Suudi Arabistan, deniz geçiş yollarının korunması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için uluslararası ortak bir adım atılması çağrısı yaptı. Bölgedeki gerilimlerin artması ve gemi trafiği ile uluslararası ticaretin karşı karşıya olduğu tehditler nedeniyle boğazların siyasi ve askerî baskı aracı olarak kullanılmaması, çatışma ve rekabet alanlarına dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen Manama Diyaloğu kapsamında gerçekleştirilen ‘Kritik Bir Dönüm Noktasında Deniz Güvenliği’ başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, deniz geçiş yollarının güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Bu güzergâhların karşı karşıya olduğu tehditlerin tüm ülkelerin çıkarlarını etkilediğini vurgulayan el-Gufeyli, söz konusu tehditlere karşı etkili ve kolektif bir yanıt verilmesi gerektiğini ifade etti.
El-Gufeyli, boğazların baskı veya gerilimi artırma aracı haline getirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Deniz güvenliği tek bir ülkenin sorumluluğunda değildir ve güç, hukukun yerini alamaz” dedi.
Suudi Arabistan’ın deniz güvenliğine ilişkin yaklaşımının ülkelerin egemenliğine ve haklarına saygı gösterilmesi, seyrüsefer özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanması, sivil ve askerî gemilere yönelik saldırıların reddedilmesi ve anlaşmazlıkların çözümüyle çatışmaların önlenmesinde temel dayanak olarak uluslararası hukuka bağlı kalınması esaslarına dayandığını belirtti.
Ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıkların uluslararası deniz ulaşımı ve ticareti için tehdide dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulunan el-Gufeyli, deniz geçiş yollarının korunmasının yalnızca askerî kapasiteyle sağlanamayacağını kaydetti. Bunun şeffaflığı, uluslararası kurallara bağlılığı, iletişim kanallarının açık tutulmasını ve kriz dönemlerinde gerilimi düşürecek mekanizmaların oluşturulmasını gerektirdiğine işaret etti.
El-Gufeyli, deniz güvenliğine ilişkin tehditlerin önlenmesi ve erken tespit edilmesini esas alan kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi çağrısında bulundu. Risklerin bölge güvenliğini ve uluslararası çıkarları tehdit eden krizlere dönüşmeden önce ele alınabilmesi için ülkeler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, istihbarat bilgilerinin ve deneyimlerin paylaşılması gerektiğini vurguladı.
Gemi ve limanların korunması ile deniz ulaşım hatlarının güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken el-Gufeyli, bunun savunma kapasitesini uluslararası hukuka bağlılıkla birleştiren ve deniz geçiş yollarının siyasi ve askerî anlaşmazlıklarda kullanılmasını önleyen uluslararası iş birliğiyle mümkün olabileceğini belirtti.
El-Gufeyli, boğazların ve deniz geçiş yollarının öneminin kıyıdaş ülkelerin sınırlarını aştığını, bu güzergâhların küresel ticaret ve tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Bu nedenle söz konusu bölgelerin çatışma ve askerî rekabetten uzak tutularak ülkeler arasında iş birliği ve koordinasyon alanları olarak kalması gerektiğini vurguladı.
El-Gufeyli, açıklamasını çatışma yerine diyaloğa öncelik verilmesi, denizlerin güvenliğinin ve istikrarının korunması için ortak hareket edilmesi, ülkelerin çıkarlarının gözetilmesi ve uluslararası deniz ulaşımı ile ticaretin kesintisiz sürdürülmesinin sağlanması gerektiğini belirterek tamamladı.