Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı el-Hireyci Şarku'l Avsat’a konuştu: Erdoğan'ın ziyareti tarihi ilişkileri derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci: Riyad ile Ankara arasındaki vizyonların uyumu Ukrayna savaşını bitirme fırsatı veriyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı el-Hireyci Şarku'l Avsat’a konuştu: Erdoğan'ın ziyareti tarihi ilişkileri derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyaretinin, iki ülkenin 2029 yılında 100’üncü yıla ulaşacak tarihi ilişkiyi derinleştirme çabalarının bir uzantısı olarak geldiğini söyledi. El-Hireyci, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümü olan 2029 yılına kadar önümüzdeki beş yıl boyunca iki ülkenin daha fazla köprü inşa etmek ve liderlerinin hedeflerine ulaşmak için sürekli çalışmayı sabırsızlıkla beklediklerini de ifade etti.

El-Hireyci, Şarku'l Avsat ile yaptığı röportajda, ‘Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki özel ilişkide başarının temel direklerinden birinin iş sektörü olduğunu, çünkü iki ülke arasındaki ilişkinin rekabetten ziyade entegrasyonla karakterize edildiğini’ belirtti. El-Hireyci ayrıca, iki ülkenin doğrudan yatırımı teşvik etme ve iç ticareti geliştirme ve çeşitlendirme alanında iş birliği arayışına girdiğine dikkati çekti.

Ukrayna'daki savaş ateşini söndürmek için birleşik bir diplomatik çerçeve içinde Suudi Arabistan-Türkiye rolünün olasılığına ilişkin olarak, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Rusya-Ukrayna krizine yönelik vizyon ve bakış açılarında bir yakınlaşma olduğunu açıklayan el-Hireyci, “Bu, iki ülkenin dünya siyasetinde etkili iki ülke olarak birlikte çalışması ve Rusya-Ukrayna taraflarını krizi sona erdirmeye teşvik etmesi için bir fırsat sunuyor” dedi.

qrfgt45
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.

İşte Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci’nin Şarku'l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajın tam metni:

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti, bölge ve dünyadaki krizlerin ortasında gerçekleşiyor. Bu ziyarette Suudi Arabistan ile Türkiye arasında görüşülecek en önemli dosyalar neler?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret, iki ülkenin 2029 yılında 100’üncü yılına ulaşacak olan tarihi ilişkilerini derinleştirme çabalarının bir uzantısıdır. Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümü olan 2029 yılına kadar önümüzdeki beş yıl boyunca, iki ülke daha fazla köprü kurmak ve iki ülkenin liderlerinin ve kardeş halklarının özlemlerini gerçekleştirmek için sürekli çalışmayı dört gözle bekliyor.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlisi olarak 22 Haziran 2022'de Türkiye'ye yaptığı ziyaret uluslararası camiada büyük ilgi gördü. Veliaht Prens'in ziyareti iki ülke ilişkilerinin gelişmesinde önemli bir sıçrama yaptı. Bu, iki ülke liderlerinin ikili ilişkileri tarihsel kardeşlik temelinde geliştirmeye devam etme, iki ülke ve halkların ortak çıkarlarına hizmet etme ve bölge için daha iyi bir gelecek sağlama kararlılığına ek olarak, tüm sektörlerde seçkin başarılara, ortaklıklara ve ardından iş birliği anlaşmalarına imza atılmasına yol açtı.

-Riyad ile Ankara arasında sanayi ve müteahhitlik odaklı 16 anlaşma imzalanırken, ‘2030 Vizyonu’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonları çerçevesinde iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik fırsatlardan söz ediliyor. Mevcut zirve daha fazla anlaşmanın imzalanmasına sahne olacak mı ve olursa tam olarak hangi alanlarda gerçekleşecek?

Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki seçkin ilişkinin başarı ayaklarından biri de iş sektörüdür. Zira ülkeler bu sektörde rekabetten çok tamamlayıcılık özelliği taşır. Suudi Arabistan, enerji ürünleri ve sanayiler için temel malzemeler açısından Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu her şeye sahipken, Türk ürünleri ve müteahhitlik sektörü, 2030 Vizyonu’nun hedeflerine ulaşmak için inşaat sektöründeki artan ihtiyaçlarını karşılamak üzere Suudi Arabistan’da iyi bir pazar bulacaktır.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Türkiye ziyareti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyareti arasında geçtiğimiz yıl içinde biri İstanbul'da diğeri Riyad'da olmak üzere iki yatırım forumu düzenlendi. Forumlar sırasında iş sektörünü desteklemeyi, iç ticareti genişletmeyi ve ticaret alışverişini artırmayı amaçlayan çeşitli anlaşmalar imzalandı.

Bu nedenle, Suudi Arabistan ve Türkiye, G20 üyeleri olarak büyük bir ekonomik potansiyele sahiptir. 2030 Vizyonu, iki ülke arasında yatırım, ticaret, turizm, eğlence, kalkınma, sanayi, madencilik, inşaat, ulaşım ve altyapı projeleri alanlarında da umut verici iş birliği fırsatları barındırıyor.

Suudi Arabistan'daki cazip iş ortamı, 390 Türk şirketini toplam sermayesi yaklaşık bir milyar riyale ulaşan Suudi pazarına yatırım yapmaya çekmeyi başardı. Türk şirketleri birçok sektörde faaliyet gösteriyor. Bunların en önemlileri inşaat, imalat, toptan ve perakende ticaret ve restorancılıktır.

sa
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, Şarku’l Avsat’a konuştu.

Suudi ve Türk tarafları, iç ticareti geliştirmek ve çeşitlendirmek, iki ülke arasındaki ticaret alışverişini kolaylaştırmak, bu konudaki zorlukları aşmak, kamu ile özel sektör arasındaki iletişimi yoğunlaştırmak, yatırım fırsatlarını tartışmak ve bunları çeşitli alanlarda somut ortaklıklara dönüştürmek için sürekli çalışıyorlar.

İki ülke, doğrudan yatırımı teşvik etme için iş birliği arayışında bulunuyor. Bu alanda bir anlaşma imzaladılar ve ayrıca 2030 Vizyonu ışığında Suudi Arabistan’ın sunacağı dev projelerde Türk şirketleri için umut vadeden iş birliği fırsatlarını öne çıkarmak amacıyla Aralık 2022'de Türkiye-Suudi Arabistan İş ve Yatırım Forumu'nu kurdular. Bunu geçtiğimiz Mart ayında Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-Türkiye İş Forumu izledi.

Suudi Arabistan ve Türkiye, bölgenin ve dünyanın iki önemli ülkesi olarak, her alanda iş birliğine ve iki ülkenin küresel ölçekte iddialı proje, fikir ve girişimlerine karşılıklı destek vermeye isteklidir. Türkiye Cumhuriyeti, Riyad'ın Expo 2030'a ev sahipliği yapma adaylığını nezaketle desteklemiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Suudi Arabistan’ın iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki çabalarına verdiği desteğin yanı sıra, Krallık tarafından başlatılan ve G20 ülkelerinin liderleri tarafından onaylanan Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimlerini başlatmasını ve döngüsel karbon ekonomisi yaklaşımının uygulanmasını da memnuniyetle karşıladı. Ayrıca Suudi Arabistan ve Türkiye, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemini bir kez daha vurguladılar.

Öte yandan, Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi'nin oynadığı rol, iki ülke arasındaki çeşitli siyasi, ekonomik, ticari, enerji, tarım, kültür, eğitim, teknoloji, askeri ve güvenlik sektörlerindeki ilişkilerin güçlendirilmesini ve geliştirilmesini amaçlamaktadır. İlk toplantısını Şubat 2017'de Ankara'da yapan Konsey'in ikinci toplantısının bu yıl Riyad'da yapılması bekleniyor.

- Türkiye, depremin yol açtığı tahribatın maliyetine ek olarak, halen bir ekonomik krizle karşı karşıya. Suudi Arabistan geçtiğimiz Mart ayında 5 milyar dolarlık bir mevduatla Türkiye ekonomisine çeşitli insani yardım ve destek sağlamak için girişimde bulundu. Riyad'ın Ankara'ya sağlayacağı daha fazla mali yardım veya kredi var mı?

Suudi Arabistan, bu yıl Türkiye'de meydana gelen depreme karşı bağışçılar listesinin başında yer aldı. Veliaht Prens’in cömert yönlendirmesiyle tıbbi yardım için bir hava köprüsü işletti ve geniş yankı bulan bir bağış kampanyası düzenledi. Depremden etkilenenlerin yararlanması için 48,8 milyon doları aşan proje sözleşmeleri imzalandı ve bu çalışmalar halen devam ediyor. Elbette Suudi Arabistan, sağlam ilkeler temelinde Türkiye'deki kardeşlerinin yanında olmaya devam edecek. Suudi Arabistan'ın çabaları Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türkiye'nin güneyi ve Suriye'nin kuzeyindeki deprem bölgelerinden etkilenenlere destek olmayı sürdürecektir.

- Ukrayna krizi, Moskova ile Kiev arasındaki kanlı çatışmaya siyasi bir çözüm bulmak üzere uluslararası arabuluculuk için Şubat ayı sonlarında Suudi Arabistan girişimi de dahil olmak üzere birçok girişime tanık oldu. Türkiye'nin Karadeniz bölgesindeki jeopolitik konumu dikkate alındığında, bu krizin alevlerini söndürmek için birleşik bir diplomatik çerçeve içinde Suudi Arabistan-Türkiye ortak rolü olacak mı?

Suudi Arabistan ve Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin sona ermesinin artık uluslararası toplum için bir öncelik olması gerektiği konusunda hemfikir. Suudi Arabistan ve Türkiye'nin bakış açısı, krizin Birleşmiş Milletler (BM) kararları ve uluslararası normlar ışığında ve uluslararası barışın çıkarına olan şekilde sona erdirilmesi gerektiği konusunda aynı noktada bulunuyor. Suudi Arabistan, Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapmak için çeşitli girişimlerde bulundu ve Türkiye, krizin başlangıcından bu yana tahıl anlaşmasını sürdürmek için arabuluculuk yapmayı başardı. Kuşkusuz, iki kardeş ülke olan Suudi Arabistan ve Türkiye'nin Rusya-Ukrayna krizine yönelik vizyon ve bakış açılarının yakınlaşması, Rusya ve Ukrayna taraflarını krizi sona erdirmeye teşvik etme konusunda birlikte çalışması için bir fırsat vermektedir.

- Riyad, Türkiye-Mısır yakınlaşmasını ve bunun bölge üzerindeki etkisini nasıl görüyor?

Suudi Arabistan'ın bölgedeki tüm ülkeler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesinin en büyük destekçilerinden biri olması, Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin yeniden tesis edilmesi ve ayrıca Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşü, Suudi Arabistan tarafından Ortadoğu'nun görüşlerini yakınlaştırmak ve bölgeyi dünyanın en güvenli bölgelerinden biri haline getirmek için gösterilen çabanın kanıtıdır. Ortadoğu'da bu gerçek kalkınma, bölge ülkeleri arasındaki güvenlik ve seçkin ilişkiler pekiştirilmeden sağlanamaz.

Suudi Arabistan, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini destekleyen bir bildiri yayınladı. Suudi Arabistan bu yakınlaşmayı bölgede daha iyi bir atmosfer yaratmak için yeni bir fırsat ve kalkınmaya, istikrara, istihdam yaratmaya, ticari ortaklıklara ve yatırıma öncelik verilen güvenli bir Ortadoğu'ya doğru ilerlemenin önemli bir parçası olarak görüyor.



Suudi Arabistan yılın ilk çeyreğinde geliri  69,6 milyar doları aştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’an bir kare  (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’an bir kare  (Reuters)
TT

Suudi Arabistan yılın ilk çeyreğinde geliri  69,6 milyar doları aştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’an bir kare  (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’an bir kare  (Reuters)

Suudi Arabistan bütçesi, 2026 mali yılının ilk çeyreğinde 69,6 milyar doları aşan gelir kaydetti. Açıklanan bütçe verilerine göre hükümet, ulusal stratejilerin uygulanması için gerekli yatırımları hızlandırma yönünde kararlı bir tutum sergiledi. Bu kapsamda toplam harcamalar yaklaşık 387 milyar riyale (103,2 milyar dolar) ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 arttı. Harcamalardaki bu genişleme, ekonomik çeşitlendirme hedeflerini hızlandırmayı amaçlarken mali sürdürülebilirliğin korunması da gözetildi. Bu çerçevede söz konusu dönemde 126 milyar riyal (33,6 milyar dolar) bütçe açığı oluştu.

Gelir tarafında ise toplam devlet gelirleri yaklaşık 261 milyar riyal (69,6 milyar dolar) olarak gerçekleşti. Petrol gelirleri yüzde 3 gerileyerek 145 milyar riyal (38,6 milyar dolar) seviyesine inerken, petrol dışı gelirler artış eğilimini sürdürdü ve 116 milyar riyale (30,9 milyar dolar) ulaştı. Bu kalem, 2025’in ilk çeyreğine kıyasla yüzde 2 büyüme kaydederek bütçenin küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendirdi.

Sosyal öncelikler kapsamında ise bütçe, vatandaş odaklı kalkınma yaklaşımının sürdüğünü ortaya koydu. Sağlık ve sosyal kalkınma harcamaları yüzde 12 artarak 81 milyar riyale (21,6 milyar dolar) yükselirken, sosyal yardımlar için ayrılan kaynak da yüzde 2 artışla 31 milyar riyale (8,2 milyar dolar) çıktı.


Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri'nin güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarına desteğini teyit etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri'nin güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarına desteğini teyit etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, dün yaptığı açıklamada ülkesinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin güvenliği ve istikrarını savunma konusunda yanında olduğunu vurguladı.

Veliaht Prens, Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, İran’ın BAE’yi hedef alan “gerekçesiz saldırılarını” Suudi Arabistan’ın şiddetle kınadığını ifade etti.

Görüşmede taraflar, bölgedeki son gelişmeleri ele alırken, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik yolları da değerlendirdi.

BAE Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, İran’dan gelen 12 balistik füze, 3 seyir füzesi ve 4 insansız hava aracının (İHA) etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, bölgede yeni bir güvenlik gerilimini ortaya çıkardı.

Öte yandan İran’dan gönderilen bir İHA’nın Füceyre Petrol Sanayi Bölgesi’ni hedef alması sonucu Hindistan uyruklu 3 kişi orta derecede yaralandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İran’ın füze ve İHA’larla BAE’deki sivil ve ekonomik tesislerle bir BAE şirketine ait gemiyi hedef almasını en sert ifadelerle kınadı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın BAE’nin egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için alacağı tüm tedbirlerde yanında olduğunu yineleyerek, İran’a saldırıları durdurma, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyma ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterme çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan ayrıca, bölgede artan askeri gerilimden duyduğu endişeyi dile getirerek, tansiyonun düşürülmesi, itidal çağrıları ve Pakistan arabuluculuğu başta olmak üzere diplomatik çabaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Ortadoğu’nun daha fazla istikrarsızlığa sürüklenmemesi için siyasi çözümlerin önemine dikkat çekildi.

Suudi Arabistan ayrıca, Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığının 28 Şubat öncesindeki normal seyrine dönmesi gerektiğini belirterek, gemilerin güvenli ve engelsiz geçişinin sağlanması çağrısında bulundu.


BAE’de füze alarmı: İran’dan fırlatılan 4 seyir füzesi engellendi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

BAE’de füze alarmı: İran’dan fırlatılan 4 seyir füzesi engellendi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, bugün (pazartesi) yaptığı açıklamada, İran’dan ülkeye doğru gelen 4 “seyir füzesinin” tespit edildiğini duyurdu. Açıklamada, bunlardan 3’ünün BAE karasuları üzerinde başarıyla etkisiz hâle getirildiği, dördüncü füzenin ise denize düştüğü belirtildi. Bölge yeni bir gerilime sahne oluyor.

Bakanlık, X platformundaki hesabından yayımladığı açıklamada, ülkenin farklı bölgelerinde duyulan seslerin “hava tehditlerinin başarılı şekilde önlenmesinden” kaynaklandığını belirtildi. Açıklamada, kamuoyuna bilgileri resmî kaynaklardan edinmeleri, doğruluğunu teyit etmeleri ve uyarı mesajları geldiğinde genel güvenlik talimatlarına uymaları çağrısı yapıldı.

Uyarılar

Gelişmeler, ülkenin kuzey emirliklerinde verilen acil uyarılar ve çalan sirenlerle eş zamanlı yaşandı. Acman ve Ras el-Hayme’de cep telefonlarına gönderilen mesajlarda, BAE İçişleri Bakanlığı’nın çağrısıyla halktan güvenli binalara sığınmaları, pencerelerden, kapılardan ve açık alanlardan uzak durmaları istendi. Bu uyarılar “olası füze tehdidi” gerekçesiyle yapıldı.

Mesajlardan birinde, “Mevcut durum ve olası füze tehdidi nedeniyle lütfen derhâl pencerelerden, kapılardan ve açık alanlardan uzak, güvenli bir binaya sığının ve resmî talimatları bekleyin” ifadeleri yer aldı. Yetkili makamlar daha sonra “durumun şu an güvenli olduğunu” belirterek, halkı günlük faaliyetlerine dönmeye ve resmî talimatları takip etmeye çağırdı.

Sahadaki bir diğer gelişmede ise Füceyre Petrol Sanayi Bölgesi’nde (FOIZ) İran’dan gelen bir insansız hava aracıyla düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığı bildirildi.

Füceyre Emirliği Medya Ofisi, sivil savunma ekiplerinin yangına derhâl müdahale ettiğini ve kontrol altına alma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. Kamuoyundan söylentilere itibar etmemeleri ve yalnızca resmî kaynaklara güvenmeleri istendi.

Daha sonra yapılan açıklamada, İran saldırısı sonucu petrol sanayi bölgesinde Hindistan uyruklu 3 kişinin orta derecede yaralandığı ve tedavi için hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

Umman’da ise bir güvenlik kaynağı, Musandam vilayetine bağlı Baha (Bukha) bölgesindeki Tibat’ta bir şirket çalışanlarına ait konutun hedef alındığını bildirdi. Olayda iki yabancı uyruklu kişi orta derecede yaralanırken, 4 araç ve yakınlardaki bir evin camları zarar gördü. Kaynak, saldırının kaynağına ilişkin detay vermezken, yetkili kurumların incelemelerini sürdürdüğünü ve gerekli tüm önlemlerin alındığını ifade etti.

Tehlikeli tırmanış

Saldırıların ardından BAE, ülke içindeki sivil hedefleri füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan “hain terör saldırılarının yeniden başlamasını” en sert şekilde kınadığını açıkladı.

BAE Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıların “tehlikeli bir tırmanış, kabul edilemez bir ihlal ve ülkenin güvenliği, istikrarı ile toprak bütünlüğüne doğrudan tehdit” oluşturduğunu belirtti. Açıklamada, bunun uluslararası hukuk ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Şartı ile çeliştiği vurgulandı.

BAE, “her koşulda güvenliğini ve egemenliğini korumaktan geri durmayacağını” belirterek, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, ulusal güvenliğini, toprak bütünlüğünü ve vatandaşları ile ülkede yaşayanları korumak için gerekli karşılığı verme hakkını saklı tuttuğunu ifade etti.

Ayrıca sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının “hukuki ve insani tüm ölçütlere göre kabul edilemez” olduğu belirtilerek, bu saldırıların derhâl durdurulması ve tüm düşmanca eylemlerin son bulması çağrısı yapıldı.

BAE, artan bölgesel gerilimler ve özellikle Körfez ile Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik ve enerji güvenliği bağlamında, bu saldırıların ve sonuçlarının “tam sorumluluğunu” İran’a yükledi.

Petrol tankerine saldırı

BAE ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında ADNOC’a ait bir ulusal petrol tankerine iki insansız hava aracıyla düzenlenen “İran kaynaklı terör saldırısını” da kınadı. Açıklamada, bu saldırının BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının açık ihlali olduğu ve küresel denizcilik ile enerji güvenliğine doğrudan tehdit teşkil ettiği belirtildi.