Gazze'deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine karşı Körfez-Türkiye uyarısı

Erdoğan KİK Zirvesi’nde: Gazze’deki mezalimin Suriye’yi de içerecek bölgesel bir savaşa dönüşmesine fırsat vermememiz gerekiyor

Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
TT

Gazze'deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine karşı Körfez-Türkiye uyarısı

Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin liderleri, Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen 44. zirvenin sonunda, Katar, Mısır ve ABD’nin Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurmak için yürüttüğü arabuluculuk çabalarına verdikleri desteği vurguladı.

KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, İsrail'in Filistin halkına yönelik bariz saldırganlığının devam etmesinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirirken, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nde uyguladığı şiddet ve ayrım gözetmeyen saldırılar ve sivil halkın zorla yerinden edilmesini kınadı.

KİK üyesi ülkelerin liderleri, İsrail’in saldırılarının durdurulmaması halinde çatışmanın genişleyerek Ortadoğu’daki başka bölgelere sıçrayabileceği, bunun bölge halkları ve uluslararası barış için ciddi sonuçları olacağı konusunda uyardı.

KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, uluslararası topluma ateşkes sağlanması ve Filistinli sivillerin korunması için müdahalede bulunma, İsrail’in Gazze'deki savunmasız sakinlere yönelik toplu cezalandırma politikasına yanıt vermek için uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atma çağrısında bulundu.

Arabuluculuk desteği

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Katar’ın ek ateşkeslere varılması için çaba göstermeye devam ettiğini duyurdu.

Ülkesinin daha fazla rehine ve mahkumun serbest bırakılması yönünde çabalarını sürdürdüğünü, takas sürecinin tamamlanması ve insani ateşkesin uzatılmasını engelleyen zorluklardan dolayı üzgün olduğunu ifade etti.

FOTO: Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, Doha’dan ayrılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a veda etti (Emirlik Divanı)
 Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, Doha’dan ayrılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a veda etti (Emirlik Divanı)

Şeyh Muhammed bin Abdurrahman, Doha’daki KİK Zirvesi sonrasında düzenlenen basın toplantısında açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Mısır ve ABD’deki ortaklarla çalışmalar halen devam ediyor. Bu çalışmanın (arabuluculuk) savaşın durdurulması çağrısında bulunan tüm diplomatik çabaların tamamlayıcısı olduğunu daha önce teyit etmiştik, zira asıl amacımız savaşı durdurmaktır. İnsani ateşkesin uzatılması, mahkum ve rehinelerin serbest bırakılması önemli eylemlerdir, ancak savaşın durdurulmasının sürdürülmesi ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılması da önemlidir.”

Katarlı bakan, yardımların Filistin halkına diz çöktürmek için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Diğer yandan, KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, tam ve sürdürülebilir bir ateşkese ulaşmak için arabuluculuk çabalarının sürdürülmesi ve Gazze sakinleri için insani yardım ve temel ihtiyaçların yeterli düzeyde geçişini sağlamak için güvenli geçişler ve koridorlar açılmasının önemini vurguladı.

KİK ülkeleri, uluslararası meşruiyet kararları ve iki devletli çözüm ilkesine dayanan Arap Barış Girişimi uyarınca, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve Filistin halkının tüm haklarını almasıyla kalıcı, kapsamlı ve adil bir barışa yol açacak siyasi sürecin başlatılması çağrısında bulundu.

FOTO: Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 44. KİK Zirvesi (Emirlik Divanı)
 Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 44. KİK Zirvesi (Emirlik Divanı)

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani, KİK Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Filistin halkının kararlılığına ve tüm meşru haklarını elde etme konusundaki ısrarına övgüde bulundu.

Katar Emiri, konuşmasında şunları söyledi:

“İşgalci güçlerin Gazze Şeridi’ndeki kardeşlerimize yönelik yaptığı katliamlar, adaletsizlik duygusunu ve uluslararası meşruiyetin acizliğini derinleştiriyor. İsrail ve destekçileri, Filistin meselesinin ötekileştirilemeyeceğini, sömürgecilik çağının bittiğini anlasaydı, tüm bu trajediler önlenebilirdi. Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere masum sivillerin sistematik ve kasıtlı olarak öldürülmesinin devam ettiği bu menfur suçun yaklaşık iki ay boyunca devam etmesine izin verilmesi, uluslararası toplum açısından bir utançtır.”

Zirvenin, kardeş Filistin halkına, özellikle de Gazze Şeridi’ndeki halka yönelik saldırının yol açtığı ağır trajedi ve insani felaketin ışığında düzenlendiğine dikkat çeken Katar Emiri, “Hızlanan uluslararası ve bölgesel değişiklikler, bunlarla başa çıkmak, sonuçlarından kaçınmak ve konseyimizin çeşitli alanlardaki kazanımlarını desteklemek için aramızda sürekli danışma ve koordinasyonu gerektiriyor” dedi.

Katar Emiri, İsrail güçlerinin Filistin halkına karşı işlediği katliamlara ilişkin uluslararası soruşturma yürütülmesi konusunda Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrıda bulundu.

KİK Genel Sekreteri

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi de Filistin halkını meşru haklarından mahrum etmeye devam etmenin tehlikesi ve onların kutsallarına karşı sistematik provokasyonların tekrarlanması konusunda uyardı.

Budeyvi, zirvenin açılış oturumu sırasında yaptığı konuşmada, Filistin halkını desteklemek ve acılarını hafifletmek için başta Körfez ülkeleri olmak üzere, yürütülen kararlı çabalara övgüde bulundu.

KİK Genel Sekreteri, “Bugün kendimizi büyük zorluklarla çevrili buluyoruz, özellikle de Gazze’deki Filistin halkına karşı işlenen ağır kanlı suçlara tanık oluyoruz” diye konuştu.

Budeyvi ayrıca, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme, öncelikle ateşkesin derhal sağlanması, Gazze'ye insani yardım girişini kolaylaştırma, bölgede güvenlik ve barışı sağlayacak, sivilleri koruyacak şekilde iki devletli çözüme yol açacak güvenilir bir barış sürecini harekete geçirmek için çalışma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise konuk olduğu KİK Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Garantörlük dahil, bölge ülkeleriyle birlikte sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık. Gazze’deki mezalimin Suriye’yi de içerecek bölgesel bir savaşa dönüşmesine fırsat vermememiz gerekiyor.”

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Cumhurbaşkanı, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

“(Başbakan Binyamin) Netanyahu yönetimi, siyasi ömrünü uzatmak uğruna tüm bölgemizin güvenliğini, geleceğini tehlikeye atıyor. Çoğunluğu çocuk ve kadın 17 bin Filistinli masumun hayatını kaybetmesi insanlık suçudur, savaş suçudur. İsrail'in işlediği bu suçlar yanına kar kalmamalıdır. Önceliğimiz, derhal kalıcı ateşkesin ilan edilmesi ve kesintisiz bir şekilde insani yardım akışının teminidir.”

Erdoğan, son gelişmelerle birlikte 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasının öneminin bir kez daha görüldüğünü vurguladı.

Cumhurbaşkanı, “Bu maksatla garantörlük dahil, bölge ülkeleriyle birlikte sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık” dedi.

Körfezin bölgesel güvenliği

KİK ülkeleri, konseyin rolünün bölgesel ve küresel güvenlik ve barışın korunmasında temel bir direk olduğunu vurgulayarak, bölgede istikrar ve güvenliğin korunması konusunda kararlı olduklarını ifade etti.

KİK Zirvesi’nin sonuç bildirisinde, uluslararası sözleşmelere, geleneklere ve yasalara dayanan egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkelerine saygı vurgulandı. Ayrıca, herhangi bir üye ülkeye yönelik herhangi bir tehdit ve dış müdahale reddedildi.

Ortak savunma ilkesi ve kolektif güvenlik kavramına göre, KİK ülkelerinin güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu vurgulandı.

Liderler, gümrük birliğinin gerekliliklerini, Körfez ortak pazarını tamamlamak ve KİK ülkeleri arasında ekonomik birliğin sağlanmasını hızlandırmak için çabaların iki katına çıkarılması yönünde mutabık kaldı.

Zirvenin sonuç bildirisinde liderler, KİK ülkelerinin maruz kaldığı her türlü tehdide karşı bir arada durduklarının da altını çizdi.

KİK liderleri, Kuveyt ile Irak arasındaki Durra Doğalgaz Sahası konusunda ise sahanın tamamen Kuveyt’in deniz alanlarında bulunduğunu ifade etti.

Ayrıca Suudi Arabistan-Kuveyt arasında bölünmüş bölgeye bitişik doğal kaynakların, yalnızca Suudi Arabistan ile Kuveyt’in ortak mülkiyeti olduğu ve doğal kaynaklardan yararlanma konusunda tek başlarına tüm haklara sahip oldukları vurgulandı.

KİK, bu konuda Irak’a, Kuveyt’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyması, ikili ve uluslararası taahhütlere, anlaşmalara ve ilgili tüm BM kararlarına uyması yönünde çağrıda bulundu.

FOTO: KİK ülkelerinin liderleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Doha’da Körfez Zirvesi’nin açılışında (OMAN News)
KİK ülkelerinin liderleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Doha’da Körfez Zirvesi’nin açılışında (OMAN News)

Körfez Zirvesi sonuç bildirisinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in girişimiyle, Suudi Arabistan ile İran arasında 10 Mart tarihinde Pekin’de varılan, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması ve güvenlik işbirliği anlaşması ile ekonomik işbirliği anlaşmasının etkinleştirilmesini içeren anlaşma da memnuniyetle karşılandı.

KİK ülkeleri, bölgede deniz güvenliğinin ve su yollarının korunmasının, bölgenin ve dünyanın güvenlik ve istikrarını tehdit eden faaliyetlerle mücadele edilmesinin önemini vurguladı.

Lübnan meselesiyle ilgili olarak KİK, Lübnan’ın egemenliğine, güvenliğine ve istikrarına, ayrıca sınırlarını koruyan, radikal ve terörist grupların tehditlerine direnen Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne verdiği desteğin devam ettiğini teyit etti.

KİK ülkeleri, ülkenin teröristler, uyuşturucu kaçakçılığı veya bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden diğer suç faaliyetlerinin başlangıç ​​noktası haline getirilmemesi için, Lübnan’ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizi aşmasını sağlayacak kapsamlı siyasi ve ekonomik yapısal reformların uygulanmasının önemini vurguladı.

Körfez ülkeleri, ilgili BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve Taif Anlaşması hükümlerinin uygulanması da dahil olmak üzere, Lübnan hükümetinin kontrolünü, tüm Lübnan toprakları üzerinde genişletmesinin önemi de ifade etti.



Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Yeryüzünden gökyüzüne... Hacı adayları için sağlık hizmetleri sunan Suudi kahramanlar

Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)
Ambulans helikopterler, hacı adaylarına hizmet etmek için gökyüzünde asılı duran can damarları gibi (Fotoğraf: Beşir Salih)

Kutsal topraklarda, hacı adaylarına sunulan benzersiz Suudi sağlık sistemi aracılığıyla insani değerler ve bakım anlayışının en üst düzey örnekleri sergileniyor. Sistem, hacı adaylarına adım adım eşlik ederek kapsamlı ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor. Hiçbir milliyet ayrımı gözetmeyen sağlık sistemi, insan onuru ve sağlığını her şeyin üzerinde tutarken, hacı adaylarının ibadetlerini güven, huzur ve manevi atmosfer içinde yerine getirebilmeleri amacıyla sunulan kapsamlı hizmet ağının önemli bir parçasını oluşturuyor.

İlk müdahale

İnsani destek hizmetleri ise hacı adaylarının Suudi Arabistan’a ulaştığı ilk andan itibaren başlıyor ve kutsal bölgelerde hac ibadetlerini yerine getirdikleri süre boyunca devam ediyor. Yaya acil müdahale ekipleri ile gönüllüler, yaya güzergâhlarında ve çadır alanlarında yoğun şekilde görev yapıyor. Sağlık çantalarıyla sahada sürekli devriye gezen ekipler, yürüyerek ya da acil müdahale motosikletleriyle hacılara anında destek sağlıyor. Bu sistem sayesinde hiçbir hacı adayının hastalık, fiziksel yorgunluk ya da aşırı sıcakların yol açtığı bitkinlikle tek başına mücadele etmesine izin verilmemesi hedefleniyor.

Suudi Kızılayı bünyesindeki ambulans helikopterler, gökyüzünde uzanan can damarları olarak görev yapıyor. Bu sistem, milyonlarca kişinin bulunduğu kutsal bölgelerde zamanla yarışmak ve yoğun kalabalık engelini aşmak için en hızlı ve en etkili stratejik çözüm olarak öne çıkıyor.

Filonun insani ve operasyonel rolü, acil ihbarlara dakikalar içinde müdahale edebilme kapasitesinde kendini gösteriyor. Yoğun insan kalabalığını ve kara trafiğindeki sıkışıklığı aşabilen ambulans helikopterler, ağır yaralı ve kritik durumdaki hastaları olay yerinden doğrudan Mekke ve kutsal bölgelerdeki uzman hastanelerin helikopter pistlerine ulaştırıyor.

Ambulans helikopterlerin görevinin yalnızca hızlı nakille sınırlı olmadığını belirten ambulans görevlisi Muhammed el-Enezi, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada sistemi ‘uçan yoğun bakım ünitesi’ olarak tanımladı. El-Enezi, ambulans helikopterlerin en son uluslararası tıbbi teknolojilerle donatıldığını, bu sayede doktorlar ve sağlık ekiplerinin uçuş sırasında hastaya müdahale edebildiğini, hayati fonksiyonlarını takip ettiğini ve sağlık durumunu stabilize etmeye başladığını söyledi.

sdfrgthy
Kızılay araçları, hacılara Terviye Günü’nü geçirmek üzere Mina’ya doğru yaptıkları yolculuk boyunca eşlik etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Acil tıp teknisyeni olan el-Enezi, ‘uçan yoğun bakım ünitesinde’ bulunan en önemli ekipmanlardan birinin otomatik göğüs kompresyon cihazı olduğunu söyledi. Bu cihazın, kalp ve solunum durması vakalarında sağlık ekiplerini desteklemek amacıyla bu hac sezonunda devreye alındığını belirten el-Enezi, sistemin acil müdahalelerde hız ve hassasiyet sağladığını ifade etti. El-Enezi ayrıca çocuklar, prematüre bebekler ve yetişkinler için yapay solunum cihazlarının bulunduğunu, modern yaşamsal bulgu takip sistemleri sayesinde hastaların tüm hayati verilerinin anlık olarak operasyon merkezine aktarıldığını söyledi. Bu teknolojinin hava nakli sırasında hastaların durumunun sürekli ve hassas biçimde izlenmesine imkân tanıdığını kaydetti.

Ambulans helikopterlerde ayrıca, tam donanımlı yoğun bakım çantalarının bulunduğunu belirten el-Enezi, bazı hava araçlarının ise aynı anda iki yoğun bakım hastasını sağlık kuruluşları arasında taşıyabilecek şekilde uçan yoğun bakım ünitesi olarak hazırlandığını ifade etti. Bu helikopterlerde gerekli tüm tıbbi ekipmanların eksiksiz şekilde yer aldığını vurguladı.

Yanıt süresi

El-Enezi, ambulans helikopterlerin acil vakalara müdahale süresinde rekor seviyede hız hedeflendiğini belirtti. El-Enezi, hava aracının hazırlanıp havalanmasının en fazla 7 dakika sürdüğünü, ihbar noktasına ise 10 dakikadan daha kısa sürede ulaşıldığını söyledi. Yoğun insan kalabalığının bulunduğu Cemarat gibi alanlarda dahi bu sürelere uyulduğunu ifade eden el-Enezi, hastaların yaklaşık 10 dakika içinde en yakın sağlık kuruluşuna sevk edildiğini kaydetti.

cdgrr
Suudi Arabistan Sağlık Bakanı Fahd el-Celacil, helikopter pisti ziyareti sırasında ambulans helikopter görevlisi Muhammed el-Enezi ile sohbet etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Helikopter pilotu Şayi Makbul, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, tıbbi hava aracının donanım ve acil müdahale kapasitesi açısından dünyadaki en gelişmiş sistemlerden biri olduğunu söyledi. Makbul, ambulans helikopterlerin uluslararası standartlarda üretilmiş en son tıbbi teknolojilerle donatıldığını belirtti. Makbul, bunun hac sezonunda hacı adaylarına sunulan sağlık hizmetlerinde yaşanan sürekli gelişim ve modernizasyon seviyesini yansıttığını ifade etti.

Seyir yetenekleri

Makbul, ambulans helikopterlerin gelişmiş navigasyon kabiliyetlerine sahip olduğunu belirterek, dar alanlara, hazırlanmamış bölgelere ve asfaltlanmamış noktalara iniş yapabildiğini söyledi. Bu özelliğin, kutsal bölgelerdeki farklı noktalarda bulunan vakalara çok daha hızlı ulaşılmasını sağladığını ifade etti.

Makbul, ambulans helikopterlerde tam donanımlı bir operasyon odası ile gelişmiş kardiyak canlandırma ünitesinin bulunduğunu kaydetti. Bu sistemlerin, hasta nakli sırasında acil tıbbi müdahalenin sürdürülmesine ve hastanın en yakın sağlık kuruluşuna ulaşıncaya kadar durumunun stabil tutulmasına imkân tanıdığını belirtti.

Hava aracındaki teknik donanımın temel amacının, hastayı olay yerinden veya belirlenen buluşma noktasından uygun hastaneye mümkün olan en kısa sürede ulaştırmak olduğunu söyleyen Makbul, müdahale süresinin 7 dakikayı aşmadığını ve bunun hac sezonundaki acil sağlık müdahalelerinin etkinliğini artırdığını vurguladı.

Sağlık filosu kalabalığı

Suudi Kızılayı, hac sezonu kapsamında 2 bin 771 acil sağlık personeli ve gönüllüyü görevlendirirken, ayrıca 100 nitelikli sağlık gönüllüsünü de sahaya sevk etti. Kurum, Mekke genelinde 70, Mescid-i Haram çevresinde 75 ve Mina bölgesinde 178 acil müdahale noktası kurdu. Arafat ve Müzdelife’de ise toplam 203 acil sağlık noktası hizmete alındı. Kızılay filosunda 305 ambulansın yanı sıra erken müdahale ve ilk tedavi süreçlerini hızlandırmak amacıyla kullanılan 20 hızlı müdahale aracı bulunuyor. Filoda ayrıca yoğun bölgelerde hızlı erişim sağlamak için 119 golf aracı, 23 motosiklet, 155 scooter, 200 elektrikli acil müdahale sandalyesi, 80 bisiklet ve 7 ambulans helikopter yer alıyor.

Sağlık hizmetleri yalnızca sahadaki kurtarma operasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, Sanal Sağlık Hastanesi gibi akıllı teknolojiler ile dijital uygulamaları da hacıların hizmetine sunuyor. Bu uygulamalar sayesinde hacı adayları, Arapça konuşma zorunluluğu olmadan tek tuşla acil sağlık çağrısı yapabiliyor ve konum bilgilerini hassas şekilde sağlık ekiplerine iletebiliyor.

dfr
Kritik bir anda yapılan hassas müdahale, Mısırlı bir hacı ile Faslı bir hacının kalıcı görme kaybından kurtulmasını sağladı ve hac ibadetlerini tamamlamalarına olanak tanıdı. (Kral Abdullah Tıp Şehri)

Hastanelerde ise hayat kurtarmak amacıyla ameliyathanelerin kapıları hacı adayları için açılıyor. Açık kalp ameliyatları, uzmanlık gerektiren kateter işlemleri ve diyaliz seansları gibi ileri düzey sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Bu hizmetler, dini ve ulusal sorumluluk anlayışıyla yürütülen insani bir görev kapsamında sağlanırken, Suudi sağlık sistemi hacı adaylarına yolculukları boyunca eşlik eden güvenilir ve şefkatli bir destek unsuru olarak öne çıkıyor. Amaç, hacıların ibadetlerini güven içinde tamamlayarak ailelerine sağlıklı şekilde dönmelerini sağlamak olarak ifade ediliyor.

Hacı adayının durumunu göz önünde bulundurmak

Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, hac ibadetini yerine getirmeden önce ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılan hacı adaylarının durumunu da dikkate alıyor. Bakanlık, her yıl Tıbbi Hac Konvoyu girişimini hayata geçiriyor. Entegre bir acil sağlık sistemi olarak yürütülen uygulama kapsamında hastalar, sedyeleri üzerinde sağlık ekiplerinin gözetiminde kutsal bölgelere taşınıyor. Gözyaşları ve sevinç içinde Arafat Vakfesi’ne ulaştırılan hacı adaylarına, ibadetlerinin en önemli rüknünü yerine getirebilmeleri için doktorlar ve hemşireler anbean eşlik ediyor. Böylece hastaların sağlık durumları yakından takip edilirken hac ibadetlerini tamamlamalarına da imkân sağlanıyor.


Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
TT

Hacılar bugün Arafat’tta

Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)
Mina'ya hacı akışı, tüm hizmetlerin desteğiyle sorunsuz ve kolay bir şekilde ilerledi (Fotoğraf: Ali Hemec)

Hac için kutsal yolculuğun en önemli aşaması olan Arafat Dağı’na çıkış, bugün şafak vaktiyle birlikte başladı. Mina’da “Terviye Günü” kapsamında geceyi geçiren hacılar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Arafat’a doğru hareket etti.

Hac ibadetinin “en önemli rüknü” olarak kabul edilen Arafat vakfesi için hacıların hareketi sırasında, kutsal bölgeler arasında geçişlerin düzenli ve akıcı olduğu bildirildi. Süreç, çeşitli güvenlik birimlerinden on binlerce personelin koordinasyonuyla takip edildi.

Suudi Arabistan yetkilileri, hac organizasyonunun tüm aşamalarında kapsamlı bir hazırlık yapıldığını ve devlet kurumlarının tüm imkânlarının hacıların ibadetlerini güvenli ve rahat şekilde yerine getirmesi için seferber edildiğini belirtti.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için erken planlamalar yapıldığını ve Arafat ile diğer kutsal alanlara geçişlerin düzenli ve kademeli bir şekilde sağlanması için ayrıntılı programlar hazırlandığını açıkladı.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonu için hazırlıklara erken başladığını, bunun “hacıların hizmet kalitesini sürekli geliştirmeyi ve yolculuklarını en başından itibaren kolaylaştırmayı hedefleyen proaktif bir yaklaşım” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Hassan bin Yahya el- Manakhra, hacıların kutsal topraklardaki hareketinin düzenli ve kademeli şekilde sağlanması için ayrıntılı planlar hazırlandığını belirterek, “Hacıların kutsal mekânlardaki güzergâhlarına düzenli ve kontrollü biçimde dağıtılmasını garanti eden hassas planlar oluşturuldu” ifadelerini kullandı.


KİK Müzakere Heyeti Başkanı: KİK-Birleşik Krallık Anlaşması, çalkantılı bir dünyada stratejik bir adım

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
TT

KİK Müzakere Heyeti Başkanı: KİK-Birleşik Krallık Anlaşması, çalkantılı bir dünyada stratejik bir adım

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ve Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, Londra’da anlaşmayı imzaladıktan sonra müzakerecilerin alkışları eşliğinde birbirlerine sarıldılar. (Birleşik Krallık Ekonomi Bakanlığı)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile Birleşik Krallık, Londra’da iki taraf arasında serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin resmen tamamlandığının duyurulmasının ardından kapsamlı stratejik iş birliğinde yeni bir döneme girdi. Anlaşma, yatırım akışlarını güçlendiren ve yedi pazardaki iş dünyası için geniş fırsatlar sunan yapısal bir dönüşüm niteliği taşıyor. Ayrıca bu anlaşma, Körfez ülkelerinin G7 üyesi bir devletle imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması olma özelliğini taşıyor.

KİK Müzakere Heyeti Başkanı Dr. Reca el-Merzuki, anlaşmayı ortak ticaret ve yatırım hareketlerini yeniden yönlendirecek kaçınılmaz stratejik bir adım olarak nitelendirdi. El-Merzuki, küresel ekonominin yüksek belirsizlik ve korumacı dalgalanmaların baskısı altında bulunduğu bir dönemde anlaşmanın önemine dikkat çekti.

El-Merzuki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, KİK ülkeleri ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacminin hâlihazırda yaklaşık 80 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti. Serbest ticaret anlaşmasının, dünyadaki benzer anlaşmaların sonuçlarına dayanarak ticaret hacmini yüzde 60’tan fazla artırmasının beklendiğini ifade etti.

Olumsuz etkilerin hafifletilmesi

El-Merzuki, anlaşmanın küresel ekonomi açısından kritik bir dönemde imzalandığını belirtti. ABD’nin gümrük vergilerini artırma ve bazı önceki ticaret anlaşmalarını iptal etme yönündeki kararlarının riskleri yükselttiğine dikkat çeken el-Merzuki, bunun uluslararası ekonomik ilişkileri düzenleyecek istikrarlı ve net bir hukuki çerçeveye duyulan ihtiyacı daha da artırdığını söyledi.

sdvdf
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Birleşik Krallık ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasını ticaret ve yatırım akışını yeniden yönlendirmek için stratejik bir adım olarak görüyor. (KİK)

Anlaşmanın, içerdiği ayrıntılı ve karşılıklı hukuki yükümlülükler sayesinde bu değişimlerin olumsuz etkilerini hafifletmeye katkı sağlayacağını ifade eden el-Merzuki, serbest ticaret çerçevesinin riskleri azaltarak taraflara geleceğe yönelik daha net bir perspektif sunduğunu kaydetti. El-Merzuki ayrıca, anlaşmanın kapsamlı yapısına dikkat çekerek, düzenlemenin yalnızca geleneksel mal ticaretiyle sınırlı kalmadığını; yatırım, hizmetler ve modern finansal hizmetler sektörleri için de bütüncül çerçeveler oluşturduğunu vurguladı.

Teknoloji ve bilgi transferi ile yatırım çekmeye yönelik bir platform

El-Merzuki, serbest ticaret anlaşmalarının yabancı yatırımları çekme ve teknoloji transferini hızlandırma açısından en önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Benzer anlaşmaları imzalayan birçok ülkenin deneyimlerinin, doğrudan yabancı yatırım akışlarında yüzde 30’un üzerinde artış yaşandığını ortaya koyduğunu ifade etti.

El-Merzuki, KİK- Birleşik Krallık Anlaşması’nın öneminin, Birleşik Krallık’ın teknoloji ve yabancı yatırım ihraç eden başlıca ülkeler arasında yer almasından kaynaklandığını vurguladı. Bu durumun Körfez ekonomilerine nitelikli yatırım tabanını genişletme, bilgi birikimini artırma ve ileri teknolojileri transfer etme konusunda ek fırsatlar sunduğunu söyledi.

dv
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Müzakere Heyeti Başkanı Dr. Reca el-Merzuki, KİK- Birleşik Krallık Anlaşması’nın imzalanması sırasında KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin arkasında duruyor. (DPA)

El-Merzuki, KİK ülkelerinin başta Çin olmak üzere büyük doğu ekonomileriyle imzaladığı diğer ticaret anlaşmalarıyla eş zamanlı atılan bu adımın, bölgenin Doğu ile Batı arasında bir köprü niteliği taşıyan stratejik konumundan azami ölçüde faydalanılmasını güçlendirdiğini belirtti. Bu yaklaşımın aynı zamanda farklı uluslararası ortaklarla dengeli ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini desteklediğini ifade etti.

Yeni aşama

HSBC Grubu CEO’su Georges Elhedery ise KİK ülkelerinin, sunduğu uzun vadeli büyüme fırsatları sayesinde stratejik açıdan giderek daha büyük önem kazandığını belirtti. Elhedery, bankacılık grubunun Körfez’deki altı ülkede köklü ve güçlü bir varlığa sahip olduğunu, Birleşik Krallık’ın da bankanın ana pazarlarından biri olduğunu ifade etti.

Elhedery, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bankanın bölgedeki varlığının yeni anlaşmanın doğuracağı fırsatları doğrudan görmesine imkân sağladığını kaydetti. Bankanın ekonomik bağların derinleştirilmesine katkı sunmaya, şirketler ve kurumlar arasında yeni ortaklıkların kurulmasını desteklemeye, yatırımları güçlendirmeye ve daha fazla büyümenin önünü açmaya hazır olduğunu vurguladı.

Ortak bildirinin imzalanması

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ile Birleşik Krallık Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Chris Bryant, geçtiğimiz çarşamba günü Londra’da iki taraf arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin tamamlandığını ilan eden ortak bildiriyi imzaladı. Anlaşma, yıllar süren müzakere turlarının ardından sonuçlandı.

El-Budeyvi, anlaşmayı KİK- Birleşik Krallık ilişkilerinde ‘niteliksel bir sıçrama’ olarak tanımladı. Anlaşmanın iki bölge arasındaki ekonomik ilişkileri gelecek nesiller boyunca güçlendireceğini belirten el-Budeyvi, düzenlemenin tesadüfi olmadığını, Körfez’deki altı ülke ile Birleşik Krallık arasında ‘yıllar süren çalışma ve ortak siyasi iradenin’ ürünü olduğunu ifade etti.

Londra taahhüdü

Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, KİK ülkeleriyle imzalanan serbest ticaret anlaşmasının Londra’nın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Umman ile uzun vadeli ortaklık taahhüdünü yansıttığını belirtti. Bakanlık, bunun KİK’nin bir G7 ülkesiyle yaptığı ilk serbest ticaret anlaşması olduğunu vurguladı.

Açıklamada, anlaşmanın iki taraf arasındaki siyasi ve güvenlik koordinasyonunun giderek arttığı bir dönemde şirketler ve yatırımcılar için hukuki güvence ile istikrar sağlayacak bir çerçeve sunacağı ifade edildi.

İngiliz verilerine göre, Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasındaki mevcut ticaret hacmi yaklaşık 52,9 milyar sterlin (72 milyar dolar) seviyesinde bulunuyor. Ticaret hacminin yüzde 20 artarak yıllık yaklaşık 15,5 milyar sterlinlik (21 milyar dolar) ek büyüme sağlaması bekleniyor.

sdvdsfv
HSBC Grubu CEO’su Georges Elhedery

Anlaşmanın ayrıca Körfez ülkelerinin Birleşik Krallık pazarına ihracatını kolaylaştıracağı, hizmet ve meslek sektörlerini destekleyeceği, vize işlemleri ile iş ziyaretlerini basitleştireceği belirtildi.

Birleşik Krallık İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, anlaşmanın Birleşik Krallık ile Körfez ülkeleri arasındaki ortaklıkta ‘büyük bir adım’ olduğunu belirterek ticaret, yatırım ve inovasyon alanlarında yeni fırsatlar yaratacağını söyledi.

Birleşik Krallık’ın Ortadoğu ve Pakistan Ticaret Komiseri Sarah Mooney ise anlaşmanın gümrük vergilerini düşüreceğini ve iki tarafın ihracatını güçlendireceğini belirtti. Mooney, bunun yatırımcılara uzun vadeli kararlar alma konusunda daha fazla güven sağlayacağını ifade etti.