Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı Suudilerin uluslararası alanda artan rolünü gösteriyor

Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı Suudilerin uluslararası alanda artan rolünü gösteriyor

Reuters
Reuters
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın röportajı Suudilerin uluslararası alanda artan rolünü gösteriyor

Reuters
Reuters

Con Coughlin

Suudi Arabistan'daki yeni, kendini doğrulayan ruh halini, hiçbir şey Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Fox News’e verdiği kapsamlı röportajdan daha iyi gösteremez.

Veliaht Prens, verdiği röportajda ülkesini etkileyen temel meseleleri ele almakta tereddüt göstermedi. Bu meseleler, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi gibi hassas konulardan İran'ın nükleer programına yönelik tartışmalara kadar uzanıyordu. 2019'dan bu yana ilk kez bir Amerikan haber kuruluşuna verdiği röportajda Veliaht Prens, ülkesinin dünyanın en dinamik yükselen güçlerinden biri olarak konumunu güçlendirmek için güçlü bir performans sergiledi.

Dünya meselelerindeki artan önemine atıfta bulunan Veliaht Prens, Fox News'in baş siyasi muhabiri Bret Baier'e, “Suudi Arabistan çok büyük, bu yüzden dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi birinin Suudi Arabistan ile doğrudan veya dolaylı bir ilişkisi olduğundan eminim" dedi.

Büyük ölçüde, röportajda en dikkat çekici yorumlar, Veliaht Prens’in, İsrail ile normalleşmenin olasılığı ve İran nükleer programının bölgesel güvenlik için oluşturduğu tehdit gibi birçok önemli bölgesel sorun hakkındaki görüşlerini ifade ettiği yorumlardı. Yaz aylarında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın Suudi Arabistan'a yaptığı son ziyaretin ardından, Riyad ile ABD arasındaki müzakerelerin, Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşmesini, karşılığında ABD'nden bir savunma anlaşması ve sivil nükleer programına yardım sağlamayı içeren bir anlaşma üzerinde ileri bir aşamaya geldiğine dair haberler çıktı.

Röportajda en dikkat çekici yorumlar, Veliaht Prensin, İsrail ile normalleşmenin olasılığı ve İran nükleer programının bölgesel güvenlik için oluşturduğu tehdit gibi bir dizi önemli bölgesel sorun hakkındaki görüşlerini ifade ettiği yorumlardı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, ABD tarafından desteklenen müzakerelerin ileri bir aşamaya geldiğini vurgulayarak "Her gün ilerleyeceğiz ve nereye varacağımızı göreceğiz" dedi. Ayrıca şimdiye kadar ‘iyi görüşmeler’ yapıldığını da doğruladı. ABD’lilerle bir anlaşmaya varırlarsa, bunun ‘Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en büyük anlaşma’ olacağını belirtti.

Ancak Veliaht Prens, ancak Filistin meselesinde ilerleme kaydedilirse bir anlaşmaya ulaşılabileceği konusunda da uyardı. Filistinlilerin muamelesinin ‘çok önemli bir sorun’ olmaya devam ettiğini ve çözülmesi gerektiğini söyledi. Prens Muhammed bin Selman, "İşlerin nereye gideceğini göreceğiz" dedi. Ayrıca Suudi Arabistan'ın Filistinlilerin yaşamını iyileştirmeyi ve İsrail'i bölgede bir oyuncu yapmayı umduğunu da ekledi. "Filistinlilerin acılarını hafifletecek iyi sonuçlara ulaşmak için ABD’lilerle görüşüyoruz" dedi.

Reuters
Reuters

Röportaj, ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmaları sırasında bir araya gelmesinin hemen ardından yayınlandı. Liderlerin, Suudi Arabistan ve İsrail arasında bir anlaşmaya varılması için müzakereleri tartıştıkları bildirildi.

Veliaht Prens, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi sert bir politikacıyla uğraşmanın zorluğuna ilişkin bir soruya yanıt olarak, "Filistinlilere ihtiyaçlarını sağlayan ve bölgeyi barışçıl hale getiren bir anlaşmaya varırsak, oradaki herhangi biriyle çalışacağız" dedi.

Fotoğraf Altı:  ABD Başkanı Joe Biden, 20 Eylül 2023'te New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunun oturum aralarında gerçekleşen görüşmede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile el sıkışırken (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, 20 Eylül 2023'te New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 78. oturumunun oturum aralarında gerçekleşen görüşmede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile el sıkışırken (AFP)

İsrail ile normalleşme müzakerelerinin mevcut durumunu ele almanın yanı sıra, Veliaht Prens, ülkesinin İran'ın tartışmalı nükleer programına yönelik tutumunun en kapsamlı genel yorumunu yaptı. Batı istihbaratı, İran'ın nükleer silah üretmeyi amaçladığını iddia ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla dergisinden aktardığına göre Veliaht Prens, İran'ın nükleer silah elde etmesine izin verilirse, Suudi Arabistan'ın da aynısını yapması ve kendi nükleer cephaneliğini kurması gerekeceğini açıkça belirtti. "Bölgede herhangi bir nükleer silahlanma yarışı, yalnızca bölgenin güvenliğini değil, dünyanın güvenliğini de tehdit eder" dedi. "Bölgedeki güç dengesi, İran'ın nükleer silaha sahip olması halinde bizim de sahip olmamızı gerektiriyor" diye ekledi.

Veliaht prens, İsrail ile bir anlaşmaya varılabilmesi için Filistin meselesinde ilerleme kaydedilmesi gerektiğini söyledi. Filistinlilerin muamelesinin "çok önemli bir sorun" olmaya devam ettiğini ve çözülmesi gerektiğini belirtti.

Ancak Suudi Arabistan Veliaht Prensi, nükleer silahlanma yarışına karşı kişisel hoşnutsuzluğunu da açıkça dile getirerek, ‘dünyanın yeni bir Hiroşima'ya tahammül edemeyeceği’ uyarısında bulundu.

Veliaht Prens, Ukrayna çatışmasına ilişkin yorumlarıyla Suudi Arabistan'ın küresel meselelerde giderek daha önemli bir rol oynadığını vurguladı. Suudi Arabistan, çatışmayı sona erdirmek için çalışıyor. Geçtiğimiz ay Cidde'de 40 ülkeden temsilcilerin katıldığı bir barış görüşmesine ev sahipliği yaptı.

Prens Muhammed bin Selman, "Suudi Arabistan'da Rusya ile iyi ilişkilerimiz var ve Ukrayna ile de iyi ilişkilerimiz var. Ukrayna ve Rusya ile iyi ve canlı bir ticaretimiz var. Bu nedenle, bu sorunu çözmek için adımlar atabilmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz" dedi.

Fotoğraf Altı:  Aralarında Çin, Hindistan ve ABD'nin de bulunduğu 40'tan fazla ülkeden delegeler, 6 Ağustos 2023'te Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen görüşmelerde fotoğraf çektirirken (Reuters)
Aralarında Çin, Hindistan ve ABD'nin de bulunduğu 40'tan fazla ülkeden delegeler, 6 Ağustos 2023'te Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen görüşmelerde fotoğraf çektirirken (Reuters)

Veliaht Prens, röportajda ayrıca Suudi Arabistan'ın, dünyanın önde gelen enerji tedarikçilerinden biri olarak oynadığı kritik rolü de ele aldı. Ayrıca, Suudi Arabistan ekonomisini geliştirmeye yönelik 2030 vizyonu hakkındaki iddialı programından da bahsetti. 2027 ve 2028'de Suudi Arabistan’ın 2040 Vizyonu’nun açıklanacağını belirtti. Ayrıca, doğrudan hedefinin Suudi Arabistan ekonomisini geliştirmeye yönelik iddialı programına dayanarak inşa etmek olduğunu ifade etti. Ülkesini 21. yüzyılın en büyük başarı öyküsü olarak nitelendirdi.

Fox News röportajındaki güven dolu performansı, Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın önümüzdeki ay gerçekleşmesi beklenen Birleşik Krallık ziyaretinin temellerini atmasına kesinlikle yardımcı olacak. Veliaht Prens, 2018'deki son ziyaretinin başarısının üzerine inşa etmek istiyor. Bu ziyaret, 2030 vizyonu adlı iddialı programına büyük yatırımlar yapılmasına yardımcı olmuştu.

İngiliz bir yetkili, Prens Muhammed bin Selman'ın Fox News röportajına şu şekilde yorum yaptı: "Veliaht Prens, olağanüstü bir performans sergiledi ve Suudi Arabistan'ın sadece küresel meselelerde önemli bir oyuncu değil, aynı zamanda Birleşik Krallık için önemli bir müttefik olduğunu gösterdi."

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim


Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
TT

Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd, uzun süredir devam eden sanat kariyerinin ardından bugün hayatını kaybetti. Elli yılı aşkın bir döneme yayılan kariyeri boyunca Körfez ve Arap tiyatro tarihine damga vuran el-Fahd’ın vefatı, sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

Körfez televizyon dramalarının öncülerinden biri olarak kabul edilen el-Fahd, 1960’lı yıllarda başladığı sanat hayatında çok sayıda televizyon ve tiyatro eserinde yer aldı. Toplumsal ve insani konuları işleyen yapımlardaki rolleriyle Körfez tiyatro kimliğinin şekillenmesine önemli katkı sağladı.

Sanatçının vefatı, resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyuruldu. Körfez ve Arap sanat çevrelerinde derin üzüntüye neden olan vefat haberi sonrasında el-Fahd, ‘Körfez tiyatrosunun ikonu’ olarak anıldı.

Son günlerinde sağlık durumunun kötüleştiği, yoğun bakıma alındığı ve uzun süredir devam eden bir hastalık sürecinin ardından hayatını kaybettiği belirtildi. Böylece elli yılı aşan üretken sanat yolculuğu sona erdi.

Kariyeri boyunca onlarca başarılı yapımda rol alan el-Fahd, Körfez ve Arap dünyasında geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi. Karmaşık karakterleri canlandırmadaki başarısıyla ‘Körfez ekranlarının hanımefendisi’ olarak anıldı ve farklı kuşakların sevgisini kazandı.

Tiyatro oyunları, sinema filmleri ve televizyon dizilerinden oluşan geniş bir sanat mirası bırakan el-Fahd, aynı zamanda yazarlık ve yapımcılık alanlarında da faaliyet gösterdi. El-Fahd, toplumsal meseleleri ele alan projelere katkı sağladı ve genç yeteneklerin yetişmesine destek oldu.