Japonya Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Tokyo ve Riyad arasındaki iş birliği barış için önemli’

Japonya Başbakanı'nın Kamu İşlerinden Sorumlu Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata (Fotoğraf:Gazi Mehdi)
Japonya Başbakanı'nın Kamu İşlerinden Sorumlu Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata (Fotoğraf:Gazi Mehdi)
TT

Japonya Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Tokyo ve Riyad arasındaki iş birliği barış için önemli’

Japonya Başbakanı'nın Kamu İşlerinden Sorumlu Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata (Fotoğraf:Gazi Mehdi)
Japonya Başbakanı'nın Kamu İşlerinden Sorumlu Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata (Fotoğraf:Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan ve Japonya, Suudi-Japon Vizyonu 2030 kapsamında ekonomik ve stratejik alanda ilişkilerde önemli bir gelişmeye tanıklık ediyor. Söz konusu vizyon, enerji alanındaki girişimler, petrol endüstrileri, doğal gaz endüstrisi ve temiz enerji için altyapı geliştirmede, nükleer enerji alanlarında enerji verimliliğinin artırılması ve insan kaynaklarının geliştirilmesinde iki ülke arasındaki iş birliğini kapsıyor.

Japonya Başbakanı'nın Kamu İşlerinden Sorumlu Kabine Sekreteri Noriyuki Shikata, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda bölgede ve uluslararası toplumda refah ve barış için Suudi Arabistan ile Japonya arasındaki ekonomik iş birliğinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan'ın Japonya'nın ilk petrol kaynağı olduğuna dikkat çeken Shikata, ülkesinin hidrojen ve amonyak dahil olmak üzere karbonsuz enerji gibi yeni alanlara geçmek istediğine dikkat çekti. Gelecekte Suudi Arabistan'da mavi veya yeşil hidrojen üretme yönündeki büyük potansiyele işaret eden Shikata sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suudi Arabistan Krallığı'nın Suudi endüstrilerinin ünü ve çeşitliliği için Vizyon 2030 doğrultusunda çok çalıştığının farkındayız. Bu açıdan Japon iş insanlarının ziyaretlerini, Suudi Arabistan’da neler olup bittiğini anlamak için harika bir fırsat olarak görüyor, Krallık'tan Japonya'ya daha fazla yatırım gelmesini istiyoruz.”

japon

İran ile Suudi Arabistan arasındaki iyileşen ilişkileri memnuniyetle karşılayan Japonya, ilişkilerin normale dönmesini ve Yemen'deki durumun çözülmesini umut ediyor:

“Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla Yemen'deki bazı kurtarma projelerine dahil olmaya başladık. Ancak Büyükelçimiz Kazuhiro Higashi'nin Yemen'e gönderilmesi konusunda bir tutuma veya çözüme varmak kolay değil. Diplomatik kadromuz ve Higashi, 2014-2015'ten bu yana Riyad'da görev yapıyor.”

Barış girişimleri

Japonya'nın bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak için gösterdiği diplomatik çabalara değinen Shikata, ülkesinin en başından beri Ortadoğu barış sürecinde yapıcı olmaya çalıştığını vurguladı. Japonya'nın pozisyonunun herhangi bir tarafça değiştirilmesine karşı olduğunu vurgulayan Shikata, ülkesinin mülteciler için insani destek programları ve sistemlerine yardım sağlama alanında aktif olduğuna işaret etti. “Sorunların barışçıl bir şekilde çözüme kavuşturulacağını, her türlü girişimi destekleyeceğimizi umuyoruz. Suudi Arabistan Krallığı'nın durumu çözmek için gösterdiği çabaların farkındayız. Krallığın bu konudaki çabalarını desteklemeye oldukça istekliyiz” vurgusunda bulundu.

Güvenlik meseleleri

Doğu Asya’da gerilim ve güvenlik endişeleri sürüyor. Shikata, bunların nasıl çözüleceği konusunda Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida'nın geçtiğimiz yılın sonunda bölgenin güvenliği için yeni bir stratejiye yöneldiğini, Doğu Asya'daki çok karmaşık güvenlik durumuyla başa çıkmaya çalıştığını kaydettiği açıklamasında şunları söyledi:

“Örneğin Kuzey Kore, füze programını iki hafta önce başlattı. Şu an Kuzey Kore füze programı ve nükleer programıyla ilgileniyoruz. Japonların bakış açısına göre bu doğrudan bir tehdit sayılıyor. Biliyorsunuz ki geçmişte Kuzey Kore ile diğer ülkeler arasındaki potansiyel işbirliği için her zaman hevesliydik. Dolayısıyla füzelere ve nükleer teknolojiye karşıyız.”

Çin ve sıkıntılar

Başbakanı Kişida'nın Çin ile istikrarlı ve yapıcı bir ilişki kurma arzusunu doğrulayan Shikata, Çin'in ise askeri programının daha kapsamlı bir hale geldiğine dikkat çekti. İran'ın başına gelenlerle ilgili bazı endişelere işaret eden Shikata, Çin'in faaliyetleriyle ilgili sorunlar veya endişeler olduğunda Japonya’nın bunları dikkate aldığını, aynı zamanda iklim değişikliği konuları gibi iş birliği alanlarının bulunduğunu vurguladı. Nitekim iklim değişikliği veya Kovid-19 salgını gibi küresel konularda Çin ile yakın ilişki kurmanın ve işbirliğinde bulunmanın önemini vurguladı.

Japonya ve Rusya

Shikata, Rus-Japon ilişkilerine dair de açıklamalarda bulundu:

“Japonya'nın Rusya ile yakınlığı ve çözülmemiş ada sorunları göz önüne alındığında, Başbakan Kişida hem iş birliği hem de istişare konularıyla doğrudan ilgilenmeyi amaçlıyor. Rusya ile ekonomik durumda Başkan Putin ile anlaşmaya ve iş birliği yapmaya çalışıyor. Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ardından bu süreç temelde durdurulmuş durumda. Bir dizi Japon şirketi Rusya'yı terk etti. Başbakan Kişida, bu güvenlik sorunları nedeniyle, önümüzdeki beş yıl içinde askıya alınan savunma düzeyini JPD'nin yüzde iki düzeyine çıkarma niyetini açıkladı. Bu, Japonya'daki güvenlik politikamızın bir tür temel düzenlemesi.”

Yeşil tahvil

Shikata’nın ifade ettiğine göre, iklim değişikliği ve atık yönetimi konuları ile ilgilenen Tokyo, tüm ekonomik kavramları yeniden değerlendiriyor. Başbakan Kişida bu yeni kavram veya yeni kapitalizm biçimine dikkat çekti. Ancak ekonomik anlamda iklim değişikliği konusu da bu dış etkenlerden biri sayılıyor.

Kişida, gelir eşitsizliğinin, 30 milyondan fazla nüfuslu Tokyo megopol bölgesi ile diğer şehirlerde olduğu gibi kentsel ve kırsal alanlar arasındaki farkın Japonya için şu iki büyük zorluk olduğuna işaret etti. Dolayısıyla kırsalda da füze teknolojisine yatırım yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Kishida’nın büyümeye yönelik karbon fiyatlandırması uygulamaya karar vermesi üzerine Japonya’da bu uygulamaya başlandı. Yine de yeşil geçişe yönelik yatırımları teşvik etmek gerektiğine değinen Shikata, Suudi-Japon zirvesine gelen bazı şirketlerin yeşil dönüşümler için yeni çözümler geliştirmek üzere Suudi şirketleriyle iş birliği ile yakından ilgilendiğini vurguladı. Aynı zamanda Japonya örneğinde bunun bir hükümet emri olmadığına dikkat çekti. Yeşil tahvil ihraç ettiği için Japonya bir miktar teşvik sunacak. Dolayısıyla devlet tahvillerinin ihraç edilecek yeşil geçişlere odaklanması, özel şirketleri de yeşil geçişlere yatırım yapmaya motive ediyor. Japonya, 2050 yılına kadar bu konuda ilerlemeye kararlı.

Suudi Arabistan - Japonya ekonomi ilişkileri

Shikata, Suudi Arabistan’da yaşanan atılımlara ilişkin şunları söyledi:

“Dünya ekonomi değerlendirmesine göre Suudi Arabistan, cinsiyet eşitsizliğinde farkı kapatmada Japonya'yı geride bıraktı. Toplumumuz için daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Nitekim Suudi Arabistan toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeni bir politika başlattı Birbirimizden faydalanabileceğimizi ve öğrenebileceğimizi düşünüyorum.”

Başbakan Kişida'nın Suudi Arabistan'a uluslararası düzeyde yeşil enerji dönüşümü gibi yeni fikirler için önerilerde bulunduğunu söyleyen Shikata, Körfez ile Japonya arasında yeni bağlar kurulacağına değindi. Diğer ülkelerin de bu bağlara katılması ve bu küresel geçişin tüm yeşil malzemeleri içermesinin mümkün olduğuna dikkat çekti.

Shikata’nın ifade ettiğine göre ilişkilerde yeni bir tür değişim kaydediliyor. Enerji kanalını sağlayıcısının 10 veya 20 yıl sonra tamamen farklı olması mümkün. Suudi Arabistan'da da daha fazla yatırım ve daha fazla endüstri uzmanı olacağı öngörüsünde bulunan Shikata bunu ‘harika bir fırsat olarak’ niteledi. Zira Japonya, enerji kaynakları için büyük ölçüde Suudi Arabistan'a bağımlı halde. Bu ortaklıkların gelecekte büyük ilişkilerin temeli olabileceği kaydediliyor.

Shikata sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suudi Arabistan ile Japonya arasındaki ilişkilerin çok iyi olduğunu görebiliyorum. Potansiyelimiz çok yüksek. Japonya ile Krallık arasında yeni iş birliği alanlarımız mevcut. Mevcut iş birliğinin ötesine geçerek daha çok biyoloji, hidrojen ve amonyak ve yeni iş birliği alanları hakkında konuşacağız. Sadece enerji sektörlerinde değil, ileri teknolojilerde de iş birliği alanlarını ele alacağız. Nitekim Japon iş dünyası da çeşitleniyor.”

Expo ve Osaka

Osaka’da düzenlenecek olan Expo 2025’in ardından Riyad ise Expo 2030’a ev sahipliği yapmaya hazır. Shikata bu konuda “Suudi Arabistan kesinlikle çok ciddi bir aday” dedi. Expo 2025’in çok popüler olacağı umudunu dile getiren Shikata, insanların refahına katkıda bulunacak yeni teknolojilerin tanıtılacağına dikkat çekti.

Japonya'nın söz konusu fuarda ‘uçan arabaları’ sergileyeceğini söyleyen Shikata, “Daha iyi bir yaşam için yeni teknolojileri tanıtmayı hedefliyoruz. Bu önemli bir gündem. Bu yüzden Suudi Arabistan'ın bu tür etkinliklere ev sahipliği yapma konusunda çok rekabetçi bir aday olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.