Gemilerin hedef alınması Körfez’de bir çatışma yaşanacağına dair endişeleri arttırdı

Norveç nakliye gemisi… Geminin üzerinde gerçekleştirilen sabotaj eyleminin izleri görünüyor (EPA)
Norveç nakliye gemisi… Geminin üzerinde gerçekleştirilen sabotaj eyleminin izleri görünüyor (EPA)
TT

Gemilerin hedef alınması Körfez’de bir çatışma yaşanacağına dair endişeleri arttırdı

Norveç nakliye gemisi… Geminin üzerinde gerçekleştirilen sabotaj eyleminin izleri görünüyor (EPA)
Norveç nakliye gemisi… Geminin üzerinde gerçekleştirilen sabotaj eyleminin izleri görünüyor (EPA)

Suudi Arabistan, ABD ile İran arasında Körfez'de artan gerilimin ışığında dün yaptığı açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) karasularındaki bölgede iki petrol tankerine saldırı düzenlendiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el-Falih, saldırıyı kınadı ve bunun küresel petrol tedariğinin güvenliğine yönelik bir saldırı olduğunu belirtti. Halid el-Falih, SPA'ya yaptığı açıklamada, "Pazar sabahı iki Suudi gemisine, BAE'nin ekonomik sularında, el-Fuceyra Emirliği yakınında, Arap Körfezi'ni geçerken sabotaj saldırısı düzenledi" dedi. 12 Mayıs Pazar günü sabah saat 06.00'da meydana gelen kazanın ardından herhangi bir can kaybının ve sızıntının vuku bulmadığını kaydeden el-Falih, gemilerin ciddi zararlar aldığını söyledi.
Suudi Enerji Bakanı, uluslararası toplumun, denizlerin ve petrol tankerlerinin güvenliğini sağlaması gerektiğini dile getirerek, enerji piyasalarının etkilerini ve bunun dünya ekonomisi üzerindeki ciddiyetini öngörmek amacıyla ortak sorumluluk  bilinciyle hareket edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Ayrıca seyrüsefer özgürlüğünü hedef alan ve dünyanın her yerindeki tüketicilere yönelik petrol tedariki güvenliğini tehdit eden söz konusu saldırıyı kınadı.
Uluslararası Bağımsız Tanker Sahipleri Birliği (INTERTANKO) tarafından yapılan açıklamada, elde edilen fotoğraflarda ‘en az iki geminin yan tarafında bir silahla vurulmanın etkisiyle açılan delikler’ görüldüğü kaydedildi. Ticari ve denizcilik kaynaklarına göre, gemilerden biri Suudi Arabistan Ulusal Denizcilik Firması’na (Bahri) ait olan dev bir petrol tankeriyken, diğer gemi ise el-Merzuka isimli bir başka petrol tankeriydi.
Soruşturmalar devam ediyor
Öte yandan BAE'nin Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Muhammed Gargaş, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, soruşturmaların profesyonelce yürütüldüğünü belirterek, gerçeklerin açığa çıkarılacağını söyledi.
Riyad, deniz ticaret gemilerini hedef alan sabotaj eylemlerini kınadı. Suudi Dışişleri Bakanlığı'ndaki resmi bir kaynak, ülkesinin BAE karasuları yakınlarındaki ticari gemilerini hedef alan sabotaj saldırılarını kınadığını vurguladı. Bu saldırıların ‘deniz trafiğinin güvenliğiiçin ciddi bir tehdit olduğunu ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe olumsuz yansımaları olduğunu’ dile getiren kaynak, BAE'nin güvenliğini ve çıkarlarını korumak üzere atmış olduğu her adımda Suudi Arabistan'ın yanında olduğunu ifade etti.
Tankerlere yönelik sabotaj eylemlerine küresel kınamalar
BAE karasularındaki petrol tankerlerine yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemlerine karşı geniş çaplı tepkiler yağdı.
Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah,Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, önceki gün BAE karasuları yakınlarındaki ticari gemilerini hedef alan sabotaj saldırılarını kınadı. Ayrıca BAE yetkilileri tarafından yürütülen soruşturmaların, seyrüsefer güvenliğini ve ticari hareketliliği tehdit eden bu sabotaj eylemlerinin arkasında kimlerin olduğunu açığa çıkaracağını vurguladı.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Abdullatif ez-Zeyyani, gerçekleştirilen saldırıyı kınadığını dile getirdiği bir açıklamada bulundu. Yaşanan olayın ciddi bir tehlike arz ettiğini ifade eden ez-Zeyyani, söz konusu saldırıların bunları planlayan ve gerçekleştiren kimselerin kötü niyetlerini yansıttığını söyledi.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, gerçekleştirilen saldırıları sert ifadelerle kınadı ve bu sabotaj eylemlerinin deniz taşımacılığıgüvenliğini ciddi bir şekilde ihlal ettiğini ve bölgedeki tansiyonu yükselteceğini söyledi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Cidde’deki ana merkezinden yaptığı açıklamada, Umman Körfezi'ndeki BAE'nin ekonomik sularında dört ticaret gemisine yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemlerini en sert şekilde kınadı. Açıklamada söz konusu eylemlerin uluslararası deniz trafiğinin güvenliğini tehdit ettiği kaydedildi ve deniz seyrüseferlerin güvenliğinin sağlanması için uluslararası topluma sorumluluk alması çağrısında bulunuldu.
İngiltere Dışişleri Bakanı JeremyHunt, dün yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki gerginliğin tırmanması nedeniyle Körfez'deistenmeyen bir çatışma çıkabileceği hususundaki endişelerini dile getirdi.
Ürdün dün yaptığı açıklamada, aralarında iki Suudi petrol tankerinin de bulunduğu dört gemiye yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemlerini kınadı ve her ne olursa olsun Basra Körfezi'ndeki seyrüsefer güvenliği için tehdit oluşturan her şeyi reddettiği bildirdi. Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, BAE karasuları yakınlarındaki dört gemiye yönelik gerçekleştirilen saldırıların en sert şekilde kınandığı belirtildi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Süfyan el-Kudat,Ürdün'ün ‘"kaynağı ne olursa olsun, Arap Körfezi'ndeki deniz trafiği güvenliğini ve emniyetini tehdit eden herhangi bir suç eylemini’ tereddütsüz reddettiğini bildirdi.
Lübnan Başbakanı Saad Hariri, el-Fuceyra Emirliği yakınında BAE'nin karasularında seyreden petrol tankerlerine yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemelerini kınadı. Hariri dün yaptığı açıklamada, bu sabotaj eylemlerinin dünyanın en önemli su yollarından birindeki seyrüsefer güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Ayrıca söz konuş eylemlerin kardeş Arap ülkelerine ve ortak Arap güvenliğine doğrudan bir saldırı olduğunu dile getiren Hariri, bu eylemlerin uluslararası petrol piyasaları aracılığıyla küresel ekonominin istikrarını tehdit ettiğini belirtti. Hariri açıklamasının devamında, ülkesinin gerek BAE gerekse de Körfez'deki bütün Arap ülkelerinin yanında olduğunu dile getirdi.
Yemen, BAE’nin ekonomik sularında dört ticari kargo gemisine yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemlerini kınadı. Yemen Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu eylemlerin bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barış için doğrudan bir tehdit oluşturduğu kaydedildi. Açıklamanın devamında söz konusu saldırıların arasında olan kimselerin bölgedeki durumu istikrarsızlaştırmaya çalıştığı ifade edildi ve Yemen’in BAE’nin yanında durduğu belirtildi.
Arap Parlamentosu Başkanı Dr. Meşal bin Fehm es-Silmi de söz konusu saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Ticari gemilerin hedef alınmasının bir terör eylemi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve bu eylemlerin uluslararası barış ve güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getiren es-Silmi, bu eylemlerin faillerinin bir an önce bulunması için uluslararası topluma kararlı bir şekilde hareket etmesi çağrısında bulundu.
İran üzüntüsünü dile getirdi
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı tarafında yapılan açıklamada, BAE karasularındaki ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen sabotaj eylemlerinin ‘üzücü ve endişe verici’ olduğu kaydedildi ve olayın ayrıntılarının açığa çıkarılması için soruşturma başlatılması çağrısında bulunuldu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, farklı ülkelerden 4 ticari geminin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kara suları yakınlarında sabotaja uğramasının "endişe verici" olduğunu belirtti. Musevi, Umman Denizi'nde 4 ticari geminin sabotaja uğramasıyla ilgili Dışişleri Bakanlığı sitesinde yaptığı yazılı açıklamada olayın aydınlatılmasını istedi.
Olayın gemicilik faaliyetlerine ve geçiş güvenliğine yönelik olumsuz etkilerine dikkati çeken Musevi, “bölgenin güvenliğine zarar vermek isteyenlere, kötü niyetlilerin komplolarına ve dış faktörlerin maceralarına karşı bölgedeki ülkelerin uyanık olması gerektiğini” ifade etti.
İran Dışişleri Bakanlığı'nın yorumu, Devrim Muhafızları kurumları için çalışan ajansların ve gazetecilerin ‘söz konusu saldırıyı gerçekleştiren kimseleri direnişin çocukları’ olarak nitelendirmesini ardından geldi.
F-35 savaş uçakları Körfez üzerinde devriyeler gerçekleştirdi
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, son zamanlarda Ortadoğu’daki Amerikan menfaatlerine yönelik saldırı hazırlığında olmakla suçladığı İran’a yönelik baskılarını ve yaptırımlarını arttırdı. Nitekim F-35 savaş uçaklarının Körfez üzerinde devriye gezmeleri hadisesi, Washington ve Tahran arasındaki artan gerilim çerçevesinde yaşandı.
Washington, kendi adına Tahran'ı ‘yakın zamanda bir saldırı planlamakla’ suçlayarak, İran’la artan gerilim üzerine USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve bir bombardıman görev gücüne ek olarak ‘USS Arlington’ savaş gemisini ve Patriot hava savunma bataryasını Ortadoğu’ya gönderdi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo,Fransız, İngiliz ve Alman yetkililerle İran dosyasını görüşmek üzere Brüksel'e gitti. Ayrıca ABD'li bir yetkili Pompeo’nun gerçekleştireceği Moskova ziyaretini bundan dolayı iptal ettiğini söyledi.ABD Dışişleri Bakanı, İran dosyasına odaklanmak amacıyla son birkaç gün içinde Berlin ve Grönland’a gerçekleştireceği ziyaretleri iptal etti.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi,Tahran ve dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a yönelik yaptırımlarını arttırdı.Bu ay söz konusu yaptırımları daha sıkılaştıran Washington, Tahran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmek istediğini belirterek, bazı ülkelerin petrolalmalarını sağlayan muafiyetleri iptal etti.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.