Suudi Arabistan, Yemen, Sudan ve Suriye'de sağlık sektörünü desteklemek için WHO ile 19 milyon dolar değerinde 5 program imzaladı

Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Yemen, Sudan ve Suriye'de sağlık sektörünü desteklemek için WHO ile 19 milyon dolar değerinde 5 program imzaladı

Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu, ortak programların imzalanmasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü ve bir dizi yöneticiyle birlikte (SPA)

Suudi Arabistan, Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) aracılığıyla, Cenevre'de düzenlenen 77’nci WHO Genel Kurulu çerçevesinde Yemen, Sudan ve Suriye için 19 milyon 496 bin dolar değerinde beş ortak uygulama programı imzaladı.

Beş anlaşma, KSRelief Genel Sorumlusu Dr. Abdullah er-Rabia ile WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından, Suudi Arabistan’ın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Abdulmuhsin bin Huseyle’nin huzurunda imzalandı.

scd vf
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Suudi Arabistan'ın ihtiyaç sahiplerinin sağlık durumunu iyileştirmek için uyguladığı tıbbi proje ve programlardan övgüyle bahsetti. (SPA)

Ghebreyesus, er-Rabia ile yaptığı görüşmede, iki taraf arasında sağlık alanında uygulanan yardım ve insani projelerle ilgili ortak çıkar konularını ve dünyanın dört bir yanındaki hasta ve yaralılara tıbbi yardım ulaştırma mekanizmasını ele aldıktan sonra, Suudi Arabistan'ın KSRelief aracılığıyla çeşitli ülkelerdeki ihtiyaç sahiplerinin sağlık durumlarını iyileştirmek için uyguladığı tıbbi proje ve programları övdü.

Söz konusu beş anlaşmadan ilki, Sudan'ın çeşitli eyaletlerindeki böbrek yetmezliği hastalarının ölümlerini azaltmak amacıyla, Sudan'daki diyaliz malzemesi eksikliğini gidermek üzere, yaklaşık 235 bin diyaliz hastasına yetecek diyaliz sarf malzemelerinin yanı sıra 100 diyaliz makinesi temin edilmesini ve 77 diyaliz merkezindeki sağlık personelinin 5 milyon dolar değerindeki maaşlarının ödenmesini öngörüyor.

İkinci anlaşma ise Suriye'deki depremzedelere toplam 4 milyon 746 bin dolar değerinde tıbbi yardım sağlayacak olup, depremden etkilenen bölgelerdeki 17 merkezi hastanenin ameliyathane, merkezi bakım, acil ve diyaliz bölümlerinde gerekli tıbbi ekipmanla donatılmasını kapsıyor. Ayrıca bu anlaşmayla, merkezi sterilizasyon bölümü, endoskopi, kardiyoloji ve laboratuvar bölümlerinin ekipmanla donatılması, iki CT SCAN makinesi, radyoloji bölümleri için ultrason ve eko makineleri, 10 ambulans ve çok sayıda ilacın temin edilmesi yoluyla kuzeybatı Suriye'deki sağlık tesislerinin desteklenmesi amaçlanıyor.

ynjumöıo
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi’nin (KSRelief), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile imzaladığı ortak programlardan birinin imzalanmasından (SPA)

Üçüncü anlaşma, Yemen'de beş yaş altı çocuklar arasında görülen kızamık salgınını ele almayı amaçlıyor. Toplam maliyeti 3 milyon doları olan bu anlaşma, 1 milyon 205 bin 336 Yemenli çocuğun aşılanması için bir kampanya başlatarak kızamığın yayılmasını azaltmayı, bin 125 sağlık merkezini çeşitli vilayetlerdeki vakaları tedavi etmek için gerekli ilaçlar, intravenöz solüsyonlar ve sarf malzemeleri ile donatmayı, seçilen bölgelerde sürdürülebilir rutin bağışıklama hizmetlerini sağlamak için soğuk zinciri destekleyecek ekipman satın almayı ve salgının yayılmasını sınırlamak için su ve çevre sağlığı sektörlerindeki temel faaliyetleri desteklemeyi amaçlıyor.

Dördüncü anlaşma, Yemen'deki en savunmasız nüfusa hizmet etmek üzere sürdürülebilir su temini ile sağlık tesislerinde su ve sanitasyon hizmetlerinin iyileştirilmesini öngörüyor. 3 milyon 750 bin dolar değerindeki bu anlaşma kapsamında 10 sağlık tesisinde pompa, su deposu ve bağlantı boruları da dahil olmak üzere güneş enerjisiyle çalışan kuyular açılacak.

Ayrıca 60 sağlık tesisine içme suyu temini, su kalitesinin izlenmesi ve arıtılmasının yanı sıra su tedarikinin işletilmesi ve bakımı konusunda eğitim, Hudeyde vilayetindeki el-Huha bölgesinde bir kule tankı inşası ve Marib vilayetindeki hastane ile Sana vilayetindeki Metne hastanesinde su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerinin iyileştirilmesi için rehabilitasyon sağlanacak.

sdv efbrg
Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) Genel Sorumlusu Dr. Abdullah er-Rabia ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus anlaşmalardan birini imzaladıktan sonra (SPA)

Beşinci ve son anlaşma, bir dizi önleyici ve tedavi edici faaliyet yoluyla Yemen genelinde koleranın yayılmasının sınırlandırılmasını, merkezi laboratuarlar için aşı, ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinin temin edilmesini, sağlık personeli için kişisel koruyucu ekipman sağlanmasını, aşılama kampanyaları ve hızlı müdahale ekiplerinin yanı sıra epidemiyolojik araştırma faaliyetleri için operasyonel bütçelerin ödenmesini ve su ve çevre sağlığı sektörlerindeki temel faaliyetlerin desteklenmesini öngörüyor.

Söz konusu yardımlar, Suudi Arabistan'ın insani yardım kolu KSRelief aracılığıyla ihtiyaç sahibi ülkelerdeki sağlık sektörlerini desteklemek, kapasitelerini güçlendirmek ve temel tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak üzere sağladığı insani yardım ve yardım çabalarının bir parçası.



Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, bölgede yaşanan güvenlik ve siyasi gelişmeler nedeniyle BAE vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak’a seyahatini yasakladığını duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu üç ülkede hâlihazırda bulunan BAE vatandaşlarına en kısa sürede ülkeden ayrılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönmeleri çağrısı yapıldı. Bu adımın, devletin yurt dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı ihtiyati tedbirler kapsamında olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, vatandaşların yayımlanan talimat ve uyarılara uymasının önemine dikkat çekerek, İran, Lübnan ve Irak’ta bulunanların durumlarının takip edilmesi ve ihtiyaç hâlinde gerekli desteğin sağlanabilmesi için bakanlıkla iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Kararın, son dönemde bölgede artan gerilim ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alındığı, birçok ülkenin de vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla benzer önlemler aldığı ifade edildi.


Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
TT

Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa’dan İran’a sert uyarı: Vatan her şeyin üzerindedir

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa, İran’a ülkesinin ve Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurma çağrısında bulunarak, "Vatan her şeyin üzerindedir ve tüm evlatlarının omuzlarında bir emanettir" mesajını verdi.

Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kral Hamed bin İsa, "Zorlukların vatanların üzerine çullandığı ve insanların karakterinin sınandığı anlarda, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar," dedi. Bahreyn’in güvenliğini, istikrarını ve halkının selametini hedef alan menfur İran saldırganlığının, vicdanını düşmana satanların sahteliğini ifşa ettiğini vurgulayan Kral Hamed, vatanın geçtiği bu sınavın bütün maskeleri düşürdüğünü belirtti.

İhanetin telafisi yoktur

Kral Hamed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz her türlü kalleş saldırıyı püskürtmek için sınırlarda teyakkuzda beklerken; vicdanını düşmana satmış az sayıda kişi, vatanın egemenliğini hiçe sayanlarla iş birliği içine girmiştir. Bu, ihanetlerin en büyüğü ve halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suçtur.

Yaşananlara karşı duyduğu büyük öfkenin tüm Bahreyn halkının öfkesinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kral, "Vatanın kaderinin emanet edildiği kişilerin vatanı sırtından bıçaklaması ve halkın kendisini temsil etmesi için seçtiği isimlerin, kamuoyu tarafından dışlanmış hainlerin yanında durması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Vatandaşlık bir ahittir

"Kamuoyunun bugün tek yürek olduğunu ve saldırganlarla iş birliği yapanların uzaklaştırılmasını talep ettiğini belirten Hamed bin İsa, "Vatanına ihanet edenler, bu topraklarda yaşama onurunu hak etmiyor. Vatandaşlık sadece bir kâğıt parçası değil, bir ahit ve sözleşmedir. Bu sözleşmeyi bozan, hakkını kendi eliyle kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

Bazı milletvekillerinin, vatanın kalkanı olmak yerine hainlerin safında yer almasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Kral Hamed, "Vatana saldıranların yanında durmayı tercih edenler, gidip onlara katılsınlar. Düşmanlarımıza sadakat gösterenlerin aramızda yeri yoktur" dedi.

Caydırıcı tedbirler ve ordu mesajı

Bütün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) halklarının; hainler hakkında verilen hapis, vatandaşlıktan çıkarma ve pasaport iptali kararlarını güçlü bir şekilde desteklediğini, hatta daha fazlasını talep ettiğini savunan Kral, bu caydırıcı önlemlerin bir "intikam" değil, sadık vatandaşları korumak için bir "emniyet supabı" olduğunu söyledi. Kral, bu adımların atılmaması durumunda, silahlı kuvvetlerin savunma zarureti gereği askeri kurallar çerçevesinde yönetime el koymak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Milletvekillerine iki yol: Ya özür ya sürgün

Söz konusu milletvekilleri önünde iki yol olduğunu vurgulayan Kral Hamed bin İsa şunları kaydetti: "Önlerinde üçüncü bir yol yok; ya Bahreyn halkından açıkça özür dileyip güven köprülerini yeniden kuracaklar ya da ihanetleri nedeniyle yargı kararıyla ülkeden sürülenlerin yanına gidecekler. Meclis bir emanettir ve temsil yetkisi, eli vatan ihanetine bulaşmış kişilerin taşıyabileceği bir şeref değildir."

Hürriyet kaos değildir

Ülkenin bugün her zamankinden daha fazla özgür ve sorumlu görüşlere ihtiyaç duyduğunu belirten Kral Hamed, Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özgürlük kaos demek değildir, değerlere dil uzatmak veya vatana ihanet etmek hiç değildir. Vatan her şeyin üzerindedir ve Bahreyn’in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğiz. Herkes vatan sevgisini öğrenmelidir; gerçek vatandaş, vatanını dilinde değil, kalbinde taşıyan ve gerekirse onun için canını feda edendir."


Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.