Suudi Arabistan-ABD nükleer iş birliği... Krallık’taki ekonomik ve endüstriyel dönüşümün temel direği

Riyad ile Washington arasındaki stratejik ortaklıkta yeni bir dönüm noktası

Suudi Arabistan-ABD nükleer iş birliği... Krallık’taki ekonomik ve endüstriyel dönüşümün temel direği
TT

Suudi Arabistan-ABD nükleer iş birliği... Krallık’taki ekonomik ve endüstriyel dönüşümün temel direği

Suudi Arabistan-ABD nükleer iş birliği... Krallık’taki ekonomik ve endüstriyel dönüşümün temel direği

Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkiler, barışçıl nükleer enerji alanında iş birliğini öngören 123 Anlaşması ve ikili güvence anlaşmasının imzalanmasıyla stratejik ortaklıkta yeni bir döneme girdi. Söz konusu adımla, onlarca yıla yayılacak ortaklığın yasal çerçevesi tahkim edildi. Anlaşma, Suudi Arabistan’ın enerji karmasını çeşitlendirme ve yüksek güvenlik standartları çerçevesinde enerji arz güvenliğini artırma hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın geçtiğimiz kasım ayında ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında barışçıl nükleer iş birliği müzakerelerinin tamamlandığına dair yapılan açıklamanın devamı niteliğinde olan anlaşma, Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile ABD Enerji Bakanı Chris Wright tarafından imzalandı.

xsfrgh
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Kral Abdullah Petrol Çalışmaları ve Araştırma Merkezi’nde (KAPSARC) (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, anlaşmanın ikili iş birliğini güçlendirmeyi, deneyim, bilgi ve teknoloji paylaşımını desteklemeyi hedeflediği belirtildi. Açıklamada, söz konusu iş birliğinin nükleer güvenlik, emniyet ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin en yüksek uluslararası standartlar doğrultusunda nükleer enerjinin barışçıl kullanımını geliştirmeye katkı sağlayacağı kaydedildi. İki ülke arasında enerji sektöründe var olan iş birliğinin bir uzantısı niteliğindeki anlaşmanın, enerji ve geleceğin teknolojileri alanlarındaki ortaklığı genişletme ile sürdürülebilir kalkınmayı destekleme yönündeki ortak vizyonu yansıttığı vurgulandı.

ABD Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise anlaşmanın Suudi Arabistan’ın enerji ihtiyacının karşılanmasını destekleyerek onlarca yıla yayılacak milyarlarca dolar değerindeki bir ortaklığın yasal çerçevesini oluşturduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca anlaşmanın, sivil nükleer teknoloji alanındaki iş birliğini genişletmek ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı pekiştirmek suretiyle ortak çıkarları güçlendirdiği kaydedildi.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Wright, Prens Abdulaziz bin Selman’ı küresel enerji piyasalarındaki en önde gelen düşünürlerden biri olarak nitelendirdi ve kendisini, siyasi baskılardan uzak, doğru bildiklerine dayanan bağımsız bir vizyona ve duruşa sahip bir lider olarak övdü. Wright, aralarındaki ilişkinin mesleki bir hayranlıktan dostluğa ve karşılıklı güvene dönüştüğünü belirterek Prens Abdulaziz bin Selman’ın, Suudi Arabistan’da verimlilik ve inovasyonla öne çıkan bir enerji sisteminin inşasına katkı sağlayan ilkeli bir liderliğe sahip olduğunu vurguladı. Wright ayrıca, Prens Abdulaziz bin Selman’ın enerji sektöründe kadınların güçlendirilmesindeki rolünü takdir ederek Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı’nın elde ettiği başarıların kararlılık, cömertlik ve ekip ruhunu birleştiren güçlü bir liderliği yansıttığını ifade etti.

Söz konusu anlaşma son müzakerelerin bir ürünü olmayıp Suudi Arabistan ile ABD arasındaki sivil nükleer iş birliği görüşmeleri, tarafların barışçıl nükleer enerji alanında iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzaladığı 2008 yılına kadar uzanıyor. Takip eden yıllarda da devam eden istişareler kapsamında, 2017-2019 yılları arasında Suudi Arabistan’ın nükleer programına katılmakla ilgilenen ABD’li şirketlerle görüşmeler gerçekleştirildi. İki ülke, Kasım 2025’te iş birliği çerçevesini tamamlamak üzere ortak bir bildiri imzaladı ve nihayetinde ikili sivil nükleer iş birliğinin yasal zeminini oluşturan 123 Anlaşması ile ikili güvence anlaşmasının imzalanmasıyla süreç tamamlandı.

Wright, 2025 yılında Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda bu konuyu dile getirmişti. Prens Abdulaziz bin Selman ise Suudi Arabistan’ın nükleer enerjiden ve radyasyon uygulamalarından barışçıl amaçlarla yararlanmaya yöneldiğini, ülkedeki ilk nükleer güç santralinin inşası da dahil olmak üzere ulusal nükleer enerji projesini tüm unsurlarıyla sürdürdüğünü açıklamıştı.

Atılan bu adım, Suudi Arabistan’ın barışçıl nükleer programını geliştirmek amacıyla son yıllarda ilan ettiği politikayı teyit ediyor. Nitekim Prens Abdulaziz bin Selman, 2025 yılında Viyana’da düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) 69. Genel Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın UAEA ile iş birliği içinde ilk nükleer santralini kurma projesinin enerji karmasını çeşitlendirmeyi, temiz enerji arzını artırmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamayı hedeflediğini vurgulamış; Suudi Arabistan’ın en yüksek emniyet ve güvenlik standartları çerçevesinde nükleer enerjinin barışçıl kullanımında örnek bir model olmayı hedeflediğini altını çizerek ifade etmişti.

123 Anlaşması nedir?

Söz konusu anlaşma, adını ABD ile diğer ülkeler arasındaki sivil nükleer iş birliğini düzenleyen ABD Atom Enerjisi Kanunu’nun 123. maddesinden alıyor. Washington yönetimi; nükleer reaktörlerin, yakıtın veya teknolojinin ihracatına yalnızca iş birliğinin yasal çerçevesini, denetim mekanizmalarını, nükleer malzeme ve teknolojilerin barışçıl kullanım şartlarını belirleyen bu tür anlaşmaları imzalayan ülkeler için izin veriyor.

Anlaşma uyarınca Amerikan şirketleri, Suudi Arabistan’ın nükleer reaktörlerinin tasarımı, inşası ve işletilmesi süreçlerine katılabilecek; ekipman, yakıt ve teknik hizmet tedarik edebilecek. Tüm bu faaliyetler, nükleer silahların yayılmasını önleme yükümlülüklerine, UAEA güvencelerine ve iki ülke arasında imzalanan ikili güvence anlaşmasına tabi olacak.

Anlaşmanın önemi... Ekonomik ve stratejik boyutlar

Nükleer anlaşma, doğal gaz ve yenilenebilir enerjinin yanı sıra barışçıl nükleer enerjinin sisteme dahil edilmesiyle enerji karmasının çeşitlendirilmesini ve arz güvenliğinin artırılmasını destekleyerek Suudi Arabistan enerji sektörünün dönüşüm sürecinde stratejik bir adım teşkil ediyor. Bu durum, elektrik üretimi ve su arıtma süreçlerinin daha yüksek verimlilikle gerçekleştirilmesine, petrol ve gaza olan yerel bağımlılığın azaltılmasına ve ihracat için daha fazla miktarda hidrokarbon kaynağının serbest bırakılmasına imkân tanıyor. Böylece gelirlerin artırılması, doğal kaynakların kullanım verimliliğinin yükseltilmesi ve uzun vadeli ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği destekleniyor.

Anlaşma ayrıca, elektrik ve su talebindeki kesintisiz artış karşısında enerji kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen Vizyon 2030 amaçlarına katkı sağlarken, yakıt piyasalarındaki dalgalanmalara bağlı olmayan istikrarlı bir elektrik kaynağı sunarak arz güvenliğini pekiştiriyor.

Sanayi boyutunda ise anlaşma; reaktör tasarımı, inşası, işletilmesi ve tedarik zincirlerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere ABD’li şirketlerin Suudi Arabistan’ın nükleer altyapısının geliştirilmesine katılımının önünü açıyor. Bununla birlikte, gelişmiş teknoloji ve bilgi transferi sağlanması, yerli katkı oranının artırılması, ulusal insan kaynağının yetiştirilmesi ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi suretiyle sürdürülebilir bir Suudi nükleer sanayisinin temelleri güçlendiriliyor.

vfthy
Riyad’da ABD ile Suudi Arabistan tarafları arasında yapılan görüşmelere ABD Enerji Bakanı Chris Wright ve Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman başkanlık etti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın yerel uranyum kaynaklarını değerlendirme ve nükleer değer zincirini geliştirme yönelimi doğrultusunda anlaşma, ülkedeki nükleer yakıt döngüsünün geleceğiyle olan bağıyla da ek bir önem kazanıyor. Krallık, uranyum kaynaklarından ekonomik olarak yararlanma ve entegre bir barışçıl nükleer sektör inşa etme planları kapsamında, nükleer yakıt döngüsünün ilk aşaması olan ‘sarı pasta’ üretme kararlılığını daha önce açıklamıştı. Prens Abdulaziz bin Selman da Krallık’ın, ulusal uranyum cevherlerinin uluslararası güvence ve yükümlülüklere uygun olarak işlenmesi de dahil olmak üzere, barışçıl amaçlarla tam bir nükleer yakıt döngüsü geliştirmeyi hedeflediğini vurgulamıştı.

Yirmi yıldan uzun bir süre önce başlayan yolculuk

ABD ile yapılan anlaşma Suudi nükleer programı için bir başlangıç noktası teşkil etmeyip, barışçıl bir nükleer program geliştirmeye yönelik uzun soluklu planlama, kurumsal ve düzenleyici çerçeveler oluşturma sürecinin bir taçlandırması niteliğini taşıyor.

Krallık’ın nükleer enerjiye olan ilgisi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin nükleer enerjinin barışçıl kullanımlarına ilişkin ortak bir çalışma yürütmekle görevlendirildiği 2006 yılına dayanıyor. Ardından Suudi Arabistan, 2007 yılında UAEA ile iş birliği içinde bölgesel projeye ilişkin fizibilite çalışmalarına öncülük etti.

2010 yılında, nükleer programın geliştirilmesine öncülük etmek, düzenleyici çerçeveleri oluşturmak ve uluslararası anlaşmaları denetlemek üzere Kral Abdullah Atom ve Yenilenebilir Enerji Şehri (KA-CARE) kuruldu. Bunu takiben Cübeyl, Tebuk ve Cizan’da reaktör inşası için saha seçimini kapsayan teknik çalışmalar yürütüldü.

xcdfvg
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen basın toplantısında (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

2017-2023 yılları arasında Ulusal Nükleer Enerji Projesi’nin başlatılmasıyla Krallık; büyük reaktörler, küçük modüler reaktörler, nükleer yakıt döngüsü ile denetim ve düzenleme sistemine dayanan bir program aracılığıyla daha ileri bir aşamaya geçti.

Bakanlar Kurulu 2018 yılında, Krallık’taki tüm nükleer faaliyetlerin barışçıl amaçlara tahsis edildiğini vurgulayan Nükleer Enerji Programı Ulusal Politikası’nı onayladı. Bu politika, şeffaflık, nükleer güvenlik, bağımsız denetim, yerli katkının artırılması ve ulusal kapasitenin geliştirilmesi taahhütlerini içeriyor.

Uluslararası standartlara uyumun güçlendirilmesi kapsamında Krallık, 2023 yılında Küçük Miktarlar Protokolü’nü sona erdirerek UAEA ile Kapsamlı Güvence Denetimi Anlaşması’nın uygulanmasına geçileceğini duyurdu ve söz konusu karar 2024 yılının sonu itibarıyla yürürlüğe girdi.

Bu anlaşma gelecek için ne anlama geliyor?

Söz konusu anlaşma, nükleer santral inşasındaki bir iş birliğinden çok daha fazlasını temsil ediyor; ileri teknoloji alanında uzun vadeli bir ortaklığın temelini atıyor. Anlaşma; Krallık’a enerji güvenliğini artırma, ekonomisini çeşitlendirme, yüksek teknolojiye dayalı sanayileri geliştirme ve uzman ulusal kadrolar yetiştirme noktasında yeni araçlar kazandırıyor. Bu durum, Suudi Arabistan’ın bölgedeki en mümtaz enerji ve ileri sanayi merkezlerinden biri olarak konumunu güçlendirirken barışçıl nükleer programı da Vizyon 2030 öncülüğünde gerçekleşen ekonomik dönüşümün bir parçası haline getiriyor.