Suudi Arabistan Arap-İsrail barışına ilişkin tutumunu koruyor

Analistler: Suudi Arabistan’ın açıklaması, ABD’nin İsrail’e ‘Filistinlilere taviz vermesi’ yönünde baskı yapma konusunda tutumunun değişmesine yardımcı olacak

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad geçtiğimiz Kasım ayında Arap ve Müslüman liderlerin neredeyse tamamının katıldığı Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesine ev sahipliği yaptı (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad geçtiğimiz Kasım ayında Arap ve Müslüman liderlerin neredeyse tamamının katıldığı Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesine ev sahipliği yaptı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Arap-İsrail barışına ilişkin tutumunu koruyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad geçtiğimiz Kasım ayında Arap ve Müslüman liderlerin neredeyse tamamının katıldığı Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesine ev sahipliği yaptı (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad geçtiğimiz Kasım ayında Arap ve Müslüman liderlerin neredeyse tamamının katıldığı Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesine ev sahipliği yaptı (SPA)

Suudi Dışişleri Bakanlığı, Riyad ile Washington arasında Arap-İsrail barışına giden yola ilişkin devam eden görüşmeler hakkında açıklama yaptı.

Bakanlık yaptığı açıklamada, Ortadoğu’da barış meselesi ve 7 Ekim’de Gazze Şeridi’nde olayların ilk patlak vermesinden bu yana açıkça görülen Suudi tutumunun altını bir kez daha çizdi.

Söz konusu açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Suudi Arabistan, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti tanınmadığı, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarının durdurulmadığı ve İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmediği sürece İsrail’le hiçbir diplomatik ilişkinin kurulmayacağına dair sabit tutumunu ABD yönetimine iletti.

Bakanlığın açıklamasıyla, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby’nin normalleşme sürecine ilişkin sözlerine yanıt verildi.

Kirby yaptığı açıklamada Riyad ve Tel Aviv’in normalleşme görüşmelerine devam etmek istediğine dair ‘olumlu geri bildirimler’ aldıklarını savunmuştu.

RTBHYN6UM
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (SPA)

Açıklama Blinken’in ziyaretinden bir gün sonra yapıldı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, 120 günden kısa bir süre içinde Suudi Arabistan’ı üçüncü kez ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (Pazartesi) ile Riyad’da görüşmesinden bir gün sonra yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Dışişleri Bakanlığı, Filistin meselesine ve kardeş Filistin halkının meşru haklarını elde etmesi gerekliliğine dair Suudi Arabistan’ın tutumunun daima sabit olduğunu ve bununla ilgili kararlılığını sürdürdüğünü teyit etmektedir.

Neden şimdi?

Şarku’l Avsat’a görüş bildiren siyasi analist Munif el-Harbi, Riyad’ın tarihsel tutumunun son açıklamada da görüldüğüne dikkat çekerek, şunları ekledi;

Suudi Arabistan, barışa ulaşmanın yolunun öncelikle Gazze’ye yönelik saldırıların durdurulmasından geçtiğini vurgulamak istedi.

Bu adım, geçtiğimiz aylarda Riyad’da düzenlenen Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesi ve bu zirvede Bakanlar Komitesi oluşturulmasından bu yana Suudilerin yürüttüğü çabaların bir uzantısı.

Söz konusu zirvede, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasını öngören önemli yol haritası geliştirilmişti.

H6IK[
Arap Birliği-İslam İşbirliği ortak zirvesinde oluşturulan Bakanlar Komitesi üyeleri Çin Başkan Yardımcısı ile görüşmeleri öncesinde (SPA)

Özerk bir bölge değil, gerçek bir devlet

Şarku’l Avsat’a konuşan gazeteci ve siyasi yazar İbrahim Reyhan, Harbi ile aynı fikirde olduğunu ifade ederek konuya ilişkin şunları söyledi;

Suudi Arabistan’ın tutumunun, özerk bir bölge değil, gerçek bir devletin tüm özelliklerine sahip bağımsız bir devlet inşa etme yönündeki meşru haklarını elde etmek için Filistin halkının yanında durma yönündeki tarihsel kararlılığından kaynaklandığı unutulmamalıdır.

Riyad’ın bu tutumunun, ABD’nin İsrail’e Filistinlilere taviz vermesi yönünde baskı yapma konusunda tutumunun değişmesine yardımcı olacağını söyleyerek, açıklamasını şöyle sürdürdü;

Bunlardan ilki, Gazze’ye yönelik saldırının durdurulması. Ardından Filistinlilerin 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkının tanınmasıdır. İsrail’in pozisyonunu etkileyen ve baskı yapan ana taraf olan ‘Paris Toplantısı’nın’ taraflarından biri olarak ABD’nin varlığı göz önüne alındığında, bu sonuçta Riyad için bir güçtür. Washington, Riyad’la varmak istediği stratejik anlaşmaya son derece önem veriyor. Bu, Suudi Arabistan’a hem ABD, hem de İsrail’in Filistinlilerin haklarını tanıması için önemli bir güç kartı veriyor.

Filistin devletinin tanınması

Suudi Arabistan, uluslararası topluma, özellikle de henüz Filistin devletini tanımayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyelerine bir kez daha çağrıda bulunarak, Filistin halkının meşru haklarına ulaşabilmesi ve herkes için kapsamlı ve adil bir barışa ulaşabilmesi için, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin hızla tanınmasının önemini vurguladı.

Siyasi analist Harbi, Suudi Arabistan’ın BMGK daimi üyelerine Filistin devletinin tanınmasını hızlandırma çağrısını destekleyerek şu ifadeleri kullandı;

Çünkü bu artık önemli bir aşama. Zira Suudi Arabistan’ın İngiltere ile yürüttüğü çabalar, İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron’un, Gazze’ye yönelik saldırı durduktan sonra ülkesinin Filistin devletini tanıyacağını açıklamasına yol açtı.

Fransa gibi aktif taraflardan da tepki geldiğini ekleyen Harbi, değerlendirmesine şöyle devam etti;

ABD ayrıca bir Filistin devletini tanımayı ciddi olarak düşünmeye başladı. Ayrıca Çin ve Rusya da Filistin devletini tanımaya tamamen hazır. Dolayısıyla bu, Filistin devletinin sadece gözlemci üye değil, BM’nin tam üye olmasına yardımcı olacaktır.

YHTN4N
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, 29 Kasım’da BMGK’nın Gazze konulu oturumunda konuşuyor (AFP)

Seçim yılı ve normalleşme

Harbi ve Reyhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın yanıtladığı, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby’nin açıklamasının arkasında seçim konusunun olduğu konusunda hemfikir.

Harbi, “ABD’de seçim yılında olduğumuzu unutmuyoruz ve Biden yönetimi bu yolu bir seçim kartı olarak kullanmak istiyor. İsrail tarafı da, bu aşamada sağlanacak bir barışın yaklaştığını söylemek istiyor” dedi.

Suudi Arabistan ile İsrail arasında olası diplomatik ilişkilerin kurulmasına ilişkin ABD ve İsrail ile diğer ülkeler tarafından son dönemde verilen sinyallerde dikkat çekici bir artış yaşandığı konusunda sorulan bir soruya ise Harbi şu yanıtı verdi;

Suudi Arabistan’ın açıklaması, şu aşamada ABD ve İsrail tarafından sızan bilgilerdeki yanılgılar ve yanlışlıklara son vermek için yapıldı.

Reyhan ise, ABD yönetiminin, Suudi Arabistan ile bir an önce anlaşmaya varmak istediğini vurgulayarak şunları söyledi;

Bu, birkaç ay içinde başkanlık seçimlerinin eşiğinde olduğu göz önüne alındığında, Suudi Arabistan’a Filistin halkının haklarını elde etme yönündeki müzakerelerde güç ve ivme kazandırıyor.

Reyhan konuya dair görüşlerini şu ifadelerle sürdürdü;

ABD yönetimi, seçimlerden önce normalleşmeyi sağlamaya çalışıyor, çünkü bu iki düzeyde büyük önem taşıyor. Bunlardan ilki, Başkan Biden yönetimi dış politika düzeyinde önemli başarılar kaydedemedi. İkincisi ise, Başkan Biden’ın Demokrat yönetiminin, Yahudi kökenli ABD’li seçmenleri ve İsrail yanlısı baskı gruplarını kazanmaya çalışması. Söz konusu normalleşme, Riyad’ın Arap ve İslami statüsü göz önüne alındığında, Arap-İsrail ve hatta İslam-İsrail barışına giden yolda stratejik bir başarıdır.

Filistin: Değişmez tarihsel tutumlar

Filistin Devlet Başkanlığı, Filistinlilerin meşru ve devredilemez haklarını destekleyen Suudi Arabistan’ın güçlü ve net tutumuna karşı büyük şükran ve takdirlerini ifade etti.

Devlet Başkanlığı, bölge ve dünyanın içinden geçtiği bu tehlikeli koşullarda, uluslararası meşruiyet ve Arap Barış Girişimi kararlarıyla tutarlı olan, Suudi Arabistan’ın bu sağlam desteğine olan güveni de vurguladı.

Dünya İslam Birliği (Rabıta) da, Suudi Arabistan’ın Arap-İsrail barışı yolunda, Filistin meselesine ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesi gerekliliğine yönelik kararlı tutumunu destekledi.

Rabıta akademileri, organları ve küresel konseyleri adına konuşan Genel Sekreter Şeyh Muhammed el-İsa şunları söyledi;

Rabıta, Suudi Arabistan’ın, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti tanınmadığı, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarının durdurulmadığı ve İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmediği sürece İsrail ile diplomatik ilişkilerin kurulmayacağı konusunda ABD yönetimine ilettiği tutumunu destekliyor.

Şeyh İsa’nın açıklamasına göre Rabıta ayrıca, Suudi Arabistan’ın, uluslararası toplum ve BMGK daimi üyelerine yaptığı, Filistin halkının meşru haklarına kavuşabilmesi ve böylece bölge ve tüm dünyada kapsamlı ve adil bir güvenlik sağlanabilmesi için 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin hızla tanınması yönündeki çağrısına övgüde bulundu.



Birleşik Arap Emirlikleri, "topraklarından başlatılan saldırılar" nedeniyle Irak'a protesto mektubu gönderdi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri, "topraklarından başlatılan saldırılar" nedeniyle Irak'a protesto mektubu gönderdi

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, Irak Büyükelçiliği'nin ülkedeki vekili Ömer el-Abidi'yi çağırarak, ateşkes ilanına rağmen Irak topraklarından başlatılan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki hayati öneme sahip tesisleri hedef alan, “terör saldırıları” olarak nitelendirdiği olayları kınayan ve şiddetle kınayan sert bir protesto notası iletti.

Bakanlığın Arap İşleri Müdürü Ahmed el-Mereşde tarafından teslim edilen notada Birleşik Arap Emirlikleri, bu saldırıları kesinlikle reddettiğini vurguladı ve saldırıların İran'a bağlı silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiğini, hedef alınan ülkelerin egemenliğini ve hava sahasını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'na açık bir ihlal teşkil ettiğini belirtti.

Abu Dabi, bu saldırıların devam etmesinin, İran ve bölgedeki vekillerinin gerçekleştirdiği saldırılarla birlikte, bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve güvenliği güçlendirmeye yönelik uluslararası çabaları baltaladığını belirtti. Ayrıca, Irak ile ilişkilerin “son derece hassas” zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve bunun mevcut iş birliğine ve Körfez ülkeleriyle olan ilişkilere olumsuz yansıyabileceğini vurguladı.

“Abu Dabi”, Irak hükümetinin kendi topraklarından bölge ülkelerine yönelik tüm düşmanca eylemleri önleme ve bu tehditleri uluslararası ve bölgesel yasa ve sözleşmelere uygun olarak acilen ve koşulsuz olarak kontrol altına alma konusunda kararlı olması gerektiğini vurguladı.

İtiraz notasında ayrıca, 136 ülkenin desteklediği ve komşu ülkelere yönelik her türlü tahrik veya tehdidin, vekillerin kullanılması da dahil olmak üzere, derhal durdurulmasını öngören 2026 tarihli 2817 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı'na da atıfta bulunuldu.

Birleşik Arap Emirlikleri, notanın sonunda Irak'ın bölgesel güvenlik ve istikrarı destekleme rolünü üstlenmesinin önemini vurguladı; bu, Irak'ın egemenliğini koruyacak ve Arap dünyasında aktif ve sorumlu bir ortak olarak konumunu güçlendirecektir, ifadelerine yer verdi.


Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

TT

Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

Suudi Arabistan-Pakistan görüşmelerinde gelişmeler ve ilişkiler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü. Görüşmenin ana gündeminde, bölgedeki son durum ile İslamabad’ın ev sahipliği yaptığı ABD-İran müzakerelerine ilişkin gelişmeler yer aldı.

Cidde’de dün gerçekleştirilen görüşmede taraflar, bölgesel istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladı. Muhammed bin Selman ayrıca, Şahbaz Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in çalışmalarını takdir etti.

Görüşmede ayrıca Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki yakın ikili ilişkiler, mevcut iş birliği alanları ve bu ilişkilerin farklı sektörlerde daha da geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı.

dsv
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i kabul etti. (SPA)

Muhammed bin Selman, görüşme sırasında Şahbaz Şerif’in Pakistan’da büyümeyi güçlendirmeye yönelik çabalarını ve Riyad ile İslamabad arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesine yönelik çalışmalarını takdir etti.

Görüşmede Suudi Arabistan tarafından Savunma Bakanı Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ile Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid el-Ayban yer aldı. Pakistan tarafında ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar hazır bulundu.

d
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya geldi. (SPA)

Şahbaz Şerif dün Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Cidde’ye ulaştı. Şerif’i, Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Suud bin Meşal bin Abdulaziz karşıladı.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı dün sabah yaptığı açıklamada, Başbakan’ın üst düzey bir heyetle birlikte 15-18 Nisan tarihleri arasında Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’ye resmi ziyaretlerde bulunacağını duyurdu.

Şahbaz Şerif’e eşlik eden heyette Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Enformasyon Bakanı Ataullah Tarar, Başbakan Özel Danışmanı Tarık Fatemi ile birlikte çok sayıda üst düzey yetkili yer alıyor.

Arabuluculuk çabaları

Bu gelişme, Pakistan’ın Ortadoğu’yu etkileyen savaşın ardından oluşan gerilimi sona erdirmeye yönelik ABD ile İran arasında arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşandı. Bu süreç, geçici ve kırılgan bir ateşkes ile İslamabad’da gerçekleştirilen ilk tur görüşmelere de zemin hazırladı.

Pakistanlı siyaset analisti Dr. Ahmed el-Kureyşi, ziyaretin amacının İslamabad’ın İran’ın müzakere sürecindeki tutumuna ilişkin değerlendirmelerini Suudi liderliğine aktarmak ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin hayati meselelerinin Tahran ile yürütülen görüşmelere dahil edilmesi gerektiğini vurgulamak olduğunu söyledi.

vfdfd
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Suud bin Meşal bin Abdulaziz, Cidde’deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı’nda Şahbaz Şerif’i karşıladı. (Mekke Bölgesi Valiliği)

Suudi Arabistan ile Pakistan arasında uzun süredir devam eden güçlü ilişkiler, iki ülke arasında imzalanan stratejik anlaşmayla daha da ileri taşınmış; bu anlaşma kapsamında genişletilen savunma ortaklığı çerçevesinde, herhangi bir ülkeye yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının diğerine yapılmış sayılacağı kabul edilmişti.

Geçtiğimiz ay Pakistan Başbakanı, İran kaynaklı çatışmalar sırasında Suudi Arabistan’ın ‘dikkat çekici bir itidal’ sergilediğini belirterek, gerilimin acilen düşürülmesi gerektiğini vurgulamıştı.

12 Mart’ta Muhammed bin Selman ile Şahbaz Şerif arasında yapılan kapalı görüşmeye ilişkin Pakistan Başbakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, İslamabad’ın Suudi Arabistan’a ‘tam dayanışma’ ve zor koşullarda destek mesajı verdiği belirtilmiş, tarafların bölgesel barış ve istikrar için birlikte çalışma konusunda mutabık kaldığı ifade edilmişti.

Çok yönlü ilişkiler

Pakistan ile Suudi Arabistan, askeri-stratejik iş birliğinden ekonomik çıkarlara ve enerji tedarikine kadar uzanan çok boyutlu ve köklü ilişkilere sahip.

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı dün daha önceki gelişmeler kapsamında Pakistan’a 3 milyar dolar tutarında ek mevduat taahhüdünde bulunduğunu ve mevcut 5 milyar dolarlık finansman paketinin süresini üç yıl daha uzattığını açıkladı.

sdfvfd
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede... 12 Mart 2026 (SPA)

Açıklamada ayrıca, Suudi Arabistan’ın sağladığı mevcut 5 milyar dolarlık mevduatın artık önceki yıllarda olduğu gibi yıllık yenileme anlaşmasına tabi olmayacağı, bunun yerine daha uzun vadeli bir çerçevede devam edeceği belirtildi.

11 Nisan’da ise Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, iki ülke arasındaki ortak savunma iş birliği anlaşması kapsamında Pakistan’ın Suudi Arabistan’a güvenlik desteği sağlamak üzere askeri birlikler ve savaş uçakları gönderdiğini doğrulamıştı.


Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı, 2026 Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı

2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
TT

Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı, 2026 Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı

2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananları (SPA)

Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Muhammed bin Abdurrahman bin Abdulaziz dün akşam 2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri kazananlarını onurlandırdı. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in himayesinde başkent Riyad’da düzenlenen törene prensler, yetkililer, Suudi Arabistan’daki diplomatik misyon temsilcileri ile dünyanın farklı bölgelerinden aydınlar ve düşünürler katıldı.

Törende konuşan Kral Faysal Araştırma ve İslam Çalışmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Turki bin Faysal bin Abdulaziz, Kral Selman’a ödüle verdiği destekten dolayı teşekkür etti ve Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı’nın törene katılımını takdirle karşıladı.

Prens Turki bin Faysal, “Kral Faysal Ödülleri’nde bilimi onurlandırmayı ve insanlığın refahı için çalışan bilim insanlarını takdir etmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımda ülkemizin vizyonunu ve liderliğimizin halkına, bölgeye ve dünyaya hizmet etmeyi esas alan yönelimini örnek alıyoruz” ifadelerini kullanarak kazananları tebrik etti.

Kral Faysal Ödülleri Genel Sekreteri Dr. Abdulaziz es-Sebil ise, ‘İslam’a hizmet, İslami çalışmalar, Arap dili ve edebiyatı, tıp ve bilim’ alanlarında insanlığa katkı sağlayan öncü çalışmaları dolayısıyla yedi kazananı tanıttı.

sdvds
2026 Uluslararası Kral Faysal Ödülleri’nin kazananları, dün Riyad’da düzenlenen törenle onurlandırıldı. (SPA)

‘İslam’a hizmet’ ödülü iki isme verildi. Ödülü kazananlardan Abdullatif el-Fevzan, kalkınma ihtiyaçlarıyla bağlantılı nitelikli girişimleri desteklemeye dayanan özgün bir hayırseverlik yaklaşımı benimsemesi ve insani projelerin geliştirilmesi amacıyla Ecvad Vakfı’nı kurması dolayısıyla ödüle layık görüldü.

Ödülü kazanan diğer isim Mısır’daki el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muhammed Ebu Musa oldu. Ebu Musa, özellikle Kur’an’ın i‘cazını açıklamaya odaklanan belagat alanı başta olmak üzere Arap dili üzerine 30’dan fazla eser kaleme alması, Ezher Büyük Alimler Heyeti’nin kurucu üyeleri arasında yer alması, çok sayıda uluslararası bilimsel etkinliğe katılması ve Ezher Camii’nde klasik eserlerin şerhine yönelik yüzlerce ders vermesi nedeniyle ödüle layık görüldü.

‘İslami çalışmalar’ ödülü ise konusu ‘İslam dünyasında ticaret yolları’ olan çalışmalarıyla Dr. Abdulhamid Hammude’ye verildi. Fayoum Üniversitesi öğretim üyesi olan Hammude, İslam dünyasındaki kara ve deniz ticaret yollarını, bunların ağlarını ve uzantılarını; Doğu İslam coğrafyası, Irak, İran, Arap Yarımadası, Şam, Mısır ve Sahra bölgelerini kapsayacak şekilde bütüncül ve analitik bir yaklaşımla ele alan çalışmalarıyla öne çıktı.

sdvds
Uluslararası Kral Faysal Ödülleri, insanlığa hizmet etmeye ve bilgi birikimini artırmaya katkıda bulunan öncü başarıların takdir edilmesi amacıyla veriliyor. (SPA)

Aynı ödülü kazanan diğer isim ise Ürdün’deki Haşimi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muhammed Hüseyin oldu. Hüseyin, doğrudan arkeolojik saha çalışmaları ve GPS tabanlı hassas konumlandırma verileriyle desteklenen araştırmaları, ayrıntılı analitik haritalarla güçlendirilmiş bulguları ve Kur’an metni ile coğrafi-saha verilerini birleştiren yöntemiyle öne çıktı. Bu yaklaşımıyla Mekke kervan yolu olarak bilinen İlaf yolunu coğrafi ve tarihsel bağlamı içinde bilimsel bir perspektifle ele alan Hüseyin’in çalışması, Arap Yarımadası’ndaki erken dönem ticaret yollarının belgelenmesine önemli katkı sağladı.

‘Arap dili ve edebiyatı’ ödülü ise konusu ‘Fransızca yazılan Arap edebiyatı’ olan çalışmalarıyla Pierre Larcher’e verildi. Aix-Marseille Üniversitesi öğretim üyesi olan Larcher, Arap edebiyatını Fransız okuyuculara özgün ve yenilikçi bir yaklaşımla sunması, klasik Arap şiiri üzerine yüksek düzeyli akademik çalışmaları ve bu eserleri Fransız kültürel bağlamına uygun şekilde aktarmasıyla takdir topladı. Ayrıca, Muallakat’ın Fransızcaya çevirileri ve cahiliye dönemi şiirine yönelik bilimsel incelemeleri, onun eleştirel projesinin önemli parçaları olarak öne çıktı.

fdvfd
Kral Faysal Araştırma ve İslam Çalışmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Turki bin Faysal, ödülün insanlığa mutluluk getirmek için çalışan bilim insanlarını onurlandırdığını belirtti. (SPA)

‘Tıp’ ödülü, bu yıl ‘obezite tedavilerinde etkili keşifler’ temasıyla Prof. Dr. Svetlana Mojsov’a verildi. ABD’deki Rockefeller Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Mojsov, insan vücudunda pankreas, kalp ve beyinde reseptörleri bulunan biyolojik olarak aktif glukagon benzeri peptit GLP-1’in bir hormon olarak işlevini ortaya koyan öncü çalışmalarıyla ödüle layık görüldü. Biyokimya alanında ileri teknikler kullanan Mojsov’un çalışmaları, bu hormonun insülin salgısını güçlü biçimde tetiklediğini gösteren ayrıntılı fizyolojik araştırmaları da içeriyor. Bu bulguların, diyabet ve obezite tedavisinde yeni bir ilaç sınıfının geliştirilmesine önemli katkı sağladığı belirtiliyor.

‘Bilim’ ödülü ise bu yıl matematik alanındaki çalışmalarıyla Prof. Dr. Carlos Kenig’e verildi. ABD’deki Chicago Üniversitesi öğretim üyesi olan Kenig, özellikle doğrusal olmayan kısmi diferansiyel denklemler üzerine yaptığı analiz çalışmalarıyla modern matematikte önemli bir dönüşüme katkı sundu. Geliştirdiği yöntemlerin bugün yaygın biçimde kullanıldığı, akışkanlar mekaniğinden fiber optik teknolojilere ve tıbbi görüntülemeye kadar birçok alanda yeni araştırma imkânları açtığı ifade edildi.