Gazze'deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine karşı Körfez-Türkiye uyarısı

Erdoğan KİK Zirvesi’nde: Gazze’deki mezalimin Suriye’yi de içerecek bölgesel bir savaşa dönüşmesine fırsat vermememiz gerekiyor

Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
TT

Gazze'deki savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine karşı Körfez-Türkiye uyarısı

Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)
Katar Emiri, KİK Zirvesi’nin oturum aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile görüştü (Emirlik Divanı)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin liderleri, Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen 44. zirvenin sonunda, Katar, Mısır ve ABD’nin Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurmak için yürüttüğü arabuluculuk çabalarına verdikleri desteği vurguladı.

KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, İsrail'in Filistin halkına yönelik bariz saldırganlığının devam etmesinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirirken, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nde uyguladığı şiddet ve ayrım gözetmeyen saldırılar ve sivil halkın zorla yerinden edilmesini kınadı.

KİK üyesi ülkelerin liderleri, İsrail’in saldırılarının durdurulmaması halinde çatışmanın genişleyerek Ortadoğu’daki başka bölgelere sıçrayabileceği, bunun bölge halkları ve uluslararası barış için ciddi sonuçları olacağı konusunda uyardı.

KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, uluslararası topluma ateşkes sağlanması ve Filistinli sivillerin korunması için müdahalede bulunma, İsrail’in Gazze'deki savunmasız sakinlere yönelik toplu cezalandırma politikasına yanıt vermek için uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atma çağrısında bulundu.

Arabuluculuk desteği

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Katar’ın ek ateşkeslere varılması için çaba göstermeye devam ettiğini duyurdu.

Ülkesinin daha fazla rehine ve mahkumun serbest bırakılması yönünde çabalarını sürdürdüğünü, takas sürecinin tamamlanması ve insani ateşkesin uzatılmasını engelleyen zorluklardan dolayı üzgün olduğunu ifade etti.

FOTO: Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, Doha’dan ayrılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a veda etti (Emirlik Divanı)
 Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, Doha’dan ayrılan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a veda etti (Emirlik Divanı)

Şeyh Muhammed bin Abdurrahman, Doha’daki KİK Zirvesi sonrasında düzenlenen basın toplantısında açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Mısır ve ABD’deki ortaklarla çalışmalar halen devam ediyor. Bu çalışmanın (arabuluculuk) savaşın durdurulması çağrısında bulunan tüm diplomatik çabaların tamamlayıcısı olduğunu daha önce teyit etmiştik, zira asıl amacımız savaşı durdurmaktır. İnsani ateşkesin uzatılması, mahkum ve rehinelerin serbest bırakılması önemli eylemlerdir, ancak savaşın durdurulmasının sürdürülmesi ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılması da önemlidir.”

Katarlı bakan, yardımların Filistin halkına diz çöktürmek için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Diğer yandan, KİK Zirvesi sonuç bildirisine göre liderler, tam ve sürdürülebilir bir ateşkese ulaşmak için arabuluculuk çabalarının sürdürülmesi ve Gazze sakinleri için insani yardım ve temel ihtiyaçların yeterli düzeyde geçişini sağlamak için güvenli geçişler ve koridorlar açılmasının önemini vurguladı.

KİK ülkeleri, uluslararası meşruiyet kararları ve iki devletli çözüm ilkesine dayanan Arap Barış Girişimi uyarınca, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve Filistin halkının tüm haklarını almasıyla kalıcı, kapsamlı ve adil bir barışa yol açacak siyasi sürecin başlatılması çağrısında bulundu.

FOTO: Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 44. KİK Zirvesi (Emirlik Divanı)
 Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 44. KİK Zirvesi (Emirlik Divanı)

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani, KİK Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Filistin halkının kararlılığına ve tüm meşru haklarını elde etme konusundaki ısrarına övgüde bulundu.

Katar Emiri, konuşmasında şunları söyledi:

“İşgalci güçlerin Gazze Şeridi’ndeki kardeşlerimize yönelik yaptığı katliamlar, adaletsizlik duygusunu ve uluslararası meşruiyetin acizliğini derinleştiriyor. İsrail ve destekçileri, Filistin meselesinin ötekileştirilemeyeceğini, sömürgecilik çağının bittiğini anlasaydı, tüm bu trajediler önlenebilirdi. Kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere masum sivillerin sistematik ve kasıtlı olarak öldürülmesinin devam ettiği bu menfur suçun yaklaşık iki ay boyunca devam etmesine izin verilmesi, uluslararası toplum açısından bir utançtır.”

Zirvenin, kardeş Filistin halkına, özellikle de Gazze Şeridi’ndeki halka yönelik saldırının yol açtığı ağır trajedi ve insani felaketin ışığında düzenlendiğine dikkat çeken Katar Emiri, “Hızlanan uluslararası ve bölgesel değişiklikler, bunlarla başa çıkmak, sonuçlarından kaçınmak ve konseyimizin çeşitli alanlardaki kazanımlarını desteklemek için aramızda sürekli danışma ve koordinasyonu gerektiriyor” dedi.

Katar Emiri, İsrail güçlerinin Filistin halkına karşı işlediği katliamlara ilişkin uluslararası soruşturma yürütülmesi konusunda Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrıda bulundu.

KİK Genel Sekreteri

KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi de Filistin halkını meşru haklarından mahrum etmeye devam etmenin tehlikesi ve onların kutsallarına karşı sistematik provokasyonların tekrarlanması konusunda uyardı.

Budeyvi, zirvenin açılış oturumu sırasında yaptığı konuşmada, Filistin halkını desteklemek ve acılarını hafifletmek için başta Körfez ülkeleri olmak üzere, yürütülen kararlı çabalara övgüde bulundu.

KİK Genel Sekreteri, “Bugün kendimizi büyük zorluklarla çevrili buluyoruz, özellikle de Gazze’deki Filistin halkına karşı işlenen ağır kanlı suçlara tanık oluyoruz” diye konuştu.

Budeyvi ayrıca, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme, öncelikle ateşkesin derhal sağlanması, Gazze'ye insani yardım girişini kolaylaştırma, bölgede güvenlik ve barışı sağlayacak, sivilleri koruyacak şekilde iki devletli çözüme yol açacak güvenilir bir barış sürecini harekete geçirmek için çalışma çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise konuk olduğu KİK Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Garantörlük dahil, bölge ülkeleriyle birlikte sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık. Gazze’deki mezalimin Suriye’yi de içerecek bölgesel bir savaşa dönüşmesine fırsat vermememiz gerekiyor.”

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Cumhurbaşkanı, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

“(Başbakan Binyamin) Netanyahu yönetimi, siyasi ömrünü uzatmak uğruna tüm bölgemizin güvenliğini, geleceğini tehlikeye atıyor. Çoğunluğu çocuk ve kadın 17 bin Filistinli masumun hayatını kaybetmesi insanlık suçudur, savaş suçudur. İsrail'in işlediği bu suçlar yanına kar kalmamalıdır. Önceliğimiz, derhal kalıcı ateşkesin ilan edilmesi ve kesintisiz bir şekilde insani yardım akışının teminidir.”

Erdoğan, son gelişmelerle birlikte 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasının öneminin bir kez daha görüldüğünü vurguladı.

Cumhurbaşkanı, “Bu maksatla garantörlük dahil, bölge ülkeleriyle birlikte sorumluluk almaya hazır olduğumuzu açıkladık” dedi.

Körfezin bölgesel güvenliği

KİK ülkeleri, konseyin rolünün bölgesel ve küresel güvenlik ve barışın korunmasında temel bir direk olduğunu vurgulayarak, bölgede istikrar ve güvenliğin korunması konusunda kararlı olduklarını ifade etti.

KİK Zirvesi’nin sonuç bildirisinde, uluslararası sözleşmelere, geleneklere ve yasalara dayanan egemenlik ve iç işlerine karışmama ilkelerine saygı vurgulandı. Ayrıca, herhangi bir üye ülkeye yönelik herhangi bir tehdit ve dış müdahale reddedildi.

Ortak savunma ilkesi ve kolektif güvenlik kavramına göre, KİK ülkelerinin güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu vurgulandı.

Liderler, gümrük birliğinin gerekliliklerini, Körfez ortak pazarını tamamlamak ve KİK ülkeleri arasında ekonomik birliğin sağlanmasını hızlandırmak için çabaların iki katına çıkarılması yönünde mutabık kaldı.

Zirvenin sonuç bildirisinde liderler, KİK ülkelerinin maruz kaldığı her türlü tehdide karşı bir arada durduklarının da altını çizdi.

KİK liderleri, Kuveyt ile Irak arasındaki Durra Doğalgaz Sahası konusunda ise sahanın tamamen Kuveyt’in deniz alanlarında bulunduğunu ifade etti.

Ayrıca Suudi Arabistan-Kuveyt arasında bölünmüş bölgeye bitişik doğal kaynakların, yalnızca Suudi Arabistan ile Kuveyt’in ortak mülkiyeti olduğu ve doğal kaynaklardan yararlanma konusunda tek başlarına tüm haklara sahip oldukları vurgulandı.

KİK, bu konuda Irak’a, Kuveyt’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyması, ikili ve uluslararası taahhütlere, anlaşmalara ve ilgili tüm BM kararlarına uyması yönünde çağrıda bulundu.

FOTO: KİK ülkelerinin liderleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Doha’da Körfez Zirvesi’nin açılışında (OMAN News)
KİK ülkelerinin liderleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Doha’da Körfez Zirvesi’nin açılışında (OMAN News)

Körfez Zirvesi sonuç bildirisinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in girişimiyle, Suudi Arabistan ile İran arasında 10 Mart tarihinde Pekin’de varılan, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması ve güvenlik işbirliği anlaşması ile ekonomik işbirliği anlaşmasının etkinleştirilmesini içeren anlaşma da memnuniyetle karşılandı.

KİK ülkeleri, bölgede deniz güvenliğinin ve su yollarının korunmasının, bölgenin ve dünyanın güvenlik ve istikrarını tehdit eden faaliyetlerle mücadele edilmesinin önemini vurguladı.

Lübnan meselesiyle ilgili olarak KİK, Lübnan’ın egemenliğine, güvenliğine ve istikrarına, ayrıca sınırlarını koruyan, radikal ve terörist grupların tehditlerine direnen Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne verdiği desteğin devam ettiğini teyit etti.

KİK ülkeleri, ülkenin teröristler, uyuşturucu kaçakçılığı veya bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden diğer suç faaliyetlerinin başlangıç ​​noktası haline getirilmemesi için, Lübnan’ın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizi aşmasını sağlayacak kapsamlı siyasi ve ekonomik yapısal reformların uygulanmasının önemini vurguladı.

Körfez ülkeleri, ilgili BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve Taif Anlaşması hükümlerinin uygulanması da dahil olmak üzere, Lübnan hükümetinin kontrolünü, tüm Lübnan toprakları üzerinde genişletmesinin önemi de ifade etti.



Birleşik Arap Emirlikleri, Lana Nusseibeh’i BM Genel Sekreterliği görevine resmen aday gösterdi

Lana Nusseibeh, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturumlarından birinde. (Şarku’l Avsat)
Lana Nusseibeh, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturumlarından birinde. (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri, Lana Nusseibeh’i BM Genel Sekreterliği görevine resmen aday gösterdi

Lana Nusseibeh, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturumlarından birinde. (Şarku’l Avsat)
Lana Nusseibeh, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oturumlarından birinde. (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Devlet Bakanı Lana Zeki Nusseibeh’i, görev süresi bu yılın sonunda sona erecek olan Antonio Guterres’in yerine Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği görevine resmen aday gösterdi. BM Güvenlik Konseyi’nde, Ocak 2027’den itibaren uluslararası örgüte liderlik edecek ismin belirlenmesine yönelik istişareler sürüyor.

Adaylık, BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın BM Genel Kurulu Başkanlığına ve Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği resmî mektupla, yeni genel sekreterin seçimine ilişkin prosedürler çerçevesinde duyuruldu.

Şeyh Muhammed bin Zayid, adaylık mektubunda Nusseibeh’in BM bünyesindeki kapsamlı deneyimine, güncel küresel sorunlar karşısında sergilediği sağduyuya ve farklı uluslararası meselelerde yürüttüğü yapıcı diplomatik çalışmalara dikkat çekti.

Nusseibeh’in BM bünyesinde on yılı aşkın diplomatik deneyimi bulunuyor. Nusseibeh, 2013-2024 yılları arasında BAE’nin BM Daimî Temsilcisi olarak görev yaptı. Bu dönemde çeşitli siyasi, güvenlik ve insani meselelerle ilgili çalışmalara katıldı.

Diplomatik kariyeri boyunca BM Genel Kurulu Başkan Yardımcılığı ve BM Kadın Birimi Yürütme Kurulu Başkanlığı görevlerini üstlenen Nusseibeh, Genel Kurulun çalışmalarının güçlendirilmesi ve Güvenlik Konseyi reformuna yönelik girişimlerde de yer aldı.

BAE’nin 2022 ve 2023 yıllarındaki geçici Güvenlik Konseyi üyeliği sırasında iki kez Konsey Başkanlığını yürüten Nusseibeh; uluslararası barış ve güvenlik, insani yardım, sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliğiyle bağlantılı güvenlik riskleri, kadınların güçlendirilmesi ve çok taraflı iş birliği sisteminin reformu gibi konulardaki görüşmelere katkıda bulundu.

BAE’nin adaylığı, BM’nin çok taraflı uluslararası sistemin geleceğini ve örgütün giderek artan jeopolitik krizler ile ekonomik ve insani sorunlarla başa çıkma kapasitesini tartıştığı bir dönemde geldi.

Bu arada Güvenlik Konseyi, Guterres’in yerine geçecek ismi belirlemek amacıyla adayları gayriresmî oylama turlarıyla değerlendirmeyi sürdürüyor. Son oylamanın 16 Ekim’de gerçekleştirildiği, sürecin Konseyin bir aday üzerinde tavsiye kararı oluşturmasına yönelik olduğu belirtildi.

BM Şartı uyarınca genel sekreter, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanıyor. Yeni genel sekreterin görevine 1 Ocak 2027’de başlaması planlanırken, seçim sürecinin önümüzdeki haftalarda devam etmesi bekleniyor.

BM’nin liderliği için uluslararası rekabet

Nusseibeh, genel sekreterlik yarışında altı adayla daha rekabet ediyor. Öne çıkan isimler arasında Kosta Rika’nın eski devlet başkanı yardımcısı ve mevcut BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri Rebeca Grynspan, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ve Guyana’nın eski dışişleri bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett bulunuyor.

Aday listesinde ayrıca Ekvador’dan María Fernanda Espinosa ve Ivonne Baki ile Uganda’dan Olara Otunnu yer alıyor.

Grynspan, 16 Ekim’de Güvenlik Konseyi’nde yapılan son gayriresmî oylamada dokuz destek oyu alarak ilk sırada yer aldı. Ancak beş daimî üyeden ikisinin itirazıyla karşılaştığı için adaylığı üzerinde uzlaşma sağlanamadı.

Nusseibeh’in yarışa katılması, Senegal’in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall’ın adaylıktan çekilmesinin ardından geldi. Guterres’in halefinin belirlenmesine yönelik süreçte büyük güçler arasındaki görüş ayrılıkları ise devam ediyor.


Suudi Arabistan-Fransa görüşmelerinde çabaların koordinasyonu ele alındı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u dün Riyad’da kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u dün Riyad’da kabul etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Fransa görüşmelerinde çabaların koordinasyonu ele alındı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u dün Riyad’da kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u dün Riyad’da kabul etti. (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Riyad’daki Yemame Sarayı’nda bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınırken taraflar, söz konusu gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu. Ayrıca mevcut gelişmeler karşısında bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek amacıyla yürütülecek çabaların koordinasyonu değerlendirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmede iki ülke arasındaki tarihî ve stratejik ilişkiler, iş birliği alanları ve ortak çıkarlar doğrultusunda çeşitli alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine yönelik imkânlar da ele alındı.

Öte yandan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’e gönderdiği yazılı mesajı teslim aldı. Mesajı, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati iletti.


Suudi Arabistan: Sudan hükümeti ile milis güçler bir tutulamaz

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, dün Cenevre’de düzenlenen toplantıda. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, dün Cenevre’de düzenlenen toplantıda. (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Sudan hükümeti ile milis güçler bir tutulamaz

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, dün Cenevre’de düzenlenen toplantıda. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, dün Cenevre’de düzenlenen toplantıda. (SPA)

Suudi Arabistan, Sudan hükümeti ve Egemenlik Konseyi ile Sudan halkına karşı suç işleyen milis güçlerin bir tutulamayacağını vurguladı. Riyad yönetimi ayrıca, Sudan’ın birliğini zedeleyen ve halkın iradesini yansıtmayan paralel oluşumlara ve resmî kurumlar dışında atılan gayrimeşru adımlara karşı olduğunu yineledi.

Açıklama, Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci’nin, Sudan’daki barış girişimleri ve çabaları arasındaki eş güdümün güçlendirilmesine yönelik altıncı istişare toplantısında yaptığı konuşmada gerçekleşti. El-Hureyci, ülkesinin ateşkesin sağlanması, Sudan’ın birliğinin korunması ve devlet kurumlarının çöküşten korunması yönündeki çabalarını vurguladı.

El-Hureyci, bu çabaların 11 Mayıs 2023’te imzalanan Sivillerin Korunmasına İlişkin Cidde Bildirgesi’ne ve kısa süreli ateşkes anlaşmasına dayandığını belirtti. Suudi Arabistan’ın, Sudan’ın egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacak siyasi bir çözüme ulaşılması amacıyla Beşli Grup girişimini ve diğer bölgesel ve uluslararası çabaları desteklediğini ifade etti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı, Sudan hükümetinin ülke içinde Sudanlılar arasında diyalog ortamı oluşturma çabalarının desteklenmesinin önemine dikkat çekti. El-Hureyci, savaşın sona erdirilmesi ve Sudan’da istikrarın yeniden tesis edilmesi için Suudi Arabistan’ın çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Sudan'daki barış girişimleri ve çabalarının koordinasyonunun güçlendirilmesine ilişkin istişare toplantısından, (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Sudan'daki barış girişimleri ve çabalarının koordinasyonunun güçlendirilmesine ilişkin istişare toplantısından, (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

El-Hureyci, Suudi Arabistan’ın Sudan halkının yaşadığı sıkıntıları hafifletmek amacıyla 100 milyon dolar yardım yapacağını açıkladığını ve “Sahem” platformu üzerinden ulusal bir yardım kampanyası başlattığını belirtti. Suudi Arabistan’ın Sudan’a sağladığı toplam yardımın 3,2 milyar doları aştığını, buna ilave olarak 145 milyon dolarlık destek sunulduğunu bildirdi.

Söz konusu yardımların, Suudi Arabistan’ın 15 Nisan 2026’da Berlin’de düzenlenen Sudan Krizi İnsani Yardım Koordinasyon Toplantısı’na katılımı kapsamında, 2026 yılı Sudan İnsani Müdahale Planı çerçevesinde sağlandığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre  El-Hureyci, toplantı kapsamında İsviçre Dışişleri Bakanı Alexandre Fasel, Norveç Dışişleri Bakanı Andreas Kravik, BAE Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Şahbut bin Nahyan ve ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos ile ayrı ayrı görüştü.

İkili görüşmelerde Suudi Arabistan ile ilgili ülkeler arasındaki ilişkiler ve ortak iş birliği olanakları ele alındı. Ayrıca Sudan’da güvenlik ve barışın güçlendirilmesine yönelik çabalar ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler de değerlendirildi.