Suudi Arabistan: Bölgesel güvenlik Filistin meselesine adil bir çözüm bulunmasını gerektiriyor

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Suriye ekonomisinin toparlanmasını hızlandırmaya yönelik çabaların sürdürülmesini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde'de Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde'de Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Bölgesel güvenlik Filistin meselesine adil bir çözüm bulunmasını gerektiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde'de Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde'de Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu dün yaptığı açıklamada, Ortadoğu’nun güvenliğinin, Filistin meselesine uluslararası meşruiyet kararları ve Arap Barış Girişimi doğrultusunda adil ve kapsamlı bir çözüm bulunmasını ve 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulmasını gerektirdiğini vurguladı.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında Cidde'de düzenlenen oturumda Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan'ın Suriye ekonomisinin toparlanma sürecini hızlandırma çabalarının devam edeceğini vurguladı. Bakanlar Kurulu, bölgesel ve uluslararası finans kuruluşlarına ülkedeki faaliyetlerini yeniden başlatma ve genişletme ve halkın umut verici bir gelecek ve iyi yaşam özlemlerini destekleme çağrısını yineledi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşmeler hakkında Bakanlar Kurulu'na bilgi verdi. Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan-Hindistan Stratejik Ortaklık Konseyi'nin ikinci toplantısının sonuçlarını ve iki ülke arasında artan ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin yanı sıra diğer alanlarda ikili iş birliğini geliştirme çabalarını övdü.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan'ın bölgesel ve uluslararası toplantılara katılımını ele alarak, mevcut zorlukların üstesinden gelinmesi ve dünya çapında istikrar ve refahın sağlanmasına yönelik kolektif eylemi destekleme çabalarının altını çizdi.

grthyju
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın başkanlığında dün Cidde'de düzenlenen Bakanlar Kurulu oturumundan (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Vizyon 2030’un 2024 yılı raporuna göre dokuzuncu yılında ulusal program ve stratejilerin hedeflerinin yüzde 93'üne ulaşarak ya da bu hedefleri aşarak ana hedeflerine ulaşmaya yaklaşan Vizyon 2030'un başarılarına katkıda bulunan devlet kurumlarının çabalarını takdirle karşıladığını, daha fazla başarı ve her düzeyde ilerleme ve liderliğin devam etmesini beklediğini ifade etti.

Vizyon 2030'un 2026'daki üçüncü aşaması, dönüşümün etkisini sürdürmeye, yeni büyüme fırsatlarından yararlanmaya, devam eden girişimleri takip etmeye ve güçlendirmeye ve ekonomiyi daha da çeşitlendirmek ve büyütmek için plan ve programları uyumlu hale getirmeye odaklanacak.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan'da istatistik çalışmalarının kuruluşunun 65. yıldönümüne denk gelen ve bu sektörle ilgili uluslararası göstergelerde niteliksel bir sıçrama ile sürdürülebilir kalkınma, hizmet kalitesinin artırılması ve ekonomik ve sosyal büyümenin teşvik edilmesindeki rolü ile Riyad'daki Suudi Arabistan İstatistik Forumu sonuçlarını ele aldı.

Bakanlar Kurulu üyeleri, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın vatandaşlar için iyi bir yaşamı teşvik etme konusundaki sürekli istekliliğinin bir parçası olarak Sakan'a yaptığı bir milyar riyallik cömert bağışı ve ülkenin çeşitli bölgelerindeki hak sahibi ailelere yeterli konut sağlamayı amaçlayan konut dosyası ve projelerine gösterdiği sürekli ilgiyi takdir etti.

dfghyju
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde'de Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, hükümet ile Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (INTERPOL) arasında Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi için Suudi Arabistan topraklarında bir INTERPOL bölge ofisi kurulmasına ilişkin ev sahibi ülke anlaşmasının ve Suudi Arabistan Gümrük İdaresi ile Mısır Gümrük İdaresi arasında akredite ekonomik operatör programlarının karşılıklı tanınmasına yönelik bir anlaşmanın onaylanması da dahil olmak üzere bir dizi karar aldı.

Bakanlar Kurulu, Hindistan ile ekonomik araştırma ve çalışmalar alanında bir mutabakat zaptı taslağını onaylayarak Ekonomi ve Planlama Bakanı’na imzalama yetkisi verirken, Ürdün ile maden zenginliği alanında, Zambiya ile turizm alanında, Bahreyn ile KOBİ ve startup geliştirme alanında, Fas ile e-devlet ve vergi idaresi alanlarında, Çin ile meteoroloji alanında, Endonezya ile arşivleme ve kayıt yönetimi alanında, Riyad Belediyesi ile Kore'nin Seul Şehir Yönetimi arasında şehir yönetimi ve işletimi alanında ve Suudi Telekomünikasyon Şirketi ile Hindistan Telekom Düzenleyici Kurumu arasında iş birliği mutabakat zabıtlarını da onayladı.

Bakanlar Kurulu, boş arsa bedelleri sisteminde değişiklik yapılmasını, Yatırım Bakanlığı'nın teşkilat yapısının ve kılavuzunun güncellenmesini, Suudi Arabistan İç Denetçiler Derneği'nin bir ‘otoriteye’ dönüştürülmesini, iç denetim mesleği için lisans verme yetkisinin Ticaret Bakanlığı'ndan alınarak bu kuruma verilmesini, Cidde Kalkınma İdaresi ve Rekabet Kurumu'nun önceki iki mali yıla ait kesin hesaplarının onaylanmasını, 15. ve 14. rütbelerdeki terfiler ile büyükelçilik kadrolarını onayladı.

Bakanlar Kurulu ayrıca, Tarımsal Kalkınma Fonu, Ummu’l-Kura ve Prens Sattam bin Abdulaziz üniversitelerinin yıllık raporları da dahil olmak üzere gündemindeki genel konuları gözden geçirdi ve bunlar hakkında gerekli adımları attı.



Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Fransa Cumhurbaşkanı, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Fransa Cumhurbaşkanı, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bu sabah bir görüşme gerçekleştirdi. Suudi Arabistan Basın Ajansı SPA’nın bildirdiğine göre görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve bunların çeşitli düzeylerdeki yansımaları ele alındı.

Cumhurbaşkanı Macron, Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde Fransa'nın Suudi Arabistan ile dayanışmasını ve İran'ın Krallığı hedef alan tekrarlanan saldırılarını kınadığını yineledi.

Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesinin Suudi Arabistan'ın egemenliğini korumak, güvenliğini sağlamak, topraklarını ve hava sahasını korumak için aldığı önlemlere yönelik dayanışmasını ve desteğini vurguladı.


Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
TT

Körfez’den gelen son LNG sevkiyatlarının varışına az bir süre kala dünya ciddi bir krizle karşı karşıya

Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Tayvan’daki Guantang sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) alım istasyonunun girişinde bekleyen bir güvenlik görevlisi (Reuters)

Küresel enerji piyasası kritik bir dönemeçten geçiyor. Raporlara göre, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithal eden ülkeler önümüzdeki 10 gün içinde ciddi bir arz açığı ile karşı karşıya kalabilir. Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre bu tarih, askeri operasyonların başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından önce Körfez limanlarını terk eden son tankerlerin varış tarihi olarak öne çıkıyor. Bu son sevkiyatlar hedeflerine ulaştığında, dünyaya gaz arzının yaklaşık beşte birini sağlayan Katar ile bağlantı tamamen kesilmiş olacak ve ithalata bağımlı ekonomiler, temel ihtiyaçlarını güvence altına almak için zor ve maliyetli seçeneklerle karşı karşıya kalacak.

Katar, dünya LNG üretiminin beşte birini sağlarken, çatışmanın ilk günlerinde İran’ın Körfez girişindeki Hürmüz Boğazı’na uyguladığı ambargo nedeniyle ihracatını durdurmak zorunda kaldı. Bu hafta İran tarafından yapılan füze saldırısı sonucu Katar’ın Ras Laffan LNG tesisinde ciddi hasar oluştu ve bu durum Asya ve Avrupa’da gaz fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Bağımsız deniz aracılık şirketi Affinity’nin analizine göre, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yüklenen birçok LNG tankeri savaş başlamadan önce yola çıkmıştı; bu da bazı alıcıların kısa süre içinde arz kesintisinin etkilerini hissetmeye başlayacağı anlamına geliyor.

İthalata bağımlı ülkeler, ekonomilerini çalıştırabilmek için ABD ve diğer ülkelerden LNG tedariki için yüksek fiyatlar ödemek, alternatif yakıtlara yönelmek veya hane halkı ve şirketleri tüketimi kısmaya zorlamak zorunda kalacak.

Financial Times’ın haberine göre, petrol ve gaz açısından fakir olan bazı Asya ülkeleri şimdiden arz sıkıntısını önlemek için haftada dört günlük çalışma gibi önlemler aldı.

Gemi takip verilerine göre, Körfez’den Asya’ya ulaşması planlanan tek bir LNG sevkiyatı kaldı. Avrupa’ya ulaşması planlanan LNG sevkiyatlarının sayısı ise altı olarak kaydedildi.

Pakistan en çok etkilenen ülkeler arasında

Pakistan, LNG krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Geçen yıl, ülke gaz ihtiyacının yüzde 99’unu yalnızca Katar’dan gelen LNG ithalatına bağlı olarak karşılıyordu. Çatışmanın başlamasıyla, Ras Laffan LNG tesisinden gelen son sevkiyatlar savaşın ikinci ve üçüncü günlerinde ulaştı ve ardından sert bir geri sayım başladı. Financial Times’ın saha kaynaklarına göre, ülkenin ithalat tesisleri normal kapasitesinin altıda birine düşürülmek zorunda kaldı ve ay sonuna kadar gaz akışının tamamen durması bekleniyor.

tgbh
ABD’nin Georgia eyaletinin Atlanta kentinde bulunan bir benzin istasyonunda listelenen yakıt fiyatları (Reuters)

Durumu daha da ağırlaştıran, Pakistan GasPort Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İkbal Ahmed’in açıklamaları oldu. Ahmed, iki ana tesisin önümüzdeki günlerde işleme için ayrılan gazın tamamını tüketeceğini belirterek, yeni sevkiyatların ne zaman ulaşacağı konusunda herhangi bir öngörü olmadan arzda tam bir ‘kuraklık’ uyarısı yaptı.

İlginç bir şekilde, çatışma öncesinde Pakistan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde arz fazlası yaşıyordu. Ülke, bu yıl ulaşması planlanan onlarca sevkiyatın yönünü değiştirmesi için Qatar Energy ve İtalyan Eni şirketlerinden talepte bulunmuştu.

Savaşın başlamasıyla arz fazlası hızla açığa dönünce, Pakistan devlet gaz şirketi, söz konusu sevkiyatları geri kazanmayı veya Umman, Azerbaycan, Afrika, Avrupa ve ABD’deki tedarikçilerle temas kurmayı denedi. Ancak tedarikçilerin talep ettiği astronomik fiyatlar, Pakistan ekonomisinin kaldırabileceğinin çok üzerinde olduğu için tüm girişimler başarısız oldu. Asya’da Platts JKM endeksine göre gaz fiyatları milyon BTU başına 23 dolara yükseldi; buna ek olarak nakliye ve alternatif uzun rotaların sigorta maliyetlerindeki ciddi artış, mevcut koşullarda Pakistan için spot piyasadan alımı neredeyse imkânsız hale getirdi.

Bangladeş’te de benzer bir durum yaşıyor

Bangladeş de benzer bir kırılganlıkla karşı karşıya, ancak durumu Pakistan kadar ağır değil; bunun nedeni, Körfez dışından bazı tedarik kaynaklarına sahip olması. Yine de hükümet, kayıp Körfez gazının yerine alternatif temin etmek için gereken astronomik fiyatları ödeyemeyecek kadar finansal baskı altında. Alternatif yakıt eksikliği de durumu zorlaştırıyor. Bu kriz, yetkilileri tüketimi kısıtlayıcı ve gaz dağıtımını düzenleyici sert önlemler almaya zorladı; eğitim sektörüne de yansıyan bu önlemler arasında üniversitelerin geçici olarak kapatılması da bulunuyor.

tynyt
San Salvador’da yakıt fiyatlarının yazılı olduğu bir tabelanın önünden geçen bir kişi (EPA)

Doğu Asya’da ise Tayvan, Körfez gazının büyük alıcılarından biri olarak en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Ülke, önceki yıllarda kömürden temiz gaz kullanımına geçiş stratejisi ve nükleer enerjiden kademeli olarak uzaklaşması nedeniyle bugün enerji arzında ciddi bir çıkmaz yaşıyor. Savaşın patlak vermesiyle birlikte Tayvan, tedarik istikrarını nisan sonuna kadar güvence altına almak için 22 alternatif sevkiyat sağlamaya hızlıca girişti. Ancak asıl endişe yaz aylarında; elektrik talebinin keskin biçimde arttığı bu dönemde, Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanması enerji arzında ciddi bir açık riski doğuruyor.

Çin ve enerji egemenliği

Çin, Körfez’den gaz tedarikindeki kesintiye karşı komşularına kıyasla daha güçlü bir konumda bulunuyor. Ülke, ihtiyaç duyduğu LNG’nin yaklaşık yüzde 30’unu Hürmüz Boğazı üzerinden ithal etse de, yerli üretim kapasitesine dayanarak açığı önemli ölçüde telafi edebiliyor. Çin, iç sahalardaki gaz sahalarından üretimi artırarak toplam tüketiminin yarısından fazlasını karşılamayı başardı. Bu kısmi öz yeterlilik, hükümete geniş bir manevra alanı sağlıyor ve yüksek fiyatlı spot sevkiyatlar için acil bir rekabete girmek zorunda kalmasını önlüyor.

trgtr5g
San Salvador’daki bir benzin istasyonunda motosikletinin deposunu dolduran bir kişi (EPA)

Buna ek olarak Çin, Rusya ve Orta Asya ülkelerini birbirine bağlayan dev bir kara boru ağına sahip; bu tedarik yolları, Körfez’deki deniz gerilimlerinden tamamen bağımsız çalışıyor. Açığın artması durumunda Çin’in elinde stratejik bir seçenek olarak kömürle çalışan elektrik santrallerine hızlı ve kapsamlı şekilde dönme imkânı bulunuyor. Bu sayede, geçici çevresel yükümlülüklerden ödün vererek elektrik ve sanayi üretiminde istikrarı koruyabiliyor.

Japonya’nın girişimleri

Japonya, dünyanın ikinci büyük LNG ithalatçısı olarak, kriz karşısında son derece dikkatli ve maliyet odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Ülkenin gaz arzının sadece yaklaşık yüzde 6’sı Hürmüz Boğazı üzerinden gelse de Japon ekonomisinin enerji fiyatlarına duyarlılığı hükümeti stratejik alternatifleri hızla devreye almaya zorladı. Bu kapsamda nükleer enerji, kritik bir kurtarma aracı olarak öne çıktı; krizle aynı dönemde dünyanın en büyük nükleer santrali Niigata’da yeniden işletmeye alındı. Bu adım, Japonya’nın aksi takdirde yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalacağı milyonlarca ton LNG’yi kurtardı.

Bu sırada, Japonya’daki enerji şirketleri ve tüccarlar ‘bekle ve gör’ stratejisini benimsiyor; önceden güvence altına alınmış stratejik stoklara dayanıyorlar. Hızlı ve pahalı spot piyasaya yönelmek yerine, ülke kömür santrallerine daha fazla güvenmeye başladı. Bu temkinli yaklaşım, elektrik faturalarındaki artışı sınırlamayı ve Japon yeninin istikrarını korumayı hedefliyor, aynı zamanda uluslararası deniz yollarındaki gelişmeleri bekliyor.

Kısa vadeli seyir kadar, küresel enerji piyasasının uzun vadeli görünümü de karamsar. İstikrarın yeniden sağlanması, Hürmüz Boğazı’nın açılmasına ve üretim tesislerinin toparlanma kapasitesine bağlı olacak. Gemilerin geçişine izin verilse dahi, Katar altyapısına verilen ciddi yapısal zararlar nedeniyle küresel LNG arzı sınırlı ve sıkışık kalmaya devam edecek; bu da dünya çapındaki tedariklerin önemli bir kısmının hizmet dışı kalması anlamına geliyor.

fr
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi (Arşiv – Reuters)

Katar Enerji Bakanı Saad al-Kaabi’nin açıklamaları, enerji piyasalarındaki endişeleri daha da derinleştirdi. Bakan, Ras Laffan LNG tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle Katar’ın LNG üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 17’sinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl arasında duracağını açıkladı. Bu uzun süreli kesinti, askeri çatışmanın sona ermesiyle piyasaların hemen dengelenmeyeceğini ve Katar’dan güvenilir tedarik sağlayan ülkelerin kalıcı bir arz açığı ile karşı karşıya kalacağını gösteriyor.

Kaabi, bu zorluklar nedeniyle Doha’nın bazı uzun vadeli LNG tedarik sözleşmelerinde 5 yıla kadar ‘mücbir sebep’ ilan etmek zorunda kalacağını belirtti. Bu yasal adım, tedarikçiyi sözleşmesel yükümlülüklerinden muaf tutarken, alıcıları yüksek fiyatlı ve dalgalı spot piyasalarla doğrudan yüzleşmek durumunda bırakıyor. Bu durum, küresel enerji güvenliğini yeniden şekillendiriyor ve ekonomik istikrarı sağlamak için kalıcı alternatif arayışını kaçınılmaz kılıyor.


Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)
TT

Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)

Katar Savunma Bakanlığı bu sabah erken saatlerde, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin rutin görev sırasında teknik arıza nedeniyle ülkenin kara suları içinde düştüğünü açıkladı.

Bakanlık, kazada 6 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bu sabah Katar kara sularında düşen personel taşıma helikopterinin mürettebatı ve yolcuları için devam eden arama ve kurtarma çalışmaları kapsamında, Katar Silahlı Kuvvetleri mensupları Kaptan Pilot Mubarek Salim Davay el-Mery, Çavuş Fahd Hadi Ganem el-Hıyarin, Onbaşı Muhammed Mahir Muhammed, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’ndan Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın şehit olduğu teyit edilmiştir. Katar Silahlı Kuvvetleri mensubu Kaptan Pilot Said Nasır Sumeyh’i arama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

Daha sonra Katar İçişleri Bakanlığı, kazada kayıp olan yedinci kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı ise kazada bir Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli ile iki ASELSAN personelinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Yetkililer, kazanın Ortadoğu’da süren savaşla herhangi bir bağlantısı olmadığını belirtiyor.

Katar, savaşın başlamasının ardından özellikle enerji altyapısını hedef alan saldırılara maruz kaldı.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısının ardından, bu hafta İran tarafından Ras Laffan LNG tesisine yönelik bir saldırı gerçekleşti.

Bir benzer olay, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) 9 Mart’ta meydana geldi; Bakanlık açıklamasına göre, teknik arıza sonucu bir helikopter düştü ve iki asker hayatını kaybetti.