American Airlines pilotları greve "evet" dedi

Hem American Airlines hem de pilotlar sendikası hâlâ bir anlaşmanın sağlanabileceğini belirtti

AP
AP
TT

American Airlines pilotları greve "evet" dedi

AP
AP

American Airlines müzakerelerin sürdüğünü iddia etse de şirketin pilotları ezici bir çoğunlukla grev lehine oy kullandı.
Oylama pazartesi günü duyuruldu fakat yakın tarihte bir iş bırakma yok. Wall Street Journal'a göre federal yasalar havayolu çalışanlarının greve gitmesini zorlaştırıyor.
American Airlines'ın 15 binden fazla pilotunu temsil eden Müttefik Pilotlar Derneği'ne (Allied Pilots Association/APA) göre, üyelerin yüzde 96'sının katıldığı oylamada atılan oyların yüzde 99'u greve izin verilmesi yönündeydi.
American Airlines pazartesi günü gazeteye yaptığı açıklamada, yakında pilotlar sendikasıyla bir anlaşmaya varabileceğine inandığını ifade etti. Grev oylamasının, pilotların müzakerelere başlarken duydukları aciliyet hissinin bir göstergesi olduğunu belirtti.
Bir sözcü, Wall Street Journal'a "Bitiş çizgisi göründü" dedi.

"Grev yetki oylamasının pilotların bir anlaşmaya varma arzularını ifade etmelerinin önemli yollarından biri olduğunu anlıyoruz ve oylama sonuçlarının mesajına saygı duyuyoruz."

The Independent'ın haberine göre, Sendika Başkanı Ed Sicher da benzer ifadeler kullanarak üyelerinin gerekirse greve gitmeye hazır olduğunu söyledi fakat yeni bir sözleşme anlaşmasına varılmasının hâlâ ihtimaller dahilinde olduğunun da altını çizdi.
Pilotlar, hayatlarını iyileştireceğine ve hava yolculuğunu daha güvenilir kılacağına inandıkları, vardiya programlama ve iş uygulamalarında değişiklikler talep ediyor.
Sicher, "APA ve şirket yönetimi için en iyi sonuç, iyi niyetli pazarlıklarla sektöre öncülük eden bir sözleşme üzerinde anlaşmaya varılmasıdır" dedi.
American Airlines kendi ücretlerini, Delta Air pilotlarının önceki aylarda aldığı zamlara göre eşitlemeyi kabul etmişti.
Halen devam eden sözleşme görüşmelerinin birçoğu yıllar önce başlayan ve Kovid-19 pandemisi nedeniyle durdurulan müzakerelerin devamı niteliğinde. Havayolları, pandemi sırasında hava yolculuğundaki keskin düşüş nedeniyle pilotları emekli olmaya teşvik etmişti ancak pandemi sonrasında seyahatlerdeki toparlanma havayollarını pilot sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktı.
Southwest Havayolları pilotlarının bu ay içinde benzer bir grev yetkisi için oylamaya gitmesi bekleniyor.
Havayolu çalışanlarını ilgilendiren ABD çalışma yasaları, hem çalışanların hem de yönetimin yasal olarak greve gitmeden önce tüm müzakere yollarını tüketmelerini gerektiriyor. Ulusal Arabuluculuk Kurulu'nun önce ileriye dönük bir yol bulunmadığında hemfikir olması ve iki tarafa da tahkim teklif etmesi gerekecek. Grev çağrısı yapılmadan önceyse taraflar bir ay sürecek bir "soğuma" dönemine zorlanıyor. 



Telegram'ın kurucusu: AB'nin yaş doğrulama uygulaması iki dakikada hacklenebilir

16 Mart 2026'da Brüksel'deki AB Komisyonu Genel Merkezi önünde Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor (AFP)
16 Mart 2026'da Brüksel'deki AB Komisyonu Genel Merkezi önünde Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor (AFP)
TT

Telegram'ın kurucusu: AB'nin yaş doğrulama uygulaması iki dakikada hacklenebilir

16 Mart 2026'da Brüksel'deki AB Komisyonu Genel Merkezi önünde Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor (AFP)
16 Mart 2026'da Brüksel'deki AB Komisyonu Genel Merkezi önünde Avrupa Birliği bayrakları dalgalanıyor (AFP)

Popüler mesajlaşma uygulaması Telegram'ın patronuna göre, Avrupa Birliği'nin (AB) çocukları çevrimiçi ortamda korumak amacıyla tasarlanan yeni yaş doğrulama uygulaması "iki dakikada" hacklenebilir.

Yeni girişimin güvenliğini sorgulayan siber güvenlik uzmanları ve gizlilik savunucularına katılan Pavel Durov, uygulamayı "gözetim aracı" diye niteledi.

Durov, X'te "AB yaş doğrulama uygulaması, tasarımı gereği hacklenmeye açık; cihaza güvenerek çalışıyor (bu da oyunun anında bitmesi anlamına geliyor)" diye yazdı.

Ancak AB bürokratlarına hemen gülüp geçmeyin. Tek ihtiyaçları, özgürlüklerimizi zedelemenin bir başka bahanesiydi. Bu 'şaşırtıcı hack' onlara tam da bunu sağladı.

Avrupa Komisyonu, geçen hafta duyurduğu yeni yaş doğrulama uygulamasının "çevrimiçi platformları sorumlu tutacağını" ve çocukların güvenliğini ticari çıkarların önüne koyacağını iddia ediyor.

Avrupa genelinde kullanıma sunulmak üzere tasarlanan uygulama, vatandaşların çevrimiçi platformlara erişebilmek için pasaport gibi resmi olarak tanınan bir kimlik belgesi bilgisi girmesini gerektiriyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, piyasaya sürülmesinden önce uygulamanın "dünyadaki en yüksek gizlilik standartlarına uyduğunu" ve kullanıcıların kişisel bilgilerini üçüncü taraf sitelere ve hizmetlere ifşa etmeyeceğini söylemişti.

Von der Leyen "Basitçe söylemek gerekirse tamamen anonim" demişti. 

Kullanıcılar takip edilemez.

Ayrıca uygulamanın tamamen açık kaynaklı olduğunu, yani temelindeki kodun herkes tarafından incelenebileceğini söylemişti.

Bu durum güvenlik araştırmacılarını, uygulamanın kişinin cihazında hangi verileri depoladığını ve ne kadar kolay atlatılabileceğini incelemeye sevk etti.

X'te geniş çapta paylaşılan bir gönderide güvenlik danışmanı Paul Moore "ciddi bir gizlilik sorunu"nu ortaya çıkardığını iddia etmişti.

Kullanıcının biyometrik verilerini toplamak için kullanılan pasaport, kimlik veya özçekim görüntüsünün şifrelenmediğini ve düzgün bir şekilde silinemediğini söylemişti.

Moore "Orijinal görüntüyü diskte bırakmak çılgınca ve gereksiz" diye yazmıştı. 

Çocukları çevrimiçi zararlardan korumak gerektiğine kimsenin itiraz ettiğini sanmıyorum ancak gerçekten çözüm bu değil.

Avrupa Komisyonu sözcüsü, uygulamanın teknik olarak piyasaya sürülmeye hazır hale geldiğini ancak bunun hâlâ demo sürümü olduğunu eklemişti.

Baş sözcü Paula Pinho cuma günü, "Evet, hazır" demişti. 

Belki şunu da ekleyebiliriz: 'Ve her zaman iyileştirilebilir'.

Uygulamanın halka sunulması için henüz bir tarih belirlenmedi. The Independent cevap hakkı için yetkililerle temasa geçti.

Independent Türkçe


Britanyalılara muafiyet, Atina'yla AB'yi karşı karşıya getirdi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Britanyalılara muafiyet, Atina'yla AB'yi karşı karşıya getirdi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Avrupa Birliği 10 yıldır yüzde 100 "dijital sınırlar" hedefine doğru ilerliyor. AB giriş-çıkış sistemi (EES) kapsamında tüm Schengen bölgesi sınırlarının üçüncü ülke vatandaşlarından biyometrik veri toplaması için son tarih 10 Nisan'dı.

Bazı ülkeler EES'ye tamamen uyum sağlamış olsa da Yunanistan, Britanyalı ziyaretçilerin bu yaz parmak izi ve yüz biyometrisi verme zorunluluğundan muaf tutulacağını açıklayarak seyahat sektörünü şaşkına çevirdi.

Londra'daki Yunanistan Büyükelçiliği sosyal medyada şu açıklamayı yaptı:

Britanya pasaportu sahipleri, Yunanistan sınır geçiş noktalarında biyometrik kayıttan muaf tutulacaktır.

İtalya, İspanya ve diğer yerlerde pasaport kontrolündeki uzun kuyruklar, bazı yolcuların eve dönüş uçuşlarını kaçırmasına neden olmuştu.

Birleşik Krallık'taki Yunanistan Ulusal Turizm Örgütü Direktörü Eleni Skarveli, bu adımın " Yunanistan'a varışta daha sorunsuz ve verimli bir deneyim sağlamayı" amaçladığını söyledi. The Independent'a, "Pratikte bu, EES'nin uygulanmasından önce yürürlükte olan giriş sürecinin değişmeden kalacağı anlamına geliyor" diye konuştu.

Başka bir deyişle, Britanyalı ziyaretçilerin pasaportları elle incelenecek ve damgalanacak. Kişisel verileri "okunacak" ve kaydedilecek.

Atina havalimanına kurulan AB giriş-çıkış sistemi kioskları, Amerikalılar ve Avustralyalılar gibi diğer üçüncü ülke vatandaşları tarafından kullanılabilecek ancak Britanyalı yolculara açık olmayacak.

Hafta sonu ortaya çıkan bu durum, Brüksel'de bir miktar hayal kırıklığıyla karşılandı; Brüksel, "üye devletlerin büyük çoğunluğunda çok iyi çalışan" sistemi savunup teşvik etmeye çalışıyor.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü şunları söyledi:

Bu konuda açıklama almak için Yunan yetkililerle temas halindeyiz. Genel bir kural olarak EES, biyometrik verilerin kaydedilmesi sözkonusu olduğunda esneklikler öngörüyor. Biyometrik verilerin toplanmasının askıya alınması, aşırı bekleme sürelerine yol açan istisnai durumlarda belirli sınır geçiş noktalarında ve sınırlı bir süre için mümkündür.

Buradaki kilit ifade şu:

Yasal çerçeve, belirli üçüncü ülke vatandaşları için ve zun süreli toplu bir muafiyet öngörmüyor.

Başka bir deyişle küçük bir Yunan adası havalimanında kuyruklar oluştuğunda biyometrik kontrollerin birkaç saatliğine durdurulması kabul edilebilir ancak önlemlerin tüm yaz boyunca kaldırılması kabul edilemez.

Komisyon, Schengen bölgesindeki 29 üye devletin tamamının takvimi onayladığın, hazır ve uyumlu olacaklarını teyit ettiğini söylüyor.

Yaza doğru hazırlıklar devam ederken, yoğun Yunan havalimanlarında Britanyalı yolcuları ayırmak için özel şeritlerin getirilmesi bekleniyor.

The Independent'ın edindiği bilgilere göre, diğer üçüncü ülke vatandaşları resmi politikaya uygun olarak işleme alınacak. Yunanistan'a giden Britanyalı yolcu sayısı, diğer tüm Avrupalı ​​olmayan yolcuların toplamından çok daha fazla.

Independent Türkçe


Parkinson'un ilk belirtileri bağırsaklarda ortaya çıkıyor

Araştırmacılar, Parkinson hastaları ve hastalığa genetik yatkınlığı olan sağlıklı kişilerin bağırsak mikroplarının özel bir bileşime sahip olduğunu buldu (Unsplash)
Araştırmacılar, Parkinson hastaları ve hastalığa genetik yatkınlığı olan sağlıklı kişilerin bağırsak mikroplarının özel bir bileşime sahip olduğunu buldu (Unsplash)
TT

Parkinson'un ilk belirtileri bağırsaklarda ortaya çıkıyor

Araştırmacılar, Parkinson hastaları ve hastalığa genetik yatkınlığı olan sağlıklı kişilerin bağırsak mikroplarının özel bir bileşime sahip olduğunu buldu (Unsplash)
Araştırmacılar, Parkinson hastaları ve hastalığa genetik yatkınlığı olan sağlıklı kişilerin bağırsak mikroplarının özel bir bileşime sahip olduğunu buldu (Unsplash)

Bilim insanları, kişinin bağırsak bakterilerindeki değişikliklerin Parkinson hastalığının erken uyarı işareti olabileceğini tespit etti.

Her insanın, sindirim sisteminde yaşayan bakteri, mantar ve virüsleri içeren kendine özgü bir bağırsak mikropları topluluğu var. Ancak University College London (UCL) araştırmacılarının çalışmasına göre, Parkinson hastaları ve bu hastalığa genetik yatkınlığı olan sağlıklı kişilere özgü bir bağırsak mikropları bileşimi var.

Bulgular, bir kişinin Parkinson hastalığı riski taşıyıp taşımadığını ortaya çıkaracak testlerin geliştirilmesine katkı sağlamanın yanı sıra bağırsakları hedef alarak Parkinson'u önlemenin yeni yollarının da önünü açabilir.

Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Anthony Schapira "Parkinson hastalığı, dünya genelinde engelliliğin başlıca nedenlerinden biri ve yaygınlıkla ölüm oranı bakımından en hızlı artan nörodejeneratif hastalık. Hastalığın ilerlemesini durdurabilecek veya yavaşlatabilecek tedaviler geliştirmeye yönelik acil bir ihtiyaç var" diyor.

Bir beyin hastalığı olan Parkinson'la bağırsak sağlığı arasındaki bağlantılar son yıllarda giderek daha fazla kabul görüyor. Biz bu kanıtları güçlendirerek bağırsaktaki mikropların Parkinson belirtilerini ortaya çıkarabileceğini ve semptomların başlamasından yıllar önce Parkinson riskine dair erken bir uyarı sinyali verebileceğini gösterdik.

Bilim insanları daha önce, Birleşik Krallık’ta yaklaşık 166 bin kişiyi etkileyen Parkinson'da, ağız ve bağırsaklardaki bakterilerle bilişsel gerilemenin seyri arasında bağlantı saptamıştı. King's College London'dan araştırmacılar, bunun hafif hafıza sorunlarından hastalığın yaygın ve sıkıntı verici belirtilerinden biri olan demansa geçişi de kapsadığını bulmuştu.

Hakemli dergi Nature Medicine'da yayımlanan yeni çalışmada araştırmacılar, Parkinson hastası 271 kişi, klinik semptomlar göstermeyen 43 GBA1 varyantı (Parkinson hastalığı riskini 30 kata kadar artırabilen gen varyantı) taşıyıcısı ve 150 sağlıklı katılımcının verilerini analiz etti.

Bulgular, Parkinson hastalarıyla sağlıklı katılımcılar karşılaştırıldığında bağırsak florasını oluşturan mikropların çeyreğinden fazlasının farklılık gösterdiğini ortaya koydu; bu fark, Parkinson hastalığının daha ileri aşamalarındaki kişilerde en belirgin şekilde gözlemlendi.

Sağlıklı katılımcılarla henüz Parkinson hastalığının herhangi bir belirtisini yaşamamış GBA1 gen varyantı taşıyıcıları karşılaştırıldığında da mikroplarda farklılık görüldü.

Profesör Schapira "Parkinson hastalarının bağırsaklarında, hastalığa genetik yatkınlığı olan ancak henüz semptomları sergilemeyen kişilerde de bulunan bakterileri ilk kez tespit ettik" diye ekliyor.

Bu keşif, bakterilerin Parkinson riski taşıyan kişileri tespit etmenin bir yolu olup olmadığını anlamanın yanı sıra beslenme değişiklikleri veya ilaçlarla bakteri popülasyonunu değiştirmenin, kişinin Parkinson riskini azaltıp azaltmayacağını da anlamanın önünü açıyor.

Çalışmaya katılanlar ayrıca beslenme alışkanlıklarına ilişkin veriler de sundu. Bu veriler, daha dengeli ve çeşitli beslenen kişilerin, daha yüksek Parkinson riskine işaret eden bağırsak mikrobiyomuna sahip olma olasılığının daha düşük olduğuna dair bazı kanıtlar ortaya koydu.

Ancak bir kişinin Parkinson hastalığına yakalanıp yakalanmayacağını belirleyen diğer genetik veya çevresel faktörlerin neler olduğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Independent Türkçe