Suudi Arabistan’da medya çalışanlarına kayıt zorunluluğu getirildi

Mesleki kayıt, mesleğin haklarını korumayı ve uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi amaçlıyor (SPA)
Mesleki kayıt, mesleğin haklarını korumayı ve uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi amaçlıyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan’da medya çalışanlarına kayıt zorunluluğu getirildi

Mesleki kayıt, mesleğin haklarını korumayı ve uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi amaçlıyor (SPA)
Mesleki kayıt, mesleğin haklarını korumayı ve uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi amaçlıyor (SPA)

Suudi Arabistan Görsel-İşitsel Medya Genel Kurumu, sahadaki tüm çalışanlar için zorunlu olacak "medya profesyonelleri için profesyonel kayıtın ikinci aşamasını başlatarak, 2024'ün ilk yarısının sonundan önce hızlandırma çağrısı yaptı.

Şarku’l Avsat’ın kurumdan aktardığı açıklamada, mesleki kaydın medya mesleğinin haklarını korumayı, uygulayıcılarının verilerini belgelemeyi ve birçok avantajdan yararlanmayı amaçladığına dikkati çekerek, medya alanında 50’den fazla mesleğin yer aldığını ve kaydın medya platformu üzerinden gerçekleşeceğini bildirdi.

Diğer yandan Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Duseyri sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bu projenin medya çalışanlarının haklarının korunmasını, mesleğin icrasının düzenlenmesini ve korunmasını amaçladığına dikkati çekerek, medya sektörünü sürekli olarak geliştirmeye çalıştıklarını bildirdi.



Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
TT

Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)

Suudi Arabistan’da yıllar süren altyapı ve düzenleyici çerçeve çalışmalarının ardından yeni hedef, yapay zekânın kurumların merkezine fiilen entegre edilmesi haline geldi. Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi, şirketin Krallık’taki faaliyetlerinin başına geçmesiyle birlikte bu entegrasyon açığını en önemli önceliği olarak belirledi.

Geçtiğimiz temmuz ayında göreve gelmesinden bu yana verdiği ilk medya demecinde AlGhamdi, önümüzdeki döneme ilişkin üç temel öncelik sıraladı: Güvenilir bir bulut altyapısı oluşturmak, yapay zekâyı deney aşamasından fiili kullanıma geçirmek ve yerel kapasiteyi artırmak. Bu hedefler, Krallık’ın Doğu Bölgesi’nde bir Azure bölgesinin kullanıma sunulması, yetkinlik geliştirme programlarının genişletilmesi ile bölgesel ve küresel ölçekte büyümeye uygun yerel çözümlerin geliştirilmesi süreçleriyle eş zamanlı olarak yürütülecek.

Kurumlar içindeki uygulama açığı

AlGhamdi, Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâya dayalı bir ekonomiye geçiş için gerekli altyapı, veri yönetişimi, sorumlu yapay zekâ ve kapasite inşası alanlarında temel adımları büyük oranda tamamladığını belirtti.

Bu kapsamda Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) kaydettiği ilerlemeye dikkat çeken AlGhamdi, mevzuat çerçevesinin veriyle ilgili 32, yapay zekâyla ilgili ise 13 düzenleyici aracı kapsadığını ifade etti. AlGhamdi buna karşın, önümüzdeki sürecin daha çok kurumların kendi iç dinamiklerinde yaşanacak gelişmelere bağlı olacağını vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan AlGhamdi, “Birtakım kurumlar yapay zekâyı temel operasyonlarına entegre etmek yerine halen bir deney alanı olarak görmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu açığın kapatılması için yapay zekânın doğrudan iş performansına, hizmetlere ve müşteri deneyimine bağlanması gerektiğini belirten AlGhamdi, kullanımın ölçülebilir bir etkiye dönüşebilmesi adına uygun veri, yönetişim, nitelikli insan kaynağı ve işletim modellerinin sağlanmasının şart olduğunu kaydetti.

gjuk
Microsoft: Bulut ve yapay zekâ sağlayıcıları arasındaki rekabet, sadece modeller ve altyapı sunmaktan öteye geçerek, kurumlar içinde gerçek ve güvenli bir etki yaratma yeteneğine doğru kayacak. (Adobe)

Bu yaklaşım, AlGhamdi’nin ilk yılındaki önceliklerinin odağını oluşturuyor. AlGhamdi, hedefin yapay zekânın etkisini ‘sadece bir başlık olmaktan çıkarıp somut hale getirmek’ ve bunu kurumların çalışma yöntemlerine, sundukları hizmetlere ve elde ettikleri sonuçlara yansıtmak olduğunu ifade etti.

İlk yıl için üç öncelik

AlGhamdi ilk olarak, Krallık’ın Doğu Bölgesi’ndeki Azure bölgesinin müşteri iş yüklerine açılmasına hazırlık kapsamında, ‘güvenilir bulut altyapısı’ şeklinde adlandırdığı unsuru öne çıkardı. AlGhamdi bu adımı, yalnızca ülke içindeki işlem kapasitesini artırmakla sınırlı görmeyip kurumların hassas sistemlerini güvenli ve sorumlu bir şekilde modernize edebilme yeteneğiyle ilişkilendirdi.

İkinci öncelik ise yapay zekâ projelerini deney aşamasından pratik değere dönüştürmek. AlGhamdi, başarı kriterinin şirketlerin duyurduğu kullanım senaryolarının sayısıyla değil; verimlilik, hizmetler, operasyonlar ve müşteri deneyiminde sağlanan somut iyileşmeyle ölçüleceğini vurguladı.

Bu deneysel süreçten pratik kullanıma geçişin bir örneği olarak AlGhamdi, Obeikan Group tarafından akıllı fabrikalar için geliştirilen akıllı sistem O3ai platformunu işaret etti.

Suudi yetkinliklerinin geliştirilmesini ise üçüncü sıraya koyan AlGhamdi, Microsoft’un 2030 yılına kadar Suudi Arabistan’da 3 milyon kişinin yapay zekâ becerileri kazanmasına yardımcı olma taahhüdünü hatırlattı. Dönüşümün yerel düzeyde inşa edilmesi ve sürdürülebilir kılınmasının hedeflendiğini belirten AlGhamdi, “Dönüşümü tek başına teknoloji değil, insanlar gerçekleştirir” değerlendirmesinde bulundu.

Bulut teknolojisi... Yerel barındırmadan çok daha fazlası

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki bulut bölgesinin faaliyete geçmesini yalnızca bir kapasite veya veri depolama meselesi olarak sunmayıp şirketlerin ve kamu kurumlarının kritik iş yüklerini modernize etme ve yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırma yeteneğiyle ilişkilendiriyor. Ulusal ölçekte bir genişlemenin; bulut hazırlığı, veri altyapısı, güvenlik, yönetişim, yetkinlikler ve güçlü bir ortaklık ağını içeren bütüncül unsurlara ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken AlGhamdi, yeni bulut bölgesinin yaratacağı asıl geniş etkinin dijital değer üretiminin daha büyük bir kısmının Krallık içine taşınmasıyla görüleceğini belirtiyor. AlGhamdi, bu durumun daha fazla yerel çözüm, teknik kapasitenin derinleşmesi ve iş ortakları arasında yenilikçiliğin yaygınlaşması anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Uzun vadede ise hem Suudi pazarında hem de bölgedeki diğer pazarlarda kullanılabilecek fikri mülkiyetlerin üretilmesinin hedeflendiğini vurguluyor.

Daha rekabetçi bir pazar

AlGhamdi, Suudi müşterilerin yerel ve küresel bulut hizmet sağlayıcıları arasında geniş bir seçenek yelpazesine sahip olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek, bu durumun ‘güçlü ve hızla olgunlaşan’ bir pazarı yansıttığını ifade etti. Bulut kapasitesinin genişlemesi ve gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimin kolaylaşmasıyla birlikte AlGhamdi, rekabetin yalnızca altyapıya veya modele sahip olma ekseninde kalmayacağını vurguladı.

“Fark yaratma süreci erişimden etkiye kayacak” değerlendirmesinde bulunan AlGhamdi, asıl sorunun modele kimin sahip olduğu değil; kurumların bu teknolojiyi güvenli, sorumlu ve çalışma yöntemlerini fiilen değiştirecek şekilde kullanmalarına kimin yardımcı olabileceği hususunda düğümleneceğini belirtti.

cdfgthy
Microsoft, Suudi kuruluşların önündeki en büyük zorluğun, yapay zekâ deneyimlerinden, bunu süreçlere fiilen entegre etmeye ve ölçülebilir sonuçlar elde etmeye geçiş yapmak olduğunu düşünüyor. (Adobe)

AlGhamdi bu durumu; bulut, veri, siber güvenlik, verimlilik araçları, iş uygulamaları, geliştirici araçları ve model seçeneklerinin tek bir platformda birleştirilmesi hedefiyle ilişkilendiriyor. Böylece yapay zekânın günlük iş akışlarının, kararların, operasyonların ve müşteri deneyimlerinin doğal bir parçası haline gelmesi amaçlanıyor.

Her bir kurumun kendine özgü veri, bağlam ve kurumsal bilgi birikimi üzerindeki denetimine de dikkat çeken AlGhamdi, Microsoft’un rekabette öne çıkardığı unsurları ‘güven, seçim imkanı ve kontrol’ kavramlarıyla özetlerken, bunların yanı sıra yapay zekâyı ölçeklenebilir ve ölçülebilir bir etkiye dönüştürme yeteneğinin önemini vurguladı.

Yapay zekâdan elde edilen dengesiz getiri

Üretken yapay zekâya yönelik yatırımların hız kazanmasına rağmen AlGhamdi, kurumların veri, operasyon ve yönetişim sorunlarını çözme kapasitelerinden daha hızlı bir şekilde bu teknolojilere yönelme riski bulunduğunu kabul etti.

Üretken yapay zekânın bir kurumun halihazırda yürüttüğü süreçleri hızlandırabileceğini belirten AlGhamdi, ancak bu teknolojinin ‘zayıf veri altyapısını, dağınık operasyonları veya net bir yönetişim eksikliğini telafi edemeyeceğini’ vurguladı. AlGhamdi, en güçlü sonuçları elde eden kurumların yapay zekâyı bağımsız bir teknoloji projesi olarak değil, iş dönüşümünün bir parçası olarak ele alanlar olduğunu ifade etti.

Söz konusu duruma Ma'aden şirketinin deneyimini örnek gösteren AlGhamdi, şirketteki ekiplerin Microsoft 365 Copilot, Copilot Studio ve Azure OpenAI Service kullanarak ayda 2 bin 200 saatten fazla zaman tasarrufu sağladığını kaydetti. AlGhamdi’ye göre adaptasyon hızı, üzerine kurulduğu altyapının kalitesinden bağımsız değerlendirilmemeli. Güvenlik ve yönetişimin aynı hızla ilerlemesi gerektiğini belirten AlGhamdi, bu noktada asıl sorunun kurumun çok hızlı hareket edip etmediği değil; kurumsal, veri ve güvenlik altyapısının bu hızla eş zamanlı ilerleyip ilerlemediği olduğunu vurguladı.

Teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki önümüzdeki dönemin yalnızca küresel platformların kullanımıyla sınırlı kalmayıp Krallık içinden geliştirilen ve ülke sınırlarını aşabilecek teknolojileri inşa etme kapasitesinin artırılmasıyla ilgili olduğunu vurguladı.

Bu doğrultuda Microsoft’un rolünün Suudi şirketlerine, girişimlere ve yazılımcılara bulut altyapısı, yapay zekâ araçları, siber güvenlik, veri platformları ve ortaklık ekosistemi desteği sunmak olduğunu belirten AlGhamdi, yerel bulut bölgesinin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini karşılarken ülke içinde çözümler geliştirilmesine ve barındırılmasına imkân tanıyacağını kaydetti.

Uzun vadedeki fırsatın çok sayıda Suudi kurumunun ‘teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine’ geçiş yapması olduğunu ifade eden AlGhamdi, bunun bölgesel ve küresel ölçekte rekabet edebilecek fikri mülkiyetlerin, platformların ve yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini kapsadığını belirtti.

Dijital egemenlik ve yerel kapasite

AlGhamdi, dijital egemenlik ile veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık arasındaki farklara ilişkin bir soruya yanıt verirken, yerel düzeyde çözüm geliştirme ve bunları Krallık içinde barındırma kapasitesini artırma konusuna odaklandı.

Yerel bulut altyapısının varlığının, girişimcilerin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini gözeterek Suudi Arabistan içinde çözümler geliştirmesine ve barındırmasına imkân tanıdığını belirten AlGhamdi, bu durumu teknolojiyi kullanmaktan üretmeye geçiş süreciyle ilişkilendirdi.

AlGhamdi; veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık kavramları arasında doğrudan bir ayrıma gitmedi. Buna karşın meseleyi; Suudi şirketlerinin, girişimlerin ve yazılımcıların teknik değerin, bilginin ve fikri mülkiyetin daha büyük bir kısmını Krallık bünyesinde tutabilme yeteneğiyle bağdaştırdı.

Altyapının ötesinde bir rol

AlGhamdi, Microsoft’un Suudi Arabistan’daki rolünü değerlendirirken, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile bulut, yetkinlik gelişimi ve sorumlu yapay zekâ alanlarındaki iş birliği de dahil olmak üzere hükümet, kurumlar, şirketler, yazılımcılar, iş ortakları ve eğitim kurumlarıyla yürütülen 25 yılı aşkın geçmişe dikkat çekti.

Mevcut sürecin sorumluluk seviyesini yalnızca teknoloji sunmanın ötesine taşıdığını belirten AlGhamdi, bunu hizmetlerin ve verimliliğin artırılması, güvenli dijital ortamların güçlendirilmesi ve Suudi yetenekler için daha geniş fırsatlar yaratılması gibi ulusal kazanımlara dönüştürme gerekliliğini vurguladı.

xsdfrgt
Microsoft Arabia, uzun vadeli başarıyı, beceri, yetenek, çözüm ve platformların geliştirilmesi yoluyla Suudi Arabistan’ın teknoloji tüketiminden üretimine geçişiyle ilişkilendiriyor. (Adobe)

AlGhamdi, Microsoft bünyesindeki 15 yılı aşkın deneyiminin ardından bu göreve getirildi. Daha önce şirketin Suudi Arabistan’daki kamu kurumları, ulusal kuruluşlar, eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik faaliyetlerini yöneten AlGhamdi, kamu bulut düzenlemeleri ile ulusal analiz platformuna ilişkin girişimlerde de yer aldı. AlGhamdi’nin kariyer geçmişinde ayrıca Oracle ve Google bünyesinde üstlendiği roller bulunuyor.

Önümüzdeki üç yılın sınaması

AlGhamdi, görevdeki üç yılının ardından başarısının nasıl değerlendirileceğine ilişkin soruya yanıt verirken; bunu iş hacmi ya da satılan ürün sayısıyla sınırlamadı. Başarıyı daha geniş bir çerçevede, yapay zekâ alanındaki hedeflerin somut sonuçlara dönüştürülmesiyle ilişkilendiren AlGhamdi, “Üç yıl sonra başarıyı tek bir soruyla değerlendireceğim: Suudi Arabistan’ın yapay zekâ vizyonunu insanların gözlemleyebileceği bir ilerlemeye dönüştürmesine yardımcı olabildik mi?” ifadelerini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda AlGhamdi, güvenilir bulut altyapısının kurumlar ve kritik sektörler nezdinde yaygınlaşmasını, yapay zekânın deneysel süreçlerden sıyrılarak verimlilik, hizmetler ve müşteri deneyiminde ölçülebilir iyileşmelere dönüşmesini öncelik olarak tanımladı. AlGhamdi ayrıca, Krallık bünyesinde dijital değer üretebilecek Suudi yeteneklerin, iş ortaklarının ve yazılımcıların sayısının artırılmasını da temel kriterler arasında sıraladı.

Bu kapsamda AlGhamdi’nin çizdiği yeni dönem; teknoloji yatırımlarının benimsenme aşamasından uygulamaya geçiş gücünün test edilmesine odaklanıyor. Süreç, model ve platform kullanımının ötesine geçerek Suudi ekonomisi bünyesinde verimlilik, hizmet kalitesi, nitelikli insan kaynağı ve fikri mülkiyet alanlarında ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini hedefliyor.


Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)

Suudi Arabistan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarını hedef alan ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisine kadar ulaşan saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Riyad, saldırıların Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Krallığın siyasi ve kamuya mal olmuş isimleri hedef alan düşmanca operasyonları ve Irak devlet kurumlarının güvenliğini tehdit eden ya da ülkenin güvenlik ve istikrarını sarsan her türlü girişimi tamamen reddettiği ifade edildi.

Bakanlık, Riyad’ın devletlerin iç işlerine her türlü müdahaleyi, egemenliklerinin ihlal edilmesini, iyi komşuluk ilkelerine ve uluslararası hukuka aykırı eylemleri reddeden tutumunu yineledi.

Mesrur Barzani ise dün yaptığı açıklamada, İran’a ait iki bomba yüklü insansız hava aracının (İHA) Erbil’deki özel ofisini ve bölgesel istihbarat teşkilatı Parastin’in Direktörü’nün ikametgahını hedef aldığını duyurmuştu. Bölgedeki yetkililer tarafından ‘tehlikeli bir tırmanış ve Irak’ın egemenliğinin ihlali’ olarak nitelendirilen saldırıya ilişkin açıklamasında Barzani, IKBY Terörle Mücadele Birimi tarafından yürütülen soruşturmanın, dün sabah erken saatlerde özel ofisi ile Erbil’de faaliyet gösteren Parastin’in Direktörü’nün ikametgahının İran’a ait iki İHA tarafından hedef alındığını ortaya koyduğunu bildirmişti.


Suudi Arabistan ve Sudan bir “Koordinasyon Konseyi” kurulması için belge imzaladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Sudan bir “Koordinasyon Konseyi” kurulması için belge imzaladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)

Suudi Arabistan ve Sudan, iki tarafın ilgili makamlarını bir araya getiren kurumsal bir çerçevede iş birliği artırma kararlılığından yola çıkarak dün, bir ‘Koordinasyon Konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi imzaladı. Bu adım net girişimler, projeler ve hedefler aracılığıyla somut sonuçlar elde etmeyi, iş birliği ile entegrasyonu güçlendirmeyi ve iki ülke liderleri ile halklarının beklentilerini karşılamayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, başkent Riyad'da ikili ilişkileri geliştirmek ve pekiştirmek için etkin bir kurumsal platform olması amacıyla ‘Suudi Arabistan - Sudan Koordinasyon Konseyi’ kuruluş belgesine imza attı.

İş birliğinin güçlendirilmesi

Prens Faysal bin Ferhan'ın Bakan Muhyiddin Salim'i kabulünün ardından iki taraf, iki ülke arasındaki Siyasi İstişare ve Takip Komitesi toplantısına başkanlık etti. Toplantıda ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilip ilerletilmesinin yolları gözden geçirilirken, bölgesel olaylardaki son gelişmeler ele alındı ve bu konularda görüş alışverişinde bulunuldu.

Suudi Arabistan ve Sudan dışişleri bakanları toplantı sırasında, ikili ilişkileri ve çeşitli alanlardaki ortak iş birliğini güçlendirmek için çalışmaya devam etme konusundaki kararlılıklarını vurguladılar.

Bunun yanı sıra Bakan Muhyiddin, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan - Sudan ilişkilerinin merkeziliğine vurgu yaparak bu ilişkileri ‘stratejik’ olarak nitelendirdi. Söz konusu Koordinasyon Konseyi’nin kurulması için imzalanan belgenin meyvelerinden biri olarak önümüzdeki dönemin tanık olacağı sonuçlara güvendiğini ifade eden Salim, Kızıldeniz'in güvenliğinin her iki ülke için de en yüksek öncelik teşkil ettiğinin altını çizdi.

fevfrb
Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’daki Dışişleri Bakanlığı binasında Sudanlı Bakan Muhyiddin Salem’i kabul etti (SPA)

Riyad, İslamabad ve Ankara arasında imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ndan övgüyle söz eden Muhyiddin, ‘büyük bir güçten ve uluslararası bir sembolden çok daha fazlası’ olarak tanımladığı Suudi Arabistan ile ortak bir blokta yer alma konusunda iyimser olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın Sudan'daki tabloyu ‘komşuluk, destekçilik ve ortak kader duygusuyla’ okuduğunu ifade eden Sudanlı bakan, ülkesinin bu üçlü bloğa dahil olmaya bölgesel güvenlik ve istikrarı pekiştirecek olumlu bir adım olarak baktığına işaret etti.

Suudi Arabistan'ın duruşuna övgü

Sudanlı bakan ayrıca, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve paralı askerlerin öncülük ettiği savaşın patlak vermesinden bu yana Sudan'ın içinden geçtiği karmaşık ve zor koşulların gölgesinde Suudi Arabistan'ın destekleyici tutumuna dikkati çekti. Riyad'ın savaşın başlamasıyla birlikte ilk platform olarak ‘Cidde Platformu’na ev sahipliği yaparak Sudan sahnesinde güçlü bir şekilde varlık gösterdiğini belirten Salim, Suudi Arabistan'ın Sudan'a ve halkına gösterdiği ilginin Krallığın duruşunun bir kanıtı olmaya devam edeceğine işaret etti.

Salim, Suudi Arabistan - Sudan Koordinasyon Konseyi’nin kurulmasına yönelik atılan imzanın ‘siyasi, güvenlik, ekonomik ve sosyal’ açıdan kapsamlı bir stratejik çalışmanın meyvelerini vermesini beklediğini ifade etti. Savaşın gölgesinde Kral Selman Yardım Merkezi'nin ülkedeki faaliyetlerinden övgüyle söz eden Sudanlı bakan, ülkesinin savaştan sonra devletlerin gerçek konumlarını görme fırsatı bulduğuna dikkat çekerken, Sudan dış ilişkilerinin her şeyi tam olarak doğru yerine oturtmak adına eskisinden farklı bir tutum ve çizgi benimseyeceğini vurguladı.

Sudan’ın siyasi diyaloğa yönelik beklentisi

Bakan Muhyiddin Salim, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Sudan içinde başlatılan siyasi diyalog hakkında şunları söyledi:

“Siyasi diyaloğun, Sudan krizinin genel vizyonları konusunda sivil güçler arasında bir fikir birliğine yol açmasını umuyoruz. Bu iyi bir gelişme olacaktır. Zira Sudan, bu güçlerin siyasi olarak bölünmesinden ve kutuplaşmasından çok zarar gördü ve bu durum ülkedeki siyasi sahnenin karmaşıklaşmasına neden oldu.”

scdfvgbh
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim’i kabul ederken (SPA)

Aykırı hareket eden diğer güçlerin önünü kesmek için Sudan meselelerinde sivil ve siyasi güçlerin ortak noktada buluşturulması gerektiğini vurgulayan Salim, partileri ve sivil güçleri, ‘siyasi diyalog’ girişimini, birleştirici ulusal yoldan uzaklaştıran her türlü kısıtlama ve gündemden tamamen kurtulmuş, saf bir milli bilinçle sahiplenmeye çağırdı.

Sudan halkının farklı siyasi görüş ve eğilimlerini temsil eden iç diyalogların başlatılması çağrısında bulunan Salim, içerideki güçlerin büyük bir kısmının safları birleştirme konusunda hemfikir olduğunu belirtti. Salim, ayrıca milli bilinci güçlendiren ve ülkenin toprak bütünlüğü ile egemenliğini koruyan tavsiyeler, öneriler ve girişimler sunarak hükümet ile ulusal güçler arasında dayanışma için bir fırsat yaratıldığını ifade etti.

Sudanlı bakan, herkesin ülkede demografik bir değişimi hedefleyen milislerin öncülük ettiği savaşın ortaya çıkardığı zorluklarla yüzleşebilmesi için Sudanlı vatanseverlerin bir araya gelerek kapsamlı bir ulusal siyasi tutum oluşturmalarının önemine dikkati çekti.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Salim ve Sudan'ın Riyad Büyükelçisi Defallah el-Hac, dün akşam Riyad'da düzenledikleri basın toplantısında, Riyad ile Hartum arasında Koordinasyon Konseyi’nin kurulmasının, iki ülkenin aralarındaki iş birliği ve koordinasyon düzeyini yükseltme konusundaki kararlılığından kaynaklandığını ve konseyin ikili ilişkileri geliştirmek ile pekiştirmek için etkin bir kurumsal platform olacağını vurguladı.

Bakan Salim ve Büyükelçi Hac, basın toplantısı  sırasında; önümüzdeki dönemin, iş birliği ile entegrasyonu güçlendirecek ve iki ülke liderleri ile halklarının beklentilerini karşılayacak net girişimler, projeler ve hedefler içeren bir dizi istişare, koordinasyon ve eyleme sahne olmasını beklediklerini ifade ettiler.