Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, bu yıl hac için bu zamana kadar ki en büyük operasyonel planı başlatıyor

Hacı adaylarına odaklanan program, zenginleştirici bir deneyim hedefliyor

Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, tarafından düzenlenen basın toplantısından bir kare (Şarku'l Avsat)
Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, tarafından düzenlenen basın toplantısından bir kare (Şarku'l Avsat)
TT

Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, bu yıl hac için bu zamana kadar ki en büyük operasyonel planı başlatıyor

Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, tarafından düzenlenen basın toplantısından bir kare (Şarku'l Avsat)
Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, tarafından düzenlenen basın toplantısından bir kare (Şarku'l Avsat)

Haremeyn-i Şerifeyn İşleri Başkanlığı, bu yıl ki hac mevsimi için tarihinin en büyüğü olacak operasyonel planını başlattı. Koronavirüs (Kovid-19) salgınının sona ermesi ve milyonlarca kişinin hacca gidebileceğinin ilan edilmesiyle, ülkenin liderliği tarafından hazırlanan entegre hizmet sistemiyle Medine-i Münevvere'nin mescitleri için çalışmalar başlatıldı.

Haremeyn-i Şerifeyn İşleri Genel Başkanı olarak Şeyh Dr. Abdurrahman es-Sudeys, dün Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er-Rebia’nın da katılımıyla düzenlenen basın toplantısında başkanlığın operasyonel planının içeriğini açıkladı. 2030 Vizyonu'na dayalı olarak Başkanlığı'n 2024 stratejik hedefleriyle ilgili birkaç ana eksene odaklandı.

Genel Başkan, bu operasyonel planın, Kral Selman bin Abdulaziz liderliğindeki Suudi yönetiminin büyük başarıları ve uzun vadeli başarılarıyla uyumlu bir şekilde geliştirildiğini belirtti. Haremeyn-i Şerifeyn'deki ziyaretçilere sunulan tüm hizmetleri yakından takip eden Kral Selman ve Veliaht Prens, onlara kolaylık ve güç sağlamak, huşulu bir ibadet ortamı oluşturmak için çalışmaları titizlikle sürdürüyor.

Genel Başkan, operasyonel planın birkaç temel nokta üzerine odaklandığını vurgulayarak, en önemli ve öncelikli noktanın ‘Rahman'ın Misafirleri’ olduğunu belirtti. Başkanlığın planları, programları ve girişimleri, Rahman'ın Misafirlerinin deneyimini zenginleştiren ve ibadetleri kolaylıkla yerine getirmesine yardımcı olan etkileyici aşamalarla dolu bir deneyim olmasını hedefliyor.

Dr. Sudeys, bu yılki planlarında genel başkanlığın gönüllü ve insani çalışmalara büyük önem verdiğini vurgulayarak, Haremeyn-i Şerifeyn'in dünyanın en büyük gönüllü topluluklarından biri olması için çalıştıklarını belirtti. Bu, Suudi gençlerin Rahman'ın misafirlerine hizmet etme yeteneklerine olan inançlarının bir ifadesi.

Dr. Sudeys, ziyaretçilerin geçtiği tüm alanları kapsayan entegre bir hizmet sistemi sağlanmasına dikkat çekerek, altı ana bölgeye dağıldığını belirtti. Bu bölgeler; "Dış avlular, namaz alanları, Safa ve Merve bölgesi, Suudi revakları, Sa'y alanı ve Medine'deki Ravza-i Şerif. Ayrıca, Başkanlık tesisleri arasında sabit ve taşınabilir sergiler, Kâbe'nin örtüsü için Kral Abdulaziz Kompleksi, kütüphaneler ve diğer tesisler bulunuyor. Bu tesisler aracılığıyla Rahman'ın Misafirlerinin deneyimini zenginleştirmeyi ve ruhani etkiyi derinleştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Fotoğraf Altı: Operasyonel plan birkaç eksene dayanıyor (Şarku'l Avsat)
Operasyonel plan birkaç eksene dayanıyor (Şarku'l Avsat)

Haremeyn-i Şerifeyn İşleri Genel Başkanı, “Harem-i Şerif'e varışlarından itibaren Mekke'deki Kabe-i Muazzama'ya yönelik hareketin akıcılığını ve kolaylığını sağlamak amacıyla, kapılar, girişler ve çıkışlar dahil olmak üzere hassas bir düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme, hacıların Safa ve Merve bölgesine, Suudi revaklarındaki çok sayıdaki bölüme kolaylıkla ulaşabilmesini sağlamak için titizlikle organize edilmiştir. Safa ve Merve bölgesi tamamen hacıların hizmetine sunulacak ve hacıların tam kapasiteyle kullanabileceği şekilde düzenlenecektir. Aynı şekilde, Suudi revaklarındaki tavaf katları ve Sa'y alanı da hacıların tam kapasiteyle kullanabileceği şekilde düzenlenmiştir” şeklinde konuştu.

Şeyh Sudeys, Rahman'ın misafirleri için maksimum konforu sağlamak amacıyla, başkanlığın girişimler, programlar ve hizmetlerde çeşitlilik sağlama konusunda titizlikle çalıştığını belirtti. Bu yılki hac mevsiminde Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'de sunulacak olan 185 nitelikli program ve girişim duyuruldu. Bu çeşitli alanlarda yapay zeka teknolojilerinin kullanımı, programların dijitalleştirilmesi ve elektronik uygulamaların kullanılması gibi önlemler, ziyaretçilerin hizmetine sunulacak. Aynı zamanda, uluslararası dillerde iletişimi kolaylaştırmak ve ibadetlerini zenginleştirmek için hedeflenen bir hizmet kampanyası olan Hacı ve Ziyaretçi Hizmeti’nin on birinci sezonu olan Visam Fahr kampanyasının başlatıldığı duyuruldu.

Başkanlık, bu yılki hac sezonuna, tarihindeki en büyük ve en yüksek işgücüne sahip bir kadro ile hazırlandı. Haremeyn-i Şerifeyn'deki toplam çalışan sayısı 14 bin personel ve işçiye ulaştı. Hepsi tam nitelikli elemanlardan oluşuyor. Bu personelin yönetimi, nitelikli yerli yeteneklerden oluşan entegre bir ekip tarafından yapılıyor ve bu çalışanlar dört ana vardiya şeklinde çalışıyor.

Harameyn-i Şerifeyn Başkanlığı, 10 gönüllü alanında 8 binden fazla gönüllü imkanı sağlandığını duyurdu.

Haremeyn-i Şerifeyn’de 10 alanda 8 bin gönüllüye hizmet fırsatı sağlandı (Şarku'l Avsat)
Haremeyn-i Şerifeyn’de 10 alanda 8 bin gönüllüye hizmet fırsatı sağlandı (Şarku'l Avsat)

Başkanlık, araç hizmetini geliştirip saat başı çalışan araç sayısını 9 bine kadar arttırdı. Bu arabalar, önceden rezervasyon yapılarak Taşıma Uygulaması üzerinden talep edilebilir. Kutsal toprakları ziyaret edenler, arabalarını kendilerini beklerken bulabilirler.

Haremeyn-i Şerifeyn İşleri Başkanlığı, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'de dağıtılmak üzere 300 bin Kur'an-ı Kerim temin etti. Ayrıca, yetenekli öğretmenler ve hafızlardan oluşan bir grup tarafından yürütülen Kur'an öğrenme ve ezberleme halkalarının sayısı artırıldı. Bu girişimle, Kur'an öğretimi ve doğru okuma düzeltmesi için 35 binden fazla saatlik eğitim hedefleniyor.

 Dr. Sudeys, Kıdemli Alimler Konseyi Genel Sekreterliği ile işbirliği içinde gerçekleştirilecek olan ve Kıdemli Alimler Konseyi'nden bir grup şeyhin, Haremeyn-i Şerifeyn’in imam ve vaizlerinin katılacağı bir dizi eğitim konferansına işarette bulundu. Toplamda 300 saatlik bilimsel ve yönlendirici derslerin yanı sıra, bu dersler ve konferanslar Harameyn Platformu üzerinden 24 saat boyunca yayınlanacak. Hedeflenen, on farklı dünya dilinde daha fazla bin saatlik dijital yayın sağlayacak. Haremeyn-i Şerifeyn Başkanlığı, ayrıca 49 dağıtım noktası üzerinden 51 uluslararası dilde tercüme hizmetleri, mekan rehberliği ve soru cevaplar sunuyor.

Dr. Sudeys, Başkanlığın Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'de zemzem suyu dağıtımını hedeflediğini belirtti. Bu dağıtım, 30 binden fazla dağıtım noktasında bulunan özel kaplarda ve musluklarda gerçekleşecek. Ayrıca, günlük olarak milyonlarca zemzem suyu şişesi dağıtılacak ve Hac ibadetini gerçekleştiren ziyaretçilere Arafat, Müzdelife ve Mina'da zemzem otobüsleri sağlanacak.

Dr. Sudeys, Başkanlığın 14'ten fazla elektronik hizmet sunma girişimine dikkat çekti. Bu hizmetler arasında ulaşım uygulaması, ezkar uygulaması, Kuran-ı Kerim uygulaması, diğer akıllı uygulamalar ve robotlar yer alıyor. Bu hizmetler, Hac ziyaretçilerinin huzurlu bir ibadet ortamına erişimini sağlamak için tasarlandı. Ayrıca, sosyal medya platformlarını Hac ziyaretçileriyle etkileşimde bulunmak, onlara sunulan hizmetler, programlar ve başlatılan girişimler hakkında bilgi vermek için kullanacaklarını da belirtti. Bu bilgilerin, resmi sosyal medya hesapları aracılığıyla paylaşılacağına işaret etti.

Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er-Rebia, operasyonel planın başlatılması sırasında Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi Genel Başkanlığı ile Hac ziyaretçilerine en iyi hizmeti sunmak için işbirliği ve koordinasyondan bahsetti. Özellikle milyonlarca hacının ibadetlerini rahatlıkla ve huzur içinde yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla çalıştıklarını belirtti.



Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
TT

Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)

Küresel enerji piyasası kritik bir dönemeçten geçiyor. Raporlara göre, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithal eden ülkeler önümüzdeki 10 gün içinde ciddi bir arz açığı ile karşı karşıya kalabilir. Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre bu tarih, askeri operasyonların başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından önce Körfez limanlarını terk eden son tankerlerin varış tarihi olarak öne çıkıyor. Bu son sevkiyatlar hedeflerine ulaştığında, dünyaya gaz arzının yaklaşık beşte birini sağlayan Katar ile bağlantı tamamen kesilmiş olacak ve ithalata bağımlı ekonomiler, temel ihtiyaçlarını güvence altına almak için zor ve maliyetli seçeneklerle karşı karşıya kalacak.

Katar, dünya LNG üretiminin beşte birini sağlarken, çatışmanın ilk günlerinde İran’ın Körfez girişindeki Hürmüz Boğazı’na uyguladığı ambargo nedeniyle ihracatını durdurmak zorunda kaldı. Bu hafta İran tarafından yapılan füze saldırısı sonucu Katar’ın Ras Laffan LNG tesisinde ciddi hasar oluştu ve bu durum Asya ve Avrupa’da gaz fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Bağımsız deniz aracılık şirketi Affinity’nin analizine göre, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yüklenen birçok LNG tankeri savaş başlamadan önce yola çıkmıştı; bu da bazı alıcıların kısa süre içinde arz kesintisinin etkilerini hissetmeye başlayacağı anlamına geliyor.

İthalata bağımlı ülkeler, ekonomilerini çalıştırabilmek için ABD ve diğer ülkelerden LNG tedariki için yüksek fiyatlar ödemek, alternatif yakıtlara yönelmek veya hane halkı ve şirketleri tüketimi kısmaya zorlamak zorunda kalacak.

Financial Times’ın haberine göre, petrol ve gaz açısından fakir olan bazı Asya ülkeleri şimdiden arz sıkıntısını önlemek için haftada dört günlük çalışma gibi önlemler aldı.

Gemi takip verilerine göre, Körfez’den Asya’ya ulaşması planlanan tek bir LNG sevkiyatı kaldı. Avrupa’ya ulaşması planlanan LNG sevkiyatlarının sayısı ise altı olarak kaydedildi.

Pakistan en çok etkilenen ülkeler arasında

Pakistan, LNG krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Geçen yıl, ülke gaz ihtiyacının yüzde 99’unu yalnızca Katar’dan gelen LNG ithalatına bağlı olarak karşılıyordu. Çatışmanın başlamasıyla, Ras Laffan LNG tesisinden gelen son sevkiyatlar savaşın ikinci ve üçüncü günlerinde ulaştı ve ardından sert bir geri sayım başladı. Financial Times’ın saha kaynaklarına göre, ülkenin ithalat tesisleri normal kapasitesinin altıda birine düşürülmek zorunda kaldı ve ay sonuna kadar gaz akışının tamamen durması bekleniyor.

tgbh
ABD’nin Georgia eyaletinin Atlanta kentinde bulunan bir benzin istasyonunda listelenen yakıt fiyatları (Reuters)

Durumu daha da ağırlaştıran, Pakistan GasPort Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İkbal Ahmed’in açıklamaları oldu. Ahmed, iki ana tesisin önümüzdeki günlerde işleme için ayrılan gazın tamamını tüketeceğini belirterek, yeni sevkiyatların ne zaman ulaşacağı konusunda herhangi bir öngörü olmadan arzda tam bir ‘kuraklık’ uyarısı yaptı.

İlginç bir şekilde, çatışma öncesinde Pakistan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde arz fazlası yaşıyordu. Ülke, bu yıl ulaşması planlanan onlarca sevkiyatın yönünü değiştirmesi için Qatar Energy ve İtalyan Eni şirketlerinden talepte bulunmuştu.

Savaşın başlamasıyla arz fazlası hızla açığa dönünce, Pakistan devlet gaz şirketi, söz konusu sevkiyatları geri kazanmayı veya Umman, Azerbaycan, Afrika, Avrupa ve ABD’deki tedarikçilerle temas kurmayı denedi. Ancak tedarikçilerin talep ettiği astronomik fiyatlar, Pakistan ekonomisinin kaldırabileceğinin çok üzerinde olduğu için tüm girişimler başarısız oldu. Asya’da Platts JKM endeksine göre gaz fiyatları milyon BTU başına 23 dolara yükseldi; buna ek olarak nakliye ve alternatif uzun rotaların sigorta maliyetlerindeki ciddi artış, mevcut koşullarda Pakistan için spot piyasadan alımı neredeyse imkânsız hale getirdi.

Bangladeş’te de benzer bir durum yaşıyor

Bangladeş de benzer bir kırılganlıkla karşı karşıya, ancak durumu Pakistan kadar ağır değil; bunun nedeni, Körfez dışından bazı tedarik kaynaklarına sahip olması. Yine de hükümet, kayıp Körfez gazının yerine alternatif temin etmek için gereken astronomik fiyatları ödeyemeyecek kadar finansal baskı altında. Alternatif yakıt eksikliği de durumu zorlaştırıyor. Bu kriz, yetkilileri tüketimi kısıtlayıcı ve gaz dağıtımını düzenleyici sert önlemler almaya zorladı; eğitim sektörüne de yansıyan bu önlemler arasında üniversitelerin geçici olarak kapatılması da bulunuyor.

tynyt
San Salvador’da yakıt fiyatlarının yazılı olduğu bir tabelanın önünden geçen bir kişi (EPA)

Doğu Asya’da ise Tayvan, Körfez gazının büyük alıcılarından biri olarak en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Ülke, önceki yıllarda kömürden temiz gaz kullanımına geçiş stratejisi ve nükleer enerjiden kademeli olarak uzaklaşması nedeniyle bugün enerji arzında ciddi bir çıkmaz yaşıyor. Savaşın patlak vermesiyle birlikte Tayvan, tedarik istikrarını nisan sonuna kadar güvence altına almak için 22 alternatif sevkiyat sağlamaya hızlıca girişti. Ancak asıl endişe yaz aylarında; elektrik talebinin keskin biçimde arttığı bu dönemde, Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanması enerji arzında ciddi bir açık riski doğuruyor.

Çin ve enerji egemenliği

Çin, Körfez’den gaz tedarikindeki kesintiye karşı komşularına kıyasla daha güçlü bir konumda bulunuyor. Ülke, ihtiyaç duyduğu LNG’nin yaklaşık yüzde 30’unu Hürmüz Boğazı üzerinden ithal etse de, yerli üretim kapasitesine dayanarak açığı önemli ölçüde telafi edebiliyor. Çin, iç sahalardaki gaz sahalarından üretimi artırarak toplam tüketiminin yarısından fazlasını karşılamayı başardı. Bu kısmi öz yeterlilik, hükümete geniş bir manevra alanı sağlıyor ve yüksek fiyatlı spot sevkiyatlar için acil bir rekabete girmek zorunda kalmasını önlüyor.

trgtr5g
San Salvador’daki bir benzin istasyonunda motosikletinin deposunu dolduran bir kişi (EPA)

Buna ek olarak Çin, Rusya ve Orta Asya ülkelerini birbirine bağlayan dev bir kara boru ağına sahip; bu tedarik yolları, Körfez’deki deniz gerilimlerinden tamamen bağımsız çalışıyor. Açığın artması durumunda Çin’in elinde stratejik bir seçenek olarak kömürle çalışan elektrik santrallerine hızlı ve kapsamlı şekilde dönme imkânı bulunuyor. Bu sayede, geçici çevresel yükümlülüklerden ödün vererek elektrik ve sanayi üretiminde istikrarı koruyabiliyor.

Japonya’nın girişimleri

Japonya, dünyanın ikinci büyük LNG ithalatçısı olarak, kriz karşısında son derece dikkatli ve maliyet odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Ülkenin gaz arzının sadece yaklaşık yüzde 6’sı Hürmüz Boğazı üzerinden gelse de Japon ekonomisinin enerji fiyatlarına duyarlılığı hükümeti stratejik alternatifleri hızla devreye almaya zorladı. Bu kapsamda nükleer enerji, kritik bir kurtarma aracı olarak öne çıktı; krizle aynı dönemde dünyanın en büyük nükleer santrali Niigata’da yeniden işletmeye alındı. Bu adım, Japonya’nın aksi takdirde yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalacağı milyonlarca ton LNG’yi kurtardı.

Bu sırada, Japonya’daki enerji şirketleri ve tüccarlar ‘bekle ve gör’ stratejisini benimsiyor; önceden güvence altına alınmış stratejik stoklara dayanıyorlar. Hızlı ve pahalı spot piyasaya yönelmek yerine, ülke kömür santrallerine daha fazla güvenmeye başladı. Bu temkinli yaklaşım, elektrik faturalarındaki artışı sınırlamayı ve Japon yeninin istikrarını korumayı hedefliyor, aynı zamanda uluslararası deniz yollarındaki gelişmeleri bekliyor.

Kısa vadeli seyir kadar, küresel enerji piyasasının uzun vadeli görünümü de karamsar. İstikrarın yeniden sağlanması, Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ve üretim tesislerinin toparlanma kapasitesine bağlı olacak. Gemilerin geçişine izin verilse dahi, Katar altyapısına verilen ciddi yapısal zararlar nedeniyle küresel LNG arzı sınırlı ve sıkışık kalmaya devam edecek; bu da dünya çapındaki tedariklerin önemli bir kısmının hizmet dışı kalması anlamına geliyor.

fr
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi (Arşiv – Reuters)

Katar Enerji Bakanı Saad al-Kaabi’nin açıklamaları, enerji piyasalarındaki endişeleri daha da derinleştirdi. Bakan, Ras Laffan LNG tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle Katar’ın LNG üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 17’sinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl arasında duracağını açıkladı. Bu uzun süreli kesinti, askeri çatışmanın sona ermesiyle piyasaların hemen dengelenmeyeceğini ve Katar’dan güvenilir tedarik sağlayan ülkelerin kalıcı bir arz açığı ile karşı karşıya kalacağını gösteriyor.

Kaabi, bu zorluklar nedeniyle Doha’nın bazı uzun vadeli LNG tedarik sözleşmelerinde 5 yıla kadar ‘mücbir sebep’ ilan etmek zorunda kalacağını belirtti. Bu yasal adım, tedarikçiyi sözleşmesel yükümlülüklerinden muaf tutarken, alıcıları yüksek fiyatlı ve dalgalı spot piyasalarla doğrudan yüzleşmek durumunda bırakıyor. Bu durum, küresel enerji güvenliğini yeniden şekillendiriyor ve ekonomik istikrarı sağlamak için kalıcı alternatif arayışını kaçınılmaz kılıyor.


Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)
TT

Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)

Katar Savunma Bakanlığı bu sabah erken saatlerde, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin rutin görev sırasında teknik arıza nedeniyle ülkenin kara suları içinde düştüğünü açıkladı.

Bakanlık, kazada 6 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bu sabah Katar kara sularında düşen personel taşıma helikopterinin mürettebatı ve yolcuları için devam eden arama ve kurtarma çalışmaları kapsamında, Katar Silahlı Kuvvetleri mensupları Kaptan Pilot Mubarek Salim Davay el-Mery, Çavuş Fahd Hadi Ganem el-Hıyarin, Onbaşı Muhammed Mahir Muhammed, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’ndan Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın şehit olduğu teyit edilmiştir. Katar Silahlı Kuvvetleri mensubu Kaptan Pilot Said Nasır Sumeyh’i arama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

Daha sonra Katar İçişleri Bakanlığı, kazada kayıp olan yedinci kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı ise kazada bir Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli ile iki ASELSAN personelinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Yetkililer, kazanın Ortadoğu’da süren savaşla herhangi bir bağlantısı olmadığını belirtiyor.

Katar, savaşın başlamasının ardından özellikle enerji altyapısını hedef alan saldırılara maruz kaldı.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısının ardından, bu hafta İran tarafından Ras Laffan LNG tesisine yönelik bir saldırı gerçekleşti.

Bir benzer olay, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) 9 Mart’ta meydana geldi; Bakanlık açıklamasına göre, teknik arıza sonucu bir helikopter düştü ve iki asker hayatını kaybetti.


Suudi Arabistan, İran’ın Riyad Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi

Suudi Arabistan, İran’ın Riyad Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi
TT

Suudi Arabistan, İran’ın Riyad Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi

Suudi Arabistan, İran’ın Riyad Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeye 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini bildirdi

Suudi Arabistan, İran'ın Riyad Büyükelçiliği'ndeki askeri ataşeyi, yardımcısını ve misyon personelinden üç kişiyi istenmeyen kişi ilan etti ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini istedi. Bu açıklama, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada yer aldı.

Açıklamaya göre Suudi Arabistan bir kez daha Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin yanı sıra bazı Arap ve Müslüman ülkelere yönelik açık saldırılarından dolayı İran’ı kınadı.

Açıklamada, İran’ın Suudi Arabistan’ı, ülkenin egemenliğini, sivil hedefleri, sivilleri, ekonomik çıkarlarını ve diplomatik temsilciliklerini hedef almaya devam etmesinin, ilgili tüm uluslararası sözleşmelere, iyi komşuluk ilkelerine, devletlerin egemenliğine saygı ilkesine, Pekin Anlaşması’na ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2026 tarihli ve 2817 sayılı kararına karşı açık bir ihlal olduğu belirtilirken bu durumun İran tarafının sürekli bahsettiği İslam kardeşliği ile İslam dininin değerleri ve ilkeleriyle çeliştiği; sözlerinin eylemleriyle örtüşmediği vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, 9 Mart tarihinde bakanlık tarafından yayınlanan bildiride yer alan, İran’ın aralıksız saldırılarının gerginliğin daha da tırmanmasına yol açacağı ve bunun mevcut ve gelecekteki ilişkiler üzerinde ciddi bir etki yaratacağına dair ifadelere atıfta bulundu. Suudi Arabistan, BM Şartı'nın 51’inci maddesi uyarınca egemenliğini korumak, güvenliğini sağlamak, topraklarını, hava sahasını, vatandaşlarını, ülkede ikamet edenleri, kaynaklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri almaktan çekinmeyeceğini vurguladı.