BMGK, Suriye gündemiyle acil toplanıyor

Suriye’nin kuzeybatısındaki Cisr eş-Şuğur’da bir dükkan sahibi uçakların düzenlediği hava saldırısının ardından yaşanan yıkımı inceliyor
Suriye’nin kuzeybatısındaki Cisr eş-Şuğur’da bir dükkan sahibi uçakların düzenlediği hava saldırısının ardından yaşanan yıkımı inceliyor
TT

BMGK, Suriye gündemiyle acil toplanıyor

Suriye’nin kuzeybatısındaki Cisr eş-Şuğur’da bir dükkan sahibi uçakların düzenlediği hava saldırısının ardından yaşanan yıkımı inceliyor
Suriye’nin kuzeybatısındaki Cisr eş-Şuğur’da bir dükkan sahibi uçakların düzenlediği hava saldırısının ardından yaşanan yıkımı inceliyor

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), bugün, Belçika, Almanya ve Kuveyt’in talebiyle Suriye’nin kuzeybatısındaki birçok bölgede tanık olunan askeri gerilimin yükselişini görüşmek üzere acil toplanacak.
Suriye’nin kuzeybatısında yaşananlar, ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de daha fazla endişeye kapılmasına yol açtı.
BMGK’nın daimi olmayan üyelerinden olan 3 ülke, 9’uncu yılına giren savaşın ortaya çıkardığı insani krizlerle başa çıkmak için çabalıyor.
Şarku’l Avsat’ın yetkililerden elde ettiği bilgilere göre Birleşmiş Milletler İnsani İşler Genel Sekreterliği ve Acil Yardım Koordinatörü Mark Lowcock, Halep yakınlarında bulunan ve en az 10 sivilin hayatını kaybettiği ve 30 kişinin de yaralandığına ilişkin raporların bulunduğu Filistinli mülteci kampı Nayrab’ın da aralarında bulunduğu bazı bölgelerde insani durumla ilgili brifing verecek.
Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı (UNRWA) tarafından bu saldırı ile ilgili yayınlanan açıklamada, “Aileler iftarlarını açmak için toplandığı sırada Halep’te yoğun bir nüfusa sahip olan Nayrab Filistin Mülteci Kampı’na bir saldırı düzenlendi. Hayatını kaybedenler arasında en küçüğü 6 yaşında olmak üzere 4 çocuk bulunurken, çok sayıda yaralının hayati tehlikesi devam ediyor” ifadeleri yer aldı.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir diplomat, ABD’nin BM Siyasi İşler Departmanı ile Barış İnşası Destek Ofisi’nin de bir brifing vermesi talebinde bulunduğunu ve bunun da toplantıya insani misyonun yanı sıra siyasi bir boyut kazandırabileceği bilgisini paylaştı. Bu toplantı, bir hafta önce düzenlenen ve birçok ülkenin kapsamlı bir saldırıdan kaynaklanabilecek olası bir insani krize dair endişelerini dile getirdikleri kapalı oturumun devamı olarak görülüyor.
Nisan ayının sonundan itibaren Suriye ordusu ve müttefiği Rusya, aşırılıkçıların kontrolü altındaki İdlib’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırmış bulunuyor. Bu da bölgede kontrolü yeniden sağlamak için bu güçlerin kapsamlı bir saldırı gerçekleştirebileceğine yönelik endişeleri artırdı.
Nisan ayından bu yana 119 sivil hayatını kaybetti
BM, Suriye’de yaşanan son askeri çatışmalar nedeniyle 180 bin kişinin yerinden edildiğini, Nisan ayının sonundan bu yana devam eden hava saldırlarında ise 119 sivilin hayatını kaybettiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’ın sorusuna verdiği yanıtta BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, BM’nin, Suriye’deki son gelişmeleri ve son günlerde ve haftalarda yaşanan gerilimi yakından takip ettiğini, Suriye’nin kuzeybatısındaki şiddet ve düşmanca saldırılarla ilgili sürekli ellerine ulaşan raporlardan dolayı endişe duyduklarını ifade etti. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen saldırılarda en az 100 sivilin hayatını kaybettiğine ya da yaralandığına, Nisan ayından bu yana ise 180 bin kişinin yerinden edildiğine işaret etti.
Bölgeden gelen raporlara göre yerlerinden edilen çok sayıda kişi, zor koşullar altında kendilerine sığınacak yerler arıyor.
Stephane Dujarric, daha önce de 11’i Hama, 6’sı İdlib ve 1 tanesi Halep’te olmak üzere son günlerde 18 sağlık kurumunun hava saldırılarına maruz kaldığına dikkat çekmiş ve insani yardım alanında görev yapanların güvenlik durumunun izin verdiği ölçüde ihtiyaçlara karşılık vermeyi sürdüreceklerini vurgulamıştı. Bu ihtiyaçlar, gıda stoklarının Suriye içerisinde özellikle insanların sığındıkları bölgelere yönlendirilmesini, 125 bin kişiye yetecek gıda yardımını ve ihtiyaç duydukları güvenlik ve sağlık hizmetlerini sağlamayı kapsıyor.
BM Suriye Özel Temsilcisi’nin özel danışmanı Najat Rochdi, 12 binden fazla kişinin temel hizmet ve yardımlarda görülen eksiklikler nedeniyle şartların daha da kötüleşmesinin ardından, Rukban kampından ayrıldığı bilgisini paylaştı. Rochdi, ”BM, kampa üçüncü konvoyu gönderme ve Rukban kampına gıda ve yakıt yardımlarının ticari yollar aracılığıyla erişiminin sürdürülmesi çağrılarını sürdürüyor” diye de ekledi. Kampta hala 29 bin kişinin yaşadığını belirten Rochdi, Şubat ayından bu yana kampta yaşayanlara ne insani yardım yapıldığını ne de yardım konvoyu gönderildiğini söyleyerek, açlığın çoktan başladığının altını çizdi.
Sivillerin hedef alınmasına kınama
İdilib’teki durumla ilgili olarak ise geçmişte saldırılara maruz kalmasının ardından daha güvenli bölgelere taşınanların da aralarında bulunduğu, okul ve sağlık merkezlerinde sivillerin hedef alınmasını şiddetle kınadı. Rochdi, ayrıca, sivil kayıplara ve sivil altyapıya ciddi zararlar veren hava saldırıları ve varil bombalarının aşırı kullanımının bütün insani prensiplere aykırı bir uygulama olduğunu, insanların korku ve hava saldırıları nedeniyle kaçtığını, bunun onların günlük acı gerçeği olduğunu vurguladı. Savaşan taraflara ateşkes anlaşmasına uyma çağrısını yineledi.



Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.

Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.

Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.

İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.


Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.

Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.

Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.

Açıklama, iki güç arasında Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.

Kadi­siye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.

Kadi­siye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

Güvenlik haritası

Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.

Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.

El-Mahcub Tugayı

El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.

Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.

Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.

Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.

El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, Washington’a meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, “şantaj” olarak nitelendirdiği girişimi reddetti. Burhan, herhangi bir seyahat vizesi almak istemediğini ve Sudan’dan ayrılmayacağını söyledi. Açıklamaları, ABD’nin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ülkeye giriş vizesi vermeme kararına gönderme olarak değerlendirildi.

Burhan, 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda ülkesinin heyetine başkanlık ederek konuşma yapmayı planlıyordu. Ancak Washington kendisine giriş vizesi vermedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin vize vermesi, Burhan’ın Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşta 90 günlük insani ateşkesi kabul etmesine bağlıydı. Söz konusu ateşkes önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos tarafından sunuldu. Ancak Burhan öneriyi reddederek, savaşı sürdürme kararlılığını belirtti.