AP seçimlerinde popülist partilerden büyük başarı

İtalya İçişleri Bakanı Salvini dün Milano’da oyunu kullandı.
İtalya İçişleri Bakanı Salvini dün Milano’da oyunu kullandı.
TT

AP seçimlerinde popülist partilerden büyük başarı

İtalya İçişleri Bakanı Salvini dün Milano’da oyunu kullandı.
İtalya İçişleri Bakanı Salvini dün Milano’da oyunu kullandı.

Avrupalılar Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcileri belirlemek için oy kullandı. Seçimlerde oyların aslan payını aşırı sağ güçler ve popülist partiler aldı.
Dün akşam açıklanan resmi olmayan sonuçlara göre Fransa’da Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Cephe, İtalya’da Matteo Salvini liderliğindeki Kuzey Ligi Partisi ve İngiltere’de Nigel Farage’ın liderliğindeki Brexit Partisi ilk sıralarda yer aldı. Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ise partisinin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde muhalefetin karşısında gerilemesinin ardından erken seçim çağrısı yaptı.
Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi oy oranını yaklaşık yüzde 11’e yükseltirken Yeşiller Partisi de hem Fransa hem de Almanya’da büyük başarılar elde etti.
AB’ye üye 21 ülkede seçmenler AP’deki temsilcilerini seçmek için popülist partiler ile geleneksel siyasi güçler arasında güçlü bir rekabet olacağına işaret eden anketlerin gölgesinde oy kullandı.
17 yaşındakilerin ilk defa oy kullandıkları Yunanistan’dan Portekiz’e, kıtanın batısından doğusuna seçim merkezlerinin açılış saatleri ülkeden ülkeye değişiklik gösterdi. Seçim merkezleri seçmelere aşamalı olarak kapılarını seçmenlere açtı. Fransız haber ajansına göre seçim merkezlerinin en son kapandığı ülke ise oy kullanımının dün akşam geç saatlere kadar devam ettiği İtalya oldu.
Brexit’in 31 Ekim’e ertelenmesinin ardından hızlıca seçimlere katılan İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 7 AB ülkesinde oy verme işlemi 23 Mayıs’ta başladı. İngiltere’nin AB’den ayrılması halinde ise  AP’deki İngiliz milletvekillerinin görev süresi sona erecek ve Parlamento’da sahip oldukları sandalyeler ya iptal edilecek ya da diğer ülkelere dağıtılacak.
Dün seçim merkezlerinin kapılarını kapatmasından birkaç saat önce elde edilen verilere göre geçmiştekilere kıyasla bu yılki AP seçimlerine katılım geniş oldu. Fransa’da İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre 2014’te düzenlenen son seçimlerde oy kullanma oranı yüzde 15,7 iken bu seçimlerin sadece ilk saatlerinde oy kullanan seçmenlerin oranı yüzde 19,3’e ulaştı. İspanya’da da son seçimde yüzde 23,9 olan katılım oranı bu oylamada yüzde 34,6’ya yükseldi.
Hırvatistan, Macaristan, Slovakya, Slovenya ve Romanya’dan gelen bilgiler, 2014 seçimlerinde katılım oranları Batı’dakine kıyasla çok düşük olan Doğu Avrupa’daki AB üyesi ülkelerde katılım oranlarının çok daha yüksek olduğuna işaret etti.
Avrupa’daki 427 milyon seçmen kendilerini 5 yıl boyunca AP’de temsil edecek ve Avrupa Birliği yasalarının oluşturulmasında önemli bir rol üstlenecek 751 milletvekilini seçmek için oy kullanmaya çağrıldı. Yetkilerini sürekli bir şekilde güçlendiren bu Avrupa kurumunun seçimleri genellikle düşük bir katılım oranına tanık oluyor. 2014 yılında yapılan son seçimlerde katılım oranı yüzde 42,6’da kalmıştı.
Fransa’da Marine Le Pen liderliğindeki Ulusal Cephe ile İtalya’da Matteo Salvini liderliğindeki Kuzey Ligi Partisi’nin zaferi, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’nun sunduğu Avrupa projelerine güçlü bir darbe vurdu.. Her iki oluşum da AP içerisinde milliyetçi ve Avrupa Birliği karşıtı partilerden geniş bir koalisyon kurmayı ümit ediyor. Bu güçler her ne kadar 2014 seçimlerinde de önemli bir oy oranına ulaşmış olsa da AP içerisinde güçlü bir blok oluşturmayı başaramayıp dağınık gruplar halinde kalmışlardı. Anketler ise söz konusu partilerin ilk sıralarda yer alsalar da oluşturdukları bu heterojen karışımın AP’de çoğunluğu elde edemeyeceğine işaret ediyor.
Fransız ve İtalyan popülist partilerin yanında Nigel Farage’ın kurmuş olduğu AB karşıtı Brexit Partisi’de Başbakan Theresa May’in AB ile imzaladığı anlaşmayı meclisten geçirmeyi başaramamasından yararlanarak ilk sırlarda yer almayı başardı. Muhafazakar Parti’nin lideri May ise geçen hafta istifasını açıklayarak bu başarısızlığının bedelini ödedi.
Oy kullanma işlemimin perşembe günü gerçekleştiği Hollanda’da ise Avrupa Komisyonu’nun ikinci ismi olan Frans Timmermans liderliğindeki İşçi Partisi ilk sıraya oturarak büyük bir sürprize imza attı. Halihazırda Avrupa Komisyonu Başkanı olan sağcı Jean-Claude Juncker’in yerini almaya aday olan sosyal demokratlar, seçimleri kazanacağı tahmin edilen liberal ve popülist güçlerin önüne geçmiş görünüyor.
İtalyan Kuzey Lig Partisi bu seçimlerde en çok sandalye elde eden partilerden biri olacağını tahmin ediyor. Göçmen karşıtı bir söylem benimseyen partinin lideri Salvini, seçim öncesinde Twitter üzerinden yayınladığı videoda Eurabia'ya Hayır (Arapların işgalinde bir Avrupa’ya Hayır) başlıklı bir mesaj vermişti.
Le Pen’in partisi ise Cumhurbaşkanı Macron’un desteklediği listeyi geçmeyi başardı.
Mevcut AP’de  Ulusal Cephe ile Lig Partisi’nin oluşturduğu Uluslar ve Özgürlükler Avrupası Bloğu, 37 sandalyeye sahip ama seçimlerin kesin sonuçlarının açıklanmasının ardından bu sayı iki katından fazlasına ulaşabilir. Salvini, AB karşıtı diğer partileri de bu bloğa katmak istiyor.
Salvini ayrıca Avrupa Halk Partisi’ndeki sosyal demokratlar grubu üyeliği halihazırda askıya alınmış olan ve geleceğe dönük planları belirsizliğini koruyan Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın liderliğindeki Macar Yurttaş Birliği (Fidesz) ile de iş birliği yapmak istiyor.
Ancak bütün bu yakınlaşma çabaları, aralarında Rusya karşıtlığının da bulunduğu bir dizi konuda bu partiler arasında yaşanan derin anlaşmazlıklar nedeniyle zorluklar ile karşı karşıya. Avrupa Halk Partisi (EPP) ve Sosyal Demokratlar ise AP’deki en büyük iki parti olarak konumlarını korusalar da bu seçimlerin sonuçlarına göre yasaları geçirmek için tek başlarına çoğunluğu kaybedecek gibi görünüyorlar.
Liberaller; Macron’un seçilmiş destekçileri ile birlikte kuracakları olası bir ittifakla AP’de önemli bir güç olmayı umarken Yeşiller Partisi de bugün geçmişte olmadığı kadar bölünmüş görünen siyasi ortamda dikkate alınması gereken bir taraf olmayı ümit ediyor.
Siyasi ortamın yeniden şekillenmesi, başta halihazırda Avrupa Halk Partisi’nden Junker’in başkanlığını yaptığı Avrupa Komisyonu olmak üzere birçok kesim için Avrupa kurumlarındaki kilit pozisyonları ele geçirmek için yürütülecek yarışta önemli bir rol oynayacak. Avrupa Parlamentosu Sözcüsü de yaptığı açıklamada “Hiç kimsenin 751 milletvekilinden 376’sının oyunu almadan Avrupa Komisyonu başkanı olamayacağını” belirtmişti.
Yapılacak atamalar ise Salı günü düzenlenecek AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde görüşülecek.



İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
TT

İngiltere'de bir hava üssünü hedef almayı planladıklarından şüphelenilen 5 kişi gözaltına alındı

İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)
İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde konuşlu ABD'ye ait B-1 bombardıman uçağı (AP)

İngiliz polisi dün ülkenin güneybatısındaki bir hava üssü yakınlarında, patlayıcı madde ve terör bağlantılı eylem hazırlığında olduklarından şüphelenilen 5 kişiyi gözaltına aldı.

Soruşturmayı yürüten müfettişler, dün erken saatlerde Fairford Hava Üssü'ne doğru ilerlediği değerlendirilen 3 şüpheli araç ihbarı üzerine harekete geçildiğini doğruladı. Emniyet yetkilileri daha sonra yaptıkları açıklamada, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, şüphelilerin tesise "ağır hasar vermeyi" hedeflediklerini belirterek, İngiliz ve ABD makamlarının bir süredir bu kişileri zaten takip ettiğini ve incelemenin sürdüğünü ifade etti.

Fairford Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 501. Savaş Desteği Kanadı'na ev sahipliği yapıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İngiltere'yi ABD bombardıman uçaklarının bu üsten havalanmasına izin vermemesi yönünde uyarılarda bulunmasının ardından Londra yönetimi temmuz ayında, silahlı kuvvetlerinin ülkeyi her türlü saldırıya karşı korumaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre soruşturmaya yakın bir kaynağa göre, şüphelilerin İran bağlantılı bir saikle hareket etmiş olması ihtimali en güçlü seçenek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte şüphelerin Rusya'nın olası bir sabotaj girişimini veya radikal İslamcı grupların bir komplosunu da kapsadığı belirtiliyor.


İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe