​Analiz: Trump’ın Golan Tepeleri açıklamasının “gerçeklerine” ışık tutan 10 madde

ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklamasına karşı düzenlenen gösterilere katılan Suriyeli bir çocuk (Reutes)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklamasına karşı düzenlenen gösterilere katılan Suriyeli bir çocuk (Reutes)
TT

​Analiz: Trump’ın Golan Tepeleri açıklamasının “gerçeklerine” ışık tutan 10 madde

ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklamasına karşı düzenlenen gösterilere katılan Suriyeli bir çocuk (Reutes)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklamasına karşı düzenlenen gösterilere katılan Suriyeli bir çocuk (Reutes)

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri’nde “İsrail’in tam egemenliğinin” tanınmasına ilişkin Twitter mesajı, içerisinde Amerikan politikasından uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler’in (BM) rolüne ilişkin birçok alandaki arka plana işaret eden maddeler barındırıyor.
Açıklamaya Suriye, Arap ülkeleri ve uluslararası camiadan verilen tüm tepkilere rağmen bazıları, bunun Başkan Trump’ın siyasi bir açıklaması mı yoksa Kongre tarafından onaylanacak bir yasa mı olduğunu anlamak için Washington’un nihai kararını beklemeyi seçerek çekimser davrandı. Ancak bu açıklamanın çeşitli siyasi ve yasal çıkarımlarına ilişkin işaretleri 10 maddede sıralayabiliriz:
1 - Uluslararası hukuk: Uluslararası hukuka göre ABD Başkanı Trump’ın attığı tweet, BM Tüzüğü’ndeki “başkalarının topraklarının zorla alınması kabul edilemez” ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kabul edilen “ilgili devletler arasında bir anlaşma yapılmaksızın hiçbir uluslararası sınır değiştirilemez” ilkelerine aykırıdır.
2 - Barış süreci kararı: BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 242 sayılı kararı, 1967 savaşından sonra çeşitli aşamalarda Arap-İsrail barış müzakerelerine önemli bir referans oldu. Kararın ilk maddesi, BMGK’nın “bölgedeki toprakların savaşla ele geçirilemezliğini” onayladığını belirtiyor. Karar, bölgedeki her devletin, Haziran 1967’deki “geri çekilme” kararıyla silahlı kuvvetlerin çatışma sırasında işgal edilen topraklardan çekilmesini sağlayacak kalıcı ve adil bir barış için çalışması gerektiğini öngörüyor.
3 - Ek karar: İsrail’in Golan Tepeleri üzerinde yasal ve idari egemenliğini empoze eden “Golan Yasası”, 14 Aralık 1981'de İsrail Parlamentosu’ndan (Knesset) geçti. Buna karşın BMGK, 17 Aralık 1981’de yasayı reddetti. Bununla birlikte BMGK, her yıl İsrail’in Suriye’deki Golan Tepeleri’ni işgalinin yasadışı olduğunu, İsrail'in 242 ve 338 sayılı kararlar uyarınca 4 Haziran 1967 sınırlarına çekilmesi gerektiğini teyit eden kararlar onaylıyor.
4 - ABD sponsorluğu: ABD, İsrail ve Suriye arasındaki barış sürecini başlatmak için Ekim 1991’de İspanya’nın ev sahipliğinde yapılan Madrid Konferansı’ndan 2011 yılı başlarına kadar Suriye-İsrail barış müzakerelerine sponsor oldu. Ancak Washington’un İsrail lehine aldığı son karar, ABD’nin “arabulucu” veya “sponsor” rolü üstlenmesini ve ayrıca Filistin-İsrail müzakerelerine sponsor olma olasılığını da zorlaştırıyor. Rusya lideri Vladimir Putin'in Ortadoğu Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, ABD’nin Golan Tepeleri'ni İsrail toprağı olarak tanıma kararının Arap dünyası ile İsrail arasındaki barış sürecine zarar verebileceğini ve uzlaşı umutlarını zayıflattığını söyledi.
5 - Müzakerelerden geriye: Onlarca yıl süren Suriye-İsrail müzakereleri sırasında Şam, İsrail’e Golan Tepeleri’nden “tamamen geri çekilmeye” hazır oldukları şeklinde bir açıklama yaptırmayı başardı. Böylece birliklerin, 1967 savaşı öncesi güvenlik önlemlerinin alındığı ve sınır düzenlemelerinin yapıldığı “4 Haziran” sınırına çekilmesi konusunda uzlaşıya varıldı.
6 - Güvenlik dosyası: Golan siyasi bir dosya olmaktan bir güvenlik dosyası olmaya evrildiğinde Golan Tepeleri, BM Güvenlik Konseyi'nin 1974 tarihli 350 sayılı kararu uyarınca BM Barış Gücü (UNDOF) askerleri kontrolü altındaydı. ABD Başkanı Trump’ın 2018 Temmuz ayı ortalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleştirdiği zirvede, UNDOF askerlerinin Rusya himayesinde yeniden Golan Tepeleri’nde konuşlandırılması konusu ele alındı. Bu durum Moskova ile Washington arasında Golan ve Kırım ile ilgili anlayışlarla ilgili soru işaretlerine neden oldu.
7 - Kırım’ın kontrolü: ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, birkaç gün önce Rusya'nın Kırım'ı ilhak edişinin yıldönümünde yaptığı açıklamada, yine Kırım'ın “Rus işgali altındaki Ukrayna bölgesi” olduğunu söyledi. Pompeo açıklamasında, ABD’nin Kırım’ın Ukrayna'nın hakimiyetine geri dönmesi gerektiği yönündeki tutumunu yineleyerek, ülkesinin Moskova'nın Kırım üzerindeki egemenlik iddiasını kabul etmediğini belirtti. Ancak Washington’un “İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini” tanıma kararı, ABD'nin Kırım'a yönelik talepleri ve yaptırımlarının sorgulanmasına ve durumun daha da karmaşık hale gelmesine neden olacak.
8 - İki ülke arasındaki çekişme emsal olabilir: Uluslararası hukuk uzmanları, ABD ve Rusya’nın Kırım ve Golan Tepeleri’yle ilgili BM’nin “başkalarının topraklarını zorla ele geçirmenin kabul edilmezliği” ilkesini ihlal ederek attıkları adımların, Çin'in Güney Çin Denizi'nde benzer bir adım atmasını sağlayacak emsaller oluşturabileceğini düşünüyorlar. Bir uluslararası hukuk profesörü, bunun uluslararası ilişkilerde yeni kurallara kapı açabileceğini ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bildiklerimizden farklı bir yeni dünya düzenine yol açabileceğini söyledi.
9 - Türkiye’nin beklentileri: Rusya ile Türkiye arasında yapılan Soçi Anlaşması uyarınca geçtiğimiz Eylül ayında “gerginliği azaltma bölgeleri” uygulanmaya başlandı. Aynı şekilde Moskova ve Ankara arasında yapılan uzlaşıyla Türkiye Suriye’nin kuzeyinde “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” adlı askeri operasyonlar gerçekleştirdi. ABD ve Rusya’nın attığı söz konusu adımlar resmiyet kazanırsa bu durum Ankara’nın, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı operasyonlarını gerçekleştirdiği bölgeler ile gerginliği azaltma bölgelerindeki 12 kontrol noktasındaki askeri varlığını kalıcı hale getirmeye teşvik edebilir. Örneğin, Türkiye’nin Suriye sınırında bulunan Hatay şehri, Fransa ile 1939’da yapılan bir anlaşma sonucu Türkiye sınırlarına katılmıştı.
10 - Kürtlerin talepleri: Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili tweeti, Suriye'nin doğusunda DEAŞ’ın tamamen yenilgiye uğratıldığının duyurulmasıyla aynı zamana denk geldi. ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon’un hava desteğiyle örgütün son kontrol noktalarının ortadan kaldırılmasının ardından Suriye topraklarının üçte birini (185 bin kilometrekare) kontrol eden “Kürt Öz Yönetimi”, Suriye hükümetinden öz yönetimin “tanınması” ve özerk yönetim için diyalog başlatılması talebinde bulundu.
Tüm bunlara rağmen ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Trump'ın Golan Tepeleri ile ilgili açıklamalarının Amerikan yönetiminin tutumunu yansıttığını ve Ortadoğu’da istikrarın sağlanması şansını artırdığını söyledi. Pompeo Sky News Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Başkanın Golan Tepeleri hakkındaki tweeti, bölgesel gerçekliği ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.



İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
TT

İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee bugün yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden önceki 24 saat içinde yoğun hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Açıklamada, Hizbullah’a ait yüzlerce unsur ve altyapının hedef alındığı belirtildi.

Adraee X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, saldırılarda 150’den fazla örgüt mensubunun öldürüldüğünü ve operasyonun başlangıcından bu yana ölen Hizbullah mensubu sayısının bin 800’ü aştığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın farklı bölgelerinde füze rampaları, komuta merkezleri ve silah depoları dahil olmak üzere yaklaşık 300 askeri altyapı unsurunun hedef alındığı kaydedildi.

Açıklamaya göre, öldürülenler arasında Hizbullah’ın Bint Cubeyl bölgesi komutanı Ali Rıza Abbas ile örgütte görev yapan diğer bazı komutanlar da yer aldı.

Adraee, Bint Cubeyl bölgesinin Hizbullah için en önemli cephe hatlarından biri olduğunu belirterek, Abbas’ın İsrail ordusuna karşı yürütülen çatışmalarda bu bölgeyi yönettiğini ve yıllar boyunca İsrail ile İsrail ordusuna yönelik çeşitli planların hazırlanması ve uygulanmasında rol aldığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca Abbas’ın, operasyonların başlangıcından bu yana aynı bölgede öldürülen dördüncü komutan olduğu kaydedildi.

Güneyde bir yol ve köprü yeniden trafiğe açıldı

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle güneyde kapatılan bir yol ve köprünün yeniden açıldığını duyurdu. Açıklama, Hizbullah ile İsrail arasında devam eden 10 günlük ateşkes sürecinde geldi.

Açıklamada, el-Hardali-Nebatiye yolunun tamamen, Burc Rahhal-Sur Köprüsü’nün ise kısmen yeniden ulaşıma açıldığı bildirildi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre hasarın İsrail saldırılarından kaynaklandığı ifade edildi.

Lübnan ordusu, ateşkesin yürürlüğe girmesinden saatler önce yaptığı açıklamada, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki köprülere düzenlediği saldırıların, İsrail’in yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde yer alan nehrin güneyindeki bölgeleri ülkenin geri kalanından izole ettiğini bildirmişti. Açıklamada, daha önce de bazı köprülerin yıkıldığı hatırlatıldı.

Lübnan ordusu ve yerel yetkililerin, ateşkesin ilk saatlerinden itibaren İsrail saldırıları nedeniyle kapanan yolların yeniden açılması için çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.

El-Kasımiyye Köprüsü’nün cuma sabahı yeniden açılması, güneydeki yerleşimlerine dönerek evlerini kontrol etmek isteyen bazı yerinden edilmiş kişilere imkân sağladı. Ancak ateşkese duyulan güvensizlik nedeniyle çok sayıda kişinin geri dönüş konusunda tereddüt yaşadığı belirtildi.

AFP muhabiri dün Sayda’da Beyrut yönüne doğru yoğun trafik gözlemledi. Kısa süreliğine güney bölgelerine giden yerinden edilmiş kişilerin, başkentte kaldıkları barınak ve konutlara geri döndüğü aktarıldı.

frb
Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği ilk gün, Sayda şehrinden geçerek Güney Lübnan’a doğru ilerleyen araçlar (AFP)

Hizbullah yetkililerinden Mahmud Kamati dün yaptığı açıklamada, İsrail’in ‘her an ihanet edebileceğini’ ve mevcut durumun yalnızca geçici bir ateşkes olduğunu söyledi.

Kamati, yerinden edilmiş kişilere seslenerek, “Tam güvenlik sağlanana kadar sığındığınız yerleri terk etmeyin” çağrısında bulundu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail ordusunun aynı gün Bint Cubeyl kentinde yeniden yıkım operasyonları gerçekleştirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu ise daha önce yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sınıra benzer şekilde Lübnan’ın güneyinde ‘sarı hat’ adı verilen bir ayrım çizgisi oluşturduğunu duyurdu. Açıklamada, bu hattın yakınında Hizbullah mensuplarının öldürüldüğü ifade edildi.

dvfvf
Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’da yaşanan trafik sıkışıklığı (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ateşkesin ilan edilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan topraklarında 10 kilometre derinliğinde bir bölgede askeri varlığını sürdüreceğini belirtti.

Yetkililerin verilerine göre, altı haftayı aşan çatışmalar sonucunda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi ise yerinden edildi. Özellikle Beyrut banliyöleri ve Lübnan’ın güney bölgeleri, Hizbullah’ın güçlü olduğu alanlar arasında yer alması nedeniyle en çok etkilenen yerler oldu.


Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.