Suudi Arabistan, gelenek harici nedenlerden dolayı akrabalar arasında en yüksek evlilik oranına sahip ülke

Yetkili makamların şiddetle uyardığı bazı sağlık risklerine rağmen, sosyal ve finansal istikrar arayışı da gerekçeler arasında yer alıyor

Bir üniversite profesörü, akraba evliliğinin sebeplerinden birinin de iki taraf arasındaki ilişkinin devamlılığını sağlamak olduğuna dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP
Bir üniversite profesörü, akraba evliliğinin sebeplerinden birinin de iki taraf arasındaki ilişkinin devamlılığını sağlamak olduğuna dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, gelenek harici nedenlerden dolayı akrabalar arasında en yüksek evlilik oranına sahip ülke

Bir üniversite profesörü, akraba evliliğinin sebeplerinden birinin de iki taraf arasındaki ilişkinin devamlılığını sağlamak olduğuna dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP
Bir üniversite profesörü, akraba evliliğinin sebeplerinden birinin de iki taraf arasındaki ilişkinin devamlılığını sağlamak olduğuna dikkat çekiyor / Fotoğraf: AFP

Akraba evliliği, Suudi toplumunda birçok bölgede yüzde 58'e varan oranlarda yaygın ve bu, dünyadaki en yüksek akraba evliliği oranlarından biri.

Akraba evliliğinin yüksek oranda kalıtsal hastalıklara neden olması, ülkeyi bu tür hastalıklarda dünyada birinci sıraya getiriyor.

Aile servetinin korunması ve mirasın aile bünyesinde tutulması güdüsüyle ilgili gelenek ve görenekler ve diğer nedenlerden dolayı bu oran yakın zamana kadar yüksek kalmış.

Genetik hastalıklarda ilk sırada

İmam Muhammed bin Suud İslam Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden araştırmacı Hüda Abdullah El-Hüseyin'in "Akraba evliliği ve kalıtsal hastalıklar" başlıklı araştırmasında araştırmacı, dünyada en yüksek akraba evliliği oranının yüzde 58 ile Suudi Arabistan'da olduğunu, onu yüzde 40 küsür ile Körfez'de Kuveyt, yüzde 49 ile Filistin, yüzde 38 ile Mısır'ın takip ettiğini belirtti.

Suudi Arabistan'da ebeveynlerden çocuklara aktarılan genetik hastalıkların yüzdesi artarak yaklaşık yüzde 57'ye ulaşıyor ve bu oran dünyadaki en büyük oran olarak kabul ediliyor.

Araştırmaya göre Suudi Arabistan'da akraba evliliği engellilik oranının artmasına neden oldu.

800 Suudi çocuktan en az biri akraba evliliği sonucu engelli ve hastalıklı doğuyor.

Bu, Arap ülkeleri ve yabancı ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça yüksek bir oran. Amerika'da hastalıklı doğum oranı 4 binde bir.

Bu tür evliliklerden kaynaklanan birçok hastalıkla ilgili olarak birçok tıp dergisi, genetik hastalıklar konusunda ve akraba evliliği alanında uzmanlaşmış en önemli doktorların görüşlerine odaklanan çok sayıda araştırma ve çalışma yayınlamış durumda.

Uzmanlardan biri tehlikenin genleri ebeveynler tarafından taşınan genetik hastalıklarda yattığını söylüyor.

Hastalıklar evlenen çiftte görülmez, ancak evlilikten sonra hem çocuklara hem de torunlara miras olarak geçer.

En ciddi hastalıklar arasında örneğin "Wilson" karaciğer hastalığı, zeka geriliği, beyaz hücreli anemi, orak hücreli anemi ve böbrek yetmezliği yer alır.

Alerjinin yanı sıra epilepsi, diyabet ve kalp hastalıklarının bazı ailelerde arttığı ve akraba evliliği yoluyla çocuklara geçme ihtimalinin daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Motivasyonlardan biri zenginliği korumak

Suudi Arabistan'da Sermaye Piyasası Kurumu'na bağlı Ulusal Aile İşletmeleri Merkezi'nin profiline göre, 2017 yılı sonu itibarıyla Merkezin son güncellemesine göre, Krallık'ta faaliyet gösteren aile şirketlerinin sayısı 538 bin aile işletmesine ulaştı.

İşletmelerin yüzde 63'ü Suudi Arabistan'da faaliyet gösteriyor.

Kral Suud Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Halid Ömer er-Radian, akrabalar arasındaki evliliği teşvik eden nedenlerden birinin "tarafların gayrimenkul, ev, çiftlik veya para olsun serveti tek bir aile dairesi içinde tutma arzusu" olduğuna dikkat çekiyor.

Bu, aile büyüklerinin veya evlilik ilişkisinin taraflarından birinin ölümü üzerine miras kalması halinde söz konusu.

Radian, açıklamalarına şöyle devam etti:

Kocanın öldüğü birkaç vakayla karşılaştık ve ardından erkek kardeşin, muhtemelen aile baskısı altında, ölen kişinin çocuklarını ve mallarını korumak için erkek kardeşinin dul eşiyle beraber olduğunu gördük. Böylece dul kadının akraba çevresi dışından başka bir kişiyle akrabalığı olması durumunda bu mallar üçüncü bir kişiye devredilmeyecek.

Sosyoloji profesörü, levirat evliliğinin toplumumuzda mevcut olduğunu ve kabul edilebilir olduğunu belirterek, bu evlilik modelinin Yahudiler arasında da uygulandığını, Hıristiyanlar arasında ise bulunmadığını kaydetti.

Zenginliğin parçalanmasını önlemek, akraba çevresi ile evlenmek için güçlü bir motivasyon.

Bireylerin yabancılarla evlilik modeli olan akraba olmayan kişilerle ilişki kurma eğiliminde olduğu kentsel toplumların aksine bu tür evlilik kırsal yerlerde ve Bedevi toplumlarında yaygın.

Yabancılarla evlilik akrabalık ilişkilerinin zayıflığını ve katı yükümlülüklerin bulunmadığını yansıtıyor.

Sosyal bakış açısına göre olumlu yönler

Radian, bu tür evliliğin, genç erkek ve kızı ve özellikle ailelerini uzaktan uygun bir partner arama zahmetinden kurtarması da dahil olmak üzere sosyal açıdan olumlu yönlerine dikkat çekerek şunları söyledi:

Toplumumuzda kiminle evleneceğini iyi bilmek çok önemli. Çünkü ilişki kurmak istediğimiz tarafın itibarı, davranışları, aile geçmişi ve ailesinin itibarı toplumumuzda seçim kriterleri arasında. Bu kriterler evlenmek isteyen genç erkekler veya kızlar tarafından değil, çoğunlukla iki ailenin büyükleri tarafından ayarlanıyor.

Kan veya hısımlık bağına sahip aileler genellikle birbirlerini mekansal yakınlık ve akrabalık nedeniyle tanırlar ve bu durum, birbirleriyle iletişim halinde oldukları ve sürekli ziyarette bulundukları sürece onlara entelektüel ve sosyal yakınlaşma fırsatları sağlar.

Sosyoloji profesörü, kadınların bu konudaki deneyimlerinin önemli olduğuna, çünkü birbirlerini tanıdıklarına ve genellikle seçim sürecini "mühendislik" faaliyeti gibi yürüttüklerine dikkat çekiyor.

Erkekler, mülkiyet ve nikah akdi gibi geri kalan prosedürleri, iki ailedeki kadınların daha önce kararlaştırdığı şekilde tamamlar.

Akraba evliliğinin bir diğer nedeni de iki taraf arasındaki ilişkinin devamlılığını sağlamak.

Örneğin gencin kuzeni ile olan evliliği, evlilik ilişkisinin devamını sağlamak için iki ailenin baskı kurması ve müdahale etmesi nedeniyle boşanmanın veya iki tarafın ayrılmasının önüne geçmekte.

Ayrıca genç bir adam, kuzeninden boşanmayı çok zor bulabilir.

Çünkü bu, çekirdek ailede veya her iki tarafın da ait olduğu geniş ailede bir sürtüşmeye neden olabilir ki bu, herkesin genellikle kaçındığı bir şey.

Akrabalarla evlenmenin son nedeni, ilişkideki tarafların köken, sınıf, soy veya iki tarafın sosyal ve ekonomik durumu açısından eşitliğini sağlamak; bu da evliliğin başarısına ve sürdürülebilirliğine yardımcı olur.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Körfez ülkeleri, yapılacak her türlü görüşmeye dahil edilmekte ısrar ediyor

El-Budeyvi'ye göre, İran savaş sırasında füzelerinin %85'ini Körfez ülkelerine fırlattı (Körfez İşbirliği Konseyi)
El-Budeyvi'ye göre, İran savaş sırasında füzelerinin %85'ini Körfez ülkelerine fırlattı (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Körfez ülkeleri, yapılacak her türlü görüşmeye dahil edilmekte ısrar ediyor

El-Budeyvi'ye göre, İran savaş sırasında füzelerinin %85'ini Körfez ülkelerine fırlattı (Körfez İşbirliği Konseyi)
El-Budeyvi'ye göre, İran savaş sırasında füzelerinin %85'ini Körfez ülkelerine fırlattı (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan mevcut krizi çözmeye yönelik her türlü görüşme veya anlaşmaya Körfez ülkelerinin de dahil edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Bu krizden sonra Ortadoğu haritasını değiştirmeyi amaçlayan her türlü bölgesel çerçeve, girişim veya düzenleme kesinlikle reddedilmektedir" uyarısında bulundu.

Dün Riyad'da bir dizi Arap ve yabancı büyükelçiye verdiği brifingde el-Budeyvi, dünyanın dört bir yanındaki ortak ve dost ülkelere, İran'dan Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırılarını derhal ve koşulsuz olarak durdurmasını talep eden mesaj göndermeleri çağrısında bulundu.

Kuveyt, İran'la bağlantılı bir hücrenin tutuklandığını duyururken, Bahreyn de Tahran için casusluk yapmakla suçlanan kişilerin yargıya sevk edildiğini açıkladı.

Körfez savunmaları İran saldırılarına karşı koymaya devam etti; Suudi Arabistan savunması dün Doğu Bölgesi'nde 37 insansız hava aracını imha etti.


Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı engelini kıtalararası lojistik sistemiyle aşıyor

Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı engelini kıtalararası lojistik sistemiyle aşıyor

Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)
Araçlar Suudi Arabistan ile Bahreyn’i birbirine bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nden geçiş işlemlerini tamamlıyor (SPA)

Küresel tedarik zincirlerinin benzeri görülmemiş sınavlarla karşı karşıya kaldığı, dünyanın en kritik geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı’nda aksamalara neden olduğu bir dönemde, Suudi Arabistan, ticaretin kesintisiz akışını garanti altına alan ve ülkenin lojistik altyapısını bir “can damarı” hâline getiren üstün bir ulaşım sistemini ortaya koydu. 2021 yılında Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan Ulusal Taşımacılık ve Lojistik Stratejisi sayesinde Riyad, kıtaları birbirine bağlayan bir altyapı mühendisliğini hayata geçirerek mevcut jeopolitik zorlukları pratik bir başarıya dönüştürdü; kriz yönetimi ve acil tahliye operasyonlarında yüzde 97’nin üzerinde başarı oranı sağladı.

Sistemin ilk temelleri, Suudi Arabistan’ı üç kıtayı birbirine bağlayan küresel bir merkez hâline getirmek amacıyla atıldı. Uluslararası büyük şirketlerle ortaklaşa geliştirilen lojistik bölgeler ve hava, kara ve deniz taşımacılığında hızlandırılmış ihracat ve tedarik prosedürleri sayesinde hükümet, mal, hizmet ve enerji akışının kesintisiz olmasını güvence altına aldı; böylece ülke altyapı geliştiriciliğinden, küresel ekonomik istikrarın güvence altına alınmasında kilit aktöre dönüştü.

Hava ulaşımında hazırlık

Bu hazır durum yalnızca ticari alanla sınırlı kalmadı; insani kriz yönetiminde de etkinlik sağlandı. Şarku’l Avsat’a konuşan Lojistik uzmanı Hassan Al Halil, “Hava taşımacılığı artık acil durum müdahalelerinin temel motoru haline geldi; hızlı tahliye operasyonlarının yüzde 70-80’ini hava yolu taşımacılığı oluşturuyor. 500-2000 kişilik büyük tahliyeler ise deniz taşımacılığı ile gerçekleştiriliyor. Müdahale süresi 24-72 saat arasında değişiyor, bu da gelişmiş operasyonel hazır olmayı gösteriyor” dedi.

Al Halil, operasyonların sıkı sağlık kontrolleri ve yolculuk sırasında verilen bakım ile entegre bir kurumsal koordinasyon içinde yürütüldüğünü vurguladı. Ancak yoğun hava yolları ve uçuş sürelerindeki yüzde 20-30 artış, uluslararası sistem farklılıkları ve kriz bölgelerindeki altyapı yetersizlikleri nedeniyle etkinlik yüzde 40’a düşebiliyor. Yine de Suudi Arabistan, operasyonel esnekliği ve acil durum planları sayesinde başarı oranını yüzde 97’nin üzerinde tutuyor; sistem sadece kriz yönetimi için değil, aynı zamanda mal, hizmet ve enerji akışının sürdürülebilirliği için stratejik bir model oluşturuyor.

Yanbu Limanı ve deniz taşımacılığı

Hava taşımacılığı kadar deniz taşımacılığı da jeopolitik alternatif olarak öne çıktı. Kızıldeniz limanları, özellikle Yanbu Limanı, Hürmüz Boğazı’ndan geçen yüklerin yönlendirilmesinde stratejik bir şerit hâline geldi. Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ile entegre çalışmaları sayesinde Suudi Arabistan, ihracatını gergin bölgelere kaydırmadan sürdürebiliyor.

Yanbu Güney ve Kuzey terminallerinden günlük ortalama 4,4 milyon varil ham petrol ihraç edilirken, bu rakamı 5 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Limanların etkinliği, nakliye maliyetlerini yüzde 58 oranında düşürdü ve rüzgar türbinleri gibi büyük hacimli kargoların hızlı sevkiyatına imkan sağladı.

İhracat rotalarının çeşitlendirilmesi

Al Halil, ihracat rotalarının akıllıca çeşitlendirilmesinin tıkanma noktalarına maruz kalmayı yüzde 40 oranında azalttığını belirtti. Bu sayede küresel nakliye maliyetlerindeki yüzde 50’lik artış ve jeopolitik risk sigorta primleri minimize edildi. Gemi gecikmelerindeki 3-10 günlük artışa rağmen Suudi limanlarının verimliliği ve geçici muafiyetler, duraklama sürelerini yüzde 25 oranında düşürdü ve nakliye fiyatlarının dalgalanmasını azalttı.

gvfrvfre
Suudi Arabistan Demiryolları’na ait bir yolcu treni (SPA)

Kara ve demiryolu taşımacılığı

Suudi Arabistan, kara taşımacılığıyla bölgesel bir dağıtım merkezi hâline geldi; 500 binin üzerindeki kamyon filosu ve SAR tren hattının günlük 2 bin 500 konteyner taşıma kapasitesiyle Körfez ülkelerine mal sevkiyatı gerçekleştiriliyor. Bu entegrasyon, sadece ticari akışı değil, bölgesel bağları da güçlendiriyor; örneğin Kuveytli vatandaşlar Riyad’dan kara yolu ile taşınırken, Irak’tan Arar Havalimanı’na uçuşlar ile yolcu hareketi destekleniyor.

Körfez’de deniz bağlantıları

Suudi limanları, Körfez’de alternatif bir stratejik deniz bağlantısı olarak öne çıkıyor. Suudi Limanlar İdaresi (Mawani), Dammam-Şarika arasında çok modlu taşımacılığı sağlayan bir köprü kurarken, Bahreyn ile Kral Abdulaziz Limanı ve Halife Bin Selman Limanı arasındaki Gulf Shuttle hizmeti, yılda 105 milyon ton kapasiteye sahip liman altyapısı üzerinden ticari akışı hızlandırıyor.

Ayrıca SAR tren hattı, Doğu Bölgesi limanlarını sınır kapısına bağlayarak Ürdün ve kuzey ülkeleri ile ticaret akışını güçlendirdi.

Yolcu taşımacılığı ve insanî destek

Sistem, insani ve bölgesel boyutlarda da etkili. Kuveytli vatandaşların kara yoluyla taşınması ve Irak’tan Arar Havalimanı’na uçuşlar, yüzde 97’yi aşan operasyonel başarı oranıyla gerçekleştiriliyor.

Akıllı kriz yönetimi ve maliyet azaltımı

Yetkililer, gemilere geçici muafiyetler tanıyarak duraklama sürelerini yüzde 25 oranında azaltıp maliyetleri düşürdü. Deniz taşımacılığı maliyetleri yüzde 8-18 düşerken, nakliye fiyatlarındaki dalgalanmalar yüzde 10-20 arasında azaldı.

Bölgesel gıda güvenliği

Aynı zamanda sınır kapıları, özellikle Ebu Samra, Katar’a mal akışını güvence altına alarak bölgesel gıda güvenliğine katkı sağladı. 25’ten fazla ülkeden tedarik çeşitlendirmesi ve bazı ürünlerde 12 aylık stratejik stoklar, yüzde 95’in üzerinde bulunabilirlik sağladı.

Shuttle taşımacılığı ve demiryolu Lojistiği

Lojistik ve tedarik zinciri uzmanı Naşmi Al Harbi, demiryolu bağlantılarının artık tamamlayıcı değil, stratejik bir can damarı olduğunu vurguladı. Şubat 2026’da Riyad-Doha hızlı tren projesi onaylanarak yolculuk süresi iki saate düşürüldü ve KİK ülkeleri arasında temel mal akışı kesintisiz hâle geldi.

Shuttle taşımacılığı, yüksek frekanslı küçük gemilerle limanlar arasında hızlı transfer sağlayarak maliyet yapısını ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdi. DHL ve Maersk’in Riyad’daki lojistik yatırımları, Suudi Arabistan’ın uluslararası şirketler için güvenli bir lojistik merkez hâline gelmesini pekiştirdi. Ülke, Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi’nde 17 basamak yükselerek 38. sıraya ulaştı.

Sonuç

Tüm bu adımlar, Suudi Arabistan’ın yalnızca geçici bir kriz yönetimi yapmadığını, aynı zamanda küresel ticaret haritasında stratejik konumunu güçlendirdiğini gösteriyor. Limanların entegrasyonu, altyapı gelişimi ve operasyonel esneklik sayesinde ülke, ticaret ve enerji akışlarını etkin bir şekilde yönlendirebilen kıtaları bağlayan bir lojistik merkezi hâline geldi.


Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi İran ile ABD ve İsrail arasında süren krizle ilgili yürütülecek herhangi bir müzakere ya da anlaşma sürecine Körfez ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Budeyvi, “Bu kriz sonrasında Ortadoğu’nun haritasını değiştirmeyi amaçlayan her türlü çerçeve, girişim veya bölgesel düzenleme kesin olarak reddedilmektedir” dedi.

Budeyvi, çözümde önceliklerinin diplomatik ve siyasi yollar olduğunu belirterek, bunun “en akılcı ve en başarılı seçenek” olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Körfez ülkelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi çerçevesinde “tüm seçenekleri değerlendirdiğini” de sözlerine ekledi.

Perşembe günü Riyad’da Arap ve yabancı büyükelçilere verdiği brifingde konuşan Budeyvi, uluslararası ortaklara İran’a yönelik açık ve birleşik bir mesaj verilmesi çağrısında bulundu. Bu mesajın, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını derhal ve koşulsuz olarak durdurmasını içermesi gerektiğini söyledi.

Körfez ülkelerinin hedefinin hiçbir zaman İran’ı zayıflatmak ya da yok etmek olmadığını belirten Budeyvi, amaçlarının karşılıklı saygı, iç işlerine müdahale etmeme ve saldırmazlık ilkelerine dayalı normal ilişkiler kurmak olduğunu dile getirdi.

Mevcut durumun “Ortadoğu’nun karmaşıklığı” çerçevesinde ele alınamayacağını vurgulayan Budeyvi, yaşananların uluslararası hukukun açık ihlali ve herhangi bir çatışmanın tarafı olmayan ülkelere yönelik sistematik saldırılar olduğunu ifade etti. Uluslararası aktörleri gerçekleri doğru değerlendirmeye çağırdı.

Körfez ülkelerinin onlarca yıldır bölgesel ve küresel istikrarın temel unsurlarından biri olduğunu, aynı zamanda güvenilir bir enerji tedarikçisi ve küresel ekonomide sorumlu bir ortak olarak öne çıktığını belirten Budeyvi, buna karşın ülkelerinin saldırı hedefi olmayı ya da bölgesel hesaplaşmaların sahası haline gelmeyi kabul etmeyeceğini söyledi.

brfgb
Casim el-Bedeyvi, mevcut krizin çözümüne yönelik yürütülecek her türlü görüşme ve anlaşmaya Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. (KİK)

İran’ın son 25 günde 5 binden fazla balistik füze ve insansız hava aracıyla Körfez ülkelerini hedef aldığını aktaran Budeyvi, savaş süresince fırlatılan füzelerin yüzde 85’inin Körfez’e yöneldiğini kaydetti.

Körfez hava savunma sistemlerinin bu saldırıları “yüksek profesyonellikle” engellediğini belirten Budeyvi, bunun saldırıların ciddiyetini azaltmadığını ve İran’ın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Budeyvi ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ticari gemiler ve petrol tankerlerinin geçişini engellemesi ve geçişlerden ücret talep etmesini uluslararası deniz hukuku ihlali olarak nitelendirdi. Bölgede gemi kaçırma ve saldırıların da tekrarlandığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların yalnızca Körfez’i değil küresel ekonomiyi de etkilediğini belirten Budeyvi, bazı ülkelerin petrol ve gaz tedarikinde sıkıntı yaşadığını söyledi. Uluslararası deniz yollarının hiçbir tarafça engellenemeyeceğini ya da şartlara bağlanamayacağını vurguladı.

fdvfd
Casim el-Budeyvi’ye göre, İran’ın savaş boyunca fırlattığı füzelerin yüzde 85’i Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini hedef aldı. (KİK)

Boğazın kapatılmasının başlangıçta enerji fiyatlarını artırabileceğini, ancak uzun vadede küresel ekonomi, enerji piyasaları, deniz sigortacılığı ve sivil havacılık üzerinde “yıkıcı sonuçlar” doğuracağını ifade eden Budeyvi, “Hürmüz Boğazı’nda olan, sadece orada kalmaz” dedi.

Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından habersiz olduğunu belirten Budeyvi, bu operasyonlara katılmadıklarını ve topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermediklerini Tahran’a ilettiklerini söyledi. Buna rağmen İran’ın saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.

Körfez ülkelerinin gerilimi tırmandırmamak için azami ölçüde itidal gösterdiğini ve karşılık vermekten kaçındığını belirten Budeyvi, bunun İran’ın saldırıları durdurması umuduyla yapıldığını dile getirdi.

fvfr
Casim el-Bedeyvi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin azami ölçüde itidal gösterdiğini ve çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla karşılık vermemeyi tercih ettiğini belirtti. (KİK)

Son olarak Körfez’in küresel ekonomi için stratejik önemine dikkat çeken Budeyvi, bölgenin günlük yaklaşık 16 milyon varil ham petrol üretimiyle dünya üretiminin yüzde 22’sini karşıladığını, küresel petrol ihracatının yüzde 27’sine denk gelen 11,5 milyon varil ihracat yaptığını belirtti. Ayrıca dünya petrol rezervlerinin yüzde 33’üne ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 21’ine sahip olduğunu vurguladı.

Bu verilerin Körfez’i küresel ekonomi için vazgeçilmez bir unsur haline getirdiğini belirten Budeyvi, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın doğrudan enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrarı etkileyeceğini sözlerine ekledi.