‘İslami Uyanış’ın onlarca yıldır sığındığı parıltısı, kurulduğundan yakın bir döneme kadar Suudi Arabistan’ın siyasi yapısına karşı yükselmeye ve direnmeye devam ettikten sonra sönmeye başladı.
80-90’lı yıllarda Sahve’nin önemli yüzlerinden biri olan Dr. Aiz el- Karni’nin geçtiğimiz Pazartesi günü bir televizyon programında özür dilemesi, her şeyi yakıp yıkan bir bomba etkisi yarattı. Suudiler, uzun süredir sembollerden birinin ‘insanların yaşamına engel olan’ bir aşama olarak değerlendirdikleri süreç hakkında konuşmasını bekliyordu.
‘Rotana Khaleji’ televizyon kanalında, ‘Livan’ isimli bir programa katılan Aiz el- Karni çeşitli ideolojik değerlendirmelerde bulundu. Sahve’nin izlediği politikadaki yanlışlardan bahseden Karni, bunlar arasında stratejik olarak ön plana çıkanın, devletle mücadeleye girmeleri, Sahve vesayetini dayatmaları ve alimleri bir tarafa itmeleri olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’ın mücadele konusunda güçlü olduğu itirafında bulundu.
“Sahve adına Suudi Arabistan halkından özür diliyorum”
Siyasetle ilgili olan Sahve dönemini yaşayan ve işiten Suudi halkına kapsamlı ve açıklayıcı değerlendirmelerde bulunan Karni, pişman olarak bu dönemdeki yönelimleri anlattı. Dr. Karni, “Kitap, Sünnet ve İslami hoşgörüye aykırı olan ve insanlara sıkıntı veren kısıtlama ve yanlışlarımızdan dolayı Sahve adına Suudi Arabistan halkından özür diliyorum” ifadelerini kullanarak, Suudi halkından af diledi. Karni, kendisinin de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın çağrısını yaptığı açık ve ılımlı bir İslam’ı desteklediğini ifade etti.
Karni, Katar devleti, eski Emiri Şeyh Hamad bin Halife ve Al Jazeera kanalının onu kendilerine doğru çekmeye çalıştığını vurguladı. Dr. Aiz Karni, Katar’ın projesini anladıktan sonra, ülkesine dönerek özür dilediğini ifade etti. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a daha önce bulunduğu övgülerinden vazgeçen Karni, Al Jazeera kanalının Suudi Arabistan’a düşman devlet ve örgütlere hizmet ettiğinin altını çizdi. Suudi vatandaşının devletine uzak olduğu ölçüde Katar tarafından sevildiğine dikkat çekti.
Karni’nin geçtiğimiz Pazartesi özür dilemesinin ardından, Sahve’nin İslam’ın itidalli bir yol izlediğini bilmesine rağmen radikalizmi nasıl yayıp aşırılık yanlısı fetvalar verdiklerine dair soru işaretleri arttı. Suudi düşünür, Dr. Türki el-Hamad, mevcut durumda değerlendirmeler yapılması gerektiğine dikkat çekti. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın kültürel dönüşüm ve İslam’ın itidalini vurgulamayı amaçlayan projesindeki dönüşümlere işarette bulunarak, “Allah Kur’an ile caydırmadığını, sultanla caydırır” dedi.
‘Sadece dini değil siyasi amaçlarda taşıyor’
Hamad, Şarku'l Avsat yetkilileri ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, İslam’ın tüm zaman ve mekanlar için elverişli olduğunun altını çizerek, bu sebeple zamanın zorunlu değerlendirmeler gerektiğini belirtti. Dini ve insani söylemin hiçbir grup ve mezhebin tarafında olmaması gerektiğini vurguladı. Projenin yalnızca dini olmayıp siyasi amaçlar da taşıdığını söyledi.
İzleyiciler, Sahve’nin tüm fikir ve sembol yüklerini bertaraf etme konusunda devletin yanında duruyor. Dini söylemleri egemenliği altında tuttuğu dönemde, kültürel veya medeni fikirler sunmadı. Yaşam alanlarında ve toplumda bir kapanma yaşandı. Bugün, kültürel açılım ve ılımlı dini temellere odaklanarak, yarının toplumuna büyük önem veriliyor.
Sahve ideolojisinde hayatın amacı, basında yapılan yayınlardı. Karni, yaptığı açıklamalarda, Al Jazeera’nın amacına ulaşmak için dini cemaatleri elinde oynatarak buna katkıda bulunduğunu ifade etti. Arap ülkelerindeki iç savaş ve dökülen kanların sorumlusunun İhvan-ı Müslimin’in (Müslüman Kardeşler) olduğuna işarette bulundu.
Sahve, günümüzde zamanlaması, etkisi ve 1979 yılındaki İran İslami devrimi, Cüheyman olayı ve 2. Körfez Savaşı gibi siyasi krizlerin yaşandığı dönemlerde daha da katılaşmasıyla tanınıyor.
Suudi kültürel hareketlerinin Sahve ve sembollerine yönelttiği suçlamalar gayet açıktı. Dini söylem, resmi dini görüşlere ve devlete bağlı dini kurumları hedef alan bir hal aldı. Devletin ilgili birimler aracılığıyla çeşitli yollarla söylem dönemini tasfiye etmeye başladı. Yenilenmiş bir söylem üzerine odaklanıldı. Bu çaba birçok kişiye bu fikri çatışmada taraflarını açıklama fırsatı sundu. Devletin bazı dini akımları öfkelendiren her şeyi büyük ölçüde hafifletmesinden büyük ölçüde yaralandılar. Hatta bu akımların eğitim ve öğretim alanlarında yerlerini bulmasına olanak sağlandı.
1979 yılının Kasım ayında meydana gelen Cüheyman olayının ardından her kesimden diyalektik bir nesil oluşturmak zaman aldı. Daima gençlere odaklanan, toplumun sorunlarının tartışılmasını ele alan ve yeni platformları aracılığıyla dini bir mozaik oluşturdular.
Yeni minberlerini kasetlerden oluşturan bu akım, ‘yeni davetçiler’ olarak isimlendirilen birkaç isim faaliyet gösterdi. Toplumun susuzluğundan faydalanan Sahve, tebliğ için sınırlı bir literatür kullanıldı. Birçoğu Suriye ve Mısır’da bulunan ve diyalektik tartışmalar konusunda çok iyi olan İhvan-ı Müslimin okullarından etkilendi. Ancak iktidar ve bazı kurumları eleştirme konusunda güçlerini arttırma ve onları sorumlu tutma konusunda çok ileri gittiler. Kolektif akılları kendi destekçisi yapan Sahve, bu araçlarla kendilerini onaylatmak için eğitti.
Siyasal İslam’ın bir yıldızı daha söndü: Suudi ‘Sahve’
Yakın bir döneme kadar Suudi Arabistan’da Sahve’nin en önemli sembollerinden biri olan Dr. Aiz el-Karni
Siyasal İslam’ın bir yıldızı daha söndü: Suudi ‘Sahve’
Yakın bir döneme kadar Suudi Arabistan’da Sahve’nin en önemli sembollerinden biri olan Dr. Aiz el-Karni
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة