Nemire Mescidi... Yılda sadece bir kez namaz kılınan cami

Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını bu mübarek günde Allah’ı daha çok anmaya ve dua etmeye çağırdı

Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
TT

Nemire Mescidi... Yılda sadece bir kez namaz kılınan cami

Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)

Nemire Mescidi, Hac mevsimiyle bağlantılı en önemli İslami simgelerden biri olarak öne çıkıyor. Her yıl Zilhicce ayının dokuzuncu gününde milyonlarca Müslüman, Arefe Günü hutbesini dinlemek ve Mescid-i Haram imamı ile hatibinin arkasında öğle ve ikindi namazlarını cemederek kılmak için bu mescide yöneliyor.

Nemire Mescidi, Rahmet Dağı’nın (Cebel-i Rahme) batısında, Arafat bölgesinde yer alıyor. Mescid, adını inşa edildiği Nemire bölgesinden alırken, Hz. Muhammed’in Veda Haccı sırasında irad ettiği Veda Hutbesi ile bağlantısı nedeniyle dini ve tarihi açıdan büyük bir önem taşıyor.

XC
Sabahın erken saatlerinden itibaren Nemire Mescidi’ne vaazı dinlemek için akın eden yüz binlerce hacı adayı (SPA)

Nemire Mescidi, kendine özgü ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Mescidde yılda yalnızca bir kez cemaatle namaz kılınıyor; bu da Arefe Günü namazı oluyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren yüz binlerce hacı adayı, Hac mevsiminin en önemli manevi duraklarından biri kabul edilen mescit ve çevresindeki alanları dolduruyor.

Öte yandan çok sayıda hacı adayı, kapsamlı hizmet ve organizasyon sistemi eşliğinde Arafat Vakfesi’ni yerine getirmek üzere bölgeye akın etti. Arefe Hutbesi ise bu önemli günün İslam dünyasındaki büyük konumunu yansıtan bir atmosfer içinde, birçok dilde canlı olarak dünyanın farklı ülkelerine aktarıldı.

DDSVFD
Arafat Vakfesi’ni ifa etmek üzere gelen çok sayıda hacı adayı (Fotoğraf: Beşir Salih)

Nemire Mescidi’nde Arefe Günü hutbesini Şeyh Ali el-Huzeyfi irad etti. Hutbede takva kavramı, ahiret gününe hazırlık ve kurtuluşun ibadetleri yerine getirip günah ve kötülüklerden uzak durmakla mümkün olduğu vurgulandı. Hutbede ayrıca, Arefe Günü’nün İslam’da yılın en faziletli günlerinden biri olduğuna dikkat çekildi.

El-Huzeyfi, Hac mevsiminin dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanları tek bir ibadet ve ortak ritüeller etrafında bir araya getirdiğini belirterek, Allah’ın şiarlarına saygı gösterilmesi, sükûnetin korunması ve ibadetlerin ruhuna zarar verecek her türlü davranıştan uzak durulması çağrısında bulundu.

Hutbede ayrıca, Arefe Günü’nün duaların kabul edildiği en önemli zamanlardan biri olduğu ifade edilerek, Müslümanlara bu mübarek günde zikir ve duayı artırmaları tavsiye edildi. Özellikle ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamd da ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) zikrinin sıkça okunması gerektiği vurgulandı.

DFV
Nemire Mescidi, Hac mevsimiyle bağlantılı en önemli İslami simgelerden biri olarak öne çıkıyor. (SPA)

El-Huzeyfi, hacı adaylarına sükûneti korumaları, izdihamdan kaçınmaları, organizasyondan sorumlu makamların talimatlarına uymaları ve sevk ile hareket düzenlemelerine riayet etmeleri çağrısında bulundu. Bunun kamu yararını sağlamak, zarar ve kargaşayı önlemek, can güvenliğini korumak ve ibadetlerin kolaylıkla yerine getirilmesini temin etmek amacı taşıdığı belirtildi.

El-Huzeyfi, Hac sırasında Müslümanlar arasında tanışma, kaynaşma, yardımlaşma ve dayanışma görüntülerinin en belirgin şekilde ortaya çıktığını ifade etti. Farklı dillerden, renklerden ve ülkelerden gelen Müslümanların, kardeşlik ve sevgi bağı içinde aynı ibadetleri yerine getirdiğini söyledi.

Şeyh el-Huzeyfi ayrıca, Hac ibadetinde siyasi sloganlara ya da parti çağrılarına yer olmadığını, Haccın bütünüyle Allah’a teslimiyet, Hz. Muhammed’e tabi olma ve zahir ile batında arınma anlamı taşıdığını vurguladı.

Öte yandan el-Huzeyfi hutbesinde hac menasikine de değinerek, hac ibadetinin en büyük rüknü kabul edilen Arafat Vakfesi’nden başlayıp Müzdelife’de gecelemeye, ardından Mina’ya geçilerek Şeytan Taşlama, kurban kesimi, tıraş olma ve Ziyaret Tavafı’nın yerine getirilmesine kadar hac sürecini anlattı.

SVFD
Suudi Arabistan’daki ilgili makamlar, hacı adayları için tüm sağlık ve idari hizmetlerin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamaya özen gösteriyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Teşrik günlerinde hacı adayları, her gün üç cemrenin her birine yedi taş atıyor. Hacıların Zilhicce’nin 13’üncü gününe kadar Mina’da kalmaları daha faziletli kabul edilirken, isteyenlerin 12’nci günde bölgeden ayrılmasına da izin veriliyor. Yolculuk öncesinde ise Veda Tavafı gerçekleştiriliyor.

Nemire Mescidi, toplam 110 bin metrekareyi aşan alanıyla dünyanın en büyük camileri arasında yer alıyor. Yüzlerce giriş kapısı, lavabolar ile modern iklimlendirme ve ses sistemlerine sahip olan mescit, Arefe Günü’nde yoğun hacı kalabalığını ağırlayabilecek kapasiteye sahip bulunuyor.

Suudi Arabistan’daki ilgili kurumlar, her yıl hacıların rahatını sağlamak ve ibadetlerini güvenli ve huzurlu şekilde yerine getirebilmelerine imkân tanımak amacıyla mescidi sağlık, organizasyon ve teknik hizmetlerle eksiksiz şekilde hazırlıyor. Bu çalışmalar, Suudi Arabistan’ın Hac sezonunda Allah’ın misafirlerine hizmet sunma kapsamında yürüttüğü geniş çaplı çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

ASCS
Rahman’ın misafirleri, kapsamlı bir hizmet ağı eşliğinde Arafat Vakfesi’ni yerine getirmek üzere bölgeye akın etti. (SPA)

Nemire Mescidi, özgün İslami mimarisiyle de dikkat çekiyor. Doğudan batıya 340 metre, kuzeyden güneye ise 240 metre uzunluğa sahip olan mescitte, her biri 60 metre yüksekliğinde altı minare, üç kubbe ve 10 ana giriş bulunuyor. Ayrıca kalabalığın akışını kolaylaştırmak amacıyla 64 kapı hizmet veriyor.

Mescit, Arefe Hutbesi ile öğle ve ikindi namazlarının dünyanın farklı bölgelerine canlı olarak aktarılmasını sağlayan gelişmiş ses ve yayın sistemleri başta olmak üzere en son teknik ve hizmet altyapılarıyla donatıldı. Bunun yanı sıra iklimlendirme ve havalandırma sistemleri, gölgelikli avlular, dijital ekranlar ile güvenlik ve izleme sistemleri sayesinde hacıların güvenli ve konforlu bir ortamda ibadet etmeleri hedefleniyor.



Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)

Suudi Arabistan, 2026 Oslo Forumu’nun ana oturumunda yaptığı açıklamada, savaşlar, işgaller ve ülkelerin iç işlerine yönelik müdahalelerin yol açtığı ağır insani bedelin artık kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, bunun Gazze Şeridi, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkeler için de geçerli olduğunu belirtti. Açıklamada, bölge halklarının sürekli çatışmalar ve tekrarlanan şiddet döngüleri yerine barış, kalkınma ve iş birliğine dayalı bir geleceği hak ettiği ifade edildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan Dr. Menal Rıdvan, ülkesini temsilen ‘Çalkantılı Bir Ortadoğu’da Arabuluculuk’ başlıklı ana oturumda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın kardeş ve dost ülkelerle yürüttüğü stratejik ortaklıklar ile bölgesel ve uluslararası düzeydeki merkezi konumu çerçevesinde güvenlik ve kalıcı barışın sağlanması için hiçbir çabadan kaçınmayacağını söyledi.

Rıdvan, Suudi Arabistan’ın arabuluculuk ve kalıcı barışın tesisine yönelik tarihî rolünü ve bölgedeki temel meselelerde sürdürdüğü desteği hatırlatarak, Riyad’ın barış inşasına yönelik yaklaşımının haklara saygı, insan onurunun korunması ve istisnasız herkes için güvenliğin sağlanması ilkelerine dayandığını belirtti.

Suudi yetkili, bölgede onlarca yıldır görülen hegemonya girişimlerinin başarısızlığını kanıtladığını, bu girişimlerin bölge halkları üzerinde insani, siyasi ve ekonomik açıdan son derece ağır maliyetler doğurduğunu ifade etti.

Kalıcı istikrarın güç üstünlüğü veya dayatılmış fiilî durumlar üzerine kurulamayacağını kaydeden Rıdvan, bunun ancak ortaklık ve iş birliğine dayalı bir kolektif güvenlik sistemiyle mümkün olacağını söyledi. Bu sistemin devletlerin egemenliğine ve ulusal kurumlarına saygı gösterilmesini, güç kullanımının devlet tekelinde tutulmasını, meşru kurumlar dışındaki silahlı yapıların faaliyetleriyle mücadele edilmesini ve her tür işgalin sona erdirilmesini gerektirdiğini belirtti. Rıdvan ayrıca, gerçek anlamda bir barış sürecinin başarısının bağımsız Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesiyle başlayacağını vurgulayarak, bunun daha istikrarlı, açık ve bütünleşmiş bir bölgesel ortamın oluşturulması için temel şart olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede konuşan Rıdvan, Suudi Arabistan’ın iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik New York Bildirgesi kapsamında yürüttüğü girişimlere dikkat çekerek, söz konusu mekanizmanın barışçıl çözüm sürecini ilerletmeye yönelik pratik bir çerçeve ve kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığını belirtti. Rıdvan, Riyad’ın Gazze’de savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanmasını ve 20 maddelik kapsamlı barış planını desteklediğini vurgulayarak, güvenlik ve istikrarın halkların egemenliği veya meşru hakları pahasına sağlanamayacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) bölgesel güvenlik vizyonunun şekillendirilmesine katkı sunduğunu hatırlatan Rıdvan, Krallığın uluslararası ortakların, bölge ülkelerinin öncülüğünde geliştirilen bölgesel yaklaşımları desteklemesinin önemine inandığını söyledi. Bu yaklaşımların kapsayıcılık, iş birliği, uluslararası hukuka ve devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara saygı esasına dayanması gerektiğini belirten Rıdvan, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı politikalardan uzak durulması çağrısında bulundu.

Rıdvan ayrıca, İran ile yakınlaşma sürecine verdikleri destek nedeniyle Çin, Umman ve Irak’ın oynadığı rolü takdirle karşıladıklarını ifade ederek, bu çabaların bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesinde önemli bir dayanak oluşturduğunu, aynı zamanda diyalog ve gerilimin azaltılmasına daha elverişli bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Rıdvan, bazı bölgesel aktörlerin iş birliğine dayalı bölgesel güvenlik yaklaşımlarına uyum sağlama ve diyalog ile ortak çalışma mekanizmalarına katılma konusunda artan bir kapasite ortaya koyduğunu belirtirken, İsrail’in ise güvenliği askerî üstünlük, güç kullanımı ve sahada fiilî durum yaratma politikaları üzerinden yönetmeye devam ettiğini dile getirdi.

İşgalin sürmesi ile ilhak ve yerleşim politikalarının kalıcı bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulması ihtimalini zayıflattığını kaydeden Rıdvan, bunun eşitlik, haklara saygı, egemenlik ve uluslararası hukuk temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünde engel teşkil ettiğini ifade etti.

Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde düzenlenen forumun ana oturumuna, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Çin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun ve Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Macid el-Ensari de katıldı.


Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır; bölgedeki gerilimi düşürmeyi amaçlayan ortak istişarelerin devamı niteliğinde, önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın katılımıyla düzenlenecek olan "İran Savaşı" konulu "Dörtlü Mekanizma"nın dördüncü toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından Perşembe günü yapılan açıklamaya göre; Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, "ortak istişarelerin sürdürülmesi ve gerilimi düşürmeye yönelik çabaların güçlendirilmesi" amacıyla Kahire'de yapılacak dördüncü toplantının hazırlıkları ele alındı.

Bölgede yaşanan tehlikeli gelişmeler karşısında dört ülke arasındaki yakın koordinasyonun sürdürülmesi konusundaki kararlılıklarını vurgulayan iki bakan, ayrıca ABD-İran müzakere sürecini desteklemeye yönelik çabaları da masaya yatırdı.

Önceki toplantıların kronolojisi

Dörtlü Mekanizma'nın daha önce gerçekleştirdiği toplantıların takvimi şu şekilde gelişti:

1. Toplantı: 20 Mart'ta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yapıldı.

2. Toplantı: 29 Mart'ta Pakistan'ın ev sahipliğinde düzenlendi.

3. Toplantı: 17 Nisan'da "Antalya Diplomasi Forumu" marjında Türkiye'nin Antalya kentinde gerçekleştirildi.

Son toplantının gündemi ve katılımcılar

"Dörtlü"nün son toplantısında; bölgedeki hızlı gelişmeler karşısında ortak koordinasyonun güçlendirilmesi yolları, ABD-İran müzakerelerinin seyri ve gerilimi düşürme çabalarının sürdürülmesi gibi kritik başlıklar ele alınmıştı. Toplantıda ayrıca, mevcut savaşın sona ermesinin ardından bölgesel düzenin geleceği, tansiyonun düşürülmesi ve bölgede güvenlik ile istikrarın yeniden tesisi konuları tartışılmıştı.

Söz konusu toplantıya şu isimler katılmıştı: Mısır Dışişleri Bakanı: Bedir Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Prens Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı: Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı: İshak Dar

Bakanlar, savaşın küresel ekonomi üzerindeki yansımalarının yanı sıra uluslararası seyrüsefer, tedarik zincirleri, gıda güvenliği, enerji güvenliği ve petrol fiyatları üzerindeki etkilerini sınırlama ve bu zorlukların üstesinden gelme yollarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın o dönemki açıklamasına göre taraflar, gelecek süreçte yakın koordinasyon ve istişareyi sürdürme ve müzakere sürecinin başarıya ulaşması için çaba sarf etme konusunda mutabık kalmıştı.

Diplomasiye Öncelik Vurgusu

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tamim Hilaf, iki bakanın son telefon görüşmesinde bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduğunu belirtti. Sözcü; bakanların, bölgedeki mevcut tırmanışı dizginlemeye yönelik siyasi ve diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını aktardı. Bakanlar, gerilimi azaltacak, savaşı sonlandıracak ve bölgesel istikrarı destekleyecek uzlaşılara varılması için ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin tamamlanması gerektiğinin altını çizdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki bakan; savaşın bölge ve dünya üzerinde yarattığı ciddi güvenlik, ekonomi ve jeopolitik sonuçlar karşısında, çatışmanın yayılmasını önlemek ve mevcut gerilimi kontrol altına almak adına diplomatik çözümlere öncelik verilmesi için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini teyit etti.


Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önceden planlanmış programı nedeniyle G7 Zirvesi'ne katılamayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önceden planlanmış programı nedeniyle G7 Zirvesi'ne katılamayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, önceden planlanmış programları nedeniyle gelecek hafta Fransa'nın ev sahipliğinde düzenlenecek G7 Zirvesi'ne katılamayacağını bildirdi.

Prens Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapılan davete teşekkür ederek, zirve kapsamında gerçekleştirilecek çalışma toplantısı ve öğle yemeğine katılma davetini memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Veliaht Prens, Cumhurbaşkanı Macron'a gönderdiği teşekkür mesajında, 16 Haziran Salı günü Fransa'nın Evian kentinde düzenlenecek G7 Zirvesi kapsamındaki toplantıya önceden belirlenmiş programları nedeniyle iştirak edemeyeceğini ifade etti.

Mesajında Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki stratejik ilişkilerin gücüne vurgu yapan Prens Muhammed bin Selman, iki ülke arasındaki iş birliğinin sağlam temellere dayandığını belirterek zirvenin başarılı geçmesi temennisinde bulundu.

Veliaht Prens ayrıca, zirve çalışmalarının başarıyla sonuçlanmasını dilediğini ve Fransa'ya ev sahipliği için teşekkür ettiğini kaydetti.