Suudi Arabistan niçin yeni jeopolitik oluşumların merkezi haline geldi?

Kolaj: Independent Türkçe
Kolaj: Independent Türkçe
TT

Suudi Arabistan niçin yeni jeopolitik oluşumların merkezi haline geldi?

Kolaj: Independent Türkçe
Kolaj: Independent Türkçe

Zaten büyük bir kaotik geçiş sürecine ve çok kutuplu bir aşamaya girmiş bulunan dünya, Rusya-Ukrayna savaşından itibaren çivisi çıkmışçasına dramatik değişim ve dönüşümlere sahne oluyor. 

Bir tiyatro oyunu izliyormuşuz gibi yepyeni olgularla karşı karşıyayız: Başroldeki aktörler kaderleriyle yüzleşiyor veya tarihi roller aktörlerini arıyorlarmış gibi bir durum var ortada.

Bu süreçte dramatik roller, kendilerine uygun jeopolitik oyunda öne çıkabilecek öncüler, yöneticiler veya devletleri beklemekteler. 

Bu kaotik dönemeçte rol üstlenebilecek devletlerin büyük veya küçük olmasına bakılmaksızın sadece rolünü hakkıyla yerine getirebilecek bir devlet arayışı öne çıkmaktadır ki, bu bile iradi bir hadise ve heves olmaktan öte şartların ortaya çıkarıp öne sürdüğü zorunluluk halidir. 

Burada üstlenilecek rol, jeopolitik (siyasi coğrafya) konumunu aranılan ilgili devletin yöneticisine/hükümdarına kendisini dayatmaktadır. Böyle bir rol üstlenme hırsıyla hareket eden/edebilen yönetici (başkan, kral, hükümdar, sultan) ise gücünü sınırların ötesinde sınama arzusu ve hevesindedir. 

Böyle bir değişim-dönüşüm ortamında sahnede görünür olmak arzusu içindeki orta veya küçük ölçekli devletler için son zamanlarda "küçük çaplı çoğulculuk" veya "parçalı çok kutupluluk" kavramı kullanılır oldu. 

Herkesin malumudur: Süper devletlerin yapısında rol alma, rol çalma ve çıkar çatışmaları mevcuttur.

Dolayısıyla bu devletler çatışmadan kaçınabilmek için müşterek menfaatler uğruna mümkün olduğunca mutabakat ve uzlaşmaları ön plana çıkarırlar.

Eskilerde ABD ile Sovyetler Birliği, günümüzde Rusya-ABD veya Çin-ABD arasındaki nükleer silahlar ve silahsızlanma görüşmelerinde bu duruma şahit olunmuştur. 

Küçük ölçekli çoğulculuk veya çok kutupluluk örneklerine ise en son Suudi Arabistan, Umman Sultanlığı, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez'deki Arap ülkelerinin ABD ile İran, Suudi Arabistan ile İran, hatta Rusya ile Ukrayna arasındaki çekişme ve çatışmayı azaltmak için devreye girip arabulucu rolüne soyunduklarını görmekteyiz. 

Tıpkı şimdiye kadar hacmi küçük ama işlevi ve rolü büyük sayılan Norveç'in uluslararası alandaki çatışmalı tarafları bir araya getirmesi gibi bir durumdan bahsediyoruz.

Demek ki süper devletlerin çatışması bir çeşit kaçınılmazlıktır ama küçük ölçekli devletler de bu karmaşa ortamında sahneye çıkıp "küçük boy çok kutupluluk/çoğulculuk" ekseninde müzmin ve büyük çatışmaları sona erdirmeye çalışırlar. Kaçınılmaz çatışmalı/ölümcül kaderden uzaklaştıran tarihi bir rol üstlenebilirler. 1

Emperyalizm olgusunun ortaya çıkıp küresel bir fenomen halini aldığı Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde olduğu gibi günümüzde de tek kutupluluktan çok kutupluluğa doğru giden süreçte süper devletler arasındaki çekişme, kapışma ve çatışmaların varlığı kaçınılmazdır. 

Bir anlamda yeni hegemonya mücadelesinde rakip veya hasım devletler, ister istemez varlık (Beka) mücadelesi verirken yani kendi başlarının çaresine bakarken eski müttefiklerini, dostlarını yahut uydusu sayılan devletleri serbest bırakmak zorunda kalırlar. 

Diğer yandan eski müttefikler ile uydu devletler, büyük devletlerin ölümcül mücadeleleri sırasında, fillerin kapışmasında karınca misali ezilmemek maksadıyla, yeni bloklaşma ve ittifak arayışlarına girerler.

Önceki patron devletlerin hükümranlıklarına ve baskılarına itaat edip boyun eğmezler. 

Can derdine düşmüş olan orta ve küçük ölçekli devletler, bazen yerel/bölgesel yayılmacı emeller peşinde koşup maceralara da atılabilirler.

Nitekim Türkiye ve İran benzeri devletler; Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerinde aktif siyasi-askeri rol üstlenerek ABD ile Rusya arasındaki büyük kapışma sırasında her iki devletle ilişkilerini sürdürmektedirler. 

Aynı devletler, dünya çapında süper bir devlet olan Çin ile stratejik ittifaklar kurarken, yerel düzeyde yeni bloklaşmalara öncülük edebilirler. 

Benzer bir olay da Körfez Arap ülkelerinin başını çeken Suudi Arabistan ile müttefiki BAE ikilisinin Yemen, Suriye, Filistin ve Libya'daki iç savaşa müdahale etme ve bu hususta Türkiye ve İran karşısında nüfuz alanlarını genişletme çabalarında da görüldü. 

İlginçtir, başlangıçta Suriye'deki iç savaşta silahlı muhalefeti destekleme konusunda mutabık kalan Suudi-BAE-Katar-Türkiye dörtlüsü, bölgesel çıkarları doğrultusunda Suudi-BAE ve Türkiye-Katar şeklinde ayrıştılar.

Zıtlaşan çıkarların sonucunda Sudan ile Libya'da karşı karşıya geldiler. Şimdiyse hasım taraflar uzlaşmış görünüyorlar.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın fiili olarak yönetmekte olduğu Suudi Arabistan'ın, son dönemlerde büyük devletlerin nüfuz ve hegemonya mücadelesinden doğan boşlukları iyi gözlemleyip yeni küresel sistemin jeopolitik oyunlarına dâhil olduğu söylenebilir. 

Bu yanıyla bakıldığında M. Bin Selman, oynadığı tarihi rol açısından modern Rusya'nın kurucusu sayılan Pyotr Alekseyeviç'e yani Çar I. Petro'ya benzetilebilir. 

Türk tarihindeki tanımıyla Deli Petro, Haziran 1672'de ünlü Romanov hanedanının mensubu olarak Moskova'da doğmuştur.

Çar I. Petro, 1689-1725 yılları arasında yönettiği Rusya'nın modernleşmesinde, bilhassa ordusunun ve donanmasının güçlendirilmesinde, ülkesinin yayılmacı ve saldırgan bir dış siyasete yönelmesinde tarihi bir rol oynamıştır.  

Bir süre sonra fiili olarak tahta geçmesi mukadder sayılan Veliaht Prens M. Bin Selman'ın 2016 yılında ortaya koyduğu "Vizyon 2030" projesinde şunları görmek mümkün: 

  • Petrole dayalı ekonomiden uzaklaşmaya çalışan Suudi Arabistan'da toplam değeri 819 milyar dolar olan 5 bin 200'den fazla proje uygulama aşamasındadır.
     
  • Suudi Arabistan, petrol dışında sürdürülebilir bir ekonomi çerçevesinde ABD, İngiltere, Hindistan, Çin ve diğer birçok ülkeyle ortak projeler için uzun vadeli anlaşmalar yapmıştır.
     
  • Veliaht Prens'in bu prestij projesi petrol satışına bağımlılığı azaltmayı; turizm, sağlık, teknoloji, eğitim gibi alanlara yabancı yatırımcı çekmeyi amaçlıyor.
     
  • Post modern teknokent NEOM, Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında, Kızıldeniz kıyısında inşa edilmeye başlanan 500 milyar dolarlık dev bir şehir projesinin adıdır. 9 milyon kişinin yaşayacağı, temiz enerji kullanılacak akıllı şehir, 2025 yılında tamamlanacak.
     
  • Benzer çerçevede Diriyah kültür başkenti, Qiddiya eğlence merkezi, Amaala sağlıklı yaşam ortamı olarak hizmet verecek ve Kızıldeniz'de ise 90 adalı lüks turizm merkezi kurulacak.

NEOM'un yatırımlar ve turizm fırsatları aracılığıyla 2030'dan önce 100 milyar doların üzerinde gelir elde etmesi bekleniyor.

Bu konuda Yeni Yaşam gazetesinden M. Ali Çelebi, 22 Temmuz tarihli ve "Ortadoğu'da yeni saflaşmalar" başlıklı makalesinde ayrıntılı bilgiler veriyor:

Çin, Suudi Arabistan'ın post-petrol dönemi için başlattığı yüz milyarlarca dolarlık maliyeti olan ve yeni ticaret havzası oluşturacak NEOM'a (Neo-mostaqbal, Yeni Gelecek) dâhil oldu.

Çin mallarının ticaretinde İsrail'in güney burnu Eylat ve Ürdün'ün tek deniz bağlantısı olan Akabe limanı bakışımlı NEOM kentleri önemli yer tutacak, çünkü jeopolitik ağırlığı artan Süveyş Kanalı'nın dibinde.

Kızıldeniz kıyısında Tebük bölgesinde kurulacak yapay zekâ metodolojisiyle beslenecek NEOM kentleri için dönen para ve askeri çark içinde Türkiye de yer alma arzusunda.

Görüldüğü üzere petro-dolar zengini Körfez ülkeleri, bir taraftan kendi aralarında bölgesel ölçekte rekabet ederken (Yemen konusunda BAE ile Suudi Arabistan ayrıştılar; ayrıca Suudi yönetimi Abu Dabi ile Dubai merkezli uluslararası firmaları kendi ülkesine gelmeye mecbur kılma çabasında) diğer taraftan küresel yatırım ve finansal tecrübelerini artırma yoluna gittiler.  

Aynı bölge ülkeleri, bilhassa Suudi Arabistan hem Arap ve İslam dünyası ile hem de büyük küçük demeden yakın ve uzak mesafedeki ülkelerle ilişkilerini alabildiğince çeşitlendirmeyi amaçlamaktalar.  

Bunun sonucunda da uluslararası jeopolitik zeminde yeni saflaşmalar ve denklemler ortaya çıkmakta. 

Örneğin Çin; "Yol ve Kuşak" isimli küresel ölçekli proje kapsamında kıtalararası yatırımlar yapıyor.

Bu çerçevede Ukrayna Savaşı ile Filistin meselesinin çözümü için barış girişimlerini başlattı. Tahran ile Suudi Arabistan ilişkilerinin normalleşmesinde arabulucu oldu.

Ukrayna Savaşı münasebetiyle Çin, büyük küçük devlet hesabı yapmaksızın her ülkenin eşit olmayı hak ettiği yolunda bir manifesto yayınladı.

Böylece üçüncü dünya ülkelerinin dikkatini çekti, içlerini ferahlattı. Körfez ülkeleri de bu beyandan etkilenmiş oldu. 2

Ayrıca Çin ile İran arasında 25 yıllığına stratejik ortaklık anlaşması imzalandı. Çin Başkanı Şi Cinping'in hem Arap dünyası hem de Suudi Arabistan yetkilileriyle buluşması, Riyad yönetimiyle 30 milyar dolarlık 35 mutabakat zaptı ve anlaşma yapılmasıyla sonuçlandı.

İbrahim Anlaşmaları karşılığında ABD'den beklenen F-35 savaş uçağını alamayan BAE, Çin'e yöneldi ve Batı'nın yaptırımlarından kaçan Rus şirketlerine kapılarını açtı. Amerikan 5. Filosu'na ev sahipliği yapan Bahreyn de İran'la el sıkışmak üzere.

ABD'nin savunma desteğini kesme tehdidi karşısında Suudi Arabistan, Çin ve Rusya ile ilişkilerine savunma başlığını ekledi. Çin, İran ve Rusya'dan ucuz yakıt temin ederken ABD'nin "OPEC+" ile kavgasını da keyifle izliyor.

Rusya'ya gelince; öteden beri ABD'nin bölgedeki en sadık müttefikleri sayılan İsrail, Körfez Arap ülkeleri, Türkiye gibi Ortadoğu ülkelerine el attı; kendileriyle ilişkilerini çeşitlendirdi. 

Aynı Rusya Çin ile rekabet edemese bile yine de Afrika ülkelerine yöneldi. 27-28 Temmuz 2023 tarihli Rusya-Afrika Zirvesi'nin mekânı tarihi Saint Petersburg şehri oldu.

Afganistan, Irak ve Suriye'de büyük tahribatlara ve denge değişikliklerine yol açan askeri müdahalelerin baş aktörü ABD, geleneksel müttefiklerine güven veremedi.  

Mesela ABD, Aramco petrol tesislerini ve Körfez'de gemileri hedef alan İran karşısında caydırıcı olamadı. 

Gerek ABD'nin son iki başkanı (Trump ile özellikle Biden) Körfez ülkelerini haraca bağlamanın ötesinde yetkililerine uşak muamelesi yaptılar. Yemen savaşında desteği kestiler. İran'la nükleer anlaşma görüşmeleri başlattılar. 

Amerikan yönetiminin bu politikaları, ister istemez Körfez ülkelerinde, özellikle Suudi yönetimi nezdinde kızgınlığa yol açtı: "Madem Amerika kendi çıkarının peşinde, biz niçin menfaatimiz için çalışmayalım?" dediler. 

Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle ihtiyaç duyulan enerji üretimini artırmak amacıyla devreye giren ABD Başkanı, Batı lehine ve Rusya aleyhine olmak üzere "OPEC+"da Rus-Suudi mutabakatının bozularak fazladan üretim yapılması için baskı yaptı. 

Bu baskıya karşı çıkmakla yetinmeyen Körfez'deki müttefikleri Rusya'ya yönelik ABD-AB yaptırımlarına da katılmadılar. 3

Yeni jeopolitik dengeler eşliğinde gelişen farklı oluşumlar, aynı zamanda büyük devletlerin diğer rakiplerinin denetiminde (nüfuz alanı) sayılan bölgelere el atmaları sonucunda meydana gelmektedir.

Daha önce hegemonyası altında yaşadıkları büyük devletin eski tahakkümünün zayıflaması sonucu, söz konusu küçük devletler bölgesel ve uluslararası alanda dışarıya açılarak ilişkilerini çeşitlendirip güçlenme eğilimi içine girmekteler.

Mesela eski Sovyet hegemonyasında bulunan Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri, Rusya ile ikili ilişkilerini sürdürmekle beraber bu kez Çin, ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle de bağlantı kurmaya başladılar.

Çin ise Rusya'nın arka bahçesi sayılan her iki bölgedeki ülkelere el attı. Geçtiğimiz Mayıs ayında ülkesine davet ettiği Orta Asya liderleriyle ekonomik-güvenlik anlaşmaları imzaladı. 4

Çin'in Üçüncü Dünyacılık stratejisi, bilhassa Afrika'da ABD ile batılı devletlerin rekabetine karşı önemli bir mesafe kaydetmiş durumdadır. 5

küresel düzen kurma gayretinde olan Çin, başkent Pekin'de düzenlenen uluslararası güvenlik konferansında kendi görüşünü açıklamanın ötesinde Ukrayna'daki savaş vesilesiyle ABD ve AB nüfuz alanlarında sayılan baskı altındaki ülkelere cesaret verdi. Bu husus, ABD istihbarat teşkilatı raporlarına da girdi. 6

Suudi Arabistan'ın son zamanlarda Çin-Arap Zirvesi, Arap Zirvesi, Körfez Ülkeleri Zirvesi gibi toplantıları seri imalat halinde gerçekleştirmesini yukarıda bahsedilen küresel ölçekteki kaotik geçiş dönemi ve kurulmakta olan jeopolitik dengeler ışığında anlamak mümkündür. 

Dünyanın ekonomik devlerinden sayılan Japonya (Başbakan Fumiyo Kişida) ile Suudi Arabistan (Veliaht Prens M. Bin Selman) buluşması, enerji güvenliği ve ticari ağırlıklı bir anlaşma olarak 16 Temmuz kayda geçti. 

17 Temmuz'da Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan ile M. Bin Selman görüşmesi gerçekleşti. Gerek Japonya Başbakanı gerekse Türkiye Cumhurbaşkanı, Katar ile BA Emirliklerini ziyaret edip ekonomik-ticari-enerji konularında belli anlaşmaları imzalamış oldular.

18 Temmuz'da ise Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri ile Orta Asya Cumhuriyetleri zirvesi yine Suudi Arabistan'ın girişimiyle Cidde şehrinde gerçekleşti.

Körfez Araştırmalar Merkezi, söz konusu zirveyi şöyle değerlendirmektedir:  

Bu yoğun diplomatik faaliyet, S. Arabistan'ın bölgesel jeopolitik konumundan ileri geliyor. Çünkü bu ülke, Arap ve İslam dünyasında önemli bir yere sahip olmanın ötesinde dünya ekonomisinde gayet hayati bir rol oynamaktadır. 

İlk kez blok halinde gerçekleşen KİK-Orta Asya zirvesinde, ikili görüşmeler neticesinde varılan mutabakat gereğince Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile Orta Asya Türkî cumhuriyetleri bir araya geldiler. Bu yeni jeopolitik denklemin zemini, söz konusu ülkelerin dışişleri bakanlarının anlaşmaları sayesinde hazırlandı: 

Ele alınan temel konular şöyle sıralanabilir: Bölgesel düzlemde ortak stratejik faaliyet ve işbirliği kapsamının genişletilmesi. Körfez İle Orta Asya'da güvenlik, istikrar, barış ve dostluğun tesis edilip güçlendirilmesi. Müşterek menfaatlere dayalı siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda anlaşmaya varılması. 

İmzalanan ortak belge uyarınca Çin, Rusya, Afganistan ve İran ile direkt sınırları olan Orta Asya Cumhuriyetleri, gerçekte ortak ideolojik ve kültürel bir yapıya sahip olmalarına rağmen büyük ve orta ölçekli devletlerin yaratacağı etkilerden, nüfuz alanlarından ve demografik değişiklikten etkilenme kaygısıyla KİK ile sosyoekonomik işbirliğine ağırlık vermekteler. 

Ayrıca Orta Asya Cumhuriyetleri, topraklarındaki yeraltı-yerüstü servetleri, bilhassa enerji kaynakları nedeniyle küresel ekonominin belirleyicileri olacaklar. İlaveten gıda ve askeri güvenlik noktasında yatırımlar yaparak kendi milli güvenliklerini sağlayabilecekler. 

Tatmin edici finans ve ekonomik projeler hususunda yeterli bir tecrübe birikimine sahip olan KİK üyeleri, Orta Asya Cumhuriyetleri topraklarında ticaret, enerji ve turizm sektörlerinde gerekli yatırımları yapmayı üstlenecektir. 7

Suudi El Yom gazetesine göre:

Yaklaşık bir yıl önce Riyad'da toplanan ilgili tarafların dışişleri bakanları, gelecekteki projelerin altyapısını/zeminini hazırlamak üzere ortak çalışma konusunda mutabakata varmışlardır.

İki farklı bölge bloku arasındaki bu buluşmanın baş hedefini, Suudi Arabistanlı yorumcu Dr. Abdullah El Assaf şu şekilde özetlemektedir: 

  • Orta Asya ve Körfez bölgelerinin kalkınma aşamasının altyapısını birlikte düzenlemek suretiyle jeopolitik ve stratejik boyutları olan siyasi ve ekonomik bir buluşmadır bu.
     
  • Orta Asya Cumhuriyetleri ekonomik, coğrafi bölge ve enerji bakımından birbirine benzer ülkelerdir.
     
  • Bu blok, KİK bloku ile çok boyutlu işbirliği arayışındadır. Özellikle farklı sektörlerdeki yatırımlar için Körfez ülkelerinin yardımlarına ihtiyaç duymaktadır. 
     

Her iki blok da siyasi kutuplaşmaların alabildiğine yaygınlaştığı küresel düzlemde meydana gelen nüfuz-hegemonya mücadelelerine elverdiğince girmeme niyetindedir. 8

Soru şudur: Suudi Arabistan, yeni bloklaşma ve jeopolitik dengelerde neden öncü rolüne soyunuyor? 

Bir: Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile ekibi, dünyadaki dramatik değişim ve altüst oluşların farkındalar.

Değişimlere ayak uydurabilmek için yakın ve uzak çevredeki "küçüklerin çok kutupluluğu" veya "parçalı blokların çok yönlü ilişkileri" temelinde jeopolitik bir atılım içindeler. 

İki: Suudi yönetimi, çivisi çıkmış dünyaya egemen olan hegemonya mücadelesinde kendisini yeni saflaşmalar sayesinde var edip koruyabileceğini idrak etmiştir. Buna göre ilişkilerini çeşitlendirip yeni mevzilenme politikası izlemektedir.

Körfez İşbirliği Konseyi ile Körfez Arap Koalisyonu gibi oluşumlar, zaten Suudi Arabistan'ın elindeki hazır kozlar olarak biliniyor.

"Dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı" konumundaki Suudi Arabistan,  küresel petrol rezervlerinin yüzde 15'ine sahip olması hasebiyle, aynı zamanda Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) kurucu üyesidir.

Üç: Suudi Arabistan hükümeti, 29 Mart 2023'te ülkenin Çin merkezli siyasi, ekonomik, güvenlik işbirliği organizasyonu Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) katılmasını onayladı.
 

Dört: Bağlantılı olarak Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan BRICS uluslar koalisyonu; "büyüyen ekonomisi, askeri yetenekleri ve giderek artan siyasi nüfuzu" ile küresel arenada adından giderek daha çok söz ettiriyor. 

Aynı çerçevede BAE (Emirlikleri) ile Bangladeş 2021 yılında, Mısır ise Şubat 2023'te üye olarak kabul edilmişti.

Watcher.Guru.com sitesinde yer alan bir analize göre, genişleme planlarıyla da öne çıkan örgüte Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır gibi ülkelerin de ilgi duydukları ifade ediliyor.

Bu durum BRICS'in yörüngesine ve küresel etkisine heyecan verici yeni bir boyut kazandırıyor. 9

2015 yılında BRICS üyelerince kurulan Şanghay merkezli Yeni Kalkınma Bankası (NDB), Suudi Arabistan'ın ilgisini çekmeye başlamıştı.

Financial Times gazetesine konuşan banka yetkilileri, "Ortadoğu'da Suudi Arabistan'a büyük bir önem veriyoruz ve kendileriyle nitelikli bir diyalog kurduk" diyorlar. 

Bütün bu gelişmeler yaşanırken şu gerçeği unutmamak lazım: İster küresel isterse bölgesel güçler olsun, mevcut karmaşa ortamında her istediklerini gerçekleştirme kudretinde değiller.

Jeopolitik oyunlarda bir veya birkaç ülkeyle ittifaklar yapılırken, diğer ülkelerin çıkarlarına ters düşen şeyler de yaşanabilir.

Mesela İran, Basra Körfezi'ndeki bazı adalar hususunda stratejik ortakları sayılan Rusya ve Çin ile ayrı ters düşmüştür.

Değişken ve kaygan hareketliliğin en başat kuralı budur. 

Değişim ve dönüşümlerin yol açtığı jeopolitik dengeler düzleminde Körfez ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin yeni hamlelerine ayna tuttuk. Gerisini meraklısına bırakıyoruz. 

Kaynakça:

1. Kaynak için bkz. https://www.independentarabia.com/node/432831/, Refik Huri, 19 Mart 2023.
2. https://www.independentarabia.com/node/428231/, 6 Mart 2023.
3. Ayrıntıları bu linkten okuyabilirsiniz: https://www.gazeteduvar.com.tr/15-temmuzun-salasi-diplomasinin-cenazesi-korfezin-parasi-makale-1628430, Fehim Taştekin, 17 Temmuz 2023.
4. https://www.independentarabia.com/node/452621/, 18 Mayıs 2023. https://www.independentarabia.com/node/454791/, 24 Mayıs 2023.
5. https://www.evrensel.net/yazi/92331/ucuncu-dunyacilik-yine-yeni-yeniden. Ceren Ergenç, 17 Ocak 2023.
6. https://www.independentarabia.com/node/428231, 2 Mart 2023.
7-8. https://www.independentarabia.com/node/474676/, Muhammed Ğersan, 18 Temmuz 2023.
9. https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/suudi-arabistan-misir-ve-turkiye-bricse-uyelik-yolunda-2084267, 24 Mayıs 2023.

 

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı



Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
TT

Aquarabia Qiddiya 23 Nisan’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak

Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)
Aquarabia Qiddiya eğlence parkında 22 adet yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. (SPA)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın güneybatısında bulunan Qiddiya şehri, bölgenin en büyük su parkı olan ikinci eğlence tesisi Aquarabia’nın resmi açılış tarihini 23 Nisan Perşembe olarak açıkladı. Bu adım, şehrin eğlence, spor ve kültür alanında uluslararası bir destinasyon olarak konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Şehir, her yaştan ziyaretçiyi su maceralarıyla dolu ayrıcalıklı bir deneyim yaşamaya davet ediyor. Parkta 22 yenilikçi su oyunu ve deneyimi bulunuyor. Bunlardan dördü dünya rekoru kıracak nitelikte, ziyaretçilere heyecan ve yaratıcılığı bir arada sunuyor.

Aquarabia Qiddiya, 250 bin metrekareden fazla alan üzerine kurulmuş ve Suudi Arabistan’ın doğal ve ekolojik çeşitliliğinden ilham alan sekiz farklı bölgeye ayrılmış durumda. Bu tasarım, mekânın kimliğini yansıtarak ziyaretçilere kapsamlı ve sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Park, heyecan ve macera arayanlardan, rahat bir ortamda aileleriyle vakit geçirmek isteyenlere kadar, tüm ziyaretçi profillerine hitap eden seçenekler sunuyor. Ayrıca parkta yedi ‘kuru’ eğlence oyunu ve deneyimi de bulunuyor; bu da ziyaretçilere eğlence çeşitliliği ve alternatif aktiviteler sunuyor.

Daha özel ve lüks bir deneyim arayan ziyaretçiler için Aquarabia Qiddiya, 91 adet lüks kabin sunuyor. Park ayrıca misafirlere bekleme kuyruklarını atlayarak daha akıcı bir deneyim sağlayan ‘AquaFast Pass’ hizmeti de sağlıyor.

Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA) Aquarabia Qiddiya, heyecan ve yeniliğin eşsiz bir karışımını sunuyor. (SPA)

Parkta ayrıca yiyecek ve içecek sunan 24 farklı nokta bulunuyor; buralarda yerel ve uluslararası lezzetlerden oluşan geniş bir yelpaze sunuluyor. Ziyaretçiler, yüzme ekipmanları, güneşten koruyucu ürünler ve hediyelik eşya temin edebilecekleri yedi perakende mağazasından da faydalanabiliyor; bu da gün boyu süren deneyimi tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Aquarabia Qiddiya her gün 12.00 – 20.00 saatleri arasında hizmet verecek, her cuma ise kadınlara özel bir gün olarak ayrılacak. Giriş bileti, park içindeki tüm oyun ve tesisleri kapsıyor; yalnızca ‘sörf’ deneyimi ekstra olarak satın alınabiliyor.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a 40 dakikalık mesafede, Tuveyk Dağı eteklerinde konumlanan Qiddiya, en kapsamlı eğlence projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Projenin, ülke ekonomisine katkı sağlaması ve Vizyon 2030 hedeflerine destek olması bekleniyor.

Qiddiya, tamamen ‘Oyunun Gücü’ (Power of Play) konsepti üzerine inşa edilen ilk küresel destinasyon olma özelliğini taşıyor. 334 kilometrekarelik alanda yer alan şehir, eğlence, spor ve kültürü bir araya getirerek dünyada eşi benzeri olmayan bir deneyim sunuyor.

Şehir, 29 Aralık 2025’te ilk büyük eğlence tesisi olan ‘Six Flags’ parkını resmi olarak açtı. Bu park, Kuzey Amerika dışında dünyada bu ünlü markayı taşıyan ilk tesis olma özelliğine sahip ve altı farklı alan içinde toplam 28 oyun ile ziyaretçilerine her biri kendine özgü bir deneyim sunuyor.


Suudi Arabistan, 3 milyon Capagon hapının kaçakçılığını engelledi

Söz konusu miktar, Cidde İslam Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gelen bir sevkiyatın içine gizlenmiş halde bulundu. (Gümrük)
Söz konusu miktar, Cidde İslam Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gelen bir sevkiyatın içine gizlenmiş halde bulundu. (Gümrük)
TT

Suudi Arabistan, 3 milyon Capagon hapının kaçakçılığını engelledi

Söz konusu miktar, Cidde İslam Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gelen bir sevkiyatın içine gizlenmiş halde bulundu. (Gümrük)
Söz konusu miktar, Cidde İslam Limanı üzerinden Suudi Arabistan'a gelen bir sevkiyatın içine gizlenmiş halde bulundu. (Gümrük)

Suudi Arabistan, Cidde İslam Limanı'na gelen bir sevkiyatta gizlenmiş halde bulunan 2 milyon 916 bin 180 adet amfetamin hapı (Captagon olarak da biliniyor) kaçakçılığı girişimini engelledi.

Suudi Arabistan Zekat, Vergi ve Gümrük İdaresi sözcüsü Hamud el-Harbi, hapların limana gelen bir shea yağı sevkiyatının içine gizlenmiş halde bulunduğunu açıkladı. Sevkiyat gümrük işlemlerinden geçirildi ve güvenlik teknolojileri ve diğer yöntemler kullanılarak incelendi.

El-Harbi, ele geçirme operasyonu tamamlandıktan sonra, yakalanan maddelerin alıcılarının Suudi Arabistan içinde tutuklanmasını sağlamak için "Uyuşturucu Kontrol Müdürlüğü" ile koordinasyon sağlandığını ve iki kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Sözcü, Kurumun tüm gümrük limanları aracılığıyla Suudi ithalat ve ihracatı üzerindeki gümrük kontrolünü sıkılaştırmaya kararlı olduğunu ve bu zararlı böceklerin ve diğer yasaklı maddelerin kaçakçılarının girişimlerine karşı tetikte olduğunu, böylece stratejisinin en önemli sütunlarından biri olan, bu tür girişimleri azaltarak toplumun güvenliğini ve korunmasını artırmayı hedeflediğini teyit etti.

El-Harbi, toplumu ve ulusal ekonomiyi korumak için kaçakçılıkla mücadeleye katkıda bulunmaya çağırarak, güvenlik ihbarları için belirlenmiş kanallar aracılığıyla yetkililerle iletişime geçilmesini istedi. El-Harbi, ihbarların tamamen gizli tutulacağını, doğru bilgi veren kişiye ise maddi ödül verileceğini vurguladı.


İran, Körfez'deki enerji tesislerini hedef alıyor

Kuveyt'teki Mina el-Ahmadi Rafinerisi (QNA)
Kuveyt'teki Mina el-Ahmadi Rafinerisi (QNA)
TT

İran, Körfez'deki enerji tesislerini hedef alıyor

Kuveyt'teki Mina el-Ahmadi Rafinerisi (QNA)
Kuveyt'teki Mina el-Ahmadi Rafinerisi (QNA)

İran'ın Körfez'deki saldırıları devam etti; Kuveyt'teki Mina el-Ahmadi rafinerisi ve bir enerji ve su arıtma tesisi insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındı. Abu Dabi ise şarapnel parçalarının düşmesi sonucu bir Mısırlı sakinin ölmesi ve Mısır ile Pakistan asıllı dört kişinin yaralanmasının ardından Habshan doğalgaz tesislerindeki faaliyetleri askıya aldı. Olayda çıkan yangın başarılı bir operasyonunun ardından söndürüldü.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Suudi hava savunma sistemlerini dün 14 İHA’yı önleyip imha ettiğini bildirdi. Bahreyn ise 24 saat içinde ülkeyi hedef alan 16 İHA’nın imha edildiğini duyurdu. Böylece saldırıların başlangıcından bu yana fırlatılan füze ve insansız hava aracı sayısı 188 füze ve 445 İHA’ya ulaştı.

Katar Savunma Bakanlığı, ülkenin onlarca İHA’nın saldırısına uğradığını ve bunların başarıyla önlendiğini açıkladı. Birleşik Arap Emirlikleri hava savunması 18 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 47 İHA ile mücadele etti.

Bu bağlamda, Kuveyt Ulusal Muhafızları sözcüsü Tuğgeneral Jad’an Fadel, ülkede radyasyon sızıntısı olasılığına ilişkin bazı sosyal medya sitelerinde dolaşan bilgilerin doğruluğunu reddederek, ülkenin atmosferinde ve karasularındaki ölçümlerin normal seviyelerde olduğunu vurguladı.

Bu bağlamda, Kuveyt Ulusal Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Cadan Fazıl, bazı sosyal medya platformlarında ülkede radyasyon sızıntısı olasılığına dair dolaşan iddiaların doğru olmadığını belirterek, ülkenin hava ve sularındaki ölçümlerin normal sınırlar içinde olduğunu vurguladı.