El-Ula’nın ban ağaçları... Tarlalardan dünya pazarlarına

Ban Al-Ula CEO’su Şarku’l Avsat’a konuştu: Yerli üretime ve katma değerin artırılmasına odaklanıyoruz

Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Ula’nın ban ağaçları... Tarlalardan dünya pazarlarına

Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, el-Ula’da ban ağacından elde edilen ürünlerin üretimini gerçekleştiriyor. (Şarku’l Avsat)

El-Ula’da nesillerdir yerel çevreyle özdeşleşen ban ağacı, tarlalardan laboratuvarlara ve küresel pazarlara uzanan yeni bir süreçten geçiyor. Ban Al-Ula şirketi, yalnızca ham madde pazarlamak yerine, güzellik ve kişisel bakım alanlarında kullanılabilecek doğal yağlar, özler ve bileşenler geliştirerek yerel kaynağa dış pazarlara ulaşmadan önce ülke içinde katma değer kazandırmayı hedefliyor.

Al-Ula Kraliyet Komisyonu tarafından ağacın ve özlerinin ekonomik kullanım alanlarını geliştirmek amacıyla 2021 yılında kurulan Ban Al-Ula, halen cilt ve saç bakımı ile spa ürünlerindeki uygulamalarını genişletmeye ve dış pazarlardaki varlığını artırmaya odaklanıyor.

Bu hamle, yerel kaynakların katma değerini artırmanın ve petrol dışı ihracat tabanını genişletmenin önem kazandığı bir dönemde geliyor. Şirket, bileşenlerin Suudi Arabistan içinde geliştirilip işlenmesinin, ham madde ihraç etmeye kıyasla daha yüksek ekonomik getiri sağlayacağını ve Suudi bilgi birikimi ile teknolojisini taşıyan ürünlerin uluslararası pazarlara sunulmasına imkân tanıyacağını öngörüyor.

Ban Al-Ula CEO’su Mühendis Ebu Bekir el-Enezi, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte, şirketin hedefini el-Ula’dan bölgesel ve küresel pazarlara açılan, yüksek kaliteli ve etkili doğal bileşenler alanında öncü bir Suudi platformu haline gelmek ve özellikle cilt, saç ve kişisel bakım sektörlerindeki büyümeye odaklanmak olarak açıkladı.

Katma değer

El-Enezi’ye göre şirket; bilinen kaynaklara dayanan, bilimsel verilerle desteklenen doğal bileşenlere yönelik artan talebin yanı sıra sorumlu tedarik zincirlerine olan ilgiden de yararlanarak uluslararası pazarlarda kademeli bir varlık göstermeyi hedefliyor.

Sadece bir Suudi ürününü ihraç etmekle sınırlı kalmadıklarını belirten el-Enezi; amacın, yerel doğal kaynaklara dayanan, araştırma-geliştirme ve üretimi ülke içinde bir araya getiren bileşen ile ürünler geliştirmek ve böylece dış pazarlara sunulmadan önce ürünün katma değerini yükseltmek olduğunu ifade etti.

dvbt
Suudi Arabistan’ın batısında yer alan el-Ula vilayetindeki ban ağaçları (Şarku’l Avsat)

Geliştirme süreçlerinin Arap ban ağacı ve bünyesindeki seramidler, bitkisel eksozomlar, biyoaktif peptitler ile antioksidanlar gibi doğal bileşiklere odaklandığını açıklayan el-Enezi, şirketin cilt bakımında çeşitli uygulamalarda kullanılabilecek bir dizi yağ ve öz geliştirdiğini belirtti.

Bu ürünlerin geliştirilmesi, ticari uygulamalara geçilmeden önce etkinliklerinin doğrulanması amacıyla bilimsel araştırmalara, laboratuvar testlerine ve klinik değerlendirmelere dayanıyor. El-Enezi, bu çalışmalar sonucunda dört patent tescillendiğini ve bunun da şirketin ürünlerinin arkasındaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.

Konaklama sektörü

Konaklama sektörüne de değinen el-Enezi; şirketin, Arap bakım geleneklerinden esinlenen ancak modern formüllerle geliştirilen, oteller ve spa merkezlerine özel ürün ve çözümler tasarladığını ifade etti. Tek tip bir ürün sunmak yerine her tesisin kimliğini yansıtacak biçimde özel formüller ve kokular hazırlandığını belirten el-Enezi, ürün geliştirme sürecinin pazarın ve iş ortaklarının ihtiyaçlarının belirlenmesiyle başladığını, nihai formüle ulaşılmadan önce bilimsel ve teknik değerlendirmelerden geçtiğini aktardı.

rnbgtynb
El-Ula’da ban ağacı ürünlerini ayıran ve temizleyen bir işçi (Şarku’l Avsat)

Sürdürülebilirlik konusuna ilişkin olarak el-Enezi; yerel çiftçilerle iş birliği içinde gerçekleştirilen tarım ve hasat süreçlerinden, bileşenlerin el-Ula’da işlenmesi ve geliştirilmesine kadar sorumlu uygulamaların, iş modelinin ve tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Şirket bu doğrultuda, sorumlu tedarik uygulamalarının yanı sıra ham maddelerin izlenebilirliğine, kaynaklarının ve üretim aşamalarındaki süreçlerinin takibine odaklanıyor.

El-Enezi, tedarik zincirinin sorumlu tedarik kapsamında Ahlaki Biyoçeşitlilik Ticareti Birliği (UEBT) tarafından uluslararası standartlara uygunluğunun doğrulandığına dikkat çekti. Ülke içindeki işleme ve üretim süreçlerinin geliştirilmesinin yerel katma değeri artırdığını belirten el-Enezi, bu durumun bölgede söz konusu faaliyet etrafında entegre bir ekonomik zincirin oluşmasını desteklediğini kaydetti.

Ayrıca şirketin, yerel çiftçilerin ve tedarikçilerin katılımını güçlendirmek, bilgi transferi sağlamak ve Suudi Arabistan'da doğal bileşenler sektörünün büyümesi için gerekli kapasiteyi geliştirmek adına çalışmalar yürüttüğünü sözlerine ekledi.

Ekonominin çeşitlendirilmesi

El-Enezi, Ban Al-Ula’nın iş modelinin; ekonominin çeşitlendirilmesi, yerel içeriğin artırılması, katma değere dayalı sanayilerin geliştirilmesi ve turizm ile konaklama sektörlerindeki büyümeden faydalanılması başta olmak üzere Vizyon 2030 hedefleriyle örtüştüğünü belirtti.

El-Enezi, “El-Ula’ya özgü doğal bir kaynağı, ülke içinde geliştirilip üretilen bileşenlere ve ürünlere dönüştürerek ham madde satışının ötesinde bir ekonomik değer yaratıyoruz” dedi. Suudi Arabistan’daki turizm ve konaklama sektörlerindeki büyümenin; oteller, spa merkezleri ve sağlık-yaşam sektörü için bölgenin kimliğiyle ve ziyaretçi deneyimiyle bağ kuran Suudi çözümleri geliştirilmesine imkân tanıdığını ekledi.

csdfvghyj
El-Ula vilayetindeki ban ağaçları (Şarku’l Avsat)

Doğal bileşenler ile bunların kişisel bakım ve güzellik alanındaki uygulamalarında uzmanlaşmış, iç pazarın ötesine geçebilecek bir sektörün geliştirilmesi için fırsat bulunduğuna dikkat çeken el-Enezi, bu yaklaşımın doğal kaynakları, bilimsel araştırmayı, üretimi ve turizm ile konaklama sektörlerine bağlı hizmetleri bir araya getirdiğini ifade etti.

Dışa doğru genişleme

El-Enezi, bilimsel verilerle desteklenen ve kaynağı izlenebilir doğal bileşenlere yönelik küresel talebin arttığı bir ortamda, ihracatın şirketin büyüme stratejisindeki temel unsurlardan birini oluşturduğunu ifade etti.

Sözlerini sürdüren el-Enezi, “Modelimizi ayrıcalıklı kılan husus; doğal ham maddeden araştırma-geliştirmeye, işleme ve üretimden dış pazarlara yönelik nihai ürün veya bileşenlerin hazırlanmasına kadar tüm katma değerin Suudi Arabistan içinde yaratılmasıdır” dedi. Şirketin yalnızca ham madde ihraç etmeyi değil, daha yüksek değere sahip uzmanlaşmış ürün ve bileşenler geliştirmeyi hedeflediğini vurguladı.

Fuar ve ihtisas platformları aracılığıyla ticari ilişkileri ve uluslararası pazarlardaki varlığı genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini, aynı zamanda küresel şirketler ve markalarla ortaklıklar kurduklarını açıklayan el-Enezi; yurt dışına açılmanın Suudi Arabistan’ın petrol dışı ihracatındaki büyümeyi destekleyebileceğini ve yerel olarak geliştirilen ürün ile bileşenlere yeni pazarlar kazandıracağını kaydetti.

El-Enezi, uzun vadeli hedeflerinin ise el-Ula’da geliştirilen ürünlerin ‘Suudi Arabistan’da üretilmiştir’ etiketiyle küresel pazarlara ulaşması olduğunu; bu etiketin menşe ülkenin yanı sıra ürüne yerel düzeyde kazandırılan geliştirme, bilgi birikimi ve üretim değerini de yansıtacağını sözlerine ekledi.



Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), Çin öncülüğünde geliştirilen ve uluslararası ödemelerde dolara alternatif ödeme sistemi oluşturulmasını hedefleyen dijital platformdan çekildiğini bildirdi.

SAMA'dan, İngiliz Financial Times gazetesine konuyla ilgili açıklama yapıldı.

Suudi Arabistan'ın, Çin öncülüğünde geliştirilen ve merkez bankalarının dijital para birimleriyle doğrudan sınır ötesi işlem yapmasına imkan tanıyan mBridge platformuna katılımını sonlandırdığı belirtilen açıklamada, "Planlandığı üzere SAMA, mBridge (kavram kanıtlama) çalışmasını 13 Mayıs 2025'te başarıyla tamamladı. Çalışmanın tamamlanmasının ardından SAMA artık mBridge'in katılımcı üyesi değildir." ifadeleri kullanıldı.

Konuya yakın bir kaynak ise SAMA'nın ABD'nin baskısıyla platformdan çekilip çekilmediği konusunda, Suudi Arabistan'ın projedeki rolünün başından itibaren sınırlı olduğunu kaydederek, söz konusu karardan "daha geniş bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını" belirtti.

Blokzincir teknolojisini kullanan platform, merkez bankalarının kendi dijital para birimleri üzerinden doğrudan işlem yapabilmesini sağlayarak döviz işlemlerinin süresini ve maliyetini azaltmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan Merkez Bankası, 2023'te Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) çatısı altında mBridge'e "gözlemci üye" olarak katılmış, 2024’te ise Çin, Hong Kong, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu aktif katılımcılar arasına girmişti.

Ticari kullanıma açılması planlanan platformun uluslararası para transferi sağlayan SWIFT gibi ödeme sistemlerine bağımlılığı ve doların işlemlerde aracı para birimi olarak rolünü azaltma potansiyeli taşıması, ABD'de tartışmalara yol açmıştı.

Independent Türkçe, Financial Times


PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
TT

PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Suudi Arabistan Merkez Bankası’ndan mevzuat deney ortamı kapsamında faaliyetlerine başlama izni almasının ardından, Suudi Arabistan pazarındaki şirketlere yenilikçi bir dijital platform üzerinden tedarik zinciri finansmanına yönelik özel ürünler sunmak amacıyla Tawrid Finansman Çözümleri Şirketi’ni kurdu.

PIF tarafından yapılan açıklamaya göre Tawrid, yerel tedarik zincirlerinin verimliliğini artırmayı ve ulusal ekonominin çeşitlendirilmesini desteklemeyi hedefliyor. Şirket, PIF’ın 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında kısa süre önce açıklanan altı ekonomik ekosisteme yönelik finansal hizmetleri stratejik bir kolaylaştırıcı olarak konumlandırma yaklaşımıyla uyumlu faaliyet gösterecek.

Şirketin dijital platformu, alıcıları, tedarikçileri ve finansman kuruluşlarını birbirine bağlarken, onaylanmış faturalar kapsamındaki alacakların erken ödenmesi de dahil olmak üzere çeşitli finansman seçenekleri sunacak. Bu sayede başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere şirketlerin faaliyetlerini genişletmeleri, nakit akışlarını ve işletme sermayelerini daha etkin yönetmeleri mümkün olacak. Platform ayrıca Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren yerel bankaların tedarikçilere doğrudan erişmesine olanak tanıyarak ticaretin dijitalleşmesine ve piyasanın dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacak.

Bu kapsamda, PIF’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yatırımları bünyesindeki Finansal Kuruluşlar Sektörü Direktörü Sultan Al eş-Şeyh, Tawrid’in finansmana erişim imkanlarını ve nakit yönetimini iyileştirerek yerel tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağını belirtti. Eş-Şeyh, bunun yerel özel sektörün büyüme ve verimli çalışma kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.

Faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Tawrid, Suudi Arabistan’ın önde gelen banka ve şirketlerinden bazılarıyla bağlayıcı anlaşmalar imzaladı. Bu kapsamda Suudi Ulusal Bankası (SNB), Banque Saudi Fransi (BSF), Gulf International Bank-Suudi Arabistan’ın yanı sıra ROSHN Grubu ve Nesma & Partners yer aldı.

Şirketin kuruluşu, PIF’ın Suudi özel sektörünü güçlendirme ve özel sektörün fonun projeleri ile portföy şirketlerindeki katkısını artırma yönündeki çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bu adım, PIF’ın küresel ölçekte önde gelen yatırım aktörlerinden biri ve Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünün temel itici güçlerinden biri olma rolünü pekiştiriyor.


IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
TT

IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)

Göçmenlerin ailelerine gönderdiği paralar artık yalnızca geçim masraflarını karşılamaya yönelik havaleler olmaktan çıktı. Düşük ve orta gelirli birçok ülkede bu para akışları, krizler karşısında haneler için bir finansal güvenlik ağına, tasarruf ve yatırım kaynağına ve etkileri kırsal ekonomilere ve yerel piyasalara kadar uzanan bir kanala dönüştü.

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu’nun (IFAD) yayımladığı son rapora göre, düşük ve orta gelirli ülkelere gönderilen işçi dövizleri 2025 yılında 728,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2016 yılına göre yüzde 94’lük artışa işaret ederken, söz konusu ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları geride bıraktı ve aynı yıl küresel ölçekte sağlanan resmi kalkınma yardımlarının dört katından fazlasına ulaştı.

Ancak bu para akışlarının büyüklüğü, ailelerin söz konusu kaynaklara erişiminin zorunlu olarak kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Bazı piyasalarda yaptırımların ve finansal uyum gerekliliklerinin sıkılaştırılması, para transferi kanallarını çifte bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Bir yandan finansal sistemin güvenliğini korumak, diğer yandan meşru para akışlarının ailelere mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlamak.

IFAD Başkanı Alvaro Lario, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının para transferleri ve finansal kapsayıcılık açısından yarattığı en önemli zorluğun, yaptırımlara ve kara para aklama ile terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin gerekliliklere uyarken, ‘yasal aile havaleleri için güvenli, düşük maliyetli ve şeffaf kanalları korumak’ olduğunu söyledi.

Lario, özellikle kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde denetlenen finansal kanallara erişimin öneminin arttığını belirterek, çok sayıda ailenin yurt dışında yaşayan yakınlarının gönderdiği paralara bağlı olduğunu ifade etti.

Yaptırımlar ve ‘risk azaltma’

Lario, yaptırımların para transferleri üzerindeki etkisinin ülkeye, yaptırımların niteliğine ve kullanılan finansal kanallara göre değiştiğini belirtti. Lario, endişenin yalnızca yaptırımlarla sınırlı olmadığını, finans kuruluşlarının düzenleyici, uyum ve itibar risklerine karşı verdikleri tepkilerin de etkili olduğunu ifade etti.

Kişisel para transferlerine izin verilen durumlarda dahi finans kuruluşlarının belirli ülkelerle bağlantılı işlemlerin gerçekleştirilmesi konusunda daha sıkı tutum sergileyebildiğini söyleyen Lario, muhabir bankacılık ilişkilerine yönelik kısıtlamaların ise para transferi şirketlerinin bankacılık hizmetlerini sürdürmesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

fhyjukı
Çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede, yurtdışından gelen para transferleri ailelerin ayakta kalabilmesi için hayati bir kaynak haline geldi. (IFAD)

Daha geniş kapsamlı bu olgu ‘riskten arındırma’ (de-risking) olarak adlandırılıyor. Bu durum, mevcut resmi para transferi kanallarının sayısının azalmasına, transfer maliyetlerinin ve bekleme sürelerinin artmasına ve dolayısıyla ailelerin paraya erişiminin zorlaşmasına yol açabiliyor.

Lario, bir başka olası sonuca da dikkat çekerek resmi kanalların aşırı derecede zor, pahalı veya erişilemez hale getirilmesinin bazı işlemleri gayriresmi kanallara yöneltebileceğini ve bunun da şeffaflık ile tüketicinin korunması düzeyini artırmak yerine azaltabileceğini belirtti.

Çatışma dönemlerinde bir güvenlik ağı

Bu kanalların önemi, bazı ülkelerin uzun süreli çatışmalar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğu Ortadoğu’da daha da öne çıkıyor.

Lario, çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede para transferlerinin ‘hanelerin dayanıklılığı açısından temel bir kaynak’ haline geldiğini belirtti. İş olanaklarının, kamu hizmetlerinin, sosyal koruma ağlarının ve yerel ekonomilerin sekteye uğradığı dönemlerde, yurt dışında yaşayan aile üyeleri genellikle ilk destek sağlayanlar arasında yer alıyor.

Para transferlerinin önemi yalnızca düzenli şekilde gerçekleşmelerinden kaynaklanmıyor. Bu kaynakların koşullara hızla uyum sağlayabilmesi de önem taşıyor. Göçmenler, ailelerinin ihtiyaçlarına göre para gönderme sıklığını veya miktarını artırabiliyor ya da değiştirebiliyor. Lario’ya göre bu durum, söz konusu paraları krizlere karşı ilk savunma hatlarından biri haline getiriyor.

Gönderilen paralar öncelikle gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Bununla birlikte ailelere tasarruf oluşturma, sigorta ve kredi hizmetlerine erişme ve yatırım yapma imkânı da sağlayabiliyor.

xs

Lario’nun aktardığına göre, Dünya Bankası’nın Suriye’ye ilişkin bir analizinde uluslararası para transferlerinin alınmasının aşırı yoksulluk oranında 12 puanlık, genel yoksulluk oranında ise 8 puanlık düşüşle bağlantılı olduğu ortaya konuldu. Lübnan’da ise devam eden kriz nedeniyle para transferleri aileler açısından giderek daha önemli bir ekonomik güvenlik mekanizmasına dönüştü.

Ancak para gönderme imkânının bulunması tek başına yeterli değil. Ailelerin bu paraları alıp kullanabilmesini sağlayacak bir finansal altyapıya da ihtiyacı var. Bu durum, finansal altyapının zarar gördüğü, likidite ve nakit kaynaklarının azaldığı, yerinden edilmenin arttığı, insanların hareket kabiliyetinin gerilediği veya ödeme sistemlerinin aksadığı ve finansal hizmet sağlayıcılarının piyasadan çekildiği çatışma dönemlerinde daha da karmaşık hale geliyor.

1,1 milyar kişi para transferlerinden yararlanıyor

IFAD’ın verileri, bu para akışlarının arkasındaki sosyal ekonominin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre 220 milyon göçmen ve diaspora üyesi, yaklaşık 1,1 milyar yakınına maddi destek sağlıyor. Bu da dünyada yaklaşık her altı kişiden birinin para transferleriyle bağlantılı olduğu anlamına geliyor.

2016’dan bu yana para transferleri yüzde 94 artarken, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfus ve göç artışını geride bıraktı.

Bu kaynaklar yalnızca kentlere ulaşmıyor. Göçmenlerin ülkelerine gönderdiği her üç dolardan yaklaşık biri, yani yaklaşık 233 milyar dolar, resmi istihdam olanaklarının, finansal hizmetlerin ve altyapının çoğu zaman yetersiz olduğu kırsal bölgelere ulaşıyor.

IFAD, para transferlerinden yararlanan ailelerin her yıl yaklaşık 22 milyar doları kırsal tarım-gıda sistemlerine yatırdığını ve bunun tarımsal üretimi, kırsal işletmeleri ve istihdam olanaklarını desteklediğini tahmin ediyor.

Lario, bu kaynakların etkisinin ‘yararlanan ailelerin ötesine geçip’ yerel işletmelere, istihdama ve gıda sistemlerine uzandığını belirterek, para transferlerinin milyonlarca kırsal aile için tasarruf yapma, sigorta hizmetlerine erişme ve uygun koşullarda kredi kullanma yolunda başlangıç noktası oluşturabileceğini ifade etti.

Para transferleri dijitalleşiyor

Para transferlerinin hacmindeki artışla birlikte bu piyasanın yapısı da değişiyor. IFAD, günümüzde para transferlerinin yarısından fazlasının dijital bir kanal üzerinden başlatıldığını tahmin ediyor. Bu dönüşüm, gönderim maliyetlerinin düşürülmesine ve işlemlerin daha hızlı ve kolay hale gelmesine katkı sağladı.

Ancak dijital dönüşüm henüz tamamlanmış değil. 2025 yılında ölçüme dahil edilen hizmetlerin yalnızca yüzde 35’i hem gönderim hem de alım tarafında tamamen dijitaldi. Nakit ise birçok para transferi güzergâhında hâlâ yaygın bir yöntem olarak kullanılıyor.

sxdcfvghy
Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı’nda Göçmenlik ve Pasaport Dairesi’nde bekleyen insanlar (Reuters)

Rapora göre bir sonraki aşama yalnızca dijitalleşmeyle sınırlı değil; ailelerin finansal sistemi daha geniş kapsamda kullanabilme kapasitesinin artırılması da önem taşıyor. Bu nedenle hükümetlere, düzenleyici kurumlara, finans kuruluşlarına ve kalkınma ortaklarına; para transferi maliyetlerini düşürme, şeffaflığı artırma, kırsal bölgelerdeki hizmetleri geliştirme, finansal ve dijital kapasiteyi güçlendirme ve tasarruf, sigorta, kredi ile yatırım olanaklarına erişimi genişletme çağrısı yapılıyor.

Asya başı çekiyor, Afrika ise hızla ilerliyor

Asya-Pasifik bölgesi, küresel para transferleri ekonomisinin merkezi olmayı sürdürüyor. Bölge, 384,9 milyar dolar para transferi alırken, bu rakam raporun son 10 yıllık dönemde ele aldığı toplam akışların yüzde 53’üne karşılık geliyor.

Latin Amerika ve Karayipler, son 10 yılda en hızlı büyümeyi kaydeden bölge oldu. Bölgeye gönderilen para transferleri yüzde 132 artarak 168,6 milyar dolara ulaşırken, Afrika’ya yönelik akışlar yüzde 86 artışla 124,2 milyar dolara yükseldi.

Bu rakamlar, ekonomilerin yurt dışında yaşayan vatandaşlarından gelen paralara bağımlılık düzeylerindeki büyük farklılıkları da ortaya koyuyor. 23 ülkede para transferleri gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10’undan fazlasını oluştururken, 9 ülkede bu transferlerin toplam değeri mal ve hizmet ihracatını aşıyor.

IFAD’a göre bu para akışlarının etkisini en üst düzeye çıkarmak, onları kamu yatırımlarının, sosyal korumanın veya iklim finansmanının alternatifi haline getirmek anlamına gelmiyor. Bunun yerine amaç, ailelerin kendilerine ulaşan paraları daha güvenli ve verimli şekilde kullanabilmelerini sağlayacak bir finansal ortam oluşturmak ve bu kaynakların bir bölümünü acil ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir araç olmaktan çıkararak tasarruf, yatırım ve dayanıklılık oluşturma aracı haline getirmek.