Sudan'da protestolar ve geniş çaplı gözaltılar devam ediyor

​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
TT

Sudan'da protestolar ve geniş çaplı gözaltılar devam ediyor

​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken
​El Beşir, önceki akşam bir araya geldiği sufi tarikatları liderlerinin selamını alırken

Sudan polisi, Cuma namazından sonra Omdurman sokaklarında toplanan ve hükümet karşıtı sloganlar atan öfkeli göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Geçtiğimiz ay protestoların başladığı Atbara’nın da aralarında bulunduğu diğer şehirlerde de patlak veren göstericiler güvenlik güçleri tarafından dağıtıldı.
Sudan güvenlik yetkilileri dün, muhaliflere, eylemcilere ve gazetecilere yönelik geniş çaplı bir gözaltı operasyonu başlattı. Ayrıca El Arabiye kanalı muhabirlerinden biri ifadeye çağrıldı. Bundan önce ülkede düzenlenen gösterilerde yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beşir, "Biz, insanları intikam almak için öldürmüyoruz. Biz, onlara güvenlikli bir ortam, onurlu ve müreffeh bir yaşam sağlamak için geldik" ifadelerini kullandı. Sudan'ın başkenti Hartum'daki konukevinde Sufi tarikat liderleriyle bir araya gelen Ömer el-Beşir, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için İsrail'le ilişkileri normalleştirme tavsiyesinde bulunanlar olduğuna değindi.
Dün Cuma namazından sonra Omdurman'daki Seyyid Abdurrahman Bahi ve Vad Nubavi camilerinden çıkan yüzlerce kişi, Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesi çağrısında bulunan sloganlar attılar. Göstericiler polis tarafından kullanılan göz yaşartıcı gaz ile dağıtıldı. Hartum’da da sokaklara çıkan küçük gençlik grupları rejimin devrilmesine yönelik sloganları atarak lastik yaktılar.
Gözlemcilere göre, güvenlik makamları, 19 Aralık’ta başkent Hartum’un da dahil olduğu 25’ten fazla kentte halk protestolarının patlak vermesinden bu yana aldıkları sıkı güvenlik önlemlerini esnettiler. Protestolar, aktivistlerin “Özgürlük Cuması” olarak adlandırdıkları gösteri çağrılarına cevap olarak gelirken, Cumhurbaşkanı Beşir’in devrilmesi yönünde protestolar ve gösteriler düzenleyen Sudan Profesyoneller Buluşması, cumhurbaşkanının ve rejiminin devrilmesinin talep edildiği dilekçenin cumhurbaşkanlığı sarayına teslim edilmesi organizasyonun pazar günü gerçekleştirileceğini açıkladı. Ayrıca gece gösterilerinin sürdürüleceğinin vurgulandığı açıklamada, aynı dilekçenin bir nüshasının meclise teslim edileceği kaydedildi.
Geniş çaplı gözaltılar yapıldı
Öte yandan, çarşamba ve perşembe günleri teyakkuzda olan Sudan güvenlik güçleri tarafından protestoculara yönelik geniş çaplı gözaltı operasyonları başlatıldı. Sivil kıyafetli üç adam, Peter McKellar Cesaret ve Dürüstlük Ödülü sahibi gazeteci Faysal Muhammed Salih’i bilinmeyen bir yere götürdü. Ayrıca Hartum'daki el-Riyad banliyösünde bulunan bir sivil toplum kuruluşunun karargahına güvenlik görevlileri tarafından gerçekleştirilen baskının ardından, eski Dışişleri Bakanı İbrahim Taha Eyüp, Hartum Üniversitesi eski profesörlerinden Dr. Hasan Abdulati, Hartum Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Muntasar Tayeb ve El Midan gazetesinden Kureşi Avsad gözaltına alındı.
Muhalefetteki Kongre Partisi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin partinin Kerri bölgesindeki şube başkanı Tarık Mansur’u gözaltına alındığı kaydedilirken, muhalif Federal Hareket’in liderlerinden Salah Abdullah’ın  Sudan güvenlik birimleri ile bağlantısı olduğu tahmin edilen birtakım kimseler tarafından bilinmeyen bir yere götürüldüğü belirtildi.
Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan kişiler arasında Kongre Partisi lideri Ömer ed-Dakir, Nasıri Partisi Başkanı Sati el-Hac, Ulusal Baas Partisi lideri Kemal el-Bulad, Komünist Parti Merkez Komitesi Üyesi Sıddık Yusuf, Arap Sosyalist Partisi’nden Muhammed Ziyauddin ve el-Midan gazetesinden Kemal Kerar gibi çok sayıda siyasi lider, eylemci ve gazeteci bulunuyor.
Sudan’daki rejimin baskıcı eylemlerini kınayan Arap sivil toplum örgütleri ve Arap İnsan Hakları Örgütü, siyasi mahkumların derhal serbest bırakılması ve masum sivillerin kanını döken kimselerin cezalandırılması için çağrıda bulundular. İki kuruluş tarafından yayınlanan ortak açıklamaya göre,  aralarında Sudan Sivil Forumu'nun ve Sivil Hareket Grubu’nun Sudan Sivil Forumu'nun liderleri ile Arap STK'larının üyelerin de bulunduğu gözaltıların sayısı 400’e ulaştı. Açıklamada ayrıca, Sudan Sivil Forumu Genel Sekreteri Hasan Abdulati'nin de gözaltına alınlar arasında bulunduğu kaydedildi.
“insanları intikam almak için öldürmüyoruz”
Öte yandan Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, "Ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için bize İsrail'le ilişkileri normalleştirme tavsiyesinde bulunanlar oldu ama biz diyoruz ki rızık kimsenin değil Allah'ın elindedir" açıklamasında bulundu. Ülkede düzenlenen gösterilerde yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beşir, "Biz, insanları intikam almak için öldürmüyoruz. Biz, onlara güvenlikli bir ortam, onurlu ve müreffeh bir yaşam sağlamak için geldik" diyerek sözlerini sürdürdü. Protestoların ülkeden yaşanan kriz durumundan kaynaklandığı itiraf eden Beşir, mümkün olan en az gücün kullanılması gerektiğine işaret ederek, bazı zamanlarda güvenliği sağlamak için güç kullanımının zorunlu olduğunu dile getirdi. Aşırı güç kullanımının soruşturma ve hesap verebilirlik gerektirdiğini ifade eden Beşir, insanları ve mallarını güvenceye alma sorumluluğunun hükümetin uhdesinde olduğunu söyledi.
Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, üç önce yayınladığı bir kararname ile ülkede yaşanan son olaylarla ilgili gerçeklerin araştırılması için Adalet Bakanı başkanlığında bir komite oluşturulması talimatı vermişti. Ancak, aktivistler ve muhalifler Sudan hükümeti tarafından oluşturulan komitelere yönelik şüphelerini dile getirirken, BM Genel Sekreteri yaptığı açıklamada Sudanlı yetkililerin barışçıl göstericilere karşı aşırı şiddet kullandığı hususundaki endişelerini ifade etti.
Hükümet tarafından yapılan açıklamada hayatını kaybedenlerin sayısı 19 olarak tespit edilirken, Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada 37 göstericinin öldürüldüğü kaydedildi. Komünist Parti ise yaptığı açıklamada bu sayının 40’tan fazla olduğunu belirtti.
Mayardit’ten Beşir’e destek mesajı
Öte yandan, Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, karşı karşıya kaldığı zorluklar hususunda ülkesinin kuzeyindeki komşusunun yanında olduklarını vurguladı. Güney Sudan Devlet Başkanlığı Danışmanı Tut Kew Gatluak önceki gün Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit’ten, mevkidaşı Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’e “ikili ilişkileri destekleme ve geliştirme yolları ile  Hartum'da ve bir dizi eyalette gerçekleşen protestoların durulmasına dair temennilerini” içeren bir mektubu iletti. Gatluak, Sudan devlet başkanı ile önceki gün gerçekleştirdikleri görüşmeler sırasında, Güney Sudan liderliğin ve halkının birtakım zorluklar ile karşı karşıya kalan Sudan’ın yanına olduğunu vurguladı.
El Sudan haber ajansının aktardığına göre, Gatluak perşembe günü Sudan’a ulaştı. Gatluak, Hartum Uluslararası Havaalanında Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Üsame Faysal, Beşir’in Güney Sudan’daki Barış Elçisi Büyükelçi Cemal el-Şeyh ve Güney Sudan'ın Hartum Büyükelçisi Meyan Dut tarafından karşılandı.
Gatluak, Güney Sudan vatandaşlarının, başta ülkelerinin tanıması ve çatışan taraflar arasında barış ve uzlaşma sağlama çabaları olmak üzere Beşir’in takındığı kıymetli tutumlarından dolayı duydukları minnettarlıklarını ve takdir ettiklerini dile getirdiklerini belirtti. Ayrıca Güney devletinin petrolünün, ekonominin güçlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunacağını ve iki ülkenin kalkınmasını teşvik edeceğini belirtti.
Güney Sudan’ın Hartum Büyükelçisi, geçtiğimiz iki hafta boyunca Sudan'da tanık olunan protestolar sırasında ülkesinin ikisi kadın olan dört vatandaşının hayatını kaybettiğini açıklarken, bir insan hakları aktivisti tarafından yapılan açıklamada geçen cuma günü çok sayıda kişinin gözaltına alındığı kaydedildi. Bu arada ilk kez yabancı bir büyükelçilik tarafından, meydana gelen protestolar sırasında ülkesinin vatandaşlarının öldürüldüğünün açıklandığına tanık olundu.
Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, ülkesinde barış anlaşmasının uygulanmasına maddi destek sağlaması için uluslararası topluma çağrıda bulundu.



BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 28 Ocak 2026’da Rusya’nın başkenti Moskova’daki Kremlin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 28 Ocak 2026’da Rusya’nın başkenti Moskova’daki Kremlin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Reuters)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 28 Ocak 2026’da Rusya’nın başkenti Moskova’daki Kremlin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 28 Ocak 2026’da Rusya’nın başkenti Moskova’daki Kremlin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.