Hariri kritik seçimler için Trablusşam'da

Hariri kritik seçimler için Trablusşam'da
TT

Hariri kritik seçimler için Trablusşam'da

Hariri kritik seçimler için Trablusşam'da

Lübnan Başbakanı Saad Hariri, gelecek Cuma günü, yani Anayasa Konseyi’nde boşalan bir koltuğu doldurmak üzere 14 Nisan Pazar günü olarak belirlenen seçim gününden 2 gün önce “kuzeyin başkentindeki” müttefikleriyle görüşmek üzere Trablusşam’a gidecek.
Hariri’nin Trablusşam ziyareti, hafta sonunda seçim sürecini bölgede geçirmek üzere gelişirken, Dima Cemali’yi destekleyen Müstakbel Hareketi de seferberlik halinin yalnızca Lübnan’ın kuzeyiyle sınırlı olmayacağını ifade etti. Ancak eski Başbakan Fuad Sinyora’nın gelecek Perşembe günü yapacağına benzer bir ziyaretle Çarşamba günü (10 Nisan) Trablusşam’ı ziyaret edecek olan Eğitim Komitesi Başkanı Milletvekili Bahia Hariri de Cemali’ye destek verecek.
Şarku’l Avsat’ın Müstakbel Hareketi’ne yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre, son olarak parlamento seçimlerinde aday olan Yahya Mevlud ve İran hapishanelerinde tutuklu olan Nizar Zakka İbn el-Kakamun’un lehine çekilmeye hazır olduğunu belirten eski Milletvekili Misbah el-Ahdab başta olmak üzere rakipleri karşısında Cemali’nin söz konusu koltuğu kazanma şansı bulunmuyor.
Kaynaklar, Hariri’nin Trablusşam ziyaretinin Cemali’yi desteklemek için seferber edilmesine ayak uydurmak amacıyla geliştiğini belirtti.
 
Trablusşam kaynakları, seçimler için hazırlıkların sürdüğünü, Trablusşam’da öne çıkan bir isim olarak görülen eski Milletvekili Mustafa Alluş’un adaylığı dolayısıyla Müstakbel Hareketi’nin kendi adayına destek kazanmak için olağanüstü çaba sarf ettiğini açıkladı.
Kaynaklar, popüler ve seçkin siyasi varlığı nedeniyle Hariri’nin Trablusşam’daki nüfuzunu ciddi olarak nitelendirirken, Hariri’nin henüz rapor edilmemiş oy düzeyini yükseltme konusunda zor bir görev üstlendiğini belirtti.
Hariri’nin Trablusşam ziyaretine hazırlandığı yönünde haberler yayılırken, söz konusu haberler, Müstakbel Hareketi’nin seçim makinesinin de faaliyete geçmesine neden oldu. Bu durum ise geçen Pazar günü düzenlenen toplantının gündemine de yansıdı. Bu çerçevede 600’den fazla temsilcinin, sandık merkezlerine dağıtılması bekleniyor. Kaynaklar da son seçimlerde seçmen sayısının yüzde 32 ile sınırlı kalmasına rağmen Müstakbel müttefiklerinin, oy düzeyini yükseltmeye katkı sağlamak için seçim mekanizmalarını çalıştırma kararı aldığını duyurdu. Öte yandan Saad Hariri, 8 Nisan’da Hariri’ye yönelik iyi niyet göstergesinde bulunarak seçim savaşından geri çekilen eski Bakan Eşref Rifi ile bir araya geldi.
Kaynaklar, görüşmede son seçimlerde rekor bir oya ulaşan eski Lübnan Başbakanı Necib Mikati’nin oynayabileceği rol ele alındı.
Bu çerçevede Mikati’nin Dima Cemali lehine seçim sürecine katılma olasılığına dair sorular gündeme gelirken, kaynaklar da durumun, eski bakanlar Eşref Rifi, Muhammed el-Safadi ve İslami Grup’un yanı sıra henüz seçim mekanizmalarını hareket ettirmemiş olan Milletvekili Muhammed Kabara başta olmak üzere Müstakbel müttefikleri için de geçerli olduğunu ifade etti.
Öte yandan Anayasa Konseyi’nin Taha Naci’nin zaferini ilan etmemesini protesto etmek için seçimleri boykot ettiklerini açıklayan Milletvekili Faysal Kerami, İslami Hayırsever Projeler Cemiyeti ve Aleviler ile çoğunluk adaylar olmaları dolayısıyla iletişimini kesmeyen aday Mevlud’a odaklanmak gerekiyor.
Bu durumda söz konusu isimler, eski bakan Süleyman Franjiye liderliğindeki Marada Hareketi, İslami Tevhit Hareketi, İslami Grup, ‘Suriye ve İran’da rejim müttefiki olmak için Lübnan’da muhalefet ekseni yörüngesindeki partilerin’ katıldığı seçimleri boykot ediyor mu, yoksa boykot çağrıları yapanlar, seçmenlerine geri çekilmemeleri adına mesaj mı veriyor?
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, seçmenlerin çoğunu Sünnilerin oluşturması nedeniyle Hristiyanların oyu seçimlerde bir karar unsuru olmayacak. Bu durum, Marada Hareketi’ni, Suriye’deki rejime dair anlaşmaz tavrıyla yakın ilişkisi nedeniyle Başbakan Hariri’ye riayet etmeye itebilir. Aynı şekilde Müstakbel Hareketi, şu an itibariyle seçimleri boykot edecek tarafların girişimlerini hesap etmeye başlarken, özellikle de Mevlud başta olmak üzere adaylarla toplantıları takip etmeye yöneldi.
Nizar Zakka hususunda ise Trablusşam’a “medyada etkileşime geçmek üzere İran’a mesaj iletmek için Zakka ile dayanışmaya girip girilmeyeceği ve Zakka’yı serbest bırakmak için Tahran’daki resmi arabuluculuğun başarısızlığı sonrasında serbest bırakılma çağrılarını yeniden aktifleştirecek bir baskı oluşturup oluşturulmayacağı” atmosferi hakim. Bu nedenle Müstakbel Hareketi, konsey koltuğunu Cemali’ye ulaştıracak olan seçim sürecinin yürütülmesinden memnun görünüyor.
 



ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı
TT

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin İran üzerinde baskıyı sürdürmeye devam edeceğini ve bunun ancak savaşı sona erdirecek "kabul edilebilir bir anlaşmaya" varılmasıyla son bulacağını açıkladı. Hegseth, ABD ordusunun İran limanlarına yönelik "çelikten kuşatmayı" sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolünü devam ettirdiğini belirtti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın ablukanın kaldırılacağını ve bu nedenle boğazda bekleyen gemilerin yeniden hareket edebileceğini duyurması sonrasında yapıldı.

ABD yönetimi, İran'a karşı savaşı yeniden başlatabilecek imkânlara sahip olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da Trump'ın, bütün şartlarının yerine getirilmemesi halinde Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını bildirdi. Söz konusu açıklamalar, küresel ekonomiyi sarsan çatışmanın başlamasından üç ay sonra yapıldı.

Öte yandan İran dini lideri Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde "aşırı talepler" ileri sürerek "üçüncü kez diplomasiye ihanet ettiğini" belirtti.


İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki ve Bekaa Vadisi'ndeki yedi köy için tahliye emri verdi

İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki ve Bekaa Vadisi'ndeki yedi köy için tahliye emri verdi

İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bugün Güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)

İsrail ordusu bugün, Güney Lübnan ve Bekaa bölgesindeki yedi köy için tahliye emri yayımladı. Ordu bu kararın, Hizbullah'ın taraflar arasında yürürlükte olan ateşkesi ihlal ettiği iddialarına verilecek yanıt kapsamında alındığını belirtti.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Güney Lübnan ve Bekaa'da bulunan Mifdun, Şukin, Zebdin, Cedide Ensar, Zerrariye, Mezraat Kevseriyet er-Riz ve Meşgara köylerinin tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

Adraee, bir başka paylaşımında ise “Terör örgütü Hizbullah'ın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesi nedeniyle İsrail Savunma Kuvvetleri ona karşı güçlü şekilde harekete geçmek zorunda kalmıştır” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Hizbullah, bugün Kuzey İsrail'de Lübnan sınırına yakın Kiryat Shmona kasabasına roket saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırı, İsrail ordusunun Lübnan içlerine yönelik kara operasyonları ve hava saldırılarını genişlettiği bir dönemde gerçekleşti.

Hizbullah ayrıca bir Demir Kubbe bataryasını, bir askeri Hummer aracını ve iki ayrı İsrail askerî araç ve personel grubunu hedef aldığını duyurdu. Örgütün açıklamalarına göre, dün öğleden sonra ve gece saatlerinde Ras en-Nakura bölgesindeki Demir Kubbe sistemi “Ebabil” tipi kamikaze insansız hava araçlarıyla vuruldu.

Açıklamada ayrıca, Nakura'da bulunan İsrail ordusuna ait bir Hummer aracının yine “Ebabil” tipi İHA ile hedef alındığı, Reşaf ve el-Beyyada bölgelerindeki iki İsrail askerî araç ve personel grubuna ise roket saldırıları düzenlendiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan aktardığına göre dün Sur kentinde düzenlenen saldırılarda bir sağlık görevlisi dahil 11 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişi de yaralandı.


Ketaib Hizbullah, Irak'ta silah kısıtlamasını memnuniyetle karşılıyor

2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
TT

Ketaib Hizbullah, Irak'ta silah kısıtlamasını memnuniyetle karşılıyor

2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
2 Mart 2026'da Suriye sınırındaki el-Kaim'de bulunan Haşdi Şabi karargahına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Irak Hizbullah Tugayları mensupları için Bağdat'ta düzenlenen cenaze töreni (Reuters)

Ketaib Hizbullah'ın güvenlik sorumlusu Ebu Mücahid el-Assaf, bugün yaptığı açıklamada, İslami direniş içinde yer almayanların, silahın yalnızca devletin elinde toplanmasını hedefleyen ve güvenlik, istikrar ile toplumsal barışı güçlendiren her türlü adımını memnuniyetle karşılıyoruz" dedi.

El-Assaf, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Cihat görevi bugün kifai bir yükümlülüktür. Bu görevi, onu terk etmeyi tercih edenler adına biz yerine getireceğiz. İhtiyaç duyulması halinde ise onlar yakınımızdadır ve görevden kaçınmayacaklardır" ifadelerini kullandı.

Ayrıca ilgili kurumlarla Haşdi Şabi yönetimi arasında yapıcı bir rol üstlenmeye hazır olduklarını belirten el-Assaf, silahların envanterinin çıkarılması, güvenli şekilde taşınması ve depolanması süreçlerinde destek sağlayabileceklerini söyledi. Devlet kurumlarında uzmanı bulunmayan bazı özel silahların teslim alınmasına da hazır olduklarını kaydeden el-Assaf, bunlar arasında insansız hava araçları (İHA), kamikaze dronlar, seyir füzeleri ve tanksavar sistemlerinin bulunduğunu ifade etti. Söz konusu silahlar için bedel ödemeye de hazır olduklarını ifade etti.

Bununla birlikte Assaf, geçmişte, bugün veya gelecekte silahlı mücadeleyi bırakıp farklı alanlara yönelmeyi tercih eden hiçbir grup ya da oluşuma yönelik olumsuz söylemleri kabul etmediklerini vurguladı. Bu tür kararların ilgili tarafların kendi tasarrufu olduğunu belirtti ve silahların devlet kurumlarına devredilmesini olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Öte yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr cuma günü yaptığı açıklamada, silahlı kanadının devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin bir hafta içinde tamamlanması için süre tanıdı. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı'nın önde gelen isimlerinden biri ise Irak'taki "silahlı direnişi" toplum üzerinde bir yük olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sadr, çarşamba günü silahlı kanadı Seraya es-Selam'ın devlet bünyesine entegre edileceğini duyurmuş ve Haşdi Şabi bünyesindeki gruplara silahlarını teslim etme çağrısında bulunmuştu.

Kararın ardından bir gün sonra Seraya es-Selam yöneticilerine talimat veren Sadr, ayrışma ve devlet kurumlarına entegrasyon işlemlerinin bir hafta içinde tamamlanmasını istedi.

Başbakan Ali ez-Zeydi de Sadr'ın kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bunun iç istikrarın güçlendirilmesi ve silahın yalnızca devletin kontrolünde bulunması ilkesinin pekiştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

Zeydi, tüm silahlı gruplara devlet çatısı ve resmî kurumlar altında faaliyet göstermeleri çağrısında bulunurken, silah taşıma ve yasaları uygulama yetkisinin münhasıran devlete ait olduğunu vurguladı.