Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi’nin ‘mafya ve nüfuzun kötüye kullanımıyla’ mücadele edeceğine dair söz vermesine rağmen milletvekillerinin çoğu İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in görevden alınmasından yana oy kullandılar.

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
TT

Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in otomotiv pazarının kötüleşen koşulları karşısında performansını savunamaması ve özellikle daha önce hakkında verilen gensoru önergesinin oylandığı bir oturumu İranlı milletvekillerine onlarca otomobil vererek etkilemeye çalışmakla suçlanması sonucunda bakanı koruma mücadelesinde bir kez daha yenildi.
Fatımi Emin’in gensoru oturumuna katılan Reisi, hükümetinin ekonomi politikasını savunarak milletvekillerinin önünde ‘yolsuzluk, rantçılık, ekonomi mafyası ve (yetkililer arasında) nüfuzun kötüye kullanılmasıyla’ mücadele etme sözü verdi. ‘Otomotiv mafyasıyla’ mücadele edilmesi gerektiğini de vurgulayan Reisi, hükümetinin ‘yolsuzluk dosyalarını hasıraltı etmediğini’ belirttiği konuşmasında şunları söyledi:
“Yolsuzluk, sağlıksız ilişkiler ve yönetimde yetersizlik gördüğümüz her yerde, daha bizden istenmeden kendimiz duruma müdahale edeceğiz. İktidardaki izlenimimiz, meclisteki arkadaşlarımızın kendi seçim bölgeleri ve insanlar için meseleleri gündeme getirdikleri yönündedir. Yetkililerin cevap vermesi gerekir. Karar milletvekillerinin ve milletindir.”
Meclis mensupları, Fatımi Emin’i ‘otomobil fiyatlarındaki keskin artışı ve endüstriyel üretim maliyetlerindeki artışı’ kontrol edememekle suçlayarak iyi bir performans sergileyemediği gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirdiler.
Bakan için yapılan gensoru oylamasına 290 milletvekilinden 272'si katıldı. 162 milletvekili bakandan güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullanırken, 102 milletvekili buna karşı çıktı. İki milletvekili çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı altı oyun geçersiz olduğunu açıkladı.
Böylece İran Meclisi geçtiğimiz kasımdan sonra ikinci kez bakan hakkında gensoru oylaması yapmış oldu. İlk gensoru oylamasında Fatımi Emin güvenoyunun çekilmesine karşı çıkan 182 milletvekilinin desteğini alırken, 84 milletvekili görevden alınmasını desteklemiş ve altı milletvekili ise çekimser kalmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Fatımi Emin’in görevden alınmasını destekleyen bazı milletvekilleri, bir önceki oylamada bakanın milletvekillerine onlarca otomobil verip oylama sürecini etkileyerek milletvekillerinin oyunu aldığını belirtmişti. Milletvekili Ahmed Ali Rıza Beygi, Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ofisine bağlı Doleta Bahar internet sitesi aracılığıyla 70 adet dört çeker otomobil alan 70-75 milletvekilinin yer aldığı bir liste yayınlamıştı.
Milletvekili Beygi oylamanın öncesinde, meclisteki milletvekillerinin oylamanın gidişatını değiştirmek üzere yeni otomobiller aldıkları iddiası nedeniyle hakkında yapılan bir şikayet üzerine mahkemeye çağrıldığını duyurmuştu. Milletvekili, otomobilleri alan meslektaşlarının bir taslak listesini yayınlamadan önce, İranlı İşçiler Haber Ajansı (ILNA) ile yaptığı bir röportajda suçlamalarını dile getirmişti. Fatımi Emin’in aleyhindeki gensoru oylamasının öncesinde Meclis Milletvekillerinin Davranışlarını Denetleme Komisyonu Sözcüsü Milletvekili Musa Gazanfer Abadi, komisyonun ‘Beygi’nin açıklamalarının asılsız olduğuna karar verdiğini’ söylemişti. Komisyonun inceleme toplantısında Beygi’nin arabaların alınmasının azil talebinden milletvekillerinin imzasını çekmesi karşılığında olduğunu söylemediğini aktarmıştı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Fatımi Emin, gensoru oylamasından önceki son savunmasında adını aklamakta ısrarcıydı.
“Bırakın 70 arabayı, bir tane araba almış bir kişi gösterin” diyen Fatımi Emin kendisini eleştirenleri hükümet ile meclis arasındaki ilişkileri bozmak ve rejimin haysiyetiyle oynamakla suçlayarak “Yolsuzlukla en çok mücadele eden bu hükümeti böyle bir ithamla suçlamak psikolojik savaş değil de ne?!” ifadelerini kullandı.
Fatımi Emin “Yolsuzlukla lekelenmedim ancak halkın güveni ve meclisin saygınlığı zedelendi” diyerek bazı İranlı yetkililerle yakın bağları olan baskı gruplarına işaret ederek kendisini ‘Amerikan lobisi’ ile ilişkilendiren gazeteleri de eleştirdi.
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in son zamanlarda ikincil meselelerle uğraşılmasına ve ülkedeki ikiyüzlülüğe karşı uyarıda bulunmasına ve daha önce yolsuzluğu yedi başlı ejderhaya benzetmesine atıfta bulunan Fatımi Emin “İkincil meselelerin tuzağına düşmemeli, gecikmeleri ve insanların karşı karşıya olduğu yaşamsal sorunları telafi etmeliyiz (...) Hükümet ve meclis sorunları çözmek için birlikte çalışması gerekirken neden ikiyüzlülük yapıyorsunuz? Bunun çabasında olanlar vatan hainidir” demişti.
Dini Lider Ali Hamaney geçen yılın sonunda, yerel olarak üretilen ürünlerin pahalı olup düşük kalitede olmasını eleştirmişti. Bunların arasında otomobiller de vardı.
Fatımi Emin ayrıca ‘İran otomotiv endüstrisinin hasta ve kronik ağrılar çektiğini’ ve ‘yedi başlı yolsuzluk ejderhasıyla’ mücadele ettiğini söylemişti. Ayrıca üstü kapalı bir şekilde, meclis üyelerini ‘otomotiv mafyasıyla’ danışıklı dövüş içerisinde olmakla suçlamıştı. IRNA’nın aktardığına göre ‘bu endüstrinin ameliyatında yolu yarıladıklarını ve iyileşme belirtileri olduğunu’ da sözlerine eklemişti.
Fatımi Emin, İran otomotiv endüstrisinin bugünlerde yaşadığı sorunları, geçtiğimiz eylül ayında başörtüsünü ‘düzgün takmadığı’ gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitiren genç bir kızın ölümüyle protestoların patlak vermesiyle, son zamanlarda otomobil üretimi ve ithalatının durmasına ve İran para biriminin değer kaybetmesine bağlamıştı.
Fatımi Emin arz ve talep arasındaki büyük uçurumun, piyasadaki yüksek otomobil fiyatlarının nedenlerinden biri olduğunu savunarak şunları söylemişti:
“Geçen kasım ayında kur savaşının başlaması, otomobil fiyatlarının artmasına neden oldu. Çünkü geçen aralık ayından bu yana otomobillere olan sahte talepte bir artış gördük (...) Döviz kurlarının yükselmesi Sanayi Bakanlığı'nın elinde değil. Zira ekonomik bir savaş veriyoruz ve otomobil fiyatları değişkenlere bağlı.”
İran Sanayi Bakanlığı'nın faaliyetlerinin İran ekonomisinin yüzde 30'unu oluşturduğunu belirten Fatımi, bakanlığın ülkedeki 90 ekonomik faaliyet alanının 27'sinden sorumlu olduğuna işaret etmişti.
Reuters’a göre Fatımi, 2021'de Reisi’nin seçilmesinden bu yana, ülkenin ekonomik koşullarından duyulan hoşnutsuzluğun arttığı bir ortamda muhafazakar hükümetin görevden alınan ilk üyesi oldu.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’ndan Milletvekili Sara Fellahi, yapılan bir anketin sonuçlarına göre halkın yüzde 86'sının bakan için gensoru verilmesini onayladığını duyurmuştu. Ancak anketi yürüten tarafı ve ne zaman yapıldığını açıklamamıştı.
Bakan’dan güvenoyunun çekilmesini destekleyenlerden milletvekili Ahmed Resuli Necad bakanlığın piyasada üretilen ve satılan araba sayısına ilişkin verdiği istatistikler hakkında ciddi şüpheleri olduğunu dile getirdi. Milletvekili Nasır Musevi Larkani ise bakanı ‘bakanlığı sabote etmekle’ suçlayarak “Uzmanlara danışmadan bakanlığı yeniden yapılandırdı. Kendisine yakın olanları idari görevlere atayıp uzmanları ikinci plana attı” dedi. IRNA’ya göre, ‘yapı malzemelerinin ortalama fiyatının yüzde 100 arttığını’ vurguladı.
Diğer yandan AFP’ye göre milletvekili Lütfullah Siyahkali, azledilen bakanı sektördeki büyüme hakkında cumhurbaşkanına yanlış rakamlar vermekle suçlayarak “Bir büyüme varsa bunu neden insanların hayatında görmüyoruz?!” dedi ve bakanlığa otomotiv endüstrisini özel sektöre bırakması çağrısında bulundu.
Milletvekili Muhammed Rıza Taceddin ise Emin’in altı ay içinde ikinci kez gensoru oylamasına tabi tutulmasını eleştirerek, bunu meclise karşı ‘yeni bir meydan okuma’ olarak nitelendirdi. Ayrıca ‘devrimci’ meclisin ‘devrimci’ hükümete yaklaşımını da eleştirdi.
Diğer taraftan milletvekili Celil Mir Muhammedi de bakanın gensoru önergesinin geri çekilmesi için meclis üyelerinin 75 adet dört çeker araba almakla suçlanmasını eleştirerek “Kime darbe indiriyorsunuz? Rejimin temel direklerinden biri olan meclise. Hükümet hakkında şüphe uyandırıyorsunuz. Herkesi yolsuzlukla suçluyorsunuz” dedi.



Lübnan-İsrail müzakereleri girişiminin tüm hikayesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan-İsrail müzakereleri girişiminin tüm hikayesi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransız Büyükelçi Hervé Magro'yu Baabda Sarayı'nda ağırladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnanlı üst düzey bir resmi kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 10 gün önce bir ateşkes önerisinde bulunduğunu ve bu önerinin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a iletildiğini açıkladı. Ancak Hizbullah'ın iletişim kanallarını kapatması ve ardından ‘El-Asf el-Me'kul’ (Yutan Fırtına) adını verdiği askeri operasyonunu başlatması, bu girişimi boşa çıkardı. İsrail, buna karşılık saldırılarını daha da sertleştirdi.

Ateşkes sağlama yönündeki siyasi çabaların başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Lübnan hükümetinin Ramazan Bayramı'nda bir ‘insani ateşkes’ talebinde bulunmaktan başka bir seçeneği kalmadı. İsrail, ateş altında müzakereleri dayatmak için ‘karadan baskıyı’ derinleştirmeye çalışırken, Cumhurbaşkanı Avn, ‘Lübnan ulusal yelpazesini’ temsil eden 4 kişilik müzakere heyetini oluşturmaya çalışıyor. Ancak buna paralel olarak Tel Aviv, Macron ve Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert aracılığıyla Lübnan'a mesajlar göndermeye devam ediyor. Bu mesajlarda temel bir soru olan ‘Eğer çatışmayı durdurursak, Hizbullah roket atışlarını durduracak mı?’ sorusu yer alıyor.

İsrail gazetesi Yediot Aharonot, Netanyahu tarafından Lübnan ile müzakereleri yürütmek üzere görevlendirilen Ron Dermer'in “Lübnan ile bir anlaşma mümkün, çünkü meseleler o kadar da karmaşık değil” dediğini aktardı. İsrail'in ‘Lübnan'da herhangi bir toprak talebinde bulunmak istemediğini’ vurgulayan Dermer, “Lübnan'ı işgal etmek veya saldırmak istemiyoruz, ancak Hizbullah'ın kuzey sınırımızda doğrudan faaliyet göstermesine izin vermeyeceğiz” diye ekledi.


İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarında en az 6 kişi öldü, 24 kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
TT

İsrail'in Beyrut'a düzenlediği hava saldırılarında en az 6 kişi öldü, 24 kişi yaralandı

İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, bu sabaha karşı İsrail tarafından önceden herhangi bir uyarı yapılmaksızın Lübnan'ın başkenti Beyrut'un orta kesimlerine düzenlenen saldırılarda en az altı kişinin öldüğünü, 24 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Düşman İsrail, iki hava saldırısı düzenledi. İlk bilançoya göre saldırılar, altı vatandaşın şehit olmasına ve 24 kişinin yaralanmasına yol açtı. Ayrıca olay yerinden ceset parçaları çıkarıldı” denildi.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un orta kesimlerindeki bir yerleşim bölgesini hava saldırılarıyla hedef alırken, Beyrut'un güney banliyölerine yönelik saldırılar da devam etti.

Yerel basında yer alan haberlere göre hükümet binası ve bazı elçiliklerin yakınlarında bulunan ve yoğun nüfuslu Zukak el-Blat bölgesi hedef alındı. Bu saldırı, İsrail ordusunun Hizbullah'a bağlı Karz-ı Hasen adlı finans kurumunu hedef aldığını söylediği aynı mahalleye yönelik saldırıdan birkaç gün sonra gerçekleşti.

İsrail, bir diğer saldırıda, 2024 yılında Hizbullah ile arasında yaşanan önceki savaşta da saldırdığı el-Basta yerleşim bölgesini hedef aldı.

Lübnan’ın güneye verilen tahliye emirleri

İsrail ordusu bu sabah, Lübnan'ın güneyindeki Sayda ilçesine bağlı el-Akbiye köyündeki bir binanın tahliye edilmesi yönünde bir uyarı yayınladı. Bu uyarıdan birkaç saat önce, güneydeki sahil kenti Sur'un tahliye edilmesi uyarısı yapılmıştı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee dün gece, sosyal medya üzerinden yayınladığı ‘acil’ kodlu uyarıda, ‘Sur şehri sakinlerinden, mülteci kamplarında ve çevresindeki mahallelerde yaşayanların evlerini derhal tahliye etmelerini’ istedi. Adraee, tahliye edilmesi gereken bölgelerin isimlerini belirterek, ayrılma noktalarını ve yolları da açıklandı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre Sur İlçesi Belediyeler Birliği Afet Yönetimi Birimi Medya Koordinatörü Bilal Kaşmar, İsrail ordusunun verdiği tahliye emrinin ardından Sur şehri ve çevresinde büyük bir kaos yaşandığını, insanların panik içinde, trafik sıkışıklığı ve uyarı amaçlı havaya ateş açılması gibi olayların yaşandığı bir ortamda aceleyle bölgeden ayrılmaya çalıştıklarını söyledi. Kaşmar, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki geniş alanların tahliye edilmesi yönünde daha önce uyarılar yayınlamasına rağmen, birçok ailenin, aralarında bazı Filistin mülteci kamplarının da bulunduğu bölgede kaldıklarını belirtti.

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sınırdan 40 kilometreden fazla derinliğe uzanan geniş bölgelerdeki sakinlere yeniden tahliye uyarısında bulundu. Bu uyarılar, İsrail ordusunun son günlerde ‘ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Lübnan'ın güneyindeki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara operasyonu’ başlattığını açıklamasının ardından yapıldı.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA dün, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine ve güneyindeki çeşitli noktalara saldırılar düzenlediğini bildirdi. Saldırılarda Nebatiye ilçesine bağlı Cebşit beldesinde dört Suriyeli mülteci ve ülkenin doğusundaki Baalbek kentinde dört kişinin öldüğü belirtildi.

Hizbullah'ın 2 Mart'ta, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney’in İsrail ve ABD tarafından İran'a düzenlenen saldırılarda öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e roketler ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırmasıyla savaş Lübnan'a sıçradı.

İsrail, Beyrut'un güney banliyölerine, başkentin orta kesimlerindeki bazı bölgelere, Lübnan'ın güney ve doğusuna yoğun hava saldırıları düzenledi. İsrail ordusundan birlikler, Lübnan’ın güneydeki bazı bölgelere girdi.

Lübnanlı yetkililer tarafından 3 Mart'ta savaşın başlamasından bu yana yapılan açıklamaya göre İsrail saldırıları sonucunda 111'i çocuk olmak üzere 912 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi mülteci kayıtlarına adını yazdırdı. Bunların 130 binden fazlası 600'den fazla toplu barınma merkezinde kalıyor.


Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye güvenlik güçlerine yeni katılan 2 bin personel, ‘yenilenmiş bir görünümle’ mezun oldu

Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Pazartesi günü Şam’da 2 bin personelin yeni üniformalarıyla düzenlenen mezuniyet töreninden (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı pazartesi günü başkent Şam’daki merkezinde düzenlenen törenle, eğitim programlarını tamamlayan ve gerekli uygulamalı deneyimi kazanan 2 bin yeni personelin mezuniyetini kutladı. Tören, 15 yıl önce başlayan Suriye devriminin yıl dönümüyle eş zamanlı gerçekleştirildi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab X platformunda yaptığı paylaşımda, “Mübarek devrimimizin yıl dönümü vesilesiyle, yoğun eğitimden geçen ve modern üniformalarla donatılan İçişleri Bakanlığı’nın yeni personel grubunu bugün mezun ettik. Bu adım, bakanlığımızı geliştirme ve güvenlik tehditlerine karşı hazırlığını artırma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

htrhjyt
Suriye İçişleri Bakanı ve bakanlık yetkilileri, pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde düzenlenen mezuniyet törenini izledi. (SANA)

Hattab, açıklamasında ayrıca, “Yeni üniformalardan modern ekipmanlara, uzmanlaşmış ve yoğun eğitim programlarına kadar tüm alanlarda yenileme ve geliştirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız, ülkemize layık ve görevlerini yüksek verimlilikle yerine getirebilecek en nitelikli personeli yetiştirmek” dedi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Suriye devriminin yıl dönümüne denk gelen bugün de, uzun süreli eğitimlerini tamamlayan ve hem teorik hem de uygulamalı güvenlik deneyimi kazanan 2 bin personel mezun oldu” bilgisini paylaştı.

El-Baba, mezun olan personelin sahip oldukları güvenlik tecrübesiyle Suriye toplumuna katkı sağlayacağını ve bunun toplum güvenliğinin güçlendirilmesine yardımcı olacağını belirtti.

ewewf
Pazartesi günü Şam’daki bakanlık merkezinde 2 bin personel için mezuniyet töreni düzenlendi. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Ayrıca el-Baba, İçişleri Bakanlığı personeli için güncellenen görsel kimlik kapsamında farklı yeni resmi üniforma seçeneklerinin benimsendiğini ve bunların çeşitli birimlerde uygulanacağını açıkladı. Bakanlığın, ülkesine hizmet etmek isteyen Suriyeli gençleri bünyesine katarak insan kaynağını güçlendirmeye devam ettiği de vurgulandı.

Mezuniyet töreninde, özel görev birimlerine ait personel için güncellenen resmi üniforma da tanıtıldı. Söz konusu üniforma, hassas ve özel görevlerin gerekliliklerine uygun şekilde özel olarak tasarlandı.

Yeni tasarım, profesyonellik ile hareket kabiliyetini bir araya getirerek personelin acil durumlara müdahale kapasitesini artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda bakanlığın güncellenmiş görsel kimliğini yansıtan üniforma, hızlı müdahale ve güvenliğin sağlanması görevlerinin yüksek verimlilikle yerine getirilmesine imkân tanıyor.

Bu güncellemenin, daha önce polis araçları için başlatılan görsel kimlik yenileme çalışmalarının devamı niteliğinde olduğu belirtildi. Söz konusu adım, bakanlık bünyesindeki birimlerin çeşitli polislik ve güvenlik alanlarında eğitim ve hazırlık süreçlerini tamamlamalarının ardından atıldı.

Mezun olan birimler arasında özel görevler, yol güvenliği, genel polis, trafik polisi ve turizm polisi gibi alanlar yer aldı. Bu çeşitlilik, personelin profesyonel düzeyini ve kamu güvenliğini sağlama, istikrarı güçlendirme ve vatandaşlara hizmet etme konusundaki hazırlığını ortaya koyuyor.

İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın, Şam kırsalındaki Tel beldesinde kadın polis enstitüsünün açılışını gerçekleştirdiği de hatırlatıldı. Bu adımın, kadınların polislik ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarına katılımını artırmayı amaçladığı ifade edildi.

Bakan Hattab, cumartesi günü yaptığı açılış konuşmasında, enstitünün hazırlanması ve eğitim müfredatının oluşturulmasının yaklaşık bir yıl sürdüğünü, bu süreçte uzman bir ekibin modern bir eğitim ortamı sağlamak için yoğun çaba harcadığını belirtti.

Hattab ayrıca, bakanlığın ‘özgürleşmenin ardından ilk günden itibaren’ kadınların güvenlik, polislik ve toplumsal hizmet alanlarına katılımını artırmayı hedeflediğini ve bunun toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu bir şekilde yürütüleceğini vurguladı.