Suudi Arabistan Görsel-İşitsel Medya Genel Kurumu, sahadaki tüm çalışanlar için zorunlu olacak "medya profesyonelleri için profesyonel kayıtın ikinci aşamasını başlatarak, 2024'ün ilk yarısının sonundan önce hızlandırma çağrısı yaptı.
Şarku’l Avsat’ın kurumdan aktardığı açıklamada, mesleki kaydın medya mesleğinin haklarını korumayı, uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi ve birçok avantajdan yararlanmayı amaçladığına dikkati çekerek, medya alanında 50’den fazla mesleğin yer aldığını ve kaydın medya platformu üzerinden gerçekleşeceğini bildirdi.
Diğer yandan Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Duseyri sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bu projenin medya çalışanlarının haklarının korunmasını, mesleğin icrasının düzenlenmesini ve korunmasını amaçladığına dikkati çekerek, medya sektörünü sürekli olarak geliştirmeye çalıştıklarını bildirdi.
Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedeflerhttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5321581-suudi-arabistan-enerji-yolculu%C4%9Funda-yeni-bir-sayfa-a%C3%A7%C4%B1yor-petrol-miras%C4%B1-ve-n%C3%BCkleer
Suudi Arabistan enerji yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor... Petrol mirası ve nükleer hedefler
Suudi Arabistan’daki bir petrol çıkarma pompası (Arşiv – SPA)
1938 yılında Dammam’daki 7 numaralı kuyudan petrol fışkırdığında, Suudi Arabistan’ın birleşmesinin ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık altı yıl geçmişti. Devletin inşasına katkı sağlayacak kaynakların aranması, ülkenin kurucusu Kral Abdulaziz’in aldığı kararlarda önemli bir yer tutuyordu. Yıllar süren arama ve bekleyişin ardından daha sonra ‘Hayır Kuyusu’ olarak anılacak kuyu, ekonomik dönüşümün başlangıcını oluşturdu. Bu dönüşüm insanların yaşamından genişleyen kentlere ve ülkenin dört bir yanını birbirine bağlayan yollara kadar uzanan etkiler yarattı.
Bugün Suudi Arabistan 96. Milli Günü’nü kutlarken, ülkenin enerji hikâyesi petrol ve doğal gaz sektörünün yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projelerini ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımına ilişkin hedefleri de kapsayacak şekilde genişliyor. Ülke, İran’la savaş sırasında yaşanan tedarik kesintilerinin, inşa ettiği tesislerin ve alternatif ihracat güzergâhlarının önemini ortaya koyduğu bir dönemde bu yolculuğu yeniden hatırlıyor. Bu süreçte Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu, Suudi petrolünün dünya pazarlarına ulaşmaya devam etmesine katkı sağlayan merkezlerden biri olarak öne çıktı.
Yolu açan kuyu
Bu yolculuğun dönüm noktalarından biri, 1933 yılında Standard Oil of California şirketiyle arama imtiyazı anlaşmasının imzalanmasıyla başladı. Bu karar, birleşmeyi kurumlarını inşa etmenin ve kaynaklarını genişletmenin temeli olarak belirleyen ülkede, sınırları henüz bilinmeyen doğal kaynakların araştırılmasının önünü açtı. Ancak ticari miktarda petrole ulaşılması, sınırlı sonuçların, teknik arızaların ve arama faaliyetlerinin maliyetine ilişkin artan baskıların yaşandığı yıllar süren bir çalışmayı gerektirdi.
AramcoWorld’de yayımlanan tarihsel anlatı, bu süreçte yaşanan zorluklara ilişkin ayrıntıları aktarıyor. Sondaj ekipmanlarının arızalanması ve kuyunun içine kayaların düşmesinden, harcamalara devam edilmesinin ne ölçüde anlamlı olduğuna ilişkin endişelerin artmasına kadar pek çok sorun yaşandı. Bu ortamda jeolog Max Steineke, saha çalışmalarında elde ettiği bulgulara dayanarak aramaların sürdürülmesinin denenmeye değer olduğu yönündeki görüşünü korudu. Mart 1938’de gerçekleştirilen testler, ticari miktarda petrol üretiminin mümkün olduğunu ortaya koyarak genişlemenin önünü açtı.
Sakaka Güneş Enerjisi Santrali (SPA)
Arama sahalarının çevresinde ise yeni yaşam ve çalışma ihtiyaçları ortaya çıkmaya başladı. Makinelerin bakıma, çalışanların konut ve suya, yolların ise geliştirilmesine ihtiyaç duyulurken eğitim, ulaşım ve hizmetlere yönelik gereksinimler de arttı. Bu günlük ayrıntılar, dönüşümün bir boyutunu ortaya koyuyor. Suudiler modern sanayiyle bağlantılı işlerde ve becerilerde çalışmaya başlarken, çalışanların sahada edindiği deneyim de yer üstünde biriken ekonomik değerin bir parçası haline geldi.
Genişleyen bir sektör ve biriken deneyim
On yıllar içinde sektör gelişirken, Suudilerin sektördeki yönetim ve idari sorumluluğu da genişledi. Hükümetin Aramco üzerindeki mülkiyeti 1980 yılında tamamlandı, ardından 1988’de Suudi Arabistan ulusal petrol şirketi Saudi Aramco kuruldu. Bu süreç, kaynakların yönetilmesindeki sorumluluk ve kapasitenin artmasına paralel olarak rafinaj, pazarlama ve yurt dışındaki yatırımların büyümesini beraberinde getirdi.
Petrol varili zamanla ekonominin farklı alanlarına yayıldı; rafinerilerin işletilmesinden petrol türevlerini kullanan sanayilere, bunlarla bağlantılı müteahhitlik faaliyetlerinden mühendislik hizmetlerine kadar geniş bir ekonomik yapı oluştu. Bu faaliyetlerin genişlemesiyle üniversitelerin, mesleki eğitimin ve uygulamalı araştırmaların önemi de arttı. Böylece yerel bilgi birikimi, tesislerin işletilmesi ve geliştirilmesinde daha etkin hale geldi. Bir petrol sahasını veya rafineriyi yönetme kapasitesi, yıllar içinde edinilen deneyimle birikirken bu bilgi ve tecrübe kurum içinde nesilden nesile aktarıldı.
Savaşın getirdiği zorluklardan kaynaklı
2026’da ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sırasında Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ihracat güzergâhlarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koydu. Reuters, 2 Nisan’da yayımladığı haberinde, sevkiyat güzergâhlarının değiştirilmesiyle Suudi Arabistan’ın Yanbu üzerinden gerçekleştirdiği ham petrol ihracatının günlük yaklaşık 4,6 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Bu gelişme, aralarında Suudi Arabistan’ın da bulunduğu üretici ülkelerin boğazdan geçişlerin aksaması nedeniyle üretimi kısmak zorunda kaldığı bir dönemde yaşandı.
Bu müdahalede, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı ile onlarca yıl boyunca inşa edilip geliştirilen depolama ve ihracat tesisleri önemli rol oynadı. Söz konusu sistem, petrol arzının önemli bir bölümünün Kızıldeniz’e taşınmasına olanak sağladı. Böylece normal güzergâhın aksaması halinde petrolü kabul edebilen, depolayabilen ve tankerlerle sevk edebilen alternatif bir ihracat terminaline yapılan yatırımın pratik değeri ortaya çıktı. Krallık bu sayede iki deniz arasındaki coğrafi konumundan ve üretim bölgelerini pazarlama noktalarına bağlayan altyapısından yararlandı.
Saudi Aramco CEO’su Emin en-Nasır, şirketin 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladığı değerlendirmesinde, boru hatları, depolama tesisleri ve terminalleri kapsayan onlarca yıllık planlamanın, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklara rağmen şirketin üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı olduğunu belirtti. Aramco, yılın ilk yarısında 67,2 milyar dolarlık düzeltilmiş net kâr açıkladı. Bu rakam, söz konusu çalkantılı dönemde şirketin mali kapasitesine ilişkin göstergelerden biri oldu.
Kral Fahd Endüstri Limanı’ndaki depolama tesisleri ve rıhtımlar (Arşiv – SPA)
Yanbu deneyimi, Suudi enerji sektörünün esnekliğine somut bir örnek sunuyor. Geçmişte yapılan yatırımlar, tedarik akışındaki kesintilerin sınırlandırılmasını sağlarken, baskı altında ticari faaliyetlerin önemli bir bölümünün sürdürülmesine imkân verdi. Savaşın üretim, taşımacılık ve piyasalar açısından maliyeti yüksek olmaya devam ederken, hazır durumdaki alternatifler etkilerinin bir bölümünün kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor ve ekonomi yönetimine şoklarla başa çıkma konusunda daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.
Daha geniş enerji seçenekleri
Petrol sektörünün kapasitesinin korunmasına paralel olarak enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik adımlar da atılıyor. Temmuz 2025’te, ACWA Power’ın öncülük ettiği bir konsorsiyum aracılığıyla toplam 15 gigavat kapasiteye sahip güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri için yaklaşık 8,3 milyar dolarlık yatırımla elektrik alım anlaşmaları açıklandı. Söz konusu projeler, 2030 yılına kadar elektriğin yaklaşık yarısının yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi hedefi kapsamında hayata geçiriliyor ve Krallık’taki güneş ve rüzgâr kaynaklarından daha fazla yararlanılmasını amaçlıyor.
Genişleme doğal gaz sektörünü de kapsıyor. Saudi Aramco’nun 2026’nın ilk yarısına ilişkin sonuçlarında, el-Cafure sahasının ilk aşamasında satışa sunulabilir doğal gaz ve kondensat üretiminin sürdüğü, 2027’de tamamlanması beklenen ikinci aşamanın çalışmalarının da devam ettiği belirtildi. Doğal gazın geliştirilmesi, elektrik üretimi ve sanayide kullanılabilecek yeni bir kaynak sağlarken enerji sistemine iç talebi karşılamak için daha geniş seçenekler sunuyor.
Bu yatırımların etkisi yalnızca enerji üretim tesisleriyle sınırlı kalmıyor. Projeler, elektriğin taşınmasını sağlayacak şebekelere, ekipman temin edecek tedarikçilere ve işletme ile bakım faaliyetlerini yürütecek nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyuyor. Çeşitlendirmenin değeri, bu kapasitenin ülke içinde oluşturulması ve yerel şirketlerin faaliyetlere katılımının artırılmasıyla daha da yükseliyor. Böylece enerji arzındaki büyümeye, bilgi birikimi ve ekonomik fırsatlardaki artış da eşlik ediyor.
Nükleer teknolojinin geleceği
Bu kapsamda barışçıl nükleer enerji, Suudi Arabistan’ın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirmeye çalıştığı seçenekler arasında öne çıkıyor. Bu teknoloji, düşük karbon emisyonlu elektrik üretimine imkân sağlıyor. Nükleer fisyon sonucu ortaya çıkan ısı, elektrik üretim sistemini çalıştırmak için kullanılıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre nükleer santrallerin işletilmesi, fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit emisyonlarını pratik olarak üretmiyor.
Bir nükleer programın oluşturulması; nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, lisanslama ve denetim mekanizmalarının kurulması, yakıt tedariki ile radyoaktif atıkların yönetimine ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere uzun bir hazırlık süreci gerektiriyor. UAEA, program geliştiren ülkelere rehberlik ve değerlendirme hizmetleri sunarak gerekli kurumların ve uzmanlık kapasitesinin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu nedenle Suudi Arabistan’ın bu alandaki hedefi, teknolojiyi yönetebilecek kapasiteye sahip olmanın yanı sıra projenin tüm ömrü boyunca ortaya çıkacak gereklilikleri karşılayabilme becerisini geliştirmeyi de içeriyor.
Suudi Arabistan-ABD ortaklığı
Bu sürece katkı sağlayan ortaklıklar kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın karşılıklı ziyaretleri de iş birliğine yönelik önemli adımlara sahne oldu. Trump’ın Mayıs 2025’te Riyad’a gerçekleştirdiği ziyarette enerji, teknoloji, madenler ve altyapı alanları ele alındı. Ardından Veliaht Prens’in aynı yılın kasım ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyarette, sivil nükleer enerji alanındaki iş birliğine ilişkin müzakerelerin tamamlandığı duyuruldu. Ziyarette ayrıca diğer alanlarda da anlaşmalar imzalandı.
ABD Enerji Bakanlığı, 22 Temmuz 2026’da barışçıl nükleer iş birliğine ilişkin 123. Madde Anlaşması olarak bilinen anlaşmanın, Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile ABD Enerji Bakanı Chris Wright arasında imzalandığını açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, anlaşmanın uzun vadeli bir ortaklık için hukuki zemin oluşturduğu ve incelenmek üzere Kongre’ye sunulacağı belirtildi. Bu adım, ilerleyen dönemde hayata geçirilmesi muhtemel projelerin ve uygulamaya yönelik düzenlemelerin önünü açacak iş birliğinin kuruluş aşamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Bu ortaklıkların değeri, teknoloji ve uzmanlığa erişim sağlamalarının yanı sıra Suudi Arabistan’ın kendi kapasitesini geliştirmesine yaptıkları katkıyla da öne çıkıyor. Bir anlaşmayla başlayan bir projenin hayata geçirilmesi aşamasında, onu üretim ve hizmetlere dönüştürebilecek, aynı zamanda yerel ekonominin ihtiyaçlarıyla ilişkilendirebilecek kurumlara ve nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyuluyor.
Sürdürülebilirlik hikâyesinin devamı
Bu yolculukta Suudi Arabistan’ın sahip olduğu deneyim, farklı aşamaları birbirine bağlayan temel unsurlardan biri olmayı sürdürüyor. Sondaj ekipmanlarının bakımını yapmayı öğrenen işçiden tedarik ağını yöneten mühendise, enerjinin yeni kullanım alanlarını hayata geçirmeye hazırlanan araştırmacıya kadar uzanan bu birikim, kurumların bu insan kaynağını yetiştirme ve sonraki nesilleri hazırlama kapasitesi arttıkça ülkenin kaynaklarından yararlanma ve değişimlerle başa çıkma kabiliyetini de güçlendiriyor.
Suudi Arabistan, Milli Günü’nde Hayır Kuyusu’nu, topraklarını daha önce birleştirmiş olan ülkede önemli bir ekonomik dönemin başlangıcı olarak hatırlıyor. Keşfin üzerinden 88 yıl geçmesinin ardından bu yolculuğun sonuçları; bütünleşmiş bir sanayide, kriz dönemlerinde önemini kanıtlayan ihracat terminallerinde ve geliştirilmeye devam edilen yeni enerji kaynaklarında görülüyor. Ülke, biriktirdiği deneyimden yararlanarak enerji hikâyesinin bir sonraki bölümünü yazmayı ve bu hikâyenin gelecek nesillere sunduğu imkânları genişletmeyi sürdürüyor.
Suudi Arabistan, GSYH'sinin yaklaşık altıda birine ulaşan dijital ekonomisiyle Ulusal Günü'nü kutluyorhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/suudi-arabistan/5321527-suudi-arabistan-gsyhsinin%C2%A0yakla%C5%9F%C4%B1k-alt%C4%B1da-birine%C2%A0ula%C5%9Fan-dijital
Suudi Arabistan, GSYH'sinin yaklaşık altıda birine ulaşan dijital ekonomisiyle Ulusal Günü'nü kutluyor
Kral Selman, Riyad'dan koronavirüs salgını sırasında G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık ederken (SPA)
Ülkenin farklı bölgeleri birleştiğinde mesafeler günlerle ölçülüyor, telgraf ise devletin uzak noktalarla iletişim kurmasını sağlayan araçlardan biri olarak kullanılıyordu. Bugün Suudi Arabistan, Ulusal Günü'nü karşılarken bilgi saniyenin çok küçük bir bölümünde aktarılıyor; vatandaşlar, geçmişte bir yolculuk, dosya ve bekleme gerektiren işlemleri artık telefonları üzerinden gerçekleştirebiliyor. Bu günlük tablonun arka planında ise dijital ekonominin giderek büyüyen ağırlığı bulunuyor. Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'na göre dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2025'te yaklaşık yüzde 16'ya ulaştı. Bu oran, Suudi ekonomisinin yaklaşık altıda birine karşılık geliyor.
Suudi Arabistan'ın 2026'yı “Yapay Zekâ Yılı” ilan ettiği bir döneme eş zamanlı olarak Ulusal Gün kutlamaları, ülkenin birleşme sürecini hatırlamanın yanı sıra, geleceğin ekonomik güç kaynaklarına da bakma fırsatı sunuyor. Mevcut dönüşüm, Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği kalkınma sürecine dayanıyor. Bu süreçte teknoloji; yönetişimde verimlilik, iş dünyasının büyümesi, insan kaynağının geliştirilmesi ve Krallığın bilgi ekonomisinden daha büyük pay alma hedefinde merkezi bir konum elde etti.
Nisan 2016'da Kral Selman başkanlığındaki Suudi Bakanlar Kurulu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın hazırlık ve uygulama sürecini takip ettiği “Suudi Arabistan 2030 Vizyonu”nu kabul etti. Vizyon, dijital dönüşümü ekonominin çeşitlendirilmesi ve harcama ile hizmetlerde verimliliğin artırılmasını hedefleyen daha geniş bir projenin parçası haline getirdi. Böylece ağlara yapılan yatırımlar, süreçlerin iyileştirilmesi, sistemlerin geliştirilmesi ve özel sektöre alan açılmasıyla birlikte ilerledi. Bu süreçlerin bir araya gelmesiyle kamu kurumları birbiriyle bağlantılı hizmetler sunabilir, vatandaş ve işletmeler için sağlanan zaman ve emek tasarrufu ölçülebilir hale geldi.
Riyad'da planlanan kapasitesi 480 megavat olan “Hexagon” veri merkezinin temel atma töreninden.
Koronavirüs salgını, bu yatırımları somut bir sınavdan geçirdi. 26 Mart 2020'de Kral Selman, Riyad'dan G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık etti. Dünyanın dört bir yanında seyahat kısıtlamaları havalimanlarını ve toplantı salonlarını kapatırken, ekranlar üzerinden gerçekleştirilen zirve, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı bir dönemde dijital altyapının çalışma ve iletişimin sürdürülmesine nasıl katkı sağlayabileceğini gösterdi.
Aynı yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ulusal Veri ve Yapay Zekâ Stratejisi'ni Suudi Arabistan'ın bu alanda küresel bir model olma hedefiyle ilişkilendirdi. Ardından girişimler, kurumlar ve şirketler peş peşe ortaya çıktı. Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu'nun geçen mart ayında 2026'yı “Yapay Zekâ Yılı” ilan etmesiyle, bu süreç yeni bir aşamaya taşındı. Bu süreklilik, büyük hedeflerin hükümet, yatırım ve eğitim alanlarına yayılan programlara dönüştüğünü ve bunların ulusal teknoloji üretme ve kullanma kapasitesini artırma hedefinde buluştuğunu gösteriyor.
Vatandaşlar bu dönüşümü “Absher” platformu üzerinden belge yenileme, “Najez” aracılığıyla adli işlemleri takip etme ve “Nafath” üzerinden farklı kurumların hizmetlerine erişme gibi uygulamalarda doğrudan deneyimleyebiliyor. Bu hizmetler, vatandaş ile kamu hizmeti arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Çok sayıda işlem artık kamu kurumlarının çalışma saatleri dışında da gerçekleştirilebiliyor; belgeleri bir ofisten diğerine taşıma ihtiyacı azalırken, kurum merkezlerinden uzakta yaşayanların işlemlere erişimi kolaylaştı.
Dijital dönüşüm sağlık alanına da “Sehhaty” hizmetleriyle, belge ve çeşitli kamu hizmetlerinin bir araya getirildiği “Tawakkalna” platformuyla uzandı. Kullanıcının ekranda gördüğü her işlemin arkasında ise kayıtların birbirine bağlanması, kimlik doğrulama, bilgilerin korunması ve sistemlerin kesintisiz çalışmasının sağlanması gibi daha az görünür süreçler bulunuyor. Dijital devlet uygulamalarının ekonomik etkisi de burada ortaya çıkıyor: İşlemlerin birey ve işletmeler açısından maliyetini düşürürken yazılım, siber güvenlik, sistem işletimi ve yerel uzmanlık alanlarında talep oluşturuyor.
Mağazalarda elektronik ödemeler de satış hareketlerinin bir bölümünü değiştirdi. Ödeme, teslimat ve dijital platformların entegrasyonu e-ticaretin büyümesine katkı sağladı. Böylece küçük bir işletme ürünlerini mahalle veya şehir dışındaki müşterilere ulaştırabilir, stok ve ödemelerini dijital araçlarla yönetebilir hale geldi. Bu kullanımlar, dijital ekonominin ticaret, ulaştırma, finans ve sağlık gibi alanlara nasıl yayıldığını ve etkisinin yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.
Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, ülkedeki iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğünü 2025'te yaklaşık 53 milyar dolar (199 milyar riyal) olarak tahmin ediyor. İletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğü ile dijital ekonominin GSYH'ye katkısı aynı kavramlar değil; dijital ekonomi, farklı ekonomik sektörlere yayılan dijital faaliyetleri de kapsıyor. Bu etkinin şirketlerin ağ, yazılım ve dijital hizmet kullanımının genişlemesinde görülmesi, üretimin ve müşterilere erişimin artmasına katkı sağlıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, geçmişte daha büyük yatırım ve uzmanlık gerektiren araç ve teknolojilere erişim sağlayarak bu dönüşümden yararlanıyor.
Güveni sağlayan ve hizmetleri birbirine bağlayan kurumlar
Dijital faaliyetlerin genişlemesi, ilişkileri düzenleyen ve sistemi koruyan kurumsal yapıların oluşturulmasını da gerektirdi. Suudi Ulusal Siber Güvenlik Kurumu, siber güvenlik alanında ulusal otorite rolünü üstlenirken, Suudi Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) veri ve yapay zekâ çalışmalarını yürütüyor. Dijital Hükümet Kurumu ise kamu dijital hizmetlerini düzenliyor ve bunların entegrasyonunu geliştiriyor. Bu görevlerin birbirini tamamlaması sayesinde hizmetler kimlik, veri ve güvenlik altyapılarıyla bağlantılı hale geliyor ve kurumların vatandaşlara güvenilir deneyimler sunma kapasitesi artıyor.
Dönüşümün coğrafi bir adresi de bulunuyor. Riyad'ın kuzeyindeki “Dijital Şehir”, aralarında Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'nın da bulunduğu çeşitli kurum ve şirketlerin ofislerini bir araya getiriyor. Bu yapı, çok sayıda işlemin kâğıda ihtiyaç duyulmadan yürütüldüğü ekonominin somut görüntüsünü sunuyor. Dijital hizmetlerin arkasında çalışan ekipler, yan yana faaliyet gösteren şirketler ve bilgi paylaşımı ile uzmanlıkların bütünleşmesini gerektiren bir ekosistem bulunuyor.
Riyad'da düzenlenen “LEAP 2026” konferansından bir görüntü (SPA).
Üretim kapasitesi oluşturan Suudi şirketleri
Pazarın olgunlaşmasıyla yatırımlar, dijital sektörün farklı aşamalarında ulusal kapasite oluşturulmasına yöneldi. Bu noktada, Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığındaki Suudi Kamu Yatırım Fonu'nun ekonomik çeşitlendirmeyle bağlantılı fırsatları hedefleyen şirketlerin kurulmasındaki rolü öne çıkıyor.
Suudi Arabistan Bilgi Teknolojileri Şirketi (SITE), güvenli teknoloji çözümleri, siber güvenlik ve bulut hizmetleri alanındaki faaliyetleriyle bu sürecin bir örneğini oluşturuyor. Sistemlerin korunması ve işletilmesine ilişkin uzmanlık, böylece hem ticari faaliyet hem de insan kaynağının geliştirilmesi ve ürün oluşturulması için bir alana dönüşüyor.
Mayıs 2025'te kurulan ve yönetim kurulu başkanlığını Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın yürüttüğü “Humain” ise veri merkezleri ve bulut bilişimi yapay zekâ modelleri ve uygulamalarıyla buluşturmayı amaçlıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu kapsamda “Allam” gibi dil modelleri, “Humain Chat” gibi sohbet uygulamaları ve küresel teknoloji şirketleriyle ortaklıklar bulunuyor.
Burada Arapça, ekonomik açıdan da önem kazanıyor. Arapçayı anlama ve içeriğini işleme kapasitesi, kurumların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlarken, Arapça bilginin yapay zekâ ürünlerindeki varlığını da artırıyor.
Bu ürünlerin geliştirilmesi; veri kalitesi, cevapların doğruluğu ve yerel bağlamların anlaşılması konusunda araştırmaların yanı sıra kurumlarda kullanım testlerini gerektiriyor. Bu durum araştırmacılar, üniversiteler ve özel sektör arasında iş birliğine, sağlık, sanayi ve hizmetler alanındaki uzmanlığın yararlı uygulamalara dönüştürülmesine imkân sağlıyor. Dil alanına yapılan yatırım da daha geniş Arap pazarlarına hizmet edebilecek Suudi uzmanlığının geliştirilmesi için bir fırsat oluşturuyor.
Hızlı cevabın arkasındaki büyük endüstri
Telefon ekranında birkaç saniye içinde görünen yapay zekâ cevaplarının arkasında geniş bir altyapı ve uzmanlık ağı bulunuyor. Bu cevaplar işlemciler, ağlar, depolama sistemleri, elektrik ve soğutma altyapısına dayanıyor. Bu nedenle veri merkezleri, yapay zekâ ekonomisinin temel altyapılarından biri olarak öne çıkıyor.
Suudi Arabistan, veri merkezi yatırımlarında enerji kaynakları, sermaye, coğrafi konum ve büyüyen yerel talep avantajlarına dayanıyor; aynı zamanda ileri teknolojilere erişim sağlayacak ortaklıklar kuruyor.
Riyad'da bu yılın başlarında SDAIA'ya ait ve planlanan kapasitesi 480 megavat olan “Hexagon” veri merkezinin temeli atıldı. Uygulama aşamasına geçen proje, sistemlerin ve bilgi işlem kapasitesinin barındırılmasında hedeflenen genişlemenin boyutunu gösteriyor. Aynı zamanda dijital devlet ve yapay zekâ alanındaki gelişmenin inşaat, enerji, telekomünikasyon ve uzmanlaşmış işletme faaliyetlerinin birlikte yürütüldüğü büyük maddi yatırımlara ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.
Önümüzdeki aylarda yerel bulut bilişim seçeneklerinin genişlemesi bekleniyor. Microsoft, “Suudi Doğu” veri merkezi bölgesini gelecek kasım ayından itibaren kullanıma açacağını açıklarken, Amazon Web Services (AWS) de Krallık'taki ilk bulut bölgesini bu yıl aralık ayında başlatacağını duyurdu. Bu bölgeler, kurumlara verilerini yerel olarak barındırma ve uygulamalarını çalıştırma konusunda daha geniş seçenekler sunarken, dünya genelindeki işletmeler tarafından kullanılan platform ve araçlardan yararlanma imkânı sağlıyor.
Bu yatırımların yerel üretimle bağlantısı, Amazon ile Humain arasındaki genişleyen iş birliğinde de görülüyor. İş birliğinin bir ayağında “Allam” modelinin “Bedrock” platformu üzerinden kullanıma sunulması yer alıyor. Bu ortaklık, yerel geliştiricileri küresel dağıtım platformlarıyla buluşturuyor. Bu bağlantının değeri, müşterilerin belirgin ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerle birleştiğinde daha da artıyor.
“LEAP”... yatırımlar pazara yöneliyor
Eylül ayının başında Riyad'da sona eren beşinci “LEAP” konferansı, bu hareketliliğin yoğunlaşmış bir görüntüsünü sundu. Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'dan aktardığı verilere göre yatırım ve lansmanların toplamı yaklaşık 15 milyar dolara ulaştı. Bu toplam, süreleri ve niteliği birbirinden farklı duyuruları kapsıyor; ekonomik etkileri ise projelerin hayata geçirilmesi ve ürünlerin pazara sunulmasıyla ortaya çıkacak.
Örneğin Al Moammar Information Systems, konferansın ikinci günündeki duyurular kapsamında veri merkezi kapasitesini 192 megavata çıkarmak için 1,2 milyar dolarlık yatırım açıkladı. Bilgi işlem altyapısını içerikle buluşturan bir diğer adımda ise Adobe, yapay zekâ destekli yaratıcılığı geliştirmek amacıyla Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile Humain arasındaki ortaklığını genişletti.
Bu örnekler, fırsat alanlarının altyapı inşasından tasarımcıların, içerik üreticilerinin ve işletmelerin kullandığı araçların geliştirilmesine kadar genişlediğini gösteriyor. Konferansın önemi aynı zamanda yatırımcı, geliştirici, tedarikçi ve müşteriyi aynı yerde buluşturmasından kaynaklanıyor. Bir girişimin pazara erişim fırsatına, üreticinin ortaklara ve alıcılara, bilgi işlem projesinin ise kapasitesini kullanacak uygulamalara ihtiyacı bulunuyor. Bu ilişkiler sözleşmelere ve sürekli ticari faaliyetlere dönüştüğünde konferansın etkisi, etkinlik günlerinin ötesine taşınıyor; şirketlerde ve yerel uzmanlığın geliştirilmesinde kendini gösteriyor.
Ekonominin merkezinde insan
Veri merkezleri ve projeler büyük ilgi görse de başarıda belirleyici unsurlardan biri insan olmaya devam ediyor. Dijital ekonomi modeli geliştiren araştırmacıya, sistemi çalıştıran mühendise, verileri koruyan uzmana, öğrenciyi hazırlayan öğretmene ve fikri hizmete dönüştüren girişimciye ihtiyaç duyuyor.
Bu açıdan eğitim, mesleki gelişim ve üniversite ortaklıkları teknoloji yatırımlarıyla doğrudan bağlantılı hale geliyor. Gençlerin ve kadınların bu alanlara katılımı, beklenen kalkınma getirisinin bir parçasını oluşturuyor. Aynı durum mevcut meslekler için de geçerli. Doktor, avukat, muhasebeci ve mağaza sahibi, yeni araçlardan yararlanabilmek ve bunların ürettiği sonuçları değerlendirebilmek için yeni becerilere ihtiyaç duyuyor.
Bu bilgi birikimi genişledikçe teknolojinin verimli günlük kullanımlara aktarılması için daha fazla fırsat ortaya çıkıyor. Aynı zamanda Arapça içerik, araştırma-geliştirme ve yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilen, daha sonra bölge dışındaki pazarlara da açılabilecek Suudi çözümleri için alan genişliyor.
2030'daki 100. Ulusal Gün'e doğru
Suudi Arabistan 2030'da 100. Ulusal Günü'nü karşıladığında, bu dönemin sonuçlarını geliştirdiği ürünlerin niteliği, oluşturduğu istihdam, yerelleştirdiği bilgi ve bunun insanların yaşamı ile şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisi üzerinden değerlendirmek mümkün olacak.
Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğünde Vizyon 2030 ile hız kazanan süreç, Suudi ekonomisine teknoloji üretimine ve teknolojinin kullanım alanlarını şekillendirmeye daha fazla katılabileceği bir alan açıyor.
Ülkenin uzak bölgelerine haber taşıyan telgraftan, bilgiyi işleyip ağlar üzerinden erişilebilir kılan Arapça yapay zekâ modeline uzanan çizgide iletişimin temel işlevi değişmiyor: İnsanları birbirine bağlamak ve işlerini kolaylaştırmak. Yapay Zekâ Yılı'nda Suudi Arabistan, Ulusal Günü'ne vatandaşların ve ülkede yaşayanların telefonlarında hissettiği, merkezlerde çalışan mühendislerin, laboratuvarlarda araştırma yapan bilim insanlarının ve yeni girişimler kuran gençlerin geliştirdiği kapsamlı bir dönüşümle giriyor. Gelecek kalkınma sayfası da bu ayrıntıların birikimiyle şekilleniyor.
Suudi Arabistan Milli Günü'nü dijital ekonominin yükselişiyle kutluyorhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/suudi-arabistan/5321380-suudi-arabistan-milli-g%C3%BCn%C3%BCn%C3%BC-dijital-ekonominin-y%C3%BCkseli%C5%9Fiyle
Suudi Arabistan Milli Günü'nü dijital ekonominin yükselişiyle kutluyor
Suudi Arabistan Kralı Selman (SPA)
Ülkenin farklı bölgeleri birleştiğinde mesafeler günlerle ölçülüyor, telgraf ise devletin ülkenin uzak noktaları arasındaki iletişimi sağlayan araçlarından biri olarak kullanılıyordu. Bugün Suudi Arabistan Milli Günü'nü kutlarken bilgiler saniyenin çok küçük bir bölümünde aktarılıyor, vatandaşlar geçmişte yolculuk, evrak ve bekleme gerektiren işlemleri telefonları üzerinden gerçekleştirebiliyor. Günlük hayatın arka planında ise dijital ekonominin ağırlığı giderek artıyor. Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı verilerine göre dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 2025'te yüzde 16'ya ulaştı. Bu oran, Suudi ekonomisinin yaklaşık altıda birine denk geliyor.
Milli Gün kutlamaları, Suudi Arabistan'ın 2026'yı Yapay Zeka Yılı ilan ettiği bir döneme denk geliyor. Bu durum, ülkenin birleşme sürecini hatırlamakla gelecekteki ekonomik güç kaynaklarına odaklanmayı aynı çatı altında buluşturuyor. Mevcut dönüşüm, Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülük ettiği kalkınma sürecine dayanıyor. Bu süreçte teknoloji; yönetişimde verimlilik, iş dünyasının büyümesi ve insan kaynağının geliştirilmesinin yanı sıra Suudi Arabistan'ın bilgi ekonomisinden daha büyük pay alma hedefinin de merkezinde yer alıyor.
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Nisan 2016'da Kral Selman'ın başkanlığında Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nu onayladı. Vizyonun hazırlanmasını ve uygulanmasının takibini Veliaht Prens Muhammed bin Selman yürüttü. Vizyon, dijital dönüşümü ekonomiyi çeşitlendirme, harcamaların ve hizmetlerin verimliliğini artırma hedeflerini içeren daha geniş kapsamlı bir projenin parçası haline getirdi. Böylece ağ altyapısına yapılan yatırımların yanı sıra prosedürlerin reformu, sistemlerin geliştirilmesi ve özel sektöre alan açılması da gündeme geldi. Bu süreçlerin birikmesiyle kurumlar birbirine bağlı hizmetler oluşturabilir hale gelirken kullanıcılara sağlanan zaman ve emek tasarrufu da ölçülebilir hale geldi.
Riyad'da planlanan kapasitesi 480 megavat olan Hexagon veri merkezinin temel atma töreninden bir kare (SPA)
Kovid-19 salgını ise bu yatırımları pratik bir sınavdan geçirdi. 26 Mart 2020'de Kral Selman, Riyad'dan G20 liderlerinin olağanüstü sanal zirvesine başkanlık etti. Dünyanın dört bir yanında seyahat kısıtlamaları havalimanlarını ve toplantı salonlarını kapatırken ekrandaki bu sıra dışı diplomatik buluşma, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı bir dönemde dijital altyapının çalışmanın ve iletişimin sürdürülmesine destek olabileceğini gösterdi.
Aynı yıl Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ulusal Veri ve Yapay Zeka Stratejisi'ni Suudi Arabistan'ın bu alanda küresel bir model olma hedefiyle ilişkilendirdi. Ardından çeşitli girişimler, kurumlar ve şirketler hayata geçirildi. Son olarak Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, geçen mart ayında 2026'nın Yapay Zeka Yılı olarak adlandırılmasını onayladı. Bu süreklilik, büyük ölçekli hedeflerin hükümet, yatırım ve eğitim alanlarına yayılan programlara dönüştüğünü ve ülkenin teknoloji üretme ve kullanma kapasitesini artırma hedefinde buluştuğunu ortaya koyuyor.
Vatandaşlar bu dönüşümü Absher platformu üzerinden belge yenilerken, Najiz aracılığıyla adli işlemlerini takip ederken ve Nafath üzerinden farklı kurumların hizmetlerine erişirken doğrudan deneyimleyebiliyor. Bu hizmetler, kullanıcının kamu hizmetleriyle ilişkisini değiştirdi. Çok sayıda işlem artık kamu ve özel sektörün çalışma saatleri dışında da gerçekleştirilebiliyor, belgeleri bir ofisten diğerine taşıma ihtiyacı azalıyor ve kurum merkezlerinden uzakta yaşayanların işlemlere erişimi kolaylaşıyor.
Dijitalleşme sağlık alanına da Sehhaty hizmetleriyle, belgeler ve çeşitli hizmetlere ise Tawakkalna platformuyla yayıldı. Kullanıcının ekranda gördüğü her işlemin arkasında kayıtların birbirine bağlanması, kimlik doğrulama, bilgilerin korunması ve sistemlerin kesintisiz çalışmasının sağlanması gibi daha az görünür çalışmalar bulunuyor. Dijital devlet bu nedenle ekonomik bir etki de yaratıyor. İşlem maliyetlerini bireyler ve işletmeler açısından azaltırken yazılım, siber güvenlik, işletme ve Suudi uzmanlığına yönelik talep oluşturuyor.
Mağazalarda elektronik ödemeler de satış faaliyetlerinin bir bölümünü değiştirdi. Ödeme, teslimat ve platformların entegrasyonu elektronik ticaretin büyümesine katkı sağladı. Artık küçük bir işletme ürünlerini mahallesinin ve şehrinin dışındaki müşterilere sunabiliyor, stok ve ödemelerini dijital araçlarla yönetebiliyor. Bu uygulamalar, dijital ekonominin ticaret, taşımacılık, finans ve sağlık gibi alanlara nasıl yayıldığını ve etkisinin yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, ülkedeki iletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğünü 2025'te yaklaşık 53 milyar dolar (199 milyar riyal) olarak tahmin ediyor. İletişim ve bilgi teknolojileri pazarının büyüklüğü ile dijital ekonominin gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı birbirinden farklı. Zira dijital ekonomi, farklı ekonomik sektörlere yayılan çok sayıda dijital faaliyeti kapsıyor. Bu etki, şirketlerin ağları, yazılımları ve dijital hizmetleri daha fazla kullanmasında görülüyor. Bu araçlar şirketlerin üretimlerini artırmasına ve müşterilere ulaşmasına yardımcı oluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler ise daha önce daha büyük yatırımlar ve uzmanlık gerektiren araç ve teknolojilere erişebildikleri için bu dönüşümden özellikle faydalanıyor.
Güveni koruyan ve hizmetleri birbirine bağlayan kurumlar
Bu faaliyetlerin genişlemesi, ilişkileri düzenleyen ve sektörü koruyan kurumsal yapıların oluşturulmasını gerektirdi. Ulusal Siber Güvenlik Kurumu, siber güvenlik alanında ulusal referans makam olarak görev üstlendi. Suudi Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SDAIA) veri ve yapay zeka alanlarını yönetirken Dijital Hükümet Kurumu da kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesini ve entegrasyonunu düzenliyor. Bu rollerin birbirini tamamlaması sayesinde hizmetler kimlik, veri ve güvenlik sistemleriyle bağlantılı hale geliyor ve kurumların kullanıcılara güvenilir hizmet deneyimleri sunma kapasitesi artıyor.
Riyad'da düzenlenen LEAP 2026 konferansından bir görünüm (SPA)
Bu dönüşümün mekansal bir karşılığı da bulunuyor. Başkent Riyad'ın kuzeyindeki «Dijital Şehir», aralarında Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'nın da bulunduğu çeşitli kurum ve şirketlerin ofislerini ve kulelerini bir araya getiriyor. Bu kentsel yapı, çok sayıda işlemin kağıda ihtiyaç duyulmadan yürütüldüğü ekonominin somut bir görüntüsünü sunuyor. Dijital hizmetlerin arkasında çalışan ekipler, bir arada faaliyet gösteren şirketler ve bilgi paylaşımıyla uzmanlıkların entegrasyonuna dayanan bir sektörün ihtiyaç duyduğu ekosistem bulunuyor.
Üretim kapasitesini geliştiren Suudi şirketleri
Pazarın olgunlaşmasıyla yatırımlar dijital sektörün farklı aşamalarında ulusal kapasite oluşturmaya yöneldi. Bu noktada Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlığındaki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'nun ekonomiyi çeşitlendirmeyle bağlantılı fırsatları hedefleyen şirketlerin kurulmasındaki rolü öne çıkıyor.
Suudi Bilgi Teknolojileri Şirketi (SITE), güvenli teknoloji çözümleri, siber güvenlik ve bulut hizmetleri alanlarındaki faaliyetleriyle bu sürecin bir bölümünü ortaya koyuyor. Sistemleri koruma ve işletme konusundaki uzmanlık böylece iş, eğitim ve ürün geliştirme alanlarına dönüşüyor.
Mayıs 2025'te kurulan ve yönetim kuruluna Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başkanlık ettiği Humain şirketi ise veri merkezleri ve bulut bilişimi modeller ve uygulamalarla buluşturuyor. Bu kapsamda Allam gibi dil modelleri ve Humain Chat gibi sohbet uygulamalarının yanı sıra küresel teknoloji şirketleriyle ortaklıklar bulunuyor. Arapça burada ekonomik bir boyut da kazanıyor. Arapçayı anlama ve içeriklerini işleme kapasitesi, kurumların ve kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlarken Arapça bilginin yapay zeka ürünlerindeki varlığını da genişletiyor.
Bu ürünlerin geliştirilmesi veri kalitesi, yanıtların doğruluğu ve yerel bağlamların anlaşılması üzerine araştırmaların yanı sıra kurumlarda kullanım testlerini de gerektiriyor. Bu durum araştırmacılar, üniversiteler ve özel sektör arasında işbirliği için alan açıyor. Sağlık, sanayi ve hizmetler alanındaki uzmanlığın yararlı uygulamalara dönüştürülmesine imkan sağlarken Arapçaya yapılan yatırımlar da daha geniş Arap pazarlarına hizmet verebilecek Suudi uzmanlığının geliştirilmesine katkıda bulunuyor.
Hızlı yanıtın arkasında büyük bir sektör var
Telefon ekranında kolay görünen yapay zeka hizmetlerinin arkasında geniş bir altyapı ve uzmanlık bulunuyor. Saniyeler içinde ekrana gelen bir yanıt; işlemciler, ağlar, depolama sistemleri, elektrik ve soğutma altyapısına dayanıyor. Bu nedenle veri merkezleri yapay zeka ekonomisinin temel altyapılarından biri olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan bu merkezleri çekmek için enerji kaynaklarının yanı sıra sermaye, konum ve giderek büyüyen iç talebe güveniyor ve gelişmiş teknolojilere erişim sağlayan ortaklıklar kuruyor.
Riyad'da bu yılın başında SDAIA'ya ait Hexagon veri merkezinin temeli atıldı. Merkezin planlanan kapasitesi 480 megavat. Uygulama aşamasına geçen proje, sistemlerin ve bilgi işlem kapasitesinin barındırılmasında hedeflenen büyümenin boyutunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda dijital devlet ve yapay zekanın geliştirilmesinin inşaat, enerji, iletişim ve uzmanlaşmış işletme faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü büyük ölçekli maddi yatırımlar gerektirdiğini gösteriyor.
Önümüzdeki aylarda yerel bulut bilişim seçeneklerinin genişlemesi bekleniyor. Microsoft, Doğu Suudi Arabistan veri merkezi bölgesini gelecek kasım ayından itibaren kullanıma açacağını duyurdu. Amazon Web Services (AWS) ise ülkedeki ilk bulut bölgesini bu yıl aralık ayında hizmete sunacağını açıkladı. Bu bölgeler kurumlara verilerini yerel olarak barındırma ve uygulamalarını çalıştırma konusunda daha geniş seçenekler sunarken dünya genelinde işletmeler tarafından kullanılan platform ve araçlardan yararlanma imkanı sağlayacak.
Bu yatırımların yerli üretimle bağlantısı, Amazon ile Humain arasındaki işbirliğinin genişlemesinde de görülüyor. İşbirliği, Allam modelinin Bedrock platformu üzerinden kullanıma sunulmasını da kapsıyor. Bu ortaklık, yerel geliştiriciyi küresel dağıtım platformlarına bağlıyor. Bu bağlantının değeri ise müşterilerin belirgin ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerle birleştiğinde daha da artıyor.
LEAP... yatırımlar pazara yöneliyor
Riyad'da bu ayın başında sona eren beşinci LEAP konferansı, bu hareketliliğin yoğunlaştığı bir tablo sundu. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın nihai bilançosuna göre yatırımlar ve yeni projelerin toplamı yaklaşık 15 milyar dolara ulaştı. Bu toplam, farklı vadelere ve niteliklere sahip duyuruları bir araya getiriyor. Bunların ekonomik etkisi ise uygulamaya geçmeleri ve ürün ve projelerin pazara girmesiyle ortaya çıkacak.
Örneğin Al Moammar Information Systems, konferansın ikinci gününde yaptığı açıklamada veri merkezlerindeki kapasitesini 192 megavata çıkarmak için 1,2 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. Hesaplama kapasitesini içerikle buluşturan bir başka adımda ise Adobe, Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile Humain arasındaki ortaklığını yapay zeka destekli yaratıcılığı desteklemek amacıyla genişletti.
Bu örnekler, dijital alandaki fırsatların altyapı inşasından tasarımcıların, içerik üreticilerinin ve işletmelerin kullandığı araçların geliştirilmesine kadar genişlediğini gösteriyor. Konferansın önemi aynı zamanda yatırımcıyı, geliştiriciyi, tedarikçiyi ve müşteriyi aynı yerde buluşturmasından kaynaklanıyor. Zira bir girişimin pazara ulaşmak için fırsata, üreticinin ortaklara ve alıcılara, bilgi işlem projesinin ise kapasitesini kullanacak uygulamalara ihtiyacı var. Bu ilişkiler sözleşmelere ve sürdürülebilir işlere dönüştüğünde konferansın etkisi etkinlik günlerinin ötesine taşınıyor ve şirketlerde, yerel uzmanlığın geliştirilmesinde kendini gösteriyor.
İnsan, ekonominin merkezinde
Merkezler ve projeler ilgi çekse de insan kaynağı bunların başarısında belirleyici unsur olmayı sürdürüyor. Dijital ekonomi; modeli geliştiren araştırmacıya, sistemi işleten mühendise, verileri koruyan uzmana, öğrenciyi hazırlayan öğretmene ve fikri bir hizmete dönüştüren girişimciye ihtiyaç duyuyor.
Bu açıdan eğitim ve öğretim programları ile üniversite ortaklıkları teknoloji yatırımlarıyla bağlantılı hale geliyor. Gençlerin dijital alanlara katılımı, beklenen kalkınma getirisinin bir parçasını oluşturuyor. Bu süreç mevcut meslek gruplarını da kapsıyor. Doktor, avukat, muhasebeci ve mağaza sahibi yeni araçlardan yararlanabilmelerini ve bunların ürettiği sonuçları değerlendirebilmelerini sağlayacak becerilere ihtiyaç duyuyor.
Bu bilgi birikimi genişledikçe teknolojinin günlük hayatta üretken biçimde kullanılma ihtimali de artıyor. Aynı zamanda Arapça içerik, araştırma-geliştirme ve Suudi şirketlerinin yerel pazarın ihtiyaçlarından hareketle çözümler geliştirerek bunları ülke dışına taşıma imkanları genişliyor.
2030'daki 100. Milli Gün'e doğru
Suudi Arabistan 2030'da 100. Milli Günü'nü kutlarken bu dönemin bilançosunu geliştirdiği ürünlerin niteliği, oluşturduğu istihdam, ülkeye kazandırdığı bilgi ve bunun insanların yaşamı ile şirketlerin rekabet gücü üzerindeki etkisi üzerinden değerlendirmek mümkün olacak.
Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın öncülüğündeki Vizyon 2030 ile hız kazanan süreç, Suudi ekonomisinin teknoloji üretimi ve kullanımında daha geniş bir rol üstlenmesinin önünü açıyor. Ülkenin uzak bölgelerine haber ulaştıran telgraftan bilgiyi işleyip ağlar üzerinden erişilebilir kılan Arapça modele uzanan süreçte iletişimin insanları bir araya getirme ve işlerini kolaylaştırma işlevi yeniden şekilleniyor.
Yapay Zeka Yılı'nda Suudi Arabistan Milli Günü'nü vatandaşların ve ülkede yaşayanların telefonlarında doğrudan hissettiği bir dönüşümün sonuçlarıyla karşılıyor. Bu dönüşümün daha da ilerlemesi için veri merkezlerinde çalışan mühendisler, laboratuvarlarda araştırma yapan bilim insanları ve yeni projeler kuran gençler çalışmalarını sürdürüyor. Kalkınmanın bir sonraki aşaması da bu ayrıntıların bir araya gelmesiyle şekilleniyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة