Sri Lanka’da Paskalya Bayramı’nın kutlandığı geçtiğimiz 21 Nisan’da 4 kilise ile bazı otelleri hedef alan saldırılara ilişkin soruşturma sürüyor. Soruşturmada, 300’den fazla kişinin öldüğü ve yaklaşık 500 kişinin de yaralandığı saldırılarla Ulusal Tevhid Cemaati örgütünün terör faaliyetleri konusunda köklü bir değişim yaşadığının ortaya çıktığına işarette bulunuldu.
Ancak Sri Lankalı örgütün yöntem değiştirmesinin ardında yatan nedenleri anlayabilmek için DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de hezimete uğramasından ve 2019 yılının başında ABD’nin örgütün sona erdirildiğini bittiğini açıklamasından sonra gerçek ve pratikteki ayrılışını da analiz etmek gerekir.
Uzmanlar, DEAŞ’ın dönüşümü ve yeni duruma hızlı bir şekilde uyum sağlamasının ardında benimsenen yeni yola dikkat çekildi. Yeni yöntemin, örgütün unsurlarının merkezi ‘Hilafet‘ olan bir yönetimden göç etmelerini gerektiren bir duruma geçmesini örgütün eski yapısına aykırı olduğunu söyledi. Örgüt şu an Bağdadi’den uzak bir şekilde bağlılığını koruyan savaşçı dini bir ideolojiyle ağ kurmayı amaçlıyor. Dünya çapındaki uzantılarının bulunması örgütü yerel bağlam ve şartlara uygun olarak hedef belirleme özerkliğine sahip kılıyor.
‘Ulusal Tevhid’
Sri Lanka polisi, terörist gruplarına ilişkin yürüttüğü çalışmalarda bu yılın ocak ayında yeni oluşturulan bir terör örgütüne bağlı dört kişinin tutuklandığını duyurmuştu. Yetkililer operasyonda söz konusu kişilerin üzerinde çok sayıda patlayıcı ele geçirildiğini bildirdi.
Ancak şaşırtıcı olan, Sri Lanka’da 21 Nisan’da yaşanan acı olayların ardından şu an ‘Ulusal Tevhid’ radikal örgütünün isminin sahnede olması. Ölü ve yaralıların sayısı, uluslararası örgütlerin ve sosyal medyanın gündemine oturdu. Ancak operasyonları çevreleyen belirsizliğe rağmen çok kısa bir süre içerisinde Ulusal Tevhid’in Bağdadi liderliğindeki küresel terör örgütü DEAŞ’la bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Bağdadi, son video kaydında örgütün Sri Lanka’daki koluna övgüde bulunarak saldırıyı üstlendi. Ayrıca bunu, geçen mart ayında kaybedilen örgütün Suriye’deki son kalesi Bağoz’un intikamı olarak nitelendirdi.
Muhammed Kasım Zahran liderliğindeki Ulusal Tevhid Cemaati, bir takım toplumsal yardım ve dini eğitim faaliyetlerinde bulunan dini bir yapılanma olarak tanınmıştı. Ayrıca bölge halkı, radikal örgütün Hindistanlı Tamil Nadu Tawheed Jamath örgütü ile hiçbir bağı olmadığı görüşünde. Ancak örgütün yapılanması, ‘Sri Lanka Tevhid Grubu’ olarak adlandıran militan bir gruba dayanıyor.
Ulusal Tevhid Cemaati, 2016 yılında Budist heykellerine zarar verene kadar radikal tarafı bilinmiyordu. Aynı yıl içinde ülkedeki Hindu ve Budistleri hedef alan broşürler dağıttılar. Örgütün söz konusu dönemdeki lideri ve sözcüsü Abdurrazık, 2016 yılında ırkçı söylemler yoluyla tahrik ve kışkırtma yaptığı suçlamasıyla tutuklandı. Ancak Abdurrazık aynı yıl içinde serbest bırakıldı. Söz konusu dönemde özellikle Budistler ve Müslümanlar arasında yaşanan etnik gerilim bir süre sonra yerini sükûnete bıraktı. Ancak 2019 yılında yeniden tırmanışa geçti.
Hükümet, 2016 yılında Sri Lanka Müslümanlarından 32 kişinin Suriye ve Irak’taki DEAŞ terör örgütüne katıldığını tespit etti. Çok sayıda raporda söz konusu kişilerden örgüte bağlı bazı Sri Lankalıların ülkeye geri döndüğü bilgisi yer alıyor. Irak ve Suriye’de hezimete uğrayan DEAŞ’ın ağırlıklı olarak güneydoğu Asya ülkelerinde, özelde de Sri Lanka’da terör faaliyetleri gerçekleştirme riski iki katına çıktı.
Yenilenen yöntem
21 Nisan’da Sri Lanka’yı vuran saldırılarda da DEAŞ örgütünün yöntemlerinin izine rastlandı. Terörizmi kendine has bir şekilde ‘bir unvan’ olarak göstertme mücadelesi veren bu örgüt, seçilen hedeflerinde ‘birleşmiş bir politika’ izliyor. Söz konusu politika iki amaca odaklanıyor: Bunlardan ilki olabildiğince fazla yabancı öldürmek, ikincisi ise hedef alınan ülkenin ekonomik yapısına darbe indirmek.
Irak ve Suriye dışında izlenen bu politikanın 2019’da ortaya çıkmadığı açık. DEAŞ, 2015 ve 2016 yıllarında Paris’te gerçekleştirdiği saldırılarda da bu yöntemi izlemişti. Söz konusu saldırılar, DEAŞ’ın Avrupa’daki yeni yöntemine ilişkin ölçek kabul edilmişti.
Yabancıları öldürme ve ekonomiyi karıştırmaya dayalı bu politikayı 2017 yılının nisan ayında Mısır’ın İskenderiye ve Tanta kentlerinde meydana gelen, bir kilisenin ve katedralin hedef alındığı saldırılarda da karşımıza çıkıyor. Söz konusu saldırılarda 45 kişi ölmüş, 120 kişi de yaralanmıştı. 13 Mayıs 2018 tarihinde ise bir aile, Endonezya’nın en büyük ikinci şehri olan Surabaya’da intihar saldırıları gerçekleştirmişti. İntihar saldırılarında 13 kişi ölmüş, 40’tan fazla kişi de yaralanmıştı.
Son örneğini Sri Lanka saldırılarında gördüğümüz DEAŞ’ın yeni yöntemiyle ‘Hilafet devletinin’ politikalarında çok sayıda değişiklik yapıldığını söyleyebiliriz. Ayrıca yerel örgütleri, dünya çapında eylem gerçekleştirmek ve kendisini gözetmek için kullanma konusundaki gücünü de ortaya koydu.
Yapılan değerlendirmelere göre DEAŞ ve radikal ideolojisi, küçük bir devlet olan Maldivler’deki dini olaylarda da rol oynuyor. Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren ve Bağdadi’nin liderliğinde bulunan örgüte Maldivler’den yaklaşık 450 kişi katıldı. Bu nedenle DEAŞ’ın bölgede etki alanını genişleterek Pakistan, Hindistan ve Nepal’e ulaşmasında endişe ediliyor. DEAŞ, terörizmi tekelinde bulundurmak istiyor. Yerel örgütler de DEAŞ ismini kullanarak daha fazla militan çekmeyi arzu ediyor.
Diğer tarafta ise terörizm ve küresel güvenlik ile ilgili hazırlanan çok sayıda raporda Irak ve Suriye’den sınır dışı edilen yabancı militanların Bangladeş, Filipinler ve Endonezya’ya doğru yayıldığı, tecrübelerinin saldırı yapabilmek için hücreler oluşturmalarına yardımcı olduğuna dair bilgiler yer alıyor. 2016 yılında Bangladeş’in Dakka kentinde meydana gelen saldırıyı Cemaat Ül Mücahidin fi Bangladeş grubu gerçekleştirmişti. Bu, DEAŞ ile ilgisi bulunmayan ve yasaklanmış bir gruptu.
Daha sonra Bağdadi’nin örgütünün bir kolu 2017 yılında Filipinler'deki Marawi şehrini kontrolü altına aldı. 2018 yılında ise Endonezya’daki Surabaya şehrinde kiliseleri hedef alan saldırılar meydana geldi. Son olarak da 2019 yılında Sri Lanka listedeki yerini aldı. Bu gidişata göre DEAŞ, merkezi örgüt ve yerel gruplar arasında ilişkiler oluşturmaya dayalı yeni bir yol izliyor.
Diğer taraftan DEAŞ’ın Suriye’deki Rakka ve Irak’taki Musul’u egemenliği altına aldığı dönemde olduğu gibi bir örgütsel oluşum değil, küresel bir ideoloji hareketi olduğunu anlamadan durum hakkında kıyas yapmak mümkün değil. Örgüt bugün örgütsel yapıdan çok sadakate dayalı bir yapıda. Görünüşe göre Hilafet Devleti’ne biat eden savaşçıların tecrübesi ve hezimet sonrasında yeniden yayılmaları, yeni durumla uyuşmaya büyük bir katkı sağlıyor. DEAŞ küresel bir ağ organizasyonuna dönüşümüyle bu alanda El Kaide’yi aşabilir. DEAŞ’ın Batı Afrika, Güneydoğu Asya’daki deneyimleri ve dünyanın dört bir yanına yayılan cihatçılar bunu gösteriyor.
Sri Lanka, Surabaya, Marawi saldırıları, yerel örgütlerin DEAŞ’a küresel bir parlaklık sağladığını doğruluyor. Bağdadi’nin örgütü, bu örgütlere yerel cihat haritasında ayrıcalık sağlayan ideolojisi ve ismini kullanma fırsatı tanıyor. Bu da küresel terör hareketinin yenilenmiş bir yöntemle faaliyet göstermesini sağlıyor.
Bu durumun DEAŞ terörizminin küresel ve yerel bağlantılar arasındaki bütün ipuçlarını açığa çıkarmadığı bir gerçek. Ancak Sri Lanka’daki yerli hücrenin rolü, aralarında tecrübeli kişilerden eğitim görenler olduğuna ve merkezde doğrudan bir bağın bulunduğuna işaret ediyor. Bu da ideolojiyi temsil eden yerel grubun deneyimini ve merkezi örgütlenmenin terörist uygulamalarını yansıtan yeni türde bir saldırıya neden oldu.
2015- 2016 yılları arasında Paris’te başlayan ve Asya’ya taşınan bu dönüşüm, teröre karşı bir ittifak oluşturulmasını, Bangladeş, Filipinler, Endonezya, Sri Lanka ve diğer ülkelere, DEAŞ ideolojisine sahip yerli örgütler aracığıyla yapılan terörist tehditlerle mücadeleye yardım çabalarının artırılmasını gerektiriyor.
Sri Lanka saldırıları terörle mücadele çabalarına vurulmuş açık bir darbedir. Ancak terör eyleminin tüm ayrıntılarının izlenmesi, DEAŞ ve Ulusal Tevhid Cemaati arasındaki ilişkinin gizemini çözmek oldukça önemli. Asıl görev, patlayıcıların imalatından sorumlu hücrenin yeniden aktif olmasını önlemek ve saldırıların tekrarlanmasından kaçınmak olabilir. Bu tür yerel örgütlerin ciddi olarak takibe alınması, onlara tehdit oluşturma ve genişleme fırsatları verir.
Sri Lanka ve komşu ülkelerin teröre karşı bölgesel bir ittifak oluşturması gerektiği de ifade ediliyor. Güneydoğu Asya’daki terör faaliyetlerini sınırlamakla görevli, bilgi ve deneyim alışverişini ve ortak tatbikatlar yapılmasını kolaylaştıran ortak güvenlik koordinasyonun gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekiliyor.
Bağdadi örgütü, merkezi olmayan bir biçimde vahşi bir dinamizm yaratmayı başardı. Birleşmiş ideolojik zihniyet ve örgütsel bağımsızlığa sahip yerel grupların kurulması yönünde hızla değişen örgüt, dünyanın farklı yerlerine ulaşmasını sağlayan önemli bir adım attı. Örgüt, etnik, mezhep ve adalet gibi birçok başlıkta oynadı. New York merkezli Soufan Güvenlik Araştırmaları Merkezi, Sri Lanka saldırılarıyla mezhep grupları arasındaki durumun gerilmesinin ve bulundukları ülkenin hükümetlerinin istikrarsızlaştırılmasının istendiğini belirtti. Ancak Norveç’teki Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü, Sri Lanka’da hedef seçiminde temel nedenin güvenlik unsuru olduğu görüşünde. Sri Lanka’da Katolik kiliseleri ve oteller güvenlik nedeniyle gözetim altında bulunmuyor. Ayrıca ülkedeki güvenlik güçlerinin bu konuda yetersiz kaldığı belirtiliyor.
Enstitü, DEAŞ ve kollarının oynadığı etnik kart hakkında ise son 10 yılda etnik gruplar arasında şiddet olmadığı bilgisini verdi. Bu nedenle, İslam toplumunun bir terör örgütünün ideolojisini benimseyerek onu diğer etnik ve dini gruplara karşı kullanması oldukça zor gibi görünüyor. Bunun, Sri Lanka'daki kilise ve otellerin neden DEAŞ’ın hedefi olduğu hakkındaki belirsizliklerden biri olduğu kaydediliyor. Ancak bu belirsizliklere rağmen örgütün hücre ve gruplarını aktif hale getirebileceği inkar edilemez. Söz konusu gruplar, ABD liderliğindeki Uluslararası İttifak’ın 2019 yılının başlarında hezimete uğradığını ilan ettiği DEAŞ’ın tehdit coğrafyasını genişletmesini sağladı.
Hezimet sonrası DEAŞ…
Sri Lanka’daki kanlı terör eylemi dünya çapında öfkeye neden oldu. (AFP)
Hezimet sonrası DEAŞ…
Sri Lanka’daki kanlı terör eylemi dünya çapında öfkeye neden oldu. (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة





