İran karşıtı Kürt Komutan: Stratejimiz bağımsız bir Kürt Devleti kurmak

Hüseyin Yezdan Penah
Hüseyin Yezdan Penah
TT

İran karşıtı Kürt Komutan: Stratejimiz bağımsız bir Kürt Devleti kurmak

Hüseyin Yezdan Penah
Hüseyin Yezdan Penah

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin silahlı gücü olan Peşmerge birliklerinin yaklaşık dört yıldır DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadeleye İran karşıtı Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) savaşçıları da cephelerde destek veriyor. Yakın Tarih’te ilk Kürt Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçen Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Qazi Muhammed’in oğlu Ali Qazi’nin liderliğinde kurulan PAK, IKBY topraklarında terörün püskürtülmesi için mücadele ediyor. İran destekli Haşdi Şabi birliklerinin Irak’ta konuşlandırılmasının ardından PAK’ın Erbil’deki varlığı giderek arttı. Aynı zamanda Erbil Yönetimi, İran’ın muhalif partilere ülkeyi terk etmeleri için uyguladığı baskıyı reddediyor.
Kerkük’ün kuzeyindeki bir cepheden Şarku’l Avsat’a konuşan PAK Genel Sekreter yardımcısı ve saha komutanı Hüseyin Yezdan Penah, partisinin ve askeri kanadının faaliyetleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
İran’ın artık eski konumunda olmadığını dile getiren Penah, “Tahran’ın baskıları başarısız oldu. Ancak şu an bölgede siyasi ve güç dengeleri değişti. Artık böylesi bir talepte bulunacak veya IKBY Yönetimine cevap vermesi için baskı uygulayabilecek bir konumda değil. İran rejimi, içinde bulunduğu açmaza bir çıkış noktası aramakla meşgul” dedi.
“ABD birliklerimizi eğitti”
Penah, ABD güçlerinin DEAŞ’a karşı verilen mücadele sırasında Peşmerge birliklerine verdiği eğitime devam edip etmediği sorusuna, “ABD güçleri, teröre karşı savaşan güçlerin Kürt birliklerden oluşması hasebiyle peşmerge birliklerini ve partimizin savaşçılarını eğitti. Halihazırda devam eden eğitimler, partimizin savaşçılarına özel bir durum değil” diye yanıt verdi.
Penah, İran rejiminin geleceğiyle ilgili şunları kaydetti;
“İran, dünyanın diğer devletleri gibi sadece bir devlet değildir. Bilakis İran, egemen Fars milliyetçiliğinin yanı başında varlığı ciddi tehlikelerle karşı karşıya olan Kürt, Arap, Beluç, Azeri ve azınlıkta olan diğer halkların üzerine basarak kurulmuş bir Pers İmparatorluğu’dur. Bundan dolayı bu halklar, Pers hükümranlığına boyun eğmeyi reddederek özgürlük fırsatını kolluyor. Aynı şekilde bu İmparatorluk, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Tahran’ın bölgede izlediği yayılmacı politika, uluslararası toplumun tamamen reddettiği bir durum. Eğer Washington Tahran’a yönelik baskılarını sürdürür, ülkede ezilen halklarla işbirliğini artırırsa, bu halkların yakın gelecekte özgürlüğüne kavuşmaları mümkün olacaktır. Aynı şekilde uluslararası toplumun da, dünyanın en büyük terör finansörü olarak nitelendirilen rejimden kurtulması mümkün olur.”
“Amacımız bağımsız bir Kürt Devleti kurmaktır”
PAK’ın duruşu hakkında konuşan Penah, “Geleceğe dönük hedefimiz ve stratejimiz, bundan 73 yıl önce Mahabad’da Kürt Cumhuriyeti'ni kuran efsanevi liderimiz Qazi Muhammed’den aldığımız ilhamla bağımsız bir Kürt Devleti kurmaktır. Ancak bu devleti yönetecek olan rejim, uluslararası yasaların ve ilkelerin ışığında Kürt halkının sandıklara atacağı oylarla belirlenecek” ifadelerini kullandı.
“Batı’nın bölgedeki politikalarının kurbanı Kürtler oldu”
ABD’nin İran’a yönelttiği tehditlerin Washington’un bölgedeki çıkarlarının korunmasını hedeflediğini söyleyen Penah, “Batı’nın bölgedeki politikalarının kurbanı Kürtler oldu. Fakat mevcut durumda dengeler değişti” dedi. Penah, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“ABD ve Batı’nın çıkarları ile Kürtlerin çıkarları, küresel terörizmle mücadele, bölgede demokrasinin tesis edilmesi ve Tahran rejiminin zayıflatılması gibi konularda birbiriyle kesişti. ABD’nin tehditlerinin ciddi olduğunu düşünüyoruz. Trump yönetimi, Tahran’ın hem bölgedeki müttefiklerine hem de bölge istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit haline geldiğine tamamen ikna olmuş durumda”
ABD’nin, İran rejimini değiştirme niyetinde olmadığı yönündeki açıklamasını, ‘rejimin daha fazla kenetlenmesini engellemek amacıyla’ yaptığını söyleyen Penah, “rejimin yakın gelecekte yıkılacağı” şeklinde beklentilerin olduğuna işaret ederek konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Tahran rejiminin, uyarılara kulak asmayan, bölge halklarının egemenliğine ve güvenliğine kayıtsız kalan ve bu sorunlara kibirle yaklaşan tavrı; işin sonunda bölgede ABD veya belki de İsrail’in askeri güce başvurduğu büyük bir savaşın fitilini ateşleyebilir.”
ABD’nin İran’a karşı olası bir askeri operasyon başlatması halinde PAK nasıl bir duruş sergiler?
“İran rejimi, Kürt halkına meşru haklarını elde etmesi için silaha başvurması dışında başka bir seçenek bırakmıyor. Rejim, sadece İran’da değil Ortadoğu’nun tamamında Kürtlerin, demokrasinin, istikrarın ve güvenliğin en büyük ve en azılı düşmanıdır. İşte bu yüzden PAK, bu rejimin düşürülmesini hedefleyen her türlü askeri, siyasi ve ekonomik çabaya destek verecektir.”
İran’ın geçtiğimiz Ağustos ayında Kuzey Irak'ın Köy Sancak bölgesinde bulunan İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) merkezine düzenlediği füze saldırısı buradaki iki partinin savaşma gücünü zayıflattı mı?
“İran’ın elindeki füzeler, bölge ülkelerinin güvenliği için büyük tehlike arz ediyor. Uluslararası Toplum ve ABD’nin bu tehlikeye ciddiyetle eğilmesi gerekir. Eğer böyle balistik füzelerimiz olsaydı, İran'a on kat misliyle cevap verirdik. Ancak Tahran rejiminin şunu iyi bilmesi gerekir: Dünyadaki tüm cephanelikler, Kürt halkının meşru özgürlük ve bağımsızlık haklarına ulaşma konusundaki arzusu ve iradesi karşısında aciz kalır.”
PAK, Halkın Mücahitleri Örgütü ile herhangi bir bağlantı kurdu mu?
“Kürt grupları dışında, ön şart olarak Kürt halkının kendi kaderini tayin etmesi hakkını kabul etmeyen hiçbir İranlı örgütle hiçbir ilişki kurmayız. Halkın Mücahitleri, şimdiye kadar bunu kabul etmiş değil.”
Son olarak PAK, uluslararası güçlerin veya İranlı diğer muhalif örgütlerin Tahran rejimini yıkma yönünde çabalarını birleştirmek için bir koalisyon kurması halinde buna katılmaya hazır mı?
“Biz boş yere hiç kimseye düşmanlık da dostluk da etmeyiz. Bilakis bu olacaksa şayet, ön şart olarak halkımızın kendi kaderini tayin etmesinin kabul edilmesi esasına göre olur. Tahran’ın eli kanlı rejiminin estirdiği terör tehlikesini dizginlemeye yönelik kurulacak bölgesel ittifaklara katılmaya hazırız.”



Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün X hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklediğini” söyledi. Katz, İsrail'in, “hiçbir aktörün güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyeceğini” belirtti.

Türkiye ise dün İsrail'in, Ankara'nın Suriye'deki askeri varlığına ilişkin “asılsız iddialar” olarak nitelendirdiği açıklamalarını sert bir şekilde reddetti. İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla Türkiye sınırına yakın bir Suriye hava üssünü bombalamıştı.

Şam yönetimi de hava üssünde Türk askeri üssü kurulması veya kalıcı Türk askeri varlığı oluşturulması yönünde herhangi bir plan bulunmadığını açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri'nin kullanımına hazırlanmakta olduğunu söyledi


Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
TT

Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın gelecek hafta İsrail ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Gazze'de tıkanan planı yeniden canlandırmaya yönelik sıradan bir turdan ibaret görünmüyor. Barış Konseyi’nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ile Konseyin yürütme kurulu üyesi ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de yer aldığı heyet, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği ve 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine ilişkin hesapların bölgesel dosyaları doğrudan etkilemeye başladığı bir dönemde bölgeye geliyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra, Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği saldırılar da Netanyahu hükümetinin ve İsrail ordusunun sahayı kontrol altında tutma ve Washington'ın taleplerine yanıt verme kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşmüş durumda.

Uygulamadan önce uzlaşma

Associated Press’in bildirdiğine göre Kushner, Mladenov ve Blair pazar günü İsrail'e ulaşacak, ardından Kahire'ye geçecek. Heyet İsrail'de Netanyahu ve üst düzey yetkililerle görüşürken, Kahire'deki temaslarda Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların yanı sıra Gazze'nin yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat Filistinli grubun gerçekleştirdiği toplantılar da gündemde olacak.

Doğrudan hedef, Trump'ın planında bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayacak bir formül bulmak. Bu aşama, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, sivil ve güvenlik yönetiminin teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetine devredilmesi, buna paralel olarak İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesi ve güvenliğin tesis edilmesine yardımcı olmak üzere uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılmasını içeriyor.

rgthyj
Trump, Steve Witkoff, Jared Kushner ve Nikolay Mladenov, Davos'ta (Arşiv - Reuters)

Reuters’a konuşan konuya yakın bir kaynak, Washington ile İsrail'in Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda mutabık olduğunu, ancak İsrail tarafının meşru kaygıları bulunduğunu ve iki tarafın bunları gidermek için çalıştığını söyledi.

Sorun ise adımların hangi sırayla uygulanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlığın hâlâ çözülememiş olması. Hamas planı kabul etti ancak uygulamayı, başta saldırıların durdurulması ve İsrail güçlerinin çekilmesi olmak üzere İsrail'in önce kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi şartına bağladı. Netanyahu ise silahsızlandırma tamamlanmadan İsrail güçlerini çekmeyeceğini açıkladı ve böylece Washington'ın önerdiği kademeli uygulama formülünü fiilen reddetti.

Axios haber sitesinin ortaya koyduğuna göre kamuoyu önündeki anlaşmazlık, kapalı kapılar ardında yaşananların tamamını yansıtmıyor. Netanyahu daha önce Kushner ile yaptığı bir görüşmede plana fırsat vereceğine ve silahsızlandırma sürecinin başlaması için uygun koşulların oluşturulması amacıyla Gazze'ye yönelik saldırıları sınırlayacağına söz verdi. O tarihten bu yana hava saldırılarının temposu düştü ve İsrail ordusu, mutabakatlarda öngörülen sarı hata çekildi. Bu nedenle ABD yönetimi, Netanyahu'nun kamuoyu önündeki itirazını kısmen nihai bir karar olmaktan ziyade seçimlere yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.

Seçimler ayrılığı derinleştiriyor

Trump yönetimi, ekim ayında yapılacak seçimlerin Gazze dosyasını daha aylar boyunca dondurmak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyor. Ancak Netanyahu da İsrail güçlerinin Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesinden önce çekilmesini kabul etmesi halinde, özellikle kendi sağ tabanı karşısında ABD baskısı altında taviz veren bir lider görüntüsü vermek istemiyor. Netanyahu, İsrail'in geri çekilmesine ilişkin olası bir anlaşma nedeniyle hem müttefikleri hem de rakipleri tarafından sert biçimde eleştiriliyor.

fı98ş
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Axios’a konuşan bir ABD'li yetkili, Netanyahu'nun siyasi ihtiyaçlarını anladıklarını, ancak başta Gazze'ye yönelik saldırıların sınırlandırılması olmak üzere Washington'ın taleplerini uygulamaya devam ettiği sürece bunu dikkate alacaklarını söyledi. Bir başka ABD'li yetkili ise durumu, “Seçimler herkesi paniğe sürüklüyor” sözleriyle özetleyerek görüşmeleri çevreleyen gerilime dikkat çekti.

Netanyahu seçimlere zor bir konumda giriyor. Axios’un aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu liderliğindeki ittifakın 49 ila 53 sandalye kazanması bekleniyor. Bu rakam, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyenin altında kalıyor. Muhalefet partilerinin ise 67 ila 70 sandalye elde edebileceği tahmin ediliyor.

Bu ortamda Trump'ın tutumu özel önem taşıyor. Trump, kendisine dört kez sorulmasına rağmen Netanyahu'ya destek açıklamaktan kaçındı. Oysa önceki dönemlerde Trump'ın Netanyahu'ya desteği neredeyse kesin kabul ediliyordu.

Bu tutum kişisel bir kopuş anlamına gelmiyor. Nitekim Trump, Netanyahu ile ilişkisinin çok iyi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak yaklaşım, iki liderin siyasi çıkarları arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD Başkanı Gazze'de bir sonuç elde etmek, Lübnan ve Suriye dosyalarını ilerletmek ve normalleşme sürecini canlandırmak isterken, Netanyahu güvenlik konusunda sert bir tutum sergilemenin ve dış baskılara meydan okumanın seçim açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyor.

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti iki yönlü bir mesaj taşıyor: Washington açık bir çatışma istemiyor, ancak İsrail'in iç siyasi gündeminin Trump'ın bölgesel planını sekteye uğratmasına da izin vermeye hazır değil.

Batı Şeria ikinci baskı cephesi

Bu sınama, Batı Şeria'daki durumun kontrolden çıkmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yerleşimciler bazı Filistinlilerin evlerini kuşatarak bu evlerin su ve elektriğini kesti. Kuşatılan evlerden biri ABD vatandaşı olan bir Filistinliye ait.

İsrail ordusunun müdahale ederek yerleşimcilerin kurduğu bazı yapıları sökmesine ve bir yerleşimciyi gözaltına almasına rağmen, grubun bir kısmı saatler sonra yeniden bölgeye döndü. Bu durum, ordunun saldırıları engelleme konusunda hem kapasitesine hem de iradesine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

gthyu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Washington, Netanyahu'ya Kusra'daki kuşatmayı kamuoyu önünde kınaması için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı bu konuda sessizliğini koruyor. Yerleşimlere verdiği tarihsel destekle bilinen ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise alışılmadık derecede sert bir dil kullanarak yaşananları terörist ve suç teşkil eden bir eylem olarak niteledi ve sorumluları İsrailli teröristler olarak tanımladı.

New York Times’ın Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı bilgilere göre aşırılık yanlısı yerleşimciler, 2026'nın ilk yedi ayında 250 Filistinli yerleşim bölgesini kapsayan en az 1380 saldırı gerçekleştirdi. Saldırılarda neredeyse tam bir cezasızlık ortamının hâkim olduğu belirtiliyor. Gazete, daha önce Batı Şeria'da görev yapmış emekli İsrailli Tuğgeneral Guy Hazut'un, ordunun bölgede kontrolü kaybettiğini söylediğini aktardı.

scdfrgthy
Batı Şeria'daki Kusra beldesinde çarşamba günü taş atan yerleşimciler; görüntü bir video kaydından alınmıştır (Reuters)

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti, Gazze'de geri çekilme ve silahsızlandırma konusunda düzenleme yapma girişiminden daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Ziyaret, Washington'ın Netanyahu'ya seçim desteği vermeden ondan pratik iş birliği sağlayıp sağlayamayacağının ve İsrail hükümetinin hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da aşırı sağcı müttefiklerini kontrol altına alıp alamayacağının sınanması niteliğinde.

Ortaya çıkacak sonuç, Trump'ın planının siyasi bir sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini ya da seçim hesapları ve sahadaki kaosun kuşattığı kırılgan mutabakatlar olarak kalıp kalmayacağını belirleyecek.


Suudi Arabistan engellemeye çalıştığı İran savaşına mı çekiliyor?

İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
TT

Suudi Arabistan engellemeye çalıştığı İran savaşına mı çekiliyor?

İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)

ABD'nin Irak'taki İran destekli örgütlere düzenlediği saldırılara katılan Suudi Arabistan, başından beri engellemeye çalıştığı savaşa sürüklenme riskiyle karşı karşıya.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Irak'taki Tahran destekli örgütlere ait hedeflerin vurulduğu belirtildi.

Bakanlık Sözcüsü Tuğgeneral Turki Maliki'nin açıklamasında, 27 ve 28 Temmuz'da ülkenin Doğu Bölgesi ve Riyad'daki petrol tesislerini hedef almaya çalışan çok sayıda drone'un etkisiz hale getirildiği aktarıldı.

Maliki, bu saldırıların Irak'taki İran destekli örgütler tarafından düzenlendiğini belirterek Suudi Arabistan'ın diplomatik çözüm için uğraştığı bir dönemde "saldırgan bir yaklaşımla" karşı karşıya kaldığını ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) açıklamasında da Devrim Muhafızları'nın ABD güçlerine ve Suudi Arabistan'daki enerji altyapısına saldırmak üzere yönlendirdiği grupların hedef alındığı kaydedildi.

Tahran destekli Haşdi Şabi, Washington ve Riyad'ın düzenlediği saldırılarda en az 20 mensubunun öldüğünü, 30'dan fazla militanın da yaralandığını açıkladı. Bağdat, Vasıt, Ninova, Basra, Kerkük, Kerbela ve Diyala vilayetlerinde örgüte ait merkezlerin hedef alındığı aktarıldı.

Ürdün de ABD ve Suudi Arabistan'ın saldırıları duyurulmadan önce İran'dan fırlatılan balistik füzelerin etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Ürdünlü yetkililer, füzelerin ülkedeki ABD tesislerini hedef aldığını söyledi.

ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta İran, Körfez ülkelerini hedef alarak misilleme yapıyor. Ayrıca Yemen'de desteklediği Husiler de Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a deniz ablukası uyguluyor. Örgüt, Suudi Arabistan'a ait petrol tankerlerinin yanı sıra ülkedeki iki petrol tesisine de saldırı düzenlemişti.

CNN'in analizinde, Suudi Arabistan'ın bölgedeki çatışmalara çekilmesinin ülke için "tehlikeli ve maliyetli" olacağı belirtiliyor.

Analist Mohammad Al-Basha, Husilerin bu saldırılarla Suudi Arabistan'ın "tüm kırmızı çizgilerini ihlal ettiğini" söylüyor.

Şii örgütün, Ortadoğu'da Kuzey Kore'ninkine benzer taktikler kullanarak "provokasyonla siyasi ve ekonomik tavizler koparmaya çalıştığını" savunuyor.

Analizde, İran'ın doğrudan Suudi Arabistan'a füze veya drone saldırısı düzenlemesi halinde Riyad'ın benzer bir karşılık vererek savaşa sürüklenebileceği yazılıyor. Suudi Arabistan'ın misilleme yapmamayı tercih etmesi halindeyse Tahran'ın "cesaretlenebileceği" ifade ediliyor.

Independent Türkçe, CNN, Arab News, The National News