Sıddık Yusuf: “Ordu ile güvenlik konseyinin kurulması hususunda anlaştık”

​Sıddık Yusuf
​Sıddık Yusuf
TT

Sıddık Yusuf: “Ordu ile güvenlik konseyinin kurulması hususunda anlaştık”

​Sıddık Yusuf
​Sıddık Yusuf

Sudan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri liderlerinden Sıddık Yusuf, Askeri Geçiş Konseyi liderleriyle olan süregelen müzakereler sırasında gerçekleştirilen şeylere ilişkin memnuniyetini dile getirerek, tarafların ‘egemen konseyin’ başkanlık edeceği bir güvenlik konseyi kurulması hususunda uzlaştıklarını söyledi.
Müzakere heyetinin bir üyesi olan Sıddık Yusuf, Şarku’lAvsat ile verdiği özel röportajda, müzakereler sırasında uzun bir yol kat edildiğini ve bir atılım gerçekleştirildiğini belirterek, bugün egemen konsey başkanının ve konseyin 10 üyesinin açıklanmasıyla birlikte sürecin sonlanacağını söyledi.
Komünist Parti Temsilcisi Sıddık Yusuf,bir sonraki iktidarın güvenlik konseyinin yetki ve işlevlerini tanımlayan bir yasa hazırlayacağını sözlerine ekledi. Savunma, dışişleri, içişleri, adalet ve maliye bakanlarının yeni güvenlik konseyine üye olacaklarını açıklayan Yusuf, Sudan'ın bölgelerini temsil eden 6 üye ve silahlı kuvvetleri temsil eden 3 üye ile birlikte egemen konsey için bir de kadının seçileceğine işaret etti.
Sıddık Yusuf ile gerçekleştirilen röportajın metni:
Müzakere komitesinin bir üyesi olarak Askeri Geçiş Konseyi ile yaptığınız anlaşmadan memnun musunuz?

- Son iki gün boyunca Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ile Askeri Geçiş Konseyi arasında gerçekleşen müzakerelerde uzunca bir yol kat edildi. Bu büyük bir atılım olarak kabul edilebilir. Müzakereler sırasında  ‘egemenlik konseyi, yasama konseyi ve yürütme konseyi’ olmak üzere 3 yönetim erkinin yetkileri üzerinde duruldu.
Sudan’ın tüm kesimlerini temsil eden bir egemenlik konseyi oluşturduk. Devletin sembolü olması itibariyle sadece yabancı büyükelçileri kabul etme, onaylandıktan sonra sözleşmeleri ve yasaları imzalama gibi görevleri olan konseyin yürütme veya yasamaya ilişkin herhangi bir yetkisi bulunmuyor. Bu, 1986’da tarihinde üçüncü demokrasi döneminde mevcut olan ve üzerinde uzlaşılan egemenlik konseyine benziyor.
Bunu büyük bir atılım olarak kabul ediyoruz. Çünkü askeri konsey tarafından sunduğumuz anayasal belgeye cevaben sunulan belgede tüm otoriteler egemenlik konseyine tahsis edilmişti. Bu büyük bir başarı ve eksiksiz bir anlaşmaya doğru atılmış bir adımdır.
Bu, Askeri Geçiş Konseyi’nin kendinden vermiş olduğu tavizlerden mi kaynaklanıyor, yoksa söz konusu atılım arabulucu komite tarafından mı gerçekleştirildi?
- Askeri Geçiş Konseyi’nin de kanaatinin bu yönde olduğunu, fakat güvenlik konusuna fazlasıyla odaklandıklarını düşünüyorum.Sudan'ın karşı karşıya kalacağı bir dizi problemle ilgili olarak çokça konuştular. Savaş meselelerinin yanı sıra eski rejimin kalıntılarından oluşan uyuyan hücreler ve silahlı milisler var. Bundan dolayı silahlı kuvvetlerin ve askeri konseyin büyük bir rol oynaması gerekiyor.
 ‘Ulusal savunma konseyi’ öneriniz iptal mi oldu?
- Evet, iptal edildi. Ama hükümete bağlı bir güvenlik konseyinin kurulmasıyla ilgili olarak prensipte anlaştık. Güvenlik konseyinin üyelerinin çoğunluğu savunma, dışişleri, içişleri, adalet ve maliye bakanlarından oluşacak. Çoğunluk, hedefleri ve planları belirleyen siciller olacak.
Güvenlik konseyine kim başkanlık edecek?
- Güvenlik konseyine henüz kim olacağına karar vermediğimiz egemenlik konseyi başkanı başkanlık edecek. Onlar egemenlik konseyi başkanının ordudan olmasını istiyorlar, fakat bu eğilime karşıyız. Çünkü ne Afrika Birliği (AfB) ne Avrupa Birliği (AB) ve ne de uluslararası toplum, konsey başkanının asker olmasını kabul eder. AfB Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi, konsey başkanının ordudan olmasını kabul etmemektedir.
Peki, Askeri Geçiş Konseyi’nin geçiş dönemindeki rolü ne olacak?
- Askeri bir konsey olmayacak. Egemenlik konseyindeki temsilcileriyle birlikte hükümette savunma bakanı tarafından temsil edilecekler. İçişleri Bakanı genellikle polislerden seçiliyor. Bu organlar güvenlik güçlerini temsil ediyorlar. Ancak egemenlik konseyin çoğunluğunu siviller oluşturacak.
Güvenlik konseyinin yetkileri neler?
- Güvenlik konseyinin yetki ve işlevlerini tanımlayan bir yasa oluşturulacak.
Egemenlik konseyinin yetkileriyle ilgili de bir yasa olacak mı?
- Egemenlik konseyi, anayasal belgede kararlaştırıldı. Geçiş dönemini düzenleyen bir anayasa bildirisinden bahsediyoruz. Konseylerin bütün yetki ve bileşenleri belgeye dahil edildi.
Bu, askeri konseyin bütün önerilerinden vazgeçtiği ve herhangi bir değişiklik yapmaksızın gönderdiğiniz anayasal belgeyi onayladığı anlamına mı geliyor?
- Evet,belge katılım oranları dışında herhangi bir değişiklik yapmadan onaylandı. Bundan böyle bu oranları, konseylerin oluşumunu ve geçiş dönemini tartışacağız.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, hala geçiş döneminin 4 yıl olması gerektiği hususunda ısrar mı ediyor?
- Evet, bu konuda taviz verilmeyecek.
Egemenlik konseyindeki katılım oranları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Askeri Geçiş Konseyi, arabulucu komite vasıtasıyla üç ordu mensubuna karşılık 7 sivilden oluşacak, başkanlığı bir sivilin üstleneceği ve başkan yardımcısının askeriyeden olması gibi bir şartın bulunmayacağı bir teklif yaptı. Bugün askeri konsey ile görüşmeye gideceğiz. Bu teklifi kabul edeceğimizi düşünüyorum.
Hükümetin kurulmasıyla ilgili olarak ne tür düzenlemeler var?
- Bakanlar kurulu hükümeti oluşturacak.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri tek başına mı geçiş hükümetini temsil edecek?
- Evet, tüm hükümet Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden olan kimselerden oluşacak. Ancak yasama konseyi ile ilgili olarak henüz bir anlaşmaya varmadık. 
Askeri Geçiş Konseyi’nin bazı siyasi güçlerin yasama meclisine katılımı konusunda ne gibi bir teklifte bulunmasını bekliyorsunuz?
- Askeri Geçiş Konseyi’nin bu hususta herhangi bir teklifi yok. Bugün tartışacağımız şey bu. Daha önce yasama meclisinde güçlü katılım olması gerektiğini ima etmişti.
Hangi güçlerin katılımını kabul edebilirsiniz?
- Bu güçleri belirleyen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri içerisinde bulunuyoruz. Bu güçler devrime katılan ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’ni imzalayanlardır.
Bugün gerçekleştirilecek toplantı bir anlaşmaya varılması için yapılacak son toplantı mı?
- Bugün konseylerin oluşumunu, yarın ise seçilen isimleri tartışacağız ve egemenlik konseyi başkanıyla üyelerinin kimler olacağını tartışacağız.
Konsey, herhangi bir bakanın veya milletvekilinin yasama meclisine aday gösterilmesine itiraz etme hakkına sahip mi?
- Ancak gerekli soruşturmaları yaptıktan sonra güvenlik bakımından problemli olduğunu düşündüğü bir husus söz konusuysa itiraz edebilir. Ne biz ne de onlar yolsuzluk yaptığından şüphelenilen birini kabul etme hakkına sahip değiliz.
Komünist Parti’nin de hükümet için önereceği adayları var mı?
- Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin bununla ilgili kurmuş olduğu bir komite var. Her parti adaylarını komiteye sunuyor.
Dün oturma eyleminin gerçekleştirdiği alanda protestoculara karşı gerçekleştirilen saldırının kasıtlı olduğunu düşünüyor musunuz?
- Buna dair birçok açıklama var. Saldırının, askeri konseyle bir anlaşmaya varmamızın ardından devrim karşıtı güçler tarafından gerçekleştirildiğini düşünenler var. Bir diğer ihtimal ise en başından beri oturma eylemini dağıtmak isteyen kimselerin böyle bir saldırıyı gerçekleştirdiği yönünde. Çünkü bütün kuvvetler başka giysiler giyebilirler. Çoğunluk hızlı destek kuvvetlerinin üniformalarını giyiyor. Bu konuda elimizde yeterince veri yok. Gece yarısı silah seslerini duyana kadar askeri konsey ile görüşmelerimizi sürdürdük.
Askeri konsey, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni ülkedeki durumu tırmandırmakla suçladı…
- Evet, barışçıl eylemlerimizi arttırdık. Dün bütün caddelerin kapatılmasıyla birlikte tansiyon zirveye ulaştı. Barikatları kurmamış olsaydık oturma eylemini gerçekleştiren birçok kişi ölüm veya yaralanmalara maruz kalacaktı.
Askeri konseyden protestocuların darp edilmeyeceğine dair söz aldınız mı?
- Silahlı kuvvetlerin rolünün Sudan halkını korumak ve oturma eyleminin gerçekleştirildiği alanın güvenliğini sağlamak olduğunu söylediler. Ancak Kuzey Hartum ile başkent Hartum’u birbirine bağlayan Mavi Nil Köprüsü yakınlarında darp olayları yaşandı.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri alana ne ölçüde hakim durumda?
- Oturma eyleminin gerçekleştirildiği alana gelen herkes Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ne bağlı değil. Ayrıca alana kimlerin gireceğine dair herhangi bir önkoşul yok. Herkesin alana girmeye hakkı var.
Askeri meclisin oturma eylemini şiddetle bastırmak istediğine dair şüpheleriniz var mı?
- Bu konuda hiçbir şüphemiz yok.
Konsey işleri kontrol edebiliyor mu?
- Önceki gün yaşananlar konseyin kontrolünün zayıflığını gösteriyor. Oysaki o gün erken saatlerde kendilerine, protestoculara gerçek mermilerle ateş edileceğine dair bildirimde bulunduk. Ordu en nihayetinde hükümetin bir parçası olacak.
Askeri rejimle eski rejimin sembol isimlerinin tutuklanmaları konusunu tartıştınız mı?
- Askeri Geçiş Konseyi’ne, devrik lider Ömer el-Beşir’in kardeşi Abbas’ın ülke dışına kaçması meselesini sorduk. Hatalarını kabul ettiler ve onu gözaltına almadıklarını söylediler.
Bazıları eski rejimin sembollerinin çoğunun evlerinde olduklarını ve tutuklanmadıklarını söylüyor…
- Bu doğru. Bu kimseler arasında milis komutanlarından Ali Karti de var. Askeri Geçiş Konseyi ile tutuklanmayan güvenlik güçleri ve eski rejimin sembolleri hakkında konuştuk. Şu an iktidarda değiliz. İktidara geldiğimiz gün durumlar değişecek. Ordunun eski rejimin sembol isimleri olarak bilinen kimseleri tutuklamaması büyük bir hata.
Sizce bir kez daha bu tür olaylar yaşanır mı?
- Oturma eyleminin gerçekleştirildiği alana yönelik saldırıyı duyar duymaz alana koşan Sudan halkının gücüne dayanıyoruz.
Meydana gelebilecek herhangi bir karşı devrime ilişkin endişeleriniz var mı?
- Mevcut koşullarda bu olasılık oldukça zayıf. Çünkü kitle hareketi günden güne tırmanıyor.
Gençlik devriminin başarısına ne kadar güveniyorsunuz?
- Zaferden eminiz ve kazanana kadar geri adım atmayacağız. Henüz politik bir grev veya sivil itaatsizlik söz konusu olmadı. Ülke genelinde kapsamı bir greve gitmedik. Konsey'in durum üzerinde herhangi bir kontrolü yok.
Askeri Geçiş Konseyi Başkanı el-Burhan’la bir araya geldiniz mi? İstifasını sunduğuna dair haberler ne kadar doğru?
- Birkaç gün önce iki toplantıda bir araya geldik.  İstifa ettiğini reddetti.
Komünist Parti’nin bu devrimin motoru olduğunu söyleyenler var…
- Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin bünyesindeki bütün gruplar, ülkede meydana gelen değişimin arkasındadırlar. Komünist Parti de bunun bir parçasıdır. Komünist Parti’nin 1989'dan bu yana atmış olduğu sloganlar Sudan halkı nezdinde böyle bir kanaatin oluşmasına yol açmış olabilir.
SPA’nın liderliğindeki çoğunluğu siz mi oluşturuyorsunuz?
- Bu kesinlikle doğru değil. SPA’da ön planda olan isimler Muhammed Naci el-Asam ve Ahmed Rebi’dir. Ahmed Rebi’nin üniversitede öğrenciyken herhangi bir politik eğiliminin olduğu bilinmiyordu. Onlarında dışında da diğer birçok doktor ve mühendis var.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri neden 4 yıllık bir geçiş sürecinde ısrar ediyor?
- Çünkü hükümetin önünde tamamlaması gereken birçok görev var. Sudan'da sekiz ayrı askeri oluşum var. Tek bir orduya ulaşmak için böyle süreye ihtiyacımız var. Bunu yanı sıra savaşın etkilerinin üstesinden gelinmesi, ekonomik kriz, suçluların davaları ve  1989’dan bu yana eski rejimin imzaladığı tüm anlaşmaların gözden geçirilmesi böyle bir sürede ısrar etmemizdeki temel unsurlar arasında yer alıyor. Program oldukça büyük ve muhtemelen 4 yıl da bunun için yeterli olmayacak.
Komünist Parti geçiş dönemi başbakanlığı için aday gösterecek mi?
- Başbakan, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri bünyesinde kararlaştırılır. Bu çalışmayla ilgili kurulan bir komite var. Her parti kendi adayını bu komiteye sunuyor.
Komünist Parti Hamdok’u başbakan olarak aday gösterdi mi?
- Hamdok'u biz aday göstermedik. Hamdok, SPA ve Federal Birlik Partisi tarafından aday gösterildi.
Parti sizi geçici hükümetteki herhangi bir pozisyon için aday olarak gösterdi mi?
- Parti beni egemenlik konseyi üyeliğine aday gösterdi. Fakat başarıyı garanti etmiyorum. Komite tarafından konulan esaslar oldukça farklı. Konseyde 7 tane sivil üye olacak. Bu üyelerden biri kadın ve diğer 6 kişi farklı eyaletlerden olacak. Hartum'dan bir aday göstereceğiz. Diğer tarafların ağırlığıyla birlikte sizce kazanma ihtimalim var mı?



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.