Trump-Veliaht Prens zirvesinden ne bekleniyor?

İki Suudi analist, bölgesel krizler konusunda yapıcı ikili anlaşmalar ve görüşmeler bekliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2025'te Riyad'a yaptığı ziyarette Suudi Arabistan Veliaht Prensi tarafından karşılandı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2025'te Riyad'a yaptığı ziyarette Suudi Arabistan Veliaht Prensi tarafından karşılandı (Reuters)
TT

Trump-Veliaht Prens zirvesinden ne bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2025'te Riyad'a yaptığı ziyarette Suudi Arabistan Veliaht Prensi tarafından karşılandı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2025'te Riyad'a yaptığı ziyarette Suudi Arabistan Veliaht Prensi tarafından karşılandı (Reuters)

Suudi analistler bölgesel gelişmeler ve Suudi Arabistan ile ABD’nin beklentileri ışığında Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Washington ziyareti sonrası çıkacak sonuçların etkili olacağını belirtiyorlar.  Bu ziyaret, iki ülke arasındaki doksan yıllık ilişkilerin tarihinde önemli bir dönüm noktası olacak.

Zirvede öne çıkması beklenen başlıklar arasında ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş bir çerçeveye taşınması yer alıyor. Taraflar, önceden yürütülen görüşmelerin ardından gerçekleştirilmesi planlanan geniş kapsamlı dosyaları ele almayı hedefliyor. Ayrıca bölgedeki krizlerin barışçıl çözümlerle ele alınması her iki taraf için öncelikli olacak.

df
Başkent Riyad'da Suudi Arabistan ve ABD bayrakları dalgalanıyor (AFP)

Geçtiğimiz haftalarda, Suudi yetkililer Washington’a giderek ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi ve zirvenin çerçevesini çizecek dosyaları görüştü. Washington’a yapılan ziyaretler kapsamında, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Devlet Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Abdullah el-Sevaha ile Kamu Yatırım Fonu Başkanı Yasir Al-Rumayyan ABD tarafıyla stratejik ortaklık, bölgesel ve uluslararası gelişmeler, ortak ilgi alanları, ileri teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki iş birliği, ortak yatırımlar ve sürdürülebilir kalkınma gibi konuları ele aldı.

Bölgesel Krizler

Yazar ve siyasi analist Munif el-Harbi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu ziyaretin birçok boyutu olacağını ve Filistin-İsrail çatışmasından Gazze'deki ateşkese, Suriye'deki istikrarın desteklenmesine ve Sudan birçok bölgesel meselenin ele alınacağını ifade etti.

frgt
Suudi Veliaht Prensi ve ABD Başkanı, Trump'ın Suudi Arabistan'a yaptığı son ziyaret sırasında iki taraf arasında anlaşmalar imzalandı (Getty)

Harbi’ye göre, Riyad-Washington stratejik ortaklığının derinleştirilmesi temel gündem maddesi olacak. Filistin meselesi, “iki devletli çözüm” ve Filistin devletinin kurulması gibi konular öne çıkacak. Ayrıca Suriye, Sudan, Yemen ve Lübnan gibi bölgesel krizler, Rusya-Ukrayna savaşı gibi küresel meseleler de görüşmelerde yer alacak. Harbi, Suudi Arabistan’ın tarafsız ve yapıcı rolünün, bölgesel ve küresel krizlerin çözümünde önem kazandığını vurguladı.

Savunma Ortaklığı

ABD ilişkileri uzmanı Ahmed el-İbrahim, Suudi Arabistan’ın hava, kara ve deniz kuvvetleri ile hava savunma sistemleri için en modern Amerikan silahlarını almasının önemine değindi. Ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi, yatırımların artırılması, özellikle yapay zekâ alanında iş birliği ve iki ülke arasında ticaret hacminin artırılması gibi başlıkların da zirvede ele alınacağını belirtti.

sd
F-35 uçağı (AP)

İbrahim, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki siyasi müzakerelerin Filistin dosyasını destekleyeceğini ve “iki devletli çözüm” yolunda önemli bir adım oluşturacağını ifade etti.

Bölgede etkileri olacak anlaşmalar

İbrahim, Trump-Muhammed bin Selman zirvesinden çıkacak sonuçların olağanüstü olabileceğini ve bölgede önümüzdeki yıllarda güvenlik, yatırım ve teknoloji alanlarında önemli etkiler yaratacağını kaydetti.

efrgt
Trump, 2017'de Suudi Arabistan Krallığı'na yaptığı ilk ziyaret sırasında Kral Selman ile anlaşmaları imzalarken çekilen bir  kare (AFP)

 Washington’daki yetkili çevreler, bu ziyareti sadece ikili ilişkiler açısından değil, Suudi Arabistan’ın bölgedeki gücünü ve Veliaht Prens’in “Ortadoğu’nun geleceğine yön veren bir lider” kimliğini yeniden teyit eden bir adım olarak görüyor.



Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)

Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Göstergeleri Veri Tabanı'ndaki ülke verileri ile Genel İstatistik Kurumu'nun (GASTAT) pazartesi günü yayımladığı 2025 Güvenlik Endeksi sonuçlarına göre G20 ülkeleri arasında güvenlik açısından ilk sırada yer aldı.

Açıklanan sonuçlara göre, gece saatlerinde yaşadıkları bölgelerde tek başına yürürken kendilerini güvende hissettiğini belirtenlerin oranı, toplam nüfusun yüzde 97,7'sine ulaştı.

Genel İstatistik Kurumu, elde edilen sonuçların Suudi Arabistan'ın tüm bölgeleri ve vilayetlerinde sağlanan güvenlik ortamının, ilgili kamu kurumlarının koordineli çalışmaları sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Açıklamada, bu başarının ülkede ekonomik, gıda, çevre, sağlık, sosyal, siyasi, fikrî, teknolojik ve siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda güvenliğin ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik sürdürülen çalışmalarla uyumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesinin de bu sonuca katkı sağladığı, bunun da Suudi Arabistan Vizyonu 2030 hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.

Genel İstatistik Kurumu'nun tüm istatistik çalışmalarını, her istatistiksel ürünün niteliğine uygun, uluslararası istatistik kuruluşlarının benimsediği iş süreçleriyle uyumlu standart bir metodoloji çerçevesinde yürüttüğü belirtildi. Kişisel Yaşam Kalitesi Araştırması'nın da kurumun istatistiksel ürünlerinden biri olduğu ifade edildi.


Suudi Arabistan, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlallerini kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlallerini kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, İsrail'in bölgedeki uluslararası hukuku açıkça ihlal eden eylemlerini sürdürmesini ve son olarak Suriye topraklarına yönelik kara operasyonları düzenleyerek Kuneytra ve Dera illerini topçu atışlarıyla hedef almasını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, "Krallık, İsrail işgal güçlerinin sivilleri korkuya sevk eden ve uluslararası hukuk ile uluslararası teamülleri ihlal eden uygulamalarını kesin bir dille reddetmektedir" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, İsrail'in Suriye'nin egemenliğine yönelik ihlallerine son vermesinin ve bölgenin güvenliği ile istikrarının korunması amacıyla 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması'na uymasının önemine dikkat çekildi.

Suudi Arabistan, açıklamasında Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği bir kez daha yineledi.


Güvenlik geriliminin artmasına rağmen Körfez’den petrol ve doğalgaz sevkiyatları devam ediyor

Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
TT

Güvenlik geriliminin artmasına rağmen Körfez’den petrol ve doğalgaz sevkiyatları devam ediyor

Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)

Ortadoğu’daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üreticileri, Umman Körfezi’ndeki Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan son saldırılara ve son günlerde ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilime rağmen sevkiyatlarını yüklemeye ve ihracata devam ediyor. Söz konusu durum, gemi trafiği izleme verilerine yansıdı.

Perşembe günü bir konteyner gemisine, cumartesi günü ise bir petrol tankerine düzenlenen saldırıların ardından boğaz üzerinden geçen enerji taşımacılığı trafiğinde yavaşlama yaşandı. Saldırılar, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi yeniden tırmandırırken taraflar arasındaki geçici ateşkes sürecini de gölgelemişti. Ancak ABD’li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, iki ülkenin son çatışmaları durdurma ve stratejik su yolunun güvenliğine ilişkin müzakereleri yeniden başlatma konusunda anlaştığını bildirdi.

Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu’na (LSEG) ait verilere göre, yaklaşık 2 milyon varil taşıma kapasitesine sahip dördüncü bir dev tanker bugün Suudi Arabistan’ın Ras Tanura limanından ham petrol yüklemesi yaptı. Bu gelişme, dün işletmeci şirkete ait bir helikopterin düşmesi ve 14 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından yaşandı.

Ayrıca hafta sonu boyunca Ras Tanura’dan petrol yüklü üç büyük tanker daha ayrıldı. Söz konusu gemilerin, Körfez’den geçişleri sırasında takip sistemlerini kapattıkları ve bunun bazı gemilerin saldırı riskini azaltmak için başvurduğu bir yöntem olduğu belirtildi.

Verilere göre bu tankerlerden birinin, Hürmüz Boğazı’nı geçtikten sonra takip sistemlerinde yeniden görünerek Japonya’ya doğru yol aldığı tespit edildi.

Öte yandan iki dev petrol tankeri dün boğazdan geçerek Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bir limana yanaştı ve ham petrol yükledi.

İran petrol sevkiyatlarını hızlandırıyor

Buna karşılık İran, ABD’nin petrol ihracatına yönelik yaptırımları 60 gün süreyle askıya alma kararının ardından ham petrol yükleme faaliyetlerini artırdı.

Deniz istihbaratı alanında faaliyet gösteren Windward şirketi, Tahran’ın cumartesi günü, yaklaşık bir haftalık aranın ardından ilk kez Hürmüz Boğazı’ndaki ihracat terminalleriyle eş zamanlı olarak Hark Adası’nda petrol yüklemesi gerçekleştirdiğini bildirdi.

Kpler şirketine ait verilere göre İran’a ait iki dev petrol tankeri cumartesi günü Hürmüz Boğazı’na giriş yaptı. Öte yandan hafta sonu boyunca dört büyük tanker, BAE ve Katar’dan yaklaşık 8 milyon varil petrol yükleyerek bölgeden ayrıldı.

Petrol fiyatları üzerinde baskı

Körfez bölgesinden yapılan petrol ihracatındaki artışın, küresel arzın yaklaşık üçte birini sağlayan bu bölgeden gelen ek hacim nedeniyle petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu belirtiliyor.

Brent petrol geçen hafta yüzde 10,6 gerileyerek üst üste üçüncü haftalık kaybını kaydetmişti. Ancak hafta sonu yaşanan saldırılar, bugün işlemlerde fiyatların yeniden yükselmesine yol açtı.

IG Markets analisti Tony Sycamore, Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak yeniden açılmasının önümüzdeki haftalar ve aylarda devam etmesi halinde petrol fiyatlarının düşüş eğilimine girebileceğini belirtti. Ancak Sycamore, yeni bir gerilim durumunda mevcut fiyat seviyelerinin, jeopolitik risklerin büyüklüğünü yansıtmaktan uzak kalabileceği uyarısında bulundu.

Doğalgaz ihracatı devam ediyor

LNG piyasasında ise gemi takip verileri, Hürmüz Boğazı’nın batısında 26 Haziran’da iki ek tankerin daha ortaya çıktığını gösterdi. Söz konusu gemilerin, daha önce takip sistemlerini kapattıkları belirtilirken, hafta sonu boyunca iki LNG yüklü tanker boğazdan ayrıldı.

Al Kharaitiyat adlı tanker, Katar’ın Ras Laffan limanından yükünü aldıktan sonra Kuveyt’e doğru ilerliyor. QatarEnergy’ye ait Al Kharsaah adlı bir diğer tanker ise Katar açıklarında beklemede bulunuyor.

Ayrıca QatarEnergy’ye ait Al Hamla adlı tankerin de 18 Haziran’da Ras Laffan’dan yüklediği LNG kargosuyla Çin’e 3 Temmuz’da varmasının beklendiği aktarıldı.