Askeri konsey ile Sudan muhalefetinin ilk gün üzerinde ittifak ettikleri ilk şey…

13 Mayıs'ta başkent Hartum'da lastik yakan Sudanlı protestocular (Reuters)
13 Mayıs'ta başkent Hartum'da lastik yakan Sudanlı protestocular (Reuters)
TT

Askeri konsey ile Sudan muhalefetinin ilk gün üzerinde ittifak ettikleri ilk şey…

13 Mayıs'ta başkent Hartum'da lastik yakan Sudanlı protestocular (Reuters)
13 Mayıs'ta başkent Hartum'da lastik yakan Sudanlı protestocular (Reuters)

Sudan’ın başkenti Hartum’da, Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki ‘anlaşmazlık noktalarını tartışmak üzere 72 saatlik müzakereler’ olarak bilinen doğrudan görüşmelere yeniden başlandı.
Öte yandan, AGK Sözcüsü Şemseddin Kebaşi, tarafların geçiş dönemi iktidarının genel yapısı ile başkanlık, yasama ve yürütme organlarının yetkileri üzerinde konuştuklarını ve tamamen anlaştıklarını açıkladı. Görüşmelerin olumlu geçtiğini belirten Kebaşi, gerçekleştirilen müzakere turuna oldukça olumlu bir atmosferin hakim olduğunu söyledi.
Buna karşılık, ÖDBG Sözcüsü Taha Osman İshak ise tarafların mevcut askeri konseyin yerine asker ve sivil üyelerden oluşan yeni bir başkanlık konseyi oluşturulması hususunda anlaştıklarını belirtti.
Üç gün sürecek olan dördüncü müzakere turu, muhalefet güçleri tarafından başlatılan ‘devrimci bir tırmanışının’ ardından geldi. Independent Arabia'dan Ahmed Ebu el-Meali'nin haberine göre protestocular, Hartum'daki ana yolları kapatarak şehirdeki trafiğin felç olmasına yol açarken; buna karşılık olarak güvenlik güçleri, protestocuları dağıtmak ve yolları açmak için göz yaşartıcı gaz kullandılar.
İki taraf arasındaki müzakereler, AGK’nin muhalefet tarafından sunulan tekliflerle ilgili çekincelerini dile getirmesinden sonra durmuştu.
Anlaşmazlık noktaları
Tartışmalı hususlar arasında, AGK’nin geçiş dönemi için 2 yıl, ÖDBG’nin ise 4 yıllık bir süre önerilerinin yanı sıra, geçiş dönemi sırasında yapılması gereken görevler ve egemenlik konseyinin oluşumu ve yetkileri yer alıyor. Parlamenter bir sistem mi kabul edilecek, yoksa başkanlık sistemi mi? Ya da her ikisinin karşımı bir sistem mi benimsenecek? Ayrıca yönetim düzeylerindeki yetkiler nasıl olacak?
AGK Sözcüsü Kebaşi, pazartesi yaptığı açıklamada, tarafların egemenlik konseyindeki katılım oranlarını tartışacaklarını ifade etmişti.
Müzakereler başarısız olursa
AGK ile ÖDBG arasında süregelen müzakerelerin çıkmaza girmesi durumunda, AGK yetkin kimselerden oluşan bir hükümetin kurulmasına ve altı ay sonra seçimlere gidilmesi önerisinde bulunacak. Buna karşılık ÖDBG ise AGK'yi devirmek ve ülkedeki tansiyonu tırmandırmak için protestolara başvuracak.
Ancak gözlemciler, müzakerelerin çıkmaza girmesi halinde Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri arasında bir bölünmenin yaşanacağını düşünüyorlar. Nitekim muhalif koalisyonun bazı bileşenleri, siyasi boşluğun devam etmesi halinde ülkenin bir kaosa sürüklenebileceği endişesiyle askeri konsey ile bir anlaşmaya varılmasını istiyorlar.
Erken seçim
Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) liderlerinden Yusuf Mustafa, “AGK’nin 4 yıllık bir geçiş süresini kabul etmemesi durumunda, erken seçimlerin onların dediği gibi 6 ayda değil, 4 ay içerisinde yapılmasını önereceğiz. Ancak herhangi bir istismarın söz konusu olmayacağından emin olmak için seçimlerin uluslararası gözetim altında yapılmasında ısrar edeceğiz. Azledilen Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’in partine karşıt olan genel atmosferden dolayı parti, hiçbir şekilde siyasi hayatta yer alamayacak” açıklamasında bulundu.
Mustafa, “Askeri Geçiş Konseyi şu süreçte cesaret kazandı. Halka ve siyasi iradeye meydan okuyan tutumlarının nerden kaynaklandığını bilmiyorum. Askeri konsey, geçen haftaya kadar, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ne ve halkın taleplerine saygı duyduğunu söylüyordu. Ancak konseyin son tutumu, sahnedeki güçleri açık bir şekilde hafife aldığını gösteriyor” diyerek sözlerini sürdürdü.
Ümmet Partisi lideri Mübarek Fadıl Mehdi, askeri konsey ile muhalefet arasında süregelen müzakerelerin başarısız olması durumunda, bir teknokrat hükümetin atanması ve birkaç ay içinde seçimlerin yapılması seçeneğine başvurulacağını düşünüyor. Mevcut anayasal boşluğun bir darbeye yol açacağını dile getiren Mehdi, böylece muhalefet liderlerinin Kobar Cezaevi'nde bulunan Beşir’e katılacaklarını söyledi.
Başkanlık konseyinin yetkilerinin ‘güvenlik, savunma, dış politika, federal yönetim ve merkez bankasının denetimi’ ile sınırlı olması gerektiğini ifade eden Mehdi, askeri konseye ‘muhalefetten olan adaylardan bir başbakan seçmesini’ önerdi. Ayrıca barışa ilişkin girişimlere başlanması kapsamında, Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nil bölgelerindeki silahlı hareketlerle yüksek bir barış konseyi kurma ihtiyacını vurguladı.
Beşir’e yönelik suçlamalar
Sudan başsavcısı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir’e yöneltilen suçlamanın, rejime karşı başlatılan protestolar sırasında ‘göstericileri öldürmek’ olduğunu bildirerek, “Ömer el-Beşir ve diğerleri, göstericilerin öldürülmesini teşvik etmek ve bu cinayetlere katılmakla suçlanıyorlar” dedi.
Açıklamada Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, son olaylardaki cinayet soruşturmalarının tamamlanmasının hızlandırılması yönünde talimat verdiği kaydedildi.
Bununla birlikte başsavcı, Ömer el-Beşir’e anayasal düzene karşı darbe suçlamasıyla dava açılmasını kabul etti. İthamda bulunan avukatlar, pazartesi günü düzenledikleri basın toplantısında, başsavcının Beşir aleyhindeki davayı kabul ettiğini ve Hartum savcısının davayı soruşturmaya başlayacağını açıkladılar. Açıklamada, Beşir’in davasının Sudan’da görülmesinin ve Uluslararası Ceza Mahkemesine teslim edilmemesinin tercih edildiği kaydedildi.
Sudanlı 4 avukat geçen hafta, Beşir ile diğer siyasi ve askeri liderlere karşı savcılığa şikayette bulundular. Avukat Ali Mahmud Hasaneyn, listede Beşir’in yanı sıra, 1989 yılında Ulusal İslami Cephe liderlerinden olan Ali Osman Muhammed Taha, Nafie Ali Nafie, Ali Hac Muhammed ve İbrahim Senusi isimlerinin yer aldığını açıkladı.



Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze Şeridi’nde nakit sıkıntısıyla karşı karşıya

Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)
Nisan 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta yıkılmış bir binanın enkazı önünde duran bir satıcıya ürünlerini düzenlemesi için yardım eden çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki piyasalarda faaliyet gösteren kişiler ile Hamas mensuplarının ifadeleri, hareket üyelerinin maaşlarını nakit olarak tahsil etme konusunda sıkıntı yaşadığını ortaya koydu. Çok sayıda esnafın nakit para kabulünü azaltması ve elektronik uygulamalar ile dijital cüzdanlara yönelmesi, bu sorunu daha da belirgin hâle getirdi.

Bu gelişme, İsrail’in son haftalarda Hamas’ın mali işlerinden sorumlu yetkilileri hedef alıp öldürme operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde meydana geldi. Söz konusu kişiler arasında, hareket mensuplarına maaşları ulaştırmakla görevli bazı isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Hamas çalışanlarının Şarku’l Avsat’a bildirdiğine göre gerek sivil yönetimde gerekse askeri kanat olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görev yapanların büyük bölümü maaşlarını nakit olarak alıyor.

Savaşın en yoğun yaşandığı yıllarda da Gazze halkı, paralarını elektronik ortamdan nakde çevirmekte zorluk çekiyordu.

İsrail, geçen ağustos ayında Hamas’ı ekonomik açıdan sıkıştırmak amacıyla şekel banknotlarının belirli bir kupürünün kullanımını yasakladı. Hamas’a bağlı polis teşkilatı da bunun ardından bir genelge yayımlayarak, dükkân sahiplerini ve diğer işletmeleri nakit parayla işlem yapmama konusunda uyardı.


Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Silahlı grupların “konuşlanma noktaları” Trablus’ta gerilimi yeniden artırdı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, Trablus’ta düzenlenen bir güvenlik toplantısında (Arşiv-Dibeybe’nin Ofisi)

Libya’nın başkenti Trablus’ta güvenlik ve askeri gruplar arasındaki gerilim yeniden arttı. Trablus’un merkezinde Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan anlaşmazlık, son iki yılda yeniden şekillendirilen güvenlik düzeninin, geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin başkentteki silahlı grupların ve güvenlik birimlerinin varlığını yeniden düzenleme girişimlerine rağmen henüz kalıcı bir istikrara kavuşmadığını ortaya koydu.

Misrata kökenli El-Mahcub Tugayı, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Adli Polis Teşkilatı ile birlikte Trablus’taki Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini duyurdu. Açıklamada, güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla Başbakanlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Galbun ile yapılacak toplantının beklendiği ifade edildi.

Tugay, anlaşmazlığın “kişisel değil, güvenlikle ilgili” olduğunu ve Savunma Bakanı tarafından görevlendirilen herhangi bir gücün, onaylanmış güvenlik düzenlemeleri uyarınca herhangi bir noktada konuşlanmasına izin veren düzenlemelere dayandığını belirtti.

Açıklama, iki güç arasında Kadi­siye Adası’ndaki konuşlanma konusunda yaşanan gerilimin ortasında geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu bölge, geçmişte farklı güvenlik grupları arasında nüfuz alanlarının ve konuşlanma düzenlemelerinin çakışması nedeniyle çeşitli gerilimlere sahne olmuştu.

Kadi­siye Adası daha önce de farklı gruplar arasında gerilim noktası oldu. Geçen yıl İçişleri Bakanlığına bağlı Genel Güvenlik Teşkilatı güçlerinin bölgeye girmesi ve bunun ardından başka güçlerin başkentin çeşitli bölgelerinde yeniden konuşlanmak üzere harekete geçmesi bunlar arasında yer alıyor.

Kadi­siye Adası’ndan yapılan açıklamalı çekilme, anlaşmazlığın nihai olarak çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tarafların, konuşlanma düzenlemelerini belirlemek üzere gerçekleştireceği toplantı, Dibeybe hükümetinin güvenlik güçleri arasındaki anlaşmazlıkların yeniden çatışmaya dönüşmesini önleme kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

Güvenlik haritası

Ulusal Birlik Hükümeti ile Dibeybe karşıtı Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı arasında daha önce varılan düzenlemeler, teşkilat güçlerinin Trablus’taki bazı noktalardan yeniden konuşlandırılmasını öngörüyordu. Bu düzenlemeler, teşkilatın hukuki statüsü ve konuşlanma bölgeleri konusunda yaşanan gerilim döneminin ardından yapılmıştı.

Geçtiğimiz temmuz ayında Caydırma Teşkilatı’nın başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski konuşlanma noktalarına dönmesine yönelik talimatlar verildi. Bu gelişme, bazı çevrelerce Trablus’taki güvenlik haritasının yeniden şekillendirildiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Başkentte güvenlik ve askeri görevleri üstlenen kurumların çokluğu, tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçlerin yanı sıra Caydırma Teşkilatı, Adli Polis ve Misrata ile diğer kentlerden gelen çeşitli silahlı gruplar bulunuyor. Bu durum, herhangi bir konuşlanma noktası konusunda yaşanan anlaşmazlığın siyasi ve güvenlik düzeyinde çözülememesi hâlinde daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor.

Dibeybe hükümeti, geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından güvenlik haritasını yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ancak hükümet, güvenliği sağlamak için aynı zamanda birden fazla güce başvuruyor. Bu da gruplar arasındaki denge sorununun devam etmesine neden oluyor. Bunun en belirgin örneklerinden biri, daha önce farklı nüfuz alanlarına ve konuşlanma düzenlemelerine sahip güvenlik birimleri ile güçlerden unsurları tek bir yapı altında toplayan Trablus Güvenlik Müdürlüğü Destek Gücü.

El-Mahcub Tugayı

El-Mahcub Tugayı, Misrata kentinden çıkan silahlı gruplardan biri ve Merkezi Askeri Bölge bünyesinde faaliyet gösteriyor. Kolektif bir komuta yapısına sahip olan tugayın aksine, Adli Polis Teşkilatı resmî olarak Ulusal Birlik Hükümeti bünyesindeki Adalet Bakanlığına bağlı bulunuyor. Teşkilat; mahkemelerin ve cezaevlerinin korunması, mahkeme kararları ile adli emirlerin uygulanması ve tutuklu ile hükümlülerin naklinden sorumlu.

Resmî statüsüne rağmen teşkilat, son yıllarda başkentteki diğer silahlı gruplarla çeşitli alanlarda kesişen yetkilere sahip oldu ve nüfuz mücadeleleri kapsamında komuta kademesinde sık sık değişiklikler yaşandı.

Terör ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Teşkilatı ise Trablus’taki en güçlü gruplardan biri olarak öne çıkıyor. Teşkilatın başında Abdürrauf Kara bulunuyor. Teşkilat esas olarak, sivil havalimanı, hava üssü ve Trablus’taki başlıca cezaevlerinden birini bünyesinde barındıran Mitiga Kompleksi’nde konuşlanıyor.

Teşkilat geniş bir nüfuza sahip ve sahada yüksek düzeyde özerkliğini koruyor. Farklı dönemlerde görünüşte Başkanlık Konseyi veya hükümete bağlı olsa da Dibeybe hükümetiyle ilişkileri geçen yıl ciddi gerilimlere sahne oldu. Bunun ardından Temmuz 2026’da yapılan güvenlik düzenlemeleri kapsamında unsurlarının başkentin doğu ve merkezindeki bazı eski mevzilerine yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.

Bunların yanı sıra başkentte 444. Muharebe Tugayı ve 111. Tugay gibi başka grupların yanı sıra Misrata ve diğer batı kentlerinden gelen birlikler ile Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı güçler de bulunuyor.

El-Mahcub Tugayı’nın güvenlik noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılacak toplantıyı bekleyerek Kadi­siye Adası’ndan çekildiğini açıklaması, sahadaki güçler arasında konuşlanma dağılımının henüz nihai olarak belirlenmediğini gösteriyor. Hükümetin ortak güvenlik düzenlemeleri dayatma ve anlaşmazlıkların açık çatışmalara dönüşmesini önleme kapasitesi ise önümüzdeki dönemde başkentin istikrarı açısından en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
TT

Burhan, vize başvurusunun reddedilmesinin ardından Washington’a meydan okudu

Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)
Burhan, “Hartum Stadyumu”nda düzenlenen gençlik buluşmasına katılanları selamlıyor (Egemenlik Konseyi Medya Ofisi)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, Washington’a meydan okuyan açıklamalarda bulunarak, “şantaj” olarak nitelendirdiği girişimi reddetti. Burhan, herhangi bir seyahat vizesi almak istemediğini ve Sudan’dan ayrılmayacağını söyledi. Açıklamaları, ABD’nin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ülkeye giriş vizesi vermeme kararına gönderme olarak değerlendirildi.

Burhan, 24 Eylül’de New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturumunda ülkesinin heyetine başkanlık ederek konuşma yapmayı planlıyordu. Ancak Washington kendisine giriş vizesi vermedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin vize vermesi, Burhan’ın Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşta 90 günlük insani ateşkesi kabul etmesine bağlıydı. Söz konusu ateşkes önerisi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos tarafından sunuldu. Ancak Burhan öneriyi reddederek, savaşı sürdürme kararlılığını belirtti.