Suudi Arabistan İcra İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dr. Halid el-Biyari, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Ekonomik etkiyi zirveye çıkarmak için askeri endüstrileri yerelleştirme yoluyla teşvik ediyoruz’

Suudi Arabistan İcra İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı, verimliliği artırmak ve geleceğe ayak uydurmak gerektiğini vurguladı.

Dr. Halid el-Biyari. (Suudi Savunma Bakanlığı)
Dr. Halid el-Biyari. (Suudi Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan İcra İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dr. Halid el-Biyari, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Ekonomik etkiyi zirveye çıkarmak için askeri endüstrileri yerelleştirme yoluyla teşvik ediyoruz’

Dr. Halid el-Biyari. (Suudi Savunma Bakanlığı)
Dr. Halid el-Biyari. (Suudi Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan İcra İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dr. Halid el-Biyari, askeri endüstrilerdeki kalkınmanın temel direklerinden birinin, bu endüstrinin yerelleştirilmesi olduğuna, bunun ekonomik etkiyi zirveye çıkaracağına dikkat çekti.

Suudi Savunma Bakanlığı’nın iddialı kalkınma programı kapsamında çalışma biçiminde radikal bir dönüşüm yoluyla tarihinin en kapsamlı kalkınma sürecine tanık olduğunu vurgulayan Biyari, dönüşümlerin modern idari temeller ve geleceği öngören ileri ilkeler üzerine inşa edildiğine dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Biyari, bakanlığın kalkınma programının beş ana hedefine ulaşmak için 300'den fazla girişimle kurumsal dönüşümde önemli adımlar attığını söyledi. Program kapsamında ortak operasyonel mükemmelliğe ve farklılığa ulaşılması, bireysel performansın geliştirilmesi, ekipman ve silahları yükseltilmesi, Savunma Bakanlığının organizasyonel performansının geliştirilmesi, harcamalardaki verimliliğin artırılması ve askeri üretimin yerelleştirilmesinin desteklenmesi üzerine durulduğunu da sözlerine ekledi.

Geliştirilen operasyonel modelin stratejik hedeflere ulaşma açısından oldukça önemli olduğunu anlatan Biyari, bakanlığın organizasyonel yapısının rehberlik, yetkilendirme ve kazanım işlevlerini yerine getiren üç uzman kurum şeklinde tasarlandığını belirtti. Bunların Bakanlığın Stratejik İşler Dairesi, Bakanlığın Tedarik ve Silahlanma Dairesi ve Bakanlığın Temeyyüz Hizmetleri Dairesi olduğuna değindi.

Gelişime yolculuk

Geçmiş yıllarda elde edilen başarıların bakanlığın çalışmalarında büyük bir gelişmeyi temsil ettiğini dile getiren Biyari sözlerine şöyle devam etti:

“Bakanlık şuan net planlar üzerinde çalışıyor. Her şey, tasarım yolculuğunun Veliaht Prens ve Başbakan Prens Muhammed bin Salman bin Abdülaziz tarafından denetlendiği entegre bir geliştirme programıyla başladı. Planlama aşaması 2015'ten 2018'e kadar üç yıl sürdü. 2018'in başında, Savunma Bakanlığında kalkınma programını uygulama yolculuğu, bu yöndeki belgeyi onaylayan bir kraliyet emrinin yayınlanmasıyla başladı.”

Bakanlığın Stratejik İşler Dairesi, kısa, orta ve uzun vadeli planlarla politika ve stratejiler geliştirmeye çalışıyor. Bakanlığın Temeyyüz Hizmetleri Dairesi ise bakanlığın ve silahlı kuvvetlerin tüm sektörlerindeki idari, teknik, mali ve teknik hizmetlerin merkezileştirilmesini destekliyor. Biyari’nin aktardığına göre Bakanlığın Tedarik ve Silahlanma Dairesi, ihale konusuyla ilgili her türlü hususa odaklanıyor.

Fotoğraf Altı: Biyari, World Defense Show 2024’e katıldı. (Suudi Savunma Bakanlığı)
Biyari, World Defense Show 2024’e katıldı. (Suudi Savunma Bakanlığı)

Biyari, Genelkurmay Başkanlığı'nın yeniden yapılandırılması ve müşterek kuvvetlerin oluşturulması ardından Suudi Savunma Bakanlığının kara, deniz, hava savunma kuvvetlerini kapsayan çeşitli kuvvetleri yeniden yapılandırma aşamasına başladığını söyledi.

Bakanlığın kurduğu kurumların özelliklerini anlatan Biyari açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Üç kurum 19 kamu dairesini içeriyor. Çoğu tamamen yeniden oluşturuldu. Artık tüm sektörler büyük bir entegrasyonla, güçler ayrılığı ve sektörler arası dengeyle faaliyet göstermekte. Bu da Bakanlığın organizasyon yapısını yönetişim ve karar alma açısından benzersiz kılıyor. Bakanlık, 37 uzman işlevsel konseye ek olarak, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdülaziz başkanlığındaki bir Savunma Konseyi ve beş ana uzman konsey dahil olmak üzere çok sayıda konsey aracılığıyla çalışıyor.”

Bu konseylerin, Savunma Bakanı'na sunmadan önce uygun gördükleri kararı almaya çalıştıklarını belirten Biyari, bu hususun karar alma süreçlerini daha etkin hale getirdiğini ifade etti. Bakanlıktaki çalışmaların tamamen kurumsal hale gelmesi nedeniyle bu adımların komite kavramını ortadan kaldırdığına inandığını da sözlerine ekledi.

Askeri endüstrilerin yerelleştirilmesi

Bakanlığın geliştirme programının başlatılması ve etkinleştirilmesiyle, askeri sanayilerin yerelleştirilmesi alanıyla ilgili paralel çalışmalar oluşturuldu. Askeri Endüstriler Genel Otoritesi, Savunma Geliştirme Genel Otoritesi ve Suudi Arabistan Askeri Endüstrileri Şirketi (SAMI), askeri endüstrileri geliştirmek, askeri sözleşmelerin ekonomik etkisini üst düzeye çıkarırken askeri hazırlığı artırmak ve Suudi ordusunun ve güvenlik güçlerinin ortak satın alma gücünden yararlanmak amacıyla kuruldu.

Fotoğraf Altı: Biyari geçen hafta Riyad'ın ev sahipliği yaptığı World Defense Show 2024’e katıldı. (Suudi Savunma Bakanlığı)
Biyari geçen hafta Riyad'ın ev sahipliği yaptığı World Defense Show 2024’e katıldı. (Suudi Savunma Bakanlığı)

Tüm çalışmaların ulusal savunma sistemi yapısı içerisinde yüksek verimlilik ve harcama düzeyine ulaşmayı ve ulusal askeri endüstrileri pekiştirmeyi amaçladığını doğrulayan Biyari, Savunma Bakanlığında yapılanlara benzer şekilde güvenlik sisteminin tüm sektörlerinde çeşitli geliştirme programlarının tüm hızıyla devam ettiğine dikkat çekti. Bu sistemlerin çalışmalarının verimliliğini artırma ve bu işletmelerin yönetimine yönelik en iyi uygulamaları oluşturma hedeflerine işaret etti.

Prens Muhammed bin Selman liderliğinde belirli hedefler üzerine inşa edilen stratejinin önemli bir kısmının bu endüstrinin yerelleştirilmesinde savunma bakanlığı ile diğer askeri ve güvenlik bakanlıklarının satın alım yeteneklerinden yararlanmanın önemine odaklandığını ifade eden Biyari, “Bakanlık ile askeri ve güvenlik sektörlerinin bu sistemin ana itici gücü olduğu bir dönemde Suudi Arabistan Askeri Sanayiler Genel Otoritesi (GAMI), Savunma Geliştirme Genel Otoritesi (GADD) ve SAMI’nin kurulmasının nedeni budur” vurgusunda bulundu.

Üretime katılım ve destek

Biyari açıklamasına şöyle devam etti:

“Şu an bakanlığın çalışmalarını yönlendiren stratejik hedeflerden biri askeri sanayi sektörünü kökleştirmektir. Bakanlık, birçok sistemin yerelleştirilmesi için Askeri Sanayiler Genel Müdürlüğü'ndeki meslektaşlarıyla birlikte yoğun bir şekilde çalışmaya başladı. Bu kapsamda sanayinin yerelleştirilmesi, verilen desteğin yerelleştirilmesi öngörülüyor. Örneğin World Defense Show’da imzalanan sözleşmelerin tümü gerek üretim gerek yerel destek hususunda endüstriyel katılımı içeriyor. Bu adımın iki temel hedefi var: Birincisi, silahlı kuvvetlerimizin askeri hazırlığının arttırılmasını destekleyen bir endüstriye güvenmek. İkincisi ise ekonomik etki. Zira bu projeler istihdam yaratır ve ekonomik hareketliliğin artmasına katkıda bulunur.”

Bakanlığın şu an ve geçmiş dönemlerde gerçekleştirdiği projelerde büyük başarılara imza attığını vurgulayan Biyari, sanayilerin yerelleştirilmesinin ve yerel içeriğin arttırılmasının önemine dikkat çekti. İş verimliliğiyle ilgili başka programlar da olduğuna değinen Biyari açıklamasının devamında şunları söyledi:

“Sadece satın almada değil, bir bütün olarak çalışmalarımızda etkinlik yaratmak, etkili olmak ve mevcut kaynaklardan yararlanma yeteneğimizi artırmak için birçok girişimde Harcama Verimliliği Kurumu ile yakın iş birliği içinde çalışıyoruz.”

Ülkesinin 1990'lı yılların başından bu yana askeri sanayi sektörüne yatırım yaptığını vurgulayan Biyari, Savunma Bakanlığı’nın bu alanda öncü olduğuna, şu an birçok şirketin ortaya çıkmasını sağlayan Ekonomik Dengeleme Programı’nın yürütüldüğüne dikkat çektiği açıklamasına şöyle devam etti:

“Stratejimiz, etkili yönetişime odaklanarak, lansmanı daha kapsamlı hale getirmeye yönelik bir çabayla ve bu sektörden beklenti tavanını yükselten liderliğin amaçlarına uygun olarak geçmişte inşa edilenlerden faydalanmak üzerine inşa edilmiştir.”

Altyapı

Askeri sanayi sisteminin, Suudi Silahlı Kuvvetleri’nin bilhassa sistem geliştirme gibi alanlardaki gereksinimlerinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Biyari, bunun askeri sanayi alanında sektöre yatırım yapmaya başlayan Suudi şirketlerinde de görüldüğünü hatırlattığı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Her zaman bu şirketlerin yanımızda olmasına odaklanıyoruz, böylece üzerinde çalıştıkları husus, neticede silahlı kuvvetlerin gereksinimlerini karşılıyor. Yaklaşık 18 yıldır askeri sektörde çalışmış biri olarak kaliteden taviz verilmemesi benim için önemli. Bu nedenle sektörümüzde kalitenin operasyonların merkezinde yer alması mühim. Ürünlerimizin kalite olarak diğerlerinden daha düşük olmamasının temel noktalardan biri olduğuna inanıyoruz. World Defense Show’da da gördüğümüz üzere, Suudi ürünlerinin gelişmiş ülkelerde geliştirilen ve üretilen ürünlerle kıyaslanabilir olduğunu kanıtlayan birçok başarılı deneyim var.”

Geliştirme sistemi ve gelecek tahmini

Bakanlık inşa sürecini sürdürürken Savunma Bakanlığındaki geliştirme programı yolculuğunu eksiksiz bir yapı olarak gören Biyari açıklamasının devamında “İnşanın yarısındayız. Ancak aslında iş yerinde daha fazla profesyonellik sayesinde gelişimin sonuçlarını görmeye başladık. Artık odak noktamız herhangi bir askeri sistemin neye odaklanması gerektiği üzerine. Herkes Savunma Bakanlığında yürütülen geliştirme süreçlerinin sonuçlarını fark etmeye başladı” ifadelerini kullandı.

Suudi liderliğinin desteğiyle Savunma Bakanlığının 10 yıllık planlarını ve bütçelerini oluşturmaya çalıştığını, bakanlığa ve askeri sanayiye planlama yeteneği kazandırdığını açıklayan Biyari, bu tür bir sektörün hedeflere ulaşmasının uzun zaman gerektirdiğini kaydetti.

Bakanlığın odaklandığı en önemli alanlardan birinin, Krallığı ve bölgeyi ilgilendiren savunma konularına odaklanan düşünce kuruluşlarının olduğunu açıklayan Biyari açıklamasına şöyle devam etti:

“İstikrarsız bir bölgede yaşıyoruz. Bu nedenle bölgedeki savunma ve jeopolitik durum konusunda geleceği öngörmek çok önemli. Bu durum bizi savunma alanında stratejik çalışmalar için bir merkez kurmaya yöneltti. Bu Bakanlığın yaptığı bir yatırım. Zirâ planların geleceği öngörmekten kaynaklanmasının önemli olduğunun bilincindeyiz.”

Kadroların yerelleştirilmesi

Biyari, herhangi bir sistemin başarısının insan kaynağına bağlı olduğunu vurguladı:

 “Savunma Bakanlığı, tarihinde gerek askeri gerek sivil sektörde insani boyuta en çok yatırım yapan bakanlıklardan biridir. Ülkenin en büyük ikinci sağlık sistemine sahiptir. Bakanlığın, Milli Savunma Bakanlığına bağlı sağlık sektöründe çalışan 65 bin çalışanı bulunmaktadır. Bakanlık çalışanlarının kuruluşundan bu yana elde ettiği başarılardan gurur duyuyoruz. Bakanlık gerek hava gerek deniz gerekse kara kuvvetlerinde askeri sistemde ulusal insan kaynağına çok fazla yatırım yaptı.”

Fotoğraf Altı: Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetler tatbikatı. (Suudi Savunma Bakanlığı)
Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetler tatbikatı. (Suudi Savunma Bakanlığı)

İnsan unsurunun her sistem için başarının temeli olduğunu, bakanlıkta kurulan yeni sistemin bakanlık dahili ve haricinden en iyileri çekerek yüksek profesyonellikle çalıştığını anlattı.

Suudi kadroların başarılarına işaret eden Biyari şunları söyledi:

“Şu an bizimle çalışan çalışma ekibiyle, ülkenin genç kadın ve erkekleriyle, çalıştığımız her bölgedeki yaratıcılıkla gurur duyuyorum. Fakhoor programıyla yeni mezunlara yatırım yapmaya başladık. Misyonu vatanın güvenliğini korumak olan bir sistemde çalışmaktan gurur duyuyorum. Ülkeden yaklaşık 200 genç erkek ve kadın da bu yönde katılım sağladı. Eğitim ve işbaşı programları aracılığıyla kalifiye hale geldiler. Bu gençler herkesin gözünü kamaştırdı. 140 bin başvuru arasından 200 genç seçildi. Kabul edilenlerin yüzde 65'i ülkenin genç kızlarıydı. Kapsamlı mülakat prosedürlerinden geçtiler. Bunun bir kısmı yapay zeka teknolojisi sayesinde gerçekleştirildi. Artık Savunma Bakanlığı sisteminin önemli bir parçası haline geldiler.”



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.