Çinli hackerlar, ABD'nin hack araçlarını ele geçirip nasıl kullandılar?

Symantec şirketinin Kaliforniya’daki sunucuları (New York Times)
Symantec şirketinin Kaliforniya’daki sunucuları (New York Times)
TT

Çinli hackerlar, ABD'nin hack araçlarını ele geçirip nasıl kullandılar?

Symantec şirketinin Kaliforniya’daki sunucuları (New York Times)
Symantec şirketinin Kaliforniya’daki sunucuları (New York Times)

Çinli istihbarat ajanları, 2016 yılında ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) sistemini delerek NSA'nın sunucularını ABD’nin Avrupa ve Asya'daki müttefiklerine ve özel şirketlere yönelik siber saldırılar için kullandılar. Bu olay, ABD'nin siber güvenlik araçlarının önemli noktaları üzerindeki kontrolünü kaybettiğini gösteren bir takım delillerin sonuncusu oldu.
New York Times'ın haberine göre ABD merkezli siber güvenlik şirketi Symantec'in araştırmacıları, Çinli hackerların siber saldırılarının zamanlaması ve bilgisayar kodlarındaki ipuçlarına dayanarak Çinlilerin kodları çalmadığına Ancak NSA’nın bilgisayarlarına yapılan saldırıda hack araçlarını ele geçirdiklerine inanıyorlar. Araştırmacılar bunun tıpkı “düşmanının silahını ele geçirerek rastgele ateş etmeye başlayan bir tetikçinin ortalarda dolaşması” gibi olduğunu söylediler.
Çin'in bu davranışı, siber suçların kapsamının yanı sıra kurallarla yönetilmeyen ve belirsizliğin hüküm sürdüğü vahşi bir çevrenin varlığını ortaya koyuyor.  Ayrıca, ABD’nin yabancı ağlara nüfuz etmek ve altyapılarına saldırmak için kullandığı kötü amaçlı yazılımları, izleme ve takip etme konusunda karşılaştıkları güçlükleri yansıtıyor.
Yaşanan kayıplar, ABD’nin dünyanın en ileri teknolojili gizli siber silahlarını koruyamaması halinde bunları geliştirmeye devam edip etmemesi konusunda ABD istihbarat birimleri içinde ateşli bir tartışma başlattı.
NSA’nın koridorlarında dolaşan ve New York Times’ın ulaşmayı başardığı gizli bir not, NSA’nın hack araçlarını ele geçirenler “en tehlikeli” olarak nitelendiren Çinli hacker grubu olduğuna işaret etti. Söz konusu Çinli hacker grubu, ABD’nin uzay programları, uydular ve gelişmiş nükleer savunma teknolojileri gibi en hassas savunma hedeflerinden bazılarına yapılan sayısız siber saldırının da sorumlusu.
Symantec tarafından önceki gün açıklanan sonuçlar, NSA’nın 10 yılı aşkın bir süredir takip ettiği aynı Çinli bilgisayar korsanlarının son dönemde ajansı gözlerine kestirdiklerine işaret etti.
Çinli bilgisayar korsanlarının elde geçirdiği NSA hack araçlarından bazıları, kendilerini “Shadow Brokers” (Gölge Komisyoncuları) olarak adlandıran ve kimlikleri şuana kadar ortaya çıkarılamayan bir hacker grubu aracılığıyla internete sızdırıldı. Çin tarafından NSA hack araçlarının ele geçirilmesiyle Shadow Brokers grubunun faaliyetleri arasında açık bir bağlantı bulunamamasına rağmen, bilgisayar korsanları Rusya ve Kuzey Kore'den elde edilen sızıntıları küresel siber saldırılarda kullandılar.
Bununla birlikte Symantec’in ulaştığı bulgular, Pekin’deki hükümet yanlısı bilgisayar korsanlarının, Shadow Brokers adlı aracı grubun ilk kez Ağustos 2016'da internette ortaya çıkmasından aylar önce bu araçlardan bazılarını ele geçirdiğine dair ilk kanıtları ortaya koyuyor.
Amerikan istihbarat servislerine özel hack araçlarının detayları son 10 yılda birçok kez, bazı ülkelerin veya suç örgütlerinin elinde ortaya çıkmaya başladı. 
NSA, İran nükleer programlarının imhasında son derece gelişmiş kötü amaçlı yazılımlar kullandı. Ardından aynı kodların, dünyanın dört bir yanında kullanılarak “Chevron” gibi ABD merkezli dev şirketlerin de dahil olduğu bir çok hedefe siber saldırılar düzenlenmesi karşısında şaşkınlığa uğradı.
Şuan Rusya'da yaşayan eski NSA çalışanı Edward Snowden, ABD siber güvenlik programlarının gizli detaylarını gazetecilere anlatırken WikiLeaks, NSA’nın, bir çalışanı tarafından sızdırıldığını iddia ettiği Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) özel siber silahlara iat dosyaların bir bölümünü yayınladı.
Symantec'in Güvenlik Direktörü Eric Chien yaptığı açıklamada, “Sızdırılan hack araçlarınızın, size ve müttefiklerinize karşı daha sonra tekrar kullanılmayacağına dair garanti veremeyeceğimizi biliyoruz. Şuan sızdırılan devlete ait siber silahlar, ABD’nin rakipleri tarafından siber saldırılarda kullanılıyor” ifadelerini kullandı. Ülkelerin bu olayı siber silah kullanma risklerine yönelik analizlerine dahil etmelerinin zamanının geldiğini belirten Chien, “Söz konusu siber silahların, ABD’ye veya müttefiklerine karşı kullanılma ihtimali bulunuyor” dedi.
Öte yandan Symantec araştırmacıları, Çinli bilgisayar korsanlarının karmaşık Amerikan kodlarını nasıl ele geçirdikleri konusunda güvenilir bilgilere sahip değiller. Ancak bu kodların, Belçika, Lüksemburg, Vietnam, Filipinler ve Hong Kong gibi en az 5 ülke ve bölgeye karşı yapılan siber saldırılarda kullandıklarını biliyorlar. Bununla birlikte söz konusu hedefler arasında araştırma kurumları, eğitim kurumları ve ABD’nin müttefiki olan bir hükümetin bilgisayar ağları yer aldı.
Symantec'in elde ettiği sonuçlara göre telekomünikasyon ağına yapılacak tek bir saldırı, Çinli istihbarat ajanlarının yüz binlerce hatta milyonlarca özel iletişim kanalına erişmesini sağlayacak.
Bununla birlikte Symantec araştırmalarında Çin’den özellikle bahsetmezken bunun yerine korsanları “Buckeye Group” olarak adlandırdı. Bu, Symantec ve diğer siber güvenlik firmalarının Guangzhou’da faaliyet gösteren Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS) yüklenicisini tanımlamakta kullandığı özel bir isim.
Küresel çapta çalışmaları olan siber güvenlik şirketleri, herhangi bir hükümeti rahatsız etmemek için devlet istihbarat birimlerine kendi taktıkları adlarlar raporlarını iletiyorlar. Symantec ve diğer siber güvenlik şirketleri, NSA’nın bilgisayar korsanlarını “Equation Group” olarak adlandırıyor. Bununla birlikte Buckeye Group aynı zamanda “devam eden gelişmiş tehditler” anlamındaki bir kısaltma olan “APT3” olarak da adlandırılıyor.
ABD Adalet Bakanlığı, 2017 yılında Symantec tarafından “Buckeye” olarak adlandırılan grubun üyesi Çinli 3 bilgisayar korsanına karşı suç duyurusunda bulundu. Ancak ABD Başsavcılığı, 3 hackerın Çin hükümeti adına hareket ettiğini doğrulayamadı. Ancak bağımsız araştırmacılar ve New York Times gazetesinin ulaştığı NSA’nın gizli notu, grubun, Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı ile doğrudan temas halinde olduğunu ve burada verilen emirlere göre ABD'ye karmaşık siber saldırılar düzenlediğine işaret ediyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan Çin’in askeri rekabetiyle ilgili rapor, Pekin’i askeri, istihbarat ve ticari alanda siber suçlular arasında en yetenekli ve tutarlı oyuncu olarak tanımlarken Çin’in ABD'nin operasyonel ve teknolojik seviyelerde kaydettiği önemli ilerlemeleri baltalamak için gösterdiği çabalarına devam ettiğini öne sürdü.
Bu durumda, Çin’in ABD tarafından gerçekleştirilen siber saldırıları izleyebildiğini ve Amerikanlıların ödediği vergilerden ayrılan büyük bütçelerle geliştirilen kodları çalmayı başardığı gösteriyor.
Symantec, Çinli bilgisayar korsanlarının Mart 2016’dan bu yana gerçekleştirdikleri siber saldırılarda, NSA’nın “Eternal Synergy” ve “Double Pulsar” adlı araçlarının değiştirilmiş hallerini kullandığını ortaya çıkardı.
Bundan aylar sonra Ağustos 2016’da Shadow Brokers grubu NSA’dan çalınan hack araçlarının bazılarını internete sızdırdı. Nisan 2017’de NSA’nın Çinli bilgisayar korsanları tarafından çalınan hack araçlarının tamamı internete sızdı.
Symantec araştırmacıları, siber güvenlik uzmanlarının kamuya açık hale gelen NSA’ya ait kötü amaçlı yazılımların casus kurumlar ve hackerlar tarafından çok sayıda siber saldırıda kullanıldığını tespit ettiklerini belirttiler. Ancak bu davada Çin’e işaret eden herhangi bir işaret bulamadılar. Yani siber saldırılarda kullanılan hiçbir gizli bilgisayar kodunu elde geçiremediler.
Duruma ilişkin şaşkınlığını gizlemeyen Symantec Güvenlik Direktörü Chien, “İlk kez kendilerine karşı kullanılan gizli güvenlik açıklarını ve istismarları engelleyip daha sonra bu istismarları başkalarına saldırmak için kullanan bir vaka görüyoruz” dedi.
Symantec araştırmacılarına göre Çin, iki olası nedenden ötürü siber silahları ABD'ye karşı kullanmamış olabilir. Birincisi, Amerikalıların kendi silahlarına karşı savunma programı geliştirdiklerini düşünüyor olmaları, ikincisi ise ABD’ye Amerikan yapımı hack araçlarını çaldıklarını açıklamak istemiyor olmaları.
Diğer yandan Symantec'in ortaya koyduğu bulgular, ABD istihbarat teşkilatları için ABD’li yetkililerin "The Vulnerabilities Equities Process - VEP” olarak bilinen Beyaz Saray programını kullanmaktan kaçınmaya çalıştıklarına işaret ediyor. Ki bu da istihbarat servislerinin karşılaşmak isteyecekleri en kötü senaryo.
Eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi sırasında başlatılan bu program, Beyaz Saray Siber Güvenlik Koordinatörü ve diğer ilgili devlet kurumlarının temsilcilerinin, ABD'nin gizli güvenlik açıklarının korunmasındaki pozisyonlarını değerlendiriyor. ABD’li hükümet temsilcileri, Çin gibi rakip ülkeler tarafından istihbarat toplama ve askeri alanda kullanmak için bu güvenlik açıklarının tespit edilme riskini tartışıyorlar.
NSA’nın iki çalışanı tarafından aktarılan bilgilere göre NSA hack araçlarının Shadow Brokers tarafından bir kısmı 2016’da kalanı ise 2017’de olmak üzere internete sızdırılması sonucunda ajans, kendi güvenlik açıklarını kapatması için Microsoft’tan yardım almak zorunda kaldı.
Kuzey Kore ve Rusya tarafından ele geçirilen NSA hack araçları, İngiliz sağlık sisteminin çalışmalarını engellemek, nakliye şirketi Maersk’in faaliyetlerini durdurmak ve Merck Şirketi tarafından geliştirilen aşı için kritik kaynakları kesmekte kullanıldı. Rusya’nın Ukrayna’yı hedef alan siber saldırıları, uluslararası havaalanı, posta hizmetleri, benzin istasyonları ve ATM’ler dahil olmak üzere çok sayıda önemli servisi hizmet dışı bıraktı.
Eski ABD Başkanı Obama döneminin Siber Güvenlik Koordinatörü olan The Cyber Threat Alliance (CTA) adlı grubun lideri Michael Daniel, Beyaz Saray programıyla ilgili olarak, “Programda yer alan kararların hiçbiri risksiz olarak kabul edilemez. Bu, işin doğasında yok. Ancak mevcut durum, sık sık güncellenen ve birçok farklı algoritma barındıran programın bir an önce yeniden yazılmaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.
Program, ABD istihbarat servislerinin yanı sıra Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS) ve Hazine Bakanlığı gibi önemli kurumları da kapsıyor. NSA, tespit edilen açıkların hiçbir rakip veya suçlu tarafından tespit edilmediğinden ve hastaneler, bankalar veya ülkenin yurtdışındaki çıkarları gibi ABD altyapısına karşı kullanmayacağından emin olmak istiyor.
Durumun tam olarak Symantec’in ortaya çıkardığı son bulgularda görüldüğü gibi olduğunu söyleyen Chien, ABD’li yetkililerin gelecekte kendi hack araçlarının ABD’nin hedeflerine veya müttefiklerine karşı kullanılma ihtimalini hesaba katmaları gerektiğini söyledi. Buna karşın NSA’nın resmi bir sözcüsü, ajansın Symantec raporu hakkında henüz bir yorumu olmadığını belirtti.
Chien’i endişelendiren Symantec raporunun unsurlarından biri de, ABD Adalet Bakanlığı'nın 2017'de Buckeye Group’un 3 üyesi hakkındaki iddianamesinin ardından ortadan kaybolmalarına rağmen NSA’dan çalınan hack araçlarının geçtiğimiz Eylül ayına kadar Avrupa ve Asya’daki siber saldırılarda kullanılmaya devam etmesi oldu.
Buckeye Group’un halen aktif olup olmadığını sorgulayan Chien, “Belki de söz konusu araçlar başka bir gruba verilmiştir. Ancak bunun cevabı bilinmiyor. İnsanlar gelir ve giderler. Ancak araçlar kalmaya devam eder” şeklinde konuştu.



Kaliforniya'daki inşaat işçileri 40 milyon yıllık hayvan kemikleri keşfetti

Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
TT

Kaliforniya'daki inşaat işçileri 40 milyon yıllık hayvan kemikleri keşfetti

Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri 

Kaliforniya'da bir altyapı projesinde çalışan ekipler bu ay, 40 milyon yıl önce bölgenin eski taşkın ovalarında yaşamış büyük, toynaklı bir memelinin fosilleşmiş kemiklerini ortaya çıkarınca şaşkına döndü.

Oceanside Belediyesi projesinin rutin izleme çalışmaları sırasında bu keşfi yapan paleontolog Dr. Joseph El Adli'ye göre bulgular arasında birkaç kaburga kemiği, bir uyluk kemiği ve "gök gürültüsü canavarı" diye de bilinen bir brontotere ait olabilecek diğer kol-bacak kemikleriyle parçaları bulunuyor.

Belediye çarşamba günü yaptığı açıklamada, yaprak yiyen brontoterlerin boyut açısından fille yarıştığını ve genellikle burunlarında Y şeklinde bir boynuz bulunduğunu belirtti.

Adli'ye göre bir diğer alternatif ise kemiklerin otobur bir amynodonta ait olması: Boynuzsuz, su aygırı şeklindeki bu "bataklık gergedanının" köpek dişlerinin olması gereken yerde fildişleri var.

Her iki Kuzey Amerika türü de "tek toynaklı" memeliler olan Perissodactyla takımına ait. Bir takımda, birbiriyle yakından ilişkili hayvan familyaları yer alıyor.

İşçiler, San Diego ilçesinin kuzeybatısı boyunca uzanan kalın kaya tabakası Santiago Formasyonu'nun yaklaşık 3,5 metre derinliğinde fosilleri keşfetti.

Bu formasyon, dinozorların yok olmasından sonra gelen ve memelilerin büyük boyutlara evrimleştiği Eosen dönemine dayanıyor.

Şehirde daha önce bulunan fosiller de aynı döneme tarihlenmişti.

Belediye basın açıklamasında, "Çevredeki kayaların bilinen yaşı ve bu birimde bulunan organizma türlerine dayanarak paleontologlar, fosillerin 40 ila 45 milyon yaşında olduğunu ve Uintan Kuzey Amerika Kara Memelileri Çağı'na ait olduğunu tahmin ediyor" ifadelerini kullandı.

İşçilerin yaklaşık 3,5 metre derinlikte bulduğu fosiller arasında bir uyluk kemiği ve diğer kol-bacak kemikleri de var (Oceanside Belediyesi/Facebook)
İşçilerin yaklaşık 3,5 metre derinlikte bulduğu fosiller arasında bir uyluk kemiği ve diğer kol-bacak kemikleri de var (Oceanside Belediyesi/Facebook)

Birkaç tonluk çamurtaşının altındaki kemikler bir hafta boyunca açıkta bırakıldıktan sonra alçıdan bir kalıba yerleştirilerek kazı alanı dışındaki ısı kontrollü bir laboratuvara güvenli şekilde nakledildi.

Kemikler, alçı kalıptan çıkarılıp, temizlenip, müze kalitesinde yapıştırıcı ve reçinelerle sertleştirilip önümüzdeki haftalarda incelendikten sonra müzeye gönderilecek.

Belediye, "İçine gömülü olduğu kayadan tamamen çıkarıldıktan sonra kemikler üzerinde yapılacak daha ayrıntılı incelemeler, paleontologların Oceanside'da keşfedilen fosilin kesin kimliğini belirlemesine olanak sağlayacaktır" dedi.

Kemikler, onları çevreleyen alçı kalıptan ve kayadan çıkarıldıktan sonra yapıştırıcılar ve reçine kullanılarak sertleştirilecek (Oceanside Belediyesi/Facebook)
Kemikler, onları çevreleyen alçı kalıptan ve kayadan çıkarıldıktan sonra yapıştırıcılar ve reçine kullanılarak sertleştirilecek (Oceanside Belediyesi/Facebook)

İşçiler ayrıca, bu fosillerin hangi hayvana ait olduğunu kesinleştirmeyi sağlayabilecek kafatası gibi başka kemikler arıyor.

Belediyeye göre birkaç blok hâlâ trafiğe kapalı. Kazı alanının bütünlüğünü korumak amacıyla bulguların yeri paylaşılmıyor.

Brontoter ve amynodontlar daha önce Oregon'daki Hancock Memeli Ocağı da dahil Kuzey Amerika'nın çeşitli yerlerinde bulunmuştu. Bu memelilere ait kafatasları, Kimberly'deki John Day Fosil Yatakları Ulusal Anıtı'nın ziyaretçi merkezinde sergileniyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
TT

Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)

Tarihte ilk tam maratonu koşan robotu geliştiren araştırmacılar bulgularını açıkladı.

RAIBO2 adlı robot, Kasım 2024'te Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'nun 42 bin 195 km'lik tam parkurunu 4 saat 20 dakikadan biraz daha kısa sürede tamamlamıştı. İlk kez böyle bir robot bu mesafeyi tamamlamış ve bataryasının değiştirilmesine gerek kalmamıştı.

Bilim insanları, dünyada ilk olma özelliği taşıyan bu başarıyı, diğer robotların uzun mesafelerde çalışmasını sağlayabilecek ve teknolojiyi daha işlevsel amaçlar için kullanılabilir hale getirecek faydalı bulgulara dönüştürdüklerini söylüyor.

Araştırmacılar, robotun öneminin sadece maraton koşma yeteneğiyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Son zamanlarda makinelerin çeşitli ortamlarda kullanılmasına yönelik artan ilgi, robotların koşu hızlarında ve zorlu koşullarda hareket etme yeteneklerinde çığır açıcı gelişmelere neden oldu. Ancak araştırmacılar, çok fazla güç harcamadan, aşırı ısınmadan, bataryası tükenmeden veya dengesizleşmeden uzun süre çalışabilen bir robot üretmeyi mümkün kılmanın da en az bunun kadar önemli olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, bu soruna daha büyük bataryalar veya daha verimli motorlar gibi tek tek bileşenler üzerinden yaklaşmak yerine, onu "bütünsel robot sistemi sorunu" olarak ele aldı. Dört ayaklı robotlar bacaklarını hareket ettirirken vücutlarının çeşitli kısımlarından enerji kaybettiği için bu tür çetin görevleri üstlenebilecek bir robot geliştirmek, bütün tasarımını optimize etmek anlamına geliyor.

Ekip, tasarımın işe yaradığından emin olmak için maraton boyunca robotla birlikte koştu ve voltaj, sıcaklık ve batarya durumunun yanı sıra diğer verileri de kaydetti. Robot ayrıca resmi bir katılımcı olarak kaydedildi ve yolculuğu boyunca görüntülendi.

Araştırmacılar bu tek robot araştırmasından elde edilen verileri, seri üretime uygun ve endüstriyel ortamlarda kullanılabilecek bir ürüne dönüştürmeyi umuyor. RAIBO2 robotu elle tasarlanıp üretildi ancak onu gerçek bir ürüne dönüştürmek için tasarımın birden fazla robotta güvenle kullanılabilir hale getirilmesi ve zorlu endüstriyel ortamlarda da güvenilirliğinin sağlanması gerekecek.

Robotun geliştirildiği Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden (KAIST) Jemin Hwang, "Bu çalışma, dört ayaklı bir robotun ne kadar uzağa koşabileceğini göstermenin ötesine geçiyor" diyor.

Hem yüksek hareket performansı hem de enerji verimliliği elde etmek için robotun tamamının nasıl tasarlanması gerektiğini gerçek maraton verilerini kullanarak gösterdik. Laboratuvarda elde edilen dünya standartlarındaki performansı, endüstriyel ortamlarda herkesin güvenle kullanabileceği ürünlere taşıyacağız.

Çalışma, hakemli dergi Nature'da yayımlanan "A quadruped robot designed to complete a marathon on a single battery charge" (Tek bir batarya şarjıyla maratonu tamamlamak üzere tasarlanmış dört ayaklı robot) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

SpaceX, mega roketi Starship'in ilk yörünge uçuş denemesine hazırlanıyor.

Gelecek pazartesi gerçekleşmesi planlanan bu kritik görev, NASA'nın Artemis programı kapsamında insanları Ay yüzeyine gönderme takvimini koruyup koruyamayacağını belirleyebilir.

ABD uzay ajansı, Elon Musk'ın bir gün Mars'ta kalıcı bir koloni kurmak için kullanılacağını iddia ettiği 124 metrelik roketin geliştirilmesindeki sorunlar nedeniyle, Artemis'in zaman çizelgesinde zaten erteleme yapmak zorunda kalmıştı.

SpaceX, devasa birinci kademe güçlendiricisini Teksas'ın güneyinde yer alan Starbase tesisindeki fırlatma rampasına pazartesi günü taşıdı.

Super Heavy diye bilinen 33 motorlu roket, daha sonra Starship'in 6 motorlu ikinci kademesiyle birleştirilecek. Tamamen birleştirildiğinde Starship, bugüne kadar uçurulan en büyük ve en güçlü roket olacak.

Yaklaşan Starship uçuşu, programın bugüne kadarki en iddialı görevi olacak. Bu görevde, ikinci aşama roketin 10 saatlik bir uçuşla yörüngeye gönderilmesi ve Dünya'nın etrafında 6 tur attıktan sonra Büyük Okyanus'un Şili açıklarındaki kısmına inmesi hedefleniyor.

Bu uçuş denemesi aynı zamanda SpaceX'in yeni nesil Starlink V3 uydularını alçak Dünya yörüngesine yerleştiren ilk görev olacak.

Bunlar, yörüngede 11 binden fazla Starlink uydusuyla halihazırda dünyanın en büyük yapay uydu ağı olan uzay internet ağının bir sonraki parçasını oluşturacak.

Musk, pazartesi günü X'te paylaştığı gönderide, "Yörüngeye 7 gün içinde yapılacak ilk Starship fırlatması, operasyonel kullanım amaçlı Starlink V3 uydularını taşıyacak" diye yazdı.

Temmuzdaki en son Starship fırlatmasında roket, test amaçlı 20 adet Starlink V3 uydusunu yörüngeye yerleştirme hedefini tamamladıktan sonra Hint Okyanusu'na başarıyla iniş yapmıştı.

Bu görevde Starship'in üst kademesi ilk kez bir yörünge altı uçuştan patlamadan geri dönmüş ve SpaceX, uçuş denemesi hakkında değerli veriler elde etmeyi başarmıştı.

frgthyju
SpaceX mühendisleri, temmuzda gerçekleştirilen uçuş denemesinin ardından 27 Ağustos 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Christmas Adası açıklarında bulunan Starship'i inceliyor (SpaceX)

SpaceX, roketin her iki kademesini de tamamen ve hızlıca yeniden kullanılacak şekilde tasarladığından, bunların başarıyla suya inmesini sağlamak, son uçuşun en önemli sınavlarından biri olacak.

SpaceX'in "roketçiliğin kutsal kasesi" diye tanımladığı bu hedefe ulaşmak, gelecek yıl yapılması planlanan Artemis III görevi öncesinde Starship'in geliştirilmesini hızlandırmaya katkı sağlayacak.

14 gün sürecek görevde, NASA'nın Orion uzay aracındaki 4 astronot, alçak Dünya yörüngesindeyken Starship'le kenetlenecek.

Yörünge deneyi, 2028'de Artemis IV kapsamında gerçekleştirilecek ilk insanlı Ay inişinden önce kenetlenme mekanizmalarını ve uzay aracı arayüzlerini test etmeyi amaçlıyor.

Independent Türkçe