Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor: Üretimden bilişime

Yapay zekâ çipi ve Güney Kore bayrağı (Reuters)
Yapay zekâ çipi ve Güney Kore bayrağı (Reuters)
TT

Kore çipleri Suudi Arabistan’a yöneliyor: Üretimden bilişime

Yapay zekâ çipi ve Güney Kore bayrağı (Reuters)
Yapay zekâ çipi ve Güney Kore bayrağı (Reuters)

Yapay zekâ yarışında rekabet artık yalnızca en gelişmiş modeli geliştirmekle sınırlı değil. Çipler, veri merkezleri ve enerji kapasitesi bu yarışın yeni belirleyicileri haline gelirken Suudi Arabistan, sahip olduğu enerji kaynakları ve hızla büyüyen dijital altyapısıyla küresel yapay zekâ ve yarı iletken şirketlerinin dikkatini çekiyor.

Bilgi işlem çiplerine yönelik talebin artmasıyla birlikte yarı iletken sektörü enerji, veri merkezleri ve dijital altyapıyla kesişiyor. Böylece teknolojik gücün yeni haritası, yalnızca çip üreten ülkelerin değil, bu çiplerin ihtiyaç duyduğu bilgi işlem kapasitesini barındırabilecek ülkelerin de önem kazandığı yeni bir döneme işaret ediyor.

Bu yarışta Suudi Arabistan, enerji imkânları, veri merkezlerindeki hızlı genişleme ve egemen yapay zekâ ekosistemi kurma hedefi sayesinde Asyalı çip ve yapay zekâ şirketleri için giderek daha önemli bir merkez haline geliyor. Güney Kore ise çipler, yapay zekâ ve bunlara bağlı altyapı alanlarındaki kamu harcamalarını artırarak değer zincirinin merkezindeki konumunu güçlendirmeye çalışıyor.

Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions’ın Riyad’ı bölgesel merkezi olarak seçmesi, çipleri üretenlerle onları çalıştıracak kapasiteye sahip ülkeler arasındaki bu yeni kesişimi somutlaştırıyor.

Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ı şirket için cazip bir merkez haline getiren üç temel unsur bulunduğunu söyledi. Bunların yüksek enerji kapasitesi, yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine yönelik kararlılık ve egemen yapay zekâ alanındaki büyük hedefler olduğunu belirtti.

Park, bu faktörlerin bir araya gelmesinin Riyad’ı Rebellions’ın yapay zekâ çipleri alanındaki faaliyetlerini geliştirmesi için uygun bir merkez haline getirdiğini ifade etti.

Koreli şirketin bu adımı, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri ve yapay zekâ projelerine yönelik yatırımların artmasıyla birlikte yükselen bilgi işlem talebini karşılayacak kapasitesini genişletmeye çalıştığı bir dönemde atıldı.

2027’de 596,92 milyar dolar bütçe

Güney Kore bu hafta, 2027 yılı için tarihinin en büyük hükümet bütçesini önerdi. Toplam 821 trilyon won (596,92 milyar dolar) tutarındaki bütçe, mevcut yıla göre yüzde 12,8 artış öngörüyor ve ülke tarihindeki en yüksek yıllık artışa işaret ediyor.

Bütçedeki harcamaların önemli bir bölümünün yapay zekâ, yarı iletkenler ve bunlarla bağlantılı altyapıya yönlendirilmesi planlanıyor.

Seul yönetimi, ekonomisinin en önemli itici güçlerinden biri olan yarı iletken sektöründeki konumunu korumak için kamu harcamalarını artırmaya hazırlanıyor. Bu adım, yapay zekâ uygulamalarında kullanılan çiplere yönelik küresel talebin hızla yükseldiği bir dönemde atılıyor.

Bütçe tasarısında, yeni nesil yarı iletken altyapısını desteklemek amacıyla su sistemleri, elektrik şebekeleri ve lojistik hizmetlerini kapsayan sanayi altyapısı için 21,3 trilyon won ayrılması öngörülüyor. Ayrıca çip sektörüne yönelik özel bütçeye 2,6 trilyon won tahsis edilmesi planlanıyor.

Güney Kore, yapay zekâ sistemlerinde kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine (HBM) yönelik küresel talepteki artıştan da yararlanıyor. Bu talep, Samsung Electronics ve SK Hynix’in güçlü kârlar açıklamasında önemli rol oynuyor.

Egemen yapay zekâ Riyad ile Seul’ü birbirine bağlıyor

Park’a göre yapay zekânın egemenlik boyutu, ülkelerin hangi teknolojileri kullanacağına ilişkin kararlarında giderek daha önemli bir unsur haline geliyor. Özellikle bazı veri ve uygulamaların hassas sektörlerle bağlantılı olması, yerel olarak yönetilen yapay zekâ teknolojilerine duyulan ihtiyacı artırıyor.

Park, bu ihtiyacın diğer unsurların yanı sıra ulusal güvenlikle de bağlantılı olduğunu belirtti. Nükleer enerji programları veya silah sistemleri gibi hassas bilgilerin, devletlerin yapay zekânın nasıl kullanılacağını kontrol edebilmesini, sınırlarını belirleyebilmesini ve sistemleri tamamen ülke içinde çalıştırabilmesini gerektirdiğini söyledi.

cdvfgbhnj
Koreli yapay zekâ çipi şirketi Rebellions»ın Üst Yöneticisi (CEO) Sunghyun Park (Şarku’l Avsat) 

Bu durum, yapay zekâ pazarındaki temel eğilimlerden birini de yansıtıyor. Hükümetler ve şirketler artık yalnızca gelişmiş modellere erişmeye değil, verilerin nerede depolandığına, modellerin nerede çalıştırıldığına ve bu sistemlerin dayandığı altyapının kimin mülkiyetinde olduğuna da odaklanıyor.

Aramco ve Humain çip tedarik zincirinde

Rebellions’ın Suudi Arabistan’la halihazırda yatırım ilişkisi bulunuyor. Park, Aramco’nun yaklaşık iki yıl önce şirkete yatırım yaptığını, Rebellions’ın ise yapay zekâ altyapı teknolojilerine ilişkin tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi konusunda Humain ile görüşmelerini sürdürdüğünü söyledi.

Park, Humain’in Suudi Arabistan’da ve küresel ölçekte yapay zekâ alanında faaliyet gösteren en önemli kuruluşlardan biri haline geldiğini belirterek, şirketle iş birliğinin bölgedeki yapay zekâ sektörü üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğini ifade etti.

Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın veri merkezleri başta olmak üzere dijital altyapısını genişlettiği bir dönemde yaşanıyor. Bu durum, çip ve bilgi işlem alanında faaliyet gösteren şirketler için yalnızca bileşen satışıyla sınırlı olmayan, doğrudan yapay zekâ ekosisteminin kurulmasına katılmayı mümkün kılan potansiyel bir bölgesel pazar oluşturuyor.

Rekabet çip hızından işletme maliyetine kayıyor

Rebellions, yapay zekâ çipi pazarındaki rekabetin yalnızca bir çipin saniyede daha fazla sayıda token işleme kapasitesiyle belirlenmeyeceği görüşünde.

Park, şirketin daha düşük ekonomik maliyetle daha yüksek yapay zekâ performansı sağlayan teknolojiler geliştirmeye odaklandığını söyledi. Müşteriler açısından önemli ölçütün yalnızca saniyede işlenebilen token sayısı olmadığını belirten Park, asıl önemli göstergelerden birinin token başına maliyet olduğunu ifade etti.

Şirketin modeli, kaynaklarını eğitim ve çıkarım süreçleri arasında eşit biçimde dağıtmak yerine büyük ölçüde çıkarım (inference) operasyonlarına odaklanıyor.

Park, çıkarım işlemlerinin giderek standartlaşan bir hizmete dönüştüğünü belirterek, şirketlerin ve kullanıcıların arka planda hangi teknolojinin kullanıldığından bağımsız olarak uygun maliyetle iyi sonuçlar elde etmeye daha fazla önem vereceğini söyledi.

Enerji, yapay zekâ denkleminin bir parçası haline geliyor

Veri merkezlerinin enerji tüketiminin artmasıyla birlikte elektrik maliyeti ve çiplerin enerji verimliliği, yapay zekâ kullanımının genişletilmesindeki ekonomik hesabın önemli unsurları haline geliyor.

Riyad ile Seul’ün hesapları da bu noktada farklı açılardan kesişiyor. Güney Kore, değer zincirindeki konumunu korumak amacıyla çiplere, elektrik şebekelerine ve gerekli sanayi altyapısına yatırım yaparken Suudi Arabistan, yaklaşan bilgi işlem dalgasını karşılamak için enerji, altyapı ve veri merkezleri sağlamaya çalışıyor.

Böylece yapay zekâ yarışındaki rekabet yalnızca modeller ve yazılımlar etrafında şekillenmiyor. Yarış aynı zamanda çipleri kimin ürettiği, veri merkezlerine kimin sahip olduğu, enerjiyi kimin sağlayabildiği ve tüm bunları en düşük maliyetle kimin sunabildiği soruları etrafında yeniden tanımlanıyor.



Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti
TT

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün (cumartesi) Suudi Arabistan’ın Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı. Operasyonun, Sada ilinde iki balistik füze fırlatma platformunun imha edilmesinin ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

Koalisyon, X platformundaki hesabından iki video yayımladı. Görüntülerde, Suudi Arabistan’a yönelik balistik füze saldırılarında kullanıldıkları tespit edilen iki füze fırlatma platformunun hedef alınarak imha edilmesi yer aldı. Videolarda ayrıca, Husilere ait seyir füzeleri ve İHA’lara karşı hava savunma operasyonları ile terör örgütü olarak nitelendirilen Husilere ait balistik füze fırlatma platformlarına yönelik saldırılar da gösterildi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Husilere silah kaçakçılığı amacıyla deniz yoluyla Yemen’in Hudeyde iline gerçekleştirilen sevkiyatların engellendiğini duyurmuştu.

El-Maliki, X hesabından Husilere yönelik silah kaçakçılığı girişimlerinin hedef alındığı anlara ilişkin bir video yayımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Onları karada vuruyoruz... denizde ise batırıyoruz.”

BM Güvenlik Konseyi’nden Husilere kınama

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suudi Arabistan’ı hedef alan ve giderek yoğunlaşan Husi saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırıların sivil havacılığı ve enerji altyapısını da hedef aldığı, olaylarda sivillerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtildi.

Güvenlik Konseyi üyeleri, perşembe günü yayımladıkları açıklamada, Suudi Arabistan topraklarındaki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılar karşısında ülkeyle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Konsey açıklamasında Husilere, askeri gerilimi tırmandırmaya ve sivillerle sivil altyapıyı hedef alan saldırılara derhal son verme çağrısı yapıldı. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin Yemen hükümetine verdiği destek yinelenirken, üyelerin Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü bağlılığı bir kez daha teyit edildi.


El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
TT

El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı ve Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) Başkanı Muhammed el-Cedan, devam eden savaşların, çatışmaların ve tedarik zincirindeki aksamaların dünya geneline ağır insani ve ekonomik bedeller yüklediğini belirterek, bu durumun özellikle en yoksul ve en kırılgan ülkelerde fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. El-Cedan, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli istikrarın sağlanması için ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin, uluslararası iş birliğinin artırılmasının ve çatışmaların sonlandırılmasının önemine dikkat çekti.

IMFC’nin bugün Bangkok’ta yayımlanan 54. Toplantı Başkanlığı Bildirisi’nde, küresel ekonominin son şok dalgalarını beklenenden daha iyi bir performansla geride bıraktığı, ancak koruyucu tamponların yıpranması nedeniyle bu direncin devamlılığının garanti edilemeyeceği ifade edildi. Bildiride; tırmanan çatışmaların, ticari gerilimlerin, yükselen kamu borcunun ve yeniden finansman maliyetlerinin ekonomik hassasiyetleri artırabileceği uyarısında bulunulurken, teknolojik gelişmeler, demografik değişimler ve iklim riskleri sebebiyle ekonomilerin hızlı bir yapısal dönüşüm sürecinden geçtiği kaydedildi.

IMFC, kamu maliyesindeki kırılganlıkların giderilmesi, borç sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, hassas grupların korunması ile üretkenliği ve büyümeyi destekleyen yatırımların güvence altına alınması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca merkez bankalarının bağımsızlığının, enerji akışının güvenliğinin, seyrüsefer serbestisinin ve finansal zorluklar karşısında uluslararası iş birliğinin geliştirilmesinin önemi vurgulandı.

Öte yandan IMFC, Suudi Arabistan’ın üstlendiği liderliği takdir ederek, el-Cedan’ın komite başkanlığı görevinin bir yıl süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşıladı.

Küresel ekonominin son dönemdeki şokları beklenenden daha iyi atlattığını bildiren IMFC, ekonominin dayanıklılığını pekiştiren tampon mekanizmaların zayıfladığı konusunda uyarıda bulunarak, bu dirençli yapının sürdürülebilirliğinin artık kesin olmadığını kaydetti.

fvgbhn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Savaşlar ve çatışmalar ağır insani yükler ve büyük ekonomik maliyetler yaratmaya devam ederken; tedarik zincirindeki aksamalar ve ticari gerilimler, belirsizliği ve fiyatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.

Buna karşın, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı ilerleme; verimliliği artırma potansiyeliyle birlikte yatırım ve ticareti desteklemeye katkı sağladı. IMFC, bu gelişmelerin eşliğinde küresel büyümenin genel olarak istikrarlı bir seyir izlediğini, ancak ekonomik kazanımların halen dengesiz dağıldığını belirtti. Düşük gelirli ve kırılgan ülkelerin ise diğer ekonomilerle aralarındaki farkın açılması riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Risklerin olumsuz yöne kaydığı uyarısında bulunan IMFC; çatışmaların ve ticari gerilimlerin tırmanmasının hayati ticaret rotalarını aksatabileceğine, işlenmiş enerji ürünleri de dahil olmak üzere temel emtia fiyatları üzerindeki baskıyı artırabileceğine ve enerji ile gıda arz güvenliği risklerini derinleştirebileceğine dikkat çekti.

Ayrıca, sistemik öneme sahip ekonomilerdeki egemen tahvil getirilerinin yükselmesinin, özellikle birçok ülkedeki yüksek kamu borcu seviyeleri ve yeniden finansman ihtiyaçları göz önüne alındığında, küresel finansal koşullara olumsuz yansıyabileceği ikazında bulunuldu. Bu baskıların, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin ekonomi ve finans sektörü üzerindeki etkilerine ilişkin belirsizliklerle birleşerek ekonomik ve finansal hassasiyetleri artırabileceği ifade edildi.

Teknolojik dönüşümlerin hızlanması, demografik değişimler, aşırı hava olayları ile doğal afetlerin artması ve jeoekonomik bölünmenin, politika yapıcıların karşı karşıya olduğu seçenekleri ve dengeleri daha da karmaşık hale getirdiği kaydedildi.

Kamu maliyesinin düzenlenmesi

IMFC, ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin; güçlü ve geniş tabanlı bir büyümeyi destekleyecek tutarlı, sağlam makroekonomik politikalar ile çok taraflı iş birliğinden geçtiğini vurguladı.

Kamu maliyesindeki kırılganlıkların acilen giderilmesi gerektiğini belirten IMFC, her ülkenin kendi koşullarına uygun olarak güvenilir orta vadeli mali çerçeveler desteğiyle harcama ve gelir düzenleme çalışmalarının sürdürülmesi çağrısında bulundu. Bu adımın; kamu maliyesi ve borç sürdürülebilirliğini sağlamak, tampon mekanizmalarını yeniden inşa etmek, aynı zamanda en kırılgan grupları korumak ve verimlilik ile büyümeyi artıran öncelikli yatırımları güvenceye almak için elzem olduğu ifade edildi.

Para politikası tarafında IMFC, merkez bankalarının kendilerine verilen görevler doğrultusunda fiyat istikrarını sağlama taahhütlerini yineledi. Politikaların verilere dayalı olarak ayarlanmaya devam edeceği ve kararların açık bir şekilde iletileceği kaydedilirken, merkez bankalarının bağımsızlığının politika güvenilirliği ve enflasyon beklentilerinin sabit kalması için temel bir sütun olduğu vurgulandı.

Uluslararası standartlara uyulmasının ve finansal istikrarı tehdit eden risk ile kırılganlıkların yakından izlenip giderilmesinin önemine dikkat çekildi. Bu kapsamda IMFC, dijital finansmanla ilgili güvenceleri artırmayı, siber saldırılara karşı direnci yükseltmeyi ve dijital dolandırıcılıkla mücadeleye yönelik uluslararası çabaları geliştirmeyi hedefleyen Bangkok Planı’nı memnuniyetle karşıladı.

Büyüme ve verimlilik başlığında ise özel sektörün rolünü güçlendirecek reformların sürdürülmesi, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinden ve dijital dönüşümden yararlanılarak verimliliğin artırılması istendi. Bu teknolojilerle bağlantılı risklerin giderilmesi ve sağladığı faydaların geniş kitlelere yayılması gerektiği belirtildi.

Uluslararası iş birliğinin küresel zorluklarla mücadele, uluslararası para sisteminin istikrarı ile etkinliğinin sağlanması ve aşırı küresel dengesizlikler ile ticari gerilimlerin giderilmesi açısından zaruri olduğu vurgulandı. Adil ve açık bir küresel ekonomiyi desteklemek amacıyla saptırıcı politikalardan kaçınılması ve tedarik zincirlerinin esnekliğinin artırılması gerektiği ifade edildi.

Enerji alanında IMFC, güvenli ve kesintisiz enerji akışının sağlanması ile seyrüsefer serbestisi ilkesine bağlı kalınmasının küresel ekonomik istikrarın temel unsurları olduğunu bildirdi. Ayrıca, Nisan 2021 mutabakatında yer alan döviz kurlarına ilişkin taahhütlere bağlılığın sürdürüleceği teyit edildi.

Borç yükü altındaki ülkelere destek

IMFC ayrıca, sağlam makroekonomik politikalar, yerel kaynakların harekete geçirilmesi ve yönetişimin iyileştirilmesi yoluyla ülkelerin reformları uygulamasını ve borçla ilgili kırılganlıklarını gidermesini desteklemenin önemini vurguladı.

Düşük gelirli ülkeler ile çatışmalardan etkilenen ve kırılgan durumdaki orta gelirli ülkeler ve küçük gelişmekte olan devletler dahil olmak üzere en hassas ekonomilerin karşı karşıya olduğu zorluklara özel bir önem atfedildi.

Ayrıca özel sektör alacaklıları da dahil olmak üzere tüm ilgili taraflara borç şeffaflığını artırma çağrısında bulunuldu.

IMFC, borç yapısı sürdürülebilir olan, güçlü reform ve büyüme planlarına sahip ancak kısa vadeli finansman zorluklarıyla karşılaşan ülkelere sağlanan desteğin artırılmasını teşvik etti. Bu desteğin, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Grubu’nun üç sütunlu yaklaşımının uygulanmasının hızlandırılması yoluyla verilmesi gerektiği ifade edildi.

Son olarak IMFC, Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Mütevelli Fonu’nun (PRGT) kendi kendine yeten sürdürülebilir kredi kapasitesini desteklemek için gerekli güvenceleri sağlayan üyelerine teşekkür ederken, diğer üyelerin de gerekli güvenceleri hızla sunmasını beklediğini bildirdi.

IMF reformları

IMFC, IMF Başkanı’nın küresel politika gündemini ve yakın zamanda onaylanan; ekonomik gözetimi, borç analizini, kredilendirmeyi ve kapasite geliştirmeyi güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı politika revizyon paketini memnuniyetle karşıladı.

Söz konusu reformların hızlı ve etkin bir şekilde uygulanması çağrısında bulunan IMFC, bu adımların üyeler arasında adil ve tutarlı bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca kapasite geliştirme, ekonomik gözetim ve kredilendirme süreçleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesine destek verildi.

cd
Georgieva, Bangkok'ta düzenlenen Uluslararası Para ve Maliye Komitesi toplantısının ardından el-Cedan ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında konuşuyor (AP).

Bu değişikliklerin, ülkelerin riskleri belirlemelerine, belirsizlikleri yönetmelerine, sağlam politikalar ile güvenilir çerçeveler uygulamalarına yardımcı olacağı; bunun da dayanıklılığı artırarak büyümeyi destekleyeceği belirtildi.

Ayrıca IMFC, IMF’nin gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin makroekonomik ve politika yönlü etkilerine ilişkin yürüttüğü çalışmaları takdirle karşılayarak, kurumun yetki alanı dahilinde bu alanda daha fazla analiz ve danışmanlık sunulmasını beklediğini ifade etti.

IMF’nin kaynaklarının artırılması

IMFC, küresel finansal güvenlik ağındaki merkezi rolünün sürdürülmesini sağlamak adına IMF’nin kotalara dayalı, güçlü ve yeterli kaynaklara sahip bir yapıda olmasının önemini bir kez daha yineledi.

16. Genel Kota Gözden Geçirmesi kapsamındaki kota artışının onaylanması için gerekli yerel onay süreçlerinin daha fazla gecikmeksizin tamamlanması çağrısında bulunuldu.

Ayrıca Diriye İlkeleri’nin, 17. Genel Kota Gözden Geçirmesi de dahil olmak üzere gelecekteki kota ve yönetişim reformlarına ilişkin görüşmeler için temel teşkil edeceği belirtildi.

IMF’nin işleyişini güncellemek ve kadınların temsilini güçlendirmek

IMFC, IMF’nin kurumsal risk yönetimini geliştirmek, insan kaynağına yatırım yapmak ve gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin kurum içi bilinçli kullanımı da dahil olmak üzere esnek, dinamik ve geleceğe hazır yapısını korumak amacıyla operasyonlarını modernleştirme çabalarını destekledi.

Liyakat esasına dayalı sistem çerçevesinde IMF personelinin yürüttüğü çalışmaları takdir eden IMFC, kurum bünyesindeki görevlerde kadınların ve farklı bölgelerin temsil niteliğinin artırılması çağrısını yineledi.

IMF’nin liderlik kademelerinde kadın temsilinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilerek, bu alanda benimsenen gönüllü hedeflere ulaşılması için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulandı.

Tüm adayların seçiminde her üye ülkenin esas aldığı liyakat kriterlerinin belirleyici olması gerektiği kaydedildi.

Son olarak IMFC, bir sonraki toplantının Nisan 2027’de Washington D.C.’de yapılmasının öngörüldüğünü bildirdi.


Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)

Suudi hava savunma kuvvetleri, başta seyir füzeleri olmak üzere çeşitli hava saldırılarını hedef alınan birçok bölgede başarıyla önledi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın yüksek muharebe hazırlığını ve ülkenin güvenliğini koruma konusundaki üstün kapasitesini ortaya koyarken sivil hedefleri ve kritik altyapıyı sınır ötesinden gelen tehditlere karşı koruyan kapsamlı bir güvenlik sistemi oluşturduğunu gösterdi.

Son dönemde çok sayıda seyir füzesi havada imha edildi. Bunların sonuncusu perşembe günü Medine semalarında engellenirken, bir başka füze El-Harç vilayeti üzerinde etkisiz hale getirildi. Ayrıca başkent Riyad’ı hedef alan 5 füze de önlendi. Bunlardan biri Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldı.

Yerleşim bölgeleri üzerinde gerçekleştirilen başarılı önleme operasyonları sırasında füze parçaları ve enkazın düşmesi sonucu yaklaşık 15 evde sınırlı maddi hasar meydana geldi ve bazı siviller hafif şekilde yaralandı. Ancak hava savunma sistemlerinin yüksek muharebe hazırlığı sayesinde bu tehditler hedefledikleri yıkımı gerçekleştiremedi.

Gelişmiş kapasite ve entegre savunma

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzeleri ve alçak irtifadan gelen hava tehditlerinin oluşturduğu zorluklarla yüksek etkinlikle mücadele ediyor. Bu kapasite, bölgenin en güçlü ve en modern hava savunma ağlarından biri olarak nitelendirilen entegre ve birbirine bağlı bir savunma ağına dayanıyor.

rtnyj6
Riyad’da iki seyir füzesinin önlenmesi sonucu şarapnel parçaları düştü (SPA)

Suudi Arabistan, söz konusu tehditlere karşı koymak için yıllar içinde geliştirdiği çok katmanlı kapasitelere sahip. Sistem, gizli tehditleri tespit eden erken uyarı ve gözetleme katmanlarından başlayarak seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını yüksek hassasiyetle takip ve önleme kabiliyetine sahip gelişmiş önleme sistemlerine, oradan da kritik tesisleri, havalimanlarını ve kent merkezlerini olası sızmalara karşı koruyan kısa ve orta menzilli hava savunma sistemlerine uzanıyor.

Tehdidin niteliği ve teknik takipteki zorluklar

Seyir füzesi, yapısal açıdan küçük savaş uçaklarını andıran, tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracı olarak tanımlanıyor. Jet motoruyla, yani turbofan veya turbojet motorla çalışan bu füzeler uzun mesafeler kat edebiliyor ve binlerce kilometre uçabiliyor.

Seyir füzeleri, küçük radar izleri ve çok alçak irtifalarda uçabilmeleri nedeniyle hava savunma ağları açısından karmaşık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu özellikleri, füzelerin geleneksel radar ufkunun altında kalmasına ve uçuş güzergâhlarının son aşamalarına kadar tespit edilememesine yol açabiliyor.

Askeri analist ve uzman Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, seyir füzesinin atmosfer içinde uçan, jet motoru ve kanatları bulunan güdümlü bir füze olduğunu belirterek bunun tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracına benzediğini söyledi. Eş-Şehri, füzenin radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde çok alçak irtifada uçtuğunu ifade etti.

Eş-Şehri, “Seyir füzesinin güçlü yönleri arasında yüksek isabet hassasiyeti, savunma sistemlerinin etrafından dolaşacak bir güzergâh programlama kabiliyeti ve küçük radar izi bulunuyor” dedi. Uzman, farklı ülkelerin çeşitli seyir füzesi aileleri ürettiğini belirterek bunların başında ABD, Çin, Fransa ve İngiltere’nin geldiğini kaydetti.

Seyir füzelerine karşı koyabilen başlıca hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde eş-Şehri, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bulunan Patriot sistemine işaret etti. Patriot’un uçakları, alçaktan uçan seyir füzelerini ve taktik balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmış mobil bir sistem olduğunu belirten eş-Şehri, bunun yanı sıra başka hava savunma sistemlerinin de bulunduğunu söyledi.

ghyju
Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik terör saldırısında kullandığı seyir füzesine ait parçalar (Şarku’l Avsat)

Eş-Şehri, “Sistemden daha önemli olan, havadan taşınan erken uyarı uçaklarıdır. Bunlar da Suudi Arabistan’da bulunuyor. Ayrıca alçak irtifada, karadaki radarların radar ufkunun altında uçan seyir füzeleriyle mücadele eden savaş uçakları var. Böyle bir füzenin erken tespit edilmesi için hava radarı gerekiyor” diye konuştu.

Tuğgeneral eş-Şehri, Suudi hava savunmasının bu tür füzelere karşı yüksek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın farklı tehdit türleriyle mücadele edebilen çok katmanlı bir hava savunma sistemine sahip olduğunu belirten eş-Şehri, savaş uçakları ve erken uyarı uçaklarının yanı sıra Suudi hava savunmasının zaman içinde kazandığı muharebe tecrübesinin de önemli rol oynadığını söyledi.

Eş-Şehri, söz konusu tecrübelerin büyük bölümünün Husiler, İran ve Irak’tan gelen tehditlerin önlenmesinde başarıyla kullanıldığını belirtti.

Husilerin yerli üretim iddiası

Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, sahadaki verilerin ve göstergelerin Husilerin bu silahları Yemen’de ürettiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu savundu.

Eş-Şehri, Birleşmiş Milletler uzmanlar ekibinin 2020’den bu yana sunduğu kanıtların, “Kudüs-1” füzesinin bazı parçalarının lisanssız bir Çek yapımı küçük jet motorunun kopyasına dayandığını gösterdiğini belirtti. Füzenin gelişiminde gelişmiş Çin teknolojilerinin kullanıldığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu aktaran eş-Şehri, “Kudüs-1”in şekil ve tasarım bakımından tamamen aynı olması nedeniyle Husilerin İran yapımı “Paveh” füzesine verdiği isimden ibaret olduğuna ilişkin değerlendirmelere dikkat çekti.

Eş-Şehri, bu füzelerin yüksek üretim kalitesinin tamamının Yemen dışında üretildiklerine işaret ettiğini söyledi. Motorlar ve güdüm sistemleri gibi kritik tasarım ve bileşenlerin başta İran, Çin ve Rusya olmak üzere farklı kaynaklara dayandığını belirtti.

Askeri uzman, Husilerin bu derece karmaşık üretim kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu savunarak fiili işletme ve fırlatma süreçlerinin İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı mensupları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eş-Şehri, daha önce İran ve Lübnan’ın güneyinde yoğun eğitimlerden geçirilen bazı Husi unsurların da bu süreçlerde kullanıldığını belirtti.

Silahların Yemen’e ulaştırılması

Bu silahların Yemen’e nasıl ulaştığı konusunda ise Tuğgeneral eş-Şehri, sürecin organize kaçakçılık ve finansman ağlarına dayandığını söyledi.

Eş-Şehri, füzelerin yurt dışında üretildikten sonra parça ve bileşenler halinde Yemen’e sevk edildiğini, ardından gizli atölye ve özel bölgelerde bir araya getirildiğini belirtti. Bu yöntemin bazı Husi unsurlarına montaj ve birleştirme teknikleri konusunda pratik deneyim kazandırdığını, ancak bu kişilerin kapasitesinin fırlatma operasyonlarına kıyasla sınırlı kaldığını ifade etti.

Askeri analist, açıklamalarının sonunda Husilerin son dönemde ağır insan ve teknik kayıplara uğradığını söyledi. Bu kayıplar arasında söz konusu sistemleri yöneten bazı İranlı uzmanların öldürülmesinin de bulunduğunu belirten eş-Şehri, bunun Husilerin sahadaki kapasitesine doğrudan yansıdığını kaydetti.

Eş-Şehri, yalnızca geçen hafta içerisinde 4’ten fazla füzenin başarısız şekilde fırlatıldığını ve rotasından saparak Yemen toprakları içine düştüğünü belirtti.