Dünya ülkeleriyle bilimsel ve kültürel iletişim için bir köprü olarak Ummul Kura Üniversitesi Yabancı Dil Olarak Arapça Öğretimi Enstitüsü

Dünya ülkeleriyle bilimsel ve kültürel iletişim için bir köprü olarak Ummul Kura Üniversitesi Yabancı Dil Olarak Arapça Öğretimi Enstitüsü
TT

Dünya ülkeleriyle bilimsel ve kültürel iletişim için bir köprü olarak Ummul Kura Üniversitesi Yabancı Dil Olarak Arapça Öğretimi Enstitüsü

Dünya ülkeleriyle bilimsel ve kültürel iletişim için bir köprü olarak Ummul Kura Üniversitesi Yabancı Dil Olarak Arapça Öğretimi Enstitüsü

Suudi Arabistan Kültür Ataşesi Doç. Dr. Faysal bin Abdurrahman Usra

Hadımul Haremeyn eş-Şerifeyn Efendimiz Kral Selman bin Abdulaziz Al-Suud ve Veliaht Prens ve Başbakan Majesteleri Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al-Suud’un - Allah onları korusun ve gözetsin - önderliğinde, değerli ülkemiz, Arap diline yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde hizmet etme, farklı kültürler ve halklar arasındaki iletişim köprülerini güçlendirme noktasındaki tarihi öncü rolünü pekiştirmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Bunun için Arap diline önem vermekte, onu korumakta, desteklemekte, güçlendirmekte, yaygınlaştırmakta, bilginlerine ve öğrencilerine saygı gösterip onları onurlandırmaktadır. Bahsi geçen çabalar, bu ilgiyi vurgulayan Krallığın iddialı 2030 Vizyonu hedefleri ve temelleriyle de uyumludur. 2030 Vizyonu Suudi Arabistan ulusal kimliğinin bileşenlerinden biri olduğu ve Yüce Allah bu dili pek çok ve büyük ayırt edici özellikle donattığı için Arapça diline özen gösterilmesinin gerekliliğine de işaret etmiştir. Allah bu dili Kuran-ı Kerim’in dili kıldı, kabul görmesini takdir etti ve yeryüzünde yayılmasını kolaylaştırdı. Yüce Allah onu koruyup gözeteceğini vaat etti. Onun halkının arasından resullerin en şereflisi, Efendimiz, Şefaatçimiz, Resulümüz ve Nebimiz Hz. Muhammed’i (s.a.v.) gönderdi.

“Ummul Kura (Umm Al-Qura) Üniversitesi'nde Anadili Olmayanlara Arapça Öğretme Enstitüsü” değerli ülkemizin çabalarına ve soylu Arap ve İslam prensiplerini ve değerlerini aşılama konusundaki artan ihtimamına nitelikli ve önemli bir katkıyı temsil etmektedir. Ülkemiz bunun için Arapça dilini çeşitli alanlarda desteklemeye ve anadili Arapça olmayanlara yönelik Arapça dil öğretim programları hazırlamaya çabalamaktadır. Suudi Arabistan üniversitelerinde Arapça dilinin öğretilmesi için fakülte ve bölümler kurmak, ana dili Arapça olmayıp Arapça öğrenmek isteyenler için bir dizi yerel enstitü ve merkez açmak, dilin öğretilmesi ve bu konuda yapılacak çalışmalara ve araştırmalara zemin hazırlamak amacıyla birçok uluslararası merkez ve enstitü kurmak, birçok ülke ve devlette bu konuyla ilgilenenleri desteklemek de bu çabalara dahildir. Bu büyük, pratik ve sahada hayata geçirilen çabalar; sağgörülü liderliğimizin -Allah yardımcısı olsun- İslam ve Arap dünyasının, hatta tüm insanlığın yararına olan karşılıksız cömertliği ve fedakarlığı sürdürme, iddialı 2030 Vizyonu’nun hedeflerini pekiştirme konusundaki arzunu somutlaştırmaktadır. 2030 Vizyonu da Suudi Arabistan ulusal kimliğinin bileşenlerinin önemli bir parçası olan Arapça diline özen gösterilmesinin gerekliliğine değinerek, Krallığın Kuran diline verdiği önemin boyutunu teyit etmektedir.

Milli Eğitim Bakanı ve Üniversiteler Konseyi Başkanı Sayın Yusuf bin Abdullah el-Binyan'ın himayesinde, Ummul Kura Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Maadi bin Muhammed el-Mezheb'in doğrudan gözetimi altında ve genç üniversitemiz Ummul Kura ile üniversite bünyesindeki Anadili Olmayanlara Arapça Öğretme Enstitüsü adlı büyük yapı aracılığıyla,  değerli Krallığımız, dünyanın dört bir yanındaki Müslüman evlatlarına yıllık burslar sunmaktadır. Burs programı şunları içermektedir; ücretsiz eğitim, bekar öğrenciler için ücretsiz konaklama, evli olup eşleriyle burs alan ve birbirleriyle koordineli çalışmak isteyen öğrenciler ise kendi imkânlarıyla konaklayabilirler. Öğrenci başına aylık 850 Suudi Arabistan riyali değerinde maddi destek, derslere katılımda düzenli öğrencilere yaz tatilinde ailelerini ve yakınlarını ziyaret edebilmeleri için her yıl gidiş-dönüş ücretsiz bilet, ücretsiz eğitim kitapları, üniversiteye ait tıp merkezinde veya devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi imkânı. Üniversite restoranında öğrencilere sembolik bir ücret karşılığında yemek imkânı sunma, ana dili Arapça olmayanlara Arapça öğretecek uzman öğretmenler sağlama, öğrencilerin dili anlamalarına yardımcı olmak için dil laboratuvarları hazırlama, eğitim araçları için bir bölüm kurma, Arapçayı Arap olmayanlara öğretmeye odaklanan bilimsel bir kütüphane sunma. Dil öğrenimini hiçbir dersten kalmadan yüksek bir başarı ile tamamlayan öğrenciler, üniversitenin fakültelerinden birinde öğrenimlerine devam ederek mevcut uzmanlık alanlarında (Arap Dili ve Edebiyatı, İslam Şeriatı, Davet ve Din Esasları) lisans derecesi alabilirler.

Böylelikle fakülte, enstitü ve merkezlerin dekanlarından ve yöneticilerinden oluşan kurmayları ile birlikte Sayın Rektörü’nün liderliğinde Ummul Kura Üniversitesi yönetimi, üniversite içindeki bu prestijli Anadili Olmayanlara Arapça Öğretme Enstitüsü’nün, ana dilimiz olan Arapça ve onu Arap olmayanlara öğretmeye yönelik büyük misyonunu yerine getirmesi için tüm insani kapasiteyi, maddi ve teknik imkânları sunmak için her türlü çabayı göstermektedir. Uzman ve nitelikli akademik kadromuz ve ileri teknolojik tekniklerle, bu büyük eğitim kurumunun kendisine verilen rolleri en mükemmel ve en güzel şekilde yerine getirmesi, Arapça öğrenmek ve ana dili Arapça olmayanlara dili öğretmek için küresel bir merkez, dünya çapında Arapça öğretiminde önemli bir dil ve kültür kaynağı olmak için gayret etmektedir. Bu çaba ve gayretlerinde Enstitü’nün “Arapça dilini ana dili olmayanlara ileri teknolojiler kullanarak öğretmek ve öğrenmek için küresel bir adres” olduğu mesajına dayanmaktadır. Değerlerimiz ise şunlardır: İslam'ın yayılmasına katkıda bulunmak, Arapça dilini öğretmek ve öğrenmekle gurur duymak, performansta ustalık ve kalite, diğer kültürlerle etkili iletişim, yenilik ve sürekli gelişim, ortak ekip çalışması. Bir dizi hedefi gerçekleştirmek isteyen Enstitü’nün hedefleri arasında şunlar da yer almaktadır: Müslümanlar arasında ana dili Arapça olmayanlara Arapça dilini ve edebiyatını öğretmek, onlara İslam'a hizmet etmek ve yaymak için yeterli İslami eğitim vermek, onlara üniversitenin bölümlerinden birine girmeye hak kazandırmak, ana dili olmayanlara Arapça öğretecek uzman öğretmenler yetiştirmek, ana dili Arapça olmayanlara Arapça öğrenme ve öğretme müfredatları ve yöntemleri geliştirmek için araştırma ve saha deneyleri yapmak, Arapça dilinin öğretimi ve İslam davetinin yaygınlaştırılması alanında İslami kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak, Enstitü ile alanında uzmanlaşmış bilimsel kuruluşlar arasında Arapça bilmeyenlere Arapça öğretimi alanında bilimsel uzmanlık alışverişinde bulunmak, İslam ülkelerinde Arapça bilmeyenlere yönelik Arapça öğretmenliği eğitimleri düzenlemek.

Başarı ve hidayet Allah'tandır.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Makkahnews'ten çevrilmiştir.



Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan’da kamu maliyesi sistemi, Bakanlar Kurulu’nun Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirdiği son toplantıda kabul edilen güncellenmiş Devlet Gelirleri Sistemi’yle birlikte sistematik düzenlemelerde yeni bir aşamaya geçti. Söz konusu yasal düzenleme, yalnızca harç tahsilatına dayalı geleneksel anlayışın ötesine geçerek stratejik planlama ve kapsamlı mali yönetişim için bütünsel kurallar ortaya koyuyor ve kamu kaynaklarının yönetimindeki ekonomik felsefede köklü bir değişimi temsil ediyor.

Yeni sistem, sadece düzenleyici bir mekanizma olmakla kalmayıp, kamu gelir akışının tahmin aşamasından nihai mutabakatına kadar her adımı titizlikle yapılandırarak, orta ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği destekleyen bir güvence işlevi de görüyor.

Kapsamın genişletilmesi ve sermaye akışlarının yönetimi

Güncellenmiş sistem, tüm kamu mali akış kanallarını sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tutarak gelir şemsiyesini yapısal ve egemen kaynaklardan oluşan kapsamlı bir paketle genişletti. Bu şemsiye; en büyük egemen gücü oluşturan doğal zenginlikleri ve ulusal kaynakları kapsamasının yanı sıra petrol dışı genel bütçe finansmanının temel kaynaklarını teşkil eden harç, vergi, mali yükümlülük ve ücretleri de içeriyor.

csdvdfbg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında salı günü düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)

Sistem ayrıca, özel sektörün gayri safi yurt içi hasıladaki (GSYİH) payını artırmayı hedefleyen Vizyon 2030 amaçlarıyla tam uyumlu bir şekilde, özelleştirme gelirleri ile özel sektör ortaklıklarını bağımsız ve belirgin bir kalem olarak sisteme dahil etti.

Düzenleme; satış ve kiralama işlemlerinin kontrol altına alınması yoluyla devlet varlık ve mülklerini, çeşitli finansman ve yatırım gelirlerini kapsayacak şekilde genişliyor. Bunun yanı sıra para cezaları, yaptırımlar, tazminat, bağış, hibe, vasiyet, vakıf gelirleri, zekât fonları ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan diğer tüm gelir kanalları da bu düzenleme kapsamında yer alıyor.

10 yıllık gelir tahmini

Bu sistemin getirdiği en önemli yapısal dönüşümlerden biri de öngörüye dayalı zaman boyutu. Yeni düzenleme, bütçe tahmin sürecini kısa vadeli yıllık çerçevelerden daha geniş stratejik ufuklara taşıyor. Sistem, Maliye Bakanlığı’na, çeşitli kamu kurumları tarafından sunulan veri, tahmin ve planlara fiilen dayanarak devlet gelirlerini 10 mali yıla kadar uzanan bir süre için tahmin etme konusunda yasal yetki veriyor.

Söz konusu mekanizma, Maliye Bakanlığı’nın bu tahminleri periyodik olarak veya yerel ya da küresel piyasalarda meydana gelebilecek beklenmedik ekonomik ve mali gelişmeler doğrultusunda gözden geçirip güncellemesine olanak tanıyan yüksek bir esnekliğe sahip. Bu durum, mali öngörülerin doğruluğunu artırırken genel bütçedeki tahmini sapmaları da en aza indiriyor.

Sistem ayrıca gelirlerin tahsilat mekanizmalarını da düzenliyor. Bu doğrultuda kamu kurumları, hak edilen gelirleri belirlenen süreler içinde tahsil etmek, bunları ilgili mali yıl içinde kayda geçirmek ve tüm gelirlerini uygulama yönetmeliğinde belirtilen takvime uygun olarak Maliye Bakanlığı’nın Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki hesabına aktarmakla yükümlü kılınıyor.

Borç tahsilatı

Kamusal alacaklar hususunda ise sistem, ilgili kurumlara borcun muaccel olduğu günü takip eden iş gününde borçludan talepte bulunma yükümlülüğü getiriyor. Sisteme göre, talep tarihinden itibaren 45 iş günü içinde ödeme yapılmaması durumunda, borcun tahsili için gerekli yasal işlemler başlatılacak.

Düzenleme ayrıca devlet alacaklarının yönetiminde esneklik de sağlıyor. Bu kapsamda, acil durumlarda borç tahsilatının bir yılı geçmeyecek şekilde ertelenmesine izin verilirken, devlet alacaklarının imtiyazlı alacak statüsünde olduğu, tahsilatta öncelik taşıdığı ve zaman aşımına uğramayacağı vurgulanıyor.

Sistem borçların silinmesi ve taksitlendirilmesi konularına da belirli esaslar getiriyor. 1 milyon riyali aşmayan borçlar, borçlunun ödeme acziyetinin kanıtlanması gibi belirli şartlar çerçevesinde kısmen veya tamamen silinebiliyor. 1 milyon riyali aşan borçların silinmesi için ise Maliye Bakanı’nın tavsiyesi üzerine Başbakan’ın onayı şart koşuluyor.

Bununla birlikte, 1 milyon riyali aşmayan borçların 5 yıla kadar taksitlendirilmesine izin verilirken, bu tutarı aşan veya 5 yılı geçen taksitlendirme işlemleri Maliye Bakanı veya yetkilendireceği kişinin onayıyla gerçekleştirilecek. Bu durumda taksitlendirme süresi hiçbir şekilde 25 yılı geçemeyecek.

Tahsilattan gelir yönetimine

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yeni sistemin devlet kaynaklarının yönetiminde köklü bir dönüşümü temsil ettiğini; odağın yalnızca gelir tahsilatından çıkarılarak planlama, tahmin, tahsilat ve alacak yönetimini kapsayan bütünsel bir mekanizmaya kaydırıldığını belirtti. Bu adımın kamu maliyesinin etkinliğini artırması ve Suudi Arabistan’daki mali sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemesi bekleniyor.

Bu çerçevede Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin kamu gelirlerinin yönetiminde çok daha kapsamlı bir modele geçiş anlamına geldiğini ifade etti. El-Mir, bu modelin gelirlerin tahmin edilmesi ve planlanmasıyla başlayıp, tahsilat süreçleriyle devam ettiğini ve nihayetinde borç-alacak yönetimi ile performans denetimiyle tamamlandığını kaydetti.

El-Mir ayrıca, “Güncellenen sistem, yalnızca gelir tahsilatına odaklanan geleneksel bir yapıdan; tahmin ve planlamadan başlayıp tahsilata, oradan da borç ile alacak yönetimi ve performans denetimine kadar uzanan devlet gelir döngüsünün eksiksiz yönetildiği dinamik bir modele geçişi simgeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

csdfvbtrgn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, 2026 Bütçe Forumu’nda konuşuyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

El-Mir, sistemin getirdiği en belirgin dönüşümlerin, gelirlerin stratejik bir şekilde yönetilmesine geçiş olduğunu vurguladı. Eski sistemin daha ziyade gelirlerin tespiti ve muaccel alacakların tahsiline odaklandığına işaret eden el-Mir, yeni sistemin ise orta ve uzun vadeli mali planlama kavramını getirdiğini belirtti.

Sistemin kamu kurumlarına, gelirleri 10 yıla varan süreler için tahmin etme ve ekonomik değişkenler meydana geldiğinde bunları yeniden değerlendirme imkânı sunduğuna dikkat çeken el-Mir, bu durumun ‘kamu gelir tahminlerinin doğruluğunu artırmaya, orta ve uzun vadeli bütçe hazırlıklarını iyileştirmeye ve mali riskleri yönetme kapasitesini güçlendirmeye doğrudan yansıyacağını’ açıkladı.

Finansal verimliliği desteklemek

El-Mir, yeni sistemin tahmini gelirler ile tahsil edilen gelirler arasındaki farkı azaltarak mali etkinliğin artırılmasına katkı sağlayacağını, ayrıca kamusal alacakların muaccel olduğu andan itibaren daha hızlı talep edilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.

Yeni düzenlemenin kamu kurumlarını gelir tahmin süreçlerine katılmaya ve ihtiyaç halinde gelirleri artıracak uzmanlaşmış birimler kurmaya zorunlu kıldığını belirten el-Mir, bu durumun kurumların kendi mali kaynaklarını yönetme sorumluluğunu güçlendireceğini ve tahsilat etkinliğini artıracağını ifade etti.

Petrol dışı gelirler hususunda da sistemin etkisinin olumlu olacağını öngören el-Mir, düzenlemenin kamu kurumlarına gelirleri sadece tahsil etme değil, aynı zamanda bu gelirleri doğrudan geliştirme ve büyütme sorumluluğu da yüklediğini kaydetti.

El-Mir, “Petrol dışı gelirlerin artırılması yalnızca yeni harçlar veya gelir kaynakları ihdas edilmesine dayanmıyor; aksine mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin artırılması, tahsilat mekanizmalarının ve kamu alacaklarının yönetiminin iyileştirilmesiyle de doğrudan ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Sistem uyarınca kamu kurumlarının herhangi bir harç, mali yükümlülük veya vergi önermeden önce fizibilite çalışmaları ve analizler yapmakla yükümlü kılındığına dikkat çeken el-Mir, bu sayede gelir artırımı ile ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi arasında bir denge kurulmasının kolaylaşacağını belirtti.

El-Mir ayrıca, özelleştirmeden elde edilen mali gelirlerin bağımsız bir gelir kaynağı olarak eklenmesinin, Vizyon 2030 hedefleri kapsamındaki özelleştirme ve özel sektör ortaklığı programlarıyla tam bir uyum sergilediğine işaret etti.

Sorumlulukların netleştirilmesi ve yönetişimin güçlendirilmesi

Diğer yandan Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güncellenen sistemin gelir tahsilatı anlayışından devlet gelir döngüsünün bütünsel bir şekilde yönetilmesine geçişi sağlayan niteliksel bir sıçrama olduğunu belirtti. El-Attas, bu sürecin gelirlerin tahmin edilmesi, kaydedilmesi ve takip edilmesinden başlayarak tahsilatına ve gecikmiş alacakların çözüme kavuşturulmasına kadar uzandığını ifade etti.

Sistemin, kamu kurumlarının sorumluluklarını daha net belirlemeye ve uygulama farklılıklarını azaltıp tahsilat etkinliğini artıracak şekilde prosedürleri tek tipleştirmeye katkı sağladığını açıklayan el-Attas, bu durumun mali planlama kalitesini artıracağını, kayıpları azaltacağını ve mali disiplini güçlendireceğini öngördüklerini kaydetti.

Petrol dışı gelirlerin artırılmasının yalnızca yeni gelir kaynakları eklemekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin yükseltilmesine de dayandığına işaret eden el-Attas, tahsilat mekanizmalarının iyileştirilmesinin, ödeme gecikmelerinin azaltılmasının ve kamu alacaklarının daha etkin bir şekilde yönetilmesinin, gelir artışını sürdürülebilir kılacağını vurguladı.

El-Attas ayrıca, kamu kurumları arasındaki rollerin netleşmesinin şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyini artıracağını, her kurumun kendi gelirlerini yönetmedeki performansının ölçülmesini kolaylaştıracağını ve gelir tahmini, tahsilat ve alacakların işlenmesinde standart kriterler uygulanarak mali yönetişimin etkinliğini yükselteceğini sözlerine ekledi.

Borç ve alacakların yönetiminde daha fazla esneklik

Devlet alacaklarının yönetimi hususunda ise el-Attas, yeni sistemin borçluların durumunu gözeten bir yaklaşımla tahsilat etkinliğini artırma arasında denge kurduğunu belirtti. Bu kapsamda, belirlenen esaslar çerçevesinde yapılandırma ve taksitlendirme gibi araçların sunulmasının, borçluların yükümlülüklerine gönüllü uyumunu artıracağını, ödeme düzensizliklerini ve olası ihtilafları ise azaltacağını vurguladı.

Sistemin acil durumlarda esneklik sağladığına dikkat çeken el-Attas, tahsilatın belirli bir süre ertelenmesi imkanının yanı sıra belirlenen şartlar dahilinde kısmi veya tamamen borç silinmesine izin verildiğini, bu kararlardan önce de borçlunun ödeme gücünün titizlikle incelendiğini açıkladı.

El-Attas, yeni sistemin devlet haklarının tahsilat etkinliğini artırarak ve borç birikiminin önüne geçerek modern bir kamu gelir yönetimi modeli sunduğunu; bu süreçte ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin korunduğunu ve petrol dışı ekonominin büyümesinin desteklendiğini sözlerine ekledi.


İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
TT

İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)

İran, dün sabaha karşı bölgedeki askeri gerilimi artırmayı sürdürerek Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef aldı; ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımını da hedef alan saldırılar düzenledi.

Bahreyn, İran'a ait çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hedeflerine ulaşmadan önce imha edildiğini açıkladı. Manama yönetimi, askeri hazırlık seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını belirterek, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

Ürdün de İran topraklarından ateşlenen ve hava sahasına giren dört füzenin önlenerek düşürüldüğünü, olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadığını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri ise ulusal tankerleri "Mombasa" ve "Al Bahiyah"ın, Umman kara suları içinde Hürmüz Boğazı'nın güney geçidinde seyir halindeyken İran'a ait iki seyir füzesiyle hedef alındığını açıkladı. Saldırıda mürettebattan bir kişi hayatını kaybederken, 4’ü ağır olmak üzere 8 kişi yaralandı. İki tankerde de maddi hasar meydana geldi. Abu Dabi saldırıyı kınayarak, ülkenin güvenliğini korumak için gerekli bütün tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Kuveyt ordusu da dün akşam yaptığı açıklamada, ülke hava sahasına yönelik hava saldırılarının püskürtüldüğünü açıkladı.


Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
TT

Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)

Kuveyt İtfaiye Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed el-Garib, ülkedeki bir noktada çıkan yangının kontrol altına alındığını ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Kuveyt haber ajansı KUNA'dan aktardığına göre, Garib, yangının "İran tarafından gerçekleştirilen düşmanca saldırılar kapsamında" hedef alınan bir bölgede çıktığını belirtti.

Sözcü, operasyona ordu ve Ulusal Muhafızlar itfaiye ekiplerinin desteğiyle altı ekibin katıldığını ifade etti.