köylerinde devriye gezmek için kadın birliklere ihtiyaç duyduğuna karar verdi. Bu birimdeki kadınların çoğu, Taliban yönetimi altında şiddetli zulümle karşı karşıya kalan etnik bir azınlık grubu olan Hazaralar topluluğundan geliyordu. Bugün Afganistan'da "Hazaralar" grubu içinde yaşamak, kadınların ABD güçleriyle iş birliğinden kaynaklanan tehlikeleri ikiye katlıyor. Bu bağlamda Collarz, Özel Kadın Birimi'nin kadın üyelerinin birçok aile üyesinin Taliban tarafından öldürüldüğünü, işkence gördüğünü veya tehdit edildiğini doğruladı.
* Şarku’l Avsat okurları için The New York Times’tan tercüme edilmiştir.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.